Simon Beckett

Simon Beckett

Yazar
8.4/10
156 Kişi
·
367
Okunma
·
48
Beğeni
·
2.540
Gösterim
Adı:
Simon Beckett
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Sheffield, İngiltere, 1960
1960, sheffield doğumlu İngiliz yazar. The Times, The İndependent on Sunday, The Daily Telegraph ve The Observer de dahil olmak üzere bir çok gazete de çalışmış olan gazeteci/yazarın dikkat çeken romanları arasında "owning jacob" ve "chemistry of death" sayılabilir.
Ve herkes kendi hayatının diğerlerinden önemli olduğunu düşünüyor, tıpkı bizim gibi.
Simon Beckett
Sayfa 199 - İthaki Yayınları
Trajedi yaşamış başka toplumlarla ilgili haber yorumlarını seyretmek başka şey, onlardan birinin kendiniz olması başka şeydi.
Simon Beckett
Sayfa 123 - İthaki Yayınları
Kötü şans söz konusu olduğunda hepimiz aslında bencilizdir, aynı duayı ederiz: Ben olmayayım, bana olmasın.
Simon Beckett
Sayfa 66 - İthaki Yayınları
Deri. İnsan organlarının en büyüğü, aynı zamanda en fazla gözden kaçanıdır. Vücut kütlesinin sekizde birini oluşturduğu düşünülecek olursa, ortalama bir yetişkin derisinin kapladığı alan aşağı yukarı iki metre karedir. Yapısı bakımından deri bir sanat eseridir. İç içe geçmiş kılcallar, bezler ve sinirlerden oluşur ve hem dengeleyici hem de koruyucu bir organdır. Dış dünya ile olan duyusal arayüzümüzdür, bireyselliğimizin sınırını belirleyen bariyerdir.
Simon Beckett
Sayfa 7 - İthaki Yayınları
400 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yepyeni bir yazar ve yepyeni bir adli patologla tanıştım. İngiliz yazar Simon Beckett'ın dört kitaptan oluşan ve ilk kitabı Ölümün Kimyası olan serisine başlamış bulunuyorum. Artık Simon Beckett adını duyduğumda aklıma gelen ilk şey David Hunter olacak. Sevdiğim kitap türleri arasında polisiye ilk sırayı çekiyor, bu türün istikrarlı bir okuyucusu olarak Ölümün Kimyası beklentilerimi karşıladı diyebilirim. İçinde esrarengiz cinayetler olan her kitap polisiye kategorisindeymiş gibi görülse de, örneğin Harlan Coben kitapları tam anlamıyla polisiye değillerdir, David Hunter Serisi polisiye türün kesin olarak karşılığı konumunda. Cinayetler, polis ekipleri, adli patologlar, otopsiler, zanlılarla dolu serinin ilk kitabı benden geçer not aldı.

David Hunter, yaşadığı bir trajedinin ardından eski hayatını ve adli patologluk görevini geride bırakarak Manham adlı küçük bir köyde doktor olarak çalışmaya başlamıştır. Sally Palmer isimli bir kadının vahşice katledilmiş haldeki cesedinin bulunması sonucunda polisler kariyer geçmişine bakarak Hunter'ın uzmanlığından faydalanmak isterler. Bu olaydan çok kısa bir süre sonra köyde yaşayan bir başka kadın kaybolur ve David Hunter kendini gittikçe esrarengiz hale gelen olayların içinde bulur. Az nüfusa sahip bu köyde artık herkes birbirinden şüphelenir hale gelmiştir.

Ölümün Kimyası sadece katilin kim olduğu ve nasıl ortaya çıkarıldığıyla ilgilenmiyor bunun yanında ölümden sonra bedenin geçirdiği başkalaşım ile de yakından ilgileniyor. Kitabın ilk cümlesi bile bu durumun göstergesi: "İnsan bedeni ölümünden dört dakika sonra ayrışmaya başlar. Bir zamanlar yaşamı barındırırken, şimdi son başkalaşımlarını geçirmektedir." Canlı bir bedenin artık bir et parçasından başka bir şey olmadığı bir duruma geçişinde gerçekleşen şeylerin neler olduğunu, vücudun geçirdiği değişimleri ilgi çekici ayrıntılar olarak gören biri olarak ben kitapta var olan bu detayları beğendim.

Ölümün Kimyası'nda beğendiğim noktalardan biri de, ortalama bir polisiye romanda pek sık görmediğimiz kırsal bölge betimlemeleriydi. Ilıman ve nemli bir iklime sahip İngiltere'nin Norfolk bölgesindeki bu ücra köye ait betimlemeler oldukça güzeldi. Bu sayede bir taraftan yaşananların arkasında kimin olabileceğini merak ederken, bir taraftan da göl, orman, bölgedeki evlerin tasvirleriyle huzur buldum desem yeridir. Kitapta belli bir sayfa sayısına ulaştıktan sonra beğenme yolundaki tek engel katilin kim olduğu sorgusuna verilecek cevabın benim için yeterli olup olmayacağıydı. Olaylar basit bir şekilde bağlanmamıştı ve ben bu açıdan da hayal kırıklığına uğramadım. David Hunter Serisi'ne serinin en güzel kitabı olarak tanımlanan Kemiklerin Şifresi ile devam edeceğim. Başta polisiye severler olmak üzere Ölümün Kimyası'nı tavsiye ediyorum. Kitapla kalın...
404 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
David Hunter serisinin ikinci kitabı olan Kemiklerin Şifresi bitti. Ölümün Kimyası ile tanıştığım seri gayet güzel gidiyor. İlk kitabı beğenmiş biri olarak ikinci kitaba kafamda beğenip beğenmeyeceğime dair çok fazla soru işareti olmadan başladım. David Hunter serisi olağanüstü olarak tanımlanabilecek bir seri olmasa da kendini okura gayet keyif vererek okutuyor. Keyif almamda ana karakteri sevmem, sade dil, akıcılık, seçilen mekanların tasvirleri ve genel olarak vakaların basit bir şekilde sonuca bağlanmaması gibi noktalar etkili. Simon Beckett girizgahı fazla uzatmadan kitabın henüz başlarında olaya giriş yapıyor. Ardından birbirine eklenen halkalarla ilgi çekici bir zincir çıkıyor ortaya.

Kemiklerin Şifresi'nde David Hunter'a gelen bir telefon olayların fitilini ateşliyor. Dedektif Graham Wallace'tan gelen telefon David'in tüm planlarını alt üst ediyor. Dedektif, İskoçya açıklarındaki Runa isimli bir adada bir ceset bulunduğunu, olayın büyük ihtimalle kaza olduğunu ama iyice emin olmak için bölgeye olay yeri inceleme ekibi göndermeden önce kendisinin bölgeye gidip bir inceleme yapmasını istiyor. Dış dünyadan izole olan bu adada David, ayakları ve bir eli hariç tamamen yanmış bir cesetle karşılaşıyor. İlk olarak olayın bir kaza olduğu düşünülse de David'in içgüdüleri tamamen farklı bir şey söylüyor. Birkaç gün içinde Runa'yı vuran fırtına, adanın dış dünyayla tüm bağlantısını kesiyor. Böylece iki polis, bir emekli polis ve bir adli antropoloğun başı çektiği bir kedi fare oyunu başlıyor.

Ölüm sonrasında vücutta gerçekleşen değişimleri, yani bu doğal süreci ilgi çekici buluyorum. Kemiklerin Şifresi'nde bu konulara yine bolca değiniliyor. Ölümün Kimyası'na yaptığım incelemede de bu durumdan bahsetmiştim. Ölüm sonrasında yaşanan fiziksel değişimleri daha detaylı anlatması yönüyle genel polisiye kitaplardan ayrılan bir yönü var David Hunter serisinin. Serinin her iki kitabında da mekan olarak küçük kasabalar seçilmişti. Bu da benim bu seride sevdiğim bir diğer nokta. Boston, New York gibi büyük şehirlerde geçen polisiyelere o kadar alışmışım ki, az nüfuslu, kırsal bir bölgede geçen bu tür bir kitap farklı bir tat veriyor. Kemiklerin Şifresi benim için keyifli bir okuma oldu. Kitabı okurken kesinlikle sıkılmadım. Bitirmeme az kaldığında, olaylar yavaş yavaş aydınlanırken bu kadar basit olamaz şeklinde düşünmedim değil. Ama evet öyle olmadı, Simon Beckett beni bu açıdan şaşırtmayı başardı. Neticede sağ gösterip sol vuran yazarları severiz. :) Genel itibariyle ise ortalamanın üzerinde, akıcı, şaşırtıcı, sürükleyici bir kitap okuduğumu söyleyebilirim. Toplamda dört kitaptan oluşan David Hunter serisinin üçüncü kitabı Ölülerin Fısıltısı. Bu seri ile ilgili tek sıkıntım serinin üçüncü kitabını temin etme zorluğu. Bir de Kemiklerin Şifresi öyle heyecanlı bir yerde bitti ki! Kendimi en sevdiği dizi çok heyecanlı bir yerde sezon finali yapmış izleyici gibi hissediyorum. Başladığı serileri yarım bırakmayı hiç sevmeyen biri olarak Ölülerin Fısıltısı'nı da kısa bir süre içerisinde temin edebilmeyi umuyorum. Polisiye türünden hoşlanıyorsanız ve henüz Simon Beckett okumadıysanız bu seriye başlamanızı öneririm. Keyifli okumalar...
400 syf.
·Beğendi·8/10
Çok ama çok iyi bir kurgu biyoloji ve kimya kitaplarından fırlamış gibi bir sonra ki sayfa için sürekli tetikte olmanız ise cabası sonuç ise yine son derece mükemmel ötesi bir polisiye gerilim klişe olmaktan çok çok öte okuyun okunmasında tedbili ferahlık var. :))
404 syf.
·Beğendi·8/10
Mini mini boyutuyla içerisine kocaman bir kurgu sığdıran sizi etkileyen , sinirinizi bozan , elinizden bıraktırmayan nefis bir gerilim sunan tüylerinizi diken diken edip sarsan bir deneyim sunuyor en azından bende bıraktığı etkileri bunlardı.
344 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabı okurken çok şaşırmadım ama okuması zevkliydi ve son sayfaları özellikle güzeldi. Kitabı beğendim ve seriye devam etmek istiyorum, şimdilik benim seride en sevdiğim kitap Kemiklerin Şifresi oldu. Polisiye seven biriyseniz mutlaka bu seriye göz atın derim.

Ayrıntılı yorum; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...lerin-fisiltisi.html
404 syf.
·4 günde·9/10
Kemiklerin Şifresi ilk kitaptan daha iyiydi, yazar seriyi bir ileri noktaya taşımış ikinci kitapla. Kitapta gerilim çok güzel yer alıyordu ve kitabın içine güzel dağılmıştı, sadece son sayfalarda değil diğer kısımlarda da gerilime yer açmış yazar. Benim de kitabı hep geceleri okumam da etkili oldu sanırım, böylece kitabı yaşayarak ve hissederek okudum :)

Katilse, katil bu kitapta daha iyi yazılmıştı. Yazar kurguyu çok güzel yapmış, sizi çok güzel yönlendiriyor. Açıkçası katile şaşırmasam da yazarı takdir ettim, kurgu gerçekten iyiydi. İpuçlarını toplama, katili arayış hepsi çok güzel biçimde ilerledi ve kitap gayet akıcıydı, sizi sıkmıyor. Bazı yerleri gereksiz gibi görseniz de ileride onunda kitap için bir önemi olduğunu anlıyorsunuz.

Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...-hunter-2-simon.html
400 syf.
·3 günde·8/10
İlk sayfalar biraz durgun ve yavaş geçse de son sayfalara doğru olaylar hız kazandı ve gerilim tırmandı. son sayfaları bir solukta ve beğenerek okudum. Genel olarak güzel bir polisiyeydi, gizem ve olayların ilerleyiş şekli güzel bir biçimde yazılmıştı. Cesedin çürümesi, çürüme evreleri vesairenin anlatılışı kitaba gerçekten güzel bir renk katmış.

Ben kitabı genel olarak beğendim, son sayfalarda ki hareketlilik ve yaşananların bunda etkisi büyük. Serinin geri kalanını da merak ediyorum ve okumak istiyorum. Beckett'ın kalemini sevdim ve kaleminden daha güzel şeyler çıkacağını düşünüyorum.
Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...-hunter-1-simon.html
368 syf.
·Beğendi·8/10
Yine Simon Beckett'in nefes kesen romanlarından biri daha bayıldım desem yeridir seri şeklinde yazdığı kitaplarını türün müdavimleri muhtemelen beğenecektir.
400 syf.
·Beğendi·8/10
Simon Beckett, kitap yazarken araştırmaktan kaçınmayan bir yazar. Baş karakter David Hunter'ın antropolog olmasından kaynaklı bize ölüm sonrası değişim ile ilgili bir çok bilgi sunuyor. Okuduğum kitabın mantık çerçevesine dayandırılmasından hoşlanan biri olarak bu şekilde bilgi vermesi ve bunu olay akışına çok güzel yedirmesiyle kitap benden tam puan aldı. Kitabı okurken bir süre sonra meraktan elinizden bırakamayacaksınız.
368 syf.
Çok kaliteli bir kitap öyle vıcık vıcık katil maktul ilişkisi yok gereksiz ayrıntılar yok kitap bazen doğru bildiğimiz yanlışlara inanarak yaşamaktansa araştırıp gerçekleri bulup onlar kötü olsa bile onlara inanmak gerekir sansıma. Çok güzel fakat çok yavaş ilerleyen bir kitap yeni bir yazarla daha tanıştım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Simon Beckett
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Sheffield, İngiltere, 1960
1960, sheffield doğumlu İngiliz yazar. The Times, The İndependent on Sunday, The Daily Telegraph ve The Observer de dahil olmak üzere bir çok gazete de çalışmış olan gazeteci/yazarın dikkat çeken romanları arasında "owning jacob" ve "chemistry of death" sayılabilir.

Yazar istatistikleri

  • 48 okur beğendi.
  • 367 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 235 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları