Tevfik Çavdar

Tevfik Çavdar

Yazar
8.6/10
15 Kişi
·
49
Okunma
·
3
Beğeni
·
719
Gösterim
Adı:
Tevfik Çavdar
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
İzmir, 1931
Ölüm:
Ankara, 15 Ekim 2012
1931 yılında İzmir’de dünyaya gelen Çavdar, İstanbul İktisat Fakültesi’nden mezun olmasının ardından uzun yıllar Devlet İstatistik Enstitüsü ve Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev yaptı.

Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Bölümü mastır programında ve ODTÜ Şehircilik Bölümü’nde akademisyenlik görevlerinde de bulunan Çavdar, Türkiye’nin yakın dönem tarihi ve iktisat alanında birçok değerli çalışamaya imza atmıştı.
Elimizdeki bilgilere göre 1913 yılında yurtiçi pamuklu tüketimin %2'si yerli fabrika, %23'ü el tezgahları ve %75'i de ithal malı ürünlerle karşılanmaktaydı.
1919 Türkiye'sinde 1.000'e yakın otomobil vardı ve bunun ancak 200 tanesi İstanbul dışında bulunuyordu. İzmir'dekilerin dışında Anadolu illerindeki otomobil sayısı 100 kadardı.
Hüseyin Cahit, Atatürk döneminde kaleme aldığı yazısında şunları öne çıkarıyordu: " Devletin fertler üzerinde böyle kayıtsız ve şartsız, hudutsuz ve mutlak bir hakimiyet hakkı kabul edilirse, günün birinde "Devlet demek ben demektir" diyebilecek surette hükümeti ele geçirebilen bir zorba bütün halkı bir sürü halinde kamçılayabilir."
1980'den bu yana ekonomi öylesine amaç haline getirilmiştir ki toplumsal refahın bir çok bileşeni kâr mekanizmasına kurban edilmiştir. Sağlık, eğitim, çevre vb. gibi bir çok toplumsal tüketim bileşeni metalaşmış ve kâr getirme aracı haline getirilmiştir.
Sürekli tehdit, cinayet ve korku filmleri ile sindirilen insanlar, kendilerini kurtaracak üstün insanlara, güçlü devlet aygıtına gereksinme duymaya başlamaktadırlar.
1926 yargılamaları, İttihatçıların bütün yöntemlerini benimseyen ve tek parti olarak iktidarda bulunan bir grup Ittihatçı’nın, muhalefette olan diğer Ittihatçılar’ı temizleme işlemidir. Acımasızdır.
Tevfik Çavdar
Sayfa 131 - İletişim Yayınları
Hukuka ve adalete sırt çevirenleri bekleyen akıbet önünde sonunda hüsrandır. Hukukun olmadığı yerde jungle (orman) rejimi hüküm sürer. Haklı haksızı değil, kuvvetli kuvvetsizi yener. Böyle bir davranış ise insan tabiatına aykırıdır; uzun zaman payidar olamaz.
İletişim araçlarının yaygınlığı ve etkinliği, haber alma ve bilgi edinme açısından ne denli yararlıysa, belki de o yararından daha fazla zarar vermektedir. Evimizdeki televizyon kanalları, adı ne olursa olsun, hepsi yalnızca duyulmasını istedikleri haberleri duyurmaktadır. Böylece medya terörü diye adlandırılan bir düşünsel terör yaratılmaktadır.
Bu düzenin temel öğelerinden biride tüm değerlerin metalaşmasıdır. Emekten ahlaka kadar metalaştırılmış bir değerler kümesinin oluşturduğu ortamda yaşıyoruz. Bu ortam daha da geliştirilmek, yaygınlaştırılmak isteniyor.
....
Bu düzen insana tek bir şeyi, düşünmemeyi ve kendisinin oluşturduğu değerlerden başkasına inanmamayı öğretiyor.
“Zaten kim sadrazam olarak doğabilir ki? Halbuki Talat Paşa sadrazam olmasaydı tarih yine ona uzun sahifeler ayıracaktı. Çünkü onu bir devlet ricali olmaktan ziyade bir inkılapçı mümessili olmak üzere tanıyacaktı.”
101 syf.
·1 günde
Milli Mücadele öncesinde Osmanlı'yı sayısal verilerle görmek isteyenlerin müracaat kitabı olur diyorum. Eser 2 cilt halinde, ilk cildini kısaca ele alacak olursak. Unutulmuş Anadolu'dan başlıyor. Direnen Anadolu başlığı altında Anadolu'nun; nüfus, tarım, madenler, sanayi, ulaştırma, eğitim düzeyi, kamu gelirleri ve harcamaları son olarak da para değerini ele alıyor. Unutulmuş Anadolu'nun Milli Mücadele'nin başlangıç noktasının ne hale geldiğini gözler önüne seriyor. Anadolu'da yapılmış olan yollar,demir yolları ya da sanayi kollarının büyük çoğunluğu azınlıklar ya da dış yatırımcılar tarafından yapıldığını acı ile görüyoruz. Bu durumun savaş dönemi bize ne kadar zarar verdiğini anlatmaya hacet var mı ki... (Zamanında bizim olan bugün devlet eli ile babalar gibi ona buna satılan-peşkeş çekilen,babalar gibi satılan- işletmelerin gün geldiğinde bizim elimizde olmamasının acısını yeniden yaşayacağız çünkü bizi yönetenler tarihten ders almak yerine, kendilerince tarih yazma hevesine düşmüşlerdir.( Tarihten ders alınsaydı eğer tekerrür eder miydi ? Siyasi görüşünüzü bir yana koyup okuyunuz ve hep beraber bugünümüze dünden ders alarak çözümler üretelim. Yoksa ahlar vahlar kapıda.
110 syf.
·1 günde
İlk kısım Anadolu ele alınmış idi bu kısımda ise Ayrıcalıklı İstanbul ve Dışa Bağımlı Türkiye olarak ele alınmıştır. İstanbul'un iaşesi bu dönemde de olduğu gibi o dönemlerde de çok önemli bir olay idi. Ateşkes döneminden itibaren İstanbul'u sayısal veriler ile anlatılmaya çalışılınıyor. Dul kadınlardan, sokak çocukları sayıları, sektörlerde ki çalışan sayılarından, iş kollarının gün geçtikçe nasıl yok olduğuna kadar birçok konu ele alınıyor. İş kolları demişken, üretimsizlikten ne duruma gelindiğinin anlatıldığı kısım günümüzü o kadar güzel aydınlatıyor ki neden şu an bu durumdayız direk cevap oluyor. Dış mihraklar veya faiz lobisi (bugün dolar/euro lobisi) her dönem olan bir şey imiş ne zaman üretimden vazgeçip hazıra alışkanlık etmişiz o zaman lobiler iş görmüş.
160 syf.
·1 günde·8/10
Attila <ilhan'ın önderliğinde yazılan Bir Millet Uyanıyor serisinin bu kitabında, küresel kapitalizmin 1950 lerden buyana nasıl Türkiye'yi avucunun içine aldığını görüyoruz. Bir önceki çağda silahla yapılan savaşlar bugün artık siyasetle,ekonomi ile yapılıyor ve işin kötü tarafı bu savaşta kaybettiğimizin farkında değiliz.!950 lerde başlayan ekonomik liberalizm bizi yarı sömürge bir devlet haline getirdi.Apolitize edilmiş, milliyetçilik duygularından arındırılmış Türk gençliği sürekli pompalanan marka sevdası, tüketim çılgınlığı ile, pop kültürle beslenmiş bencil bireyler olarak tamda emperyalizmin istediği gibi. Eskiden ekmek kuyrukları vardı, ama şimdi Türkiye çok zengin diyenler; o zenginliğin neredeyse tamamının ihraç ürünü olduğunu, yerli üretimin gün be gün düştüğünün, bu durumunda bizi tamamen sömürge yaptığının farkında değiller.Küresel terörün en önemli destekçilerinden NATO, IMF gibi kuruluşlar ülkeleri borsa oyunlarıyla borçlandırıp kendilerine tutsak ediyorlar.Popular kültür yerli malı, pazr malı diye küçümseyerek Batı markalarını baştacı ediyor. Reklam dünyası, sinema bütün bunlar Batı'nın akıllıca politikasının bir parçası.
Özal öncesinde belki bu durum belli bir kitleyi rahatsız ediyordu ama artık herkes kabullenmiş gibi. 1960 ve sonrası Türkiye'nin siyasi ortamını kontrol eden ABD kendi istediği figürleri kullanarak ülkeyi istediği konuma getirdi.Meydanlarda '' kahrolsun ABD '' gibi söylemlerde bulunan siyasiler el altından küresel sermayenin bütün isteklerini yerine getirdiler. Tarımda kota uygulamaları ve ağır vergiler ile üreticinin elini kolunu bağladılar.
592 syf.
·8/10
Talat Paşa, İttihat ve Terakki'nin en önemli yöneticilerinden. Ermeni Tehciri konusunda yapmış olduğu Müdaafam dışında kendi ağzından yazılmış bir eseri ya da hatıratı bulunmamakta. Tevfik Çavdar bu büyük örgüt ustasının biyografisini kendisine yakışır şekilde kaleme almış. Genel olarak Talat Paşa nezninde Cumhuriyet'le hesaplaştığı satırları hariç güzel bir eser meydana getirmiş.

Talat Paşa'nın dünyaya geldiği dönemde Rumeli büyük bir buhran içindeydi. Onun kendisinin de " ben isyankar dünyaya gelmişim" dediği gibi bir inkılapçı olmasına yol açtı ve bu yolda gözlerini kapadı.

Kitap Talat Paşa'yı Talat Paşa yapan şehirlerle başlamış. Rumeli, Edirne ve Selanik onun yoğrulmasında ve gözünü açmasında büyük etkendi. Posta memuru iken sürüldüğü Selanik'te yaptığı atılımlar yalnızca kendisinin değil Osmanlı'nın da kaderini değiştirdi. Kurmuş olduğu Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, yurtdışında Jöntürklerce kurulmuş olan Terakki ve İttihat Cemiyeti'yle birleşerek son halini aldı.
24 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilanında kurmuş ve yönetmiş olduğu cemiyetin büyük payı vardı ve onlar artık 24 Temmuz İnkılapçılarıydı. 1915 yılında seçilmiş ilk Sadrazam olarak görevine başladı ve 1918 yılına kadar görevine devam etti.

Almanlarla yapılan ittikak, I. Cihan Harbi, Almanya'ya gidişi ve orda da anavatandaki bağımsızlık hareketlerine gösterdiği destek ve sonrasında bir Ermeni serseri tarafından hayattan koparılmasına kadar olan süreci yazar başarıyla anlatmış. Almanya'dayken yazmış olduğu mektuplar, yaptığı görüşmeler ve yakın çevresinin anılarıyla paralel olarak kendi çıkarımlarıyla beraber akıcı bir anlatım sunmuş.

Talat Paşa Askeri Rüştiyeden bir kavga sonucu kovulunca İdadiye devam edememiş ve bu yüzden Sadrazam olduğunda hakir görülmüş ve çoğu kez cahillikle suçlanmış. Talat Paşa halkın içinden çıkan ilk Sadrazamdı ve eleştirilere rağmen daima halk olarak kalmayı bildi. Hatta yapmaya çalıştığı inkılapları halk için halka rağmen ısrarla sürdürdü. Diğer ittihatçılar gibi yapıp ettikleri yeni Türk devletine büyük kazanımlar bıraktı. Ruhu şad olsun.
592 syf.
·Puan vermedi
Tevfik Hoca bazen gereksiz övgüye kaçmış. Ama yine de iyi bir biyografi denemesi. Bazen Talat Paşa'yı bırakıp olayların derinliklerini anlattığında biyografi mi yoksa Siyasi tarüh mi okuduğunu şaşırıyorsun. Sanırım bunu dönemi iyi idrak edevilmemiz içün yapıyor.
143 syf.
·1 günde
İttihat ve Terakki önceleri Balkan dağlarında bir ihtilalci grup daha sonrasında 1908 Meşrutiyeti ile artık meşru bir zemine oturan ve etkileri günümüze kadar gelmiş olan siyasi bir parti. Bu partinin veyahut bu cemiyete üye olan insanlara rahat rahat hain diyebilenlerin var olduğu gibi çok fazla yüceltenler de mevcuttur. Fakat objektif bir gözle bakıldığında Osmanlı'nın çürümüş yapısına bir hareket katmak için ellerinden geleni yapan genç,dinamik ve o kadar da devlet yönetiminde acemi kadroları görüyoruz. Ordu yaptıkları yeniliklerin, genç subayların atamaları milli mücadele döneminde faydasını gösterecek fakat geniş coğrafyaya yayılan devletin sınırları ancak şu an üstünde yaşadığımız Anadolu kalacaktır. İttihat ve Terakki Cemiyetini tanımak bilmek isteyenler için bu kısa fakat bizlerde bir başlangıç yaratan kitabın arkasından eminim ki daha detaylı kaynaklara yöneleceksiniz.1889'dan başlayarak 1918'e kadar ki uzun bir süreci anlayabilmek için başlangıç açısından bu kitabı öneriyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tevfik Çavdar
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
İzmir, 1931
Ölüm:
Ankara, 15 Ekim 2012
1931 yılında İzmir’de dünyaya gelen Çavdar, İstanbul İktisat Fakültesi’nden mezun olmasının ardından uzun yıllar Devlet İstatistik Enstitüsü ve Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev yaptı.

Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Bölümü mastır programında ve ODTÜ Şehircilik Bölümü’nde akademisyenlik görevlerinde de bulunan Çavdar, Türkiye’nin yakın dönem tarihi ve iktisat alanında birçok değerli çalışamaya imza atmıştı.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 49 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 75 okur okuyacak.