Seyyid Kutub

Seyyid Kutub

Yazar
8.9/10
399 Kişi
·
1.301
Okunma
·
358
Beğeni
·
8.143
Gösterim
Adı:
Seyyid Kutub
Tam adı:
Seyyid Kutup
Unvan:
Mısırlı Yazar, Müfessir ve Düşünce Adamı
Doğum:
Muşa, Mısır, 9 Ekim 1906
Ölüm:
Mısır, 29 Ağustos 1966
Profesör Seyyid Kutub (Arapça: سيد قطب), (d. 1906, Mısır – ö. 29 Ağustos 1966). Mısırlı yazar, müfessir ve düşünce adamıdır.

Hayatı
1906 yılında Mısır'ın Asyut kasabasısında, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher de bitirdi. Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum fakültesine girdi. 1933 yılında mezun oldugu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin oldu. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yöneldi. 1946'da Konum Dersleri isimli makalesini yayımladı. Çoğuna göre bu makalesi onun İslami düşünceye girişini temsil eder. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, Mısır'ın o dönemki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu.

1949 yılında ABD'ye gitmiştir. Bu dönem boyunca Amerikan yaşam tarzını ve toplumunu, tanık olduğu ırkçılığı eleştirmiş ve Amerikan medeniyetini primitif olarak görmüş ve reddetmiştir. Ayrıca, 1949 yılında, o yurtdışındayken, İslam'da Sosyal Adalet isimli eseri yayımlanmıştır. Bu eserinde gerçek sosyal adaletin İslam'da olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca yine ABD'deki yıllarında, daha önce kaleme almış olduğu edebi makale ve eserleri eleştiriyor, o dönemlerde sahip olduğu daha seküler olarak tanımlanabilecek edebiyat anlayışından ziyade edebiyatın da kaynak olarak en başta İslam'ı alması gerektiğini savunuyordu.

Kitaplarında, genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirdi. Mısır'a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler teşkilatına katılmıştır. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, teşkilatın genel düşüncesiyle kendi fikirleri arasındaki bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Müslüman Kardeşler ile olan ilşkisi devam etti.

Cemal Abdül Nasır'a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub'a onbeş yıl ağır hapis cezası verilmiştir. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur'an tefsiri Fi zilâl-il-Kur'an ve Kutub'un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretler`i kaleme almıştır. 1964'te serbest bırakıldıktan sonra, 1965'te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 22 Ağustos 1966'da hakkında idam cezası verildi. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerdeki birçok dini otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır'ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966'da idam edildi.
İslam, ister Müslüman isterse Müslüman olmayanlara karşı yapılmış olsun; her türlü zulmün karşısındadır. Zulüm kime yapılırsa yapılsın zulümdür!
Yeryüzünün neresinde olursa olsun zalimleri yok etmek Müslümanların en başlıca görevleri arasındadır.
Hz. Ali kaybetmiş olduğu kürkünü bir gün bir Hıristiyan’ın üzerinde görür ve o Hıristiyan’ı kadını huzuruna getirerek, kadıya: “Bunun sırtındaki kürk benimdir. Ben onu ne sattım ve nede hibe ettim.”der. Kadı o Hıristiyan’a: “Emir-ul Mümini’nin sözlerine ne diyorsun?” diye sorar. Hıristiyan da: “Emir-ul Müminin her ne kadar yalan söylemiyorsa da bu kürk benimdir”. Diye cevap verir. Kadı Hz. Ali’ye kürkün kendisine ait olup olmadığa dair bir delil sorar. Hz. Ali gülümseyerek kadı doğru söyledi benim elimde bir delil yok der. Bunun üzerine kadı kürkü Hıristiyan’a iade eder. Hıristiyan kürkü alıp birkaç adım yürüdükten sonra geri döner ve derki: “Bu hüküm tıpkı peygamberlerin hükmü gibidir. Emir-ül müminin beni kendi kadısına şikâyet ediyor. Kadı ise onun aleyhine karar veriyor.( Kelime şahadet getirip Müslüman olduktan sonra) Ey Emir-ül müminin sen Sıffin muhaberesinden geri dönerken bende askerin ardından geliyordum. Bu kürk devenizin terkisinde düştü bende aldım.” Bunun üzerine Hz. Ali mademki Müslüman oldun. O halde kürkte senin olsun der.
Üzerinde "La ilahe illallah" sancağı dalgalanmadıkça da hiçbir toprak parçası Allah adına kurtarılmış sayılamazdı.
İSLAM DİNİNDE BİZİ UTANDIRACAK VE KENDİSİNİ MÜDAFAA ETMEMİZİ GEREKTİRECEK TEK BİR NOKTA DAHİ YOKTUR !
Seyyid Kutub
Sayfa 210 - Beka Yayıncılık
Hz. Ömer, kıtlık yılında hırsızlık cezasını umumi olarak uygulamadan kaldırmıştı. Nitekim bu kararını da fiilen bir kişinin şâhısında bizzat uygulayarak, had cezasını tatbik etmedi. Hatib b. Ebi Belta’nın kölelerinin bir deve çalmaları suçunda bu suçun cezasını uygulamadı. Çünkü Hz. Ömer, Hatib’in kölelerine yiyecek ve içeceklerini yeterli miktarda vermediğini anlamıştı. Bu nedenle devenin iki misli fiyatına ödemekle Hatib’i mükellef tuttu ve köleleri serbest bıraktı.
Dikkat! Bu kitap insanı fena sarsar!

Seyyid Kutup'u genel olarak düşünce yazılarında bulursunuz, İslamca, Müslümanca düşünce.. İşte bu alandaki en başarılı kitabı..

Kendisi Hakkı bildiği kadar batılı da iyi bilen bir Şehid. Bir zamanlar Amerika'da yaşamış ve onların ciğerini bilen bir Müslüman.

Yaşadığınızı, İslâm zannetmeden önce, bu kitabı okumanızda büyük fayda var.

Müslümansanız nasıl bi dairede (İslâm'da) olduğunuzu,

Müslüman değilseniz, nasıl bi İslâm'ı reddettiğinizi bilmeniz açısından güzel bir kaynak, Yoldaki İşaretler.

Sorgulattırır!

Ilımlılıktan kurtuluşun yolunu göstermiş bizlere yazar: Vasatlıktan değil. Vasat (orta yol) Müslüman başkadır, Ilımlı Müslüman bambaşka..

Genel olarak Seyyid Kutup minvalinde insanları okuduğum için beni çok çarpmadı kitap. Ama ne kadar gaflete daldığımı, nereye saptığımı hatırlattı, Allah kendisinden razı olsun..

İlk kez bu kaynaklardan yararlanacak olanların sindirmesi zor olabilir, O yüzden anlaya anlaya okumanız tavsiyemdir.

Şayet bir gün İslâm davasıyla uğraşmaktan yorulursanız, Müslüman olmayanların yolu daha sempatik görünmeye başlarsa bu kitabı okuyun. İlaç gibi gelir. Benzin yüklemiş olursunuz kendinize.

Yazarın bahsi geçtiği için şunu da şuraya bırakıyorum, dileyen alsın: https://youtu.be/L3n_H0Xt1cw

Ek olarak: Bu kitap Pınar Yayınları'nda neden 206 sayfa görünüyor? Beka Yayınları'nda 245 sayfa. Bu ciddi bir fark. Kuşkulanmamak elde değil.
Daha ilk sayfasında 3 cümlenin altını çizdim. Unuttuğumuz İslam ve ümmet şuurunu zihnimize adeta çakıyor Kutub. Ne zamandır yaşadığım 'light' islam bana yetmiyordu. Bende eksik olan nedir diye düşünürken; ihtiyacım olanın yeniden diriliş ve dinimi üzerime hakim kılmam olduğunu anladım. Müslümanların mevcut durumlarından muzdarip olduğunu dile getiriyor müellif. "Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" ayeti celilesi insanın yaratılış gayesini açıklayan en güzel düstur. Yeryüzünün halifesi olan insan yüzyıllardır ithal sistemlerle oyalanmakta. Oysa ki hala adından söz edilen 'İslam dünyası' için en güzel sistem İslam'a dönmektir. 13 yıl süren tebliğin Mekke dönemi bizlere ispatlıyor ki, aksiyonun temeli akidedir. Muhakkak okuyun. Kitabın olumsuz yanlarına gelecek olursak belli başlı düşüncelerin mükerrerinden müteşekkil bir metin var sanki elimde. Aynı fikirler farklı kelimelerle dile getirilmiş. Bu okumayı sıkıcılaştırıyor. Hızlı aktığını söyleyemeyeceğim. Sanki yazarın farklı konuşmalarından derlenmiş gibi. Bu hususu da göz önünde bulundurmakta fayda var. Bir de son 30 sayfayı resmen bitsin diye okudum. Hep aynı şeyleri okudum gibi geliyor. En sevmediğim şey bir kitabı işkence gibi bir an önce bitirmeye çalışmak. Ilk 100 sayfa güzel ve okunabilirdi ama sonrası bitsin diye okunuyor maalesef.
Kur'an-ı Kerim'le -gerçek anlamda- tanıştıktan sonra, İslam dini hakkında araştırmalar yapmaya başladım ve yaptığım araştırmalar neticesinde birçok kitap okudum. Okuduğum ilk kitaplar tasavvufiydi, zamanla yelpazemi genişlettim ve ilerledim. Yani bu kitaba gelene kadar uzun bir yol katettim, pek çok araştırmamın neticesine ulaştım.
İslam'da bana en karışık gelen ve çevremdekiler tarafından çok fazla soruya tutulduğum konu 'cihad'tı. Bu kitapla o eksiğimi de giderdim. Kitabı genel olarak zaten çok dikkatli okuyun, ama siz de cihad kavramında sıkıntı yaşıyorsanız kitaptaki "Allah Yolunda Cihad" kısmını özellikle daha dikkatli okuyun.
Bu kitabıyla, Seyyid Kutup'u anlamak için öncelikle açık bir kalbe sahip olunmalı, Kur'an hakkında bilgi sahibi olunmalı, en azami şartla Kur'an üslubuna aşina olunmalı.
Peygamberlerin hayatı ve özellikle Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatı, İslami çağrısı ve bu çağrıyı yapış şekli vb. hakkında tarihi bilgiden önce Kurani bilgiye ihtiyaç vardır. (Lütfen kalbinizdeki kilitleri kırmadan bu kitabı okuyup yargılamayınız.)
Bu kitap sayesinde Seyyid Kutup'la tanıştım. Hakkında olumlu olumsuz birçok şey okudum. Kitabını okuduğumdaysa iyi ki olumsuz yazılara bakıp okumamazlık etmemişim dedim.
Allah'tan başkasına boyun eğmediği için asılan bir insan... Doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu dünya...
Ne ilginç Seyyid kutup sırf bu kitabı yüzünden idam edilmiş. Sanırım fikir ve düşünceleri onları aşırı derecede tedirgin etti ki bunu yaptılar, oysa bu onun şehadetinin, uğruna öldüğü düşüncelerinin ve onun yansıması olan eserlerinin daha çok duyulmasına ve okunmasına neden oldu. Malcolm'un bir sözü var ya hani ''bazı ölüler yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur' diye Seyyid Kutupta bunu görüyoruz.

Peki 'Yoldaki İşaretlerin' ana teması nedir dersek, bunun cevabı şüphesiz; İslami Mücadelenin nasıl olması gerektiğidir.

kitabın son sayfasında ve son pasajda şöyle yazmış Kutup;

O halde: ''Mü'minler sırf aziz ve hamid olan Allah'a inandıkları için o zalimler onlardan öç aldılar...''

son pasaj Seyyid Kutub'un neden asıldığının cevabını da veriyor..

Seyyid Kutup ölümünden hemen önce bile dersini verip gidiyor, bununla da ilgili küçük bir ek ilave edeyim incelemeye.

Asılmadan önce kendisinin yanına hoca gönderiyorlar, hoca gelip: “Eşhedu ellâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah de!” diyor.
Bunun üzerine Seyyid Kutup adama: “Sen de bu tiyatroda ki son bölümsün, sen bana “lâ ilahe illallah de” mi diyorsun? Ben ki bu kelime uğruna idam ediliyorum” der..

Rahmetle anıyorum..
Seyyid Kutub, "Bugün insanlık korkunç bir uçurumun kenarında duruyor..." diyerek başlıyor kitabına, bizleri uçurumlara sürükleyen nedenleri birbiri ardına sıralarken, nerelerde, ne tür hata ve yanılgılara (bilerek ya da bilmeyerek) düştüğümüzü de göstermiş oluyor.

Kulluğun kula değil yalnız, Allah'a yapılması gerektiğini, akidenin önemini anlatıyor. Bir İslam davetçisinin izleyeceği yolu, İslam'ı nasıl anlatması gerektiğini açıklıyor.

O eşsiz neslin yaşamını inşa etmek üzere ele aldığı Kur'an ayetlerini, bizlerin sadece okumakla yetinip ya da belli maksatlar çerçevesinde okuyup geçerek onların soluduğu manevi havayı asla soluyamayacağımızı şu satırlarıyla belirtmiş oluyor;
"O nesil sadece o biricik kaynaktan beslenmiş ve tarihteki o eşsiz yerini kazanmıştı. Kur'an'a yaklaşırken kültür ve inceleme maksadıyla yaklaşmazlardı, O'nu okurken zevk alma, eğlenme gayesiyle okumuyorlardı... Ve onlardan hiçbir kimse Kur'an'ı okurken mücerret manada kültürünü artırmak için okumuyordu. İlmi ve fıkhı konulardaki iddialarına yeni bir mesned bulmak ve böylece dağarcaklarını şişirmek için Kur'an'ı ele almazlardı. Onlar Kur'an okurken Allah'ı emrini öğrenmek için okuyorlardı. Gerek kendilerini ve gerekse içinde yaşadıkları cemiyetle ilgili olarak cemiyetin hayat tarzının nasıl olması gerektiği hakkında Allah'ın emrini öğrenmek üzere Kur'an'ı ele alırlardı. Bu Kitabın emirlerini duyar duymaz, yaşamak için öğreniyorlardı. Tıpkı savaş alanında aldığı "günlük emri" duyar duymaz hemen tatbik etmek için faaliyete geçen bir asker gibi Kur'an'a yanaşıyorlardı. Bu yüzden onların hiçbiri bir oturuşta bildirilenden daha fazla emir ve talimat öğrenmek istemezdi. Çünkü biliyordu ki ne kadar çok öğrenirse omuzuna o kadar vazife ve sorumluluk yüklenecekti. İbn Mesud (r.a.)'un rivayet ettiği hadiste varid olduğu üzre onlar on ayetle yetiniyor hemen ezberleyip, amel etmeye başlıyorlardı."

İşte ashabın Kur'an'a yaklaşımı ve yaşantısına yansıtış şekli böyleydi. Bizim yaşam şekillerimizin çok ötelerinde, belki bir daha böyle bir Kur'an topluluğu gelmeyecek, belki dünya böyle bir topluluğu bir daha ağırlayamayacak, misafir edemeyecek; ama o topluluğa bir adım yaklaşmak ne büyük bir bahtiyarlık olur bizler için. Bu konuda bize düşen görev biraz olsun o topluluğa yaklaşmaya çalışmak olacaktır.

Bu güzel eseri okumanızı tavsiye eder, istifadeli okumalar dilerim.
İslami düzenin tekrar nasıl sağlanması gerektiği hakkında ipuçları veren önemli bir kitap. Bu eserden sonra üstad mevcut düzene başkaldırı yapıyor bahanesi ile idam edilmiştir.
Akıcı, sade , hakikatli bir kitap.. Belki bu kadar net ve prensipli olduğu için uğruna ölünmüş fikirler silsilesinin bir parçası.. Müctehid alimlerimizden olan Seyyid Kutup ihvanı müsliminin güzel kardeşliğinin bir simgesiydi... Ne yazık ki Hasan El Benna'ya suikast tertip eden zihniyet Seyyid Kutubuda darağacına göndermiştir... Rabbim şehadetlerini kabul eylesin.
Seyyid Kutub'un kız kardeşi Emine Kutub'a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kitap kısacık ama vermek istediği anlam oldukça büyük. Yer yer ruhunuza hitap edicek, doyurucak öğüt alabileceğimiz kısımları içeriyor. Gerçi Seyyid Kutub'un hayatı, yaşamı, bir İslam mücahidi oluşu bize en büyük öğüt zaten..
Yıllarca bize ezberletilen kelime-i tevhid'in ne anlamlara geldiğini, yelpazesini genişlettikçe içimize sığmayan o müthiş anlamını bu kitapta yakaladım. Aynı zamanda insanı bir akide sahibi yapan bu kitabı herkesin okumasını istirham ederim.


Kitabı okuduktan sonra twitter'a yazdığım bir tweet sanırım daha açıklayıcı olacaktır;

Hayaller Dar'ul İslam,Hayatlar Dar'ul Harp...
İslamda kadının yerini ayetler ve hadisler ışığı altında mantıki psikolojik ve sosyal yönlerden ele alan her müslümanın evinin kitaplığında bulunması gereken bir rehber kitap olarak Üstad Seyyid Kutup un eserini okumanızı tavsiye ediyorum...

Yazarın biyografisi

Adı:
Seyyid Kutub
Tam adı:
Seyyid Kutup
Unvan:
Mısırlı Yazar, Müfessir ve Düşünce Adamı
Doğum:
Muşa, Mısır, 9 Ekim 1906
Ölüm:
Mısır, 29 Ağustos 1966
Profesör Seyyid Kutub (Arapça: سيد قطب), (d. 1906, Mısır – ö. 29 Ağustos 1966). Mısırlı yazar, müfessir ve düşünce adamıdır.

Hayatı
1906 yılında Mısır'ın Asyut kasabasısında, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher de bitirdi. Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum fakültesine girdi. 1933 yılında mezun oldugu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin oldu. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yöneldi. 1946'da Konum Dersleri isimli makalesini yayımladı. Çoğuna göre bu makalesi onun İslami düşünceye girişini temsil eder. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, Mısır'ın o dönemki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu.

1949 yılında ABD'ye gitmiştir. Bu dönem boyunca Amerikan yaşam tarzını ve toplumunu, tanık olduğu ırkçılığı eleştirmiş ve Amerikan medeniyetini primitif olarak görmüş ve reddetmiştir. Ayrıca, 1949 yılında, o yurtdışındayken, İslam'da Sosyal Adalet isimli eseri yayımlanmıştır. Bu eserinde gerçek sosyal adaletin İslam'da olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca yine ABD'deki yıllarında, daha önce kaleme almış olduğu edebi makale ve eserleri eleştiriyor, o dönemlerde sahip olduğu daha seküler olarak tanımlanabilecek edebiyat anlayışından ziyade edebiyatın da kaynak olarak en başta İslam'ı alması gerektiğini savunuyordu.

Kitaplarında, genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirdi. Mısır'a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler teşkilatına katılmıştır. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, teşkilatın genel düşüncesiyle kendi fikirleri arasındaki bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Müslüman Kardeşler ile olan ilşkisi devam etti.

Cemal Abdül Nasır'a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub'a onbeş yıl ağır hapis cezası verilmiştir. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur'an tefsiri Fi zilâl-il-Kur'an ve Kutub'un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretler`i kaleme almıştır. 1964'te serbest bırakıldıktan sonra, 1965'te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 22 Ağustos 1966'da hakkında idam cezası verildi. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerdeki birçok dini otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır'ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966'da idam edildi.

Yazar istatistikleri

  • 358 okur beğendi.
  • 1.301 okur okudu.
  • 92 okur okuyor.
  • 1.338 okur okuyacak.
  • 35 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları