Tarık Akan Tarık Tahsin Üregül

Yazar 8,3/10 · 294 Oy · 2 kitap · 919 okunma ·  96 beğeni
Nesli, bir alıntı ekledi.
 15 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Polis bey deme abi, dayak yersin, amirim de," dedi.
Bu kez hem "Amirim" demeye, hem de kapıya vurmaya başladım. Uzun bir zaman sonra A. geldi, kapıyı açtı:
"Ne var?"
"Çişim geldi; tuvalete gitmek istiyorum."
"Tuvalet izni günde üç keredir, akşama gidersin, sabret," dedi.
Tam kapıyı kapatacakken araya girdim:
"Tuvalet şurada; hücrelerden kimse bakmıyor."
Hiç oralı olmadı. Kapıyı kapatıp gitti. Kuru zemine çömeldim. Bacaklarımı iyice sıkıyordum; olmuyordu gene de. Çömelmek de kâr etmiyordu. Yolu yoktu, hücreye işemeye karar verdim. Kapı­nın üstünden yeniden koridora baktım, karşı hücredekilere alçak sesle seslendim:
"Arkadaş, baksana yahu... Tuvaletinizi nereye yapıyorsunuz?"
"Orada süt kutusu yok mu?"
"Burada bir bok yok!"
"O zaman koyver gitsin."
Kıs kıs güldüler.
Bir süre daha sabrettim, sonra hücreye işedim. Belli olmasın diye kuru bölümü ıslatmamaya dikkat ettim. Çişimin kokusundan rahatsız olurum sanıyordum ama fark etmedim bile. İçerideki sidik kokusu zaten her şeyi bastırıyordu.
Rahatlamıştım. Meğer çiş yapabilmek ne güzelmiş, ne bulunmaz nimetmiş... O rahatlıkla çömelip biraz kestirmeye çalıştım. Zaman zaman ba­şardım da.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel, bir alıntı ekledi.
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"...İnsanlıkdışı koşullarda yaşayıp etkilenmemek dayanıklılık ya da dirençlilik sayılmaz ki. Hepimizin yaşamları kısıtlandı. Körü körüne bir bekleyiş içindeyiz. Katlanmak her geçen gün zorlaşıyor. İnsanca tepkiler vermekten vazgeçmeye dayanıklılık diyorsanız, gerçekten de dayanıklı değilim öyleyse. Artık nereye gönderileceksem gitmek istiyorum; hapishane ya da her neresiyse..."

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aykut, bir alıntı ekledi.
22 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Gece yarısını geçtiğini düşündüğüm saatlerde,ayaklarımı sümüklü böcek gibi toplayıp yere kıvrılmışken,birdenbire kapı açıldı.Fırladım ayağa kalktım.Birini üstüme doğru ittiler.Genç bir çocuktu; yirmi-yirmi bir yaşlarında. Kapıya baktım; olağanüstü iri bir polis hücre kapısını kaplamış dikiliyordu.Elleri de kocamandı.Ağabeyim de çok iri yarı biridir, ''Polisin iriliği aklıma yer ettiğine göre ağabeyimden bile yapılıydı demek,'' diye düşünecektim sonradan.
Polis,hücreye getirdiği çocuğa sordu:
''Sen neden geldin lan?''
Ayaktaydım.Merak ve heyecanla izliyordum.
''Benim bir suçum yok,'' dedi çocuk.
''Ne yani lan,suçun yok da seni camiden mi aldılar,pezevenk,neden aldılar?''
''Evden aldılar...Ders çalışıyordum...Tıp fakültesinde okuyorum.Beni aramıyorlar aslında,abimi arıyorlar;ama beni aldılar.''
''Abin kimmiş lan?''
''Mehmet Şener.Ben de Hasan Hüseyin Şener.''
''Başlatma lan Ahmetinden Mehmetinden! Kimmiş lan Mehmet Şener?''
''Ağca'ya silah veren,'' dedi çocuk, övünerek.O ana kadar çocuğu çiğ çiğ yiyecekmiş gibi bakan polisin tüm hırsı tükenmişti.
Ben araya girdim; öfkeyle, ''Bu çocukla beni aynı yere koyamazsınız,'' dedim.
''Sen de kimsin lan?''
''Ben Tarık Akan'ım.''
''Ne olmuş lan Tarık Akan'san? Neden kalamıyormuşsun bununla? Bu insan değil mi?''
Çenemi tutamadım,ettim lafımı:
''Ben bu faşistle kalamam, beni başka yere...''
Mideme yumruk yedim.Ayaklarım yerden kesildi.Neye uğradığımı anlayamamıştım.Kendimi yerde buldum.İki-üç tekme de yerde yedim.Kafamı kolluyordum.Küfrün bini bir para tabii.
Mideme yediğim yumruğun ağrısını bedenimin her yerinde hissedebiliyordum.Derken kapı büyük bir gürültüyle kapandı.Kafamı yavaş yavaş kaldırdım.Çocuk karşımda duruyordu.Bana bakıyordu,Toparlandım.Kuru olan yere çömeldim.Öylece duruyorduk.Uzun bir süre hiç ses çıkarmadan bekledik.Sonra anlamsız,saçma sapan şeyler konuşmaya başladık.Zaman zaman gözlerimiz kapanıyordu, ama sürekli birbirimizi kontrol ediyorduk.
Sabah olmuştu.Yani ben sabah olduğunu tahmin ediyordum.Hücre kapılarının teker teker açıldığını duydum.Bir ses ''Bakkaldan bir şey istiyor musunuz?'' diye soruyordu.Hücrelerden ekmek,beyaz peynir,süt,salam sesleri geldi.Bizim hücrenin de kapısı açıldı.Bakkal ''Ne istiyorsunuz?'' diye sordu.Yan hücrelerden duyduğum şeylerin hepsini söyledim:
''250 gram beyaz peynir,ekmek,250 gram salam,üç kutu süt.''
Bakkal, ''Sen burada yenisin galiba,'' dedi.''Bunlar sana yetmez,sabah,öğlen,akşam yiyeceksin.''
Her şeyi iki katına çıkarttım, parasını verdim.Bakkal yanımdaki çocuğa sordu.
''Benim param yok''
Bakkal da çekip gitti.
Bakkaldan saatin sabah altı olduğunu öğrenmiştim.Bir süre sonra polis teker teker hücrelerin kapısını açıp tuvalet ziyaretlerini başlattı.Hücrelerin tuvalet işi bitince bakkal erzakı dağıtmaya başladı.Açlıktan perişan durumdaydım.Yemekten başka bir şey düşünmüyordum.
Siparişlerim gelmişti.Aç kurtlar gibi yemeye başladım.Çocuk bana bakıyordu.Gözü yediklerimin üzerindeydi.Dayanamadım, onu da çağırdım.Kahvaltıyı paylaştık.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel, bir alıntı ekledi.
 05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

'Yol'un senaryosunun bitiş tarihi 23 Ocak 1980'di. Arkasından 'Dağ' adlı bir senaryoya başlamayı tasarlıyorduk. 'Dağ' hakkında da uzun uzun konuşmuştuk. Onda da oynamamı kararlaştırmıştık. 'Yol'daki rolüm Bingöl'deydi. Onu tamamlayınca Muş'a geçecek, 'Dağ' filmine başlayacaktık.'Dağ'ın yönetmenliğini Zeki Ökten yapacaktı. Öncelikle sansürden geçirmek gerekiyordu. Aldım senaryoyu, gene ben götürdüm Sansür Kurulu'na. Reddedildi. Daha sonra Danıştay'a başvurduk, orada da reddedildi. Gerekçe ikisinde de aynıydı: 'Dağı aşmak, emperyalizme karşı bir savaştır; burada 'dağ' bir simge olarak kullanılmakta, bilinmeyen güçlere karşı savaşmak anlamına gelmektedir' gibisinden iki sayfa dolusu yazmışlardı.
Büyük bir keyif ve mutlulukla planlanan, ama hayata geçirilememiş bu hikâye, dağın ardında kurulu bir köyde başlıyordu. Yolları kardan kapandığı için kuruldu kurulalı bu köyden kışın kimse kasabaya inmemişti. Oynayacağım adamın oğlu ölüm döşeğindeydi. Dört arkadaş, yüzyıllardır kimsenin yapamadığını yapmayı göze alıp hasta oğlanı hastaneye yetiştirmek üzere, hem dağı, hem de köyün kaderini aşmaya karar veriyorlardı.Yolda önce hasta çocuk ölecekti. Ama baba,ötekilerden bunu saklayacaktı. Günler sonra iki ölü daha verilecekti. Her şeye karşın kasabaya inildiğinde baba, sadece, "Başardık," diyecekti... Bu film, 'Yol' kadar büyük bir projeydi ama onun kadar şanslı değildi...

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Gökçe Buse, bir alıntı ekledi.
16 Şub 20:56 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bir sürü araba, üst üste insanlar, kalabalık...
Herkes birbirinin yaşamından habersiz, bir yol tutturmuş gidiyordu, kimse kimsenin umurunda değildi ; kimse böyle bir çaba içinde de değildi.
''Hapse girmek istiyorum, çünkü bu kalabalığı hiç sevmiyorum,'' dedim içimden.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel, bir alıntı ekledi.
06 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Sokaklardan, caddelerden geçiyorduk. Bir sürü araba, üst üste insanlar, kalabalık...
Herkes birbirinin yaşamından habersiz,bir yol tutturmuş gidiyordu, kimse kimsenin umurunda değildi; kimse böyle bir çaba içinde de değildi. Derin bir nefret duydum. "Hapse girmek istiyorum, çünkü bu kalabalığı hiç sevmiyorum,"

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel, bir alıntı ekledi.
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Ürpermiştim. Aklımdan peş peşe ve hızla binlerce şey geçiyordu; ne düşüneceğimi, nasıl davranacağımı kestiremiyordum. Korkumu, heyecanımı bir yana koysam bile bütün bu olup bitenleri kendime konduramıyordum. Burada böyle çaresizce oturmayı hazmedemiyordum. Kişiliğimle,onurumla oynanıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum."

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Ayşegül, bir alıntı ekledi.
 27 Mar 20:57 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İstanbul'u seyrettim; muhteşem bir şehirdi burası, dünyanın en güzel şehriydi. İstanbul'a tepeden bakmak belki çok az insana nasip olacak bir ayrıcalıktı ama insanın gözü bağlanıyordu da görmüyordu işte...

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Can Yayınları)Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Can Yayınları)
Ayşegül, bir alıntı ekledi.
27 Mar 21:01 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir yerlerde yeni ve güzel bir şeyler vardı ama sanki ben bezginlikle her şeyin dışında duruyordum.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Can Yayınları)Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Can Yayınları)
Aysel, bir alıntı ekledi.
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Duvarlara bakıyordum. Üstündeki dikenli teller ne kadar da amaçsız, diye düşünmüştüm. Buradan kaçmak bir yana, insanın yukarı bakarken bile başı dönüyordu, bir de dikenli tele ne gerek vardı ki. Ama işte tam da o teli gerenlerin düşündüğü gibi, buradaki avlu, bu amaçsız gibi görünen dikenli tellerle ürkütücü olmuştu."

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Fatos, bir alıntı ekledi.
26 Oca 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sabah saat yedi ya da sekiz olmalıydı, uykumun arasında bir kızın bağırarak türkü söylediğini duydum. Birden uyandım. Ses dışarıdan geliyordu. Hüseyin de uyanmıştı. Delikten dışarı baktım. Deli bir kız üstü başı perişan, camlı kapının arkasında içeriye doğru türkü söylüyordu. Kemik Kıran'ın yerine Polis A. gelmişti. Kıza bağırıyor, "Git kız buradan, şimdi seni yakalarım, döverim," diyordu; ama kızın umrunda değildi; tel örgünün dışından içeri bağırarak türkü söylüyordu. O günden sonra bu türkü faslını her sabah aynı saatlerde yaşadık. Eğer Kemik Kıran'ın keyfi yerindeyse istek türkü bile söyletiyordu. Bazen de toplum polisi, deli kızı oradan uzaklaştırıyordu. (S. 47)

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 47)Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 47)
Aysel, bir alıntı ekledi.
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

...Öğleden sonra on altı tane lise öğretmeni getirdiler; hepsi bir arada, tekmili birden. Adamları dayaktan perişan etmişlerdi, iki elleri de pide gibi kabarmıştı.Biri bizim hücreye düştü. Bakırköylü bir beden eğitimi öğretmeni. Öğrencilerle birlikte adaya gitmişler,hepsi birlikte marşlar söylemişler. Bunun üzerine tüm okulu askeriye sarmış, çocukları dövüp,bırakmışlar; öğretmenleri de buraya getirmişler.Adam çok üzgün ve telaşlıydı. Sinirleri iyice bozulmuştu. Bu işin bu kadarla kalmamasından korkuyordu, geleceği için kaygılanıyordu."Mesleğimi kaybedersem ne yaparım?" dedi.
Yoksul biriydi üstelik...

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Zeren, bir alıntı ekledi.
22 Eyl 2016

Sokaklardan, caddelerden geçiyorduk. Bir sürü araba, üst üste insanlar, kalabalık... Herkes birbirinin yaşamından habersiz, bir yol tutturmuş gidiyordu, kimse kimsenin umurunda değildi; kimse böyle bir çaba içinde de değildi.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 109)Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 109)
Çiğdem Aksoy Kahraman, bir alıntı ekledi.
11 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kepçe kovanın içinde şöyle bir tur atıyor, sonra parmaklıklardan içeri sokulup tabağa boşaltılıyordu: Nohut. İkinci kepçe: Bulgur pilavı. Yemeklerimi alıp hücremin ortasına bağdaş kurdum, tabakları önüme aldım. O kadar keyifle yiyordum ki. Sanki dünyanın en güzel yemeğiydi. Asıl keyifse yemekten sonra kenara çekilip sırtımı duvara yaslayarak bir sigara içmek oldu. Bir an için başıma gelenleri unutmuştum.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 105)Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 105)
5 /