Sevan Nişanyan

Sevan Nişanyan

YazarÇevirmen
7.9/10
115 Kişi
·
301
Okunma
·
49
Beğeni
·
2.463
Gösterim
Adı:
Sevan Nişanyan
Unvan:
Yazar,Dil Bilimci
Doğum:
İstanbul, 21 Aralık 1956
İlköğrenimini Özel Pangaltı Ermeni İlkokulu'nda gördü; 1968'de, Milliyet gazetesi tarafından düzenlenen İlkokullararası Bilgi ve Kültür Yarışması'nda üçüncü oldu.[1] Orta öğrenimini Işık Lisesi ve Robert Lisesinde tamamladı. 1974'te ABD'ye giderek Yale Üniversitesi ve Columbia Üniversitesinde tarih, felsefe ve Güney Amerika Siyasi Sistemleri üzerine eğitim gördü.

1984-1985 yıllarında Commodore 64 adlı kişisel bilgisayarı (PC) Türkiye'ye getiren firmanın kurucusu ve yöneticisi oldu. Bilgisayar programcılığı ile ilgilendi, çeşitli konuşma ve konferanslara katıldı. Türkiye'nin ilk popüler bilgisayar dergisi olan Commodore'u kurup orada Baytan Bitirmez müstear ismiyle yazılar yazdı.

Sevan Nişanyan, çeşitli Britanya ve Uzakdoğu yayınevleri için seyahat kitapları kaleme aldı. 1998 yılında "Küçük Oteller Kitabı" adlı kitabı ilk kez yayımladı. Türk turizmine kitle turizmi dışında yeni bir yön kazandırma çabası olarak görülebilecek "Küçük Oteller Kitabı"'nı her sene yenileyerek bir referans kitabı haline geldi.

1995 yılında eşi Müjde Nişanyan ile birlikte İzmir'in Selçuk ilçesinin Şirince köyüne yerleşen Nişanyan, bu köyde geleneksel mimari dokuyu korumak ve canlandırmak için yaptığı çalışmalarla tanındı. Eski köy evlerini geleneksel tarzda onararak oluşturduğu Nişanyan Evleri adlı otel 1999'da işletmeye girdi. Şirince'de yıkılmakta olan evleri resmi izin olmadan restore ettiği gerekçesiyle 2001 yılında 2863 sayılı yasa kapsamında 10 ay hapis cezası aldı.

Bu dönemde Türkçenin etimolojisi üzerine ilk kapsamlı bilimsel çalışma olan "Sözlerin Soyağacı: Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü" adlı çalışmasını tamamladı; aynı sözlüğün popüler bir özeti olan "Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı" adlı kitabı yayımlandı.

2004'te İnsan Hakları Derneği tarafından verilen Ayşenur Zarakolu Özgür Düşünce Ödülü'ne layık görüldü.[5] Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgeleri hakkında resmî görüşün verilerini sorgulayan "Ankara'nın Doğusundaki Türkiye" adlı gezi rehberi 2006'da yayımlandı.

Nişanyan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemine ilişkin eleştirel görüşlere yer veren "Yanlış Cumhuriyet: Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru" adlı kitabı 2008'de basıldı. "Sözlerin Soyağacı"'nın geniş ölçüde gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni versiyonu da aynı tarihte piyasaya sunuldu.

Agos gazetesindeki köşe yazarlığının yanı sıra, 29 Ekim 2008 ve 14 Aralık 2009 tarihleri arasında Taraf gazetesinde "Kelimebaz" adıyla dile ilişkin köşe yazıları yazdı. Bu yazıları iki ayrı kitapta toplanarak "Kelimabaz - 1" ve "Kelimebaz - 2" isimleriyle yayımlandı.

2009'dan itibaren Anadolu yer adlarına ilişkin geniş kapsamlı bir çalışma başlattı. Çalışmanın ilk ürünleri 2010'da piyasaya çıkan "Adını Unutan Ülke: Türkiye'de Adı Değiştirilen Yerler Sözlüğü" adlı kitapta ve Index Anatolicus web sitesinde yayımlandı.

Likya hakkında kitap yazma çalışması sırasında aklına düşen kaya mezarı inşa etme fikrini, yirmi yıl sonra, 2012 yılında Şirince'de gerçekleştirdi.

Agos yazılarını da kapsayan otobiyografisi Aslanlı Yol, 2012 yılında yayımlandı.

Şirince'de inşa ettiği taş binalar mühürlendikten sonra mührü sökerek inşaata devam eden Nişanyan iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Daha önce onanan hapis cezaları da buna eklenince infaz süresi 11 yıl 5 aya çıktı. Söke Cezaevi'nde cezası infaz edilmeye başlandı. 2017'de daha sonra aktarılmış olduğu Foça Açık Cezaevi'nden firar ederek yurtdışına kaçtı. Sığındığı Yunanistan'dan iltica talebinde bulundu.
Arapçanın Türkçe üzerindeki etkisinden şikayet edenleri ben pek fazla ciddiye alamıyorum. Ya Arapça bilmiyorlar ya da milliyetçilik afyonunu biraz fazlaca yutmuşlar.
Alfabeyi bundan 3000 küsür yıl önce Fenikeliler icat etmiş. Öküz anlamına gelen alep a olmuş, ev anlamına gelen bet b, cirit sopası anlamına gelen gmel g, kapı anlamına gelen dalıt d olmuş.
Arapça, olağanüstü denecek ölçüde güzel bir dil. İnsan aklının başyapıtlarından biri sayılması gereken, adeta matematiksel bir yapısı ve muazzam bir şiirselliği var.
Phainomenon (fenomen) aslında aydınlanan şey demek. Felsefede özellikle bilincine varılan şey, fiziksel bilimlerde bilimsel inceleme konusu olan nesne anlamlarına geliyor.
Oysa dindar insanların acayip bir ALINGANLIK meselesi var. Olayı bir fikir ayrılığı olarak görmek istemiyorlar. Anasına nenesine dil uzatılmış moduna geçiyorlar anında. Bu da bana haksızlık gibi geliyor.
Eski Yunancada kadın anlamına gelen sözcük gyne veya gynaike. Örneğin "kadın hastalıkları uzmanlığı" anlamına gelen gynecologie sözcüğünün Fransızca telaffuzu jinekoloji.
Penisin Latince asıl anlamı "kuyruk". Ama eski çağlardan beri başkaca sarkan organlar için de bu sözcük kullanılmış. Penicillum, resim fırçası anlamına geliyor. İngilizce "pencil" yazı kalemi sözcüğü de oradan.
Haşema, Arapça "utanmak" anlamına gelen "h-ş-m" fiiline benzetilerek Türkiye'de uydurulmuş bir marka imiş. Hakiki şeriat mayosu ifadesinden kısaltma olduğu iddiası şaka mıdır ciddi midir bilemedim.
328 syf.
·8 günde·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı'nın da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz:
https://youtu.be/a3ctaLux8B4

Bu incelemede bir gün Kim Milyoner Olmak İster'e katılmak isterseniz söyleyebileceğiniz şekil şükül bilgiler vereceğim.

Şu an kullandığımız harflerin nereden geldiğini biliyor musunuz?

"Alfabeyi bundan 3000 küsür yıl önce Fenikeliler icat etmiş. Öküz anlamına gelen alep a olmuş, ev anlamına gelen bet b, cirit sopası anlamına gelen gmel g, kapı anlamına gelen dalıt d olmuş." (s. 15)

Peki Anadolu kelimesi sizce Anadolu'nun analarla dolu olmasından mı geliyor dersiniz? Pek de öyle değil. Anadolu "Anatellein" yani yukarı kalkmak, güneşin kalkışı anlamına gelen fiilden geliyor. Bir kenara yazın bunu, lazım olur.

Sizce Romalılar maaşlarını neden tuz olarak alıyordu? Çünkü tuz o zamanlar çok değerliydi. Zaten bu yüzden de "maaş" yani "salary" kelimesi "sal" ve "salt", yani "tuz"dan türemişti. Nasıl, süper değil mi?

İngilizce’deki “Hope” kelimesi, yani umut var ya... Hah. İşte o da Artvin’deki Hopa ilçesinden geliyormuş mesela. Rivayete göre, Hopa’da tarlalarını sürmekte olan bir çiftçi birden ülkesindeki vergilerin bir gün düşeceğinden umutlanmış ve umut kelimesi oluşmu... Şaka şaka, o kadar da değil.

Mevsim sözcüğünün kökü "damgalamak, belirleyici bir işaretle mühürlemek" anlamına gelen WSM kökünden türemiş mesela. Harika bir nokta da şu ki, Bismillah kelimesi de "Bi+ism (wasm)+Allah" şeklinde ayrıldığı için başladığımız her işi sadece Allah'ın ismiyle damgalamış oluyoruz...

Peki, para bize neden yol gösteren bir rehber gibi davranıyor dersiniz? Çünkü para kelimesi olan "money", "monere" fiilinden yani "yol gösterici, uyarıcı" anlamına geldiği için hayatlarımızda bu kadar rol oynayabiliyor. Hatta her gün baktığımız ekranlar yani "monitor"ler de bu yüzden bize yol gösterici ve uyarıcı olmaya çalışıyor pek çok konuda.

O zaman farklı bir bilgi daha vereyim. Vajina kelimesi nereden geliyor dersiniz? 16. yy başında Meksika'yı işgal eden Hernan Cortes'in bir bitkiyi kılıç kınına benzetmesi sonucunda ona kılıç kını anlamına gelen "vagina" denilmiş ve o kelime öyle de kalmış.

Son bir bilgi olarak Tanrı'nın gökyüzünü yıldızlarla süslemesi "kozmos" ise, aslen "süslemek" kökünden gelen bir kelime ve "kozmetik"le akraba. İnsanlar yüzlerine kozmetik yaparken Tanrı'nın da evreni için belirlediği bir kozmetik anlayışı var sonuçta...

Bu ve bunun gibi pek çok öğrenebileceğiniz anda ufkunuzu iki katına çıkaran bilgiyle tanışmak isterseniz kesinlikle okumanız gerektiğini düşündüğüm bir kitap bu. Sevan Nişanyan'ın karakteri tartışmaya çok açıktır fakat adam neredeyse her şeyin düşmanı olmasına rağmen Arapça'nın güzelliğini %100 olarak kabul ediyor mesela şöyle:

"Arapçanın Türkçe üzerindeki etkisinden şikayet edenleri ben pek fazla ciddiye alamıyorum. Ya Arapça bilmiyorlar ya da milliyetçilik afyonunu biraz fazlaca yutmuşlar." (s. 308)

Bu kitaba içindeki bilgiler dışında 10 puan vermemin sebebi, Nişanyan'ın eski basımlardaki etimoloji ve köken hataları yaptığı yerleri okur görmeden kitaptan çıkarmayıp, yeni basımlarda onları dipnotlarla birlikte bize sunması. Adam bildiğiniz harika bir özeleştiri yapıyor ve arada okurunu da kelime ilişkileriyle, esprilerle güldürüyor. Bence süper.
‪Afferin deyimi Zerdüşt dininin 3000 yıllık kutsal metinlerinde; ”Seni Kutsuyorum” anlamıyla karşımıza çıkıyor..!‬
‪#Sevan Nişanyan Elif’in Öküzü s.7‬
248 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Kitap dilimizi o kadar güzel anlatıyor ki;
Örneğin " 3000 yıl kadar önce öküz başı anlamına gelen elif kelimesi türeyerek günümüzde sık kullanılan bir kız ismi olmuştur" diyor yazar.(Cümleyi aklımda kaldığı kadarıyla söyledim tam metin bu değil.)Sevan nişanyan türkçenin nasıl bir dil olduğunu çok sert bir biçimde anlatarak yorumluyor. Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum fakat kitabı bir günde okuyup bitirirseniz hiçbir kazanç elde edemezsiniz . Bu kitabi bir ansiklopedi olarak düşünün arada bakıp birşeyler öğrenebileceğiniz türden. Bir örnek daha vermek istiyorum bizler poğaça dediğimizde türkçeyi katlediyoruz onu orjinali "boğaça"ymış.
290 syf.
·4 günde·10/10
Hayat görüşünüz üzerine derin düşüncelere daldıracak, düşünceler sonucunda ömrü hayatı bir anüste yaşadığınızı ve dışarıyla tek bağlantınız olan deliğin size verdiği imkanlar dahilinde dünyayı görebildiğiniz sonucuna varacaksınız :)) Kendimi daha önce bu kadar küçük hissettiğimi hatırlamıyorum.

Kitabı okurken bitlenmek, senelerce ceza alıp hapse düşmek, inşaatta amelelik yapmak, defalarca para batırıp akıllanmadan yine batırmak, iç savaşa dalmak gibi tuhaf isteklerde bulunabilirsiniz.
Etimoloji alanında okuduğum ilk okuyucuyla sohbet edercesine yazılmış kitap. Kelimelerin kökenlerini ve aynı kökenden gelen bambaşka kelimeleri görünce bir aydınlanma yaşıyorsunuz.

Her gün bir chapter okuyorum ki hemen bitmesin diye.
525 syf.
·9/10
Katılın veya katılmayın Sevan Nişanyan 51 soruda cumhuriyet tarihinin yalanlarını, saptırmalarını belki çok ağır eleştrilerle de olsa ortaya koyuyor. Özellikle harf inklabı konusunda yaptığı açıklamalar ve sunduğu kanıtlar inklabın ne şartlarda ne amaçlarla yapıldığını gözler önüne seriyor. Kitabın tek eksik yönü; çoğu yerde kötü sonuna kadar yerilirken, yapılan iyilik göz ardı edilmiş.
496 syf.
·Beğendi·8/10
Sevan Nişanyan'ın Elif'in Öküzü kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı. O kadar beğendim ki Nişanyan Sözlük'ü de sipariş ettim. Kitap Nişanyan'ın Taraf gazetesinde yazdığı Kelimebaz köşesindeki yazılarının derlenmesiyle oluşmuş. Günümüzde kullanılan yüzlerce kelimenin etimolojik köklerini incelerken çok keyifli hikayeler eşliğinde anlatıyor Nişanyan. Tam bir genel kültür deposu. Herkesin kitaplığında olması gereken bir kitap bana göre
525 syf.
·30 günde·Beğendi·9/10
Cumhuriyetin kuruluşunu, ilk yıllarını, devrimleri, Atatürk'ü bize her yerde anlatılanlardan çok farklı bir bakış açısıyla anlatıyor. Kitabın bir çok yerini şaşırarak hayretler içinde okudum. Aynı bir gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklersen devamı da öyle gelir der gibi bugünün Türkiye'sinin "olamayışının" nedenlerini Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk zamanlarında arıyor. Yazar bir tarihçi değil ama çok zeki, çok araştırmış, gezmiş, görmüş biri bu nedenle değerlendirmeleri üstünde düşünmeye sorgulamaya değer. Herkese mutlaka tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sevan Nişanyan
Unvan:
Yazar,Dil Bilimci
Doğum:
İstanbul, 21 Aralık 1956
İlköğrenimini Özel Pangaltı Ermeni İlkokulu'nda gördü; 1968'de, Milliyet gazetesi tarafından düzenlenen İlkokullararası Bilgi ve Kültür Yarışması'nda üçüncü oldu.[1] Orta öğrenimini Işık Lisesi ve Robert Lisesinde tamamladı. 1974'te ABD'ye giderek Yale Üniversitesi ve Columbia Üniversitesinde tarih, felsefe ve Güney Amerika Siyasi Sistemleri üzerine eğitim gördü.

1984-1985 yıllarında Commodore 64 adlı kişisel bilgisayarı (PC) Türkiye'ye getiren firmanın kurucusu ve yöneticisi oldu. Bilgisayar programcılığı ile ilgilendi, çeşitli konuşma ve konferanslara katıldı. Türkiye'nin ilk popüler bilgisayar dergisi olan Commodore'u kurup orada Baytan Bitirmez müstear ismiyle yazılar yazdı.

Sevan Nişanyan, çeşitli Britanya ve Uzakdoğu yayınevleri için seyahat kitapları kaleme aldı. 1998 yılında "Küçük Oteller Kitabı" adlı kitabı ilk kez yayımladı. Türk turizmine kitle turizmi dışında yeni bir yön kazandırma çabası olarak görülebilecek "Küçük Oteller Kitabı"'nı her sene yenileyerek bir referans kitabı haline geldi.

1995 yılında eşi Müjde Nişanyan ile birlikte İzmir'in Selçuk ilçesinin Şirince köyüne yerleşen Nişanyan, bu köyde geleneksel mimari dokuyu korumak ve canlandırmak için yaptığı çalışmalarla tanındı. Eski köy evlerini geleneksel tarzda onararak oluşturduğu Nişanyan Evleri adlı otel 1999'da işletmeye girdi. Şirince'de yıkılmakta olan evleri resmi izin olmadan restore ettiği gerekçesiyle 2001 yılında 2863 sayılı yasa kapsamında 10 ay hapis cezası aldı.

Bu dönemde Türkçenin etimolojisi üzerine ilk kapsamlı bilimsel çalışma olan "Sözlerin Soyağacı: Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü" adlı çalışmasını tamamladı; aynı sözlüğün popüler bir özeti olan "Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı" adlı kitabı yayımlandı.

2004'te İnsan Hakları Derneği tarafından verilen Ayşenur Zarakolu Özgür Düşünce Ödülü'ne layık görüldü.[5] Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgeleri hakkında resmî görüşün verilerini sorgulayan "Ankara'nın Doğusundaki Türkiye" adlı gezi rehberi 2006'da yayımlandı.

Nişanyan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemine ilişkin eleştirel görüşlere yer veren "Yanlış Cumhuriyet: Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru" adlı kitabı 2008'de basıldı. "Sözlerin Soyağacı"'nın geniş ölçüde gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni versiyonu da aynı tarihte piyasaya sunuldu.

Agos gazetesindeki köşe yazarlığının yanı sıra, 29 Ekim 2008 ve 14 Aralık 2009 tarihleri arasında Taraf gazetesinde "Kelimebaz" adıyla dile ilişkin köşe yazıları yazdı. Bu yazıları iki ayrı kitapta toplanarak "Kelimabaz - 1" ve "Kelimebaz - 2" isimleriyle yayımlandı.

2009'dan itibaren Anadolu yer adlarına ilişkin geniş kapsamlı bir çalışma başlattı. Çalışmanın ilk ürünleri 2010'da piyasaya çıkan "Adını Unutan Ülke: Türkiye'de Adı Değiştirilen Yerler Sözlüğü" adlı kitapta ve Index Anatolicus web sitesinde yayımlandı.

Likya hakkında kitap yazma çalışması sırasında aklına düşen kaya mezarı inşa etme fikrini, yirmi yıl sonra, 2012 yılında Şirince'de gerçekleştirdi.

Agos yazılarını da kapsayan otobiyografisi Aslanlı Yol, 2012 yılında yayımlandı.

Şirince'de inşa ettiği taş binalar mühürlendikten sonra mührü sökerek inşaata devam eden Nişanyan iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Daha önce onanan hapis cezaları da buna eklenince infaz süresi 11 yıl 5 aya çıktı. Söke Cezaevi'nde cezası infaz edilmeye başlandı. 2017'de daha sonra aktarılmış olduğu Foça Açık Cezaevi'nden firar ederek yurtdışına kaçtı. Sığındığı Yunanistan'dan iltica talebinde bulundu.

Yazar istatistikleri

  • 49 okur beğendi.
  • 301 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 361 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.