Serdar Özkan

Serdar Özkan

7.4/10
1.308 Kişi
·
5.731
Okunma
·
168
Beğeni
·
6.742
Gösterim
Adı:
Serdar Özkan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Ağustos 1975
Ağustos 1975’te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerikaya giderek, Lehigh Üniversitesi’nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbulda yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40’tan fazla ülkede basıldı. Brezilya’dan Japonya’ya, Kanada’dan Endonezya’ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.
Bir dağ hayal et zirvesindeki manzara çok güzel. Orada olmayı çok istiyorsun, ama zirveyi kendinden çok uzakta gördüğün için ümitsizliğe kapılıyorsun Oraya nasıl olsa varamam deyip vazgeçiyorsun
Oysa, zirveye varanların adımları seninkilerden daha büyük değildi. Ama onlar, o küçük adımları birbiri ardınca atmayı sürdürmüş kimselerdi. İmkânsızı gerçekleştiren mucizeler değil, sürekliliktir. Suya sarp kayaları deldiren de budur. Yirmi birinci yüzyıl insanına gülleri duyuran da
Yazarımız ortaokul ve liseyi Robert Kolejinde okumuş. Sonrasında lisans eğitimi için basmış Amerika’ya gitmiş orada da İşletme falan okumuş… Anlayacağınız ailesi, yazarımızın eğitimi için baya bir para saçmış. Haliyle biz fakirler bilmeyiz ama muhtemelen para çok olunca bizim oğlanı birde meslek sahibi falan yapalım demişler. Üstelik oğlanın yazım konusunda hiçbir yeteneği olmamasına karşın onu, yazar olabileceğine inandırmışlar ve yazarlığa yönlendirmişler. Sanırsın ki çocuk liseyi bitirdi sınavdan güzel bir puan aldı ve uygun bir meslek arıyorlar… Yahu yazarlık böyle itelemeyle olacak iş mi? Ulan Martin Eden’i de mi okumadın. - Neyse yarım kalmasın ünlü yazarımızın hayatı! – İşte bu geleceğin yazarı olacak arkadaş, 2002 yılından 2010 yılına kadar tüm zamanını roman yazarlığına adamış. Ayırır tabi! Bende olsam aynını yapardım ne de olsa para kazanma derdi yok. Bu dert olmadığı gibi sağda solda ciğeri beş para etmeyecek insanlardan iş isteme gibi sorunları ise hiç yok. Gel zaman git zaman yazarımız için en nihayetinde hayalini gerçekleştirme fırsatı doğmuş ve yazarımız, bu güzide kitabını 2010 yılında yayımlamış. Kayıp Gül! Kitap yayımlanmış ve zaten aileden torpilli yazarımıza ciddi de bir para kazandırmış. Sonrasında 36 dile çevrilmiş ve 40’ı aşkın ülkede de satışa sunulmuş… 36 dile çevrilecek kadar iyi bir kitap mı? Bilmiyorum belki iyidir belki de ben anlayamadım olabilir yani ancak parası olan bir yazar için kitabının 36 dile çevrilmesi zannediyorum ki hiçte zor olmasa gerek…

Sistem öyle bir sistem ki zengin daha çok zengin olurken, fakir daha çok fakir oluyor. Gene nerden geldik şu sisteme. Eskiden sadece futbol sistemlerini bilirdim. Şimdiki sistemler canımı sıkıyor. Geçenlerde arkadaşımın sistemle alakalı verdiği bir örnek çok daha canımı sıktı. Paylaşayım efendim. “Eğer ki bir vatandaş bankadan 1000 TL çekerse ödeyeceği faiz 100 liradır. Şimdi bu para üzerinden farklı bir örnek ile durumu tekrardan ele alalım. 1000 lirası olan bir vatandaş, ben bu parayı değerlendireceğim deyip gider bankaya yatırırsa faiziyle alacağı para ise 100 liradır.” Zaten durumu siz anladınız da ben söylemeden edemeyeceğim. Paraya ihtiyacı olan adamın cebindeki 100 lira paraya ihtiyacı olmayan adamın cebine gidiverdi. Valla bunu niye anlattım bende bilmiyorum ama aklıma imkânı olmayan yetenekli yazarlar geliyor… Canım sıkılıyor gene.

Kitabın dili sade falan değil efendim. Dili gayet boş. Dili sade ve akıcı demeyi isterdim ancak içerikte basit cümleler olmasına rağmen okurken göze takılan iyi seçilmemiş kelimeler ve iyi aktarılamamış konuşmalarla dolu. Yazım, sosyal medya üzerinden birine bir şeyler yazarsın da akıcılığına, cümlenin yapısına dikkat etmezsin ya aynen o biçim.

Karakterler yabancı, ülke yabancı hoş olayın birazı da Türkiye de geçiyor ama olsun bu durum, bir şeyi değiştirmez; inanılmaz bir kültür çatışması var. Yahu madem yabancı karakterlerin kültürlerini, yaşam biçimlerini, konuşmalarını yansıtamayacaksın neden işin içine Diaina, Mary, Amerika falan katıyorsun…

Çok merak ediyorum, 40 farklı ülkede okunan bu kitap, bizim edebiyatımız için ne düşündürdü insanlara. Reşat Nuri’nin naifliği, Sabahattin Ali’nin romantizmi, Yaşar Kemal’in Anadolu’su çevrilse muhtemelen yüzlerine bakılmayacak. Çok yazık, para her şeye kadir olmamalı.

Tavsiye etmiyorum.
İnsan önce kendini bulmalı. Kitabı bitirdiğimde oturdum ve "Nerdeyim ben, napıyorum, yaşamak istediğim hayat bu mu, annem daha doğrusu ailemin istediği gibi bir evlat mıyım..." diye sorguya çektim. Değişik tarzda ele alınmış güzel bir eser. Tavsiye ederim. Kendinizi sorguya çekmek için en azından..
'Kalp' sadece kan pompalamaz. Onun içinde her şey.. Sevgi de saydı da huzur da güven de..... her şey ya her şey kalbimizin içinde. Onu dinlemeye başladığımız an hayat daha da güzelleşecek. Allah' ım kalbimiz gibi insanlar çıkartsın karşımıza.. (:
Yazarın kitapları beni her defasında şaşırtıyor.Çok akıcı ve güzel bir kitaptı.Bir solukta okunacak türdendi.Yazarın tarzını neden Paulo Coelho'ya benzettiklerini kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz.İçinde manevi bir yolculuk ve arayış söz konusu.Tasavvufi terimler ve davranışlar da başarıyla kurguya dahil edilmiş.Güzel bir kitaptı.
Kitaba başlarken gayet normal bir romana başlarmış gibi olacaksınız. Başında; Artemis, Meryem Ana Kilisesi, Yunan mitolojosinden bahsederek gayet ilgi çekmeyi başarıyor. Sayfaları geçtikçe bir sonraki sayfayı daha çok merak ederek çeviriceksiniz. Sayfaları geçtikçe, kendinizi Diana'nın yerine koyacak, farklı hayallere, güllere farklı gözle bakmaya başlıyacaksınız. Bir yandan da olağanüstü bir anneyle tanışacaksınız. Roman son 20 sayfada bambaşka bir hayal dünyasına bürünüyor. İçiniz gidip gelerek, ara sıra istemsiz, karşınızdakine ahmakça gelecek şekilde sırıtıyorsunuz. :) Mutlaka okumalısınız... Kitap aşkınız çoğalsın... :)
Bir kızın yıllar sonra ikizi olduğunu öğrenmesi ve bu yolda başından geçenleri anlatıyor kitap. Diana arkadaşları ona tanrıça diyorlar annesinin değerini anlamayan öldüğü zaman anlayan bir kız. Bu esnada bir mektup bulur annesinin yazmış olduğu kısa kısa mektuplardır. Diana ne babasını tanımıştır ne de ikiz kardeşi olduğunu bilir. Bir anda yıkılır. Annesinden nefret eder ama sonra karşılaştığı bir falcı ve ressam hayatını değeştirir...

Diana'nın ikizi Mary'i küçük prens aşığı. Kitapta küçük prens çok met edilmiş dostlar. Bence okunması gereken yegane kitpalardan diye düşünüyorum. Güllerle konuşmayı onları anlamayı öğreniyorsunuz. Komik geliyor değil mi ama öyle ve şaşırılacak daha bir çok konu bu kitapta. Okuyun pişman olmazsınız diyebilirim.
Sevgili https://1000kitap.com/meneksezamani Kitap kardeşliği etkinliğinde bu kitabı okumama sebep olduğunuz için çok teşekkür ederim.

Bir kendini keşfetme hikayesi, masalsı yazımı ile aldığı tüm övgüleri hak ediyor...

Düşünmenize; içinizde ki iyi ve kötü yönleri keşfetmeniz açısından yazılmış dünyaca ünlü bir çok esere göre daha kolay anlaşılır bir eser olması sebebiyle keyifle okunacak bir kitap...

Bir annenin ölümünden sonra bile kızına yol gösterici nitelikte bıraktığı anıları ve onun kendini keşfetmesine yarayacak hatıraları ile kendi iç dünyasındaki kibir, gurur, gibi kavramların ne kadar da gereksiz olduğunu öğrenecek olan Diana...

İnsanın kendi içinde taşıdığı ego ve ruhun iç içe geçmesinde hangisinin daha kıymetli olduğunu anlatan kitap, emin olun kendinizi tekrar sorgulamanıza sebep olacak...
Kitap hakkındaki düşünceme karar veremedim. Akan bir kitap olmasına rağmen başı ve sonunu tam birleştirememiş yazarımız... Başlarken size kitabın son sayfasını yazıyor kitabın sonuna geldiğinizde fark ediyorsunuz. Kitabın ortası güzel sürükleyici tarzda ana karakterin ego ve beğenilme takıntısından kurtulmasını sağlıyor ve tabi okuyanada yön gösteriyor fakat son 30 sayfada olayların hiç 2.bölümde olduğu gbi olmadığı ortaya çıktıktan sonra sonu çok havada kalan bir kitaptı benim için. Okumanızı tavsiye eder miyim? Elinizde daha iyi bir seçenek yoksa olabilir. Kitap çok sıkmayan ama okuyanada bişey katmayan türden. keyifliK okumalar...
Kitabı yakın zamanda tekrar okuyorum. Ve gördüm ki insanın kendini fark etmesi için bence gayet güzel bir kitap. Aslında her şeyin sevgide birleştiğini,her duygunun bizde ne kadar yer ettiğini,bize neler kattığını, hiçbir iyiliğin gerçek hayatta da karşılıksız kalmayacağını gösteren evet belki çocuksu,belki bazılarına göre basit ama içine girildiğinde,derinine inildiğinde bir insana çok şey katabilecek,kişisel gelişimini olumlu yönde etkileyecek güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. İnsanın kendine güvendiği ve içinde ki o 'ego' dan oluşmuş 'ben' canavarıni yendiğinde hayatında çok daha güzel şeyler olacağını,güzelliklerin farkına varacağını gösteren bir kitap."Alıntı"
Bu kitapla karsilasmam bir mucizeydi ama okur okumaz muczem oldu hayata biraz oksun bakis acimi degstirdi .Okurken sayfalarin ne ara bitigini fark edemesdim en ii best book

Yazarın biyografisi

Adı:
Serdar Özkan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Ağustos 1975
Ağustos 1975’te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerikaya giderek, Lehigh Üniversitesi’nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbulda yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40’tan fazla ülkede basıldı. Brezilya’dan Japonya’ya, Kanada’dan Endonezya’ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.

Yazar istatistikleri

  • 168 okur beğendi.
  • 5.731 okur okudu.
  • 34 okur okuyor.
  • 799 okur okuyacak.
  • 55 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları