Seyyid Ali Hoşafçı

Seyyid Ali Hoşafçı

Yazar
10.0/10
3 Kişi
·
7
Okunma
·
4
Beğeni
·
2.574
Gösterim
Adı:
Seyyid Ali Hoşafçı
Tam adı:
Seyyid Ali Hoşafçı El-Haseni
Unvan:
Din alimi
Doğum:
İstanbul, 1967
DOĞUM YERİM İSTANBUL SİVAS DİVRİĞİ ORAYA SİVASIN KANGAL YELLİCE KAZASINDAN ORAYA MALATYA DAN MALATYA YA URFADAN URFAYA SURİYE DEN GELMİŞİZ 400 SENE EVVEL

İMAM HASAN İBN ALİ (radiyallau anhu) TORUNLARINDAN

İMAM EBU’L- HASANE’Ş- ŞAZELÎ SOYUNDAN GELİYORUZ.

,Evliyim iki çocuğum var,nakşi tarikatına mensubum.


Tevessül,Rabıta,Teberrük,Şefaat,Ölü İşitirme ,İstiğase,Tesbek çekmek, İstiva, Tevil, Mecaz, Muska konularında

selefilik adı altındaki görüşlere selefice cevaplar adlı bir kitab çalışmam var,

yasin kitap evinden cıkma


YANLIŞ ANLAŞILMASIN BİR KİTAB DERLEME YAPMIŞ OLMAM HOCA

OLDUĞUMU GÖSTERMEZ BENİM İLMİM ÇOK AZ HOCA DEYİLİM

AMA BU KONULARDA İYİ BİR ARAŞTIRMACI OLMAYA CALIŞIYORUM



(Facebook adresinden alınmıştır.)
İbn Haldun’a göre tasavvuf, Müslümanlar arasında ortaya çıkmış şer’i ilimler olup, sahâbe, tabiîn ve onları izleyen Selef’in davranışlarında mev­cuttur. Aslı, ibadette yoğunlaşma Allah (Celle Celalühü) ile birlikte olma, dünya zevk ve süslerinden uzak durma, zevk, mal ve şöhrete karşı zûhd, halktan uzaklaşıp ibadet amacıyla halveti tercih etmedir. Bu tarz yaşantı sahâbe ve Selef’in genel manada tercihi olmuştur.
Hz. Yusuf(aleyhisselam) un Mısır melikinden görev istemesini örnek gösterdiğimizde buna karşı çıkanlar şöyle diyorlar: Hz. Yusuf (aleyhisselam) ın Mısır melikinden görev istemesinin parti hareketi için bir delil teşkil edemeyeceğini çünkü Hz. Yusuf (aleyhisselam)'ın, söz konusu görevi isterken inandığı doğruları hayata geçirme yetkisi de aldığını ileri sürmektedirler.
Oysa İbn Teymiyye, Hz. Yusuf (aleyhisselam)'ın, bahse konu göreve talip olurken böyle bir yetkiyle donatılmadığını söylemektedir. (MecmûutFetâvâ, XX, 56.)
İbn Teymiyye: "Necași Kral olmasına rağmen, Allah'ın hükmünü hristiyan olan halkına tatbik edememiştir. Ömer bin Abdulaziz Rahimehullah adaleti tatbik etmek için yoğun çaba sarfetmiş, fakat büyük zorluklarla karşılaşmış ve bir görüşe göre bu yüzden zehirlenerek öldürülmüştür. Zamanımızda moğolların ele geçirdikleri İslam ülkelerinde görev yapan Müslüman hakimler, istemelerine rağmen her zaman Allah'ın indirdikleriyle hükmedemiyorlar. Onun için bu konuda sorumluluğun ölçüsü güç ve kudretin yetmesidir." (Mecmuu'l-Fetava 19/217) bu sözlerden sonra İbn Teymiyye Bakara 286. Ayetini zikretmiştir.
Necaşi ve benzerleri tatbikine güç yetiremedikleri İslam hükümlerini uygulamadıkları halde cennette mutluluk içindedirler. Zira onlar, uygulamaya güç yetirebildikleri hükümleri uyguluyorlardı." (Minhac'us Sünne c: 5 s: 111-114)
İmâm Mâlik’in Tevessül Hakkındaki Görüşü:

İbn Humeyd’in bildirdiğine göre, Abbâsi halifesi Ebû Câfer hacca Me­dine’ye gittiği zaman, Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in me­zarını ziyarete vardığında, orada bulunan İmâm Mâlik’e:

— “Yâ Ebâ Abdillah! Yönümü Kıble’ye dönüp de mi duâ edeyim?” de­diğinde, İmâm Mâlik:

— “Niçin yönünü ondan çevireceksin? Hâlbuki o senin baban Âdem Aleyhisselam’ın vesilesidir. Bilakis Resûlullah’a yönünü dön! Onun şefâatini iste, seni affeder.” dedikten sonra,


وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ جَاءُوكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللهَ تَوَّابًا رَحِيمًا

“Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi, Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.” en-Nisa 4/64. âyetini okudu.

Yani İmâm Mâlik, Âdem (aleyhisselâm)’in Peygamber Efendimiz ile yaptığı tevessülü kabul edip bir fıkhî meselede delil getirmiştir.

Âdem peygamber hata işlediği zaman dedi ki: “Ey Rabb‘im! Muham­med’in hakkı için senden af diliyorum.”

İmâm Mâlik’in bu olayı Subkî, (v. 771/1369) Şifâü’s-Sikâm’ında es-Seyyid Semhûdî, Vefâu’l- Vefâ’sında, el-Kastallânî (v. 923/1330) el-Mevâhibü’l-ledünniyye’sinde, zikretmişlerdir.

İmam Mâlik Hazretleri (r.a.) dedi ki:

“Kim fıkıh ilmini anlamadan tasavvufu izhar ederse, gerçekte zındık­laşır. Ve kim de tasavvuf ilmini anlamadan, fıkıh ilmini izhar ederse, ger­çekte fâsık olur.”


(İmam Mâlik Hazretleri’nin bu sözünü, Abdulhak Dehlevî, Merecü’l-Bahreyn isimli kıymetli kitabında, Ahmed Zerrûk’tan alarak nakletmiştir. Ayrıca Aliyyü’l-Kâri, Şerhü Ayni’l-İlm eserinde mevcuttur.)
Muhammed b. Abdulvahhâb’ın Tevessüle Dair Görüşleri:


Muhammed b. Abdulvahhâb’a, bazı âlimlerin yağmur duâsı hakkında açıklama yaparken “Salih kullarla tevessül etmekte bir sakınca yoktur” sözlerinden ne kastettiklerini, “bir mahlûktan yardım (istiğase) dilenemez” hükmüne rağmen nasıl olup da İmâm Ahmed’in:

“Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile tevessül etmekte bir beis yoktur. ” diyebildiğini sorarlar. O, cevabında şu açıklamayı yapar:


Aradaki fark açıktır. Bazılarının salih kullarla tevessüle izin vermeleri, bazılarının sadece Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile tevessüle izin vermeleri, âlimlerin çoğunluğunun da tevessülü yasaklayıp kerih görmüş olmaları, fıkha taalluk ettiği için, mevzumuzun dışında bir konudur. Her ne kadar bize göre doğru olan cumhurun bunu mekruh görmesi olsa da, içtihadî meselelerden birisinin muteber olmadığını ileri sürmek muteber değildir. Bu yüzden tevessül edenleri de reddedemeyiz.


Bizim inkâr ettiğimiz şey, bir mahlûka, hem de Allah’a edildiğinden daha fazla duâ ediliyor olması, Şeyh Abdulkadîr ya da bir başkasının kab­rine yönelip sıkıntıların giderilmesi ve isteklerinin verilmesi için saygı ile ondan istekte bulunulmasıdır.


Burada nerededir sırf Allah’a duâ etmek? Nerededir Allah ile beraber hiç kimseye duâ etmemek?

Ama birisi çıkıp duâ ederken:

“Allah’ım! Ben senden peygamberlerin ya da salih kullarının vesi­lesi ile şunu şunu istiyorum, diye duâ ederse, sadece Allah’a duâ ettik­ten sonra, herhangi bir kabrin yanında duâ ediyor olsa bile bu bizim reddettiğimiz bir şey değildir”. diyor. Muhammed ibni Abdi’l Vahhab’ın tüm eserleri Mecmûatü’l-Muellefât 3. kısım, s. 68

O, sözü geçen yerde şöyle diyor: …. Ve Ey Allahım!.. Ben, (Senden) isteyenlerin Sendeki hakkıyla ve bu yürüyüşüm hakkıyla Sen’den istiyorum…’ demesi sünnet olur. “Mecmû Muellefâti’ş Şeyh Muhammed İbni Abdi’l-Vehhâb (3/78), Dâru’l-Kâsim, 1421, birinci baskı.


İbnu Abdi’l-Vehhâb’ın hadisdeki duayı namaza gitmenin adabından ve sünnet saymasını ne diyeceksiniz ne yapacaksınız?
hakan tz
hakan tz Selefilik Adı Altındaki Görüşlere Selefice Cevaplar'ı inceledi.
1020 syf.
·76 günde·Beğendi·10/10
Selefi görüşü üzere olduğunu iddia edenlerin savundukları görüşlerinde hatalı olabileceklerini ilmi delillerle göstermek, kendi fikirlerinde olmayan Müslümanları tekfir etmekten vazgeçmelerini sağlamaya çalışmak...Kesinlikle şuanda Türkiye de alanında tek kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Seyyid Ali Hoşafçı
Tam adı:
Seyyid Ali Hoşafçı El-Haseni
Unvan:
Din alimi
Doğum:
İstanbul, 1967
DOĞUM YERİM İSTANBUL SİVAS DİVRİĞİ ORAYA SİVASIN KANGAL YELLİCE KAZASINDAN ORAYA MALATYA DAN MALATYA YA URFADAN URFAYA SURİYE DEN GELMİŞİZ 400 SENE EVVEL

İMAM HASAN İBN ALİ (radiyallau anhu) TORUNLARINDAN

İMAM EBU’L- HASANE’Ş- ŞAZELÎ SOYUNDAN GELİYORUZ.

,Evliyim iki çocuğum var,nakşi tarikatına mensubum.


Tevessül,Rabıta,Teberrük,Şefaat,Ölü İşitirme ,İstiğase,Tesbek çekmek, İstiva, Tevil, Mecaz, Muska konularında

selefilik adı altındaki görüşlere selefice cevaplar adlı bir kitab çalışmam var,

yasin kitap evinden cıkma


YANLIŞ ANLAŞILMASIN BİR KİTAB DERLEME YAPMIŞ OLMAM HOCA

OLDUĞUMU GÖSTERMEZ BENİM İLMİM ÇOK AZ HOCA DEYİLİM

AMA BU KONULARDA İYİ BİR ARAŞTIRMACI OLMAYA CALIŞIYORUM



(Facebook adresinden alınmıştır.)

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 4 okur okuyacak.