Sidney Finkelstein

Sidney Finkelstein

Yazar
7.1/10
7 Kişi
·
13
Okunma
·
0
Beğeni
·
555
Gösterim
Adı:
Sidney Finkelstein
Unvan:
Yazar
Doğum:
1909
Ölüm:
1974
Ancak kendi iyice gelişmiş müzik kültürüne sahip olan bir ulus, başka halkların müzigini değerlendirebilir.Aynı zamanda ken­di ülkesinin gerçek bir yurtseveveri olmadan , ne müzikte ne de başka bir alanda enternasyonalist olunamaz.Enternasyonalizm, başka halk­lara saygı üzerine kurulduğuna göre, öz halkına saygısı olmayan, öz halkını sevmeyen enternasyonalist olamaz
"Anlaşılabilir olan her şey deha eseri olmaz, ama her gerçek de­ha eseri anlaşılır ve ne kadar büyük bir deha eseri olursa, geniş
halk kitleleri tarafından o denli fazla anlaşılır."
Beethoven'ın müziğinin içerdiği fikirler nelerdir? Bu soruyu, fikirlerin
insanlardan, ağaçlardan ya da sevinç, özlem, acı gibi coşkulardan ibaret
olmadığını kavrarsak, yanıtlayabiliriz.Fikirler nesneler arasında var olan
ilişkilerin, o nesnelere dokunan, o nesnelerin arasında dolaşan, o nes­nelerin içinde yaşayan kişinin zihnine yansımış şeklidir.
Bach'ın yaşamında iki müzisyen kavramı birbiriyle yarışır;kalabalıklara seslenen burjuva sanatçı ile feodal zanaatçı-hizmetkar birbiriyle çatışma halindedir. Biri öbürünün kabuğunu kırıp içine geçmek için çırpınır.Bach, yaşamının bir bölümünde Weimar Dükü'nün sarayı, Anhalt-Kötten Prensi'nin Sarayı gibi Alman saraylarında hizmet yaptı. Bir ara Leipzig kentinin Lutheran Kilisesi'nin hizmetinde müzik öğretmeni, organist ve besteci olarak çalıştı. Ortaçağ serfliğinin kalıntıları içinde yaşadığından ne zaman işini değişti­rmeye kalksa, hatta ne zaman bir kentten ötekine gitmesi gerekse izin al­mak zorundaydı. Leipzig kent konseyinin burgerleri müzikte hafif eğlence yerine sofuca duygular arıyorlar, bunu ararken de tutuculuk ve katılıkta. sa­raylardan hiç de aşağı kalınıyorlardı. Bach'ın ne gibi koşullar içinde çalış­tiığını, Weimar Dükü'nün Bach'ı kent organisti olarak atamasına ilişkinbelgede bulunan kayıtlar tipik bir şekilde sergilemektedir. Dolayısıyla, bundan böyle sen her şeyden önce zat-ı illilerine, yani biraz önce sözü ge­çen gönlü-yüce soylu Kont Hazretlerine sadık, itaatli ve hakikatli olmalı­ sın ve çalıştığın yerde sana ödev olarak verilmiş sanat ve bilimin icrası konusunda çalışkan ve güvenilir bir kişi olduğunu göstermeli, başka iş­lere ya da konulara zinhar karışmamalısın.Bach'ın yaşadığı sıralarda taninmamış bir besteci olduğunu, kendi­sinden "sonraki kuşaklar" için beste yaptığını söylemek gerçeğe uymaz. Büyük sanatçıların yaşadıkları sırada asla takdirle karşılaşmadıkları sa­dece gelecek için yapıt verdikleri yolundaki bu efsane, yapıtları çok iyi anlaşılabildiği halde, müzik karlı bir ticaret metaı olmadığı için beste­cilerin aç kaldığını göz ardı etmeye çalışan on dokuzuncu yüzyıl ro­mantik uydurmacalarından biridir. Bach yaşarken yapıtlarının pek azı basıldı. Müzik basımı dahi gelişigüzel yapılmaktaydı. Müzik yapıtları da henüz sürekli ilgi duyulan bir "sanat" sayılmıyordu. Bunlara karşın, Bach'ın yaşadığı sıralarda yapıtlarından yayımlanmış olanları büyük yankı uyandırdı ve Almanya'da, bir ölçüye kadar da tüm Avrupa'da hele müzikle ilgilenip de onu zamanın büyük müzisyeni olarak görmeyen ve tanımayan hemen hemen tek kişi yoktu. Bach, bazılarının gözünde zanaatçı-hizmetkar idiyse de, başkaları için yaşamı müziğinde yanşıtan bir filozoftu. Onun yaşadığı günlerde yazıl­mış bir eleştiri ve bir yergi, birbiriyle çatışan bu iki müzik dünyasını tüm açıklığıyla göz önüne seriyor. l737'de Scheibe adlı bir eleştirmen, Bach'a "yapıtları karman çorman, icrası zor, üstelik işi çalınacak tüm no­taları hiç kimseye doğaçlama olanağı bırakmadan kağıda geçirmeye ka­ dar vardıran bir musicant ve künstler diye saldırıyordu. Bir başka mü­zisyen, Bümbaum ise, Scheibe'ye zehir gibi bir yanıt verdi; musicant ve künstler gibi sözcükler "gereğinden fazla zanaatçı havasını taşırlar; bu türlü sözler filozofları, hatipleri, ozanları düşüncenin, hitabetin ve şiirin künstleri olarak çağırmak anlamına gelecektir ki, bu da dilin yerleşik kullanımıyla düpedüz çelişir. Çünkü besteci, görkemli süslerini, işaret şarkıları, ninniler ya da daha başka yavan maskaralıklarla (galanteries) harcamaz ... Gerçek sanatın asıl amacı doğayı taklit değil, zorunlu olan yerde doğaya yardım etmektir" diye yazarak Scheibe'ye karşı çıktı.
Kari Philip Emanuel, babası Bach için,
"Genellikle o göz kamaştıracak bir servet edinemedi; çünkü bu servetin gerektirdiği şeyi yapmadı, yani dünyayı dolaşmadı"
Ortaçağ boyunca folk müziğine İblis'in silahı gözüyle bakıldı; İblis'in kendi de, elinde kemanesiyle halkın ruhunu ifsat eder bir biçimde resmedildi. Yüzyıllarca sonra, İngiliz ilahi bestecisi Samuel Wesley, bu konuda bir şeyler sezmişti: "Neden oluyor da en iyi ezgiler şeytandan çıkıyor, anlamıyorum" demişti.
Beethoven, yaşamının sonlarına doğru, eskiden çok iyi anlaşılan müziğinin artık anlaşılmadığını ya da doğru icra edilmediğini fark etmişti. "Belli bir piyanoforte icracıları grubu, galiba parmak ustalığı kazandıkça, o ölçüde zeka ve duygu kaybına uğruyorlar. " Çalış süratli olmakla kalmıyor, üstelik çok da gürültülü oluyordu. Orkestra seslendirmeleri "gürültünün ayyuka çıktığı yerler" olmaya başladı.
İçerikle biçim arasındaki bu apaçık çelişmede müzik, çağın gerçek yaşam koşullarının çelişmelerini yansıtmaktadır. İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya'nın ekonomik yaşamı merkantil ve kapitalisttir. Ama,İn­giltere dışında her yerde devlet biçimi, feodalizmin kalıntısıdır; göste­rişli ve savurgan saray monarşileriyle köylünün sırtından geçinen ve bir onun kadar savurgan ve asalak olan toprak aristokrasişi egemendir. 1648 devriminin kapitalizmin gelişmesine hız verdiği İngiltere'de bile, devleti, büyük toprak sahibi-tüccar karması yönetmektedir.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sidney Finkelstein
Unvan:
Yazar
Doğum:
1909
Ölüm:
1974

Yazar istatistikleri

  • 13 okur okudu.
  • 22 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.