Seyyid Hüseyin Nasr

Seyyid Hüseyin Nasr

YazarÇevirmen
8.3/10
91 Kişi
·
333
Okunma
·
63
Beğeni
·
3.167
Gösterim
Adı:
Seyyid Hüseyin Nasr
Unvan:
yazar, akademisyen ve İslam düşünürü.
Doğum:
7 Nisan 1933, Tahran
Yüksek öğrenimini 1954'te Massachusetts Institute of Technology’de fizik dalında bitirdi ve 1956'da Harvard Üniversitesi'nde jeofizik alanında yüksek lisans, 1958 yılında bilim tarihi alanında doktora yaptı. 1958 yılına İran'a döndü. Tahran Üniversitesi'nde felsefe ve bilim tarihi profesörlüğünde bulundu. 1962-1965 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde bilim tarihi dersleri verdi. 1972 yılında Tahran Üniversitesi rektörlüğüne getirildi.

İran İslam Devrimi'nden sonra ülkesinden temelli ayrılıp ABD'ye yerleşti. Edinburgh ve Temple üniversitelerinde öğretim üyeliği de yapmış olan Nasr, 1984 yılından beri George Washington Üniversitesi'nde İslam Araştırmaları profesörüdür. İslam, felsefe, karşılaştırmalı din ve çevre konularında konferansları ve çoğu İngilizce olmak üzere pek çok kitabın ve 250 civarında makalenin yazarı olan Nasr, gelenekselci akımın yaşayan önemli sözcülerinden de biridir. [1] Oğlu Vali Nasr günümüzün önde gelen Orta Doğu uzmanlarındandır.
Çağdaş insan, tabiatı kendisinden yararlandığı ama kendisine karşı ayrıca sorumlu da olduğu bir eş gibi değil, bir fahişe gibi görmektedir; kendisine karşı hiçbir yükümlülük ve sorumluluk duygusu beslemeyen bir fahişe...
İBN SİNA

Zamanının en bilgili kişisi olarak İbn Sina'yı gören bir öğrencisi neden peygamberlik iddiasında bulunup yeni bir din kurmaya girişmediğini kendisine sorar.
İbn Sina gülümser ve cevap vermez.
Ertesi sabah şafakta sabah ezan okunurken, soruyu soran öğrenci kalkar ve abdest almak için bir havuza gider.
hava son derece soğuktur.
İbn Sina, öğrencisine abdest alması için dışarıya çıkmamasını, aksi halde üşüyeceğini söyler.
Fakat öğrencisi onun öğüdüne kulak asmaz.
Dışarı çıkar abdestini alır ve namazını kılar.
Namaz bittiğinde İbn Sina kendisini çağırır ve öyle der;
-'İşte ben bunun için peygamberlik iddiasında bulunmuyorum.
Ben burada sana hocan ve üstadın, aynı zamanda günün en büyük tıp otoritesi olarak soğuk suyla yıkanmamanı söylüyorum ve ben hayattayım da.
Ama sen benim öğüdüme kulak asmıyor ve dört yüz yıl önce Arabistan'da yaşamış , okuma -yazma bilmez ve kendisiyle hiç karşılaşmadığın bir adamın yolunu izliyorsun.
İşte;
bir peygamberle bir bilge ve filozof arasındaki fark budur.''
'Gerçeği arayan için gerçekten daha değerli hiçbir şey yoktur;
gerçek hiçbir zaman kendisine ulaşanı ucuzlatmaz ve alçaltmaz;
aksine onurlandırır ve ona soyluluk kazandırır.’’
Kökleri Kur’an ve hadisle, gövdesi ve dalları gelenekle beslenmiş; 14 yüzyıl boyunca gelişip yerkürenin hemen her köşesine yayılmış bulunan biricik İlâhî Kaynak ağacıdır.
Araştırma ve ifade yöntemlerinde bilgi sahibi olan doğuştan Müslümanların. Batı­lı muhataplarına geleneği ciddi bir tarzda açıklamak için İslam üzerine Avrupa dille­rinde derinlikli eserler yazmaya başlamaları ise 20.yüzyılın ikinci yarısına kadar ger­çekleşmedi.
Seyyid Hüseyin Nasr
Sayfa 14 - İnsan yayınları Gelenek yayınları
Gelenek hakkında Schuon şöyle yazmıştı: “Gelenek çağdışı ve çocuksu bir efsane değil, müthiş gerçek bir ilimdir.”

(Understanding İslam’ın Önsözü’nden)
Tabiatla iş birliği yapacak yerde, durmadan onunla çatışan modern medeniyetin her haliyle gösterdiği üzere, modern insanla tabiat arasında topyekûn bir dengesizlik vardır.
295 syf.
·7 günde·9/10 puan
Müslüman gençlerin modern dünyanin getirdiği haz odaklı,hızlı, geçmiş tanımaz yaşam tarzına anlam verebilmesi ve onunla baş edebilmesi için tanıması gereken noktaları özetleyen bir kitap. Öncelikle müslüman gencin kendi geçmişini/tarihini tanıması gerekmekte, ardından da hristiyan,Yahudi/seküler tarihi anlamasi gerektiğini vurguluyor ve birer kısa özetlerini sunuyor.
310 syf.
okurken anlam veremediğim bazı noktalar oldu. Ancak yine de yer yer ilginç ve yerinde tespitleri vardı. Yazar iranlı olduğundan dolayı yer yer Şii mezhebini de Sünni mezhebiyle aynı kategoride ele aldığını görüyorsunuz. Ve ne hikmetse sünni itikadi ile Şii itikadi çok farklı olsa da yazar/düşünür sürekli bunlar aynı şeymiş gibi aynı kategoride ele alıyor. ebet bu Islam dünyası adına birliği temsil ediyor olması açısından anlaşılır bir şey ancak itikadi anlamda birlesemedigimiz noktaların olduğunu da göz ardı edemeyiz.

Kitap, birkaç farklı konuya değinen, birbirinden bağımsız olduğunu düşündüğüm, başlıklar altında bir araya getirilmiş. Modernizm ve Islam ana temaların başında geliyor. Bununla birlikte Islamda eğitim, felsefe gibi konulara değindikten sonra en son bölümde ise Batılı bazı düşünürlerin Islam yorumuna yer verilmiş.

Benim kitaptan anladığım temel fikirlerden biri geleneğe veya dini kökene inmeyi amaçlayan fundamentalist hareketlerin geleneksel islamdan farklı olduğu hatta yer yer birçok karşıt ilkelere sahip olduğudur.

Çünkü İslamın geleneksel hali, günümüze dahi aktarılıp yaşanabilecek bir durumdayken bu tür hareketler İslamın birçok güzelliğini yok saymakta (sanat, musiki vs) saygı duymamakta ve kısır bir islami harekete neden olmaktadır. Bununla birlikte Islam dininin, gayrimüslimlerce de yanlış anlaşılmasına ve yanlış tanınmasına neden olmaktadırlar. Nitekim günümüzdeki bazı islami hareketler de selefi salihin akidesinin temsilcileri olan selefilerin de zan altında kalmasına ve sapmış gibi algılanmasına neden olmaktadır.
176 syf.
·23 günde·3/10 puan
Entelektüel camianın tavsiye ettiği bir kitap olması hasebiyle okumaya başlarken gayet olumlu duygular barındırıyordum. Ama beklediğimi bulamadım malesef. Tabiat ve insana dair bir kitap olmasının yanında alakasız bulduğum pek çok konuyu da içeriyor. Mesela uzunca Grek kozmolojisinden bahsetmiş yazar... Psikolojik çıkarımlar aradım çokça ama ne yazık ki onu da bulamadım.
İçerik dışında kitapta bolca da yazım yanlışı var. Örneğin; entelektüel yazması gerekirken entellektüel, kolektif yazması gerekirken kollektif....
Sonuç olarak zorla ve sinir harbi yaşayarak bitirdiğim bir kitap oldu.
293 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Esselamu Aleyküm

Kitabı okurken "batı" ile ilgili bilgilerimin yetersiz olduğunu öğrendim. Batıyı tamamen kabul eden veya tamamen reddeden iki yaklaşımın da ortasında, "islama uygun olan ve faydalı olan şeyleri almamız gerektiği" yaklaşımı daha doğru. Müslümanların dünyaya hakim olduğu devirde, bu başarıyı nasıl elde ettiler çok daha iyi anladım.
Eğer o zamandaki ilim adamları batıyı toptan reddetmiş olsalardı o başarıyı elde edebilirler miydi?
Batıda gelişen bilimi-ilimi yakalayıp bunu kendi medeniyetimiz ile harmanlayıp üzerine koya koya bu seviyeye gelmişler, fakat bize öğretilen müslümanların sadece "geri(!)" kaldıkları ... vs vs zırvalıklar. Daha kendi medeniyetimizi bile tam manası ile tanımıyoruz, bilmiyoruz. Gerçekten çok acı bir durum.

Kitaba gelince, kitap 3 bölümden oluşuyor.
ilk bölümde yazar kısaca islamı anlatmış desek yanlış olmaz. İslamda Akidevi, itikadi, ahlaki, ruh-düşünce, bilim, edebiyat-sanat konularını özetlemiş
Ardından 2. bölümde: batıda din, felsefe,bilim-teknoloji, sosyal hayat, eğitim, sanat konularını özetlemiş
3. bölümde "genç müslüman ve modern dünyaya islami cevap" başlığı altında modern dünyadaki sıkıntılara karşı müslüman gencin cevabının ne olabileceğini kısaca bahsetmiş.

Müslümanlar olarak modern dünyanın haz ve hızının ardında kapılıp silinmemek için müslümanca bir cevabımız olması gerekiyor.
Zaten bütün yaşantımızda da bu cevabı aramak için uğraşmıyor muyuz?

Ayriyeten Nedvinin Müslümanların gerilemesiyle dünya neler kaybetti kitabını da şiddetle tavsiye ederim.

İstifadeli okumalar...
263 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap ansiklopedi niteliğindedir. Benim için simya bölümü çok özeldir. Ortaokula ilk başladığımda simyaya merak salmıştım. Simya hakkındaki ilk bilgileri ise bu kitaptan öğrenmiştim. Muhteşem bir eser olmasa da okunabilir bir eserdir. Kocatepe Fuarı'nda annemin hediyesi olarak elime geçtiği için bende yeri ayrıdır. Keyifli okumalar diliyorum. #kitapsuuru
293 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
"İslam'ın yaşayan bir gerçeklik olduğunu, buna mukabil modern dünyanın ise her ne kadar içeriden çözülmeye yüz tutsa da tarih sahnesinde hala dikkatle incelenmesi gereken güçlü bir aktör olduğunu daima hatırlamak gerekir. O yüzden genç olsun yaşlı osun Müslümanların modern dünyanın tehlikelerine karşı bir cevap üretmeden bireysel çerçevede Müslüman olarak ve toplumsal çerçevede büyük bir medeniyet ve Peygamber'in ümmeti olarak mevcudiyetlerini sürdürmeleri mümkün değildir. Modern dünyayı derinlemesine ve entellektüel olarak iyi anlamaları ve onun tehlikelerine duygusal değil, tamamen İslami geleneğin orijinal bilgi birikimine dayalı karşyılık vermeleri gerekir."
248 syf.
·Puan vermedi
İran'daki İslam kültürü ile alakalı güzel bilgiler öğrendim. Çıkmazdan nasıl çıkarız onun doyurucu bir cevabını alamadım. Yazarın dili oldukça karmaşık ve jargonlarla dolu. Çeviri de tam anlamıyla başarılı değil gibi hissediliyor. Tasavvuftan çok fazla bahsetmiş. Tekke-tasavvuf dersi görmüş bir edebiyatçı olmama rağmen bilmediğimiz konulara değinmiş. O kısımları da anlamakta güçlük çektim. Açıkçası okuyup da önermeyeceğim bir kitap.
200 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
İslam sanatının muhtelif vechelerine İslam maneviyatı açısından bir bakışı içermekte olup onun vahyin ilkeleri ile olan ilişkisini araştırmaktadır. Bu eser, kutsal sanatın İslamî kavramlaştırılması ışığında, edebi ve müzikal sanatları olduğu kadar, plastik sanatları da içeriyor.
Beğendim Zaten Yazar keyfle takip ettiğim Yazar sıkılmadan yorulmadan fikir lezzeti çok önemli konulara temas etmekte mutlaka kütüphanenizde yer verin okuyun önerin birçok şeyi Güzelleştirin

Yazarın biyografisi

Adı:
Seyyid Hüseyin Nasr
Unvan:
yazar, akademisyen ve İslam düşünürü.
Doğum:
7 Nisan 1933, Tahran
Yüksek öğrenimini 1954'te Massachusetts Institute of Technology’de fizik dalında bitirdi ve 1956'da Harvard Üniversitesi'nde jeofizik alanında yüksek lisans, 1958 yılında bilim tarihi alanında doktora yaptı. 1958 yılına İran'a döndü. Tahran Üniversitesi'nde felsefe ve bilim tarihi profesörlüğünde bulundu. 1962-1965 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde bilim tarihi dersleri verdi. 1972 yılında Tahran Üniversitesi rektörlüğüne getirildi.

İran İslam Devrimi'nden sonra ülkesinden temelli ayrılıp ABD'ye yerleşti. Edinburgh ve Temple üniversitelerinde öğretim üyeliği de yapmış olan Nasr, 1984 yılından beri George Washington Üniversitesi'nde İslam Araştırmaları profesörüdür. İslam, felsefe, karşılaştırmalı din ve çevre konularında konferansları ve çoğu İngilizce olmak üzere pek çok kitabın ve 250 civarında makalenin yazarı olan Nasr, gelenekselci akımın yaşayan önemli sözcülerinden de biridir. [1] Oğlu Vali Nasr günümüzün önde gelen Orta Doğu uzmanlarındandır.

Yazar istatistikleri

  • 63 okur beğendi.
  • 333 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 504 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.