Senai Demirci

Senai Demirci

YazarÇevirmen
8.1/10
1.020 Kişi
·
3.916
Okunma
·
515
Beğeni
·
22,8bin
Gösterim
Adı:
Senai Demirci
Unvan:
Tıp Doktoru,yazar, Radyo ve Televizyoncu
Doğum:
Samsun, 11 Kasım 1964
1964'te Samsun'un Terme ilçesinde doğdu. Samsun'da başladığı tıp öğrenimini İstanbul'da sürdürdü ve 1990 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Sağlık Ocağı, Yaşama Gücü ve Yürüyüşler adlı TV programlarının yapımcılığı ve sunuculuğunun yanı sıra çeşitli radyo programları yaptı. Ev Akademisi seminerleri verdi. Çeşitli sağlık kuruluşlarında kalite ve kurumsal iletişim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Halen İstanbul Sağlık A.Ş.'de çalışmakta, çeşitli televizyon kanallarında programlar hazırlayıp sunmaktadır. Birçok dergi ve gazetede yayınlanan denemeleri dışında çok sayıda telif ve tercüme eseri bulunmaktadır.
240 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
EY MÜSTAKBEL ÖLÜLER !
Sen , sen evet sen... Sana diyorum!
ÖLDÜN :

“İlk kimi aramalısın? Öldüğünü önce kim duymalı? Kim öldüğüne en çok yanacaksa o.
Numaraları baştan aşağı süzüyorsun. A’dan Z’ye kadar o kadar çok kalabalık var ki... Ne kadar gereksiz numaralar. Şu kesin ki yokluğunu umursamayacak çoğu . Cevap veremediğinde ısrar etmeyecekler. Öldüğün duyulunca silinecek adın defterden.
Cevapsız çağrı bile olamayacak kadar önemsizsin.
Çıktın kapsama alanından. “

Başlayan her şey biter, gelen gider, doğan ölür...
Ömür tükenir...

Hep birileri ölür :
Yaşlanır ölür.
Trafik kazasında ölür.
Hastalanır ölür...

Hep başkaları ölecek değil ya!
Sen de öleceksin.

Ardından vah vah edecekler.
Ne iyi insandı diyecekler.
Gasiller yıkayacak.
Namazın kılınacak.
Omuzlarda taşınacaksın.
Toprağa bırakılacaksın.
Haklar helal edilecek.
Yasin okunacak.
Helvan yenecek.
Biraz ağıt...
Biraz gözyaşı...
7’siydi, 40’ydı, 52’siydi derkeeeeennnn
Adın daha az anılacak, gözyaşları kuruyacak ve hayat kaldığı yerden devam edecek.

Sosyal ağlarda bir süre yasın tutulacak sonra insanlar takipten çıkacak, şifreni bilen yoksa kim bilir daha ne kadar sanal olarak yaşayacaksın.

Kabir hayatı edebiyatı değil bu anlatı.
Ölüme bakış ama insanın kendi ölümüne.
Alışılmamış bağdaştırmalarla, teşbihlerle, afili cümlelerle edebi yönden doyurucu. Öyküleyici anlatım geri planda kaldığı için bir süre sonra olay örgüsünün eksikliği hissediliyor, tür roman olmasaydı belki bu eksiklik hoş görülebilirdi.

Konusu itibarıyla depresif, melankolik bir hava beklenirken tam tersine pozitif bir yaklaşımla okurun ölüm gerçeğiyle yüzleşmesi hedefleniyor. Ölümün bir son değil bir başlangıç olduğu ve ölümle barışmak gerekliliği vurgulanıyor.

Dipçe : Ben zaten ölümle kavgalı değildim; kavgalı olan , küsen varsa buyursun okusun.

EY FANİLER hayat kısa ...

Hiç açmadığınız kapılar varsa,
Yüzünüze kapalı kapılar varsa,
Eşiğine adım atmayacağınız kapılar varsa,
Açmaya yetişemediğiniz kapılar varsa,
Zile basın...
Entel Hadi entel hak
Leysel Hadi illa Hu

Kitap Amerika'da yaşayan bir psikolojik danışmanın tasavvufla tanışması ve geçirdiği değişimi anlatıyor.Dil olarak sade bir dil kullanılmış ve kaliteli bir çevri ile kitabın anlaşılması sağlanmış.
Dünya telaşesi içinde gönlünün sesini duymaya çalışan , aynı zamanda inzivaya çekilmeden seyri sülukünü tamamlamaya çalışan bir dervişin yaşadığı sıradan (!) olayların arkasındaki sırlar ve tevafuklar ile dolu yolculuğunun hikayesi.
Ama hep baklavanın tadı yada bal kavanozunu dışarıdan yalamak gibi oldu okumak..
208 syf.
·3 günde·Beğendi·5/10
Sınanmadığımız günahların masumu sayamayız kendimizi. Sınanıp kaybedenleri görünce de sırf sınanmayışımız yüzünden masum kalışımızı da başkalarını ayıplama gerekçesi yapamayız.
160 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Senai Demirci evlilik üzerine yazdı. Aşkın evliliğin elinden tutmasını dileyerek..

Aslında teoride belki de çoğumuzun bildiği ama konu biz olunca görmek istemediğimiz ya da pratiğe dökemediğimiz birçok konuya yormayan bir üslupla değinilmiş güzel bir kitap. Tavsiye edilir .. keyfle okuyunuz...
160 syf.
·Beğendi·8/10
Namaz kılmaya yönlendiren fakat bunu size şiirsel bir dil ile anlatan kitap.Okuduğunuz da mana diyarlarında ki yolculuktan keyif alıp,Yaratıcıya olan aşkınızı tekrar düşünmenize sebep olacak ...
Secde de kimin ile buluştuğunuza dikkat çekip,gönlünüze ılık yağmur tanelerinin kokusu gibi duygular yükleyecek,sıkılmadan okuyacağınız bu eseri tavsiye ederim...
208 syf.
Sözün güzelliği kısalığındadır.

https://youtu.be/K9zI9p39SY0

Yaşamak, kaybettiklerini kaybolduğun dünyanın dar sokakları arasında kaybedilen zamanların hüsranlığında aramak demekti. Bir yüze/ göze/ gönle sahip olduğunu hatırlayıp, zamanın geçmişliğini hayatın kalıbına pişmanlık olarak dökmekti. Yaşamak, kendini arama-bulma arasındaki ince bir çizgide var oluşunu anlamlandırma ameliyesiydi...

Yaşamak hayatın Yusuf"u olduğunu fark etmektir Demirci"ye göre. Kıssaların en güzelini en güzel olman için anlatması ondandır. Düştüğün dünyanın, düşmekle birlikte düşürdüğün/düşürülen dünyanın kalkması için bir uyandırma busesidir bu kıssa. Bu yüzden züleyhanın aşkına kurban edilmemesi gerekir bu kıssanın. Aşk masallarının, hikâyelerinin konusu olmaktan çıkmalı, düşürüldüğü derin uykudan uyandırılmalı Yusuf kıssası. U/yanmalı, yakmalı, akmalı yeniden...

"Ya esefâ!" gam ve kederin berrak sularında yıkanmaya varım çığlığı...
"Ya esefâ!" gam ve kederin kuşatıcı yangınına girmeye hazırım çığlığı...
"Ya esefâ!" gam ve kederin Yusuf"a uyanmasına ben de uyanmaya hazırım çığlığı...

Hayat üç evrede anlatılır her zaman. Doğum, yaşam ve ölüm... Üç yusuf"un dördüncüsü olmadın hiçbir zaman. Üç Yusuf"un üçünde de var olmak için nefes almaktasın. Üç Yusuf"un dördüncüsünü düşünmek için buradasın. Düşlemek ve Demirci"nin ifade ettiği gibi: "Zor zamanlar diye dünyanın yarınlarını" değil "Ölüm sonrasına dair kaygılar" yaşamak için buradasın. Şimdi buradayım diye-biliyorsan eğer, "Tenini ağırlayan bu zindanda, canının Yusuf" olduğunu bilmek için buradasın...

Bu kıssayla, kısaca, kıssaca var olmaya hazır mısın ey muhatap?

Öyleyse?...
Bana kitapla arandan çekilmek düşer, rüyadan uyanman niyetine...
160 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Selamunaleyküm Arkadaşlar,
Senai Demircinin okuduğum ilk eseriydi. Peygamber aşkını, hasretini ve sevdasını biraz şiirleştirerek sundu bizlere. Aralarda çok anlamlı karikatürleri bulunan eğlenceli, hüzünlü, ibretlik öyküleriyle yediden yetmişe her türe hitap eden eden bir eserdir.
Bir çiçeğe ulaşıp onu sulamak için diğer bütün çiçekleri ezen çocuk(adam)ın karikatürü, okyanusun içinde yağmurdan ıslanmamak için şemsiye açanın karikatürü ve sırtında bi dünya kadar küçük küçük insanları taşıyanın karikatürleriyle (buna hala mana veremedim) kitap bambaşka bir havaya büründü. Peygamberimiz(sav.)’in içinde bulunduğu dönem ve yaşadığı birkaç olaylar hüzünlü, karikatürler düşündürücü, şiirler ise dua tadında; bambaşka duyguları bir arada bulunduran bir kitap olmuş.
(Salavatı Parantez İçinde Bırakmayalım)

Kitabı beğendim okumanızı tavsiye ederim. İncelemeye M. Akif’in bir şiiriyle son vermek istiyorum.
Allah’a Emanet Olun Canlar…

On Dört Asır Evvel

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lakin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi!
Neden görecekler, göremezlerdi tabii;
Bir kere, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi,
Bir kerede, mamure-I dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin.
Salgındı, bugün şarkı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sum,
Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi geberdi!
Alemlere rahmetti evet şer-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, O'nun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyyet-i, medyun O'na ferdi.
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

Mehmet Akif Ersoy
240 syf.
-Öldüğün gün okunacak bir kitap yazabilir misin?
Zor.yazamam
-Ama deneyimli bir yazarsın
Hayır değilim
-...
Ben hiç ölmedim ki..
Diye başlıyorsunuz kitaba ve sizi öyle içine cekiyor ki yaşam ve ölüm nedir ? Insanlar ölünce diğerlerinin tepkisi ne olur ? Peki sıra baan gelince tepki verecek insan var mı? Gerçekten benim içinde üzülecek dostlarım var mı? Telefon rehberimde A dan Z ye bir sürü numara var hepsi çevrim içi peki sen bir gün çevrim dışı olursan akıllarına gelicek misin hiç?.......Kitaba başladığımdan berli insanin kednidi sorgulamamasi imkansiz.Aklınızda bunlar gibi deli sorular donup duruyor.Ve en çok ta ne etkiliyor biliyor musunuz .Bir yazarın yazmak isteyipte yazamamasi .Insanlar yaşadıkları olayları yazarken zorlanmazlar ama ölüm? Senai Demircide yaşamadığı ölümü yazmaya başladı ve ortaya müthiş bir eser çıktı.....
352 syf.
·11 günde·7/10
Yûsuf iffeti vardır ya. İnsanı gerçekten hayran bırakır. Belki yüzlerce kere dinlememize rağmen Allah aşkına etrafınıza bakın kimin sevgilisi yok? Kim gerçekten bir kızın veya bir erkeğin elini tutmamış?Günümüze bakınca sevgilisi olmamış el ele tutuşmamış insan görüncede ya takdir ediliyor,ya uzaydan gelmiş insan muamelesi yapiliyor. Olması gereken böyleyken neden tuhaf ve garipsiyoruz.Acı bir insanlık... Acınılası bir kulluk..
Gerçekten çağımızın iffetsizlik hastalığına okka gibi Yûsûf kıssası iniyor. Demirci'nin kalemiyle de yoğrulan Yûsuf(a.s) kıssası hem günümüze hem de o zamana ışık tutularak o kadar güzel anlatılmış ki.. Yeri geldiğinde kuyuya düşen siz,yeri geldiğinde kuyuya iten siz, ve belki yâkubca bekleyişten gözlerini kaybeden de siz oluyorsunuz...

Hasetten,dedikoduya iffete çağımızın en sıkıntılı en zayıf noktalarına çok güzel ve yerinde tespitlerde bulunulmuş. Senai Demirci'nin kalemini biliyorsanız aynı tarzda.Şiir gibi kitaptır.nerdeyse her sayfada altı çizili bir cümle vardır kitabımda. Çünkü bazı cümleler öyle bir iniyor ki önünüze işte bu dedirtiyor insana... 'Yâ esefâ'nidalarıyla yankılanan bir ruhumuz var bizimde artık. Pişmanlıklarımızla çaresizliklerimizle. Ama en çok ta af dileyen bir dilimiz gönlümüzle...

Ha sonlarına doğru çok fazla tekrara düşmüş o biraz sıkıyor.

Son olarak kitapta belki en çok etkilendiğim cümleyi buraya bırakmadan önce en azından Yûsuf (a.s) ile ilgili bir kitap okumasanız bile kitapların en güzel kitabında Kur'an da Yûsuf suresinin mealini şiddetle okumanızı tavsiye ederim .
*Herkesin odası su alıyor.Gomlegi sağlam değil kimsenin.Yırtıldı yırtılıyor.
Gömleğin varsa, gömleğe uzanacak eller var bilesin.Elin varsa sen de bir gömleği yırtabilecegini bilesin.Kimse masum değil.*
‌Gömleğimizin kumaşının Yûsuf (a.s) ınkinden, Yûsuf ahlakı olan insanlardan olmak dileğiyle...
‌Vesselam.

Yazarın biyografisi

Adı:
Senai Demirci
Unvan:
Tıp Doktoru,yazar, Radyo ve Televizyoncu
Doğum:
Samsun, 11 Kasım 1964
1964'te Samsun'un Terme ilçesinde doğdu. Samsun'da başladığı tıp öğrenimini İstanbul'da sürdürdü ve 1990 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Sağlık Ocağı, Yaşama Gücü ve Yürüyüşler adlı TV programlarının yapımcılığı ve sunuculuğunun yanı sıra çeşitli radyo programları yaptı. Ev Akademisi seminerleri verdi. Çeşitli sağlık kuruluşlarında kalite ve kurumsal iletişim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Halen İstanbul Sağlık A.Ş.'de çalışmakta, çeşitli televizyon kanallarında programlar hazırlayıp sunmaktadır. Birçok dergi ve gazetede yayınlanan denemeleri dışında çok sayıda telif ve tercüme eseri bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 515 okur beğendi.
  • 3.916 okur okudu.
  • 123 okur okuyor.
  • 1.655 okur okuyacak.
  • 52 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları