Geri Bildirim
Tess Gerritsen

Tess Gerritsen

8.6/10
5.817 Kişi
·
18.661
Okunma
·
1.779
Beğeni
·
41.624
Gösterim
Adı:
Tess Gerritsen
Unvan:
Çin Asıllı, Doktor, Yazar
Doğum:
San Diego, Kaliforniya, 12 Haziran 1953
Cerrah, Günahkar, Diriliş, Siliniş, İkiz Bedenler, Hasat ve daha birçok polisiye-gerilim türündeki kitaplarıyla ülkemizde ve dünya çapında hatrı sayılır bir okuyucu ve hayran kitlesi edinmiş Çin asıllı Amerikalı yazar Tess Gerritsen, 12 Haziran 1953 yılında doğdu.

Küçük yaşlarda polisiye türündeki kitaplara ilgi duymaya başladı. Gerritsen’ın bu ilgisi zamanla kendi polisiye öykülerini yazma isteğine dönüştü. Lakin yazarın ailesi Tess’i yazarlıktan uzak tutmaya çalışıyordu, onlara göre yazarlık uzun vadede iyi gelir getirmiyordu ve Tess tıp okumalıydı. Öyle de oldu ve Tess Gerritsen tıp öğrenimi gördü. Stanford Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu ve daha sonra California Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gitti ve ardından Honolulu’da hekim olarak iş hayatına atıldı.

Ne var ki Tess Gerritsen, hekim kimliğine rağmen yazmaya olan tutkusunu yitirmedi ve romantik gerilim türünde çeşitli öyküler yazdı. Bu öykülerden biriyle bir ödül bile kazandı.

Bunun ardından Tess, ilk romanlarını yazmaya koyuldu. Başlangıçta romantik gerilim türünde eserler veren yazar, yazarlığını mesleğiyle birleştirmeye karar verdi ve tıbbi gerilim türünde kitaplar yazmaya başladı. Yazarın bu türdeki ilk romanı 1995 yılında yayımlanan Hasat adlı romanıydı ve roman kısa zamanda çok satanlar listelerine yerleşerek büyük bir başarı kazandı. İlk Tess Gerritsen eseri Hasat, gerçek bir olaydan esinlenmişti ve romanda Moskova’da gerçekleşen bir kayıp çocuk vakası ele alınıyordu. Roman, New York Times Çok Satanlar Listesi’nin bir parçası olmuştu.

Tess Gerritsen Hasat’ın ardından eleştirmenlerce de övgüyle bahsedilen Rizzoli & Isles Serisi’ni yazdı. Tıbbi gerilim türündeki bu serinin ilk romanı ülkemizde de çok sevilen Cerrah’tı. 2001 yılında yayımlanan Cerrah, Jane Rizzoli adında bir cinayet dedektifinin ve ortağı Thomas Moore’un kurbanlarına işkence ettikten sonra onları katleden bir seri katili yakalama uğraşlarını anlatmaktaydı. Kitabın zekice kurgusu, yazarın tıp bilgisinin getirdiği gerçekçi tıbbi tasvirler, insan psikolojisinin başarılı aktarımı, yazarın son derece akıcı ve heyecan uyandırıcı kalemiyle birleşmesiyle kitabı alanında üst seviyeye taşıyordu.

Cerrah’ın devamı niteliğindeki Çırak romanında Rizzoli’nin ortağı Thomas Moore’un yerini tıp alanında uzman olan Dr. Maura Isle aldı. Kadın baş karakterler Rizzoli ve Isles, güçlü ve etkileyici kişilikleriyle yazarın çift kariyerini de sembolize etmektedir. Dedektif Rizzoli, yazarın polisiyeye olan tutkusunun bir sembolüyken Dr. Isles ise yazarın tıbbi kimliğinin bir imgesidir. Seri, Tess Gerritsen eserleri arasında televizyon dizisine uyarlanan tek eserdir.

Özellikle ülkemizde giderek artan bir hayran kitlesine sahip olan Tess Gerritsen, Stephen King’in memleketi Maine’de yaşamaktadır ve heyecan yaratan eserlerini yazmaya devam etmektedir.
Her şeyden şikayet eden insanlara katlanamıyorum.
Tess Gerritsen
Sayfa 63 - Martı Yayınları
"Sadece dinledikleri müzikten bile bir fikir edinebiliyorsun insanlar hakkında..."
Kötülük ölmüyor. Asla ölmüyor. Sadece yeni bir yüze, yeni bir isme bürünüyor.
Tess Gerritsen
Sayfa 48 - Doğan Kitap
Bu dünyada kendi işleriyle ilgilenmeyen çok fazla insan var. Bir sürü işgüzar...
Tess Gerritsen
Sayfa 66 - Martı Yayınları
"Bazen çocuk sahibi olmanın delilik olduğunu düşünüyorum. Onları seviyorsun, büyütüyorsun. Sonra da sadece zarar görecekleri bir dünyaya adım atmalarını izliyorsun."
Tess Gerritsen
Sayfa 82 - Doğan Kitap
Okuduğumda bu zamana kadar niye okumadım ki pişmanlığını hissettirmişti bana.

Bir sağlık çalışanı olarak Tıbbi kelimelerinde geçmesi beni daha da bir motive etti.

Heyecanı bol,sonunu hiç tahmin edemeyeceğiniz türden sürükleyici bir kitap.
Tess Gerritsen gerçekten polisiye gerilim dalında kendini ispatlamış bir yazar. Önemini ve güncelliğini hiç bir zaman yitirmeyen, organ nakli ve organ mafyası konusuyla kurgulamış baştan sona gerilimi yaşayacağınız, çok güzel bir kitap. Polisiye gerilim seven arkadaşlara öneririm.
- Sekiz milyara yaklaşan nüfusuyla dünya, içinde binbir çeşit kötülük barındıran milyonlarca insan ve bu kötülüklerden etkilenen sayısız çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç. Tess Gerritsen, Rizzoli&Isles Serisi'nin beşinci kitabı olan Siliniş'te bu kötülüklerden belki de en sarsıcı olanını ele alıyor: Henüz çok küçük yaşta zorla ve para karşılığında erkeklere(!) sunulan kız çocukları başta olmak üzere bu alçaklığa maruz kalan kalan kadınlar, yani kadın ticareti. Çeşitli vaatlerle kandırılarak hayatları iğrenç yaratıklar tarafından ellerinden alınan çocuklar ve onlar üzerinden parasal, bedensel her türlü iğrenç zevklerini tatmin etmeye çalışan canavarlar. Evrensel bir sorun ve hastalıklı beyinlerin en bariz örneklerinden biri olan bu durumu yazarımız Gerritsen kendine has üslubu, polisiye ve tıp öğeleriyle bir araya getirerek mükemmel bir eser meydana getirmiş. Siliniş yüksek tempolu, aksiyon dolu, kaliteli ve sarsıcı bir kitap. Nefreti iliklerinize kadar hissettiren, merak unsurlarıyla sürükleyiciliğin tavan yaptığı bu kitap gerek ele aldığı konu gerekse konuyu ele alan yazarın ustalığıyla kazandığı beğeniyi fazlasıyla hak ediyor.

Siliniş, serinin ilk dört kitabına oranla tıbbi terimlerin daha az olduğu bir kitap. Bu sayede tıp terminolojisine ait kelimelerin çokluğuyla uğraşmak yerine direkt olarak olaylara odaklanabiliyorsunuz. Merak unsurunun kendini fazlasıyla hissettirdiği Siliniş, Gerritsen'in okuyucuyu ne şekilde etkileyebileceğini ve sürükleyiciliğin nasıl sağlanacağını çok iyi bildiğini gözler önüne seriyor. 464 sayfalık kitabın tek bir sayfasında bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. Duru-akıcı dil kullanımı, olayların kitabın ilk sayfalarından itibaren başlaması sayesinde kendinizi kısa sürede olayların gidişatına kaptırıyorsunuz ve sayfalar tüm heyecanıyla akıp gidiyor. Şunu da söylemem gerek ki Rizzoli&Isles Serisi'nde Çırak, Günahkâr, İkiz Bedenler ve Siliniş'in yayıncılığını üstlenen Martı Yayınları, kapak-sayfa kalitesi ve beğenimi kazanan ciltli tasarımlarıyla seriyi daha da çekici hale getiriyor.

- Siliniş'te olaylar Adli Tıp Uzmanı Maura Isles'in otopsisini yapacağı bir cesedin morga getirilmesi ve öldüğü sanılan kadının morgda aniden gözlerini açmasıyla başlıyor. Hastaneye yetiştirilen kadın hayatta kalıyor ve kısa süre sonra çevresindekilere karşı saldırgan bir tutum sergilemeye başlıyor. Ölümcüllüğe dönüşen saldırganlık güvenlik görevlisinin bu kadın tarafından öldürülmesi ve yine aynı kadının hastane görevlileri ve hastalardan bazılarını rehin almasıyla sonuçlanıyor. Rehin alınan kişilerden biri de Boston Cinayet Masası dedektiflerinden Jane Rizzoli. Peki parmak izleri de dahil kendisi hakkında hiçbir bilgi edinilemeyen bu kadın kim ve bütün bunları neden yapıyor , Rizzoli kurtulabilecek mi, FBI bu işin neresinde ve tüm bu olayların başlangıç noktası ne? Merak ediyorsanız en kısa zamanda bu seriye başlamanızı öneririm.

Alanının en iyilerinden olan Tess Gerritsen bize suçlarla, kötülüklerle, adalet arayışıyla dolu bir dünyanın kapılarını aralıyor. Ben de her kitabından ayrı ayrı zevk alan bir okuru olarak sizleri bu kapıdan içeri davet ediyorum. Hepinize keyifli okumalar...
Sıradaki kitabım bu olacak.

Kan kokusu sevenler bu yaZarı takip etsin derim:)

Sayın Doktor Tess Gerritsen sen bu tarz konulu yazarlar arasında kesinlikle 1 numarasın.
Kemik Bahçesi ile birlikte on ikinci Tess Gerritsen kitabımı bitirmiş bulunuyorum. Bu on iki kitaptan onu Rizzoli&Isles serisinden kitaplarken, ikisi seriden bağımsız tek kitaplardı. Kemik Bahçesi de bu kitaplardan yani Rizzoli&Isles serisi dışındaki kitaplardan biri. Yazara asıl ününü kazandıran kitaplar bu seriye ait olduğu için, genel itibariyle seri dışındaki kitaplar biraz daha az beğeniliyor. Kemik Bahçesi de bana göre serideki kitaplar kadar iyi değil ancak buna rağmen genel polisiye kitap ortalamasının da üstünde. Ayrıca Kemik Bahçesi'nin ilk kısımlarında az da olsa tanıdık bir ismi de görüyoruz: Adli Tabip Maura Isles'ı.

Kemik Bahçesi'nde olaylar geçmişle gelecek arasında ilerliyor. 1830'lu yıllar ve günümüz. 1830'lu yıllarda tıp fakültesi öğrencisi Norris Marshall çıkıyor karşımıza. Eğitim masraflarını karşılamak için bir kadavra tacirine yardımcı olan Norris, görev aldığı hastanedeki hemşire ve doktorun ölü bulunması ile birlikte bu cinayetlerin bir numaralı zanlısı konumuna gelir. Norris bu işten ancak kendisiyle birlikte katili gören diğer kişiyi bularak sıyrılabilecektir. Günümüzde ise Julia Hamill yeni taşındığı son derece büyük ve eski evinin bahçesinde toprakla uğraşmaktadır. Julia toprağı kazarken sert bir şeye çarpar: Bir kafatası. Olay yerine gelen Maura Isles bu olayın bir cinayet olabileceğini söyler ve çok uzun bir süre önce meydana gelen olayların gün yüzüne çıkarılması için araştırmalar başlar.

Kemik Bahçesi kurgu açısından beğendiğim bir kitap oldu. Diğer Tess Gerritsen kitaplarına oranla daha durağan başlasa da ardından yine sürükledi, şaşırttı, bilgilendirdi. Kemik Bahçesi'nde özellikle tıp okulunda anlatılan otopsi ve cerrahi müdahale kısımlarına bayıldım. Normalde bu tarz kısımlar beni çok fazla etkilemezdi ancak bu kitapta yer alan otopsi bölümleri özellikle midesi hassas kişileri fazlasıyla etkileyecek nitelikte, oldukça gerçekçi. Kitapta geçmiş ve gelecek bağlantısı olduğunu söylemiştim, geçmiş olayların anlatıldığı bölümler bugüne oranla fazla ancak ben günümüzdeki olayları daha çok görmek isterdim. Kitabın geçmiş bölümlerinde Norris'in tıp okulundaki arkadaşlarından birinin ismi Oliver Wendell Holmes. Gerritsen bu kitabında tarihte gerçekten yaşamış birisine yer vermiş ve bu karakter aracılığıyla o dönemin önemli sorunlarından biri olan lohusa ateşi hastalığına değinmiş. Oliver Wendell Holmes önemli bir hekim, aynı zamanda şair. Kitabın sonunda da yazarın notu kısmında bahsedildiği gibi Holmes'un devrim niteliğindeki son derece basit önerisiyle sayısız hayat kurtarıldı,  bu öneri de doktorların ellerini yıkaması gerektiğiydi. Tess Gerritsen bu kitabında aynı zamanda o dönemin toplumsal yapısı ile ilgili noktaları da aktarıyor. (Özellikle toplumsal eşitsizlik gibi noktalar...)

Kemik Bahçesi genel itibariyle sevdiğim bir kitap oldu, ancak yazarın en iyi kitaplarından biri olmadığı da aşikar. Tabii bu durum kitabı okurken keyif almama engel teşkil etmedi. Bir sonraki Tess Gerritsen kitabı olarak Kan Gölü'nü okumayı düşünüyorum. Hepinize keyifli okumalar.
Rizzoli&Isles Serisi'nin ilk kitabı Cerrah ile tanışmam yine bir öneri üzerine oldu. Aslında birkaç sene evvel bu seriye dahil olduğunu bilmeden serinin 2 kitabını okumuşum. Okuduğum kitaplar baya merak uyandırıcı, heyecanlı ve bol ayrıntılıydı. O kitaplarda gördüğümü serinin ilk kitabında da gördüm. 11 kitaptan oluşan Rizzoli&Isles serisinin tamamını okumaya kararlıyım. Eğer merak ve heyecan, akıcılık ve sadelik istiyorsanız Tess tam size göre.

Şimdi, geçmişlerinde tecavüze uğramış, yaşadıkları saldırı nedeniyle hayatları alt üst olmuş kadınları ve bu kadınları kendisine kurban olarak seçip aynı zamanda kurbanlarının rahimlerini hatıra olarak alan bir katili düşünün. Katilin peşinde de Boston Polis Teşkilatı'ndan 4'ü erkek 1'i kadın -seriye ismini veren, zeki, cesaretli ve pes etmeyen kadın dedektif Jane Rizzoli- 5 kişilik bir ekip. Boston'da başlayan seri cinayetlerin çok benzerleri Savannah'ta da görülmüştür. Savannah seri cinayetlerinin katili, kendi seçtiği kurbanı Dr. Catherine Cordell tarafından cinayeti işleyeceği anda öldürülür. Bu olaydan sonra Boston'a taşınan Cordell, başlayan seri cinayetlerle kendini yeniden bu kaosun içinde bulur. Rizzoli ve ekibin diğer kalanları bu kaos ortamını nasıl yönetecek? Kötü şeyler olmadan katil yakalanacak mı?

Adından da anlaşılabileceği gibi tıbbi terim ve kelimelerin bolca yer aldığı Cerrah, soluksuz diyalog ve maceralarıyla size mükemmel bir kitap okuduğunuzu hissettirecek. İyi okumalar.
Buz Gibi Soğuk Rizzoli&Isles Serisi'nin sekizinci kitabı. Serinin bitimine üç kitap kaldı ve ben bir taraftan hepsini bir an önce bitirmek isterken bir taraftan da biten her kitapla serinin sonuna biraz daha yaklaşmanın burukluğunu yaşıyorum. Serinin ilk kitabı olan Cerrah'tan bu yana, her kitapta bir öncekinin üstüne bir şeyler koyarak ilerleyen Gerritsen Buz Gibi Soğuk ile yine harikalar yaratmış. Rizzoli&Isles Serisi'nde özellikle serinin altıncı kitabı olan Mefisto Kulübü'nden beri korku-gerilim öğelerinin dozu artmış durumda. Tabii yine cinayetler, otopsiler mevcut ancak son kitaplarda işin içine şeytan, mumyalar, hayaletler gibi unsurların da dahil olmasıyla birlikte seri çok daha çarpıcı bir boyut kazanıyor. Buz Gibi Soğuk da gerilimin hat safhada olduğu, sürükleyici bir diğer Tess Gerritsen romanı.

 Rizzoli&Isles Serisi'nde iki ana karakterimiz bulunduğunu öğrenmeyen kalmadı galiba. Jane Rizzoli Ve Maura Isles. Birbirlerinden çok farklı olan iki karakterin Rizzoli&Isles Serisi ile birleşen hayatları, iş ve özel hayatlarında yaşadıkları, içinde bulundukları duygu durumlarını okurken bu karakterler ister istemez ailenizden biri gibi olacak. Kitaplarda ve dizide genel olarak Jane Rizzoli daha ön planda, zaten Maura Isles ilk kez serinin ikinci kitabında okurların karşısına çıkmıştı. Ancak seride, İkiz Bedenler'de olduğu gibi olayların genel olarak Maura Isles etrafında döndüğü kitaplar da var, Buz Gibi Soğuk da onlardan biri.

Adli Tıp Uzmanı Maura Isles bir tıp konferansı için Wyoming'e gider. Konferansta üniversite yıllarından arkadaşı Doug ile karşılaşan Maura, Doug'un hafta sonunu arkadaşları ile birlikte kayak merkezinde geçirme teklifini kabul eder.  Kar yağışının artması ve kayak merkezine giden yolun engebesi nedeniyle araçları devrilir ve mevsimlik yolda mahsur kalırlar. Yürürken karşılarına terk edilmiş gibi görünen bir köy çıkar ancak gerçek hiç de göründüğü gibi değildir.  Evlere girdiklerinde masalarda bırakılmış yemekler, ölüme terk edilmiş evcil hayvanlar bulurlar. Geçmişte esrarengiz olayların meydana geldiği bu köyde tam olarak neler olup bittiğini ortaya çıkarmak ise Dedektif Jane Rizzoli ve Patolog Maura Isles'a düşmektedir.

Tess Gerritsen polisiye-gerilim türünde eserler vermesine rağmen kitaplarının hemen her biri önemli sosyal mesajları da içinde barındırıyor. Buz Gibi Soğuk'ta verilen mesaj "çarpık inançla" ilgili. Din gibi önemli ve hassas bir konunun yanlış insanların elinde nasıl tehlikeli hale gelebileceği ve bilinçsiz insanların ne kadar kolay bir şekilde yönlendirilebileceğiyle ilgili.

Kitabın henüz ilk bölümlerinde başlayan ürpertici olaylar, her sayfada daha da artan merak duygusu, beklediğimden farklı bir şekilde gelişen kitap sonu Tess Gerritsen okumaya başlamakla ne kadar doğru bir tercih yaptığımı yine gösteriyor. Seride bulunan kitaplar arasında en çok sevdiklerimden biri olan Buz Gibi Soğuk dikkat çekici konusu, yazarın kurgu yeteneği ve duru anlatımıyla son derece özgün bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tess Gerritsen
Unvan:
Çin Asıllı, Doktor, Yazar
Doğum:
San Diego, Kaliforniya, 12 Haziran 1953
Cerrah, Günahkar, Diriliş, Siliniş, İkiz Bedenler, Hasat ve daha birçok polisiye-gerilim türündeki kitaplarıyla ülkemizde ve dünya çapında hatrı sayılır bir okuyucu ve hayran kitlesi edinmiş Çin asıllı Amerikalı yazar Tess Gerritsen, 12 Haziran 1953 yılında doğdu.

Küçük yaşlarda polisiye türündeki kitaplara ilgi duymaya başladı. Gerritsen’ın bu ilgisi zamanla kendi polisiye öykülerini yazma isteğine dönüştü. Lakin yazarın ailesi Tess’i yazarlıktan uzak tutmaya çalışıyordu, onlara göre yazarlık uzun vadede iyi gelir getirmiyordu ve Tess tıp okumalıydı. Öyle de oldu ve Tess Gerritsen tıp öğrenimi gördü. Stanford Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu ve daha sonra California Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gitti ve ardından Honolulu’da hekim olarak iş hayatına atıldı.

Ne var ki Tess Gerritsen, hekim kimliğine rağmen yazmaya olan tutkusunu yitirmedi ve romantik gerilim türünde çeşitli öyküler yazdı. Bu öykülerden biriyle bir ödül bile kazandı.

Bunun ardından Tess, ilk romanlarını yazmaya koyuldu. Başlangıçta romantik gerilim türünde eserler veren yazar, yazarlığını mesleğiyle birleştirmeye karar verdi ve tıbbi gerilim türünde kitaplar yazmaya başladı. Yazarın bu türdeki ilk romanı 1995 yılında yayımlanan Hasat adlı romanıydı ve roman kısa zamanda çok satanlar listelerine yerleşerek büyük bir başarı kazandı. İlk Tess Gerritsen eseri Hasat, gerçek bir olaydan esinlenmişti ve romanda Moskova’da gerçekleşen bir kayıp çocuk vakası ele alınıyordu. Roman, New York Times Çok Satanlar Listesi’nin bir parçası olmuştu.

Tess Gerritsen Hasat’ın ardından eleştirmenlerce de övgüyle bahsedilen Rizzoli & Isles Serisi’ni yazdı. Tıbbi gerilim türündeki bu serinin ilk romanı ülkemizde de çok sevilen Cerrah’tı. 2001 yılında yayımlanan Cerrah, Jane Rizzoli adında bir cinayet dedektifinin ve ortağı Thomas Moore’un kurbanlarına işkence ettikten sonra onları katleden bir seri katili yakalama uğraşlarını anlatmaktaydı. Kitabın zekice kurgusu, yazarın tıp bilgisinin getirdiği gerçekçi tıbbi tasvirler, insan psikolojisinin başarılı aktarımı, yazarın son derece akıcı ve heyecan uyandırıcı kalemiyle birleşmesiyle kitabı alanında üst seviyeye taşıyordu.

Cerrah’ın devamı niteliğindeki Çırak romanında Rizzoli’nin ortağı Thomas Moore’un yerini tıp alanında uzman olan Dr. Maura Isle aldı. Kadın baş karakterler Rizzoli ve Isles, güçlü ve etkileyici kişilikleriyle yazarın çift kariyerini de sembolize etmektedir. Dedektif Rizzoli, yazarın polisiyeye olan tutkusunun bir sembolüyken Dr. Isles ise yazarın tıbbi kimliğinin bir imgesidir. Seri, Tess Gerritsen eserleri arasında televizyon dizisine uyarlanan tek eserdir.

Özellikle ülkemizde giderek artan bir hayran kitlesine sahip olan Tess Gerritsen, Stephen King’in memleketi Maine’de yaşamaktadır ve heyecan yaratan eserlerini yazmaya devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 1.779 okur beğendi.
  • 18.661 okur okudu.
  • 224 okur okuyor.
  • 8.389 okur okuyacak.
  • 110 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları