1000Kitap Logosu
Tevfik Fikret
Tevfik Fikret
Tevfik Fikret

Tevfik Fikret

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.4
366 Kişi
1.736
Okunma
376
Beğeni
6,7bin
Gösterim
Unvan
Türk Şair, Öğretmen, Yayıncı
Doğum
İstanbul, 24 Aralık 1867
Ölüm
İstanbul, 19 Ağustos 1915
Yaşamı
26 Aralık 1867’de İstanbul Kadırga’da dünyaya geldi. Asıl ismi Mehmed Tevfik. 12 yaşında öksüz kaldı. Mahmudiye Rüşdiyesi’nde okudu. 1888’de Galatasaray Lisesi’ni (Mekteb-i Sultani) birincilikle bitirdi. Çeşitli görevlerde memurluk yaptı. Kuzeniyle evlendi. Ticaret Mekteb-i Âlisi’nde hat ve Fransızca dersleri verdi. 1891′de “Mirsad” dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. 1892′de Mekteb-i Sultani’ye Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894′te “Malumat” dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. 1895′te hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrıldı. 1896′daServet-i Fünun Dergisi’nin Yazı işleri Müdürlüğü’ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide‘nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Kolej’e girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alındı. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı. 1906′da Robert Kolej’in hemen yanında bir ev yaptırarak “Aşiyan” adını verdi. Eşi ve oğlu Halûk’la birlikte buraya yerleşti. 1908′de 2′nci Meşrutiyet’in ateşli savunucularından biri oldu. Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın‘la birlikte “Tanin” gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki’nin yayın organı haline getirilmek istenince karşı çıktı ve Tanin’den ayrıldı. Mekteb-i Sultani Müdürlüğü’ne getirildi. 31 Mart Olayları’nı protesto için bu görevden de ayrıldı. Ama öğrencileri ve Maarif Nazırı Naili Bey’in ısrarlarıyla göreve döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere bu görevi bırakttı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkarak Aşiyan’a çekildi. Ağır bir şeker hastalığına yakalanmıştı. Kolundan olduğu bir ameliyatın ardından yaşamını yitirdi. Eyüp’teki aile mezarlığına defnedildi. Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Başlangıçta Muallim Naci ileRecaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi. Daha sonra Fransız şiiriyle tanıştı. Özellikle François Coppe’den etkilenerek kendi şiirini yaratmaya koyuldu. Aşırı titiz tutumu, en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durmasıyla kendine özgü bir üslup yarattı, döneminin tüm edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu. Biçimsel kaygıları gözardı etmedi, sürekli yenilik aradı. 1900′de yayınlanan “Rübab-ı Şikeste”de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanısıra, günlük konuşma diline yakın dille yazılmış şiirlerde vardı. Betimlemelerindeki ayrıntılı ustalığının ressamlığına bağlanır. Doğa şiirlerindeki doğayla uyumluluk da dikkat çeker. Oğlu Halûk’un şiirlerinde büyük etkisi oldu. 1911′de yayınlanan ikinci şiir kitabı “Halûk’un Defteri”ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir. Bu şiirlerde oğluna ve Osmanlı gençliğine çalışkanlık, yurt sevgisi, hak ve hukuktan yana olma gibi erdemleri öğütledi. 1911′de basılan “Rübabın Cevabı”ndaki şiirlerde halkın acılarını, zorbalıkları, baskı ve haksızlıkları anlattı. Bu kitapta yer alan “Tarih-i Kadim’e Zeyl” başlıklı şiirde, kendisini eleştiren Mehmet Akif Ersoy‘ya yanıt verdi Din ve doğa konusundaki görüşlerini açıkladı. Kendisinin doğanın bir izleyicisi olduğunu söyledi. 1914′te yayınlanan “Şermin”de yalın bir dille yazılmış, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirler yer alır. 30′lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı. Özel yaşamında da katı bir ahlak anlayışı sürdürdü. İnsana büyük değer verdi. Ona göre tüm soruların üstesinden gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan insandır. İnsanın üstünlüğünü sağlayan ise duyarlılığı ve sezgi gücünden çok düşünme gücü ve aklıdır.
Egemen Dağ
Şermin'i inceledi.
81 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
İçimizdeki çocuk
Adı ve soyadı bile uyaklı olan Tevfik Fikret, çocuklar için hece vezni ile kaleme aldığı şiirlerini "Şermin" adlı eserinde toplamıştır. Türkiye'deki "çocuk edebiyatı" ürünlerinin gelişimi açısından da büyük rol oynayan "Şermin", Fikret'in vefatına yakın bir zamanda yayımlanmıştır. Şermin adındaki küçük bir kıza öğretilmesi ve algılaması gereken hususlar, şiirler ile verilmeye çalışılmıştır. Özellikle "Muhallebim ve Okulum" adlı şiirinde tam anlamıyla mesajı veren Tevfik Fikret, "İçindeki çocuğu da ortaya çıkarabilmiştir." diyebiliriz.
Şermin
7.4/10
· 1.047 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Egemen Dağ
Haluk’un Defteri'yi inceledi.
109 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
Medeniyetin medeniyetsizliği
Tevfik Fikret'ten ne beklendiyse tamamıyla o şekilde yazılan bir eser. "Promete" ve "Halûk'un Vedâsı", Batılılaşmak gerektiğini söylemek ile beraber aynı zamanda Halûk için de bir rol modeldir. Bir babanın oğlu ile arasında geçen diyaloglar, Fikret'in içindeki sıcaklığı gösterirken aynı zamanda ne kadar Batı yanlısı olduğunu gözler önüne seriyor. Halûk üzerinden topluma bir nevî mesaj vermek isteyen Fikret, ilk zamanlarda takındığı tutumu bırakarak sosyal konulara değinmeye başlamıştır ama gerçekleşmesini istediği olayların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Halûk, yurt dışında kalmış ve babasının cenazesine bile gelmemiştir. Belki de Halûk, medeniyet neden bu büyük çukurun içinde kaybolmuş ve benliğini kaybetmiştir.
Haluk’un Defteri
7.6/10
· 125 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
Bleda Gəncay SÖNMƏZ
Senin İçin'i inceledi.
198 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Şair kimliği ile tanıdığımız Tevfik Fikret, 1894-1900 yılları arası Serveti Fünun dergisinde bir heves sonucu olsa gerek bazı hikaye denemelerinde bulunmuş. İş Bankası Kültür Yayınlarının Türk Edebiyatı Klasikleri serisinde Tevfik Fikret'in bu hikayeleri derlenerek "Senin İçin" ismiyle yayınlandı. Günümüz Türkçesi kısmını okudum sadece. Orijinal Metin pek ilgimi çekmiyor çünkü artık Osmanlı Türkçesi konuşmuyoruz. Dönemin 'Sanat toplum içindir.' anlayışı öykülerine de yansımış. Genellikle bireysel konular (tabiat, doğa sevgisi, görücü usülü evlilik, verem vb.) hakimdi hikâyelerde. Aynı zamanda mensur şiirlere de yer verilmiş. Çoğu kişi bu kitapla ilgili olumsuz yorumlar yapsa da bu öyküler bunu hak etmiyor. Şu an günümüzde popüler olan öykü yazarlarının (!) yazdıklarından daha etkileyici bir kalemi var bence. Öykülerin konularından tek tek bahsetmeyeceğim ama gönül rahatlığıyla alıp okuyabilirsiniz.
Senin İçin
6.6/10
· 140 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4