Susanna Tamaro

Susanna Tamaro

Yazar
7.9/10
1.203 Kişi
·
5.336
Okunma
·
235
Beğeni
·
8.685
Gösterim
Adı:
Susanna Tamaro
Unvan:
İtalyan Yazar
Doğum:
Trieste, İtalya, 12 Aralık 1957
Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı. Trieste'de 1957 yılında doğdu, Orvieto yakınlarında kedileri ve köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar.

Her başarıya ulaşmış yazarın yaşamış olduklarını o da yaşar. İlk denemelerinde başarısız olur ama bunlara aldırmadan yoluna devam eden Tamaro “Tek Bir Ses İçin” adlı kitabıyla büyük ses getirir. ”Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” adlı bu eser de ona daha büyük bir ün kazandırır. (Bu kitap aylarca İtalya'da liste başı olmuştur.) Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.
“ Hayatımızın hatırladığım ilk anından itibaren seninle benim aramda daima bir kitap olmuştu.”
Susanna Tamaro
Sayfa 21 - Can Yayınları
‘ Senin yazdığın metinde “ aşk “ sözcüğü çok sık geçiyor. Böylesine çok kullanılan ve tüketilen bu sözcüğün arkasında neler gizlendiğini hiç düşündün mü ? ‘
Susanna Tamaro
Sayfa 67 - Can Yayınları
Akmayan gözyaşları kalpte birikirler, zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinasını tıkaması gibi kalbi tıkayıp felç ederler.
Sen de seksen yaşına gelirsen, göreceksin ki insan bu yaşta kendini eylül sonunda bir yaprak gibi hissediyor. Gün ışığı daha kısa sürüyor ve ağaç, besleyici maddeleri yavaş yavaş kendine doğru çekmeye başlıyor. Ağacın gövdesi azotu,klorofili,proteinleri emiyor ve böylece ne yeşillik kalıyor, ne canlılık. Hala bir dala takılı kalıyorsun ama artık düşmen an meselesi oluyor.
Kişileri tanıma ile başlayan duygusal yoğunlukla devam eden ve sonunda özümüze dönüşle son bulan bir kitap Yüreğimin Sesini Dinle .... Kitabı keyif alarak okudum, okudukça bir taraftan hüzünlendim bir taraftan da sürekli olarak kendimi ve içinde bulunduğumuz hayatı sorguladım , zaten kitap ister istemez bunu yaptırıyor. Eğer kitaptaki duygusal yoğunluk devam etseydi yarıda kesmek zorunda kalabilirdim çünkü bu kadar hüzün karakterime uygun değil :)) Hayatın için de haliyle her şey mevcut ölüm, aşk , sevgi, hastalık , mutluluk ama ana karakterdeki Sevgili Hanımefendi tüm bunları özümseyerek hayatına devam etmeyi biliyor ama aslında burada tüm Sevgili Kitapseverlere hayatımızla ilgili ışık saçıyor. Sevgili Kitapseverlere yüreklerinin sesini dinlemeleri dileğiyle ...
*Yapılacak ilk devrim, insanın kendi içine yapacağıdır, evet ilk önemli devrim budur. İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken bir düşünce uğruna savaşmak, yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.
*Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve "yüreğinin götürdüğü yere git"

Aşk kitabı değil aksine uzun süre yaşamış bir kadının torununa "Okuyacağından bile emin olmadan yazdığı mektuplar"
Bir sırla 3 hayatı da değiştiren bir kadın. Ben zaten yaşı hayli ilerlemiş bir insan gördüm mü, yanında bir yer edinir, başlarım hayatını dinlemeye, sizinde böyle bir merakınız varsa bir solukta bitirirsiniz.
Sağlıcakla kalın:)
Yıllar sonra çocuk kitabı okudum bugün. İncecik, kısacık ama sıcacık. Anne babasının zorla kitap okutmaya çalıştığı, kitap okumayı sevmeyen bu yüzden evden kaçan bir çocuk, parkta yaşlı bir kör adamla karşılaşıyor ve kitap okumayı sevmeye başlıyor bu güzel insanla birlikte. Bu kitaptan bi sürü alıp çevremdeki bütün çocuklara dağıtmak istiyorum.
Anneanne sen ne güzel insanmissin böyle
Bir anneanne nin torununa tavsiye,öneri, uyari mahiyetinde yolladığı mektuplar güzel bir kitap keşke bizimde hayatımıza yön vermemize yardımcı olacak büyüklerimiz olsaydi
80 yaşındaki bir kadının uzaklardaki torununa yazdığı mektuplarından oluşuyor. Yalın bir dille,sevgisini katarak tüm içtenliğiyle yazılmış ama gönderilmemiş olan bu mektuplarda, yaşlı kadın, kendisinin ve kızının acı dolu yaşamlarının gizemli yönlerini açığa vururken, bir yandan da hem kendini, hem de kızını yaşamı üzerinden bir iç hesaplaşma yürütüyor.Acılarını,mutluluklarını,pişmanlıklarını hissettiklerini torununa sevgiyle, bilgece aktarmak isteyen bu kadın, kendi gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken, "Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur," diyor; "yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz."
Susan Tamaro ile ilk tanışmam birden baktım kitapligima elime bu kitap geldi. Akici , güzel bir kitap. Kitapda 4 öykü bulunmaktadır beni en etkileyen rüzgar ne diyor oldu. Hikayelerde kaçak mültecileri taşıyan teknede acı sonlarla ,ya da nedeni anlaşılmayan cinayetler , özlemleri peşinde koşanlar insanlar ele alınmış. Kitap gayet akici okumanızı tavsiye ederim.
Açıkçası güzel bir kitaptı fakat biraz sıkıcı yanları vardı. İlk kitabını büyük bir özenle okuduğumu hatırlıyorum üzerinden bayağı bir zaman geçti. İnsanoğlunun en büyük yarasının her şeyi elde edebileceğini düşünmesi ile ortaya çıkan bencilliğin esiri olmasını gayet iyi özetliyordu.
Özellikle de başka değindiği en güzel nokta erkeklerin kadınlar üzerindeki bakış açılarıydı. Ilaria' ya yazılmış mektup birçok erkeğin dile getiremediği eğer kadınlara söylerse elinden kaçırabileceği birçok cümleyi açık yüreklilikle dile getirmiş olmasaydı. Kitabı okuduktan sonra bir kadın olarak bu konuda bilinçlendim diyebilirim.
Kitabın beğendiğim daha doğrusu ilk defa karşılaştığın bir diğer bakış açısı ise iyiliğin, kötülüğün, vahşetin, cennetin bunların hepsinin insanoğlunun ürünü olduğunu ortaya koymasıydı. Hepsinden insan sorumlu tutuluyordu.
İnsanın içini ısıtan bir kitap. Konusuna gelince; Emekli bir öğretmen olan roman kahramanı yaşlı kadın, bir gece çöp tenekesinin dibinde bir papağan bulur ve tüm yaşamı değişir.
Yüreğimde sevginin sıcaklığını ve güzelliğini hissedebildiğim kısa ve hoş bir öykü, Luısıto.

Hayattan hiçbir beklentisi kalmamış, çocuklarından ve insanlardan kalbindeki sevgiye karşılık görememiş emekli bir öğretmenin; geçmişiyle, yalnızlığıyla ve ölümle yüzleşmesi hengâmında hiç ummadığı bir şekilde hayatına dahil olan bir papağan.Bu papağanın kalbindeki sevme pırıltısını alevlendirmesi ve tekrar yaşama umutla bakmaya vesile olması.Onunla yaşadığı dostluğun; düşündüren, hüzünlendiren, mutlu eden sıcacık hikayesi.

Sait Faik’in dediği gibi, “Bir insanı sevmekle başlar herşey.” bazen bir insanı, bazen bir hayvanı, belki bir çiçeği sevmekle de başlayabilir herşey.
Yine Sait Faik’in dediği gibi, “Burada herşey bir insanı sevmekle bitiyor.” sonucuyla yüzyüze kalmamak için biz, iyisimi herşeyin sahibine verelim gönlümüzü ve onun namına, yani razı olacağı şekilde sevelim herşeyi sevgili okur.
O zaman biten herşey, öldürmeyen şey güçlendirir misali, uyanışımıza ve varoluşumuzu gerçekleştirmemize vesile olur umarım.

Kitapla ilgisi olmasada, en azından konuyla alakası olması bakımından sözümü zamanın Bedî’sine, yani Bediüzzaman’ın özlü bir sözüne yer vererek bitirmek istiyorum. Keyifli okumalar dilerim.
“Kimin için Allah var, ona herşey var; ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur, hiçtir.”
Sözler
Harika bir gençlik romanı.. 17 yas üzeri genç kızların okumasını tavsiye ediyorum.. Ayşe Kulin tartışmasız en sevdiğim yazarlardan biri.. okunmalı...

Yazarın biyografisi

Adı:
Susanna Tamaro
Unvan:
İtalyan Yazar
Doğum:
Trieste, İtalya, 12 Aralık 1957
Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı. Trieste'de 1957 yılında doğdu, Orvieto yakınlarında kedileri ve köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar.

Her başarıya ulaşmış yazarın yaşamış olduklarını o da yaşar. İlk denemelerinde başarısız olur ama bunlara aldırmadan yoluna devam eden Tamaro “Tek Bir Ses İçin” adlı kitabıyla büyük ses getirir. ”Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” adlı bu eser de ona daha büyük bir ün kazandırır. (Bu kitap aylarca İtalya'da liste başı olmuştur.) Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.

Yazar istatistikleri

  • 235 okur beğendi.
  • 5.336 okur okudu.
  • 39 okur okuyor.
  • 1.173 okur okuyacak.
  • 66 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları