Tarjei Vesaas

Tarjei Vesaas

Yazar
7.8/10
19 Kişi
·
43
Okunma
·
3
Beğeni
·
640
Gösterim
Adı:
Tarjei Vesaas
Unvan:
Norveçli Şair ve Yazar
Doğum:
Vinje, Norveç, 20 Ağustos 1897
Ölüm:
Oslo, Norveç, 15 Mart 1970
Tarjei Vesaas
Şair
Doğum: 20 Ağustos 1897, Vinje, Norveç
Ölüm: 15 Mart 1970, Oslo, Norveç
Eşi: Halldis Moren Vesaas (e. 1934–1970)
Çocukları: Guri Vesaas
Ödüller: İskandinav Kurulu Edebiyat Ödülü
Adaylıklar: Nobel Edebiyat Ödülü
Uzaktan duyulmayan nehir ..
dev gücü ile kükreyerek akıyordu. .
Yabancı gelmeyen bir kükreme idi bu ..
Korku içinde aradığı bir "ses"
"Başını gerçeğe çarptıkça kalbi paramparça oluyordu "
Düşünmek istemediği ..
Kendi kendine konuşmak istemediği ..
"Dalmış girmişiz kar artalı. .
"Bembeyaz oldu "kolun"..
"Bembeyaz oldu"kolum "..
Karla örtülü köprüler gibi onlar ..
"Aramızda. .
Buz parçaları düşer gider, acele acele aşağıdaki göle doğru ve gölü geçerken yayılırlar daha kimse uyanıp bir şey görmeden. Parçalanmış buz yüzecek orada, kenarları suyun yüzeyine yapışık, eriyip yüzecek ve yok olup gidecek.
Siss ve Unn, iki küçük kız... Unn kasabaya yeni gelmiştir. Okulda herkesten uzak duran Unn ve ilgi odağı olan Siss, aralarında başlayacak olan arkadaşlığı birbirlerini uzaktan izleye izleye sessizce beklerler... Aniden başlar bu dostluk ve başladığı gibi de yarım kalır. Ama yarım kaldığını söylemek ne kadar doğru bilemiyorum gerçekten. Bu dostluğun başlangıcı aynı zamanda uzun bir yalnızlık ve bekleyişin de başlangıcı olmuştur... 

Tarjei Vesaas'ı ve İskandinav edebiyatını ilk kez okuyorum bu kitapla birlikte. Özellikle uzun süren kış beni çok etkiledi, her ne kadar soğuk ve ürpertici de olsa Unn'un buz kayasında çıktığı yolculuğa ben de çıkmak istedim. 

Bu sıcak yaz günlerinde, derin ve duygusal da olsa yoğun kış anlatımından dolayı serinletici bir okuma olabilir Buz Sarayı. Keyifli okumalar.
Çevirmeni Melih Cevdet Anday a 1973 TDK Çeviri ödülünü kazandıran bu kitap , kısa ama hazmetmesi kolay bir kitap değil. Iki kücük kızın ani başlayan ve başladıgı hızla biten ilişkisinin bir kış boyunca süren psikolojik sonuclarının detaylı anlatımıyla şekillenen bir konuya sahip. Değısik bir konu ve ruhsal dünyaya ait anlatım arayanlar için tavsiye edebilirim...
Çevremizde "alık, saf, deli " diye nitelendirilen kişilere mutlaka tanık olmuşuzdur. Kitabın kahramanı Mattis de çevresinden etiketlenme ve dışlanma hususunda nasibi almış ablasıyla yaşayan yalnız biridir. Konu olarak Fareler ve İnsanları anımsatsa da içeriğinin işlenişi ve dilinin basit oluşuyla kesinlikle yanında masum kalır. Hiçbir sürükleyiciliği olmayan ve sürekli tekrara dayalı işlenişi kitabı sıkıcı kılabilir. Ki kitabın arka kapağındaki açıklamasını okusanız bile yeterli, içeriğinde ek olarak görebileceğimiz hiçbir bilinmeyen yok. Kısacası 250 sayfalık kitabı 5 satıra dökmüş desem yerinde olur. Ama şunu söyleyebilirim ki Fareler ve İnsanlar kitabı gibi acımasız olmadığı için her yaş grubuna okutulabilir. Hiç değilse az buçuk da olsa toplum tarafından izole edilen kişilere dair öngörü sahibi olunabilir diye düşünüyorum.
Mutlaka okunmalı mı derseniz kesinlikle hayır.
Hikaye buzdan bir saray üzerine kurulu. Yazar Norveçli olduğu için soğuk havayı ve buzu çok detaylı anlatmış. Zaman zaman canlandırmak benim için zor oldu. Öyle ki bir ara acaba masal mı anlattıkları diye düşündüm. İki kırılgan çocuktan birinin kaybolması üzerine geride kalan kalp sancısını, verilen emanete sahip çıkışını ve arkadaşına duyduğu vefayı cümle cümle hissediyoruz. 11 yaşındaki bir çocuk için kaldırması çok zor bir yük. Bu bilince ve hassasiyete sahip olması ise mucize gibi. Kitabı bitirdim fakat sanki anlamamış ya da bir şeyleri atlamışım gibi hissediyorum. Bu eksiklik duygusu anlatım tarzından ya da hikayeden ötürü değil de benim derin düşünemeyişimden kaynaklı olabilir.. Sakin sakin okumalar dilerim.
Son zamanlarda okuduğum en ilginç kitap. Hem konusu hem de anlatımı hayret verici. İçinde Shakespeare'in trajedyalarından kopup gelmiş bir şeyler var sanki, Mattis'in olan biteni yorumlayışı bana Macbeth'in kendini gerçekleştiren kehanetini anımsattı. Dahası kitabın daha önce okuduğum ve anımsayabildiğim kadarıyla Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar'ıyla da ilişki kurarak okunabileceğini düşünüyorum. Söyler misiniz bana, Mattis, yalnız kalmaktan korkan, hep bir yol arkadaşına ihtiyaç duyan, tüylü küçük hayvanları seven Lennie Small'un yirmi yıl sonraki hâli değil de ne?
Konusu güzel ama çeviri berbat. Bu haliyle okumak çok zor. Kitapta fazla hareket yok ama karakterler çok canlı. Keşke her dil bilen çeviri yapmaya çalışmasa...
#kitapyorum

Buz sarayı 1963 yılında iskandinav edebiyat ödülünü almış, 1987 yılında Is-Slottetismiyle bir sinema uyarlaması da yapılmış 7 bölümden oluşan; tarjei vesaas romanı.Kitap da iki küçük kızın arkadaşlığı anlatılıyor. Okurken yüreğinize dokunacak. Yazarın harika bir anlatımıyla, sizi okurken içten içe saran bir gerilime sahip, okurken kanınızın donduğunu hissettirecek derecede harika bir kitap..
11 yaşlarındaki çocuklardan; annesi öldükten sonra köyde bulunan teyzesinin yanına yerleşmiş olan Unn ve sınıf arkadaşı Siss arasındaki ilişki ile başlayıp gelişen bir roman. Unn'un bir nehrin oluşturduğu Buz Sarayı içinde kaybolarak ölmesi ile zor günler geçiren Siss'in kısa bir hikayesi...Çok hoşuma giden bir roman olmadı ama sadece zor kitapların arasında nefes almaya yaradı. Ayrıca Melih Cevdet ANDAY'ın 1973'te TDK çeviri ödülü aldığı bir roman...
Kitapta iki küçük kızın arasındaki dostluk anlatılır. Ama sadece dostluk deyip geçmek olmaz. Burada anlatılan,
dostluğun en içten, en samimi, manevi olarak zirveye ulaşmış halidir.
This is an unusual novel and not for everyone. A short (184 p) and intensely strange book by Nobel candidate Vesaas. Like nothing else I've ever read, I can't exactly say I enjoyed it, but I will never forget it, and as I read it I became increasingly aware of its literary 'credentials.' This would make a prime candidate as a set text for students, with its deceptively simple writing and short sentences containing a wealth of hidden meanings to be drawn out.
The main character, Siss, is an 11-year old schoolgirl in 1960s Norway. Siss is eleven years old and the most popular girl in her school. An only child, she is also the center of her parents' attention.
One day her feelings toward everyone around her change when a new girl named Unn joins Siss' class at school. A lonely girl by nature, Unn is ignored by everyone in the class, except Siss. The girls decide to meet at Unn's house after school on one darkening autumn evening and start on an electric friendship. Unn reveals to Siss that her mother died of an illness six months earlier and that even at eleven years old she does not know who her father is. And there is indeed something in Unn's background - "the other" - but neither Siss nor the reader ever finds out what. Murder? Child abuse? Unn has come to live with her quiet, distant aunt since her mother died of an illness. Her father is absent, though she has a photo of him. Unn can't talk easily, the conversation is stilted ... and just as it seems to be going somewhere, Siss makes a hasty retreat home....

Coping with these feelings swirling inside of her, Unn has yet to openly discuss her station in life with anyone, that is except for Siss. Despite being the leader of everyone at school, Siss is at heart lonely as well. It seems divinely ordained that the two girls have been brought together, and now they share a deep secret that not even Unn's Aunt or Siss' parents are privileged to know. Together, the girls appear to be on the cusp of navigating through their teenage years without much angst.

This powerful friendship ends before it has a chance to begin. The next morning, Unn decides to navigate an ice palace on her way to school. In Norway, ice is as thick as stone and little is capable of penetrating through it. It is inside of this ice palace structure unspoiled by nature that Unn is able to meditate on her feelings about her mother, her father, her new friendship with Siss, and her inherent loneliness. Almost by design, Unn falls through the ice and drowns. Siss' new friendship is not meant to be and, through a despondent winter, she grieves in her solitude. In addition to the ice structure, Siss has erected an almost impenetrable barrier around herself that not even her parents are able to crack. Coping with her own survivors' guilt while being on the cusp of adolescence, Siss is unable to strike a balance between preserving Unn's memory and moving on with her own life.
She screamed as she did so: for there was Unn! Straight in front of her, looking out through the ice wall.
In a flash she thought she saw Unn, deep in the ice."

But spring comes, her friends still seek her company, there's a boy she likes, and the palace, which features throughout, is finally melting... "Now the palace, with all its secrets, goes into the waterfall. There is a violent struggle and then it has gone."

I don't think I can say much more about this book without becoming repetitive but I urge you to download or pick up a copy. I can promise that you won't regret it. It's a short and easy read, but I guarantee that you won't be satisfied after simply one time. Enjoy!

Yazarın biyografisi

Adı:
Tarjei Vesaas
Unvan:
Norveçli Şair ve Yazar
Doğum:
Vinje, Norveç, 20 Ağustos 1897
Ölüm:
Oslo, Norveç, 15 Mart 1970
Tarjei Vesaas
Şair
Doğum: 20 Ağustos 1897, Vinje, Norveç
Ölüm: 15 Mart 1970, Oslo, Norveç
Eşi: Halldis Moren Vesaas (e. 1934–1970)
Çocukları: Guri Vesaas
Ödüller: İskandinav Kurulu Edebiyat Ödülü
Adaylıklar: Nobel Edebiyat Ödülü

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 43 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 43 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.