Taha Akyol

Taha Akyol

8.0/10
136 Kişi
·
474
Okunma
·
43
Beğeni
·
2.750
Gösterim
Adı:
Taha Akyol
Unvan:
Abhaz Asıllı Türk Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Yozgat, 1946
Taha Akyol, Abhaz asıllı Türk Gazeteci ve Yazar.

1946 yılında Yozgat'ta doğdu. Babası Mustafa, annesi Fatma Akyol'dur. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yazarlık mesleğine 1977 yılında Hergün gazetesinde başladı. 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Milliyetçi Hareket Partisi yönetiminde bulundu. Darbe sonrasında tutuklandı ve uzunca bir süre Mamak Cezaevi'nde yattı. Askeri mahkemede yargılandı ve beraat etti. Yankı dergisinde, Tercüman, Meydan ve Milliyet gazetelerinde çalıştı. 80'li yılların ortalarından itibaren Türk milliyetçisi çizgiden uzaklaşarak muhafazakar-liberalizme yöneldi, o alanda büyük bir boşluk doldurdu. Siyasi ve iktisadi olarak kendisi tam bir klasik liberal iken, kültür ve dış politika alanında sağ-kanat yaklaşımı benimsemektedir. Öte yandan sol düşünce literatürüne de belli bir bilgi birikimi vardır ve zaman zaman iktisadi konularda sol fikirlerden faydalanır. Halen CNN Türk program yapımcısı ve Hürriyet gazetesi'nde yazar olarak çalışmaktadır. Taha Akyol evli ve iki çocuk babasıdır ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesidir.
Damat Ferit Paşa için Wilson, 'ömrümde bundan daha büyük aptallık görmedim' dedi.... Tarihçi Mac Millan, Damat Ferit'in hayattaki tek başarısının padişahın dul kızkardeşi ile evlenmek olduğunu yazar, konuşması için adeta şakaydı nitelemesini yazar.
R. Çamuroğlu: Apandisit ameliyatı olurken hiç kimse kahvehaneye gitmez ama tarih öğrenmeye kahvehaneye gidilir Türkiye'de.
Taha Akyol
Sayfa 58 - Yakın Plan Yayınları
Yine tarihçi Justin Mc Charty'nin yazdıkları şöyledir:
Birinci Dünya Savaşı sonundaki intikamcı barış antlaşmalarının hiç biri Osmanlı'ya dayatılan kadar zalim olmadı.
Rejimler (resmi ideolojiler) güçlü oldukları zaman değil, kendilerini zayıf hissetikleri zaman sertleşir katılaşir. ..Ortadoğu Devletleri gibi )
Osmanlıların dört sünni mezhepten birisi olan ve en esneği olan "Hanefi mezhebini" kabul etmiş olmalarıydı. .
Köken olarak da"kentli" olan Hanefi fıkıh, "içtihat" denilen yaratıcı düşünceye büyük yer vererek teşkilatlı bir devletin hukuk üretmesini kolaylaşrırmıştır.
Osman Gazi'nin şehri Bursa'nın Yunan işgaline uğraması üzerine Büyük Millet Meclisi kürsüsüne siyah örtü konuldu. Bursa kurtarılıncaya kadar öyle kalacaktır.
Bugün İstanbul'da,Anadolu ve Rumeli'deki birçok kilisenin önünde,eğer zamanın tahribatına,insanların ihmaline ve antikacıların hırsızlığına maruz kalmadıysa, hemen hemen her kilise önünde bir II.Mahmud Çeşmesi bulunur. Demek ki o, bir imparatorluğun, muhtelif dinlerden ve dillerden oluşan bir tebaanın başında olduğunun şuurundadır.
Yorgun Britanya ordusunun Anadolu işgalini yapacak hali yoktu. "Para bizden, can sizden" hesabıyla Venizelos'un Megalo idea'sı adeta desteklendi.
...Tek akıllı adam, gelecekte faşist diye suçlanacak olan Metaksas'tı. Metaksas "Bize küçük ve onurlu Yunanistan yeter, Küçük Asya'da yapacağımız bir şey yok" diyordu.
23 Ağustos 1514 te Çaldıran da Yavuz Sultân Selim ile Şah İsmail Safavi karşılaştığında sadece askerler değil, aynı zamanda iki farklı sosyolojik yapı savaşacaktı.
Kitap rahat,kolay anlaşılır ve akıcı bir dille yazılmış. Zaten soru-cevap şeklinde olması akıcılığa oldukça fayda sağlıyor. Eser, tek bir konunun derinlemesine irdelenmesi için yazılmamış; birçok konu hakkında birçok faydalı ve ezberbozan bazı bilgiler içeriyor. Bahsedilen konulardan şöyle bir söz etmek gerekirse: Kanuni hakkında bazı bilgiler, kendisine ne zaman Kanuni denmeye başlandığı, harem, harem nüfusu, batılıların zihninde harem hakkında oluşan imajın sebebi ve bunun ne zaman ortaya çıktığı,(Makbul/Maktül)İbrahim Paşa, Şimşirlik, Şehzade Mustafa, Cem Sultan, Avrupa'daki ve Osmanlı'daki veraset sisteminin karşılaştırması, Hint Deniz Seferleri'nin önemi, Coğrafi Keşifler, Avrupa'da ve Osmanlı'da üretim, Mustafa Reşit Paşa Cevdet Paşa gibi önemli kişiler hakkında bazı bilgiler, Modernleşme sürecine Sultan Abdülhamid'in katkısı, İsrail kelimesi, Yahudiler ve Tevratla ilgili bilgiler, Sabetayizm, Siyonizm, inançlar konusunda bazı karşılaştırmalar, I.Dünya Savaşında Osmanlı ve Milli mücadele...
Liste genel olarak bu şekilde ancak benim burada bahsetmediğim, aklınıza gelebilecek bir hayli konunun ve sorunun cevabını bu kitapta bulabilirsiniz. Ayrıca bazı yer isimlerinin nereden geldiği, kaynağını farklı bildiğimiz bazı terim ve şiirlerin asıl kaynaklarının kimler olduğu da bu kitaptan öğrenilebilecek şeyler arasında. Ben okurken oldukça zevk aldım. Tarihle ilgilenen,İlber Hoca'nın dağınık ama cevher dolu anlatımını seven ve detaylardan hoşlanan herkese tavsiye ederim.
Taha Akyol'un 1912-13 Rumeli'ne Elveda ve 1914-15 Türkler ve Ermeniler kitaplarından sonra 1919-20 kitabı... Belgesel tadında, hatta gerçekten de belgesel özelliği olan bir kitap...

Akyol'un bütün kitapları gibi bu da çok başarılı. Hem içerik hem de dil olarak fevkalade. Kitap, Türk tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden biri olan 1919-20 senelerini anlatıyor. Harpten mağlup çıkılmıştır ve işgaller başlamıştır. Ve büyük Atatürk sahne alacaktır...

Tabii ki tek başına değil. Büyük komutan, vatanperver Kâzım Karabekir Paşa, Rauf Orbay gibi değerli şahsiyetleri burada daha da tanıyoruz. Arap isyanları, Milli Mücadelenin filizlenmesi, yaşanan güçlükler, dünya siyaseti, işgal kuvvetleri, mandacılar, Wilson prensipleri, kongreler, Istanbul hükümetleri, pasif ve çaresiz padişah, azınlıkların tavırları ve daha pek çok şeye rastlıyoruz.

Fanatik Türk düşmanı İngiliz başbakanı Lloyd George, ondan aşağı olmayan Fransız başbakanı Cleamenceu, muhteris Yunan Venizelos, isyancı Arap emiri Hüseyin gibi tiplerle birlikte gerçek bir vatan haini prototipi olan Damat Ferit gibiler de kitapta yer buluyorlar.
Taha Akyol'un daha önce Rumeli'ye Elveda ile başlattığı 1900'lü yılların Türkiye'si belgesel serisinin 1921-22 dönemini anlatan kitabı. Çok başarılı bir belgesel kitap olduğunu söylemem lazım. Akyol, 1921-22 döneminden önce bizi Mondros Ateşkesi'nin olduğu 1918'e götürüyor ve Atatürk'ün 1919'daki serüvenini de anlatıyor. Yani kitap aslında 1918-1922 dönemini anlatmakta...

Kitabın dili çok iyi; hiç sıkmıyor. Konular, kişiler yerli yerinde ve net bir anlatımı var. Fotoğraflarla desteklenen, belgeli bilgiler ışığında Milli Mücadele'yi çok daha iyi anlıyoruz. Atatürk'ün nasıl gerçek bir kahraman, yiğit adam ve başkomutan olduğunu görebiliyoruz. çünkü dönemin şartları çok iyi bir şekilde verilmiş; dönemin kötü şartları tabii...

Milli Mücadele yıllarına Yunan tarafından da bakabiliyoruz bu eserde. Ne hayal ettiler, neler yaptılar, iç politikalarında neler yaşandı? Tabii İngiltere'nin nasıl maşası oldular? Mütareke yıllarında Sovyetler'le olan ilişkiler, iç politikamız, askeri durumumuz, İngiltere'nin tutumu... Ve daha pek çok şeyi öğrenebiliyoruz. Çokça istifade ettiğim bir eser oldu.
Taha Akyol’un son kitabı 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler için tek kelimeyle ‘harikulade’ bir kitap diyebilirim. Aslında kitap CNN Türk’te 10 bölüm halinde yayımlanmış olan bir belgeselin genişletilmiş hali. Ancak benim gibi TV seyretme alışkanlığı az olan, kitap okurları için fevkalade güzel bir çalışma olmuş.
1914 ve 1915 yılları Osmanlı Türk tarihinin en kritik dönemlerinden birisidir. Utanç verici ve ağır sonuçlar barındıran Balkan mağlubiyetinin ardından Birinci Dünya Savaşına girmek üzere olan Osmanlı Devletinin başında pek çok sıkıntı da vardır. İşte onlardan birisi de ağırlıklı olarak Doğu Anadolu vilayetlerinde görülen Ermeni isyanlarıdır.

Akyol, çok başarılı bir araştırmacı. Ayrıca kendini takip ettiren bir üsluba ve bakış açısına da sahip. Bu anlamda kitap daha önceki kitaplarından Rumeli’ye Elveda ve Ortak Acı -1915’ten de kesitler taşıyan bir çalışma. Aslında bu anlamda kitabın ismine küçük bir itiraz gelebilir. Öyle ki, sıkı bir okuru olarak ben bile 1914-1915’e ne kadar ilgi duyduysam ‘Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler’ alt başlığına da o kadar mesafeli durdum. Çünkü zaten Ortak Acı -1915 adlı bir kitabı vardı. Acaba, tekrarlar mı olacak diye düşündüğümü söylemeliyim. Ancak vaziyet hiç de öyle değildi. 320 sayfalık kitapta Ermeni meselesi 211’den itibaren ele alınıyor.

Kitap 10 bölümden müteşekkil. Ağırlıklı olarak 1914 ve 15 yılları geçse de öncesine ait pek çok hadise ve şartların oluşması da gayet güzel bir şekilde anlatılıyor. İlk bölümde ‘Devler Karşısında Osmanlı’ deniliyor ve 20. Asra girerken dünyanın genel durumu ve Osmanlı’nın bunun karşısındaki ahvali resmediliyor. İngiltere, Fransa ve Rusya üçgeninde yapayalnız kalan Osmanlı’yı Almanlara yakınlaştıran sebepler çok iyi bir şekilde anlatılmış. Sonrasında ise II. Abdülhamid’le başlayan Türk-Alman yakınlaşması anlatılıyor. İttihat ve Terakki’nin yönetimi ele geçirmesi, Balkan Savaşları…

İttihatçıların aslında hemen Alman safına geçmeyip, İngiltere, Fransa ve hatta Rusya ile ittifak kurma çabaları da yer buluyor kitapta. Alman İmparatoru Wilhelm’in Türkiye ziyaretleri ve devrin ruh hali yine iyi anlatılmış.

Harbin patlak vermesinin ardından Osmanlı’nın savaşa giriş hikayesi de oldukça doyurucu bir şekilde işlenmiş. Özellikle İngiltere’nin parasını bizden alıp da üstüne yattığı iki zırhlı üzerinde Yavuz ve Midilli’ye geçiş süreci iyi işlenmiş. Sarıkamış, Çanakkale ve Kanal harekatları başta olmak üzere savaş şartları da teferruatlı bir şekilde verilmiş. Devrin bütün önemli aktörlerini o satırlarda bulabiliyoruz. Açıkçası ben çok şey öğrendim…

Kitabın son birkaç bölümü ise Ermeni meselesine ayrılmış. Ermenilerin isyanları, çıkan olaylar, Rusya’nın etkisi ve yüzyıldır tartışılan o meşhur Tehcir Kanunu… Kanun niçin çıktı ve ortada gerçekten bir soykırım var mı gibi soruları merkeze alan harika bir anlatım var.

Akyol’un Ortak Acı – 1915’ten de bildiğimiz temel tezi şu; ortada bir soykırım yok ancak karşılıklı mukatele var. Buna ortak acı diyebiliriz. Çünkü maalesef hayatının kaybeden, zulme uğrayan çok sayıda Ermeni sivil var. Bu bir gerçek. Bunun inkar edilmesi mümkün de değil doğru da değil. Lakin aynı şekilde Ermeni çetelerinin katlettiği çok ciddi sayıda bir Müslüman nüfus da var. Osmanlı’nın tehciri çıkarmasındaki esas maksat asla bir soykırım değildir. Savaş şartlarında kendi güvenliğini sağlamak için yapılan bir hamledir.

Demem o ki, 1914 ve 1915’in Türk tarihindeki, Anadolu coğrafyasındaki karşılığını görmek için bu kitap çok ideal ve başarılı…
Eric Hoffer'in Kesin inançlılar kitabının yerli versiyonu gibi. Biraz daha yerel ve politik ayrıntı var. Sonuçta çelişkileri, olumsuzlukları ve ihmalleri çok iyi irdelemiş ve öneriler de sunmuş. Yakın tarihi de tanımak ve anlamak için okumakta fayda var.
Bilimsel bakışın önemini ve bilimin de yalnız başına çözüm olmadığını vurguluyor.
İdeolojilerin ferde ve topluma yansıttığı olumsuzluklara mercek tutmuş.
Beğeni ile okuyacağınızı umuyorum.
29.08.2017
Ali Rıza Malkoç
Gerçekten çok güzel mezhep ve devlet anlayışını sosyolojik bir bakışla anlatan bir kitap.Tarihte yaşamış kimi isyanlar kimi savaşların temelinde mezhep din kaynaklı olmadığını delillerle sunmuş.Osmanlı ve iranda ki medrese ulemanın devlet üzerindeki rolü ve Osmanlının sünni mezhebi olan Hanefi anlayışının Osmanlıyı çağının en modern imparatorluğuna getirdiğini söylüyor.Osmanlının devlet geleneği ile İranın devlet geleneğini karşılaştıran bir kitap okumaya değer.
Lozan Antlaşması sadece sınırları belirleyen sıradan bir barış antlaşması değildir. Bu çetin müzakereler sırasında kapitülasyonlar, azınlıkların statüsü, dış borçlar ve laiklik gibi konular da çok tartışılmıştır.
Bunlar iki yüzyıllık "şark meselesi"nin sorunlarıdır ve Lozan'da sonuca bağlanmıştır.
Kitap, İlber Ortaylı ile Taha Akyol arasında soru cevap şeklinde ilerliyor. Belli bir konuya bağlı kalmaması dolayısıyla insan okurken sıkılmıyor. Tarih severler için ganimet değerinde bir kitap :)
Ulu Önder bir politikacıydı. Bu kitap politik manevralarıyla bir siyasi dehayı aktarıyor. Taha Akyol susuyor, belgeler konuşuyor. Belgeler susuyor, gerçekler anlatıyor. Politik bir manevranın öyküsüdür bu kitap bu sebeplerle. Demokrasi nedir diye sorsam, mırın kırın edersiniz oturun mu mücadelenin başını okuyun.
Ben bu kitapta zaten çok büyük saygı duyduğum Kazım Karabekir Paşaya bir kez daha hayranlık duydum ama yanında çok önemli bir karakter daha keşfettim; Rauf Orbay... Milli Mücadelenin tarihinin çok yönlü bir araştırması olmuş. Taha Akyol çok önemli bir çalışmaya imza atmış. İstiklal Harbinin kazanılmasında muhafazakarların İslam ruhu ile Bolşeviklerin paraları esas rolü üstlenirken yeni devlet her ikisini de tasfiye etmiştir. Atatürk yanlısı bir dili var elbette ama yüceltilmemiş; siyasetten doğan hataları, geri dönüşleri, sözünü tutmamaları anlatılmış. Çok önemli cümleler var içerisinde...

Musul sorunuyla ilgili anlatılanlar, Lozan değerlendirmeleri çok önemli... Devrin siyasi panoraması bütün yalınlığıyla resmedilmiş. Dili de gayet akıcı, tavsiye edilir...

Yazarın biyografisi

Adı:
Taha Akyol
Unvan:
Abhaz Asıllı Türk Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Yozgat, 1946
Taha Akyol, Abhaz asıllı Türk Gazeteci ve Yazar.

1946 yılında Yozgat'ta doğdu. Babası Mustafa, annesi Fatma Akyol'dur. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yazarlık mesleğine 1977 yılında Hergün gazetesinde başladı. 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Milliyetçi Hareket Partisi yönetiminde bulundu. Darbe sonrasında tutuklandı ve uzunca bir süre Mamak Cezaevi'nde yattı. Askeri mahkemede yargılandı ve beraat etti. Yankı dergisinde, Tercüman, Meydan ve Milliyet gazetelerinde çalıştı. 80'li yılların ortalarından itibaren Türk milliyetçisi çizgiden uzaklaşarak muhafazakar-liberalizme yöneldi, o alanda büyük bir boşluk doldurdu. Siyasi ve iktisadi olarak kendisi tam bir klasik liberal iken, kültür ve dış politika alanında sağ-kanat yaklaşımı benimsemektedir. Öte yandan sol düşünce literatürüne de belli bir bilgi birikimi vardır ve zaman zaman iktisadi konularda sol fikirlerden faydalanır. Halen CNN Türk program yapımcısı ve Hürriyet gazetesi'nde yazar olarak çalışmaktadır. Taha Akyol evli ve iki çocuk babasıdır ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesidir.

Yazar istatistikleri

  • 43 okur beğendi.
  • 474 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 486 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları