Talha Uğurluel

Talha Uğurluel

Yazar
9.0/10
942 Kişi
·
2.168
Okunma
·
524
Beğeni
·
19.455
Gösterim
Adı:
Talha Uğurluel
Unvan:
Tarihçi / Araştırmacı Yazar
Doğum:
Demirci, Manisa, 1974
Manisa Demirci'li olan Talha Uğurluel, 1997 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesinin Tarih bölümünden mezun oldu. 8 yıl Özel Radyolarda tarih programları yaptı. Yerli ve yabancı dergilerde yayınlanmış birçok makalesi olup, Çanakkale Savaşları, Gelibolu Gezi Rehberi, Balkanların Başkenti Edirne, Varlık ve Yokluk Savaşımız, İstanbul'un Fethi, Peygamber Efendimiz'in İzinde Mekke-Medine, Önden Gelenler ve Mevlana adlı kitapların yazarıdır. Ayrıca Çanakkale, Edirne ve Mekke Medine tarihi ile ilgili cd çalışmaları mevcuttur. İki yıl İmaj kitap çalışmaları yapmış olup, Mukaddes Emanetler, Timur'un Tüzükatı, Barbaros Hayreddin Paşa'nın Hatıratı ve Harp Mecmuası kitapları, editörlüğünü yaptığı eserlerden birkaçıdır. Muhtelif Turizm Acentalarında AR-Ge Yönetmenliği yapan Uğurluel, yerli gruplar ile Türkiye'nin birçok yerine Kültür Gezileri düzenlemekte, kurum ve derneklerin eğitim programları dahilinde tarih seminerleri vermekte ve özel Televizyonların tarih programlarında danışmanlık yapmaktadır. Halen Marmara Üniversitesinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Hasan Can:
"Şimdi Allah ile olma zamanıdır Hünkârım."

Yavuz Sultan Selim Han:
"Ya sen şimdiye kadar bizi kimle bilirdin?"
Bugün okula giden çocuğa "kaça gidiyorsun?" diye soruyoruz. Eskiden "kaça gidiyorsun?" diye sorulmaz, "Hangi eserleri bitirdin?" diye sorulurdu. Yani önemli olan o okulda kaç yıl tükettiğin değildi, hangi eserleri okuduğun, hıfzettiğin ve aklına yerleştirdiğindi.
Yahudiler bu şehre "Yeruşelayim"
Hristiyanlar "Jarusselam"
Müslümanlar ise "Darü's-Selam" derler.
Yani üç dinde de şehrin adı "DOSTLUK ŞEHRİ" anlamına gelir.
Atalarımızın bir hassasiyeti de kendilerini hep buraların hadimi olarak görmeleridir. Bir yere hâkimlik değil de, hadimlik yani hizmetçilik yapan hiç oraya hakimiyet sembolü olan bayrağını asar mı? Osmanlılar da öyle yapmış ve Yavuz Sultân Selim'den Sultân Abdülaziz'e kadar Mekke ve Medine' de kale burçlarına hiçbir zaman herhangi bir bayrak ya da sancak asmamışlardır. Çünkü buralar peygamber memleketidir.
"Osmanlı tarihinde en çok eser vücuda getiren padişah kimdir?" sorusuna eminim birçok kişi "Kanuni Sultan Süleyman" diyecektir. Ancak cevap "Abdülhamid Han"dır. Anadolu'yu ilçelerine, köylerine kadar karış karış gezen biriyim. Hiçbir Osmanlı padişahı karşıma Abdülhamid Han kadar sık çıkmamıştır. Bugün Türkiye'nin birçok il ve ilçesinde ya kaymakamlık ya belediye binası ya prestijli bir okul ya bir cami, han, hamam onun eseridir. Toplumun kılcallarına bu derece ustaca inebilmek kolay olmasa gerek.
Es-Selam Değerli Dostlar..
Yaklaşık 2 ay önce arkadaşlarla bir proje düşündük;
Kadim Şehir Kudüs’ü ziyaret…
Ve proje kapsamında gerekli yazışmalar neticesinde 7 si öğretmen, 12 si öğrenci ve 9 u esnaf olmak üzere toplam 28 kişi ile yola koyulduk.
Allahın lütfu sayesinde Yaklaşık 6 gün Kudüs’te kaldıktan sonra şükürler olsun ki dün itibari ile vatanımıza döndük…
Kudüs…
Gitmeden önce Talha UĞURLUEL’in kitabını ne kadar tekrarlayıp gitsem de gördüm ki kitapta okunanların dışında farklı bir alemde hissediyorsunuz kendinizi..
Düşünebiliyormusunuz ibadetinizi yapmak için Mescid-i Aksaya adım atarken son derece sıkı bir güvenlik koridorundan geçerek İsrail askerlerinin denetiminde Cuma mescidine giriyorsunuz…
Bu konulara döneceğim.
Emin olun anlatacağım o kadar yaşanmışlar var ki 6 günlük Kudüs seferimizde, anlatılmaz yaşanır diye bir motto var, bu yüzden en dikkat çekici yerleri kitap eşliğinde düşüncelerimle yorumlayıp sizleri fazla meşgul etmeyeceğim.
Yola çıktığımızda önce uçağımız Tel Avive uğruyor.Sıkı bir sorgu ve yıldırma politikası kapsamında rencide edici tacizler ile Kudüs’e giriş yapabiliyoruz
3 saatlik havalimanında bekleyişten sonra..

Sabahın ilk ışıklarında Zeytin Dağına uğruyoruz o heyecan ile 2 saatlik uykuya rağmen..
Zeytin Dağında Rabiyatül Adeviyye ile Selmanı Farisi nin makamları mevcut…
Ziyaret ediyoruz bir heyecan ile.
Ve Talha UĞURLUEL’in de ifade ettiği gibi dünyanın en güzel manzarası..Karşınızda Mescidi Aksa ve Kubbetüs Sahra…

Hemen altında Yahudi mezarlığı var ve kıyamet koptuktan sonra ilk buradan dirileceklerine inandıkları için 50 bin dolardan başlayıp 250 bin dolara kadar alıcısı olduğu ifade ediliyor.

Harikulade manzaradan sonra Kudüs’ ün güya en güzel kahvaltı salonuna gidiyoruz ama bizim mutfağımızın yanından dahi geçemez fikri ile Mescidi Aksaya doğru yöneliyoruz.
Gözlem yapmayı severim, rehberimiz Ahmad MARAGA..
Soru yağmurunu tutuyorum;
Flistin mahallesine geldiğimizde bir hüzün,yoksulluk, geri kalmışlık;
Yahudi Mahallesine geldiğimizde ise ihtişam,zenginlik ve lüks bir yaşamla karşılaşıyoruz.
Otobüsler farklı renkler ile ayrılmış ve yeşil renkli otobüslere Filistinliler binemiyor.
Mescidi Aksaya’’ Hıtta’’ kapısından giriyoruz.
Niye önce Hıtta kapısından girdiniz diye bir düşünce belirdiyse sebebi;
‘’ Hani, “Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.
Bakara-58.inci ayetin tefsirine lütfen bakın derim burada uzun uzun anlatarak vaktinizi almak istemiyorum.

Kapıda İsrail askerleri özellikle uyarıyor Türk bayrağı var ise giremezsiniz.
Sorguya çekilip bazen pasaport denetiminden de geçebiliyorsunuz.
İngilizce ve Arapça dil bilmek veya bir rehbere kesinlikle ihtiyaç var yoksa anlaşılamadığınızda almıyorlar.

Ve karşımızda altın rengi ile büyüleyici Kubbetüs Sahra..aslında Kubbetüs sahir..Sahra çöl demek , sahir ise büyüleyici çok güzel demek..
Kubbetüs Sahir Harikulede Kubbe anlamında ama dilimize sahra diye geçmiş.
Ve 180 ton altın ile kaplandığı rivayet ediliyor.
Kubbet-üs Sahra'nın içinde "Hacer-i Muallak" adlı bir taş yer alır. Muallak taşı "Havada asılı duran kaya" anlamına gelmektedir.
Peygamber Efendimiz SAV Muallak taşın altında diğer peygamberlere namaz kıldırdıktan sonra Miracı gerçekleştirmiştir.
Hemen yaklaşık 100 metre ilerisinde ise;
Bakır çinkolu Aksa Mescidi yani Cuma mescidi ve içeriye girdiğimizde kuş sesleri eşliğinde muhteşem bir manzara ile karşılaşıyoruz.
Mescidi Haramda kılınan namaza 100 bin sevap,
Mescidi Nebide kılınan namaza 10 bin sevap,
Mescidi Aksa da kılınan namaza ise 1000 sevap…

Boyuna uzun ama enine kısa, bizim mimarimizdeki gibi geniş değil..
Sol tarafında Hz.meryem in makamı,Kırklar meclisi ve Hz.Ömerin namaz kıldırdı mekan..
Ve en üzücü tarafı ise 1,5 senen önce Filistinli çocukların Ağlama Duvarındaki Yahudilere sapanla taş atması üzere Mescidi Aksaya İsrailli askerler botlarını ile baskın yapıp kurşun yağmuru neticesinde kurşun izleri..

Öğle namazından sonra keşfe çıkıyoruz;
Hz.Hızır’ın namaz kıldığı mekan.
Hz.Süleyman’ın makamı ve vefat ettiği yer…
Burak mescidi..
Ecdadımızdan kalma su kuyuları…
Birbirinden farklı medreseler..
Güzelim zeytin ağaçları..
Peygamber Efendimiz SAV in gördüğü ve Mekkeli müşriklere tarif ettiği sütunlar…
Top oynayan çocuklar ,
Piknik yapan sohbet eden bayanlar
Ve nice güzellikler…

Ve hemen bitişiğinde Ağlama Duvarı.
Niçin ağlıyorlar;
Yahudiler, Hz.Süleyman'ın ölümünden sonra iki devlete ayrılmıştı.
Bunlardan birisi İsrail Devleti, diğeri ise Yehuda Devleti idi. Yehuda Devleti, Babiller tarafından, İsrail Devleti ise Asurlular tarafından yıkıldı.
Babil topraklarına hükmeden Asurlular, Kudüs'ü yakıp yıktı ve ve Yahudilerin çoğunu öldürdü. Kalanlarını Babil'e tenkil ettirdi.
Yahudiler, Süleyman'ın kabrini bulmaya ant içmişlerdi. Ancak bir türlü bulup çıkaramadıkları için, Ağlama Duvarı'nın karşısına geçip üzüntülerini belli etme adına ağlamayı seçmişlerdir.
Yahudiler duvara dilek amacı ile kağıt yazıp iliştiriyorlar ve bizdeki kağıt ile dilek dilemenin nereden geldiği orada anlıyorum.
Ellerinden kutsal kitapları düşmüyor dindar Yahudilerin.
Her daim yolda, taşım araçlarında okumaktan beri durmuyorlar.

Çarşıya gezintiye çıktığımızda İstanbul Kapalı çarşıyı andırıyor.
Hayat çok pahalı.
1,5 litre su 8 tl.
Simit 4 tl.
Döner ayran ise 44 tl..

Kadim Kudüse geliyoruz ve bolca Abbara karşımıza çıkıyor.
İlk görev yerim Mardini anıyorum:))
Sonrasında upuzun devam eden Hakkarı caddesi..Hoşumuza gidiyor seviniyoruz:)
Evler küçük ama paha biçilemiyor.
Bir Filistinli Müslümanla tanıştırılıyoruz.
Dükkanıma 24 milyon dolar teklif ettiler kabul etmedim, baskı yaptılar vakıfa bağışta bulundum ve şu an kendi dükkanımda kiracı olarak oturuyorum dedi.
Peki neden dedik neden?
Kısaca, ÖZGÜRLÜK dedi….Vatanımı asla satma bir karış toprak dahi olsa…
Evini satan Filistinli binde 2..
Barındırmıyoruz ve buraları terkedip gidiyorlar dedi.

Akşam oluyor Ve Hz.İsa’nın memleketi Beytullahime gidiyoruz.
Filistin şehri..
Şehre giriş yine İsrail askerleri nezaretinde.
Kudüse 25 km mesafede.
Akşam ve Yatsı namazlarını şehrin farklı iki camisinde kılıyoruz.
Sohbet ediyoruz ve bizleri cidden çok seviyorlar.
Ve bu islam aleminin hali ne olacak diye fikrimizi de öğrenmeye çalışıyorlar.
Sabahın ilk ışıkları ile yine başka bir peygamber olan Hz.İbrahim’in şehir El Halile gidiyoruz.
Hz.İbrahimin Mescidi ikiye ayrılmış,
1991 yılında 1 yahudinin mescidi basıp Müslümanları öldürmesi neticesinde ki bu da kurmaca, güvenlik bahanesiyle diğer tarafı sinagog yapılmış.
Buranın girişi Sinagog da olunca daha sıkı..
Önce Yahudileri silahlar eşliğinde alıyorlar sonra bizi..
İçeriye girdiğimizde ise;
Hz.İbrahim’in Makamı,
Hz.Yakup’in Makamı..
Hz.Sare’nin makamı..
Hz.Yusuf’un makamı ve kardeşleri tarafından atıldığı kuyu..

Mescid çıkışında bir Filistinli bizlere fırından çıkmış sıcacık ekmek ikram ediyor:))

Ve Lut Gölüne doğru yola koyuluyoruz.
Deniz seviyesinden 420 metre aşağıda.
Aşırı tuzlu ve hala 400 metre derinliğe inilmiyor,aletler ile ulaşılmaya çalışılıyor ama hemen tuzlandığından farklı metodlar ile ulaşılmaya çalışıyor.
En önemlisi ise;
SODOM ve GOMORE ‘NİN helak edildiği yer…
C.ALLAH altını üstüne getirmiş şehrin.
Tam bir ibretlik yer ve hemen karşıda Ürdün köyleri..

Yakında Hz.Musa’nın da makamını ziyaret ettikten sonra Filistin şehirlerinden en çok beğendiğim Eriha’ya gidiyoruz.

Güzel Kokular anlamındaki şehir hurma bahçeleri ile bezenmiş…
Sahil şehirlerimizi andırıyor ağaçlar ve çiçekleri..
Girişte bir levha..’’A'idün’’ yazıyor..
-Her ne kadar Kudüs ten bizi zorla kovsalar da evlerin anahtarları bizde, eninde sonunda geri döneceğiz…
Aman Allahım dedim, bu ne güzel bir dava…ve başaracaklar inşallah…

Gün bitti…
Otele geri dönüş…

Son bir gün…
Berat Gecesi…
Mescidi Aksaya gittik ve günümüzü ibadet ile değerlendirmeye çalıştık..
Ümmeti Muhammede, hepimize dua ettik…
Ve hangi şartlar olursa olsun dünyanın yaşanacak en güzel yerin;
Mescidi Aksa da dahi olsak,
Vatanımızın olduğunu idraki ile şükrettik..

Buruk bir veda ile Hayfa ya koyulduk II.Abdulhamid Hanın yaptırdığı cami ile saat kulesini görmek için…
Tabii malum camii kapalı..

Uçağımıza binmek için havalimanına geliyoruz ve yine en az 2 saat İsrail askerleri burnumuzdan geliyor,
Bu sefer grupta en çok beni tuttular ve nerde ise uçağa zor yetiştim diyebilirm:))
Niçin geldin?
Tanıştığın birileri oldu mu bişeyler verdiler mi?
Yanında kesici aletler var mı?
Önceden Suudi Arabistan’a gitmişin niçin gittin vs….

Konya dönüşünde tevafuk ki uçakta Talha UĞURLUEL ile karşılaştık:)
Ayak üstü kitabından 5 dk bahsettik ve daha detaylı kitabının yakında çıkacağını bizlere beyan etti.

HAMİŞ;
Her ne kadar meşakkatli olsa da,
Dehşet verici bir baskı olsa da,
Pasaportuma sarı pul yapıştırsalar da
Yine gideceğim inşallah…

Filistinli annelerin uykusu 4 den sonra yok..
Çok gerginler.
Baskınlar saat 4 ile 5 arası yapılıyor ama asla vazgeçemeyeceğiz sadece DUA edin gelin bizleri ziyaret edin diyorlar…

Ve anladım ki,
Kim Filistine, vadedilmiş topraklara hakim olursa dünyaya hakim olur…

Mekke ve Medine sıcak belde..
İnsanı yakıyor güneşi ile..
Ama Kudüs…..bir garip yakıyor dostlar..

Ey Kudüs, ey şehrim
Ey Kudüs, ey sevgilim
Yarın, yarın çiçek açacak limon
Sevinecek yeşil sümbüller ve zeytin
Gözler gülecek
Geri dönecek göçmen güvercinler
Tertemiz yuvasına
Ve geri dönecek çocuklar oynamaya
Buluşacak babalarla oğullar
Ey memleketim
Ey barış ve bereket şehri…

SELAMETLE…

https://i.hizliresim.com/qG7Rq3.jpg
https://i.hizliresim.com/kOVJ37.jpg
https://i.hizliresim.com/BLl4Ev.jpg
https://i.hizliresim.com/dOY2QQ.jpg
https://i.hizliresim.com/qG7Rq3.jpg
https://i.hizliresim.com/BLl0JG.jpg
https://i.hizliresim.com/Lb9Eo1.jpg
https://i.hizliresim.com/JQP4RE.jpg
https://i.hizliresim.com/qG7MYZ.jpg
https://i.hizliresim.com/3EyLa9.jpg
https://i.hizliresim.com/OoQA9A.jpg
https://i.hizliresim.com/EPv86B.jpg
Eser altı ana başlık altında toplanmış olup, soru cevap olarak yazılmış. Cansu Canan sormuş Talha Uğurluel cevaplamış. Sorular yerinde fakat cevaplar kısa ve öz yazılmış olduğu için biraz eksik kalmış...

Kitabı okurken sanki bir program havası yaratılmış. Fotoğraflarla süslenmiş olan eser görsel acıdan tam bir göz ziyafeti sunuyor...

Kitap tarihi belge niteliğinde, Osmanlı'nın kuruluşundan, kanun namelerinden,kadın ve sosyal hayattan,yönetimi ve savaşlarından; okuyucuya küçük bir belgesel izliyormuş hissini veriyor...

Yazım dili sade ve akıcı. Bir günde okunacak bir kitap...
'Arzın Kapısı Kudüs Mescid-i Aksa' kitabımız iki bölümden oluşuyor.
Birinci bölüm: Mescîd-i Aksâ Avlusu.
İkinci bölüm: Kubbetüssahrâ Avlusu.

Kitap, kutsal mekânlarımızdan biri olan Kudüs'ün dinler târihini Müslüman, Hristiyan ve Yahudîlerin geleneğinde nasıl bir mevkîye sâhib olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca Emevi, Abbâsi, Selçuklu, Artuklu, Eyyûbi, Memlüklü ve Osmanlı dönemlerinden de kısa da olsa bahsedilmiş..

Birçok Sultânlarımızın Kudüs'e vermiş olduğu emek ve değer.. medreseler.. hankâhlar.. kubbeler.. mescidler.. kemerler.. halvethâneler.. mihrâb ve minberler..

Târihten bahsedildiğinde Talha Uğurluel aklıma gelen ilk yazarlardan biridir. Çünki kitaplarında târihi fotoğraflarla (renkli) adetâ bir görsel şöleni sunuyor okuyucularına.. Bu da insanın okuma şevkini motive ediyor. Talha bey hangi dönemden bahsederse bahsetsin, okuyucusuna sanki o dönemdeymiş gibi hissetmesini sağlıyor..

Heyecânlı, akıcı ve bilgi yüklü bir kitap.. Bir gecede okuyup bitirdiğim kitaplar listesine eklenen bir kitap oldu benim için.. Okunmasını içtenlikle tavsiye ediyorum. Hayırlı okumalar..

Kudüs yolculuğuna hoş geldiniz..
Talha Uğurluel daha önce videolarını takip ettiğim bir tarihçi. Abdülhamid Han ise hep merak ettiğim bir padişah.

Hemen söylemek gerekirse akıcı konuşmasını yazısına da aktarmış Uğurluel. Hızla okunan, insanı sıkmayan ve akılda güzel tatlar bırakan bir yapısı var kitabın. Anlatılan eserlerin ve şahısların fotoğraflarının bulunması olaya daha yakın hissettiriyor kişiyi.

Kızıl Sultan diye adlandırılan bir padişahın aslında bu isimle alakasız bir iç yaşamı olduğunu anlıyoruz kitabı okuyunca. Çocuklarına ve ailesine düşkün, siyasi zekası son derece kuvvetli, duygusal, sanata ve sanatçıya değer veren bir insan.

Tarihi yorumlamak, anlamak zordur. Kimilerinin doğru bildiğini kimileri yanlış diye diretir. Kitap, kitabın yazarı ve kitabın kahramanı hakkında objektif düşünenler az olabilir. Netice de tarih herkesin kendi kafasındaki düşünceler ile yorumladığı acımasızlığa en çok maruz kalan bir konu... Ve ben şahsen tarihin bu kaderden kurtulabileceğini sanmıyorum.

Ama yine de “Tarih kitabı okumam ben” diyorsanız bu kitapla güzel bir başlangıç yapabilirsiniz.
Kitabı bitirdikten sonra şunu hissettim ki, Peygamber sevdalılarını okuyunca kendim adına hüzünlendim. Peygamberimiz'e olan sevgimi sorgulamama vesile oldu bu kitap.
Talha Uğurluel o kadar güzel anlatmış ki, kendimi anlatılan mekan ve zamanda hissettim. Herkes o mübarek topraklara gitmek ister elbet ama kitabı okuyunca gönülden samimiyetle hayallerime girecek kadar gitmek istedim. Ve bence gitmeden herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Peygamber Efendimiz'i (sav) bukadar güzel anlatıp gönüllerde merakını ve sevgisini uyandırdığı için bu ahirzamanda, Rabbim'in yazarı dünya ve ukbada özel olarak lütüflandıracağını düşünüyorum acizane..
Bu mübarek Ramazan günlerinde aşka şevke vesile olacağını düşünerek gönülden tavsiye ediyorum:)
Selâmun Aleyküm. :)

Kitabı bitirmem biraz uzun sürdü ama bir yandan da güzel oldu diye düşünüyorum. Sindire sindire okumak iyi oluyor. Tarih ile ilgilenen arkadaşların bu kitabı mutlaka okumasını öneririm. Yanlış bildiğimiz çok fazla şeyin var olduğunu okuyunca anlayacaksınız. Kitabın 2.si de varmış. Kitabı okurken 2. Kısım olarak bahsediyor bundan. Bazı konuları burada açıklayacağını söylüyor. İnşallah onu da en kısa sürede okumak nasip olur. Velhasıl kelam okuyun arkadaşlar. Faydasını göreceksiniz inşallah. Esen kalın.. :)
Öncelikle, bu eseri bana "Kitap Kardeşliği" etkinliğinde gönderen sevgili Efşan Hanıma çok teşekkür ederim...

Eser bir rehber niteliğinde. Fotoğraflar ve krokilerle süslenmiş. Peygamber Efendimizin doğumundan, ölümüne kadar; bulunduğu mekanlar anlatılırken yerine göre örnekler verilmekle birlikte sahabelere ve ayak bastığı her mekan ince ince işlenerek anlatılmış. Osmanlı padişahlarının bu kutsal yerlerde yaptırdığı ve birçoğunun günümüze de hala sapasağlam ayakta kalmış olmasının yanı sıra bir çoğuda maalesef yıkılmış sadece fotoğraflarda kalmış olmasına rağmen detaylı bir şekilde eserde bilgi olarak yerini almış...

Kabe'nin ilk yapılışı, Peygamber Efendimize kadar kaç kez ve ne şekilde yenilendiği, kutsal olan tüm mekanların, Müslümanlar için anlamlarının açıklamalarına da yer verilmiş...

Hac veya Umre ziyaretlerinde eser yol gösterici bir rehber gibi bizlere yönümüzü bulmayı, Mekke ve Medine hakkında engin bilgi sahibi olmamızın yanında manevi hazları da özümsememiz için kaleme alınmış...

Eser, Peygamber Efendimizin hayatı hakkında daha çok bilgi içermeliydi. Eksik mi değil gibi fakat okurken o manevi hazzı daha çok hissetmek isterdim...

Kutsal topraklar hakkında detaylı bilgi birikimine sahip olmak isteyen herkese okumasını tavsiye ederim...
Dünyadaki en büyük hasretim KUDÜS... Bu kitap hasretimi kat be kat artırdı ve hiç bilmediğim birçok bilgi kattı bana. Yazar adeta Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra'nın çevresini karış karış gezdirdi. Kitabı okuduğum süre içinde çok güzel bir seyahatteydim desem yeridir.

Kitabın içeriğine gelirsek; kitap iki bölümden oluşuyor.
1. MESCİD-İ AKSA AVLUSU
2. KUBBETÜ'S-SAHRA AVLUSU
Yazar her iki bölümde de medreseler, kütüphaneler, müzeler, kısacası bütün eserler hakkında detaylı bilgiler vermiş. Tarih boyunca birçok devlet ve medeniyetin bu topraklarda yaşadığını göz önünde bulundurursak, hangi eser hangi devlete ait tespiti çok zor olsa gerek. Müslümanlar için ilk kıble, Hristiyanlar için Hz. Zekeriya'nın şehit edildiği ve Hz. Meryem'in ikamet edip yetiştiği yer, Yahudiler için ise Hz. Davud ve Hz. Süleyman ile başlayan bir dizi hadisenin cereyan ettiği yer olması bakımından önemlidir. Üç din için kutsal olan bu mekân, haliyle paylaşılamamış ve tarih boyunca bu topraklar üzerinde savaşılmıştır. Her devletten ayrı bir eser bulunmaktadır. Yazar Hz. Muhammed'in (s.a.s) Mirac'a yükselmesine de geniş bir yer vermiş.

Genelde not alarak okumasam da eser isimleri, kişi isimleri çok fazla olduğu için not alarak okudum. Bu kitabı bir kere okumak kesinlikle yeterli değil. Yakın zaman planlarım içinde (nasip olursa) Kudüs ziyareti var ve tekrar okumam gerektiğini düşünüyorum. Ben çok severek okudum. Okumak isteyenlere keyifli okumalar...
Günümüzün kanayan yarası Kudüs'ü böyle tanıyarak okumak çok farklı bir tecrübe oldu. Talha Uğurluel bizzat orada rehberlik ederek anlatıyormuş gibi hissettiriyor, yaşatıyor tarihi bilgileriyle... O sebeple okurken biraz yorulabilirsiniz ama doğru bilinen yanlışları öğrendikçe mutlu olacaksınız ve en kısa zamanda o kutsal topraklara gitmek isteyeceksiniz. Ayrıca yazar kitabın sonunda İlhan Bardakçı'nın Mescid-i Aksa ile ilgili üç sayfalık bir yazısını eklemiş, gözlerinizin dolarak okuyacağınıza eminim. Kitap tüm Kudüs sevdalılarına tavsiyemdir...
“Peygamberimiz(sas) genellikle namazlarını Mescid-i Haram'da bulunan Rükn-i Yemâni ile Hacerü'l Esved arasında kılardı.Böylece yönünü hem Küdüs'e hem de Kâbe'ye dönmüş olurdu.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Talha Uğurluel
Unvan:
Tarihçi / Araştırmacı Yazar
Doğum:
Demirci, Manisa, 1974
Manisa Demirci'li olan Talha Uğurluel, 1997 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesinin Tarih bölümünden mezun oldu. 8 yıl Özel Radyolarda tarih programları yaptı. Yerli ve yabancı dergilerde yayınlanmış birçok makalesi olup, Çanakkale Savaşları, Gelibolu Gezi Rehberi, Balkanların Başkenti Edirne, Varlık ve Yokluk Savaşımız, İstanbul'un Fethi, Peygamber Efendimiz'in İzinde Mekke-Medine, Önden Gelenler ve Mevlana adlı kitapların yazarıdır. Ayrıca Çanakkale, Edirne ve Mekke Medine tarihi ile ilgili cd çalışmaları mevcuttur. İki yıl İmaj kitap çalışmaları yapmış olup, Mukaddes Emanetler, Timur'un Tüzükatı, Barbaros Hayreddin Paşa'nın Hatıratı ve Harp Mecmuası kitapları, editörlüğünü yaptığı eserlerden birkaçıdır. Muhtelif Turizm Acentalarında AR-Ge Yönetmenliği yapan Uğurluel, yerli gruplar ile Türkiye'nin birçok yerine Kültür Gezileri düzenlemekte, kurum ve derneklerin eğitim programları dahilinde tarih seminerleri vermekte ve özel Televizyonların tarih programlarında danışmanlık yapmaktadır. Halen Marmara Üniversitesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 524 okur beğendi.
  • 2.168 okur okudu.
  • 124 okur okuyor.
  • 1.990 okur okuyacak.
  • 36 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları