Süleyman Bulut

Süleyman Bulut

Yazar
8.7/10
192 Kişi
·
473
Okunma
·
14
Beğeni
·
2.754
Gösterim
Adı:
Süleyman Bulut
Unvan:
Yazar
Doğum:
Tolca, 1954
1954 yılında, Beyşehir Gölü kıyısında Tolca Köyü’nde doğdum. Nüfus kağıdımda, doğum günü olarak 10 Ocak tarihi yazılıdır ama; annem, afyonlar çiçek açtığı zaman (mayıs) doğduğumu söyler.

İlkokul dönemimde, ders kitaplarının dışında bir kitap görmedim; okumadım da ama masallar, Mevlâna öyküleri ve Nasreddin Hoca fıkraları dinleyerek büyüdüm.

Dinlediğim masalları, bir deftere, aklımda kaldığı kadarıyla yazmaya çalışarak, ilk yazma deneyimimi bu yıllarda yaptığımı söyleyebilirim. Yazar olacağım diye değil elbet! Dinlediğim masalları unutmayıp, ertesi gün arkadaşlarıma anlatarak, onlara “masal bilen çocuk” havası atmak için!İlkokul dönemimde… Türkçe ders kitaplarımı da anmalıyım mutlaka: Evet, bayram törenlerinde okumak için ezberlediğim şiirler dışında sevdiğim için ezberlediğim ilk şiirleri onların sayfalarında görüp, okudum… Ezberlediğim ilk şiiri bugün gibi hatırlıyorum: Kır Şarkısı ‘ydı, Behçet Necatigil’in. Otlatmak için atlarımızı kıra götürdüğümde, çayırların üstüne ya da ekinlerin arasına uzanır, bu şiiri okuyarak, parmaklarımın üzerinde yürüyen uç uç böcekleriyle konuşurdum…
Zübeyde Hanım'ın Öptüğü El...

Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla tamamlanmasından hemen sonraki haftalar...
Atatürk, başyaveri Cevat Abbas Gürer'i, annesini ve kardeşini Ankara'ya getirmekle görevlendirir.
Ankara'ya gelen Zübeyde Hanım, hasta olmasına rağmen giyinir kuşanır; oğlunu karşılarken, iyi görünmeye çalışır.
Atatürk, yıllardır, yüzünü çok az görebildiği annesine sarılır, defalarca elini öper.
Biraz sonra, Zübeyde Hanım,
"Kemal, oğlum," der, "senden bir ricam var, bana elini verir misin?"
Atatürk, elini hemen annesine uzatır.
Zübeyde Hanım, kendisine uzatılan eli kapar ve hızla önce dudaklarına, sonra alnına götürür.
Çok şaşıran Atatürk, elini çekmeye çalışırken,
"Anne... Anne... Ne yapıyorsun anne?" der şaşkınlıkla.
Zübeyde Hanım, gülümseyerek bakar oğluna.
"Ben senin annenim," der, "elimi öpmen vazifen ve terbiyen gereği. Öte yandan, ben aynı zamanda bu milletin bir ferdiyim. Bu milletin bir ferdi olarak, bu vatanı kurtardığın için senin elini öpmek de benim vazifemdi. Şimdi çok bahtiyarım."
Süleyman Bulut
Anlatan: Cevat Abbas Gürer . Der: Kemal Arıburnu, Atatürk, Ankara, 196, s. 67
Atatürk, bizden biridir!

Yıl, 1935...
Cumhuriyet'in 12. Kuruluş Yıldönümü kutlamaları yapılacaktır.
Gazeteler, milletvekilleri, halk... Bunun için binlerce slogan önerisi atılır ortaya.
Sonunda bütün öneriler toplanıp Atatürk'e sunulur...
Atatürk,ortaya konan önerileri tek tek okumaya başlar:
"Atatürk bizim en büyüğümüzdür!"
Üstünü çizer.
"Atatürk milletin en yükseğidir!"
Üstünü çizer.
"En büyük Türk, Atatürk!"
Üstünü çizer.
"Türk milleti asırlardan beri bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı!"
Üstünü çizer... Çizer...Çizer...
Önüne getirilen bütün önerilerin üstünü çizen Atatürk, sonunda şu cümleyi yazar:
"Atatürk, bizden biridir!"
Süleyman Bulut
Hikmet Bil, Atatürk'ün Sofrası, Uncu Yayınları, İstanbul 1981, s.118
"Adama bak! Rahat bir nefes almak için akciğer sahibi olmanın yettiğini sanıyor... Vicdan sahibi de olmak lazım, vicdan!"
Süleyman Bulut
Sayfa 185 - Can Yayınları
Yıl 1932...
Aydın Halkevi, Atatürk’e saygısını göstermek için,
bir Gazi Günü kutlaması yapmak ister. Ama, Gazi Günü’nün hangi gün
olması gerektiğine karar verilemez. Uzun tartışmalardan sonra,
Ata­türk’ün doğduğu günün, Gazi Günü ol­masında herkes birleşir.

Asıl sorun da ondan sonra başlar.
Atatürk’ün hangi gün doğduğunu kimse bilmemektedir.
Kentin ileri gelenlerine sorulur... Bir yanıt alınamaz!
Tarih kitapları karıştırılır... Bir kayıt bulunamaz.

Tam o günlerde, 1932 Temmuz’unda, Ankara’da,
1. Türk Tarih Kurultayı toplanacaktır. Bu toplantıya Aydın Ortaokulu
tarih öğretmeni Hulusi Aksudoğan da çağrılıdır.
Kurultaya katılan Aksudoğan, Ata­türk’ün doğum gününü,
ülkenin önde gelen tarihçilerine, hatta Atatürk’ün yakın arkadaşlarına sorar.
Şaşırarak görür ki, onlar da bilmemektedir.
Hulusî Aksudoğan, ne yapacağını düşünürken, sevindirici bir haber alır:
Atatürk, katılımcılara bir çay partisi verecektir.
Orman Çiftliği’nde verilen çay partisine koşan Aksudoğan,
hemen Atatürk’ün yanına gidip Aydın Halkevi olarak yapmak istediklerini anlatır.
“Ama sizin doğum gününüzü bilmiyoruz,” der.

Bir an gözleri parlar Atatürk’ün.
Ama bu canlanma, kısa bir süre sonra, sıkıntılı bakışlara dönüşür.
Bir sigara yakan Atatürk, kollarını iki yana açarak,
“Bana bunu sormayınız, doğum günümü bilmiyorum,” der.
Ne diyeceğini, ne düşüneceğini bilemeyen Aksudoğan, olduğu yerde kalakalır.
Onun, karşısında beklemeye devam ettiğini gören Atatürk,
Ankara’nın ufkuna bakarak bir süre düşündükten sonra,
“Samsun’a çıktığım günü kutlayınız,” der.

Çevresindeki tarihçilere dönüp,“Samsun’a ne zaman çıktım?” diye sorar.
Tarihçiler, hemen yanıt verir:
“19 Mayıs 1919’da!”
Yüzü aydınlanan Atatürk, “İşte benim doğduğum gün!” der.
Gazi Günü kutlaması, daha sonra, bütün yurtta
Gençlik Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.
Bugün ise Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaktadır.


Anlatan: Hulusi Aksudoğan
Der: Ahmed Hidayet Reel,
Atatürk’e Ait Hatıralar,
Cumhuriyet Matbaası, İstanbul,
1949, s. 106-107
Süleyman Bulut
Sayfa 15 - Can Çocuk-Can Yayınları / Çağdaş Türk Edebiyatı - Belgesel Öyküler
—Yaşamınızın en mutlu anları, hangi anlardır?
—Sevmediklerimin suratlarını görmediğim anlar, yaşamımın en mutlu anlarıdır.
Süleyman Bulut
Sayfa 171 - Can Yayınları
Efendiler, milli egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş olan kurumlar her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar...
200 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Süleyman Bulut'un okuduğum ilk kitabıydı.Etkisinde kaldığım atasözlerin ve o atasözlerin öykülerini okumakla meşguldüm.Kitap resmen beni alıp kendi diyarına götürmüştü.101 atasözü ve 101 öykü içerdiği kadar 101 öğütte içeriyordu.Öyküleri deseniz birbirinden güzel atasözleri deseniz onlar zaten ayrı bir güzeldi , yani uzun lafın kısası kitap harikaydı.Herkese tavsiye ederim.Bana birşeyler kattığı gibi size de birşeyler katması dileğiyle
KEYİFLİ OKUMALAR...
200 syf.
·21 günde·6/10
Dört , beş ve altıncı sınıf seviyesinde, hikayelerin bazıları çok güzel, renkli çizimleri ile ilgi çekici hale getirilmiş.Atasözlerimizin öğretimi açısından okutulabilir.
624 syf.
Mustafa Kemal Atatürk'ü hep askeri kimliğiyle tandık bu zamana kadar. Çanakkale'de, Amasya'da, Erzurum'da, Sivas'ta, Ankara'da, Sakarya'da, Büyük Taarruz'da,Cumhuriyeti kurarken... Peki Atatürk günlük hayatı içinde nasıldı? İşte bu kitap Atatürk'ü gündelik hayatı içinde, incelikleri ve insani yönleriyle tanımak isteyenler için eşsiz bir kitap. O yıllarda yanında bulunanların anlattıklarından hikayeleştirmiş yazar.
Atatürk, soyadını nasıl aldı?? 19 Mayıs nasıl gençlik bayramı oldu?? Latife Hanıma nasıl evlenme teklif etti?? Sevdiği atıyla nasıl vedalaştı?? Büyük Taarruza nasıl karar verdi?? Cephane sandığında nasıl kitap taşıdı?? Ünlü yazarımız Haldun Taner, Atatürk'ün gözlerine neden bakamadı?? Hendese nasıl geometri oldu?? Kadın öğretmenlerin ayrı oturtulmasına nasıl karşı çıktı?? Köpeği Foksla neler yaşadı?? Neye "İkinci Sakarya Zaferim" dedi?? Atatürk'e Mark Twain Ödülü neden verilmişti?? "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünü nerede ve ne zaman söyledi?? İşte tüm bu soruların cevabı bu satırlar arasında...
Keyifli okumalar
148 syf.
·Beğendi·10/10
Paşamızın yaşamından inciler öğrenmek isteyenleri bu kitaba alalım! Gerçekten bu kitabı okuyunca paşamı ve hayatını daha iyi anladım. Kalbimizdesin paşam!
208 syf.
·Beğendi·9/10
İnsan Atatürk hakkında hepimizin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben de okul sayesinde okudum. Yer yer gözleriniz dolarken yer yer kahkahalarla güleceğiniz bir kitap. Baskısı da çok hoş
204 syf.
·Puan vermedi
Bu kitapdada o kadar deyim öğreniyorsun ki sanal dünyada ve dış dünyada kullanasın dediğim gibi çok güzel kitap Süleyman bulut a teşekkür ederiz saygı yla
112 syf.
·1 günde·6/10
Kitap kadın cinayetlerini, töre cinayetlerini birkaç öykü ile parçalara ayırmış ve her öykünün sonunda sosyal medya yorumları yer almış bu yönden ilginç olmuş ve yazar yorum yapmamızı istemiş aslında bizlere binevi kapıyı açık bırakmış zevk alarak okudum ama olmazsa olmaz çok iyidi vs. diyemeyeceğim ve sadece kadın değil erkeklere de şiddet var artık günümüzde buda sadece fiziksel değil psikolojik şiddet vs. yazarla burda görüş ayrılığım oldu.


KADINA VE ERKEĞE ŞİDDETE HAYIR !
74 syf.
Bu kadar güldüren bir kitaplardan ilki beni mizahi olan katti karikatür dunyasi yeni bir baslangıc seviyesi için harkulade bu dünya yeni bir bakış açısı
Mustafa Kemal'in bazı öyküleri gerçekten etkileyici ve çok güzel ama ben tüm öykülerini okuyamadım çünkü ben beni sürükleyen ,macera dolu kitaplardan daha çok hoşlanıyorum bu yüzden çok beğenemedim ama ders verici bir kitap.
152 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı size şöyle açıklayayım ;Bu kitap kısa kısa öykülerden oluşuyor ayrıca bu öyküler Atatürk ile alakalı. Tabi bunu başlıktan anlamışsınızdır. O zaman ben size şunu söyleyeyim. Bu öyküler sizi düşünmeye itiyor ve böylece tıpkı paşamızın istediği gibi onun düşüncelerini yaşatmamızı sağlıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Süleyman Bulut
Unvan:
Yazar
Doğum:
Tolca, 1954
1954 yılında, Beyşehir Gölü kıyısında Tolca Köyü’nde doğdum. Nüfus kağıdımda, doğum günü olarak 10 Ocak tarihi yazılıdır ama; annem, afyonlar çiçek açtığı zaman (mayıs) doğduğumu söyler.

İlkokul dönemimde, ders kitaplarının dışında bir kitap görmedim; okumadım da ama masallar, Mevlâna öyküleri ve Nasreddin Hoca fıkraları dinleyerek büyüdüm.

Dinlediğim masalları, bir deftere, aklımda kaldığı kadarıyla yazmaya çalışarak, ilk yazma deneyimimi bu yıllarda yaptığımı söyleyebilirim. Yazar olacağım diye değil elbet! Dinlediğim masalları unutmayıp, ertesi gün arkadaşlarıma anlatarak, onlara “masal bilen çocuk” havası atmak için!İlkokul dönemimde… Türkçe ders kitaplarımı da anmalıyım mutlaka: Evet, bayram törenlerinde okumak için ezberlediğim şiirler dışında sevdiğim için ezberlediğim ilk şiirleri onların sayfalarında görüp, okudum… Ezberlediğim ilk şiiri bugün gibi hatırlıyorum: Kır Şarkısı ‘ydı, Behçet Necatigil’in. Otlatmak için atlarımızı kıra götürdüğümde, çayırların üstüne ya da ekinlerin arasına uzanır, bu şiiri okuyarak, parmaklarımın üzerinde yürüyen uç uç böcekleriyle konuşurdum…

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 473 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 283 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.