Taha Akyol

Taha Akyol

Yazar
8.1/10
214 Kişi
·
712
Okunma
·
53
Beğeni
·
3.091
Gösterim
Adı:
Taha Akyol
Unvan:
Abhaz Asıllı Türk Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Yozgat, 1946
Taha Akyol, Abhaz asıllı Türk Gazeteci ve Yazar.

1946 yılında Yozgat'ta doğdu. Babası Mustafa, annesi Fatma Akyol'dur. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yazarlık mesleğine 1977 yılında Hergün gazetesinde başladı. 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Milliyetçi Hareket Partisi yönetiminde bulundu. Darbe sonrasında tutuklandı ve uzunca bir süre Mamak Cezaevi'nde yattı. Askeri mahkemede yargılandı ve beraat etti. Yankı dergisinde, Tercüman, Meydan ve Milliyet gazetelerinde çalıştı. 80'li yılların ortalarından itibaren Türk milliyetçisi çizgiden uzaklaşarak muhafazakar-liberalizme yöneldi, o alanda büyük bir boşluk doldurdu. Siyasi ve iktisadi olarak kendisi tam bir klasik liberal iken, kültür ve dış politika alanında sağ-kanat yaklaşımı benimsemektedir. Öte yandan sol düşünce literatürüne de belli bir bilgi birikimi vardır ve zaman zaman iktisadi konularda sol fikirlerden faydalanır. Halen CNN Türk program yapımcısı ve Hürriyet gazetesi'nde yazar olarak çalışmaktadır. Taha Akyol evli ve iki çocuk babasıdır ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesidir.
"Tarihçilik müzik, resim, şiir gibi doğal yetenek ister... Tarihçi doğmayan tarihçi olmaya çalışabilir, belki uluslararası iyi bir araştırıcı da olabilir. Gerçek tarihçi olmak için öncelikle mütefekkir (düşünür) olmak gerekir."
Taha Akyol
Sayfa 7 - Timaş Yayınları
"Şöyle bir anımı anlatayım:O zamanki Cumhurbaşkanı Herzog'un da katıldığı, İsrail'deki 500. Yıl şenliklerine gitmiştik. Hızlı çekim bir film gösteriminde, M. Kemal Atatürk'ün görüntüsü çıktığı an bütün salon ayağa kalkıp alkışlamaya başladı."
Taha Akyol
Sayfa 67 - Timaş yayınları
Damat Ferit Paşa için Wilson, 'ömrümde bundan daha büyük aptallık görmedim' dedi.... Tarihçi Mac Millan, Damat Ferit'in hayattaki tek başarısının padişahın dul kızkardeşi ile evlenmek olduğunu yazar, konuşması için adeta şakaydı nitelemesini yazar.
Kur'an'da dörde kadar evlenme, bir tavsiye bile değil, bir izindir, yani sadece "caiz"dir; Kur'an'ın asıl tercihi, tek - karılı evliliktir. Evlenilen kadınlar arasında adalet sağlan­ması emredilmiş ve hiçbir zaman bu adaletin sağlanamayacağı da vurgulanarak, aslında, tek eşli evlilik tercih ve teşvik edilmiş­tir. (Nisa suresi, 3)
Bugünkü İslamcıların da laikçilerin de zannetti­ğinin aksine, İslamda da devletin rasyonel 'yasama' alanı çok geniştir. Hz. Ômer'in bazı Kur'an ayetlerinin bulunduğu konu­larda bile içtihat yaptığını ve bazı değişikliklerle putperest İran'ın vergi hukukunu aldığını hatırlayalım.
Safevi kuvvetleri İran’da bir baştan öbür başa yürürken, Sünnilere kılıç zoruyla Şiiliği empoze etmiş, bunu kabul etmek istemeyen Sünnilere karşı gaddarca davranılmış ve çoğu öldürülmüştür
"Tarihi besleyecek birtakım kavramların oturmamış olması önemli bir eksikliğimizdir. Bu kavramların oturması için hukuk bilgisi, ciddi bir din bilgisi, ciddi bir dil ve edebiyat bilgisine ihtiyaç vardır."
O Türkiye’de demokrasi olacağı açıktır ; doğrusu , ben başka şeylerden çekiniyorum.Kimlik bunalımlarına düşmememiz , bu sorunları halletmemiz gerekir; çünkü en önemlisi odur.
Evrensel kültürü tanımak da film seyretmekle başarılamaz; buna uygun bir eğitim gereklidir.21.yüzyıla gayet dinamik ve nispeten iyi eğitilmiş , genç bir nüfusla giriyoruz.En kıymetli unsur olan gençliği harcamamak , gençleri dikkatle yetiştirmek ve değerlendirmek zorundayız.
Hiç sıkılmadan okuduğum bir tarih kitabı.Sade, akıcı, anlaşılır bir üslupla yazılmış soru-cevap şeklinde ilerliyor. Ben okurken çok keyif aldım tavsiye ederim :)
183 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap rahat,kolay anlaşılır ve akıcı bir dille yazılmış. Zaten soru-cevap şeklinde olması akıcılığa oldukça fayda sağlıyor. Eser, tek bir konunun derinlemesine irdelenmesi için yazılmamış; birçok konu hakkında birçok faydalı ve ezberbozan bazı bilgiler içeriyor. Bahsedilen konulardan şöyle bir söz etmek gerekirse: Kanuni hakkında bazı bilgiler, kendisine ne zaman Kanuni denmeye başlandığı, harem, harem nüfusu, batılıların zihninde harem hakkında oluşan imajın sebebi ve bunun ne zaman ortaya çıktığı,(Makbul/Maktül)İbrahim Paşa, Şimşirlik, Şehzade Mustafa, Cem Sultan, Avrupa'daki ve Osmanlı'daki veraset sisteminin karşılaştırması, Hint Deniz Seferleri'nin önemi, Coğrafi Keşifler, Avrupa'da ve Osmanlı'da üretim, Mustafa Reşit Paşa Cevdet Paşa gibi önemli kişiler hakkında bazı bilgiler, Modernleşme sürecine Sultan Abdülhamid'in katkısı, İsrail kelimesi, Yahudiler ve Tevratla ilgili bilgiler, Sabetayizm, Siyonizm, inançlar konusunda bazı karşılaştırmalar, I.Dünya Savaşında Osmanlı ve Milli mücadele...
Liste genel olarak bu şekilde ancak benim burada bahsetmediğim, aklınıza gelebilecek bir hayli konunun ve sorunun cevabını bu kitapta bulabilirsiniz. Ayrıca bazı yer isimlerinin nereden geldiği, kaynağını farklı bildiğimiz bazı terim ve şiirlerin asıl kaynaklarının kimler olduğu da bu kitaptan öğrenilebilecek şeyler arasında. Ben okurken oldukça zevk aldım. Tarihle ilgilenen,İlber Hoca'nın dağınık ama cevher dolu anlatımını seven ve detaylardan hoşlanan herkese tavsiye ederim.
308 syf.
Taha Akyol'un 1912-13 Rumeli'ne Elveda ve 1914-15 Türkler ve Ermeniler kitaplarından sonra 1919-20 kitabı... Belgesel tadında, hatta gerçekten de belgesel özelliği olan bir kitap...

Akyol'un bütün kitapları gibi bu da çok başarılı. Hem içerik hem de dil olarak fevkalade. Kitap, Türk tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden biri olan 1919-20 senelerini anlatıyor. Harpten mağlup çıkılmıştır ve işgaller başlamıştır. Ve büyük Atatürk sahne alacaktır...

Tabii ki tek başına değil. Büyük komutan, vatanperver Kâzım Karabekir Paşa, Rauf Orbay gibi değerli şahsiyetleri burada daha da tanıyoruz. Arap isyanları, Milli Mücadelenin filizlenmesi, yaşanan güçlükler, dünya siyaseti, işgal kuvvetleri, mandacılar, Wilson prensipleri, kongreler, Istanbul hükümetleri, pasif ve çaresiz padişah, azınlıkların tavırları ve daha pek çok şeye rastlıyoruz.

Fanatik Türk düşmanı İngiliz başbakanı Lloyd George, ondan aşağı olmayan Fransız başbakanı Cleamenceu, muhteris Yunan Venizelos, isyancı Arap emiri Hüseyin gibi tiplerle birlikte gerçek bir vatan haini prototipi olan Damat Ferit gibiler de kitapta yer buluyorlar.
262 syf.
·16 günde·9/10
Derinlemesine bilgi yükü içeren güzel bir araştırma kitabı. Osmanlı ve İran Devleti ile ilişkileri, adli-siyasi-dini-ekonomik konularda birçok yerli ve yabancı tarihçilerden alıntılar yapılmış. Devlet yönetimi hakkında birçok hata ve karşılaştırma yapılmış. Osmanlı'nın İran'dan üstün kısımlarına yer verilmiş. Osmanlı'nın Doğuş-Yükselme ve Gerileme dönemlerindeki yukarda bahsettiğim konuları üzerindeki gelişmeleri, Anadolu'daki alevi halkın düşünce tarzını, İran'daki Şii halkın devlet yönetimindense ulema takımın sözüne daha fazla değer vermesi ve neticesinde çeşitli zamanlarda ayaklanmalar olması... İran'ın 1979 devrim öncesindeki dönemde eğitim, üretim, ekonomik alanlardaki sıçrayışı.
İran'daki göçer halkın uzun yıllarca devam etmesi ülkenin gelişmesini olumsuz yönde etkilemesini buna nazaran Anadoluda göçerlerin daha erken zamanlarda yerleşik hayata geçmesi pozitif anlamda ülkeye katkı sağladığını öğrenmekteyiz.

Taha Akyol'un okuduğum ilk kitabıydı, severek okudum tavsiye ediyorum. Herkese iyi okumalar.
440 syf.
Taha Akyol'un daha önce Rumeli'ye Elveda ile başlattığı 1900'lü yılların Türkiye'si belgesel serisinin 1921-22 dönemini anlatan kitabı. Çok başarılı bir belgesel kitap olduğunu söylemem lazım. Akyol, 1921-22 döneminden önce bizi Mondros Ateşkesi'nin olduğu 1918'e götürüyor ve Atatürk'ün 1919'daki serüvenini de anlatıyor. Yani kitap aslında 1918-1922 dönemini anlatmakta...

Kitabın dili çok iyi; hiç sıkmıyor. Konular, kişiler yerli yerinde ve net bir anlatımı var. Fotoğraflarla desteklenen, belgeli bilgiler ışığında Milli Mücadele'yi çok daha iyi anlıyoruz. Atatürk'ün nasıl gerçek bir kahraman, yiğit adam ve başkomutan olduğunu görebiliyoruz. çünkü dönemin şartları çok iyi bir şekilde verilmiş; dönemin kötü şartları tabii...

Milli Mücadele yıllarına Yunan tarafından da bakabiliyoruz bu eserde. Ne hayal ettiler, neler yaptılar, iç politikalarında neler yaşandı? Tabii İngiltere'nin nasıl maşası oldular? Mütareke yıllarında Sovyetler'le olan ilişkiler, iç politikamız, askeri durumumuz, İngiltere'nin tutumu... Ve daha pek çok şeyi öğrenebiliyoruz. Çokça istifade ettiğim bir eser oldu.
320 syf.
Taha Akyol’un son kitabı 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler için tek kelimeyle ‘harikulade’ bir kitap diyebilirim. Aslında kitap CNN Türk’te 10 bölüm halinde yayımlanmış olan bir belgeselin genişletilmiş hali. Ancak benim gibi TV seyretme alışkanlığı az olan, kitap okurları için fevkalade güzel bir çalışma olmuş.
1914 ve 1915 yılları Osmanlı Türk tarihinin en kritik dönemlerinden birisidir. Utanç verici ve ağır sonuçlar barındıran Balkan mağlubiyetinin ardından Birinci Dünya Savaşına girmek üzere olan Osmanlı Devletinin başında pek çok sıkıntı da vardır. İşte onlardan birisi de ağırlıklı olarak Doğu Anadolu vilayetlerinde görülen Ermeni isyanlarıdır.

Akyol, çok başarılı bir araştırmacı. Ayrıca kendini takip ettiren bir üsluba ve bakış açısına da sahip. Bu anlamda kitap daha önceki kitaplarından Rumeli’ye Elveda ve Ortak Acı -1915’ten de kesitler taşıyan bir çalışma. Aslında bu anlamda kitabın ismine küçük bir itiraz gelebilir. Öyle ki, sıkı bir okuru olarak ben bile 1914-1915’e ne kadar ilgi duyduysam ‘Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler’ alt başlığına da o kadar mesafeli durdum. Çünkü zaten Ortak Acı -1915 adlı bir kitabı vardı. Acaba, tekrarlar mı olacak diye düşündüğümü söylemeliyim. Ancak vaziyet hiç de öyle değildi. 320 sayfalık kitapta Ermeni meselesi 211’den itibaren ele alınıyor.

Kitap 10 bölümden müteşekkil. Ağırlıklı olarak 1914 ve 15 yılları geçse de öncesine ait pek çok hadise ve şartların oluşması da gayet güzel bir şekilde anlatılıyor. İlk bölümde ‘Devler Karşısında Osmanlı’ deniliyor ve 20. Asra girerken dünyanın genel durumu ve Osmanlı’nın bunun karşısındaki ahvali resmediliyor. İngiltere, Fransa ve Rusya üçgeninde yapayalnız kalan Osmanlı’yı Almanlara yakınlaştıran sebepler çok iyi bir şekilde anlatılmış. Sonrasında ise II. Abdülhamid’le başlayan Türk-Alman yakınlaşması anlatılıyor. İttihat ve Terakki’nin yönetimi ele geçirmesi, Balkan Savaşları…

İttihatçıların aslında hemen Alman safına geçmeyip, İngiltere, Fransa ve hatta Rusya ile ittifak kurma çabaları da yer buluyor kitapta. Alman İmparatoru Wilhelm’in Türkiye ziyaretleri ve devrin ruh hali yine iyi anlatılmış.

Harbin patlak vermesinin ardından Osmanlı’nın savaşa giriş hikayesi de oldukça doyurucu bir şekilde işlenmiş. Özellikle İngiltere’nin parasını bizden alıp da üstüne yattığı iki zırhlı üzerinde Yavuz ve Midilli’ye geçiş süreci iyi işlenmiş. Sarıkamış, Çanakkale ve Kanal harekatları başta olmak üzere savaş şartları da teferruatlı bir şekilde verilmiş. Devrin bütün önemli aktörlerini o satırlarda bulabiliyoruz. Açıkçası ben çok şey öğrendim…

Kitabın son birkaç bölümü ise Ermeni meselesine ayrılmış. Ermenilerin isyanları, çıkan olaylar, Rusya’nın etkisi ve yüzyıldır tartışılan o meşhur Tehcir Kanunu… Kanun niçin çıktı ve ortada gerçekten bir soykırım var mı gibi soruları merkeze alan harika bir anlatım var.

Akyol’un Ortak Acı – 1915’ten de bildiğimiz temel tezi şu; ortada bir soykırım yok ancak karşılıklı mukatele var. Buna ortak acı diyebiliriz. Çünkü maalesef hayatının kaybeden, zulme uğrayan çok sayıda Ermeni sivil var. Bu bir gerçek. Bunun inkar edilmesi mümkün de değil doğru da değil. Lakin aynı şekilde Ermeni çetelerinin katlettiği çok ciddi sayıda bir Müslüman nüfus da var. Osmanlı’nın tehciri çıkarmasındaki esas maksat asla bir soykırım değildir. Savaş şartlarında kendi güvenliğini sağlamak için yapılan bir hamledir.

Demem o ki, 1914 ve 1915’in Türk tarihindeki, Anadolu coğrafyasındaki karşılığını görmek için bu kitap çok ideal ve başarılı…
229 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Eric Hoffer'in Kesin inançlılar kitabının yerli versiyonu gibi. Biraz daha yerel ve politik ayrıntı var. Sonuçta çelişkileri, olumsuzlukları ve ihmalleri çok iyi irdelemiş ve öneriler de sunmuş. Yakın tarihi de tanımak ve anlamak için okumakta fayda var.
Bilimsel bakışın önemini ve bilimin de yalnız başına çözüm olmadığını vurguluyor.
İdeolojilerin ferde ve topluma yansıttığı olumsuzluklara mercek tutmuş.
Beğeni ile okuyacağınızı umuyorum.
29.08.2017
Ali Rıza Malkoç
176 syf.
·5 günde·8/10
Taha Akyol soruyor, İlber Ortaylı cevaplıyor. Aşağı yukarı bizi ilgilendirebilecek her alandan soru ve cevaplar mevcut kitapta.
Osmanlı bünyesinde barınan Ermeni ve Musevilerle ilgili epey açıklayıcı notlar var.
Tarihçilik üzerine de durmuş, hoşgörüsü ve anlayışı tam da olması gerektiği kadar İlber Hoca'nın.
Net cevaplar vermiyor, biraz lafı dolandırıyor gibi geldi ama bu da onun tarzı demek ki.
Okunmalı.
183 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitap, İlber Ortaylı ile Taha Akyol arasında soru cevap şeklinde ilerliyor. Belli bir konuya bağlı kalmaması dolayısıyla insan okurken sıkılmıyor. Tarih severler için ganimet değerinde bir kitap :)
632 syf.
·Puan vermedi
Ulu Önder bir politikacıydı. Bu kitap politik manevralarıyla bir siyasi dehayı aktarıyor. Taha Akyol susuyor, belgeler konuşuyor. Belgeler susuyor, gerçekler anlatıyor. Politik bir manevranın öyküsüdür bu kitap bu sebeplerle. Demokrasi nedir diye sorsam, mırın kırın edersiniz oturun mu mücadelenin başını okuyun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Taha Akyol
Unvan:
Abhaz Asıllı Türk Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Yozgat, 1946
Taha Akyol, Abhaz asıllı Türk Gazeteci ve Yazar.

1946 yılında Yozgat'ta doğdu. Babası Mustafa, annesi Fatma Akyol'dur. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yazarlık mesleğine 1977 yılında Hergün gazetesinde başladı. 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Milliyetçi Hareket Partisi yönetiminde bulundu. Darbe sonrasında tutuklandı ve uzunca bir süre Mamak Cezaevi'nde yattı. Askeri mahkemede yargılandı ve beraat etti. Yankı dergisinde, Tercüman, Meydan ve Milliyet gazetelerinde çalıştı. 80'li yılların ortalarından itibaren Türk milliyetçisi çizgiden uzaklaşarak muhafazakar-liberalizme yöneldi, o alanda büyük bir boşluk doldurdu. Siyasi ve iktisadi olarak kendisi tam bir klasik liberal iken, kültür ve dış politika alanında sağ-kanat yaklaşımı benimsemektedir. Öte yandan sol düşünce literatürüne de belli bir bilgi birikimi vardır ve zaman zaman iktisadi konularda sol fikirlerden faydalanır. Halen CNN Türk program yapımcısı ve Hürriyet gazetesi'nde yazar olarak çalışmaktadır. Taha Akyol evli ve iki çocuk babasıdır ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesidir.

Yazar istatistikleri

  • 53 okur beğendi.
  • 712 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 682 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları