Slavoj Zizek

Slavoj Zizek

YazarDerleyen
8.1/10
256 Kişi
·
967
Okunma
·
361
Beğeni
·
15342
Gösterim
Adı:
Slavoj Zizek
Unvan:
Sloven Marksist Sosyolog, Filozof ve Kültür Eleştirmeni.
Doğum:
Slovenya, 1949
Ljubljana, Slovenya'da (o tarihte Yugoslavya'nın bir parçasıydı) doğdu. Felsefe doktorasını Ljubljana'da aldı ve Paris Üniversitesi'nde Psikanaliz eğitimi gördü. Batı ülkeleri tarafından saygı görmesinden ötürü sosyalist Yugoslavya'da fazla baskıya maruz kalmadığını belirtmektedir. 1990 yılında Slovenya Cumhuriyeti Başkanlığı için Slovenya Liberal Demokrat Partisi'nin adayıydı.
Žižek popüler kültürün yeniden okunmasında Jacques Lacan'ın çalışmalarını kullanmasıyla ünlüdür. Şu konuları da içeren sayısız konuda yazmaktadır; ideoloji, köktendincilik, hoşgörü, politik doğruluk, küreselleşme, öznellik, insan hakları, Lenin, mit, internet, postmodernizm, çok kültürlülük, post-marksizm, David Lynch ve Alfred Hitchcock. Düşünürün sevdiği ve önerdiği filmler Hero'dan Korkunç Ivan'a kadar çeşitlilik göstermektedir. Çağdaş felsefenin görmezden gelinemeyecek önemli bir ismidir.

Žižek Sosyoloji Enstitüsü, Ljubljana Üniversitesi, Slovenya'da uzman araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda, burada sıralanan üniversitelerin yanı sıra başka üniversitelerde de misafir profesör olarak ders vermektedir: The University of Chicago, Columbia, London Consortium, Princeton, The New School, The European Graduate School, The University of Minnesota, The University of California, Irvine and The University of Michigan. Bugünlerde Birkbeck Institute for the Humanities Birkbeck, Londra Universitesi'nde uluslararası yönetici olarak çalışmaktadır.
Žižek 2004 yılında 26 yaşındaki Arjantinli model Analia Hounie ile ikinci evliliğini yaptı, daha önce Renata Salecl ile evliydi.
Žižek mesleğinin başlangıcında 1970'lerin Yugoslavya'sının politik ortamında engellendi. 1975'te master tezinin siyasi açıdan şüpheli görülmesinden sonra Ljubljana Üniversitesi'nde bir yer sahibi olması önlendi. Takip eden yıllarda Yugoslavya Ordusu'nda görev aldı ve sonunda Jacques Lacan'ın psikonalitik teorisine dönük kuramsal odaklanmaları olan bir grup Slovenyalı bilgin ile yakınlaştı.
Žižek'in büyük bir sosyal kuramcı olarak uluslararası tanınması 1989'da İngilizce basılan ilk kitabı The Sublime Object of Ideology'ye kadar sürdü. Žižek'in en dünya çapında en çok tartışılan kitabı The Ticklish Subject (1999), onu açıkça dekonstrüksiyonizmcilerin, Heideggercilerin, Habermascıların, bilişsel işlemlerle uğraşan bilimadamlarının, feministlerin ve Žižek'in New Age "obskürantizmciler" olarak tanımladıklarının karşısına koyar.
Žižek'in çalışma ve düşünceleri belirlemedeki sorunlardan birisi onun kuramsal konumunu çok sık olarak kitapları arasında, hatta bazen aynı kitabın farklı sayfalarında değiştirmesidir (mesela, Lacan'ın yapısalcı mı yoksa post-yapısalcı mı olduğu konusunda). Bu nedenle onu eleştiren bazı kişiler, onu tutarsızlık ve entelektüel düzey eksikliği ile suçlamaktadır. Ne var ki Ian Parker herhangi bir "Žižekyen" felsefe sistemi bulunmadığını öne sürmektedir çünkü Žižek, bütün tutarsızlığıyla beraber, bize, bizim bir tek yazardan neyi almak ve onda neye inanmak istediğimiz konusunda daha derinlemesine düşünmemiz konusunda yardımcı olmaya çalışıyor.(Parker, 2004) Aslında, Žižek'in kendisi, bir felsefecinin tavrının, bizim kendi ideolojik ön kabullerimizi sorgulamak yerine bize dünyayı anlatan Büyük Öteki gibi davranmak olmaması gerektiğini tartışarak, Jacques Lacan'ın kendi kuramlarını sürekli yenilemesini savunmaktadır. Žižek için felsefeci, soruları yanıtlamaya çalışan birisinden daha çok, eleştiren birisidir.
En son olarak Žižek Abercrombie & Fitch için hazırlanan bir katalogda yer alan Bruce Weber'in fotoğraflarına eşlik edecek bir metin yazdı. Büyük bir entelektüelin reklam metni yazmasının uygun olup olmadığı sorulduğunda, Žižek Boston Globe'a şunları söyledi: "Eğer para kazanmak için bu tür işler yapmak veya tam zamanlı çalışan Amerikalı bir akademisyen olarak imtiyazlı bir yer kapmak için kıç öpmek zorunda kalmak arasında bir seçim yapmam istenseydi böyle yerlerde yazı yazmayı seçmekten zevk alırdım!"
Kendisine dönük ters ifadelerden utanmayan ateşli ve renkli bir öğretim üyesi olarak kabul edilmektedir. Üç bölümden oluşan 'The Pervert's Guide to Cinema' belgeseli İngiltere kanalı More4'da Temmuz 2006'da yayınlandı.
Aristoteles'in, iyi arkadaşı olan Platon'u eleştirerek ona ihanet ettiği yolundaki suçlamaya verdiği cevap meşhurdur: "Platon çok iyi bir arkadaşım, ama hakikat daha da iyi bir arkadaşım."
96 syf.
Bu bir inceleme değil,ufak bir araştırmadır.

"Hiçbir canlı doğaya zarar vermez!"insan kadar.-geçen gün izlediğim bir belgeselden..


Antroposen'e hoşgeldiniz..
Antroposen neresi ki,kimin evi,kimin gezegeni??Benim mi?,senin mi?,yoksa hepimizin mi?
Antroposen (İnsanoğlunun dünyaya olan etkisinin en üst düzeye çıktığı Sanayi Devrimi’nden bugüne olan süreç ve devam edecek duruma,İnsan Çağı da denen döneme verilen isim.)

Ve"Tin kemiktir"
Hegel'in “Tin Kemiktir” formülündeki kafatası kemiği Zizek'e göre öznedeki temsillenemez bir imkansızlığı, bir boşu işaret eder.(Ben de çok vakıf olmadığım için sadece ufak bir araştırma yaptım.)
Sanırım Zizek bize imkansız olan bir şey istediğimizi ifade etmeye çalışmış, özellikle doğa aktivistlerine(ben de onlardan biriyim ):)Ve Zizek'e biraz kızdım-haddim olmayarak;çünkü doğaya zarar vermemeye çalışmak imkansız bir şey değil!

BP'yi arabası olan herkes bilir değil mi?Hani şu meşhur petrol şirketi gerçi arabası olmayan ben bile biliyorum :D İlla ki denk geliyorsunuzdur,hani şu Greenpeace'in çokça protesto ettiği petrol şirketi...


İşte bu Petrol şirketi BP, tarihinin en büyük sanayi kazası olan Meksika Körfezi'ndeki sızıntı konusunda (Louisiana petrol faciası olarak da bilinir..)hazırlanan raporu açıkladı.
Meksika Körfezi'ndeki Deep Horizon platformunda 2010 yılının Nisan ayında meydana gelen patlamada 11 işçi ölmüş; platformun çökmesinin ardından milyonlarca varil petrol denize dökülmüştür.Bu patlama hem denizin dibinde,hem yüzeyde birçok canlının yaşamına mal olmuştur.
https://youtu.be/alOMuxcwnF0
(bu sadece bir örnekti)

Doğaya verdiğimiz zararlar sınırsız, ekolojik dengeyi altüst ediyoruz ve her geçen gün bu zarar daha da artıyor!
Sera gazları,kimyasal atıklar,orman tahribatları.. bunlar sadece birkaçı.
Ama bu zararları en aza indirebiliriz;(biraz dikkat edersek ki bence mümkün) kışın ortasında mevsimi olmayan meyve-sebze tüketimi, kullandığımız plastikleri geri dönüşüm kutularına atmak gibi gibi..

İçinde bulunduğumuz yüzyılda hepimiz birer kobay,birer köle olup çıktık; kapitalizmin kölesi her şeyin en yenisi en son modeli, ancak doğaya verdiğimiz zarar...İşte onun hiç farkında değiliz!
Mad Max'i izleyen bilir-filmde beni etkileyen bir şey vardı:birbirinden bitki tohumu saklayan insanlar..Korkuyorum ki biz de öyle bir zamana doğru gidiyoruz..#69265568
Belki yüzyıl,belki milyon yıl sonra ancak böyle devam ederse sonumuz kaçınılmaz..


Ve"Global ısınmadan çıkan ders şu ki, insanoğlunun özgürlüğü, dünya üzerindeki hayatın istikrarlı doğal parametrelerle (sıcaklık, havanın bileşimi, yeterli su ve enerji kaynağı) oluşturduğu bir arka plan sayesinde mümkün olmuştur: İnsanlar, ancak, dünya üzerindeki hayatın parametrelerini ciddi biçimde bozmamak için yeterince marjinal kaldıkları sürece istediklerini yapabilirler."

Lütfen doğaya biraz daha özen gösterelim!Tamamen elimizi çekmiyoruz en azından biraz daha kibar davranalım çünkü eğer o bize kızarsa öfkesi korkunç olacaktır..

Son olarak ülkemizde de doğaya değer veren insanların olması mutluluk verici :)
https://youtu.be/4C010aOLw4I
Okuduğunuz için teşekkür ederim,
kitabı da okursanız güzel olur..
80 syf.
·8/10
Öncelikle kısacık bir kitap ve 2 saat içinde bitiyor. Sonralıkla beni utandırıyor. Neden utandırıyor? Çünkü çevremizi, dibimizde yaşanan olayları ''dış güçlerin oyunu'' analizinden öteye gidemeyen sahte entelektüellerin kuşattığını gösteriyor. Slavoj Zizek, Gezi'den Atina olaylarına; Wall Street eylemlerinden Arap Baharı'na kadar aslında halkların liberal ekonomiyle baskıcı ve otokrat iktidarların bir arada yürümesinden rahatsız olduğunu belirtiyor. Öyle ya özgürlük ve bağımsızlık naraları atan liberalizm, aynı anda kadın haklarının en düşük olduğu ülke prensleri, yöneticileri, siyasileriyle kol kola yürüyor. Elbette ülkeden ülkeye farklılıklar da olduğu için reformist dönemde olmamızın da etkisiyle bu eylemler enternasyonal hale gelmiyor.

2013 yılında çıkan kitapta sadece eylem yapmış olmak için eylem yapmamayı sonrasında yerine gelecek olan taleplerin de canlı tutulmasını öğütlüyor. PDF formatında okumak isteyenlere yardımcı olabilirim. İyi okumalar.
121 syf.
Nasıl bir bağ olabilir ki aralarında? diye sorarak başladım bu kitaba.

Çünkü birbirine zıt iki isimdir Freud ve Hegel. Fikirsel anlamda bambaşka yorumlara sahipken Zizek nasıl bir bağ kurmuş olabilirdi?

Biri mutlak ruhun spekülatif filozofu, diğeri tıbbi formasyonlu bir terapist.
Biri pratiğinde mantık, doğa ve ruhu her varlık alanının içine alırken, diğeri tüm çalışmalarında rehberlik olarak klinik pratiği olan biri.
Biri metafizik geleneğin tüm temalarını felsefesinde bütünleyen bir isimken, diğeri ise bu tarz felsefeye karşı çıkan ve hatta psikanalizi disiplininin en büyük tehlikelerinden biri olarak yeni bir felsefi akıma dönüştürmeye çalışan doğal bilimler adamı.
Biri Alman ruhu modeli kabul görerek devlet ideolojisi haline dönüşmüş bir isim, diğeri o devlet ideolojisinin yaktığı kitapların yazarı.

Ancak gelin görün ki Zizek yine yapmış yapacağını...

Zizek, Hegel ve Freud'u ölçüsüzlük kavramı üzerinden ele alıyor. İkisinde de metaforik açıdan ciddi bir ölçüsüzlük tavrı gözlemleyerek her ikisinin bilişsel bilgiye ulaşımda izledikleri kaçık yolları irdeliyor. tıpkı farklı iki yöne doğru giderken farklı tecrübeler yaşayıp, karakteristik olarak değişen ikiz kardeşler gibi. Mantık ve epistemolojiyi abartan iki düşünür, tezlerine aşırı güvendiklerini için bir güç bunalımları vardır. (Burada tam bir Nietzsche'ci bakış açısıyla bir yorumda bulunmuş, tam benlik).

Hegel'in, felsefenin herhangi bir temel ilkesinin olamayacağını, felsefenin kural dışılığını önemsediği sözüyle kendisiyle ilk kez çeliştiğini ortaya koyuyor Zizek. Varlık ve anlam dünyasındaki boşlukları doldurmaya çabalayan Freud ve Hegel bu noktada aynı eylemsellikte buluşmuş olmaları hayli ilginç bir tespit. Aslında felsefenin o boşluklara ihtiyacı vardır.

Zizek'in bir diğer tespiti de olumsuzlama kavramıdır. Hegel ve Freud olumsuzlama yoluyla felsefelerini ortaya koymuşlardır. bir şey olumsuzlama olmadan, dahası, olumsuzlama olumsuzlamasıyla ilgili bir sorgulama olmaksızın düşünülemez der ve ekler, ya da varlık bir şeyin varlığını ve ısrarını engelleyemez yorumu da buna dahildir. Yani Zizek, düşünce, mutlak bilginin ve bilinçdışının çift karakterinde, bu fazlalık ve eksiklik ya da kusurun varlığına bağlı kalarak şekillenir. Her iki düşünürün farkında olmadan buluştuğu yerler de bunlardır diyerek. siyah ile beyazı yan yana getirebilmiştir.
255 syf.
·19 günde·Beğendi·Puan vermedi
Büyük terimler karşısında büyük büyük laflarla kendimizi bütünüyle “dışsallaştırırız” ve ideolojiler, ilkeler uğruna kendimizden kahramanca vazgeçeriz. Geriye sadece içi boşaltılmış, kafası karışık özneler kalır. “Öz”ün kendisi görünüşün kendi kendine açtığı yarıktan, gedikten başka bir şey değildir...
Beyin yakmayı seviyorsanız okuyun derim. Görüntüsünden daha fazlası olduğuna ikna olmak isteyenler için neden bir başlangıç olmasın?
İdeolojinin Yüce Nesnesi
128 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Dünyanın Sonunu getirecek asteroit tehlikesi bile bir çift oluşturmanın anlatısına, bir aile temasına dönüştürülüyordur. Bu temanın belirleniminde kalmayan istisnalardan, sürprizlerden de bahsedilir ve Mary Shelley'in Frankenstein'ına, Frantz Kafka'nın babasına yazdığı mektuba ayrıntıyla bakılır.

“... aile mitini görmezden gelip doğrudan toplumsal gerçekliğe bakamayız. Yapmamız gereken çok daha zor: Aile mitini içeriden çökertmek. Bu amaç uğruna verilen mücadelenin en önemli kanıtı Kafka'nın babasına yazdığı mektuptur."
-S. Zizek-

Açıkcası beni pek saran bir kitap olmadı, ki Zizek’ten okuduğum ilk kitap değil di.
120 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Tarkovski'nin imgelem dünyasına Žižekvari bakış; biri imge ve bilinçaltı dünyasını ustalıkla filmlerine işleyen , diğeri ise Tarkovski'yi filmleri aracılığıyla somutlaştıran iz sürücü.
Daha uzun olması gerekenler " listesine eklenecek kitap.
...
"Tarkovski rüyaya, rüya görmeye dair yaygın kanıyı değiştirir: Tarkovski'nin evreninde, özne, etrafında hissedilenilen maddi gerçeklikle ilişkisi koptuğunda değil tam tersine aklını bir kenara bırakıp maddi gerçeklikle yoğun bir ilişkiye girdiğinde rüyalar alemine girer."
...
120 syf.
·Beğendi·5/10
Çığrından Çıkmış Zaman, Truman Show, 36 Saat derken aslında yazının bir eleştiri yazısı olduğunu anlamam biraz geç oldu diyebilirim. Açıkçası Matrix adını görünce hani bu tarz filmlerin kitaplarındaki aksiyon sahnelerini beklerken bir eleştiri yazısının içinde buldum kendimi ve merak ederek sonunu getirdim. Zaten saate bakıyorum da henüz başlayalı 1 saat olmamış, çabuk bitebilecek bir kitap diyebilirim.
Gerçeklik Nedir? Tüm kitap aslında bunun felsefesi üzerinden yürüyor desem yeridir. Ayrıca 100 sayfa eleştiri yazmak da kolay değil, benim kişisel rekorum ya 38 ya 44. 100 sayfa düşününce sadece helal olsun diyebiliyorum.
Şimdiden mutlu hafta sonları diliyorum. Cümleten Günaydın..
80 syf.
·3 günde·9/10
2008 krizinden beri tekrarlanan acı reçeteler ya da ‘kemer sıkma politikaları sonucunda kemeri sıkılanların hiç de olması gerektiği gibi yüksek gelirlilerin değil, düşük gelirlilerin olduğunu belirten zizek bunun sonucu olarak düşük gelirlilerin isyan ettiklerini ancak daha önce ifade edildiği gibi bu isyanların Fransa ve İngiltere örneklerinde olduğu gibi neredeyse yalnızca kendilerini hedef aldığını vurguluyor. Eğer bu eylemler kozmetik ameliyatlarla ayakta kalma çabasının bir parçası ise olacak olanı Tunus ve Mısır’daki örnekler üzerinden şöyle ifade ediyor zizek İlk anların baş döndürücü coşkusu geçip sona erdiğinde, ayaklanmanın ardından eski düzenin yerini hangi düzen almalıdır. Dünyanın birçok ülkesinde baş gösteren ve anti-kapitalist eğilimler taşıyan birçok hareketin küresel anlamda başarılı olabilmesi tam da bu soruya verilecek cevaba bağlı...
120 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hiç kuşkusuz Matrix, sinema tarihindeki en popüler bir kaç seri filmden biridir, arkasında bıraktığı canlı tartışma ortamı akılda bıraktığı soru işaretleri ile birlikte. Zizek'de serinin ilk filmi ile aynı adı taşıyan yapıtında tüm dünya da şöhretin doruğuna ulaşmış bu filmi bilimsel bakış açısıyla çeşitli yönlerden irdeleyip onun muğlak noktalarını aydınlatarak onu anlamamızı sağlıyor, üstelik su katılmamış katıksız bir enerji içeren kültürle. Bitirirken; bazı kitaplar vardır okur unutursunuz. Bazı başka kitaplar vardır ki ilk başta okursunuz anlamazsınız belki, bu yüzden tekrar okursunuz. Artık okuyup anladığınızda da okuduklarınız aklınızdan hiç çıkmaz. Bu kitapta onlardan biri bakın derim-özellikle sinemaya ilgi duyuyorsanız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Slavoj Zizek
Unvan:
Sloven Marksist Sosyolog, Filozof ve Kültür Eleştirmeni.
Doğum:
Slovenya, 1949
Ljubljana, Slovenya'da (o tarihte Yugoslavya'nın bir parçasıydı) doğdu. Felsefe doktorasını Ljubljana'da aldı ve Paris Üniversitesi'nde Psikanaliz eğitimi gördü. Batı ülkeleri tarafından saygı görmesinden ötürü sosyalist Yugoslavya'da fazla baskıya maruz kalmadığını belirtmektedir. 1990 yılında Slovenya Cumhuriyeti Başkanlığı için Slovenya Liberal Demokrat Partisi'nin adayıydı.
Žižek popüler kültürün yeniden okunmasında Jacques Lacan'ın çalışmalarını kullanmasıyla ünlüdür. Şu konuları da içeren sayısız konuda yazmaktadır; ideoloji, köktendincilik, hoşgörü, politik doğruluk, küreselleşme, öznellik, insan hakları, Lenin, mit, internet, postmodernizm, çok kültürlülük, post-marksizm, David Lynch ve Alfred Hitchcock. Düşünürün sevdiği ve önerdiği filmler Hero'dan Korkunç Ivan'a kadar çeşitlilik göstermektedir. Çağdaş felsefenin görmezden gelinemeyecek önemli bir ismidir.

Žižek Sosyoloji Enstitüsü, Ljubljana Üniversitesi, Slovenya'da uzman araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda, burada sıralanan üniversitelerin yanı sıra başka üniversitelerde de misafir profesör olarak ders vermektedir: The University of Chicago, Columbia, London Consortium, Princeton, The New School, The European Graduate School, The University of Minnesota, The University of California, Irvine and The University of Michigan. Bugünlerde Birkbeck Institute for the Humanities Birkbeck, Londra Universitesi'nde uluslararası yönetici olarak çalışmaktadır.
Žižek 2004 yılında 26 yaşındaki Arjantinli model Analia Hounie ile ikinci evliliğini yaptı, daha önce Renata Salecl ile evliydi.
Žižek mesleğinin başlangıcında 1970'lerin Yugoslavya'sının politik ortamında engellendi. 1975'te master tezinin siyasi açıdan şüpheli görülmesinden sonra Ljubljana Üniversitesi'nde bir yer sahibi olması önlendi. Takip eden yıllarda Yugoslavya Ordusu'nda görev aldı ve sonunda Jacques Lacan'ın psikonalitik teorisine dönük kuramsal odaklanmaları olan bir grup Slovenyalı bilgin ile yakınlaştı.
Žižek'in büyük bir sosyal kuramcı olarak uluslararası tanınması 1989'da İngilizce basılan ilk kitabı The Sublime Object of Ideology'ye kadar sürdü. Žižek'in en dünya çapında en çok tartışılan kitabı The Ticklish Subject (1999), onu açıkça dekonstrüksiyonizmcilerin, Heideggercilerin, Habermascıların, bilişsel işlemlerle uğraşan bilimadamlarının, feministlerin ve Žižek'in New Age "obskürantizmciler" olarak tanımladıklarının karşısına koyar.
Žižek'in çalışma ve düşünceleri belirlemedeki sorunlardan birisi onun kuramsal konumunu çok sık olarak kitapları arasında, hatta bazen aynı kitabın farklı sayfalarında değiştirmesidir (mesela, Lacan'ın yapısalcı mı yoksa post-yapısalcı mı olduğu konusunda). Bu nedenle onu eleştiren bazı kişiler, onu tutarsızlık ve entelektüel düzey eksikliği ile suçlamaktadır. Ne var ki Ian Parker herhangi bir "Žižekyen" felsefe sistemi bulunmadığını öne sürmektedir çünkü Žižek, bütün tutarsızlığıyla beraber, bize, bizim bir tek yazardan neyi almak ve onda neye inanmak istediğimiz konusunda daha derinlemesine düşünmemiz konusunda yardımcı olmaya çalışıyor.(Parker, 2004) Aslında, Žižek'in kendisi, bir felsefecinin tavrının, bizim kendi ideolojik ön kabullerimizi sorgulamak yerine bize dünyayı anlatan Büyük Öteki gibi davranmak olmaması gerektiğini tartışarak, Jacques Lacan'ın kendi kuramlarını sürekli yenilemesini savunmaktadır. Žižek için felsefeci, soruları yanıtlamaya çalışan birisinden daha çok, eleştiren birisidir.
En son olarak Žižek Abercrombie & Fitch için hazırlanan bir katalogda yer alan Bruce Weber'in fotoğraflarına eşlik edecek bir metin yazdı. Büyük bir entelektüelin reklam metni yazmasının uygun olup olmadığı sorulduğunda, Žižek Boston Globe'a şunları söyledi: "Eğer para kazanmak için bu tür işler yapmak veya tam zamanlı çalışan Amerikalı bir akademisyen olarak imtiyazlı bir yer kapmak için kıç öpmek zorunda kalmak arasında bir seçim yapmam istenseydi böyle yerlerde yazı yazmayı seçmekten zevk alırdım!"
Kendisine dönük ters ifadelerden utanmayan ateşli ve renkli bir öğretim üyesi olarak kabul edilmektedir. Üç bölümden oluşan 'The Pervert's Guide to Cinema' belgeseli İngiltere kanalı More4'da Temmuz 2006'da yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 361 okur beğendi.
  • 967 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 2.054 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları