Sevil Atasoy

Sevil Atasoy

Yazar
8.5/10
131 Kişi
·
361
Okunma
·
86
Beğeni
·
3.626
Gösterim
Adı:
Sevil Atasoy
Unvan:
Öğretim Üyesi, Yazar, Bilim Kadını
Doğum:
İstanbul, 1949
Sevil Atasoy (d. 1949, İstanbul), İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyesi olan Türk bilim kadını. Prof. Dr. Şemsi Gök ve Dr. Ferda Gök'ün kızıdır.

Alman Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nde yüksek tahsilini tamamladı "Tıp Bilimleri" doktorası yapan Sevil Atasoy, biyokimya uzmanı oldu.

Türkiye'de, DNA delilleri ve kriminal laboratuvarların gelişmesine katkısı nedeniyle "Yılın Bilim İnsanı Ödülü"ne lâyık görüldü.

2005 - 2010 arasında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Üretiminde Tahminler Daimi Komisyonu üyeliği ve Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu başkanlığı (2010) yaptı.

1980-1993 yılları arasında T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi başkanlığını üstlenen Atasoy, 1988-2005 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nün müdürlüğünü yürüttü ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaptı.

İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen Atasoy, Hürriyet Gazetesi'nin Pazar ekinde "Delil Avcısı" adlı sayfada 250 kadar gerçek suç öyküsü yayınladı
Okan Bayülgen'le birlikte yürüttüğü Muhabbet Kralı adlı talk show programıyla İsmail Cem ödülünü aldı.

Temmuz 2010'dan itibaren Kanal D'de yayınlanan Kanıt adlı eğlendirici-eğitici polisiye dizinin konsept ve hikaye danışmanıdır.
Uluslararası Adli Bilimler Merkezi'nin ortağı, Teşvikiye Laboratuvarı ve Atasoy Danışmanlık şirketlerinin sahibidir. Masumiyet Projesi (Innocence Project)
Dünya nüfusunun yüzde birinin psikopat olduğu hesaplanmış, bir başka deyişle her yüz kişiden biri psikopat.
Müslümanlara ve Yahudilere yasak olan kremasyon (yaklaşık 1 000-1 200 derece sıcaklıkta cesedin en az 70 dakika yakılması), Hıristiyanlar’ın büyük bir bölümü için mümkün, Hindu ve Budistler için, bazı istisnalar dışında, zorunlu bir sondur. Ingrid Bergman, Steve Mc Queen, Rock Hudson, Kurt Cobain, Walt Disney, Alfred Hitchcock, Albert Einstein (beyni çıkartıldıktan sonra), Prenses Margaret küle dönüşmeyi seçen ünlülerden sadece birkaçı. İnsan bedenindeki olağanüstü değerli moleküllerin doğal döngüye katılmasını ve yeni canlara yapıtaşı olmasını engelleyen bu işlemi daha “çevre dostu” bulanlar, ciddi bir yanılgı içindeler. Krematoryumların bacalarından gökyüzüne karışan sadece su buharı ve karbondioksit gazı olmayıp, aralarında azot oksit, kükürt dioksit, cıva (sadece İsveç’te, 1 yılda yakılanların diş dolgularından gökyüzüne yükselen cıva, iki tona yakın), hidrojen fluorür, hidrojen klorür, furan ve dioksin gibi, çevreyi kirleten pek çok bileşik yer alır. Geride kalan 2-3 kg külde (yaşa, cinsiyete, ağırlığa göre değişir) başlıca kalsiyum, çinko, demir, fosfor, potasyum, silis bulunur.
Sevil Atasoy
Sayfa 149 - Doğan Kitap (E-kitap)
Bazı ülkelerde, gömülmek ya da yakılmak dışında başka seçenekler de var. Örneğin İsveç firması Promessa Organic AB, mezar yeri sıkıntısının ve çevre kirliliğinin her geçen gün arttığı dünyamızda, kalıntıları ortadan kaldırmada işe yarayacak yeni bir yöntem geliştirmiş. Ceset önce donduruluyor, daha sonra sıvı azota daldırılarak, kırılgan hale getiriliyor. Ses dalgalarıyla organik bir toza dönüştürülen gövde, vakum altında kurutuluyor. “Hijyenik ve kokusuz” olduğu iddia edilen son ürün, mısır nişastasından yapılmış bir kaba aktarılıyor ve fazla derin olmayacak şekilde toprağa gömülüyor. En geç 6 ayda, iyi bir gübreye dönüşüyorsunuz. Firma, en sevdiğiniz ağacı üzerinize dikmeyi, böylelikle sizi hızla ekolojik döngüye katmayı öneriyor.
Sevil Atasoy
Sayfa 145 - Doğan Kitap (E-kitap)
Çok sayıda katil ve bilinen seri katillerin hemen hepsi küçükken, hayvanlara işkence etmiş, hatta öldürmüştür.
Birini öldürürken,az sonra sıranın kendisine geleceğini bilen bir diğerini seyretmek.İşte sadizm budur.
Hangi yolla vücuda girerse girsin eroin, kimyasal adıyla diasetilmorfin, dakikalar içinde önce 6-asetilmorfine, daha sonra morfine dönüşür. Kodeinli ya da morfinli ilaçlar alındığında ya da çok miktarda haşhaş tohumu yendiğinde, 6-asetilmorfin oluşmaz. Bu nedenle, kanda ya da idrarda 6-asetilmorfin bulmak, eroin kullanıldığının en güvenilir delilidir.

Kan ve idrar analizleriyle kişinin eroin kullanımı hakkında en fazla bir gün geriye gidilebilir. Buna karşılık saç ve vücuttaki diğer kılların içerdiği bilgi, idrar ya da kanın çok ötesindedir. Saçın keratin matriksinde “ksenobiyotik” olarak adlandırdığımız, organizmaya yabancı maddelerin pek çoğu, bu arada uyuşturucular, kalıcı biçimde yerleşir. Yıkamayla, boyatmayla yok olmazlar. Üstelik tıpkı bir teyp bandı gibi okunabilir ve kökten uca doğru her bir santimi, yaşanan yaklaşık bir aya denk gelecek biçimde, hangi maddenin ya da maddelerin kullanıldığını gösterir. Özetle, 5 santim saç, 5 aylık geçmiş hakkında bilgi verir. Kafanız kelse, saçlarınızı kazıtmışsanız ya da ektirdiyseniz, vücudunuzun başka yerlerindeki kıllar da işe yarar.
Sevil Atasoy
Sayfa 29 - E-kitap
"Ne Katiller Aradık, Zaten Yoktular"

Affet beni Attilâ İlhan. O güzelim "Ne kadınlar sevdim zaten yoktular"ını bu hale getirdiğim için. Üç ülkeden yüzlerce polis, altısı cinayet, kırktan fazla suçun failinin eroinman bir kadın olduğunu zanneder ve yıllar sonra, onu Avrupa'nın dört bir yanında boşuna aradığını anlarsa, başka ne denilebilir ki.
Sevil Atasoy
Sayfa 181 - Doğan Kitap 5.Baskı Mart 2014
"Bu kadının kalbi nerede?" diye sordu hayretle. "Bunu mumyalayan Mısırlı olamaz. Öyle olsaydı, kalbi yerinde bırakırdı. Onlar, insanın beyniyle değil, kalbiyle düşündüğüne inanırdı."
Sevil Atasoy
Sayfa 240 - Doğan Kitap 5.Baskı Mart 2014
A DIAGNOSIS FOR INDIVIDUAL CRIMINAL BEHAVIOUR

Teorik olarak tüm insanlar, insan da dahil her türlü canlıya zarar verme potansiyeline sahip. Ne yazık ki işin uzmanları için bile bir kişiye ilk bakışta tanı koymak çok zor, hele ki baktığınız kişi bir sosyopat veya psikopatsa. Seri katillerin kriminal, sapkın ve istismar edici davranışlarının neredeyse %99’u bir amaca yönelik, yani doğaçlama suç işleme durumları oldukça nadir. Çoğunluğu sanılanın aksine toplumdan dışlanmış, münzevi, sosyal olarak uyumsuz kişiler değiller. Canavar görünüşlü değiller ve dışarıdan baktığınızda pek de dikkatinizi çekecek şekilde tuhaf davranmazlar. Pek çoğu içinde bulundukları topluma karışır ve oldukça normal davranışlar sergiler. Hatta geçmişteki örneklere göre birçoğu evli, çocuk sahibi ve iyi gelir getiren işlere sahipler. İnsanlar arasında çok rahat karışabildiklerinden dolayı tespit edilmeleri her zaman zor olmuş. Sık sık düşülen hatalardan birisi de seri katillerin motivasyonunun cinsellik olduğu düşüncesi; sadece heyecan yaşamak için, öldürdüğü kişinin mal varlığına konmak için ve en tuhafı da sadece dikkat çekmek için birçok cinayet işleyenleri var; bu son grup içinde beni en şaşırtanı yakın zamanda ortaya çıkan ve yakalanan, henüz yirmili yaşlarında birçok estetik operasyon geçiren Luka Magnotta( https://www.youtube.com/watch?v=Cn1v3btU3tU ) .

Bu kitabı sevdim çünkü gerçek olayları ele alıyor, ama bunları anlatış biçimi sanki bir yandan polisiye roman okuyor gibi hissettirirken diğer yandan da birçok şey öğretiyor(bayılırım öğretici kitaplara). Kitapta çok ilginç yaşantılar öğrenmenin yanı sıra bu konuda birçok bilginin sadece şehir efsanesi olduğunu da anladım, örneğin; Sevil Atasoy ‘’Seri katiller zeki insanlar değillerdir, aksine akılsız hareketlerde bulundukları daha sık görülür’’ diyor(tabi örnekleriyle). Seri katiller ile ilgili diğer mitler(yanlış bilinenler); ‘’Seri katiller yakalanmak ister’’, hayır seri katiller birkaç suçun ardından yakalanmayınca özgüvenleri gitgide artar ve bunun sonucunda da daha rahat davranmaya ve hata yapmaya başlarlar, bu özgüvenli rahat tavırları da insanlar tarafından ‘bilerek yakalandı’ şeklinde yorumlanır. Çok rahat davranırlar çünkü asla yakalanamayacaklarını zannederler. ‘’Seri katiller çok zeki, canavar ruhlu insanlardır’’ da bir diğer şehir efsanesi; Atasoy’un da belirttiği gibi eğer dâhisi varsa muhtemelen onlar şu hiçbir zaman yakalanamamış olan azınlık içindeler, kusursuza yakın bir suikastten sonra sadece plakasız araçla dolaştığı için polise takılarak tesadüfen yakalanan Timothy McVeight bu akılsızlardan sadece birisi. Filmlerde sıkça görüldüğü üzere katilin uzak mesafelerde cinayetler işlemesi de yine nadir görülen bir durum; çoğunluğu dar bir çevrede cinayetlerini işliyor ve bir ‘çapa’ merkeze sahipler yani etrafından fazla uzağa gitmedikleri, kendilerini güçlü hissettikleri bir güvenli alanları -comfort zone- var. Özellikle de deneyim kazanmadan uzaklara gittikleri pek görülmüyor. Kitapta sadece katillerin psikolojilerini okuyacaksınız gibi bir yanlış anlama olmasın; olay yeri bulguları ve nasıl değerlendirildikleri, hangi bulgunun ne değer taşıdığı ve nasıl kullanıldığı, her ceza alanın suçlu olmayabileceği, geride kalanların yaşantıları gibi konularda da çok şey göreceksiniz. Mesela bir damla kan lekesinin suçluyu tespit etmede, DNA tespitinden daha etkili olduğunu öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. Dexter dizisini örnek alarak cinayet işleyen bir sürü genç katil olduğunu öğrendiğinizde de aynı şekilde.

Kitap boyunca; Hastalarına iyilik yaptığını iddia eden sağlıkçı katillerden, namus için 3 kızını ve cinayet olduğu anlaşılmasın diye eski karısını da onlarla birlikte öldüren afgan babaya(ve ailesi), sadece ama sadece ilgi çekmek ve ünlü olmak için kedi boğazlayan vidyolar çekerek internete atan daha sonra bir insanı da katletmeye kadar giden genç katilden neredeyse 40 yılını işlemediği bir suç yüzünden mahkum olarak geçiren masum insanlara kadar, inanılmaz yaşanmışlıklara şahit oluyorsunuz.

Bu kitabı konuya ilgisi olan herkese öneririm ama özellikle de hukukçuların ve psikologların okuması gerektiğini düşünüyorum, meslekleri açısından çok faydalı olabilir. Amatörlere gelince, izlediğiniz polisiye dizilere ve okuduğunuz polisiye kitaplara artık sadece okur olmanın ötesinde amatör bir dedektif olarak yaklaşacağınızdan eminim.

Kitaplara 'öğreticiliğine göre' değer biçen bir insan olarak bu kitaptan da bir şeyler öğrendim, bir kısmını da sizlerle paylaştım, şimdiden keyifli okumalar =))
Böyle kitaplar hiç okumamama rağmen Kanıt dizisinin iyi bir tv uyarlaması olduğunu düşünmüştüm malum biz bu dizi uyarlama işini pek beceremeyiz. Bir okuyayım bakalım kitabı nasıl dedim ama olmadı. İçim kaldırmadı. O kadar sapkınlık, canilik,şiddet içeriyor ki bir de bunların gerçek olduğunu bilince devam edemedim.
"Kusursuz cinayet yok," diyen Prof.Dr. Sevil Atasoy bu eserinde dünyanın birçok ülkesinde işlenen cinayetleri ve çözüm süreçlerini kaleme almış...

Gerçek olduğu için ürkütücü ve bir o kadar inanılmaz olan cinayet sahnelerine hoş geldiniz dercesine okurun araştırmalara şahitlik etmesini isteyen bir eser...

1950'li yıllardan günümüze dedektiflerin, Kriminoloji, Entomoloji, [böcek bilimi) DNA ve otopsi alanlarındaki gelişmelerin cinayetleri çözmede ne kadar etken olduğunu, dünyanın farklı yerlerinde işlenen cinayetleri örnek vererek nasıl sonuca ulaşıldığını ayrıntılarıyla eserine eklemiş...

Dedektifleri yanlış yönlendiren görgü tanıkları o yıllarda bir çok masum insanın tutuklanmasına sebep olmuş. Çünkü elde edilen ipuçlarının nasıl araştırılacağına dair teknoloji henüz dedektiflerin elinde yokmuş. Günümüzde ise en ufak delili inceleyen Adli Tıp birimi, sonuca daha kolay gidilmesine ve katillerin çok da zeki olmadıklarını ortaya koyuyor...

Kitapta yer alan çözülmemiş cinayetler de var. Dönemlerine göre araştırma yapan dedektifler bulamadıkları ipuçlarından dolayı birçok seri katil izini kaybettirmiş veya yerlerine uzun yıllar masum olan kişiler hapishanelerde kalmış veya idam edilmiş. Özellikle Amerika'da çok büyük miktarlarda tazminat davaları açılmış ve masum olan zanlılara yüklü miktarda ödemeler yapılmış...

Gerçek cinayetler asla kurguların yanından geçemez. Bu eserde bunu tekrar teyit ediyor. Özellikle hemşirelerin işlediği seri cinayetler kan donduracak cinsten...

Floransa Canavarı ise kırk yıllık araştırmalar sonucu hala gizemini koruyor. Dünyanın tüm uzmanları onun hakkında tutulan raporları, ipuçlarını hala araştırsalar da elde edecek herhangi bir veriye rastlamamış olmalarından dolayı, onun da Karındeşen Jack gibi tarihin tozlu sayfalarına karıştığı yönünde hemfikirler...

Okurken sıkılmayacağınız yazım dili anlaşılır ve sade olan eserde kısaltmaların çevirilerine de sayfa altlarında yer verilmiş. Bilimsel analizler eşliğinde cinayet soruşturmalarının yer aldığı eserin bazı bölümlerinde kurgu olsaydı bu kadar olmazdı diyeceğinize emin olabilirsiniz...
Okurken “Kanıt” izliyormuş hissi veren, gerçek öykülerle dolu olan bu kitapta asla bulunmak istemeyeceğiniz evlerde yaşananlar, günlerce süren işkenceler, yanlışlıkla 19 yıl cezaevinde kalan masumlar, yanlış değerlendirilen deliller ünlü adli tıp uzmanı ve kriminolog Prof.Dr. Sevil Atasoy tarafından kaleme alınmış. Klasik aşk, ihtiras, ayrılık içerikli kitaplardan sıkıldıysanız alın size farklı türden bir kitap.
Benim gibi birazcık cinayet konularına merak iseniz okunması gereken bir kitap. Okurken insanı hem şaşırtan hem de empati yapıp önlem almak için bilgi edinilen bir kitap. Kısa kısa yaşanmış olaylarla okuyucuya sürekli farklı hikayeler sunmuş ve benden de olumlu not almış bir kitap.
Adli bilimlere ilginiz varsa Türkiye'de aklınıza gelen ilk isim Sevil Atasoy'dur. Birçok tüyler ürpertici cinayet, Sevil hanımın akıcı diliyle anlatılınca ortaya okunması epey rahat bir roman çıkmış. Cinayetlerin ve tecavüzlerin önlenebilmesi için bahsettiği her noktada da çok haklı. Dilerim bahsettiği "tecavüz kiti", bizim hastanelerimizde de yaygınlaşır.
Ah Sevil Atasoy ! Hayranı olduğum kadın resmen. Bu Ayak İzi Senin Dr Watson kitabında çözülememiş olayları ele alıyor. Dna incelemelerinin henüz yetersiz kaldığı dönemler, Dna bankalarının bulunmadığı hatta yaşanan olaylarda kurbanlar üzerinden elde edilen kanıtların saklanmadığı ve bu sebepler yüzünden birçok masum insanın onlarca yıl haksız hapis yattığını dahada kötüsü idam edilenleri okuyoruz. Gelişen teknolojiyle suçu kanıtlamada farklı yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Ailesi ve mesleği gereği adaletin sağlanmasında adli bilimlerin önemini Sevil Atasoy oldukça ciddi bir şekilde ele almıştır. Ülkemizde Dna analizlerinin yapılamadığı dönemlerde haksız yere suçlanan insanları bulmak adına Masumiyet Projesi'nin de yürütücülüğünü yapmaktadır.
Görgü tanıklarının yanlış ifadesi yüzünden kararan hayatlar, Hz. İsa'nın DNA'sını buldum diyen sahtekarlar, kan donduran cinayetler, sudan çıkarılan cesetler, ülkemizde doping mevzusu, uyur gezerim diyerek yaptıklarından sorumlu olmadığını iddia eden katiller ve pek çok ilgi çekici olayların derlendiği bir kitap. Bazen tıbbi terminoloji kullanılmışda olsa rahat okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra biyokimya ve adli tıp konularına merak salacağınıza inanıyorum. :)
Son derece güzel bir araştırma eseri. Kanıt dizisinin yapımcılarından olan yazar, işlenen suçlarla ilgili olarak yapılan kriminal araştırmalara farklı bir açıdan yaklaşarak dünyada yaşanan olaylardan örnekler sunuyor. Uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet, cinsel taciz, pedofil gibi suçlarla ilgili olarak yapılan araştırmalar anlatılıyor. Bazen polisin zekasını kullanarak olayı çözmesi bazen de yapılan yanlışlıklar sonucu masum olduğu halde hapse giren insanların hayat hikayeleri anlatılıyor. Titanik faciası, Rusya'daki Çeçenlerin okul baskını gibi büyük olaylar da detaylıca irdeleniyor. DNA ve diğer teknolojilerin suç araştırmasına olan katkısı irdeleniyor. Suç araştırmalarına ilgi duyanların mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Adli bilimlere ilişkin ülkemizden ve dünyadan çok değişik olayların anlatıldığı, suçluların nasıl yakalandıklarını anlatan güzel bir eser.Olayların yaşanmış olması kendi adıma kitabı daha ilgi çekici yapıyor...

Örneğin, "7 Eylül 1978 sabahı hava biraz kapalı, biraz yağmurluydu. Ünlü yazar Georgi İvanov Markov, yeşil Citroen’ini, Londra’nın Waterloo Köprüsü’nün güney ayağındaki park yerine bıraktı.
 Merdivenleri çıktı, durağa yürüdü ve kendisini karşı kıyıdaki, Bulgarca haber spikeri olarak çalıştığı BBC binasına götürecek, kırmızı, iki katlı otobüsü beklemeye başladı. Birden, sağ baldırında garip bir sızı hissetti. Etrafa bakındı. İri yarı, 40 yaşlarında, siyah pardösülü birinin, yerden şemsiyesini kaldırmakta olduğunu gördü. Adam, homurtulu bir sesle anlaşılmaz bir şeyler söyledi ve geçmekte olan bir taksiye binerek trafiğin içinde kayboldu. "Yabancı olsa gerek" diye düşündü Markov ve 4 gün sonra öldü. " (syf 116) gibi...Daha sonra bu olayın ayrıntılarına giriyor...
Bunun dışında adli bilimler hakkında birçok bilgi verebilen bir kitap.
Bu tarz konulara ilgi duyanlar için tavsiye ederim...
Merakla ve heyecanla okudum
Bilimsel güzel bir tad bıraktı zihnimde
Diğer kitaplarını da okumak büyük bir zevk
Bilim kadını olmasına rağmen dili anlaşılır,kitap akıcı

Yazarın biyografisi

Adı:
Sevil Atasoy
Unvan:
Öğretim Üyesi, Yazar, Bilim Kadını
Doğum:
İstanbul, 1949
Sevil Atasoy (d. 1949, İstanbul), İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyesi olan Türk bilim kadını. Prof. Dr. Şemsi Gök ve Dr. Ferda Gök'ün kızıdır.

Alman Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nde yüksek tahsilini tamamladı "Tıp Bilimleri" doktorası yapan Sevil Atasoy, biyokimya uzmanı oldu.

Türkiye'de, DNA delilleri ve kriminal laboratuvarların gelişmesine katkısı nedeniyle "Yılın Bilim İnsanı Ödülü"ne lâyık görüldü.

2005 - 2010 arasında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Üretiminde Tahminler Daimi Komisyonu üyeliği ve Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu başkanlığı (2010) yaptı.

1980-1993 yılları arasında T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi başkanlığını üstlenen Atasoy, 1988-2005 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nün müdürlüğünü yürüttü ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaptı.

İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen Atasoy, Hürriyet Gazetesi'nin Pazar ekinde "Delil Avcısı" adlı sayfada 250 kadar gerçek suç öyküsü yayınladı
Okan Bayülgen'le birlikte yürüttüğü Muhabbet Kralı adlı talk show programıyla İsmail Cem ödülünü aldı.

Temmuz 2010'dan itibaren Kanal D'de yayınlanan Kanıt adlı eğlendirici-eğitici polisiye dizinin konsept ve hikaye danışmanıdır.
Uluslararası Adli Bilimler Merkezi'nin ortağı, Teşvikiye Laboratuvarı ve Atasoy Danışmanlık şirketlerinin sahibidir. Masumiyet Projesi (Innocence Project)

Yazar istatistikleri

  • 86 okur beğendi.
  • 361 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 362 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları