Senai Demirci

Senai Demirci

8.1/10
332 Kişi
·
1.287
Okunma
·
192
Beğeni
·
10.700
Gösterim
Adı:
Senai Demirci
Unvan:
Tıp Doktoru,yazar, Radyo ve Televizyoncu
Doğum:
Samsun, 11 Kasım 1964
1964'te Samsun'un Terme ilçesinde doğdu. Samsun'da başladığı tıp öğrenimini İstanbul'da sürdürdü ve 1990 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Sağlık Ocağı, Yaşama Gücü ve Yürüyüşler adlı TV programlarının yapımcılığı ve sunuculuğunun yanı sıra çeşitli radyo programları yaptı. Ev Akademisi seminerleri verdi. Çeşitli sağlık kuruluşlarında kalite ve kurumsal iletişim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Halen İstanbul Sağlık A.Ş.'de çalışmakta, çeşitli televizyon kanallarında programlar hazırlayıp sunmaktadır. Birçok dergi ve gazetede yayınlanan denemeleri dışında çok sayıda telif ve tercüme eseri bulunmaktadır.
Bir insan duyar diye çekindiğin sözü, o insan yokken, işitmezken söyleyebiliyorsan, sözünün estetiğini Allah'a göre değil, kullara göre ayarlıyorsun demektir.
"Zât’ın dilimize dua vermesi, bize yakarış temrinleri yaptırması, O’nun o duaları çoktan kabul etmeye hazır olduğunu gösteriyor, değil mi? Dua ile duanın kabulü arasında sadece o duanın dilimize değmesi bahanesi var."
Senai Demirci
Dile "Değer" Fatiha
ne çok şey gitti seninle.
sen ne çok şeymişsin meğer.
deniz sende birikirmiş.
gök senin kanında yükselir, dağlar senin teninde büyür, bahar senin gözlerinde dirilirdi...
meğer ki ben...
yazık ki ben...
esef ki ben...
kalbi mühürlü, gözleri perdeli...
sağır ve dilsiz bir ben kalmışım.
Sahip olmaya değil, şahit olmaya özne ol !
''Ben...'' diye başlamayı hak ettiğin tek cümle şu olmalı: ''Ben şahitlik ederim ki yoktur ilah, ancak ALLAH var.''
Selamunaleyküm Arkadaşlar,
Senai Demircinin okuduğum ilk eseriydi. Peygamber aşkını, hasretini ve sevdasını biraz şiirleştirerek sundu bizlere. Aralarda çok anlamlı karikatürleri bulunan eğlenceli, hüzünlü, ibretlik öyküleriyle yediden yetmişe her türe hitap eden eden bir eserdir.
Bir çiçeğe ulaşıp onu sulamak için diğer bütün çiçekleri ezen çocuk(adam)ın karikatürü, okyanusun içinde yağmurdan ıslanmamak için şemsiye açanın karikatürü ve sırtında bi dünya kadar küçük küçük insanları taşıyanın karikatürleriyle (buna hala mana veremedim) kitap bambaşka bir havaya büründü. Peygamberimiz(sav.)’in içinde bulunduğu dönem ve yaşadığı birkaç olaylar hüzünlü, karikatürler düşündürücü, şiirler ise dua tadında; bambaşka duyguları bir arada bulunduran bir kitap olmuş.
(Salavatı Parantez İçinde Bırakmayalım)

Kitabı beğendim okumanızı tavsiye ederim. İncelemeye M. Akif’in bir şiiriyle son vermek istiyorum.
Allah’a Emanet Olun Canlar…

On Dört Asır Evvel

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lakin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi!
Neden görecekler, göremezlerdi tabii;
Bir kere, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi,
Bir kerede, mamure-I dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin.
Salgındı, bugün şarkı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sum,
Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi geberdi!
Alemlere rahmetti evet şer-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, O'nun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyyet-i, medyun O'na ferdi.
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

Mehmet Akif Ersoy
Namaz kılmaya yönlendiren fakat bunu size şiirsel bir dil ile anlatan kitap.Okuduğunuz da mana diyarlarında ki yolculuktan keyif alıp,Yaratıcıya olan aşkınızı tekrar düşünmenize sebep olacak ...
Secde de kimin ile buluştuğunuza dikkat çekip,gönlünüze ılık yağmur tanelerinin kokusu gibi duygular yükleyecek,sıkılmadan okuyacağınız bu eseri tavsiye ederim...
Allah'ın bildiğimiz isimlerinin dışındaki esmalarını bulacağınız ve her ismin altında o ismin tekabül ettiği dualarla süslü harika bir eser.Duaların dili sade ve şiirsel...
Ben keyif ile okumuştum...
Sınanmadığımız günahların masumu sayamayız kendimizi. Sınanıp kaybedenleri görünce de sırf sınanmayışımız yüzünden masum kalışımızı da başkalarını ayıplama gerekçesi yapamayız.
En güzel şekilde suret verilip yaratılan insanı en güzel şekilde tasvir eden ve ondaki güzelliklere ışık tutup "bak sen bu kadar harika bir şeysin.." dedirten bir kitap oldu benim için. Yaratılan hiçbir uzvun gereksiz olmadığını ve hepsinin en güzel ve en mükemmel şekilde varolduğunu bize kanıtlamış.
İnsan bedeninin sonsuzluğa uygun olmadığını bilim insanlarının insanı sonsuz yaşama hazırlamak için insan vücudunda "böyle olsa şöyle olsa insan sonsuz yaşayabilir" şeklinde biçim verdiklerinde estetik açıdan çok çirkin bir hâl alıyor. Ve burda bize soruyor "Sonsuz bir çirkinlik mi yoksa az bir ömürle güzellik mi ?" Tabi de her insan güzellik ve estetiği tercih eder. Insan her daim güzeli sever.
Her zaman dediğim gibi bu tarz mealleri okumadan önce mutlaka Elmalılı Hamdi Yazır diye klasik mealleri okumak gereğini,sonrasında bu eserleri okumak gerektiğini düşünüyorum:
Kitaba gelince;
Zorlama meal ifadeleri olsa da hoş ve farklı yorumlar güzellik katmış.
Severek okudum ve okumanızı da tavsiye ediyorum.
-Öldüğün gün okunacak bir kitap yazabilir misin?
Zor.yazamam
-Ama deneyimli bir yazarsın
Hayır değilim
-...
Ben hiç ölmedim ki..
Diye başlıyorsunuz kitaba ve sizi öyle içine cekiyor ki yaşam ve ölüm nedir ? Insanlar ölünce diğerlerinin tepkisi ne olur ? Peki sıra baan gelince tepki verecek insan var mı? Gerçekten benim içinde üzülecek dostlarım var mı? Telefon rehberimde A dan Z ye bir sürü numara var hepsi çevrim içi peki sen bir gün çevrim dışı olursan akıllarına gelicek misin hiç?.......Kitaba başladığımdan berli insanin kednidi sorgulamamasi imkansiz.Aklınızda bunlar gibi deli sorular donup duruyor.Ve en çok ta ne etkiliyor biliyor musunuz .Bir yazarın yazmak isteyipte yazamamasi .Insanlar yaşadıkları olayları yazarken zorlanmazlar ama ölüm? Senai Demircide yaşamadığı ölümü yazmaya başladı ve ortaya müthiş bir eser çıktı.....
Emin olun kitabı okuduktan sonra Rabbiniz ile bağlarınız güçlenecek, onu daha iyi tanıyacak daha çok bağlanacaksınız ... Şükretmeniz için zaman aramayacak , her zamanın şükretmemiz için bir vesile olduğunu anlayacaksınız...
Yûsuf iffeti vardır ya. İnsanı gerçekten hayran bırakır. Belki yüzlerce kere dinlememize rağmen Allah aşkına etrafınıza bakın kimin sevgilisi yok? Kim gerçekten bir kızın veya bir erkeğin elini tutmamış?Günümüze bakınca sevgilisi olmamış el ele tutuşmamış insan görüncede ya takdir ediliyor,ya uzaydan gelmiş insan muamelesi yapiliyor. Olması gereken böyleyken neden tuhaf ve garipsiyoruz.Acı bir insanlık... Acınılası bir kulluk..
Gerçekten çağımızın iffetsizlik hastalığına okka gibi Yûsûf kıssası iniyor. Demirci'nin kalemiyle de yoğrulan Yûsuf(a.s) kıssası hem günümüze hem de o zamana ışık tutularak o kadar güzel anlatılmış ki.. Yeri geldiğinde kuyuya düşen siz,yeri geldiğinde kuyuya iten siz, ve belki yâkubca bekleyişten gözlerini kaybeden de siz oluyorsunuz...

Hasetten,dedikoduya iffete çağımızın en sıkıntılı en zayıf noktalarına çok güzel ve yerinde tespitlerde bulunulmuş. Senai Demirci'nin kalemini biliyorsanız aynı tarzda.Şiir gibi kitaptır.nerdeyse her sayfada altı çizili bir cümle vardır kitabımda. Çünkü bazı cümleler öyle bir iniyor ki önünüze işte bu dedirtiyor insana... 'Yâ esefâ'nidalarıyla yankılanan bir ruhumuz var bizimde artık. Pişmanlıklarımızla çaresizliklerimizle. Ama en çok ta af dileyen bir dilimiz gönlümüzle...

Ha sonlarına doğru çok fazla tekrara düşmüş o biraz sıkıyor.

Son olarak kitapta belki en çok etkilendiğim cümleyi buraya bırakmadan önce en azından Yûsuf (a.s) ile ilgili bir kitap okumasanız bile kitapların en güzel kitabında Kur'an da Yûsuf suresinin mealini şiddetle okumanızı tavsiye ederim .
*Herkesin odası su alıyor.Gomlegi sağlam değil kimsenin.Yırtıldı yırtılıyor.
Gömleğin varsa, gömleğe uzanacak eller var bilesin.Elin varsa sen de bir gömleği yırtabilecegini bilesin.Kimse masum değil.*
‌Gömleğimizin kumaşının Yûsuf (a.s) ınkinden, Yûsuf ahlakı olan insanlardan olmak dileğiyle...
‌Vesselam.
Senai Demirci ile yılllar önce Tıp Bayramında bir öğrenci etkinliğinde kitap söyleşisinde tanışmıştım. İnsanların belki de en çabuk unuttuğu ve şükür imtihanını en çok kaybettiği, Rabbin en güzel lütfu evlat nimetinde; insanların gaflette olduğunu anlatırken; kendi erkek kardeşini her aradığında, kızının kıymetini ve şükrünü hatırlatmak için kardeşine kendi ismiyle –Ahmet- diye seslenmek yerine, -Ayşe’nin babası - diye hitap ettiğini paylaşmıştı. O zamanlar pediyatrı stajında olduğumdan muhtemel, beni çok etkilemişti. Bir erkeğe göre fazlasıyla ince, nezih ve duygusal bir ruhun yazdıklarını merak edip almıştım kitaplarını…
Söz yangını, gıybet ve dedikodu hakkında okuduğum en orijinal kitaptı diyebilirim. Bildiğimiz dini ilmihal bilgilerinden ziyade ahlaken, vicdanen, manen, fıtraten, mantıken ve toplumsal olarak gıybetin çirkinliğini idafe edip, gerçekten hissettiren yazılardan oluşmakta. Eleştirileri itici değil, zira samimane kendisiyle yüzleşmek ve hesaplaşmak niyetiyle yazılmış. Tekrarlar çok olsa da seçilen kelimeler derin ve düşündürücü. Duygu yoğunlukta yazıldığı için arada yorulabilir , biraz sıkılabilirsiniz. Zaten kısa olan kitap aralıklı hatırlamak için de arada tekrar tekrar, parça parça da okunabilir diye düşünüyorum.
Aklımda en çok kalan ifade ise, gıybeti -dedikodu medeniyetinin kanlı ziyafeti- olarak tasvir etmesi…

Yazarın biyografisi

Adı:
Senai Demirci
Unvan:
Tıp Doktoru,yazar, Radyo ve Televizyoncu
Doğum:
Samsun, 11 Kasım 1964
1964'te Samsun'un Terme ilçesinde doğdu. Samsun'da başladığı tıp öğrenimini İstanbul'da sürdürdü ve 1990 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Sağlık Ocağı, Yaşama Gücü ve Yürüyüşler adlı TV programlarının yapımcılığı ve sunuculuğunun yanı sıra çeşitli radyo programları yaptı. Ev Akademisi seminerleri verdi. Çeşitli sağlık kuruluşlarında kalite ve kurumsal iletişim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Halen İstanbul Sağlık A.Ş.'de çalışmakta, çeşitli televizyon kanallarında programlar hazırlayıp sunmaktadır. Birçok dergi ve gazetede yayınlanan denemeleri dışında çok sayıda telif ve tercüme eseri bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 192 okur beğendi.
  • 1.287 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 596 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları