Sinan Yağmur

Sinan Yağmur

8.2/10
2.747 Kişi
·
12.408
Okunma
·
674
Beğeni
·
19.203
Gösterim
Adı:
Sinan Yağmur
Unvan:
Türk Tasavvuf, Aşk Yazarı ve Öğretmen
Doğum:
Kırşehir, Türkiye, 1965
Sinan yağmur (1965, Kırşehir doğumlu) Türk tasavvuf, aşk yazarı ve öğretmen.

Eğitimi

İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı, Kırşehir imam hatip lisesinden 1984 te, selçuk üniversitesi ilahiyat fakültesindende 1990 yılında mezun oldu. Aynı yıl kelam ve islam felsefesi ana bilim dalında yüksek lisansa başladı.

Özel Hayatı

1991 yılında kadınhanı imam hatip lisesinde öğretmenliğe başlayan Sinan Yağmur sırasıyla Konya İmam Hatip Lisesi, ve Meram Dr. Ali Rıza Bahadır İmam Hatip Lisesi'nde idarecilik görevlerinde bulundu, halen Naci’ye Mumcuoğlu Lisesinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görevini sürdüren Yağmur, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Selçuk belediyesince organize edilen aile okulunda aile içi iletişim, eşler arası sevgi köprüsü konularında konferans etkinliğinde bulunan yazar ulusal ve yerel tvlerde eğitim proğramlarına katılmıştır.

Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazmaktadır.
Kimseler bilmez, kimseler görmez bizi. Aşka değer bir aşk mıdır beni benden alan, yoksa cihanda görülmeyen seslerin muhteşem ahengi midir kalpte yanan? Sana dair ne varsa, ben hepsini aşk bildim. Sevda bildim. Seni sen bildim de sevdayı sana bildim.
Aşk samimiyet ve sadakattir. İnsanlar aşkı, sadece kırık dökük konuşuyorlar. Biz aşkı yaşayanlardanız.
Şeytanda insandaki özelliklerin biri hariç hepsi vardır.
Şeytanda eksik olan tek nimet aşk,
Şeytanın insanı çekememesi aşksızlığındandır.
Ey beni doğuran aşk, neredesin? Yaksan da gel! Yıksan da! Yeter ki gel! Ben de can var sanma, canımı cananıma sor...
Evladım, öyle bir eş ol ki hanımın seni elindeki su ile iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin.
Allah'a olan aşkını bir can yoldaşı ile geliştiren Hz. Mevlana'nin hayatını, her gün Allah'a dökülen gözyaşları sanatsal şekilde sıkmadan hatta kendimizi sorgulayacak şekilde anlatılmış. Kitabı bitirdiğimde biraz daha Allah aşkı için gayret etmeye karar verdim.
Kütüphaneme Ayfer Kadife (AYIŞIĞI) tarafından hediye gelmiş olan bu kitabın içinde bir not vardı:
"Umarım bu kitap seni babana daha çok yakınlaştırır." Bu notu okuduktan sonra kitabı daha da dikkatli okudum ve kesinlikle babalık görevinin çok zor, çok çileli bir o kadar da tarifsiz derecede güzel kutsal bir mertebe olduğunu fark ettim. Bu kitabı okumadan önce zaten bunları bilmiyor muydun? Diyeceksiniz haklısınız ama brn bunları bu kadar bilmiyordum derim o zaman ben de. Kitap kendine çekti bir olay yoktu, roman değildi ki akıcı olsundu ama olmuştu bir sonraki yazının kime ait olduğunu merak ede ede bir baktım kitap bitmiş. Gittim ve babama sarıldım. MUTLU SON
Okumakta en çok zorlandığım kitaplardan biri oldu bu kitap, defalarca bırakmak istedim, ama belki bırakmaya götüren nedenlerin bir açıklaması olur düşüncesi ile devam ettim. Neydi beni böylesine zorlayan, edebi yönü veya kitabın konusunun ağırlığı değildi elbette. Mevlana'nın Öz babasının küçük kelebeğini dedesi yaşındaki Şems' le evlendirilmesiydi elbetteki. Yaşasaydı şayet verir miydi küçük kelebeğini Şems' e ? kıyabilir-miydi göz nuruna, ciğerparesine ? Kıyamazdı diye düşündüm hep. Oysa küçük kelebek babasından ve Kerra Hatun'dan bir emanetti Hz. Mevlana' ya. Emanet daha bir özen isterdi elbet, hele ki küçük bir kız çocuğu ise şayet. Bu evliliğin kitapta bahsi geçtiği gibi şehevi ve dünyalık bir evlilik olmadığını söyleyecek bazı okuyanlar veya yorumlayanlar. En olumlu yönünden bile baksak olaya, biri henüz hayatının baharında biri de sonbaharında olan iki insanın aynı çatı altında ömrünü geçirecek olması bile kötü. Bu satırları Allah'ın lütfu inayetiyle vermiş olduğu iki erkek evladı olan bir baba olarak yazıyorum. Kız çocuğum olsa idi eğer neler düşünürdüm hayal bile edemiyorum. Bir söz de kitap yazarı Sinan Hoca' ya iki evladının olduğunu öğrendim. Şayet aynı durum onun başına gelseydi, bu evliliğe methiyeler düzen yazılar ve roman yazar mıydı acaba? Amacım kitap üzerine polemik yapmak değil lütfen yanlış anlaşılmasın. Sadece bir iç dökümü ve bireysel bir bakış açısıydı.
Aşkın Gözyaşların'da Şems-i Tebriz 'den sonra Mevlâna''nın kokusunu aldım.Mevlâna'yı okurken Şems her daim var.Çünkü Şems olmadan Mevlâna olmuyormuş.Mevlâna kendisini Şems'te Şems Mevlâna'da bulmuş.Çünkü ikisininde ortak noktası Aşk!Allah aşkı. Bu kutsal aşka düşenleri okumak ne güzel bir duygu.Bahaeddin Veled'in oğlu olarak dünyaya gelen, bütün dinleri gören,doğduğundan beri kalbindeki aşk ateşiyle yanan Mevlâna'ya bu yolda bir yoldaş eşlik eder ve etten kemikten olan bedende sadece Allah aşkı yaşar.İyi bir aile reisi adaletli bir yöneticidir.Şems onu bulunca bütün eksikleri tamamlanır.Sevgiliye giden yolda Şems ona yoldaş olmuştur.Halvette günlerce oruç tutup zikirler çekip,namaz kılıp sevgiliyi anarken Şems'in ansızın kayboluşuyla acılara boğulan Mevlâna bir kez daha Şems'ine kavuşmuştu fakat bir gün Şems'in kanlar içindeki bedenine sarıldı.Her cümlesinde aşk olan Mevlâna Hak yoluna giderken bile Şems'in okuduğu ezan sesini anarak eşlik eder.Mevlana,Ezan-ı Muhammedî'nin son cümlelerini okuyarak başı oğlunun omuzlarına düşer."Allahu Ekber,Allahu Ekber,Lâ İlâhe İllallah.. Hak yolunda giden iki yoldaş'ın hikayesi Aşkın Gözyaşları.İncelemeyi Peygamberimizin kitap ta geçen bir sözüyle bitirmek istiyorum."İnsan insanın aynasıdır.Kişi kendisi nasılsa,karşısındaki insanı da öyle görür."Adı güzel kendi güzel Peygamberimizin sözünü kitabına geçiren Sinan Yağmur'a bir kez daha teşekkür ederim.
Mevlana ve Şemsin buluşması,Şemsin hayatı,Mevlanaya kavuşana kadar başından geçenler anlatmış değerli yazarın kaleminden... Bu kitabı ney dinleyerek okumak bir başka oldu sanki Şems ve Mevlana'nın aşkını birebir hissettim okurken...Ne güçlü bir bağdır aralarındaki aşk... Ayrıca Şemsin insanlara ders vermesi Mevlanayı sınarken ki yaratıcılığı beni çok etkiledi.
Tebrizli Şems' in Mevlana' yı bulması ile sonsuza değin ayrılığı üzerine kurgulanmış bir eser. Şems öldürüldü mü ? Yoksa tekrar en Mevlana dan ayrılıp gitti mi ? Kitap ta öldürdüğü anlatılsa da, ayrılıp gittiği yönünde yazan kaynaklar yok değil. Bu konuda kaynak olarak ta Sultan Veled (Mevlana' nın oğlu )İn '' İBTİDANAME' sinde Şems' in ölümünden ve öldürülmesinden bahsetmediği, '' Sadece gizlendi, kaybolduğu'' şeklinde ifadelerinin olduğu belirtiliyor. Şems' in ölümü/kaybın dan sonra iki kez Mevlana' nın Şam' a gittiği İBTİDANAME' de yer almaktadır.. Bu gizem aydınlanmasa da insanı sıkmayan akıcılığı ile okunası bir kitap.
Aşkın gözyaşları. Kitabın ismi konusunu tam olarak özetlemiş zaten.Sinan Yağmur'a bu yalın,net akıcı dilinden dolayı teşkkür ediyorum. Tebrizli Şems'in içindeki aşk ateşini sanki görmüş,o günlerde yaşayan biri olarak anlatmış.Kitabı okudukça dünya zevklerinin boş olduğunu gerçek aşkı insana hatırlatan bir Tebrizli Şems kitabı olmuş.Her cümlesi insan hayatına alıntı olarak yazılmış.Aşk için ölmek ne demek? Tebrizli Şems 'te cevabını bulmuş.Kitabın konusu Tebrizli Şems'in aşkı ararken aşk adamı olan Mevlana'yı bularak onunla gerçek aşkı"Allah aşkı"nı yaşarken iki Allah dostunun yaşadıkları anlatılıyor.Kitabı okuyan herkesin sonun da söyleyeceği söz "ne mutlu Allah yolunda,Allah aşkı için ölenler ne şanslı"diyeceklerdir.Her müslümanın isteğini yaşayan Şems'e özendim. Diğer kitaplarını okumadan Aşkın Gözyaşları 'ını bitirmiş sayılmıyorum.Kalbinizin sızlamasını, eksiklerinizi farketmek istiyorsanız elinizde güzel bir kitap Aşkın Gözyaşları.
Yeni bir muhteşem eserin daha sonu.. Hiç bitmesin dedim okurken. Her kitap gibi bu da bitti.
İbrahim ile Hacer'in acı, özlem, sabır dolu hayatları öncelikle baş sırada anlatıldı. Ardından zemzem suyu, kabenin yapılışı, şuan ki hacda yapılanların hz İbrahim zamanından geldiğini ve daha bir çok şey... Kesinlikle tavsiyemdir.
Şems ve Mevlana üzerine yazılmış muhteşem bir eser. Biografi ve roman tadında.Sizi dinginliğe ve sakinliğe sürüklüyor.Beşeri aşkın ilahi aşka nasıl dönüştüğünü en küçük ayrıntısına kadar anlatan Sinan Yağmur'un bana göre en başarılı eseri.Okumamış olanlara tavsiye ederim...
Babalar bambaskadir hele ki kizlarinin gozunde:) Her seylerinin ilkidir, kimi icinse ilk askidir. Her ne kadar surekli gorsekte, onlarla konusmalarimizda kalbimiz durmadan atar iki kelimeyi bir araya getiremeyiz. En cok babalarimizdan cekinir ne kadar sevsekte aslinda bir o kadar korkariz onlardan:)

Kitap cok guzeldi ne kadar gec bitirsemde. Kitapta gecen bazi hikayeler ve siirler cok guzeldi, önsöz de yazar cok güzel anlatmisti baba ve cocuk arasindaki bagi.

Babalar ne kadar sevsede fazla belli etmezler sevgisini bence en buyuk hatalaridir. Adini bile duysak hemen guven gelir evet babam deriz, onlarin en küçük sozunden bile etkileniriz. Onlari o kadar yuksek, o kadar derin bir yere koyariz ki. Bazen ne kadar onlara sinirlensekte onlara en ufak birsey oldugunda canimizdan can gider. Onlar hayattayken kiymetlerini bilmeliyiz çünkü kaybettikten sonra yerini kimse dolduramiyor... Keyifli okumalar, bence güzeldi pisman olmassiniz:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Sinan Yağmur
Unvan:
Türk Tasavvuf, Aşk Yazarı ve Öğretmen
Doğum:
Kırşehir, Türkiye, 1965
Sinan yağmur (1965, Kırşehir doğumlu) Türk tasavvuf, aşk yazarı ve öğretmen.

Eğitimi

İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı, Kırşehir imam hatip lisesinden 1984 te, selçuk üniversitesi ilahiyat fakültesindende 1990 yılında mezun oldu. Aynı yıl kelam ve islam felsefesi ana bilim dalında yüksek lisansa başladı.

Özel Hayatı

1991 yılında kadınhanı imam hatip lisesinde öğretmenliğe başlayan Sinan Yağmur sırasıyla Konya İmam Hatip Lisesi, ve Meram Dr. Ali Rıza Bahadır İmam Hatip Lisesi'nde idarecilik görevlerinde bulundu, halen Naci’ye Mumcuoğlu Lisesinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görevini sürdüren Yağmur, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Selçuk belediyesince organize edilen aile okulunda aile içi iletişim, eşler arası sevgi köprüsü konularında konferans etkinliğinde bulunan yazar ulusal ve yerel tvlerde eğitim proğramlarına katılmıştır.

Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 674 okur beğendi.
  • 12.408 okur okudu.
  • 134 okur okuyor.
  • 3.448 okur okuyacak.
  • 133 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları