Sinan Yağmur

Sinan Yağmur

Yazar
8.2/10
3.116 Kişi
·
14.117
Okunma
·
742
Beğeni
·
21.658
Gösterim
Adı:
Sinan Yağmur
Unvan:
Türk Tasavvuf, Aşk Yazarı ve Öğretmen
Doğum:
Kırşehir, Türkiye, 1965
Sinan yağmur (1965, Kırşehir doğumlu) Türk tasavvuf, aşk yazarı ve öğretmen.

Eğitimi

İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı, Kırşehir imam hatip lisesinden 1984 te, selçuk üniversitesi ilahiyat fakültesindende 1990 yılında mezun oldu. Aynı yıl kelam ve islam felsefesi ana bilim dalında yüksek lisansa başladı.

Özel Hayatı

1991 yılında kadınhanı imam hatip lisesinde öğretmenliğe başlayan Sinan Yağmur sırasıyla Konya İmam Hatip Lisesi, ve Meram Dr. Ali Rıza Bahadır İmam Hatip Lisesi'nde idarecilik görevlerinde bulundu, halen Naci’ye Mumcuoğlu Lisesinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görevini sürdüren Yağmur, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Selçuk belediyesince organize edilen aile okulunda aile içi iletişim, eşler arası sevgi köprüsü konularında konferans etkinliğinde bulunan yazar ulusal ve yerel tvlerde eğitim proğramlarına katılmıştır.

Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazmaktadır.
Dünya ile nikah kıymak isteyenden, dünya mehir olarak dinini ister. Dinini hiçbir paraya pula minnet etmeden satmayan, âşıktır.
Kimseler bilmez, kimseler görmez bizi. Aşka değer bir aşk mıdır beni benden alan, yoksa cihanda görülmeyen seslerin muhteşem ahengi midir kalpte yanan? Sana dair ne varsa, ben hepsini aşk bildim. Sevda bildim. Seni sen bildim de sevdayı sana bildim.
Aşk samimiyet ve sadakattir. İnsanlar aşkı, sadece kırık dökük konuşuyorlar. Biz aşkı yaşayanlardanız.
Şeytanda insandaki özelliklerin biri hariç hepsi vardır.
Şeytanda eksik olan tek nimet aşk,
Şeytanın insanı çekememesi aşksızlığındandır.
Ey beni doğuran aşk, neredesin? Yaksan da gel! Yıksan da! Yeter ki gel! Ben de can var sanma, canımı cananıma sor...
Allah'a olan aşkını bir can yoldaşı ile geliştiren Hz. Mevlana'nin hayatını, her gün Allah'a dökülen gözyaşları sanatsal şekilde sıkmadan hatta kendimizi sorgulayacak şekilde anlatılmış. Kitabı bitirdiğimde biraz daha Allah aşkı için gayret etmeye karar verdim.
Bir şehit var! Sırtında Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in hırkası.
Doksan yedi yılını annesinin duası,sevgisi,hellalliğini alıp Allah aşkı için çöllerde Peygamberimizin duasını alan bir şehidimiz var!
Peygamberimize hediyesi ulaşmış, onun yolunda kendi canını feda eden fakat bir kez göremeyen bir şehit.
O ne güzel bir şehittir ki derdi aşk tır, aşka yolculuktur, Allah'a giden yolda şehadet şerbeti içen , sırtında oklar Peygamber hırkası seccade olmuş bir şehit..
Karenli Amir'in oğlu Üveys Bin Amir ül-Kareni çölde doğup çölde Hakk 'ın rahmetine kavuşan ,şehit olan Veysel Karani olarak adını aşıklar kervanına katan bir şehit.
"Esselamü aleyke ya resulullah..." Her müslümanın son nefesinde söylemeyi arzu ettiği sözler.Rabbine giderken bu kadar sevinçli şehadet yolundan nasibini almış bir Peygamber dostu. Veysel Karani...
Derdi aşk, aşka aşık olanların okuması gereken bir kitap.
https://youtu.be/L38KfvBRkPA
Şu zamanda kadim kelâmlara yeterince önem atfedemediğimiz malumunuzdur. Ahlak, sevgi, özlem, aşk vs. Bu eseri okurken bu değerlere gerektiği ölçüde bakamadığımı anladım. Hz. Mevlana'nın roman tadında biyografisi akıcı bir şekilde verilmiş. Yazar tasavvufa, maneviyata sürüklüyor bizleri adeta. Kendinizi sorgulayacağınız, Allah'a nasıl kulluk yapıyorum. Aşk nedir? Aşık ve Maşuk hakiki manada kimdir? Ben ne derece Mevlâya kulum? cinsinden sorularla kendinize soracağınız ve edebiyat havuzundan da nasibinizi alacağınız çok müthiş bir eser. Bu kitabın bana kendisine değer verdiğim birisinden hediye olması da şahsımda ayrıca bir kat daha kıymetli oluyor. İyi okumalar.
Kütüphaneme Ayfer Kadife (AYIŞIĞI) tarafından hediye gelmiş olan bu kitabın içinde bir not vardı:
"Umarım bu kitap seni babana daha çok yakınlaştırır." Bu notu okuduktan sonra kitabı daha da dikkatli okudum ve kesinlikle babalık görevinin çok zor, çok çileli bir o kadar da tarifsiz derecede güzel kutsal bir mertebe olduğunu fark ettim. Bu kitabı okumadan önce zaten bunları bilmiyor muydun? Diyeceksiniz haklısınız ama brn bunları bu kadar bilmiyordum derim o zaman ben de. Kitap kendine çekti bir olay yoktu, roman değildi ki akıcı olsundu ama olmuştu bir sonraki yazının kime ait olduğunu merak ede ede bir baktım kitap bitmiş. Gittim ve babama sarıldım. MUTLU SON
Öyle bir hatun ki aşkla yoğrulmuş,aşka yoğrulmuş,aşkla bütün olmuş.İçinizi sızlatan,özendiren,heyecanlandıran,ağlatan bir aşk hikayesi.Hristiyan bir anneden müslüman bir babadan olan Kimya Hatun islamı seçip babasının ölümünden sonra annesinin Hz.Mevlâna ile evlenmesinden sonra Mevlâna 'nın üvey kızı olmuştur.Şems'e aşık olan Kimya Hatun ona olan aşkını mektuplara sığdırmaya çalışırken,babası Mevlâna'nın onları evlendirmesiyle mutluluğun doruklarına ulaşmış,bu aşkı yaşarken Şems ile ilâhi aşka tam anlamıyla kavuşmuş, kul aşkını ona yaşatan Şems'ine doyamadan ebedi dünyasına göç etmiş bir Hatundur.Okurken Tebrizli Şems'e ve ona sadık kalan iffetli Kimya Hatun'a hayran kalmamak mümkün değil.Aşkın Gözyaşlarını gerçek aşka akıttıran kitap.
Aşkın Gözyaşların'da Şems-i Tebriz 'den sonra Mevlâna''nın kokusunu aldım.Mevlâna'yı okurken Şems her daim var.Çünkü Şems olmadan Mevlâna olmuyormuş.Mevlâna kendisini Şems'te Şems Mevlâna'da bulmuş.Çünkü ikisininde ortak noktası Aşk!Allah aşkı. Bu kutsal aşka düşenleri okumak ne güzel bir duygu.Bahaeddin Veled'in oğlu olarak dünyaya gelen, bütün dinleri gören,doğduğundan beri kalbindeki aşk ateşiyle yanan Mevlâna'ya bu yolda bir yoldaş eşlik eder ve etten kemikten olan bedende sadece Allah aşkı yaşar.İyi bir aile reisi adaletli bir yöneticidir.Şems onu bulunca bütün eksikleri tamamlanır.Sevgiliye giden yolda Şems ona yoldaş olmuştur.Halvette günlerce oruç tutup zikirler çekip,namaz kılıp sevgiliyi anarken Şems'in ansızın kayboluşuyla acılara boğulan Mevlâna bir kez daha Şems'ine kavuşmuştu fakat bir gün Şems'in kanlar içindeki bedenine sarıldı.Her cümlesinde aşk olan Mevlâna Hak yoluna giderken bile Şems'in okuduğu ezan sesini anarak eşlik eder.Mevlana,Ezan-ı Muhammedî'nin son cümlelerini okuyarak başı oğlunun omuzlarına düşer."Allahu Ekber,Allahu Ekber,Lâ İlâhe İllallah.. Hak yolunda giden iki yoldaş'ın hikayesi Aşkın Gözyaşları.İncelemeyi Peygamberimizin kitap ta geçen bir sözüyle bitirmek istiyorum."İnsan insanın aynasıdır.Kişi kendisi nasılsa,karşısındaki insanı da öyle görür."Adı güzel kendi güzel Peygamberimizin sözünü kitabına geçiren Sinan Yağmur'a bir kez daha teşekkür ederim.
Aşkın Gözyaşları şimdi de Hallac için aktı.. Ha.. Mim.. Şin.. Hamuş olarak okuduğum Hallac-ı Mansur 'u Şems'in anlatımıyla yazan Sinan Yağmur'a teşekkür ediyorum.Kitabın yarısına kadar bıkmadan usanmadan okuyacağım Şems'in Mevlâna ile olan hikayesinden sonra Hallac-ı Mansur'u ve onun yaşadığı eziyetli ibret dolu hikayesinde "Ene-l Hakk" dediği için işkence ile ölüme gitmesini anlattı.Kitabı okuyanların zihnine gelmemesi imkansız bir süre geliyor. "Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"demeyiniz.Bilakis onlar diridirler,lâkin siz anlayamazsınız." (Bakara Suresi,154) Kırbaç darbeleriyle ölmeyen Hallac için değişen cellatlar dirhem dirhem keserken akan kanların yerde "Ene-l Hak" yazmasını göremeyen halkın onu öldürmesinden sonra devam eden zulümlerin günümüze kadar geldiği görülüyor. "Sakın ALLAH'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma.Allah onları,ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor."(İbrahim Suresi,42) ayeti içimizdeki sızlayan derin yaraya tesseli.En etkili sözlerden biri de Şems'in "Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasının isterdim.Gör ki aşk için ölmek ne demekmiş"sözü oldu benim için.Allah aşkıyla ölen ölürken de gülümseyerek dua eden Hallac-ı Mansur'u keyifle ve gözyaşlarıyla okuyacaksınız.
Okumakta en çok zorlandığım kitaplardan biri oldu bu kitap, defalarca bırakmak istedim, ama belki bırakmaya götüren nedenlerin bir açıklaması olur düşüncesi ile devam ettim. Neydi beni böylesine zorlayan, edebi yönü veya kitabın konusunun ağırlığı değildi elbette. Mevlana'nın Öz babasının küçük kelebeğini dedesi yaşındaki Şems' le evlendirilmesiydi elbetteki. Yaşasaydı şayet verir miydi küçük kelebeğini Şems' e ? kıyabilir-miydi göz nuruna, ciğerparesine ? Kıyamazdı diye düşündüm hep. Oysa küçük kelebek babasından ve Kerra Hatun'dan bir emanetti Hz. Mevlana' ya. Emanet daha bir özen isterdi elbet, hele ki küçük bir kız çocuğu ise şayet. Bu evliliğin kitapta bahsi geçtiği gibi şehevi ve dünyalık bir evlilik olmadığını söyleyecek bazı okuyanlar veya yorumlayanlar. En olumlu yönünden bile baksak olaya, biri henüz hayatının baharında biri de sonbaharında olan iki insanın aynı çatı altında ömrünü geçirecek olması bile kötü. Bu satırları Allah'ın lütfu inayetiyle vermiş olduğu iki erkek evladı olan bir baba olarak yazıyorum. Kız çocuğum olsa idi eğer neler düşünürdüm hayal bile edemiyorum. Bir söz de kitap yazarı Sinan Hoca' ya iki evladının olduğunu öğrendim. Şayet aynı durum onun başına gelseydi, bu evliliğe methiyeler düzen yazılar ve roman yazar mıydı acaba? Amacım kitap üzerine polemik yapmak değil lütfen yanlış anlaşılmasın. Sadece bir iç dökümü ve bireysel bir bakış açısıydı.
Mevlana ve Şemsin buluşması,Şemsin hayatı,Mevlanaya kavuşana kadar başından geçenler anlatmış değerli yazarın kaleminden... Bu kitabı ney dinleyerek okumak bir başka oldu sanki Şems ve Mevlana'nın aşkını birebir hissettim okurken...Ne güçlü bir bağdır aralarındaki aşk... Ayrıca Şemsin insanlara ders vermesi Mevlanayı sınarken ki yaratıcılığı beni çok etkiledi.
Aşkın gözyaşları. Kitabın ismi konusunu tam olarak özetlemiş zaten.Sinan Yağmur'a bu yalın,net akıcı dilinden dolayı teşkkür ediyorum. Tebrizli Şems'in içindeki aşk ateşini sanki görmüş,o günlerde yaşayan biri olarak anlatmış.Kitabı okudukça dünya zevklerinin boş olduğunu gerçek aşkı insana hatırlatan bir Tebrizli Şems kitabı olmuş.Her cümlesi insan hayatına alıntı olarak yazılmış.Aşk için ölmek ne demek? Tebrizli Şems 'te cevabını bulmuş.Kitabın konusu Tebrizli Şems'in aşkı ararken aşk adamı olan Mevlana'yı bularak onunla gerçek aşkı"Allah aşkı"nı yaşarken iki Allah dostunun yaşadıkları anlatılıyor.Kitabı okuyan herkesin sonun da söyleyeceği söz "ne mutlu Allah yolunda,Allah aşkı için ölenler ne şanslı"diyeceklerdir.Her müslümanın isteğini yaşayan Şems'e özendim. Diğer kitaplarını okumadan Aşkın Gözyaşları 'ını bitirmiş sayılmıyorum.Kalbinizin sızlamasını, eksiklerinizi farketmek istiyorsanız elinizde güzel bir kitap Aşkın Gözyaşları.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sinan Yağmur
Unvan:
Türk Tasavvuf, Aşk Yazarı ve Öğretmen
Doğum:
Kırşehir, Türkiye, 1965
Sinan yağmur (1965, Kırşehir doğumlu) Türk tasavvuf, aşk yazarı ve öğretmen.

Eğitimi

İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı, Kırşehir imam hatip lisesinden 1984 te, selçuk üniversitesi ilahiyat fakültesindende 1990 yılında mezun oldu. Aynı yıl kelam ve islam felsefesi ana bilim dalında yüksek lisansa başladı.

Özel Hayatı

1991 yılında kadınhanı imam hatip lisesinde öğretmenliğe başlayan Sinan Yağmur sırasıyla Konya İmam Hatip Lisesi, ve Meram Dr. Ali Rıza Bahadır İmam Hatip Lisesi'nde idarecilik görevlerinde bulundu, halen Naci’ye Mumcuoğlu Lisesinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görevini sürdüren Yağmur, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Selçuk belediyesince organize edilen aile okulunda aile içi iletişim, eşler arası sevgi köprüsü konularında konferans etkinliğinde bulunan yazar ulusal ve yerel tvlerde eğitim proğramlarına katılmıştır.

Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 742 okur beğendi.
  • 14.117 okur okudu.
  • 159 okur okuyor.
  • 3.711 okur okuyacak.
  • 158 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları