Sigmund Freud

Sigmund Freud

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.9
7,9bin Kişi
okuyor-dolu
36bin
Okunma
v3_begen_dolu
6bin
Beğeni
goz
128bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Sigismund Scholomo Freud
Unvan
Psikanalist
Doğum
Freiberg in Mähren, Moravya, Avusturya İmparatorluğu, 1856
Ölüm
Londra, Birleşik Krallık, 1939
Yaşamı
Sigmund Freud, 6 Mayıs 1856'da, Freiberg in Mähren, Moravya, Avusturya İmparatorluğu'nda (günümüzde Příbor, Çekya) doğdu. 23 Eylül 1939'da, Londra, Birleşik Krallık'da öldü. Psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı bir nörologtur. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur. Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı. Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi. Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikiyatri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanaliz adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.) Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı. 1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi. Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır. 1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı. 1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı. 1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti. Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı. Eserleri - Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens (Günlük Yaşa­mın Psikopatolojisi) - Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu) - Über Psychoanaly­se (Psikanaliz Üzerine Beş Ders) - Totem und Tabu (Totem ve Tabu) - Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş) - Unbehagen in der Kultur (Uygarlı­ğın Huzursuzluğu) - Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd) - Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık) - Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905 - Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905 - Psikanalizin Tarihçesi, 1914 - Psikanalize Giriş Dersleri, 1917 - Yaşamım ve Psikanaliz, 1925 - Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926 - Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927 - Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930 - Psikanaliz ve Uygulama, - Psikanaliz Üzerine, - Olgu öyküleri - Histeri ile Mücadele
Totem ve Tabu
Totem ve Tabu
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Cinsellik Üzerine
Cinsellik Üzerine
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Mutluluk Dediğimiz Şey
Mutluluk Dediğimiz Şey
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Kitle Psikolojisi
Kitle Psikolojisi
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Bilinçaltı
Bilinçaltı
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Uygarlığın Huzursuzluğu
Uygarlığın Huzursuzluğu
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
152 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Korkmuyorum, Susmuyorum, Öğreniyorum!
YouTube kitap kanalımda Freud'un hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtu.be/63ikZqbdnAA Bu kitabı okumaya başladığımdan beri 100den fazla kişi beni takipten çıktı. Demek ki bir şeyleri görmekten ve duymaktan hala korkuyoruz. Ama neden korkuyoruz? Kendi cinsel kökenlerimizi öğrenmekten mi? Artık Berlin Duvarı gibi olmuş tabularımızı bir bir devirmekten mi? Neden korkuyoruz?! Çocukluğumuzdan beri cinsellik konusu ne zaman geçerse geçsin bize hep "Şş, çok ayıp sus bakiyim" denilerek ayıplanıp susmak öğretildi. Cinsel eğitim verilip özel bölgelerimiz öğretileceği yerde bastırılıp içimize kapanmak öğretildi. Bu konuyla ilgili bir şey merak edip ailemize sorduğumuzda bize hiç cevap vermeyen duvarlara bakmak öğretildi... Bütün bunlar arasında kendi kendimizi nasıl eğitebilirdik? "Hadi göster amcalara bamyanı" dendi, cinsellik bir güç gösterisi olarak kodlandı. Lisedeki biyoloji derslerinde üreme sistemi anlatılırken herkes dersi kaynattı, cinsellik bir şaka malzemesi sanıldı. Üniversitede milli olup olmadığın üzerinden arkadaş ortamlarında yoklama alındı, cinsellik bir istatistiğe dönüştü. Bu muydu lan sizin anladığınız cinsellik? Bakın Freud bu kitabında hepinize ne diyor: "Çocuk, cinsel araştırmalarında her zaman yalnızdır; bu onun için dünyaya yönelmek amacıyla attığı bir ilk adımdır ve o zamana kadar tam bir güven beslemiş olduğu çevresindeki insanlara karşı kendisini yabancı hissedecektir." [s.96] Hangimiz yalnız ve yabancı hissetmedik ki kendimizi? Hangimiz ezilip büzülmedik ki bu konuda cahil bırakılışlarımızla? Hangimiz elimizdeki farkındalık balyozuyla o tabu tuğlalarından oluşan duvarları kırmak istemedik? Yaradılışımızı ve Adem ile Havva'yı hatırlasak yeterdi aslında. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk basamaktaki fizyolojik ihtiyaçlarda cinselliğin de olduğunu hatırlasak yeterdi. Sigmund Freud'un Cinsellik Üzerine kitabını okusak biraz olsun düzelebilmek için yeterdi bütün bunlar... Okudum ben de bu kitabı ve öğrendim aslında yetişkin cinselliğinin de kökeninin çocuklukta olduğunu. Öğrendim bir çocuğun yemek yemeyi öğrenmeye başladıktan sonra cinsel dürtüsünün yemek yemekten ayrıştığını. Öğrendim eski çağlardaki vurgunun cinsel dürtü, şimdiki vurgunun ise cinsel nesne üzerinde olduğunu. Öğrendim cinsel nesneyi tanımlamak için bilinçdışımız ile bilincin nasıl fazla mesaiyle çalıştığını. Sanırım bu kitabı okuyarak dünyadaki en büyük günahı işledim: Öğrenmeyi! Kendimizi bastırmakla hiçbir şey kazanamayız, insan bastırıldığı yerden patlar elbet. Kendimizi ne kadar bastırırsak bastıralım aslında farkında olmasak da narsistlik, cinsi sapıklık, nevrozlar ve klinik vakaların olma ihtimalini artırıyoruz kendi kendimize. Neden kendimize böyle bir kötülük yapmak yerine Freud'un bu kitabını okumayalım ki? Cinselliğimiz yıllarca toprağın altında saklı kalmış olan altın dolu bir define gibi bizim tarafımızdan keşfedilmeyi bekliyor. O toprağı bilinç ve cesaret adlı kazma küreklerimizle kazmak, defineyi bulmak ise sadece bizim elimizde. Defineyi bulma yolunda bu kazma küreklere yardımcı olarak yanımızda bazı ekstra teçhizatlar getirmemiz gerekebilir. Big Mouth gibi bir diziyi izleyerek ya da Cinsellik Üzerine, Yaşasın Orgazm, Cinselliğin Tarihi gibi bu konudaki kitapları okuyarak dünyadaki her insanın sadece kendisine özgü olan bu define haritasını bulmanın vakti gelmedi mi artık?
Cinsellik Üzerine
Cinsellik Üzerine
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.9/10 · 3.025 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
136 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Gençler Neden Wattpad Kitapları Okuyor?
YouTube kitap kanalımda insanların neden Wattpad kitapları okuduklarını anlattım: youtu.be/mDnTL7oeTLA İlkel bir şekilde sürekli linç arayışında olan Karantina kitabı fanları, TikTok'ta gece gündüz takip ettiği insan şehrine geldiğinde deliren küçük çocuklar ya da Enes Batur'un oyun bağımlısı Minecraft kitlesinin neden öyle davrandığını merak ediyor musunuz? O zaman bu kitabı kesinlikle okumalısınız! Bugüne kadar istisnasız olarak her yerde kitlelerle karşılaştım. Gerek bundan yıllar önce Facebook'taki gruplarda Allah'ını seven 999 bin kişi aranırken gerekse de tuttuğu futbol takımına yıldız bir futbolcunun gelmesi için karşı tarafın Instagram gönderisini arkadaşlarıyla birlikte spamlayanları görürken aslında hep bir kitle bombardımanına maruz kalıyordum. Neydi bu kitle? Hangi psikolojiyle ve neye göre yapıyordu bu davranışlarını? Madem Karantina kitabı dedik, onun üzerinden oluşturayım örneğimi de... Biliyorsunuz, ben Beyza Alkoç'un Karantina serisini eleştirdikten sonra YouTube'da ağzım gözüm linç olmuş ve Karantina kitabının fanları Ku Klux Klan'ın kendi ayinlerinde kullandığı işkence aleti gibi beni de sosyal medyanın demir haçına germişti. :( Bu tür olaylar yaşadıktan sonra bu olayların derinine inmek istedim ve bu kitlenin mesela neden Beyza Alkoç'u önderleştirdiğini, kadın haklarına o kadar aykırı yön içermesine rağmen genç kız çocuklarının bu kitapları ve yazarını neden putlaştırdığını, neden bir eleştiri getirildiğinde kitlesel olarak savunma durumuna geçtiklerini ve önderleriyle aralarındaki bu sıkı bağı oluşturan şeyleri merak ettim. Nihayet bazı sonuçlara ulaştım... Bu çocuklar henüz kendi kişisel çıkarlarının bile farkında değil. Kendilerine önder olarak belirledikleri Beyza Alkoç için kendi kişisel çıkarlarından ödün vermeye o kadar dünden razılar ki, kitabın içinde neler yazdığını bile umursamadan bir süre sonra tamamen kendi kitlelerinin yönlendirdiği tabelalar üzerinden ilerliyorlar. Freud bunu ilkelliğe bağlıyor. Freud'a göre Karantina kitabının fanlarının davranışları Yontma Taş Çağı'nda iletişim kurmaya çalışan ve bir türlü başaramayan insanların iletişim biçimlerine ya da futbol takımı taraftarlarının kitlesel bir şekilde hareket edişi ve putlaştırıcı tezahüratları da ilk insanların kitlesel bir şekilde yabani domuz avına çıkışına benziyor. İnsanlar kendi irade güçleri ortadan kaybolsun istiyor. Tüm duygu ve düşünceleri bir önderin hakimiyeti altına girsin istiyor. Artık kendisi olmaktan çıkıp bir otomat haline dönüşmek istiyor. Kitlesi yokken sakin ve kendi halinde takılan birey, kitlesi olduğunda tam bir barbar haline dönüşüyor. Gözü Dostoyevski, Tolstoy, Kafka, Camus, Yaşar Kemal'leri değil; saçma sapan Wattpad kitapları yazarlarından başka kimseyi görmeyecek kadar bir perdeyle kapanıyor... Bir prestij perdesi! Bu insanlar sosyal bir statü kazanmak, arkadaşlık gruplarında kabul görmek, prestij sahibi bir insanın kuyruğu olup kendi benliğinden ödün vermek için o kadar hazırlar ki, kendi benliklerinin eleştiri mekanizmalarının ne kadar değerli olduğunu bile artık fark edemeyecek kadar uyutulmuşlar. Kendi varoluşlarıyla değil kitlesel varoluşlarıyla var olmak, onların yalıtılmışlık duygusunu ellerinden aldığı için yalıtık olmanın cesaretini değil birileriyle grup olmanın ezikliğini tatmak istiyorlar. Ben bu kitlelerin hepsinden bağımsızım, tekim, yegane varlığımla karşınızdayım. Belki de böyle yaparak Harari'nin de dediği gibi, bir bahçesi olan hapishaneden çıkıp daha geniş bahçesi olan bir başka hapishaneye geçiş yapıyorum. Ama olsun! Zaten bilincimiz bizim en büyük hapishanemiz değil mi? Düşünce gardiyanlarımızla duygu tutsaklarımız başkaldırmadığı sürece ne anlamı kalırdı bu hayatta yaşamanın? Kitle oluşturmaya o kadar yatkın insanlarsınız ki, grup haline gelerek kendinize belirli totemler belirlemek, hiç sorgulamadan sürekli birilerinin emirleri altında hayatınız boyunca çalışmak ve sonra ölüp gitmek, kendi benliğini unutup etken olmak yerine edilgen olmak size çok kolay geliyor. Çünkü öyledir zaten: Kitle olmak kolay, birey olmak ise oldukça zordur. Birilerinin size yaptığı çobanlığı kabul ettiğiniz sürece bir sürünün içinde bulunmaktan kurtulamayacaksınız. Profilinde kendi tuttuğu siyasi partinin dayattıklarından başka hiçbir düşünce üretememiş fanatikler ya da kendi futbol takımının ideallerini diğer bütün hayati ideallerden daha üstün gören holiganlar gibi her zaman bir kitle manipülasyonu altında kalacaksınız. Ne zaman ki bireysel varoluşunuzu keşfedeceksiniz, işte o zaman kurtuluşa erişeceksiniz... İlkel olmak istemiyorsanız, kişisel yalıtılmışlığınızla mutluysanız, birilerine itaat etmek yerine kendi benliğinizin besinlerini vermek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun. Ama sadece bu kitabı değil, Erich Fromm, Erving Goffman, Alfred Adler gibi isimlerden de kitaplar okuyun. Bakış açınızın zamanla değiştiğini siz de göreceksiniz...
Kitle Psikolojisi
Kitle Psikolojisi
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.0/10 · 2.193 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
349 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Sigmund Freud Kitapları Okuma Rehberi
YouTube kitap kanalımda Freud'un hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtu.be/63ikZqbdnAA "Sigmund Freud kitaplarına nereden başlamalıyım? Freud kitaplarını hangi yayınevinden okumalıyım? Freud'un anlattığı şeyler tamamen cinsellikten mi ibaret?" şeklinde sorular soruyorsanız doğru incelemedesiniz demektir... Aylardır hazırlamak istediğim ve aylardır da yine benden yoğun şekilde beklenen "Freud kitapları okuma rehberi"me hoşgeldiniz. Bu inceleme yüzlerce sayfanın ve sayısız içselleştirmenin ekranlarınıza bir öz olarak yansımasıdır. Öncelikle kendimize bir soru sormamız gerekir. Sigmund Freud neden önemlidir? Şu an psikoloji bölümünün uzmanlık haline gelmesinde, psikolojiye ilgi duyan dünya çapında milyonlarca insan olmasında Freud isminin nasıl bir önemi vardır? İşte tam da bu kitabın başlangıcında böyle bir bilgiye rastlıyoruz: "Düşleri ilk kez yorumlamış olan, çocukluk cinselliği olgusunu ilk kez kabul etmiş, birincil ve ikincil düşünce süreçleri arasında ilk kez ayrım yapmış, yani bilinçdışı aklı ilk kez bizim için gerçek kılmış bir adam.” [Günlük Yaşamın Psikopatolojisi, s. 24] Yani artık bu adama "bilimsellikten uzak", "dediklerinin hepsi çürütüldü", "düşündüğü şeylerin bütün dayanağı cinsellik", "dediği çoğu şey yanlış bilgilerden oluşuyor" gibisinden şeyler demenize gerek yok. Şu an psikoloji bilimine psikoloji dememizin en büyük sebeplerinden biri bu adamın çalışmaları zaten. İtirazı olan var mı buna? Eğer Freud'un anlattıklarının sadece cinsellikten ve libidodan ibaret olduğunu da düşünüyorsanız büyük bir yanılgı içerisindesiniz. İnsanın iç dünyasının gerçekten bu kadar dar olduğunu hiçbir zaman düşünmedim, keza Freud da öyle düşünmüyor arkadaşlar. Çünkü Freud'un da dediği gibi: “Oysa durum hiç de sanıldığı gibi değil; cinsel gereksinim ve cinsel yoksunluk, nevrozların mekanizmasında rol oynayan etkenlerden ancak biridir.” [Psikanaliz Üzerine, s. 31] Eğer Sigmund Freud kitapları konusunda hiçbir bilginiz yoksa başlangıç olarak önerdiğim Louis Breger'ın
Freud Görüntünün Ortasındaki Karanlık
Freud Görüntünün Ortasındaki Karanlık
Freud biyografisinden sonra devam etmeniz gereken ilk nokta
Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
adlı kitap. Bu kitapta uyanıkken bilinçaltımızın bilinç seviyesine gelmesini okuyabilecekken,
Psikanalize Giriş
Psikanalize Giriş
kitabında da uykularımız sırasında bilinçaltımızın bize oynadığı oyunlarla tanışma fırsatı bulabiliyorsunuz. Ayrıca belirtmem gereken bir diğer konu da, Freud'un kitle psikolojisi yönelimli kitaplarını birey psikolojisi içeren kitaplarından daha çok sevmiş olmam. Yani Kitle Psikolojisi, Bir Yanılsamanın Geleceği ve Uygarlığın Huzursuzluğu gibi kitapları kendi adıma çok daha ufuk açıcı bulduğumu söylemem gerek. İsterseniz bütün bu yazdıklarımı ve diğer detayları bir video olarak da izleyebilirsiniz: youtu.be/63ikZqbdnAA Benim önerdiğim mutlaka okunması gereken en önemli kitaplar sırası: 1- Günlük Yaşamın Psikopatolojisi (Payel Yayınları) 2- Psikanalize Giriş: Rüya (Cem Yayınevi) 3- Nevrozların Genel Kuramı (Cem Yayınevi) 4- Cinsellik Üzerine (Say Yayınları) 5- Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd (Metis Yayınları) 6- Kitle Psikolojisi (Cem Yayınevi) 7- Totem ve Tabu (Cem Yayınevi) 8- Bir Yanılsamanın Geleceği (Say Yayınları) 9- Uygarlığın Huzursuzluğu (Cem Yayınevi) Ek olarak okuyabileceğiniz bazı biyografik ve diğer kitaplar: - Louis Breger, Freud - Görüntünün Ortasındaki Karanlık - Freud & Jung & Adler, Psikanaliz Açısından Edebiyat - Erich Fromm, Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları Daha çok okurun bu rehberden faydalanabilmesi için bu gönderiyi paylaşabilirsiniz. Keyifli ve Freud'un bilinçdışı ile bilinç arasında kurduğu köprülerde kendi iç katmanlarınızı da keşfedebileceğiniz meraklı okumalar dilerim.
Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.2/10 · 1.449 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.