Tahereh Mafi

Tahereh Mafi

Yazar
8.5/10
125 Kişi
·
273
Okunma
·
22
Beğeni
·
2.303
Gösterim
Adı:
Tahereh Mafi
Unvan:
Yazar
Doğum:
1988
Tahereh Mafi (1988 doğumlu) Connecticut'taki küçük bir kasabada dünyaya geldi .Ailenin en küçük çocuğu ve dört büyük kardeşi var.Mafi, Irvine, California'daki University High School'tan mezun oldu.Sekiz farklı dilde farklı düzeylerde yetkinliğe sahiptir.Üniversitede bir dönem boyunca yurtdışında İspanya'nın Barselona şehrinde öğrenim gördü.İlk romanı Shatter Me'yi yazmadan önce Mafi, bir kitabın nasıl yazıldığını daha iyi anlamak için beş el yazması yazdığını belirtti.
Mafi şu anda Santa Monica, California'da ikamet ediyor ve burada yazmaya devam ediyor. 2013'te yazar Ransom Riggs ile evlendi
"Yaşıyorsan gülersin. Daha önce hiç gerçek anlamda yaşamamıştım."
Tahereh Mafi
Sayfa 186 - Dex Kitap
Hiçbir silah, kılıç, ordu ya da kral, cümlelerden daha güçlü olamaz. Kılıçlar seni kesip öldürür ama kelimeler iliğine kadar saplanır kalır ve seni yaşayan bir cesede çevirir, o saplandıkları yerde kanatır da kanatır.
Tahereh Mafi
Sayfa 123 - Dex
Hayatım, beton kalıplara dökülmüş, kaçırılmış fırsatların 4 duvarıydı.
Tahereh Mafi
Sayfa 26 - Dex Kitap
"Yağmur damlalarını hep merak etmişimdir.
Hep nasıl aşağı düştüklerini, kendi ayaklarına takıldıklarını, bacaklarını kırdıklarını ve tam gökyüzünden yuvarlanarak meçhul bir sona ilerlediklerini merak ederdim. Sanki birileri ceplerini yere boşaltıyor, içindekilerin nereye düştüklerini umursamıyor, yağmur damlalarının yere düşünce patlamalarını, yere düşünce parçalanmalarını, insanların, yağmur damlalarının kapılarına vurmaya cüret ettiği günlere sövdüklerini umursamıyordu.
Ben bir yağmur damlasıydım"
But the fire of true hatred, I realize, cannot exist without the oxygen of affection.
Tahereh Mafi
Sayfa 19 - HarperCollins, Warner
"...Nefret dolusun değil mi? Öfke? Hayal kırıklığı? Bir şey yapmak için can atıyorsun değil mi? Birisi olmak için?"
"Hayır."
"Tabii ki öyle. Tıpkı benim gibisin."
Tahereh Mafi
Sayfa 122 - Dex Kitap, Warner, Juliette
But sometimes I get so tired that I'm not allowed to wish for things anymore and I find myself wishing for the one thing I've always wanted.
Tahereh Mafi
HarperCollins, Juliette
39. Günün sonunda bitti. Ve sitemle başlamak istiyorum, 'Neden hesapta olmayan bir kitap daha yazdınız hanımefendi?' Diye sormak istiyorum. Ignite Me'nin sonu açıktı ama böyle bir devam kitabı gelmese de sorun olmazdı. Hiç alınmazdım. Ignite Me bittikten sonra bu kitabı aşırı merak ediyordum. Hemen gelsin istiyordum, zaten bu yüzden- merakım yüzünden çeviriyi beklemeden hemen atladım kitaba. Aferin bana.

Aslında anlayabiliyorum, sonuçta bu seri dizi olacak ve dizinin uzun soluklu olacağı kesin. Sadece üç kitaplık konu yetmeyeceği için, devamı neden yazılmasın? Yazılsın tabi yazılsın ama ben bundan sonra okumam. Diziyi izlerim artık devam kitaplarında neler olduğunu oradan öğrenirim. Türkçe okuduğumu düşünsem en fazla 6-7 saatimi alır bir kitabını bitirmek. Dizi izlersem daha kârlı olurum ve sıkılırsam da atlatabilirim...

Uzun uzun, ne yazabilirim diye düşününce pek bir şey gelmiyor aklıma. Sadece ilk üç kitaptan çok farklıydı, konu o kadar sapmış ki. Tamam bende merak ediyordum Juliette'in annesini babasını falan ama detaylı olarak okumak istemiyordum yani. Daha fazla Warner ve Juliette okurum sanıyordum. Aralarına böyle yoktan yere mesafe girmesini hiç beklemiyordum.

Bu kitap yeni bir seriye giriş gibi bir şey olmuş, hatta belki de öyledir. Hiç bilmiyorum. Okumamın nedeni diğer kitaplarda da olduğu gibi sadece Warner'dı. O olmasa Kenji, Juliette falan umurumda değil. Bu kitapta Warner olduğu halde okumak istemedim. Yani kırk günün belki 10 günü açıp okumuşumdur, o derece. Warner bile karamsardı, böyle düşünceleri beni boğuyordu. Hiç açıp okuyasım gelmiyordu.


Kenji ve Warner'ın diyalogları hoştu ama ben Kenji'yi sevmediğim için pek bir şey yazasım yok. Ve şunu da fark ettim çoğu karakter arka plandaydı. Üç kitaptan sonra bu kitap harcadığım emeğe ve zamana değmedi kısacası.

Yazarın son kısımda herkesi birbirine bağlaması, biraz güzel biraz da-klişe? Hiç sevmedim. Ama mantıklı olduğu için saçma olduğunu söyleyemeyeceğim. Sadece Juliette orada ölseydi ve Warner bize kasaydı... Huzur içinde kitabı kapatıp gülümseyebilirdim. Wow denecek bir olay olurdu en azından.

Tahereh Mafi'nin Juliette'i öldüreyeceğini herkes bildiği için hiç heyecanlanmadım o olayda, doğal olarak.

Karakterler bu kitapla birlikte çoğalmaya başladı ve eskiler biraz geri planda kaldı. Ya da kalacak. Kalmaya mahkumlar. Çünkü konu saptı.

Seri dizi olmasaydı da Film olsaydı bu kitaba gerek kalmazdı. Ama bu sefer de çoğu sahne kesilirdi... Susayım ben, şimdilik hoşçakal Warner.

(Kendimden emin olamıyorum, diğer kitabı Türkçe okurum büyük ihtimal-uyuya uyuya.)
Ümit; bir damla bal, baharda açan bir lale tarlası gibi. Taze bir yağmur, fısıldanan bir yemin, bulutsuz bir gök, bir cümlenin sonundaki mükemmel nokta işareti. Ve bu dünyada dibe batmama engel olan tek şey.
Öncelikle Warner karakterini sevdiğimi itiraf etmek zorundayım. (Lanet olası kötü adam sevdam!) Roman, aynı zamanda aksiyon bakımından da zengin. Bana Dokunma'nın distopik dünyasında Yeniden Kuruluş isimli örgüt, dünyayı daha iyi bir hale getirmek için tüm kontrolü eline almış fakat çok daha kötülerine sebep olmuş. Eski dünya yerini çok daha berbat bir yere bırakmış.
Dediğim gibi, yazarın tarzı hayli ilginç. Juliette’nin aklından geçirdiği ama düşünmek bile istemediği sözlerin üzerini çizmiş. Çok enteresan betimlemeler kullanmış. Juliette’nin kızarışlarını bol bulmuş, başlarda susup durmasını mantıklı bulmamış olsam da ilerledikçe güzelleşen bir kitaptı. Bir de fazla romantizm sevmeyenlerin uzak durmalarını öneririm. Çünkü Adam ve Juliette arasında bu tür sahneler çokça mevcut.
Çok değil bir yıl önce bu seriyi elime aldığımda çok beğenmiştim. Ama şimdi bir yıl sonra sonuncu kitabı okurken ben bu işe yaramaz kitabı neden bu kadar sevmiştim demeden duramıyorum. Çeviriden mi yoksa yazar son kitapta mı batırdı da kötü? Ya da artık ben değiştim? Hangisi bilmiyorum ama o kadar sıkıcı, banel, saçma ve tekrarlardan oluşmuştu ki kendime, yazara, karakterlere kızmadan edemedim.
Biraz aceleye gelmiş, zorla yazılmış gibiydi. Hatta her şey zorakiydi sanki. Adam okuyucunun gözünde zorla kötüleştirilmiş, Warner'aysa tam yüz sayfa kendini açıklatma ihtiyacı hissettirilmiş. Okuyacak olanlara, merak edenlere söylüyorum, ilk yüz sayfa içinde kendilerini şunlara hazırlasınlar; Juliette uyanıyor, ağlıyor, kızıyor, ağlıyor; Warner onu sakinleştiriyor, yanlış anlamaları düzeltiyor, ne kadar iyi, mükemmel olduğunu anlatıyor ve sonra yüzüncü sayfadasınız!
Keşke gerçekçi görünmesi adına, yanlış anlaşılmalar kendiliğinden ortaya çıksaydı da Warner'ın açıklamaları bu kadar kasıntı durmasaydı.
Son olarak kitabı beğenmediğimi söylememe gerek yoktur herhalde...
Restore Me... Lütfen hemen çevrilsin. İncelemeye nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Kitap dün bitti ama bir türlü kafamı toparlayamadım inceleme yazabilmek için.

Ne düşüneceğimi bilemez durumdayım, Tahereh Mafi, tam bir romantik diye düşünüyorum sadece kitabı bitirdiğim andan beri. Bu kadar yerli yerinde romantiklik benim duygularımı zorladı. Kafamı bir ara duvara vurdum, iç çekişlerimi say say bitmez zaten. Kaç kere gözümü yumup duygularımı bastırmaya çalıştım hiç girmiyorum oralara...

Kenji'ye ısınamadığımı söylemiştim, bu kitapla birlikte hafiften sevmeye başladım onu da. Adam'a olan hislerim belki değişir ama Juliette'e savurduğu o aşırı kırıcı sözleri unutabileceğimi sanmıyorum. Yani okurken gözlerim yerinden çıkacaktı, ben Juliette'in yerinde olsaydım kesinlikle ağlardım. Elimde değildi çünkü bu kadar ağır lafları eskiden sevdiğim ve hala biraz değer verdiğim birinden duymak hayli yıkıcı olurdu benim için. Juliette iyi dayandı. Neyse.

Beni Bırakma'nın sonunda Juliette vurulmuştu biliyorsunuz ve bu vurulma olayı onu kendine getirdi. Bence bu gerekliydi. Başka şekilde biraz saçma gelebilirdi. Vurulma tam yerinde olmuştu. Warner'ın orada oluşundan söz etmek istemiyorum. Warner'a olan hislerime girmek istemiyorum. Çok uzun sürebilir çünkü.

Warner yine aşırı romantik gelecek bir şekilde Juliette'in hayatını kurtarıyor. Spoiler oluyor mu bilmiyorum sonuçta Juliette ölecek değil...

Juliette'in aklının başına gelmesiyle birlikte tahmin edeceğiniz gibi hemen arkadaşlarını soruyor. Warner hepsi öldü diyor ama Juliette tabii ki inanmıyor, inanamıyor. Omega noktasının olduğu yere gittiklerinde Kenji'yle karşılaşıyorlar oradan da sağ kalmış sekiz kişinin yanına diyorlar. Adam ölmedi, Juliette onun nasıl olduğunu sormuyor. Aklına bile gelmiyor. Kenji de bunun farkında, juliette biraz geç fark ediyor.

Adam'ın evine geldiklerinde olayların ardı arkası kesilmiyor. En sonunda Adam çıldırıyor... Bence en olmasj gereken şey oluyor. Nihayet Juliette Adam'a hiç aşık olmadığının farkına varıyor. Tıpkı Feyre'de olduğu gibi.

Juliette'in o düğmeye defalarca basmasıyla Warner'ın içeri dalması.... Bu kadar romantik olmamalı bu sahneler. Lütfen dizide de böyle olsun da hıçkırarak ağlayayım. Diziyi de dört gözle bekliyorum bu arada.

Juliette'in arkadaşlarını yanında istemesi ve Warner'ın Juliette'i kıramadığı sahne de içimi eritti söyleyeyim. Herkes Warner'ın odasının altındaki spor salonu gibi yere toplanıyor. Ve savaşa hazırlanıyor. Herkesin bir arada oluşunu sevdim. Tahereh Mafi işini biliyor.

Özellikle de Warner'ın Juliette'in yaptıklarına dayanamaması, ölecekmiş gibi olması... Mükemmeldi. Canlı canlı izlemeyi istiyorum. Umarım uzun sürmez.

Juliette'in Warner'a olan ilgisinin artması ama buna rağmen o a aşık olup olmadığını bilmemesi bana göre çok normaldi. Aklı başında birinin yapacağı gibi geride durdu. Bence çok yerinde bir davranıştı. Bak verdim.

Warner'la kavuştukları sahne ve kavuşmalarına vesile olan neden.... O kadar iyiydi ki. O kadar mükemmeldi ki. İlk başta anlamadım açıkçası. Kitabı kapattım ve düşündüm. Neden bunu öğrendikten sonra yanına gitti diye. Sonra nedenini anladım ve yazara hayran kaldım. Mecburiyetten değil, kendi seçimiyle seçti Warner'ı ve bunun kadar güzel bir şey olabilir mi?

Olaylardan daha fazla bahsetmek istemiyorum, sadece uzun zamandır bu kadar çok sevdiğim bir erkek karakter olmamıştı. Böyle olgun ve romantik ve duygusal ve ve ve... uzatabilirim. Herkesin aşkını, sevgisini hak eden bir karakter oldu Warner.

Aaron demekten vazgeçtim, Juliette dediğinde daha hoş oluyor.
Artık bütün dünya peşlerinde, bundan sonra neler yapacaklar herkes gibi merak içindeyim.
Çok duygusal ve hoş bir kitaptı bana göre. Daha fazla Warner, diyerek gidiyorum...
Konu çok güzel, başlangıcı olağanüstüydü. Gerçekte söylemek istediklerinin üstünü çizmesi, akıl hastanesindeyken hissettikleri, betimlemeleri on numaraydı. Ama yine de dönüp dolaşıp bütün distopya-aşk yazarları gibi kürkçü dükkanına o da döndü. Kahramanlar iki erkek arasında kalmazlarsa sanırım yazarları linç ediyorlar. Neyse iyimserlik yapıp aklın yolu bir diyorum.
Dizisi çıkacağı için ve serinin dördüncü kitabı da çıktığı için artık daha fazla erteleme Aycan, oku şu seriyi dedim... Her gün bir kaç sayfa açıp okudum, zaman buldukça yani. Öyle beni dünyadan soyutlayacak kadar mükemmel bir kitap değildi maalesef. Farklı bir konusu vardı, özgündü, dili biraz şiirseldi, hoştu. Sinirimi bozan çok yer vardı. Bir yerden başlayayım.

Juliette'in yanına hücre arkadaşı olarak gelen kişiyi Warner sandım. Kitaba başlamadan önce Warner'ın adını çok duydum, beklentim yüksekti bu yüzden. Baya içimi yakacak bir karakter ve ilişki bekledim. Gelen kişi Warner değilmiş, okudukça anladım... Adam, zaten Adam ismini hiç sevmem içimden okuduğum için ve arada dalıp gittiğim için adam mı diyor Adam mı hiç anlayamıyorum, kafamı karıştırıyor. Adam ve Juliette birbirlerini tanıyorlarmış. (aman ne güzel.)
Ben her sayfa Warner'ı bekledim, en sonunda geldi ama arka plandaydı. Toplasan Warner'ı anlatan kelimeler on sayfayı geçmez.

Juliette desen, yıllardır kimsenin ilgisini görmemiş genç bir kız, ilk ilgi gösterene kalbi kayacak normal olarak, bir de bu kişi gittiği okuldan tanıdığı, değişen, kaslı ve yakışıklı olan Adam. Bana göre öyle değil gerçi... Neyse.

Juliette'in Warner'a olan önyargısı gözle görülebilecek kıvamdaydı, zaten Warner ve Juliette'in geçirdiği zamanları, yedikleri öğle yemeklerini. Kısacası hiçbir anlarını doya doya okuyamadım. Bir şeyler eksikti, adını bilmiyorum. Adam'ın üzerinde bu kadar durulmasını sevmedim. Dikenler ve güller sarayı'nda bile bu kadar değildi bana göre.

Sevmediğim bir sürü şey vardı. Sevdiğim tek bir şey... Warner'ın 'Seni sevebilirdim.' cümlesi. Sevdiğim tek şey buydu.

Juliette'in yalnız olmadığını, gücünün sadece ona özel olamayacağını tahmin etmiştim. Juliette'in Adam'la kaçması, bir de üstüne Warner'a yaptığı o şey... Sinirlerim bozuk. Yazar Warner'ı kendine saklamış resmen. Doya doya, duygusal kriz yaşayarak okuyamadım kitabı. Zaten dizisinin ilk sezonu sadece Adam'la dolup taşacağı için de biraz hüzünlüyüm.

Juliette'in Adam'a bu kadar -körü körüne- bağlanması, onun için yaptığı o akıl almayacak şeyler... Umarım diğer kitaplar da bu kitap gibi yüzeysel olmaz. Ben dışarıdan suyun içine bakıyormuş gibi hissettim. Diğer kitaplar böyle olmaz umarım diyerek gidiyorum.
İlk iki kitabı ardarda okumuş, sürükleyici fakat tanıdık bulmuştum. X-Men izleyeniniz var mı aranızda? Hani ilk filmde bir karakter var, Rogue adında. Hani kimseye dokunamıyor da dokunduğu kişilerin hayatlarını emip ölümlerine neden oluyor filan. Heh işte bu serideki ana karakterimiz Juliette'te de aynen böyle bir özellik var. Ki kitaptaki karakterin ruh hali filmdeki karakterin birebir aynısı gibi gelmişti bana. Yani bir orjinallik göremediğim için karaktere pek ısınamamıştım.

http://angelssbooks.blogspot.com.tr/...atter-me-series.html
Her seferinde böyle mi diyorum bilmem ama ilk kitap beni benden aldı. En sevdiğim şey de şüphesiz yazarın dili, üslubu ve özgünlüğü. Dil konusunda insan haliyle sıradanlaşabiliyor. Bir şekilde kendimizi ortak kelimeler ve ortak kullanım şekillerine kaptırıyoruz ama dili kendine uyarlamayı başaran tanıdığım birkaç yazardan biri Tahereh Mafi de. Öyle olunca çok sevdim.
Konuyu es geçiyorum. Distopya olunca tahmin etmek hayli kolay. Yazarın kendi dokunuşları ve yalnızca esas karakterler üzerinde durmayıp bu durumun halka etkisi vs. noktalara değinmesi bir başka artısı.
Ve aşka bakış açısını çok sevdim. Aşırı korktuğum ve başıma geleceğinden neredeyse emin olduğum bir şey var, 9 puan vermemdeki sebeplerden biri de o. Ama inşallah olmaz. Olsa saçma olmayacak, en acıtan da o. Bunu finalde konuşalım. Son kitabı da böyle aşkla okumak istiyorum.

Ve ve ve... Son olarak, Adam Kent deyip gitmek istiyorum. Efsane karakterlerimden biri olmana ramak kaldı.
"Bu dünyada ümit,silahın namlusundan kan misali damlıyordu."

Çok fazla fantastik film izlememe rağmen çok az bu türde kitap okuyorum. Alacakaranlık ve Gece Evi serisinden sonra seveceğim üçüncü bir seri çıktığı için açıkçası çok mutluyum. Juliette, insanlara dokunduğu anda onları öldürebilecek bir yeteneğe sahip. Bu korkutucu ve de insanlardan soyutlanmasina neden olan bir durum. Bir sabah gözlerini actiginda hucresinde yeni birini görür. Adam Kent. Juliette'in çocukluk arkadaşı ve de sevdiği çocuk. Ondan uzak durmakta ve konuşmamakta kararliyken kendisini bir anda sorunların tam merkezinde bulur. Ve Warner ile tanışır. Warner, yeteneğini ve de Juliette'e dair her şeyi istiyor. Juliette, varlığından nefret ettiği yeteneğinin aslında onun seçimlerini belirleyeceğini keşfeder. Ya bir silah ya da bir direnişçi olacak.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tahereh Mafi
Unvan:
Yazar
Doğum:
1988
Tahereh Mafi (1988 doğumlu) Connecticut'taki küçük bir kasabada dünyaya geldi .Ailenin en küçük çocuğu ve dört büyük kardeşi var.Mafi, Irvine, California'daki University High School'tan mezun oldu.Sekiz farklı dilde farklı düzeylerde yetkinliğe sahiptir.Üniversitede bir dönem boyunca yurtdışında İspanya'nın Barselona şehrinde öğrenim gördü.İlk romanı Shatter Me'yi yazmadan önce Mafi, bir kitabın nasıl yazıldığını daha iyi anlamak için beş el yazması yazdığını belirtti.
Mafi şu anda Santa Monica, California'da ikamet ediyor ve burada yazmaya devam ediyor. 2013'te yazar Ransom Riggs ile evlendi

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 273 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 185 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.