Şükrü Haluk Akalın

Şükrü Haluk Akalın

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
11
Okunma
·
2
Beğeni
·
715
Gösterim
Adı:
Şükrü Haluk Akalın
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
Adana, 22 Ocak 1956
15 Nisan 2001 - 12 Ocak 2012 tarihleri arasında Türk Dil KurumuBaşkanlığı görevini yerine getirmiştir. Kurumda düzenlenen basın toplantısında, görevine kendi isteği ile son verdiğini belirten Akalın, Hacettepe Üniversitesi'ndeki asli görevi olan öğretim üyeliğine dönmüştür.

Adana'da ilk ve ortaokul öğrenimini tamamladıktan sonra liseyi İstanbul'da okudu. Lise yıllarında Son Havadis ve Yeni İstanbul gazetelerinde muhabir olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü 1979 yılında bitirdikten sonra aynı bölümde doktora yaptı. Hazırlamış olduğu Saltuk-name I (İnceleme - Metin) başlıklı teziyle 1987 yılında Yeni Türk Dili alanında doktor unvanını aldı. Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne 1989 ylında Yardımcı Doçent olarak atandı. Aynı bölümde 1990'da Türk Dili Doçentliğine, 1996'da ise Profesörlüğe yükseltildi.

Çukurova Üniversitesi Türk Dili Bölüm Başkanlığı yaptı. Kurucusu olduğu Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezinin müdürlük görevini yürüttü.

1995 yılında Bilim Kurulu Aslî Üyeliğine seçildiği Türk Dil Kurumu'na 15 Nisan 2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan üçlü kararname ile başkan olarak atandı.
Daimi Genel Sekreterliği ABD'de olan Uluslararası Sürekli Altayistik Konferansı (Permanent International Altaistic Conference)'nın 2003 yılında dönem başkanlığını yaptı.
Yirmi beş yıl görev yaptığı Çukurova Üniversitesi'nden ayrılarak 1 Mart 2006 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne geçti.
12 Ocak 2012 tarihinde saat 11:00'da Türk Dil Kurumu'nda düzenlenen basın toplantısında 11 yıldır yürütmekte olduğu başkanlık görevine kendi isteği ile son verdiğini açıklamıştır.
İlk defa Okmeydanı minberi üzere yıldız rüzgarı şiddetinde kartal kanatlarıyla sekiz dokuz kere göklere kanat çırparak talim etti. Sonra Sultan Murad Han, Sarayburnu'nda Sinanpaşa köşkünde seyrederken Galata Kulesi'nin en tepesinden Ahmed Çelebi lodos rüzgarıyla uçup Üsküdar'da Doğancılar Meydanı'na inmiştir. Sonra Murad Han bir kese altın ihsan edip Hezarfen Ahmed Çelebi'yi Cezayir' e sürmüştür. Orada öldü. Murad Han, "Her ne isterse elinden gelir," diye Ahmed Çelebi'den pek korktuğundan sürmüştür.
Avlan meni koymanız Avlayıp beni koymayınız
Ayık ayıp koymanız. Söz verip caymayınız
Akar közüm uş teniz. Gözyaşım deniz gibi akar
Tegre yüre kuş uçar. Çevresinde kuşlar uçar
Viyana gezisinde Evliya Çelebi'nin en çok ilgisini çeken tanık olduğu beyin ameliyatıdır. Bir asker başından kurşunla vurulmuştur. Kurşun başında kalmıştır. Evliya Çelebi bu ameliyatı şöyle anlatır:
"Kefereyi ipek kumaş serili bir sedir üzerine yatırdılar. Amma başı Adana kabağı gibi, gözleri Mardin eriği gibi, burnu Mora patlıcanı gibi tamamen şişmiş. Hemen hekimbaşı bütün kefereleri dışarı kovup bir yardımcısı ve hakir bir sıcak, camlı odada kaldık. Yaralıya bir fincan safran gibi bir su içirince kefere kendinden geçip bayıldı. Hekim oda içinde bir mangal ateş yakıp bir köşede koydu.
(...) Kafasını açan hekim Evliya Çelebi'yi yanına çağırır ve kurşunu gösterir. Bu sırada yaralının beyni de görünmektedir. Evliya Çelebi ağzını ve burnunu makramesiyle kapatarak yaralının başına yaklaşır ve kafatasını, beynini inceler. Evliya Çelebi gördüklerini şöyle anlatıyor:
-"Beyni yanında tüfeng kurşumu kağıdıyla durur. Meğer beş dirhem çakmaklı tüfeng kurşunu imiş. Beyninin zarı yanında durup kırmızı kan ile bulanıp durur... İnsan beynisi kafa içinde güya tavuk yumurtasından ve yavrusu henüz çıkmış gibi, bir kuş yavrusu gibi büzülmüş başı ve gözleri ile burnu ve kanatları ile büzülmüş durur."
Hekimbaşı, Evliya Çelebi'ye neden ağzını burnunu makrameyle kapattığını sorar. Evliya Çelebi'nin yanıtı çok ilgi çekicidir:
-" Belki bakarken ya aksıram ya öksürüp nefes alup verirken herifin kellesi içre rüzgar girmesin diyü ağzım ve burnum kapadım", diye söyleyince cerrah Evliya'nın bu düşüncesine olan takdirini şöyle belirtir:
-"Aferin, mübarek ol... Sen bu bilimle uğraşsan usta ve uzman bir cerrah olurdun", der.
Yer adlarının kökeniyle ilgili yakıştırmaları, benzetmeleri vardır: Uşak'ın 'Uşşak' "âşıklar, sevgililer", Trabzon'un 'Tarab-efzun' dan "neşeli, neşesi çok", Bükreş'in ise' Bu Kureyş' sözlerinin birleşmesinden geldiğini yazar. İzmit adı Evliya Çelebi'ye göre' İznimgit' sözünün bozulmasından çıkmıştır.
‘’Evliya Çelebi dille oynayan, sözlere yeni anlamlar yükleyen, hatta kimi zaman sözcükler türeten kişiliğiyle karşımıza bir dil ustası olarak çıkar.
Seyahat ettiği coğrafyanın yüz ölçümü yaklaşık yirmi beş milyon kilometrekaredir. Bugün bu coğrafyada otuz devlet kurulmuştur. Evliya Çelebi'nin gördüğü, gezdiği, geçtiği şehir sayısı iki yüz elli yedidir.
1665 yılının Nisan ayında yola çıkan Kara Mehmet Paşa 'nın Viyana elçilik mu heyetindedir. Şehre ulaşan elçilik heyetinin Viyana' ya girişi ile ilgili olarak kral tarafından arabaların önceden gitmesinin istendiği "Çesar hazreti azametiyle buyurdular ki..." diye söylenince elçi Kara Mehmet Paşa'nın şöyle bağırdığını anlatıyor.
-Bre melum ve dinsiz, bir daha senin ağzından 'Çesar azametiyle söyle buyurdu' lafını duymayayım, yoksa vallahi seni hançer kabzasıyla tepelerim.Azamet bir Allaha mahsustur.
‘’Ben arabaya binmem. Biz Osmanlıyız. Bizim adetimiz küheylanlara binip, cirit oynayıp gazaya gitmektir. Bizim İstanbul’da böyle arabalara avratlar biner. Bize lazım değildir.’’
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Benim gibi Seyahatname'yi okuma niyetinde olup sürekli niyetlenip cesaret edemeyenler için hem Evliya Çelebi'yi hem Seyahatname'yi tanıma ve Evliya'ya ve eserine alışma amaçlı, Türk Dil Kurumu Yayınları'ndan çıkan çok güzel bir kitap. Bolca gravür ve minyatür içermesi ayrıca çok hoş ve Evliya'nın dünyasına girmeniz için muhteşem bir araç.
96 syf.
Çok güzel, anlaşılır bir kitap. Türk Dil Kurumu Yayınlarından gerçekten başarılı bir iş çıkmış ortaya. Ve TDK, TTK yayınları her zaman ucuz oluyor. Kaliteli cilt cilt kitapları, kıytırık aşk romanlarından ucuza satıyorlar ve bu gerçekten bir hazine bizim için. Ben severek okudum, bir özet niteliğindeydi Çelebi'yi. Bir de kitabın kaliteli baskısıyla, içindeki resimleri çok beğendim.
Utku
Utku Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra Kaşgarlı Mahmud ve Divanü Lugati't-Türk'ü inceledi.
160 syf.
·14 günde·8/10
Akalın'ın bu kitabında Kaşgarlı Mahmut'un yaşamını, ülkesini yönetebilecek iken nasıl bir entrikaya kurban gittiğine dair bilgiler alıyoruz. Kaşgarlı Mahmut'un dilbilimci özelliğinin yanısıra yaşamına dair güzel bilgiler ediniyoruz. Divan-ı Lügatit Türk'ün nasıl bir kitap olduğunu ve nasıl bulunduğuna dair bilgileride bu kitaptan edinebilmek mümkün.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şükrü Haluk Akalın
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
Adana, 22 Ocak 1956
15 Nisan 2001 - 12 Ocak 2012 tarihleri arasında Türk Dil KurumuBaşkanlığı görevini yerine getirmiştir. Kurumda düzenlenen basın toplantısında, görevine kendi isteği ile son verdiğini belirten Akalın, Hacettepe Üniversitesi'ndeki asli görevi olan öğretim üyeliğine dönmüştür.

Adana'da ilk ve ortaokul öğrenimini tamamladıktan sonra liseyi İstanbul'da okudu. Lise yıllarında Son Havadis ve Yeni İstanbul gazetelerinde muhabir olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü 1979 yılında bitirdikten sonra aynı bölümde doktora yaptı. Hazırlamış olduğu Saltuk-name I (İnceleme - Metin) başlıklı teziyle 1987 yılında Yeni Türk Dili alanında doktor unvanını aldı. Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne 1989 ylında Yardımcı Doçent olarak atandı. Aynı bölümde 1990'da Türk Dili Doçentliğine, 1996'da ise Profesörlüğe yükseltildi.

Çukurova Üniversitesi Türk Dili Bölüm Başkanlığı yaptı. Kurucusu olduğu Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezinin müdürlük görevini yürüttü.

1995 yılında Bilim Kurulu Aslî Üyeliğine seçildiği Türk Dil Kurumu'na 15 Nisan 2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan üçlü kararname ile başkan olarak atandı.
Daimi Genel Sekreterliği ABD'de olan Uluslararası Sürekli Altayistik Konferansı (Permanent International Altaistic Conference)'nın 2003 yılında dönem başkanlığını yaptı.
Yirmi beş yıl görev yaptığı Çukurova Üniversitesi'nden ayrılarak 1 Mart 2006 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne geçti.
12 Ocak 2012 tarihinde saat 11:00'da Türk Dil Kurumu'nda düzenlenen basın toplantısında 11 yıldır yürütmekte olduğu başkanlık görevine kendi isteği ile son verdiğini açıklamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 11 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.