Tami Hoag

Tami Hoag

8.1/10
316 Kişi
·
874
Okunma
·
66
Beğeni
·
4.487
Gösterim
Adı:
Tami Hoag
Tam adı:
Tami Mikkelson
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Cresco, İowa, 20 Ocak 1959
Tami Hoag (tam adı Tami Mikkelson) 20 Ocak 1959 doğumlu Amerikalı yazar. Hemen hemen bütün kitapları 22 milyona yakın okunan, gerilim yazarı.
İlk romanı 1988'de basılan yazar, 1977 yılında, Daniel Hoag ile evlendi. Çocuğu olmayan yazar halen, yaşamını eşi ile birlikte Charlottesville Virginia'da sürdürmekte.
Eğer hiçbir beklentin yoksa hayal kırıklığı da yaşamazsın.
Ben yüz yüze görüşmeyi tercih ederim. Bu benim karşımdakine ne kadar değer verdiğimi gösterme metodum.
Kimse karşıdakini tanıyamaz ki. Hatta çoğumuz kendimizi bile doğru dürüst tanıyamayız.
Ben nezaketin gereksiz bir zaman kaybı olduğunu düşünürüm.
Bir zamanlar mükemmel bir aileye sahip olan Lauren,on altı yaşındaki büyük kızı Leslie'nin kaybolması ile birlikte dağılmış,dünyadaki en büyük kötülükle kayıp bir çocuğun annesi olmakla yüzleşmek zorunda kalmıştı...
Kocası Lance ise onu bu zor durumda hayatını noktalayarak yalnız bırakmıştı...
Lauren'in masalsı hayatından şimdi elinde kalan sadece küçük kızı Leah'tı...
Gerçekten hayat tekrarlardan mı ibaretti?Leah artık on altı yaşına girmisti.Lauren,Leslie' nin akibeti ile tekrar mı karşılaşacaktı?
Bir annenin yüzleşmesi gereken intikam ne kadar ileri gidebilirdi?
Sıkılmadan soluksuz okuyacağınız güzel bir polisiye...
Eser her ne kadar Sam Kovac ve Nikki Liska, ile bağlantılı olsa da 9.Kız kitabında ki Doc Holiday isimli seri katilin kaçırdığı son kurban ve başyapıtım diye nitelendirdiği ünlü haber spikeri Dana Nolan'ı kaçırılmasını konu alıyor...

Dana Nolan kendine geldiğinde bir panelvanın arkasında elleri ve ayakları bağlı halde katilinin onu ciddiye almamasının sonucuna katlanmak üzere olduğundan habersiz, ne yapabileceğini, nasıl hayatta kalabileceğini, en önemlisi bu canavar ruhlu adamı nasıl alt edeceğini düşünmek için saniyeler ile yarıştığının farkında değildi...

Yedi yıl önce kaybolan en yakın arkadaşı Casey'de bu canavarın mı kurbanı olmuştu?

Dana Nolan yaşadığı olayların sebep olduğu beyin hasarından dolayı geçmişi ile bağ kuramıyor fakat pes etmeden en ufak bir anıya bağlanarak kendine özürlü gibi davranan tüm çevresine yavaşta olsa düşünebildiğini, var olduğunu ispat etmeye çalışıyor bunun için de elinden geleni yapıyordu...

Bir insan, en güvendiği insandan gelebilecek olan zarara ne kadar hazırlıklıdır?
Dana Nolan hayatta kalmayı başarmış fakat yüzleşmesi gereken olaylardan henüz haberi olmadan kabuslarını izlemeye başlamıştı...

Sam Kovac ve Nikki Liska, her ne kadar Doc Holiday adlı katili araştırsalar da yazar bu eserde onları devre dışı bırakıp, yerel polisleri konu almış. Dana Nolan'ın dehşetten kaçışını, sağ kaldıktan sonra yaşadığı travmaları ve özellikle büyüdüğü ortamda iyi ve yakın olduğu arkadaşlarının yedi yıl sonra, beyin hasarının verdiği rahatsızlıktan dolayı onları hatırlamamasını, farklı ve yeni bir kişilik ile ortaya çıkan Dana Nolan'ın etrafında dönen ve tesadüf sayılmayacak olayların bağlantılarını son sayfalara kadar, heyecan ve temposunu düşürmeden kaleme almış...

Psikolojik gerilim seven okurların beğeneceği "Soğuk Kalp" yazarın hayranlarını tatmin edecek türden bir eser olmuş...
Uzun süre etkisinde kaldığım bir kitaptı... Üç arkadaş parkta oynarken bir ceset bulmuş ve şahit olduklar bu olay karşısında korkunun ne olduğu ile yüzleşmek zorunda kalmışlardı. Ailelerinin yaşadığı korku ve Dedektif Vince'nin soruları ile baş etmeye çalışan Wendy, Tommy ve Dennis'in olayları anlattıkların da, seri katilin yakalanmasına ne kadar yardımcı olacaklardı....
Okuduğum ilk polisiye romanı, mükemmel bir kurgu ve sürükleyici bir senaryo. Her şey dört çocuğun parkta buldukları, başı dışarda kalacak şekilde gömülmüş bir cesetle başlıyor. Ve romanın sonuna kadar katilin kim olduğu hakkında kesin bir bilgi verilmiyor. Bu kitaptan sonra polisiyeye daha bir ilgi duydum açıkçası. Ama sonu hiç beklediğim gibi bitmedi sanki devamı olacakmış gibi yarım bırakılmış hissi oluşturdu.

Bana göre, Okunacak kitaplardan...

(^-^) İyi okumalar (^-^)
son 250 sayfayı tek seferde okudum sürükleyici içerik bu olsa gerek ..beklediğim sonuç çıkmadı galiba bi çok okuyucuda benim gibi düşünmüştü ters köşe oldum..
'Sır', Ölümden Daha Derin serisinin 2. kitabı olarak ilk kitaptan bir kaç adım geride, klişelerle dolu, strateji olarak hatalı bir hikâyeleme içerdiğini de düşündüğüm bir eser. Herşeyden önce Sır, birinci kitabın hakikaten bir devam kitabı. Birinci kitabı okumadan okumaya kalkanlar bayağı zorlanabilir; zira kitabın sonuna dek, özellikle ilk 150-200 sayfada ilk romandaki durumlar, olaylar, karakterler ağırlığını hissettiriyor. Bunun okumayı biraz zorlaştırdığını düşündüm. Ben bile okurken ilk kitaba bu kadar dönük olmasından rahatsızlık duydum ara ara. Yazar gerçekten bir devam kitabı yazmış. Kovac ve Liska serisi de devam kitaplarından oluşuyor, ama ilk kitaplardaki karakterler ya da olaylar ağırlığını bu kadar hissettirmiyor. Kendi kanımca bir olumsuzluk yaratıyor bu.

Bu arada diyalogları iyi bulsam da klişelerin dikkat çektiğini, özellikle de aşk,sevgi sözleri, hislerin aktarılması anlamında klişelerle dolu olduğunu da belirtmek gerek. Keşke polisiyenin romantik olmakta ısrar eden kısmı bu kadar abartılı olmasa; ilk kitapta herşey daha gerçekçi gelmişti gerçekten. Burada gerçeklik hissi yaratmayan aşklar, sevgiler, çocuk sevgisi, aile özlemi ve bunların ifade edildiği klişe durumlar, söylenen klişe sözler söz konusu. Bunun dışında soruşturma, merak duygusu, cinayetler, herşey yine maharetle aktarılıyor, ilgi çekiyor. Yazarın alışık olduğumuz üzere çok karakterli, bol diyaloglu tarzı kitaba yakışıyor, sıkıntı yaratan durumları hafifletiyor. 'Sır' için asla kötü bir eser diyemeyiz, ama yazarın çıtasının altında kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Serinin 3. kitabını okumaya karar vermedim henüz; yazarın başka bir kitabına geçebilir, ya da araya güzel, lezzetli bir edebiyat kitabı koyabilirim... bakalım:)
Tami Hoag in okuduğum ilk kitabıydı. Kitabın ilk başı çok hoşuma gitsede bir çocuğun babası hakkındaki masum düşüncelerine rağmen babasının genç bir kadını öldürme uģraşları fakat sonunda istediğim tadı alamadım. Katilin kimliği beni hiç de şaşırtmadı ayrıca kitabın sonu çok da yavan olmuştu. Katile ne olduğu veya tüm olayları neden yaptığı derdi ne o tür sorulara hiç yanıt bulamadım.
Polisiye kitaplarda kitabın başlarından itibaren katilin kim olduğunu ''ha işte katil bu olmalı,kesin bu'' dediğiniz tarzda romanlar vardır ya ama sonuçta farklı biri çıkar. Bu kitapta da tam eminim dediğiniz anda fikrinizi değiştirecek kadar şaşırtmalı bir anlatım var. Sonundaki sürprize hazır olun... Sürükleyici ve tüyler ürpertici de diyebilirim...
Konunun başlarda bir hayli gideri olsa da romanın sonlara doğru ivmesi düşüyor tam ne oldu derken es kaza toparlar gibi oluyor sonunda nihayet kotarıyor dolayısıyla benden geçer not aldı bilginize.
Polisiye romanlar her zaman tercihlerim arasında üst sırada olur. Aynı anda birden fazla kitabı okuma huyum yüzünden arada kopukluk yaşansa da sayfalara döndüğümde her şey yerine oturuyor. Okuduklarım arasında en iyi diyemeyeceğim orta düzeyde iyi bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tami Hoag
Tam adı:
Tami Mikkelson
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Cresco, İowa, 20 Ocak 1959
Tami Hoag (tam adı Tami Mikkelson) 20 Ocak 1959 doğumlu Amerikalı yazar. Hemen hemen bütün kitapları 22 milyona yakın okunan, gerilim yazarı.
İlk romanı 1988'de basılan yazar, 1977 yılında, Daniel Hoag ile evlendi. Çocuğu olmayan yazar halen, yaşamını eşi ile birlikte Charlottesville Virginia'da sürdürmekte.

Yazar istatistikleri

  • 66 okur beğendi.
  • 874 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 330 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları