1000Kitap Logosu
Şevket Süreyya Aydemir

Şevket Süreyya Aydemir

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.0
2.207 Kişi
6,9bin
Okunma
458
Beğeni
12,4bin
Gösterim
Unvan
Öğretmen ve Yazar
Doğum
Edirne, Osmanlı İmparatorluğu, 1897
Ölüm
Ankara, Ankara, 25 Mart 1976
Yaşamı
1897'de Edirne'de Balkan göçmeni, topraksız bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Mehmet Ağa, Bulgaristan'ın Deliorman yöresinde toprak sahibi varlıklı bir kişi iken servetini kaybetmiş biriydi, Edirne'de bahçıvan olarak çalışmaktaydı. Annesi aydın bir kişi olan Şaziye Hanım idi. Okuma yazmayı annesinden öğrendi. Mahalle Mektebi'nden sonra askeri rüştiyeye devam etti. Küçük yaşlardan itibaren siyasetle ilgilendi. Henüz on bir yaşında iken İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu. Balkan Savaşları öncesinde annesini ve bir ağabeyini kaybetti. Edirne işgale uğrayınca katliamdan kurtulmaları için İstanbul'a gönderilen çocuklar arasında yer aldı. Kuleli Askeri Lisesi'ne kaydoldu ancak Edirne'nin geri alınması ve bir oğlunun daha asker olmasını istemeyen babasının çağırması üzerine geri döndü; Edirne Rüştiyesi ve Öğretmen Okulu'nda (bugünkü Edirne Lisesi) öğrenim gördü. Bu yıllarda Turancı görüşleri benimsedi. Diğer ağabeyinin Sarıkamış'ta hayatını yitirmesi üzerine I. Dünya Savaşı'nda gönüllü olarak savaşa katıldı; ağabeyin şehit edildiği Kafkasya Cephesi'nde çarpıştı, yaralandı. Cephedeyken okuduğu Müfide Ferit'in Aydemir adlı romanı onu çok etkiledi. İleride Soyadı Kanunu çıktığında Aydemir soyadını seçmesi bu romanın etkisiyledir. Geri çekilme emri üzerine Edirne'ye dönen Şevket Süreyya, öğretmenlik eğitimini tamamladı. Edirne'nin Yunanlar tarafından işgali üzerine bir süre yerel direniş hareketlerine katıldı. Azerbaycan'da kurulan hükümetin İstanbul hükümetinden öğretmen istemesi üzerinde Nuha kentine (bugünkü adıyla Şeki) öğretmen olarak atandı ve 1919–1920 yılları arasında Azerbaycan'a geçti. Ermeniler'e karşı kurulan gönüllü birliğin kumandanı oldu ve bir halk kahramanı haline geldi. Ancak Kafkasya'nın çok etnikli yapısını görünce eski Turancı fikirlerinin doğruluğunu sorgulamaya başladı. Bakü'de toplanan Doğu Halkları Kurultayı'na Nuha Delegesi olarak katıldı. Bu kongreye katılması onun komünizme merakını arttırdı. Kurtultay'dan 10 gün sonra yine Bakü'de gerçekleşen Türkiye Komünist Fırkası'nın toplantısına da katılan Şevket Süreyya, merak ettiği ideolojiyi öğrenmek isteiği ağır basınca Milli Mücadele'ye katılmak yerine Nuha'ya dönmeyi tercih etti. Bir süre amaçsızca gezen Şevket Süreyya, Batum'a gittiğinde Komünist Parti'ye girdi. Yine Batum'da bir öğretmen arkadaşının kızkardeşi ile evlendi ve bu evliliği ömrünün sonuna kadar sürdürdü. Batum'dan sonra Moskova'ya giderek bir çok Türk öğrenicinin de öğrenim gördüğü Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne (KUTV) kaydoldu. İktisadi ve Sosyal Bilimler Okulu 'nda ekonomi eğitimi aldı. 1923 yılında Türkiye'ye geri döndü. Şevket Süreyya, Türkiye'ye döndükten sonra Aydınlık Dergisi'nde komünist fikirleri yaymaya çalışan yazılar yazdı. 1924 yılında Sadrettin Celal Antel ile beraber hazırladığı Lenin ve Leninizm adlı kitabı yayımladı. 1925'te TKP'nin üçüncü kongresinde yedi kişilik Merkez Komite'nin üyesi oldu. Türkiye İşçi ve Çiftçi Fırkası'nın 1 Mayıs'ta "Dünyanın Bütün İşçileri Birleşiniz" yazılı broşür dağıtması nedeniyle gerçekleşen "1925 tevkifatı" sonucu dergi kapatıldı ve Aydemir de Ankara İstiklal Mahkemesi'nde devrin bir çok ünlü komünistiyle beraber yargılanarak 10 yıl hapse mahkum oldu. Muasır Türkiye'nin İktisadi İnkişaf İstikametleri adlı kitabını mahkumiyeti sırasında yazdı fakat bu eser yayımlatamadı. Afyon Cezaevi'nde geçirdiği bir buçuk yıldan sonra 29 Ekim 1927'da ilan edilen genel aftan yararlanarak hapisten çıktı. 1927 Tevkifatı sırasında yeniden tutuklanıp yargılandı fakat beraat etti. Bundan sonra komünizm çizgisinden ayrılıp bir nevi milliyetçi komünizm anlayışını savunmaya başladıysa da Türkiye için geçerli düşüncenin Kemalizm olduğu görüşüne döndü. Vedat Nedim Tör'le birlikte TKP'den ayrıldı. Partiyi polise ihbar etmekle suçlandı. 1928'de Bürokrat olarak Ankara'da çalışmaya başladı. 1951 yılında kadar eğitimci ve iktisatçı olarak çeşitli devlet görevlerinde bulundu. Yüksek Teknik Öğretim Umum Müdür Yardımcılığı, Ankara Belediyesi İktisat Müdürlüğü, Ankara Ticaret Mektebi Kurucu Müdürlüğü, İktisat Vekaleti Sanayi Tetkik Heyeti Reisliği, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Üyeliği yaptı. 1932 yılında Atatürk'ün isteği üzerine Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte Kadro Dergisi'ni çıkarttı. Dergi kapatıldığında Ankara Ticaret Mektebi'nde müdür olan Aydemir, bu görevi 1936'ya kadar sürdürdü. İki yıl Ankara Belediyesi İktisisat Müdürlüğü yaptıktan sonra İktisat Bakanlığı'nda çalışmaya başladı ve İsmet İnönü'nün güvenini kazandı. Komünist geçmişi nedeniyle çok eleştirilse de başarıları nedeniyle yükseldi. Bir dönem Ekonomi Bakanlığı'nca İsmail Hüsrev Tökin'le birlikte bir kalkınma planı hazırlamakla görevlendirildi. Fakat İsmet Paşa bu planı kabul etmedi. 1951'de Vekiller Heyeti kararıyla emekli edildikten sonra kendisini yazarlığa verdi. Hayatı boyunca çok sayıda eser veren Aydemir, Tek Adam adlı eserinde Atatürk; İkinci Adam adlı eserinde İsmet İnönü 'yü yazdı. Bunun dışında Menderes'in Dramı, Enver Paşa (kitap) gibi biyografiler ve Suyu Arayan Adam gibi otobiyografik denemeler dışında Toprak Uyanırsa ve Kahramanlar Doğmalıydı adlı romanları yazdı. 27 Mayıstan sonra oluşan yeni düşünce ortamında kurulan sosyalist eğilimli Devrim ve Yön gibi dergilerde yazıları yayınladı. 12 Mart Muhtırası sonrası Yön Dergisi kapatılınca yazılarına Cumhuriyet Gazetesi'nde devam etti. 25 Mart 1976'da Ankara'daki evinde hayatını kaybetti. Ankara Belediye Başkanı'nın emriyle tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedilmiştir. Adı, Ankara'da yıllarca oturduğu sokağa verildi.
Suyu Arayan Adam
OKUYACAKLARIMA EKLE
Tek Adam - Cilt 1
OKUYACAKLARIMA EKLE
Tek Adam - Cilt 2
OKUYACAKLARIMA EKLE
Tek Adam - Cilt 3
OKUYACAKLARIMA EKLE
İkinci Adam Cilt: 1
OKUYACAKLARIMA EKLE
Menderes'in Dramı
OKUYACAKLARIMA EKLE
İkinci Adam - Cilt 2
OKUYACAKLARIMA EKLE
Toprak Uyanırsa
OKUYACAKLARIMA EKLE
İkinci Adam Cilt: 3
OKUYACAKLARIMA EKLE
Enver Paşa - Cilt 1
OKUYACAKLARIMA EKLE
Enver Paşa - Cilt 2
OKUYACAKLARIMA EKLE
Enver Paşa - Cilt 3
OKUYACAKLARIMA EKLE
Tek Adam Mustafa Kemal
OKUYACAKLARIMA EKLE
İhtilalin Mantığı
OKUYACAKLARIMA EKLE
İnkılap ve Kadro
OKUYACAKLARIMA EKLE
Atatürkçülük Nedir
OKUYACAKLARIMA EKLE
Lider ve Demagog
OKUYACAKLARIMA EKLE
Kahramanlar Doğmalıydı
OKUYACAKLARIMA EKLE
407 syf.
Suyu Arayan Adam
Yıllar önce "Tek Adam" serisi ile tanışmış ve hayran kalmıştım Şevket Süreyya Aydemir'e. Normalde kronolojik biçimde yazılmış ve ansiklopedik bilgiler içeren tarih kitaplarını okuyamama gibi bir sorunum var lakin, mevzubahis o tarih, böyle özyaşamsal eserlere ilmek ilmek yedirilmişse durum biraz farklı bir hal alıyor bende... Çok severek okumuş olmama rağmen, her okurda aynı etkiyi yaratmayacak bir kitap olduğunu baştan söylemeliyim, zira gerek yazarın ideolojik düşünceleri, gerek onları gerçekleştirme esnasında saptığı yollar, gerekse detaylıca kaleme aldığı dönemsel olaylar, kimi okurları sürüncemede bırakabilecektir. "Bir adam vardı. Suyu arıyordu. Toprağı üç kulaç kazdı. Suyu bulamadı. On kulaç, on beş kulaç kazdı. Gene suyu bulamadı. Sonra yerin derinliklerinde kara kaya tabakalarına rastladı. Yeise düştü, gücü sona erdi ve suyu bulmaktan ümidini kesti. Fakat bir ses ona: Daha derinlere in, daha derinlere! dedi. Daha derinlere indi ve suyu buldu." Hint filozof Rama Krişma'dan bu epigraf ile giriş yapan Şevket Süreyya Aydemir, belki kucakta belki de ilk yürüme çağlarındayken hatırında kalan bir yangınla başlatıyor öyküsünü. Dönemindeki emsallerine göre maddi açıdan bir nebze daha rahat geçirilmiş bir çocukluğa sahip kendisi. Derken, mahalle mektebi, tekke, rüştiye, öğretmen okulu, savaşta şehit düşen abisinin yerine Kafkas cephesinde gönüllü askerlik, ve yine gönüllü olarak Bakü'de öğretmenlik, Rusya'da tahsil... Ateşli bir Turancı iken Trakya' dan başlattığı, Azerbaycan, Kafkaslar ve Moskova'ya uzanan , komünizm ve sosyalizm gibi, çıkış ideolojisine ters duraklarda konaklayarak geçirdiği yolculuğunu Atatürk önderliğindeki Cumhuriyet'te noktalayan Aydemir, bu yolculuk vasıtasıyla hem Türkiye hem de Dünya tarihinin yakın dönem birçok dönüm noktasına tanıklık etmiş bir isim. Şöyle ki yazar, Balkan Savaşı yıllarında bir çocuk, 1.Dünya Savaşı'nda bir asker, Kafkaslar' da idealist bir öğretmen, Moskova'da bir üniversite öğrencisi, Anadolu'da ise demokrat bir memur portresi çizmekte..Yolu, Enver Paşa'dan Stalin'e, Lenin'den Troçki'ye, Nerimanov'dan Nazım'a değin hatrı sayılır kişilerle kesişen Aydemir, Balkan Savaşları, Sarıkamış, Rus İhtilali, Dünya Ekonomik Buhranı, Çin Devrimi, İttihat ve Terakki, Bulgar çeteciliği, milliyetçilik akımları ve aktif dış politikalar gibi meseleleri, masaya yatırarak dönemlerin ve coğrafyaların etnik, sosyal, siyasi ve ekonomik durumlarına ışık tutuyor. Turancılık ülküsü ile başladığı güzergaha, saf değiştirip bir Komünizm neferi olarak devam edince, bir TKP üyesi olarak hüküm giymesi ve akabinde mahpusluk çekmesi kaçınılmaz olur. Ver elini Afyon Cezaevi...Yaklaşık 2 senelik bir tutukluluktan sonra genel afla tahliye olur olmaz TKP'den istifa eden Aydemir, biraz ideolojik fikirlerinin evrilmesi , biraz konjonktürel dalgalanmalar, biraz da dönemin şartlarının gerekliliği gibi sebeplerle kendini Kemalizm'e adar. İktisat politikaları alanında araştırma ve çalışmalar yaparak, önemli memuriyetler üstlenir ve Türk bürokrasi sayfasına adını altın harflerle yazdırır. "Araştırmalarım ve düşüncelerim, beni cezaevi duvarları arasında, daha iyi değerlendirebildiğim çeşitli şartların ve gerçeklerin aydınlığı altında komünist bir nizamdan ve bu nizamı getirecek ve elbette ki bizim imkanlarımızla başarılamayacak komünist usullerden Devletçi bir iktisat nizamına götürmüştü, bir ihtilal bağlılığından ayırmıştı. Ama o kadar kolay olmadı. Nice tereddütler, nice iç burkuntuları yaşadım. Evet, Türkiye’de başka bir devlet kurulmalıydı. Belki gene halka rağmen ama halk için bir devlet. Belki güdümlü bir demokrasi. Artık devlet imam ve millet ve cemaat olmalıydı. Bu imamın da cemaate vereceği herhalde bir şeyler vardır.” 1931 yılında verdiği - İnkılap ve Kadro- adlı konferansta "Türk Devrimi’nin gelişmesi gerektiğini, devrimin tarafsız bir düzen olmadığını, içinde yaşayanlar taraftar olsa da olmasa da onu uygulamanın zorunlu olduğunu" vurgulayan yazar, bu konuşması ile Türk inkilabının ideolojisini netleştirmiş ve ileride çok ses getirecek olan Kadro hareketinin temellerini atmıştır. Ve nihayet tarihler 1932' yi gösterdiğinde, Vedat Nedim Tör ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi isimlerle birlikte, Atatürk ve İsmet İnönü'nün desteğiyle yayın hayatına başlayan Kadro dergisinin kuruculuğunu üstlenen Aydemir, bu dergi aracılığıyla verdiği mesajlarda, Marksizm ve kapitalizm eleştirileri yaparak, ulusal kurtuluşun yolunun Kemalizm'den geçtiği konusunun sıklıkla altını çizmiştir. Suyu Arayan Adam tüm bu tarihi ve siyasi detayları haricinde, dönemin aydın kimliğine sahip bireylerinin ideallerini, heveslerini, sorunlarını ve bilhassa kendi içindeki buhranlarını ortaya koyma alanında da oldukça başarılı. Yaşadığı yıllarda, dünyayı etkileyen birçok ideolojik akıma dahil olan ve onlardan bir miktar da olsa beslenen Aydemir, bizzat içinde bulunduğu bu ortamları objektif bir bakış açısı ile kaleme alıyor. Ben objektif diyorum ama kendisi ne kadar samimidir, orası tartışılabilir elbette! Yine de bir zamanlar savunduğu fikirlerin eksik ve yanlış kısımlarını ortaya koymakla kalmayıp, bu fikirlerin kendi dimağında bile birbirleriyle çelişen yönlerini okura sunması kısmını oldukça cesur bir itiraf olarak kabul ediyorum. Kitap, tanıtımlarda bahsedildiği üzere tam bir otobiyografik eser sayılmaz, zira bireyden ziyade topluma parmak basıyor. İçeriğinde oldukça geniş çaplı bir özeleştiri de barındıran Suyu Arayan Adam, gerçekten de ismi ile müsemma bir arayış anlatısı.Şevket Süreyya Aydemir 'e ise gıpta etmekten ötesi gelmiyor elimden. Düşünsenize, Türk Yunan savaşının göbeğinde dünyaya gelmek, Osmanlı' nın son nefeslerini duyumsamak, okunan kitaptan etkilenerek o kitabın adını kendine soyadı seçmek, kardeşini şehit vermek, Kafkas cephesinde çarpışarak, yaralanmak, Azerbaycan'da öğretmenlik yapmak, Nazım ile aynı sıralarda ders almak, Lenin, Troçki ve Stalin ile aynı ortamlarda bulunmak, devrimlerin en ateşli yıllarında parmaklıklara mahkum olmak, Anadolu insanını ve coğrafyasını tüm çıplaklığı ile tanımak ve en nihayetinde Atatürk ile yol arkadaşlığına soyunarak, O'nun övgülerine mazhar olmak... Kitabı bitirir bitirmez, kapattım ve düşünmeye başladım. Yaşım kemale erince bir otobiyografi yazmak istesem mesela...doğdum, büyüdüm, okudum, evlendim, çalıştım, çalıştım, çalıştım... Hiçbir albenisi yok gördüğünüz üzere :) işte bu vesile ile diyorum ki Aydemir'in çalkantılı ve dinamik ve ibretlik ve kıskanılası ve muazzam ve destansı hayat serüveni gerçekten okumaya, okuyup ders çıkarmaya değer nitelikte. Zamanın ruhunu özümsemek için yerinde bir seçim! Yukarıda da bahsettiğim gibi, bir yangın ile başlayan hayatını, o yangını söndürmek için su aramaya adayan Şevket Süreyya Aydemir, bu suyun kimi zaman masum bir hayal, kimi zaman bir gençlik rüyası, kimi zaman bir ideal, kimi zamansa bir aşk şeklinde, kendisini peşinden sürüklediğini itiraf ediyor. Ve ekliyor : "Bu arayışta, aldanışlarım da inanışlarım kadar güzeldi." Okuyunuz, okutunuz...
Suyu Arayan Adam
Okuyacaklarıma Ekle
3
55
407 syf.
·
Puan vermedi
İlkokul yıllarımda evimizdeki kütüphanede gördükçe kapağında ki resmi “Alaattin’in sihirli lambası”na benzetip elime alıp uzun uzun bakardım. Daha sonra aklımız erip okuyunca eğlence değil de daha çok bir milletin makus talini yansıtan bir dramla karşılaştım. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışında hep kaybetmediğimiz toprak kısmı ile ve kahramanlıklarımızla övündük ama yitip giden ve o buhranda kaybettiğimiz şimdilerde de diğer milletlerin refah ve gelişmişlik seviyesine bakarak ah ettiğimiz parlak nesillerinin kaybını maalesef çok fark edemedik. Dönemin canlı bir tanığından bir kez daha dinlemek isteyen herkese tavsiye ederim. İçinizdeki arayışın hiç bitmemesi dileğiyle…
Suyu Arayan Adam
Okuyacaklarıma Ekle
84
536 syf.
·
23 günde
·
Puan vermedi
Mustafa Kemal Atatürk'ü her yönüyle anlamak ve tanımak isteyen herkesin Şevket Süreyya Aydemir'in "Tek Adam" serisini mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Yazar sadece Mustafa Kemal’in hayatını anlatmakla kalmamış, onun kararlarında etkili olan o dönemki sosyal ve kültürel durumu, halkın psikolojisini, iç buhranlarını da oldukça objektif bir biçimde okuyucuya aktarmış. Hayatını Türk milletini kurtarmak ve kalkındırmak yoluna adamış, bu uğurda en yakın arkadaşlarıyla bile fikir mücadelelerine girmiş, bazen yalnız kalmış, ama zekâsı ve cesaretiyle düşmanlarını bile kendine hayran bırakmış. Küllerinden yeni bir devlet kurmuş, yapamazsın denilen ne varsa herkese inat yapmış ve başarmış... Velhasıl kelam bu dünyadan bir Mustafa Kemal geçmiş. Ama ne geçmek... Saygı, sevgi ve minnetle...
Tek Adam - Cilt 3
Okuyacaklarıma Ekle
14