Serdar Özkan

Serdar Özkan

Yazar
7.4/10
2.040 Kişi
·
9.685
Okunma
·
229
Beğeni
·
8836
Gösterim
Adı:
Serdar Özkan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Ağustos 1975
Ağustos 1975’te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerikaya giderek, Lehigh Üniversitesi’nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbulda yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40’tan fazla ülkede basıldı. Brezilya’dan Japonya’ya, Kanada’dan Endonezya’ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.
“Orası bana çok uzak, aramızda koca bir okyanus var, hem ben yüzme bilmiyorum ki.”
- Korkma, sadece yürü. Eğer yükünü bırakırsan su seni taşır.
“Benim yüküm yok ki. “
- Suyun seni taşımayacağını düşünmen ağır bir yüktür. Şimdi onu bırak ve yürü. 
Ama insanlardan gördüğüm sevgi beni hiçbir zaman tatmin etmiyordu, çünkü içten içe beni tanımadıklarını biliyordum.
Yaşam tahterevalliye binmek gibi. Bir ucunda ümit, diğer ucunda hayal kırıklığı. Ümit ne zaman en yükseğe çıksa, aynı hızla hayal kırıklığını yukarı fırlatmaya başlıyor. Ne kadar hızlı yükselmişseniz, o kadar hızlı düşüyorsunuz. Bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit, bir hayal kırıklığı ve oyun böylece sürüp gidiyor. Ama sürüp giderken, sürekli kıç üstü yere oturan siz oluyorsunuz.

Tahterevalliye binmekten hoşlananlar buyursunlar binmeye devam etsinler, ben iniyorum.
Serdar Özkan
Sayfa 42 - Altın Kitaplar Yayınevi
"Sen kimsin?"

"Demin söyledin ya, ben Ömer. Şimdi sen kim olduğunu söyle. Hem sen..."

"İsmini sormadım ben," dedi denizkızı. "Kim olduğunu sordum."
Serdar Özkan
Sayfa 17 - Altın Kitaplar Yayınevi
"Hapiste zaman çok yavaş geçiyor," dedim. "duvarsız olanında bile."

"Neden hapiste olduğunu düşünüyorsun ki?"

"İçin özgür değilse, hapistesindir."
Serdar Özkan
Sayfa 15 - Altın Kitaplar Yayınevi
"Peki ya ben bu sulardan gidince ne olacak?"

Yüzümü ekşittim. "Nasıl, sen gidecek misin yani?"

"Her şey bir gün gider."
Serdar Özkan
Sayfa 83 - Altın Kitaplar Yayınevi
Bu "ümit" denen şey, siz "karanlık bir yer"deyken başlıyor. İşte o karanlık yerde, aniden içinizde bir düşünce, bir his belirtiyor ve siz, nedenli veya nedensiz, uzaklarda sizi bekleyen aydınlık bir yer olduğuna inanmaya başlıyorsunuz. Oraya bir ulaşabilirseniz, her şey çok güzel olacak, mutlu olacaksınız. İşte böylece yürümeye başlıyorsunuz. Yürüyorsunuz, yürüyorsunuz, ama karanlıklar dağılmıyor. Yürüyorsunuz, yürüyorsunuz, değişen bir şey yok, durmadan karanlığa çarpıyorsunuz.
Serdar Özkan
Sayfa 41 - Altın Kitaplar Yayınevi
Gökyüzü öyle genişti ki, insana özgürlük hissi veriyordu. Sanki önünde fethedilmeyi bekleyen bir sonsuzluk var. Ama fethedemiyorsun çünkü kanadın yok. Kanatsız yaratılmış bir kuş gibisin. İçgüdülerin uçmanı emrediyor, ancak uçarak mutlu olacağını biliyorsun, ama uçamıyorsun. Sanki Tanrı gökyüzünü sonsuz, seni kanatsız yaratmakla sana işkence yapmak istemiş.
Serdar Özkan
Sayfa 50 - Altın Kitaplar Yayınevi
Evrendeki her şeyin yansıması insanda mevcuttu. İnsanın içinde de bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar, insanın içinde de hiç dinmeyen bir barış ve mutluluk özlemi vardı. İnsanın içinde de Kutlu Kişi, ona ulaştırılması gereken bir kitap ve açılması gereken bir mühür vardı.
Serdar Özkan
Sayfa 12 - Altın Kitaplar Yayınevi
205 syf.
·3 günde·1/10
Yazarımız ortaokul ve liseyi Robert Kolejinde okumuş. Sonrasında lisans eğitimi için basmış Amerika’ya gitmiş orada da İşletme falan okumuş… Anlayacağınız ailesi, yazarımızın eğitimi için baya bir para saçmış. Haliyle biz fakirler bilmeyiz ama muhtemelen para çok olunca bizim oğlanı birde meslek sahibi falan yapalım demişler. Üstelik oğlanın yazım konusunda hiçbir yeteneği olmamasına karşın onu, yazar olabileceğine inandırmışlar ve yazarlığa yönlendirmişler. Sanırsın ki çocuk liseyi bitirdi sınavdan güzel bir puan aldı ve uygun bir meslek arıyorlar… Yahu yazarlık böyle itelemeyle olacak iş mi? Ulan Martin Eden’i de mi okumadın. - Neyse yarım kalmasın ünlü yazarımızın hayatı! – İşte bu geleceğin yazarı olacak arkadaş, 2002 yılından 2010 yılına kadar tüm zamanını roman yazarlığına adamış. Ayırır tabi! Bende olsam aynını yapardım ne de olsa para kazanma derdi yok. Bu dert olmadığı gibi sağda solda ciğeri beş para etmeyecek insanlardan iş isteme gibi sorunları ise hiç yok. Gel zaman git zaman yazarımız için en nihayetinde hayalini gerçekleştirme fırsatı doğmuş ve yazarımız, bu güzide kitabını 2010 yılında yayımlamış. Kayıp Gül! Kitap yayımlanmış ve zaten aileden torpilli yazarımıza ciddi de bir para kazandırmış. Sonrasında 36 dile çevrilmiş ve 40’ı aşkın ülkede de satışa sunulmuş… 36 dile çevrilecek kadar iyi bir kitap mı? Bilmiyorum belki iyidir belki de ben anlayamadım olabilir yani ancak parası olan bir yazar için kitabının 36 dile çevrilmesi zannediyorum ki hiçte zor olmasa gerek…

Sistem öyle bir sistem ki zengin daha çok zengin olurken, fakir daha çok fakir oluyor. Gene nerden geldik şu sisteme. Eskiden sadece futbol sistemlerini bilirdim. Şimdiki sistemler canımı sıkıyor. Geçenlerde arkadaşımın sistemle alakalı verdiği bir örnek çok daha canımı sıktı. Paylaşayım efendim. “Eğer ki bir vatandaş bankadan 1000 TL çekerse ödeyeceği faiz 100 liradır. Şimdi bu para üzerinden farklı bir örnek ile durumu tekrardan ele alalım. 1000 lirası olan bir vatandaş, ben bu parayı değerlendireceğim deyip gider bankaya yatırırsa faiziyle alacağı para ise 100 liradır.” Zaten durumu siz anladınız da ben söylemeden edemeyeceğim. Paraya ihtiyacı olan adamın cebindeki 100 lira paraya ihtiyacı olmayan adamın cebine gidiverdi. Valla bunu niye anlattım bende bilmiyorum ama aklıma imkânı olmayan yetenekli yazarlar geliyor… Canım sıkılıyor gene.

Kitabın dili sade falan değil efendim. Dili gayet boş. Dili sade ve akıcı demeyi isterdim ancak içerikte basit cümleler olmasına rağmen okurken göze takılan iyi seçilmemiş kelimeler ve iyi aktarılamamış konuşmalarla dolu. Yazım, sosyal medya üzerinden birine bir şeyler yazarsın da akıcılığına, cümlenin yapısına dikkat etmezsin ya aynen o biçim.

Karakterler yabancı, ülke yabancı hoş olayın birazı da Türkiye de geçiyor ama olsun bu durum, bir şeyi değiştirmez; inanılmaz bir kültür çatışması var. Yahu madem yabancı karakterlerin kültürlerini, yaşam biçimlerini, konuşmalarını yansıtamayacaksın neden işin içine Diaina, Mary, Amerika falan katıyorsun…

Çok merak ediyorum, 40 farklı ülkede okunan bu kitap, bizim edebiyatımız için ne düşündürdü insanlara. Reşat Nuri’nin naifliği, Sabahattin Ali’nin romantizmi, Yaşar Kemal’in Anadolu’su çevrilse muhtemelen yüzlerine bakılmayacak. Çok yazık, para her şeye kadir olmamalı.

Tavsiye etmiyorum.
205 syf.
İnsan önce kendini bulmalı. Kitabı bitirdiğimde oturdum ve "Nerdeyim ben, napıyorum, yaşamak istediğim hayat bu mu, annem daha doğrusu ailemin istediği gibi bir evlat mıyım..." diye sorguya çektim. Değişik tarzda ele alınmış güzel bir eser. Tavsiye ederim. Kendinizi sorguya çekmek için en azından..
205 syf.
·5/10
Kendini sorgulamak durumunda kalan bir kızın hikayesi. Benim kendimi sorgulamamı sağladı mı? Hayır! Emeğe saygı tabi ki o kadar düşünülmüş yazılmış farklı uygarlıklara kadar araştırılıp konu edilmiş, öyküleme güzel. Fakat bana bir şey katsın ya da sonunda şaşırayım isterdim. Sonu başından belli bir kitap olmasın istenmiş ama belliydi.
220 syf.
Serkan Özkan kitaplarında A'yı B'yi veriyor sizden C'yi istiyor. Bunu da çok güzel başarıyor.
Kayıp Gül'ün en iyisi buydu bence. Okumadan önce Kayıp Gül 1' i de okuyun çok azıcık bağlantılı.

Birisi size güllerle konuşuyorum dese delirdi bu dersiniz. Ama bu kitapta bize çok normal geliyor. Yazar bunu yani olması mümkün olmayan şeyleri olabilecekmiş gibi yapmayı çok iyi bilen biri.. ((:

Okuyun ve anlatılmak istenen mesaja yoğunlaşın. Allah'a olan bağlılığı, O'na güvenmeyi bir de bu açıdan bakın derim ben..
304 syf.
'Kalp' sadece kan pompalamaz. Onun içinde her şey.. Sevgi de saydı da huzur da güven de..... her şey ya her şey kalbimizin içinde. Onu dinlemeye başladığımız an hayat daha da güzelleşecek. Allah' ım kalbimiz gibi insanlar çıkartsın karşımıza.. (:
205 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitaba başlarken gayet normal bir romana başlarmış gibi olacaksınız. Başında; Artemis, Meryem Ana Kilisesi, Yunan mitolojosinden bahsederek gayet ilgi çekmeyi başarıyor. Sayfaları geçtikçe bir sonraki sayfayı daha çok merak ederek çeviriceksiniz. Sayfaları geçtikçe, kendinizi Diana'nın yerine koyacak, farklı hayallere, güllere farklı gözle bakmaya başlıyacaksınız. Bir yandan da olağanüstü bir anneyle tanışacaksınız. Roman son 20 sayfada bambaşka bir hayal dünyasına bürünüyor. İçiniz gidip gelerek, ara sıra istemsiz, karşınızdakine ahmakça gelecek şekilde sırıtıyorsunuz. :) Mutlaka okumalısınız... Kitap aşkınız çoğalsın... :)
208 syf.
·2 günde
Bu dünyada yaşanmış, ama bu dünyaya ait olmayan bir hikaye...
Her şeyin sonsuz ve kalıcı olduğu Işık Dünyası'nda yaşayan ölümsüzler, bir gün dünyamıza geldiler. Güzellik, Özgürlük, Zenginlik, Güç, Akıl... Her biri Mutluluk'un sayısız ellerinden birini tutarak mutlu mutlu dünyamızı keşfe çıktılar. Fakat Ölüm Meleği ile karşılaşınca, ölümsüz olmalarına rağmen korktular ve birer birer Işık Dünyası'na geri döndüler. Her biri dünyamızda sadece kokusunu bıraktı. Biri hariç... Hepsi Ölüm Meleği'nden korksa da içlerinden biri ona aşık oldu ve Akıl'ın tüm uyarılarına rağmen dünyamızdan ayrılmadı...
364 syf.
·Puan vermedi
Birden içimden bu kitaba inceleme yazmak geldi. Kütüphanemi karıştırırken denk gelince oldu birdenbire.

Sizin de bazen kitabı bitirdikten sonra ben bunu neden okudum, zamanımı geri verim dediğiniz olur mu?

Burdan serdar ozkana sesleniyorum.
Yazma.
Greenpeace'e üye ol, torna tezgahlarını geliştir, lokma dök, ülkemizi örovizyonda temsil et, tapu kadastroda memur ol ama ne olur yazma.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yazarın kitapları beni her defasında şaşırtıyor.Çok akıcı ve güzel bir kitaptı.Bir solukta okunacak türdendi.Yazarın tarzını neden Paulo Coelho'ya benzettiklerini kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz.İçinde manevi bir yolculuk ve arayış söz konusu.Tasavvufi terimler ve davranışlar da başarıyla kurguya dahil edilmiş.Güzel bir kitaptı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Serdar Özkan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Ağustos 1975
Ağustos 1975’te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerikaya giderek, Lehigh Üniversitesi’nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbulda yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40’tan fazla ülkede basıldı. Brezilya’dan Japonya’ya, Kanada’dan Endonezya’ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.

Yazar istatistikleri

  • 229 okur beğendi.
  • 9.685 okur okudu.
  • 54 okur okuyor.
  • 1.126 okur okuyacak.
  • 83 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları