Seneca

Seneca

Yazar
8.3/10
983 Kişi
·
2.874
Okunma
·
457
Beğeni
·
20,8bin
Gösterim
Adı:
Seneca
Tam adı:
Lucius Annaeus Seneca
Unvan:
Romalı Düşünür, Devlet Adamı ve Oyun Yazarı
Doğum:
M.Ö. 04
Ölüm:
M.S. 65
Cordubada doğan Seneca (İÖ 4-İS 65), dönemin ünlü hatip ve felsefecilerinden ders alır. Babası, yaptığı perhizlerden zayıf düşen Senecanın sağlığını düzeltmek ve onu felsefeden uzaklaştırmak için önce Pompeiye, ardından Mısıra gönderir. İmparator Claudius zamanında adı birtakım saray dedikodularına karışınca İS 41'de Korsikaya sürgüne yollanır. Sürgündeki yıllarını felsefi yapıtlar kaleme alarak geçiren Seneca, oğlu ve geleceğin imparatoru Neroyu eğitmesi için Agrippina tarafından geri çağrılır. Nero sayesinde nüfuz sahibi ve zengin bir kişi olur, İS 64'te siyasetten çekilerek kendisini tümüyle felsefeye adar. Ancak İS 65'te Neroya karşı bir suikast girişimine adı karıştığı için intihar etmeye zorlanır. Yaşamı boyunca ölümün hiçe sayılması gerektiğini savunan Seneca, bu emri metanetle karşılar ve damarlarını keserek intihar eder.

kimse zamana değer vermiyor, onu bedavaymış gibi, müsrifçe kullanıyorlar. kaldı ki, sınırları belli, ayrıca az miktarda olan bir şeyi idareli kullanman kolaydır, ne zaman tükeneceğini bilmediğin bir şeyi daha dikkatli koruman gerekir.

Milena
Milena Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine'yi inceledi.
88 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Kitabı ilk okumaya başladığımda sanırım bana göre değil dedim. Yavaş ilerleme gösteriyor gibi geldi, bazı cümleleri iki kere okuduğum doğrudur. Ama başıma gelen bu durumun kitabın anlaşılması zor bir dili olduğundan değil de benim uzun süredir hep roman okuyor olmamdan kaynaklandığını fark ettim. Çünkü akıcı bir dil, zeki cümleler barındırıyordu kitap. Özellikle çevirisi çok iyiydi, anlamadığınız tek yer olmayacak. İlk 20 sayfa içerisinde kitabı uçsuz bucaksız bir deniz ve bazı cümleleri de bu denizdeki inci mercan saydım. Gördüm ki hikmetli diyebileceğim paragraflar, efsunlu diyecebileceğim sözler var. Bazı cümleleri o kadar dümen görevindeki, insan hayatında yön değiştirir desem abartmış olmam.

İki bölümden oluşuyor.
1)Mutlu Yaşam Üzerine
2)Yaşamın Kısalığı Üzerine

Her iki bölümde de birbirinden güzel hayat şarkıları duydum, her iki bölümde de en güzel öğütler geldi kulaklarıma. Ara ara açıp okumak, hiç olmazsa alıntılarımı tekrar gözden geçirmeyi kendime bir borç bilirim.

Kitabın temelini oluşturan Stoa Felsefesi de çok ilgi çekiciydi, ben şahsen kendileriyle yeni tanıştım. Eğer uslu bir okuyucu olup önyargılarınızı kapı dışarı edip okursanız bence siz de Seneca'nın öğütlerinden ders çıkarabilir hatta hayatınızın merkezi yapabilirsiniz. Felsefe okumalarına karşı olan tüm olumsuz düşüncelerimi yıkmış bulunmakta bu kitap.

Güzel kitaptı sahi, niçin bu kadar geç kalmışız okumaya..
104 syf.
·2 günde
İki mevzu var zaten yaşam denen sahnede:
1-Mutlu var olabilmek
2-Sahnedeki süreyi doğru kullanabilmek
Hepi topu üç perde diyor Seneca: “Geçmiş, şimdi, gelecek.
Şimdi kısa, gelecek şüpheli ve geçmiş ise kesin.” Meşgale edindiğin iş aslında yaşamı biraz daha izlenebilir kılan. Bu noktada da en doğru meşgalenin felsefe olduğunu ve zamansız inzivanın önemini vurguluyor bir çok yerde.
Sonra diyor ki: “Birinin beyaz saçlarına bakıp, uzun yaşadığını düşünmenin alemi yok. O uzun yaşamadı, sadece uzun süre var oldu.” Ne demişler? Kader ölüme yazgılı, gayrete aşıktır.
152 syf.
·3 günde·8/10
Okuyarak gözlerimin önüne gelen bir tiyatro diyebilirim Medea için. Metinlerdeki retorik zenginlik, dipdiri sözcüklerle örülü dizeler, bir anda metni zihnimde canlanan piyes havasına çevirdi. İfadelerin özündeki mecazlar her bir karakterin ruhsal gizinin ayrıntılarıyla keşfedilmesine olanak tanımakla beraber, metinlerin ardına sinen Yunan ve Roma mitolojisi, tarihsel olaylar, sosyal yaptırımlar salt bir trajedi yapıtından çok öteye taşır Medea’yı.
Medea, insancıl, aşık ve kıskanç bir kadının hezeyanları sonucu cinayet işlemeyi göze alacak kadar gizemli bir karakter... Ona bahşedilen güçler, tanrısal özelliklerini babasının temsil ettiği iktidara değil, aşık olduğu adam –İason- için kullanabilecek kadar gözü kara, aşık ve kıskanç bir kadın…
Kaçar Medea sevdiğine. Babasının karşı çıkmasına rağmen aşklarının önüne hiçbir engel çıkamaz, uzun yıllar beraber sürdürürler hayatlarını. İki çocukları olur ve zamanla artık o gözü kara Medea yaşlanır. İason ondan uzak bir diyarda Corinthus kralı Creon’un kızıyla aldatır onu. Uğruna baba yurdunu terk ettiği, kardeşini öldürdüğü Argos’lu İason’un peşinden geldiği Corinhus’ta yapayalnız kalan Medea, kralın kızıyla evleneceğini öğrendiğinde hiç çekinmeden çocuklarını öldürecek "katil anne" figürüne dönüşür. Medea’yı akıl dışı ve korkutucu kılan unsur da budur.

İhanete uğradığını anladığında Medea’nın hezeyan olarak adlandırılan çılgınlığı, geldiği yerde karşılaştığı yabancılaşma ve dışlanmayı göz ardı eder.
İntikam hırsıyla yanıp tutuşan Medea kendi öz çocuklarının katlini planlarken bunun gerçekleşebilmesi durumunda adeta zalim bir kimliğe bürünerek şunları söyleyecektir: “Olacakların suçlusu evlendiğin kişidir, ben değil.”
İfadelerde görülen masumiyet, merhamet ve canavarlık yaşadığı acının yol açtığı kişilik bölünmesinden başka bir şey değildir oysa.

İş bu ki günümüz ikili ilişkileriyle trajik yönden birçok bağlantı kurulabilir bu eserle. Mesela intihar eden bir kişinin buna kalkışmadan önce onu yıpratan, içini kemiren zihinsel ve bedensel çöküşüne zemin hazırlayan kişi- kanunen yaptırımsız düşünelim- Postmodern katil olur. –ki İason ve karısı, Medea kadar suçludur.
Medea’nın kendi bedeninden çıkan çocukları öldürmesi, bunun sembolik bir göstergesidir ki ataerkil toplumlarda ve kadim metinlerde dişi olarak aşağılanan kadın figürünün bir sembolü olarak günümüze kadar gelen Medea’nın gizemi ve laneti, anneliği reddinden kaynaklanır.
Bu yüzden, yabancı bir diyarda kadın olarak dilini bulamayan Medea’nın yalnızlığı ve ötekiliği katlanarak artar. Korkutucu, gizemli güçleriyle saygı bulduğu konumu, kocası tarafından başka bir kadına devredilmek istendiğinde de, bastırılan ve delilik ya da hezeyan olarak adlandırılan kadınlığı dışlanmasına sebep olur.

Bu açıdan, eski Yunan’ın her şeye kadir büyücüsü, Shakespeare’nin Othello’sunun kıskançlığı kadar güçlü olan intikam hırsıyla Medea, günümüz dünyasında işi, eşi ve çocuğu ya da çocuksuzluğu arasında kıstırılmış yalnız modern kadının ya da ataerkil dünyada sessizce acı çeken ve sorgusuz sualsiz erkek dünyasını devam ettirmesi beklenen kadınlık rolünün de bir temsilidir oysa.

Medea... İçinde yaşadığımız toplumla olan benzerliklerin 2500 yıl öncesinden kök benzerliği bu kadar olabilirdi! Bir bakışla günümüz gazetelerindeki üçüncü sayfa haberi gibi. Zamanımızda sıradan hale geldi; kendi aile fertlerini gözünü kırpmadan öldüren ve arkasından gözyaşı döken anne, baba, evlât, sevgili yok mu? Bu tür olaylar nerdeyse trajedi bile sayılmayacak artık. Üstüne kuma getirilen, aldatılan kadının öfkesi, insanın yaptığı fedakârlıklarının takdir görmemesi, zengin biri ile evlenmenin hayatları garantiye alması gibi bir yığın ben merkezli iğrenç düşünce tufanları hiç eskimedi. eskimeyecek de ne yazık ki! ihanetler, ötekileştirmeler, savunmalar, malzeretler bugün de çok güncel hala... Güç ve iktidar kavramları sorgulanmasıyla, Medea çok çağdaş ve güncelleştirilebilir bir kitap...
Herkese keyifli okumalar...
96 syf.
·8/10
Lucius Anneus Seneca’dan haftalık Stoa felsefesi dozumuz alındı.
Ben bu tarz kitapları kafayı rahatlatmaya yada mutluluk hapı gibi almaya çalışıyorum. Bu kitapta neler öğrendik efsane Stoacıdan.
Bilge Kişi,
Talih-Zenginliğin hayattaki önemi,
Olgunluk, özgüven ve hayatın olmazsa olmazı hata
Ruhumuz, yalnızlık ve çevre seçimi
Herkesin kendi yolu olması gerektiği
Kalabalığın olduğu yerin her zaman doğru olmadığı
Mutluluk & mutsuzluk
Yeteri kadarla yetinmek
ve Bir an önce yaşamak kadar alışmamız gereken Ölüm.
Bilge kişi kendini tanıyandır.
Bu yüzden kendini bil ve doğaya uygun yaşayın ey değerli okurlar.
104 syf.
·4 günde·9/10
KISACA STOACILIK :
Sokratesçi geleneğe dayanır.Stoacılar için insanın temel amacı mutluluktur. Mutluluğa ulaşmak içinse doğaya uygun yaşamak gerekir. Doğayı derinlemesine düşünmek Tanrı’yı düşünmektir. Dolayısıyla bu felsefe bize sadece nasıl yaşayacağımızı değil yaşamın Tanrı’nın bir armağanı olduğunu gösterir. Seneca da stoacı ahlak görüşüyle tanınır.
MUTLU YAŞAM ÜZERİNE
Herkes mutlu olmak ister ama mutluluğun kaynağını nereden geldiğini bilmez öncelikle kendine bir hedef belirle diyor Seneca , herkesin ayak bastığı izdiham olan yoldan değil çünkü insan hatalarını bile tek başına yapmaz yanlış yönlendirme büyük hatalara sebep olabilir.
En yüce iyi erdemdir, hakikatin yolunda erdemle olan insan mutlu olur geçici hazlara yer verilmemelidir.
Sade bir yaşam sürmeli görkemden kaçınılmalıdır , zenginlik sana aittir sen ona ait olup kölesi olmamalısın ‘Niçin şu filozof böyle görkemli hayat sürüyor’ bu önemli olmadığını zenginliğin mutluluk getirmede bir etkisi olmayacağını düşünüyor.
Tanrı’ya itaat etmek özgürlüktür, hiçbir şeyde zorlanmayacaksın hiçbir şeye boş yere denemeyeceksin mutlu yaşamak için erdem yeterlidir Seneca’ya göre hazlara kapılmadan insan henüz tam özgür değilsede özgür olma yolundadır.

Bu bölümü okurken aklıma bir alıntı geldi pozitif düşünceleriyle bizi aydınlatan filozofumuz Schopenhauer’dan (!) Seneca’ya gelsin:
"Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır;
o da mutlu olmak için burada olduğumuzu sanmaktır."

YAŞAMIN KISALIĞI ÜZERİNE
Yaşam kısa değildir yaşadığımız yaşamın kısa bir bölümüdür bu da zamandır. Herkes yaşamın kısalığından şikayetçidir ama hayatlarını meşgul geçirmişlerdir. Meşgul insanlar birçok şeye birden uğraşmaya başlamışlardır. Ve hazlara yenik düşüp boşa vakit harcamışlardır. Gösteriş, eğlence insanları meşgul ederken insanlar bir tek kendileriyle meşgul olmamışlardır. Daima gelecek hakkında plan yapmak ve şu anı kaybetmeye sebep olur. Geçmişi düşünüp ders çıkarmalı ve anı yaşamalıdır.Yaşamayı tüm ömür boyunca öğrenmelidir ve ölmeyi de ömür boyu öğrenmelidir insan.
Felsefe; doğrunun, erdemin, yaşamın ve ölümün çalışmasıdır. kitaplar, zamanın sayfalara sıkıştırılmasıdır. bunlardan ders çıkarın, bunlara değer verin.

Kitap iki bölümden oluşuyor akıcı ve güzel dili var umarım çok fazla ipucu vermeden anlatabilmişimdir. Felsefe kitabı olsa da aynı zamanda kişisel gelişim kitabı olarak da okunabilir.
56 syf.
·1 günde·Beğendi
Romalı düşünür, devlet adamı olan Seneca'nın kaleme aldığı bir eser olan Bilgeliğin Sarsılmazlığı, felsefe açısından okuyucularına büyük bir kazanım sağlamıştır. Kitapta hak, hukuk, adalet, sistem, davranış, devlet anlayışı öne çıkmaktadır. Seneca devlet oluşumunun gerekliklerini, sorumluluklarını öne çıkarmaktadır.

Kitapta tahmin edildiği gibi en fazla üzerinde durduğu 'bilgelik' kavramıdır. Bilgeliğin sorumluluğunu, devlet kademesini ve insanlarla olan ilişkisini ele almış. Bilgelik kavramının sadece bir kavram olmadığını, üzerinde çok fazla düşünülmesi gereken bir terim olduğunu haykırmakta. Felsefe severler için ideal bir kitap diyebilirim.

İnsan ilişkilerine de değinmiştir. Birçok yönden etik olan ve birçok yönden de etik olmayan dizeler sıralamıştır. Kitaptan öne çıkanlar maddeler olarak şöyle sıralayabilirim.

1- Haksızlık ile hakaret arasında ayrım

2- Bilgeliğin haksızlığa uğramasının mümkün olmadığı düşüncesi

3- Bireyin kendine çekilmesinin önemi ve faydası

4- İki devlet anlayışı

5- Tanrılar ve tüm canlıları paylaşan evrenin kendisi

6- Bilgenin inzivası

7- Yaşam türleri arasındaki birtakım farklar

Evet, sanırım bu maddeler açıklayıcı olmuştur.

Kitaptan birkaç yeri not etmek gerekirse;

''Sadece kötüler iyilere haksızlık yapmaya yeltenir, iyiler kendi aralarında huzurludur, kötüler ise iyiler için değil, kendileri için tehlikelidir.'' (13)

Birisi bana zehir verdi ama zehir yemeğe karışınca etkisini kaybetti, bana zarar vermemiş olsa bile, zehir vermekle suç işlemiş oldu. Birisi, bıçağı kurbanın giysisine takılıp da durduruldu diye, daha az haydut değildir.

Keyifli okumalar.
104 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Twiter’da takip etmeye başladığım çevirmen Cengiz Çevik’in Latince ‘den çevirdiği bir kitap daha.
Eğer felsefe ile ilgileniyorsanız muhakkak siz de Cengiz Çevik’i takip edin, harika şeyler paylaşıyor.

Seneca kitabın “Mutlu Yaşam Üzerine “ bölümünde beni ilgilendiren ve birçok kişinin de kafasından geçen bir konuyu ele almış.

Gül kokulu evinizde, paranız pulunuz var, rahatınız yerinde, ondan sonra kalkıp bize felsefeden bahsediyorsunuz , gelin yer değiştirelim, siz yoksul olun biz zengin sonra görelim sizin filozofluğunuzu ? sorusuna cevap vermiş.

Kitabın özetini ise Cengiz Çevik yapmış ama önce her bölüm için güzel iki cümle ;

Ölçüsüz hazları reddetmenin gerçek haz olduğunu bilen ve erdemli yaşayan insan gerçekten mutludur.

Makam ve şöhret peşinde koşmak , yarını düşünürken bugünü kaybetmek , başka deyişle anı yaşamamak yaşamı kısaltır.

Özet ise ; İnsan, yaşamıyla ilgili olarak çoğunluğun tercihlerinin örnek alma zorunluluğunu hissetmemeli , akılı temel almalı , akla karşı duran kalabalıktan kendini kurtarmalıdır.
Kendi içine çekilip yaşamı felsefe yoluyla düşünmeye başlayan insan, çoğunluğun, yeryüzüne özgü , aslında hiçbir değeri olmayan birçok gereksiz şeye değer verdiğini , bu yüzden onlardaki dışsal unsurlara dayanan mutluluk görüntüsünün sahte ve geçici olduğunu anlayacaktır.
500 syf.
Lucius Annaeus Seneca...
stoa felsefesinni en önemli isimlerinden biri. ve lucilius ile yaptığı mektuplaşmaların derlendiği, özellikle bir felsefe kitabına göre edebi yönden hayli etkili bir eser. düşünce ve dil arasında müthiş bir bağ var ve bence hazmederek okunması çok önemli. çünkü seneca ve lucilius'u anlamak için kitabı dinlemeniz gerekmektedir. ben de en başta düz yazı gibi hızlıca okurken fark ettim duraksamam gerektiğini. stoa felsefesini eleştiren biri olarak stoa felsefesinin özünün işlendiği mektupları okurken çok keyif aldığımı söyleyebilirim.

kitabı cicero'nun #60820184 kitabının hemen ardından okuyunca daha anlam kazandı açıkçası. anlatılanların duygusal büyüklüğü en az felsefi yanı kadar devasa bir hale geldi.

diğer stoacı düşünürler gibi hayatın tam ortasına toplumsal ahlak normlarını koyan saneca, sürekli vicdani huzur, manevi güç ve yaşammerkezci bakış açısıyla iyi olmak için ideal olanı anlatıyor istikrarlı bir şekilde. aslında toplumun sosyoekeonomik yapısına binaen gelişen bir felsefi akım diyebilirim stoacılık için. çünkü antik yunanla birlikte roma imparatorluğunda zirve noktasına ulaşan stoa felsefesinin okullaştırılarak yayılmasını sağlanmış ve topluma ''mutlu fakirlik'' olgusu anlatılmıştır. içeriğine baktığınız zaman stoa felsefesi hiç de fena iddialarda bulunmayan bir felsefe ve tutarlı. ancak bir şeye daha dikkat etmek gerekir ki, stoa felsefesi size duymak istediğiniz şeyi söylüyor. özellikle o dönemin sosyoekonomik yapısı ele alındığında insanlara aktarılmak istenen şey tam olarak ruhun duymak istediği değil egonun duymak istediği şey olduğunu göreceğiz.

dili bakımından oldukça iyi oluşu saneca'nın bu mektupların yayılmasını istemesinden hareketle bir kurgu olduğu sürekli tartışılagelen bir konu ancak önemli olan konu burada o değil.

tek tanrılı dinlerin (özellikle hristiyanlık) felsefi söylemlerinin büyük bir kısmını oluşturan stoa felsefesinde nasıl yaşanır? temel soru değildir aslında. stoa mutlu yaşadın mı? huzuru buldun mu? gibi soruları kendisine baz alır. önemli olan var olan sosyoekonomik statüye rıza üretimidir çünkü. genelde konu nasıl yaşanır? sorusuna getirildiği için bugün stoa felsefesini tersten okuyor olduk haliyle. yine de dili ve içeriği bakımından oldukça değerli bir eser.
152 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Eser incelemesine öncelikle çevirmen Çiğdem Dürüşken'in şu güzel ifadesi ile başlamak isterim: "Medea trajedisi; aldatılan bir kadın ruhunun bütün gizlerinin açığa çıkışı, tutkunun acıyla dansıdır. "

Medea, Yunan Mitolojisinde Argo'lu gemicilerin "altın post'un" arayışına dair çıktıkları yolculuklarındaki efsanevi zaman aralığında geçer. Iason ve Medea işte bu dönemlerde birbirlerine tutulmuşlardır. Sevgilerini evlilikleri ile de taçlandırmışlardır. Eser trajedi tarzında yorumlanmış, özgün Latince ile yazılmıştır. Pek çok eleştirmene göre eser başyapıttır.

Medea karakteri, anlatılan efsanede oldukça gizemli ve ilginç bir figürdür. Belki de İntikam konusunda; Shakespeare'in Titus Andronicus'u ile yarışabilir. Bu sebeple gerek filmlere, gerek tiyatro ve senfonilere oldukça fazla konu olmuştur. Bu senfonilerden bir tanesi olan Luigi Cherubini'nin aynı isimli senfonisini de:
https://www.youtube.com/watch?v=t2OsPc8xrYQ dinleyebilirsiniz.

Keyifli okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Seneca
Tam adı:
Lucius Annaeus Seneca
Unvan:
Romalı Düşünür, Devlet Adamı ve Oyun Yazarı
Doğum:
M.Ö. 04
Ölüm:
M.S. 65
Cordubada doğan Seneca (İÖ 4-İS 65), dönemin ünlü hatip ve felsefecilerinden ders alır. Babası, yaptığı perhizlerden zayıf düşen Senecanın sağlığını düzeltmek ve onu felsefeden uzaklaştırmak için önce Pompeiye, ardından Mısıra gönderir. İmparator Claudius zamanında adı birtakım saray dedikodularına karışınca İS 41'de Korsikaya sürgüne yollanır. Sürgündeki yıllarını felsefi yapıtlar kaleme alarak geçiren Seneca, oğlu ve geleceğin imparatoru Neroyu eğitmesi için Agrippina tarafından geri çağrılır. Nero sayesinde nüfuz sahibi ve zengin bir kişi olur, İS 64'te siyasetten çekilerek kendisini tümüyle felsefeye adar. Ancak İS 65'te Neroya karşı bir suikast girişimine adı karıştığı için intihar etmeye zorlanır. Yaşamı boyunca ölümün hiçe sayılması gerektiğini savunan Seneca, bu emri metanetle karşılar ve damarlarını keserek intihar eder.

Yazar istatistikleri

  • 457 okur beğendi.
  • 2.874 okur okudu.
  • 145 okur okuyor.
  • 2.779 okur okuyacak.
  • 31 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları