Serdar Tuncer

Serdar Tuncer

Yazar
8.9/10
1.149 Kişi
·
3.788
Okunma
·
1.164
Beğeni
·
33,7bin
Gösterim
Adı:
Serdar Tuncer
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 16 Ağustos 1978
16 Ağustos 1978 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Lise son sınıfa giderken radyo programlarına, üniversite hazırlık günlerinde Televizyon programlarına başladı. "Üç Nokta" isimli programıyla gönlünden geldiğince muhabbet etti. Sokaktaki adama "siz var mısınız? var olduğunuza bir deliliniz var mı?" gibi ilginç sorular sordu. Kimi zaman susmadan konuştu, kimi zaman 1.5 saat boyunca hiç konuşmadan anlatarak televizyonculuk kalıplarını ters yüz eden programlar yaptı.

İlk şiir kitabı “Sen İstanbul Kokardın” 1997 yılında yayımlandı, ikinci şiir kitabı “Aynalar” 2003 yılında.. “Satır Arası Hikayeler” kitabı ise 2005 yılında yayınlandı. Kanal a televizyonunda yayınlanan “Gecede Bir Gün” Programı 2005 yılının en iyi tv kültür sanat programı seçildi.

Yaklaşık üç yıl Kanal A'da "Yıldızdan Mahyalar" isimli programı sundu. 2007 yılında Kanal 1'de yayınlanan "Türkiye'de ve Avrupa'da Ramazan" isimli programla izleyici karşısına çıktı.

2008, 2009, 2010 ve 2011 Ramazanlarında Topkapı Sarayından canlı olarak sunduğu TRT1 İftar programıyla çaysız ama çay tadında muhabbet etti. TRT Haber'de "Yeni Şeyler Söylemek Lazım" programını Uğur ışılak'la birlikte sundu. Halen Radyo 15'te Yitik Hazine isimli programı hazırlayıp sundu. Nasıl yetiştirdiğini anlamadığımız bir şekilde çeşitli programlar dolayısıyla dünyayı geziyor, şiir okuyor, muhabbet ediyor..
Kaliteli kitapları oku!
Tarih,felsefe,roman,sosyoloji,din fark etmez.
Ölçü:Sahasında iyi eser veren isimlerin en iyi kitapları!
192 syf.
·9/10
Serdar Tuncer..Davudi ses tonu,duruşu,samimiyeti,nüktedanlığı ve kalitesiyle her daim zevkle takip ettiğim bir yazar.
Kitabı ontolojik anlamında insanın ruhuna hitap eden,yaşadığımız dünya serüveninde dikkat etmemiz gereken durumları en güzel bir şekilde izah ettiği bir eser.
Gerçekten rahatlamak,farklı yansımaları yakalamak istiyorsanız hiç düşünmeden alın okuyun derim.
Ki özellikle 'olmak' için olması gerekenler bölümü tekrar tekrar okumak gereğini düşünorum.
Son sözüm Delilim Yok Kalbimden Başka dan;
Elbiselerimizle şık, simalarımızla güzel, bakışlarımızla derin, yürüyüşümüzle alımlı, cüzdanımızla muteber, tellallığımızla bilge, taatimizle kul ve nihayet nefsimizle var olduğumuzu zannetsek de, biz sadece kelimelerimizle varız, kelimelerimiz kadarız.’’
192 syf.
Serdar Tuncer... Televizyonda izleyip dinlerken o muhteşem sesine hayran olduğum insan. Anlatımıyla kulaklarda hoş bir tat bırakan güzel insan. Okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak.
Kitap okurken yüreğime dokunan bütün cümlelerin altını çizerim. Kitap bittikten sonra tekrar başa dönüp sadece bu cümleleri okurum. Yazarın damağımda bıraktığı o tadı bir kez daha alabilmek için. Bu kitapta nerdeyse bütün sayfaları tekrardan okudum. O kadar çok cümlenin altını çizmisim ki...Hiç bir cümlesi kaçırılmayacak, tekrar tekrar okunacak lezzette bir kitap. Hayatımızda olması gerekenleri, nasıl bir insan olmamız gerektiğini ince dokunuşlarla, güzel bir biçimde anlatan muhteşem bir kitap... Keyifli okumalar.
144 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Aşıkların sözlerini alıp satan aşık mıdır?
İçini görmez sarayın vasfeder duvarını...

Salih Baba

Bu dizeleri Serdar Tuncer isminin arka planına yerleştirmek gerekir. Çünkü o içini görmediği sarayların duvarlarını tasvir etmektedir. Bence aslolan da budur. Zira sarayın içini görenler, aşkı gösterişli kapakların içine hapsolmuş kaliteli kağıt parçalarının üzerine değil, taliplisinin gönlüne nakşetmekle meşgul.

Bir bilene sormuşlar: "Büyük kime derler?"
El cevap: "Kendinden büyük olanlarla hemhal olanlara."

Yukarıda ki dizeler gibi bu cevabı da Serdar Tuncer isminin arka planına yerleştirmek gerekir. Çünkü o kendinden büyük olanların sözleriyle, işleriyle, halleriyle meşgul olmakta.

Serdar Tuncer'le öyle ya da böyle, bir şekilde bağ kurabilmiş olanlar bilir, konuşması, yazması genellikle kendinden önceki zevatın sözleri ile doludur. Bu onun söz söyleyecek kabiliyette olmamasından değil, bizzat söyle söylemenin adabından kaynaklı bir durumdur. Hemen belirteyim ki ona ait olduğunu düşündüğünüz sözleri varsa yanılıyorsunuz.

Diğer iki kitabının formatını bu kitapta da devam ettirmektedir. Insanın kendisine dair metaforları yine aynı üslupla ortaya koymuş. Kudemayı iyi analiz etmiş olmasından ve halihazırda bir kudema adayıyla da yakın ilişkisinden dolayı insana temas eden noktaları ilmen çok iyi bilmekte.

Azıcık arayışı olan, kalbinde sebepsiz bir hüzün barındıran, dünyadan ağzı yanmış kimselerin bu adamdan etkileniyor olması da bu sebepten gençler.

Sevemeyenler sebebini söylüyorum: ayna metaforu.

Kitaba gelelim. Hiç gitmeyelim.

Kitaplarına dair tek söyleyeceğim şudur: Kaybettiğimizin haberini, kuyunun dışından değil, bizzat içinden, bizimle muhatab olarak haber veriyor.

Bu kitaplara inceleme yazmakta çok saçma geliyor ama ne yapayım devir kötü.
%42 (80/192)
·Beğendi·10/10
Ne denilebilir ki. Üstat anlatmış yaşamın özünü, kulluğun olması gereken özelliklerini. Adeta o konuşmamış, konuşturulmuş. Tek gayemiz onun Yâre (k.s) olan sevgisini içimizde büyütmek onun gibi sevmek.
192 syf.
·4 günde·10/10
Hiç kalbiniz oldumu?
Benim hiç olmadı. Yalan yanlış hayallerin,yersiz kaygıların,başıboş umutların,boş sevdaların oldu kalbim ama benim olmadı.
Kalbimin sahibi ne zaman nazar etse, orada hep kendinden gayrını gördü.
Sahibinin olmayan kalp nasıl kulunun olsun ki? Kalbi kendisinin olmayan nasıl kul olsun ki?
Benim bir kalbim olsaydı,bilirdim.
Benim kalbim 'bir' olsaydı, yanardım.

Bu yüzden bilemediğimiz bulamadığımız herşey bir başkasının oldu ama bizim hiç olmadı.
Kaybettiklerimiz kazandıklarımızdan çok oldu diye kalbimiz bizim hiç olmadı. Zaten bizim olmayanı bulma peşinde oluşumuzda ne kadar bizim olmadığını göstermedi mi ?
Ne bulduk? Neyi bulduk? Bizde olanı kaybettikden sonra çok aradık diye kaybolduğunu kendimize bile söyleyememe nedenimiz de kaybetmemizin utancından değilmiydi zaten.

Bulmak için Ayaklarımızın gidemediği yerlere duaların gitmesiydi oysaki peki Bulmak için dilimizi duaya gönlümüzü semaya ne kadar döndük?
Dua bizim kendimiz için değerli olduğunu zannetiğimiz şeyi Haktan dilemek değildi. Bilakis Hakkın bizi dua edenlerden eylemesi bize değer vermeseydi.
"Duanız olmasaydı size ne diye değer verilsin" fermanına kavuşmak değilmiydi. Avuç avuç ettiğimiz duaları değer kelimesi layık olmak için yüzümüze sürmemiz.

Çok şey kaybettik duaların arasında Kendimiz için dile getirdiklerimizi kardeşlerimiz içinde isteyemedik diye çok şeyi ardımızda duadan sayılmaz diye geride bıraktık. Dualarımızı kendimiz için ederken, Bir annenin Hastahanede Yavrusu için zamanı cehennem içinde yanar gibi beklerken Dualarımız arasına hiç tanımadığımız ve bizi hiç tanımayacak olanlar için Amin diyemedik.
Halbuki Allah "Kulum hiç tanımadığı kardeşi için böyle kendisini paralıyor. Benki Rabbül-Aleminim,şifasını vermezmiyim kulumun. Sesine hiç ortak olmamanın hüznünü yaşayanlardan olabilmeliydik.
Bize verilen en büyük nimetin "Dua'nın" Değerini kavrayabilseydik eğer. Gözlerimizden dua ederken süzülen her bir damla yaşın kıymeti Arşı Ala'da Kimsesizlerin sesi mazlumların gölgesi olacaktı oysa. Duaya yabancı kaldık. El duaya yabancı kaldı. Sonra bir ses yükseldi Mekke'nin çöllerinden 1400 sene sonra gelecek olan insanlara "Duanız yoksa Allah size ne diye değer versin..." Değmedik, diyemedik. Diyemedik diye değer verenlerden değer görenlerden olamadık.

Oysa 1400 sene öncesinden kardeşlerim diye seslenilen bir Peygamberin Kardeşleri şerefine nail olduk. Kuşu öldüğünde taziyeye giden bir peygamberin kardeşleri Halep'te ölen kardeşleri için gözlerinden bir damla bile dökmekten mahrum. Oysa El açıp dua edebilseydik eğer Türkmen dağında her taraftan yağmur gibi üzerlerine bombalar yağan kardeşlerimizin yanında ettiğimiz dualar Düşmana korku Mazluma umut olurdu. Evvabiller yok şimdi.
Delilimiz yok kalbimizden başka duamızdan başka niyetlerimizden başka. Bir niyet tutturalım şimdi kendimize başı ümit ortası Mutluluk sonu dua olan. Bir günde yapacağımız herşeyi bu niyetle yapmanın şerefine nail olalım.
Evden çıkarken Kapı eşiğinde " Ya Rabbim bugün senin rızan için çıkıyorum kapıdan,çalışmanın ibadet saydığın bir güne senin adınla başlıyorum. Adımlarımı bana hayırlı kıl. Kazancımı bana hayr eyle" duasıyla başlayalım güne.
Bir anne Evladının karnını doğuracağı zaman. "Ey Rabbim evladımı senin dinine güzel bir kul peygamberine güzel bir ümmet olabilmesi için,senin verdiğin rızıkla karnını doyuruyorum" diyebilenlerden olalım. Olalım ki niyetin nasıl hayırlı işlere kapı açtığını,Ameller niyetlere göredir sözünü Tescili olarak yaşayalım...

Çağımızın en büyük problemlerinden bir tanesi de gideceği yer ayrıldığı yerden hayırlı ise oradan sağ ayakla,bulunduğu yer gideceği yerden hayırlı ise sol ayakla çıkması gerektiğini bilmemesidir. Camiden işe giderken sol ayakla çıkabileceğimiz gün bütün dertlerimiz hallolacak. Ayakların hangi niyetle atılması iyi ve kötü kader kapılarını aralar. Kader, Sadece niyetlerin salih olmasıyla güzellik bulur

Serdar Tuncerin Eşsiz anlatımıyla güzel örneklemeleriyle ve günümüz sorunlarını toplayıp güzel bir şahaser haline getirdiği okunası kitaplardan birtanesi. Bugünün problemlerini,yapılması gerekenleri ve yapılmaması gerekenleri örnekler,hikayeler ve beyitlerle ele almış. Konudan konuya güzel bağlantılar yapılıp Sıkılmadan Tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz Yine bir Serdar Tuncer Anlatımı ve Muhteşemliği diyeceğiniz Bir Eser...

Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp şiir okumalı.
"Taş taş değildir,bağrındır taş senin. Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin. "
"Elif Lam Ra"
İşte Tüm hikaye...

İyi okumalar...
144 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Serdar abinin duruşu, kişiliği, dünya görüşü, uslubu gerçekten takdire şayan .
Böyle bi adamdan kötü kitap beklenemezdi çok iyi yorumlamş . Söylemek isteyip kelimelere dökemediğimiz onca şeyi o kadar güzel anlatmış ki OKUMALISINIZ :)
192 syf.
·3 günde·10/10
Bir insan düşünün nasıl yapacağını nasıl yaşayacağını anlamak adına yaşayan. Her yaptığını insan olmanın bilincinde yapan ve buna göre yaşayan. Kendine neden hayattayım nereden geldim nereye gideceğim diye soran. İşte bu yaşamanın bilincinde bir hayat yaşamayı kim istemez ki.
Sonra bir yönetici düşünün oturduğu deri koltuğun içinde bulunan süngerin hangi suyu üstüne döktüğümüzde suyu emen süngerlerden bahsediyorum. O deri koltuk oturtan kişinin makam mevki hırsının olmadığını derin koltuğun emmediğini. Kuralları kendi çıkarları için değil de insanların menfaatleri için kullanan
Ademden gelmenin adam olmakdan geçtiğini anlatan ve bunları madde madde bir kitap düşünün. Yanılgıların nasıl insanın bir kez ayağa kalmak olduğunu hatırlatan madde madde tane tane anlatan ve okuyucunun anlamasını bekleyen bir kitap

Şimdi bir millet düşünün bir türlü bölünemeyen parçalamaya kimsenin yeltenemediği yeltenenlerin ise. Kaderlerin üstünde bir kader bilincinde olarak oyunların bozulduğu bir millet. Geçmişi sağlam kayalar üzerinde oturan yavuzlar kanuniler fatihler hakanlar ertuğrullar yetiştiren. 3 kıtaya 7 denize nam salmış bir devletin 21.yüzyıla gelmiş olan, aynı dik duruşunu 15 temmuzda göstermiş bir milletin varlığı. Allah, vatanını milletini bayrağını geçmişini seven milletin her ferdinden ebeden razı olsun....

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte! 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de! 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! 
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! 
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!


Harika okumaya değer her konusu ayrı ihtişamlı ve defalarca başa dönüp okuyacağımız bir kitap. Ve kitabın başlığı insanlığı anlayışıyla yeter artar bile "SERMAYEM YOK DERDİMDEN BAŞKA"
192 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10
Sohbetlerinde olduğu gibi kitabında da gönül teline dokunmuş Serdar Tuncer. Bir kere değil defalarca okunacak hatta ara ara kitaplığımın rafından alıp içinden bir kuple okuyabileceğim ruhuma hitap edecek bölümlerden oluşmuş. Anlatmak dile zor en iyisi siz temin edin en kısa sürede okuyun..

Yazarın biyografisi

Adı:
Serdar Tuncer
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 16 Ağustos 1978
16 Ağustos 1978 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Lise son sınıfa giderken radyo programlarına, üniversite hazırlık günlerinde Televizyon programlarına başladı. "Üç Nokta" isimli programıyla gönlünden geldiğince muhabbet etti. Sokaktaki adama "siz var mısınız? var olduğunuza bir deliliniz var mı?" gibi ilginç sorular sordu. Kimi zaman susmadan konuştu, kimi zaman 1.5 saat boyunca hiç konuşmadan anlatarak televizyonculuk kalıplarını ters yüz eden programlar yaptı.

İlk şiir kitabı “Sen İstanbul Kokardın” 1997 yılında yayımlandı, ikinci şiir kitabı “Aynalar” 2003 yılında.. “Satır Arası Hikayeler” kitabı ise 2005 yılında yayınlandı. Kanal a televizyonunda yayınlanan “Gecede Bir Gün” Programı 2005 yılının en iyi tv kültür sanat programı seçildi.

Yaklaşık üç yıl Kanal A'da "Yıldızdan Mahyalar" isimli programı sundu. 2007 yılında Kanal 1'de yayınlanan "Türkiye'de ve Avrupa'da Ramazan" isimli programla izleyici karşısına çıktı.

2008, 2009, 2010 ve 2011 Ramazanlarında Topkapı Sarayından canlı olarak sunduğu TRT1 İftar programıyla çaysız ama çay tadında muhabbet etti. TRT Haber'de "Yeni Şeyler Söylemek Lazım" programını Uğur ışılak'la birlikte sundu. Halen Radyo 15'te Yitik Hazine isimli programı hazırlayıp sundu. Nasıl yetiştirdiğini anlamadığımız bir şekilde çeşitli programlar dolayısıyla dünyayı geziyor, şiir okuyor, muhabbet ediyor..

Yazar istatistikleri

  • 1.164 okur beğendi.
  • 3.788 okur okudu.
  • 159 okur okuyor.
  • 1.711 okur okuyacak.
  • 38 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları