Tevfik Fikret

Tevfik Fikret

Yazar
7.7/10
85 Kişi
·
401
Okunma
·
127
Beğeni
·
3.161
Gösterim
Adı:
Tevfik Fikret
Unvan:
Türk Şair, Öğretmen, Yayıncı
Doğum:
İstanbul, 24 Aralık 1867
Ölüm:
İstanbul, 19 Ağustos 1915
26 Aralık 1867’de İstanbul Kadırga’da dünyaya geldi. Asıl ismi Mehmed Tevfik. 12 yaşında öksüz kaldı. Mahmudiye Rüşdiyesi’nde okudu. 1888’de Galatasaray Lisesi’ni (Mekteb-i Sultani) birincilikle bitirdi. Çeşitli görevlerde memurluk yaptı. Kuzeniyle evlendi. Ticaret Mekteb-i Âlisi’nde hat ve Fransızca dersleri verdi. 1891′de “Mirsad” dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. 1892′de Mekteb-i Sultani’ye Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894′te “Malumat” dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. 1895′te hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrıldı. 1896′daServet-i Fünun Dergisi’nin Yazı işleri Müdürlüğü’ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide‘nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Kolej’e girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alındı. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı. 1906′da Robert Kolej’in hemen yanında bir ev yaptırarak “Aşiyan” adını verdi. Eşi ve oğlu Halûk’la birlikte buraya yerleşti. 1908′de 2′nci Meşrutiyet’in ateşli savunucularından biri oldu. Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın‘la birlikte “Tanin” gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki’nin yayın organı haline getirilmek istenince karşı çıktı ve Tanin’den ayrıldı.

Mekteb-i Sultani Müdürlüğü’ne getirildi. 31 Mart Olayları’nı protesto için bu görevden de ayrıldı. Ama öğrencileri ve Maarif Nazırı Naili Bey’in ısrarlarıyla göreve döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere bu görevi bırakttı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkarak Aşiyan’a çekildi. Ağır bir şeker hastalığına yakalanmıştı. Kolundan olduğu bir ameliyatın ardından yaşamını yitirdi. Eyüp’teki aile mezarlığına defnedildi. Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Başlangıçta Muallim Naci ileRecaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi. Daha sonra Fransız şiiriyle tanıştı. Özellikle François Coppe’den etkilenerek kendi şiirini yaratmaya koyuldu. Aşırı titiz tutumu, en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durmasıyla kendine özgü bir üslup yarattı, döneminin tüm edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu. Biçimsel kaygıları gözardı etmedi, sürekli yenilik aradı.

1900′de yayınlanan “Rübab-ı Şikeste”de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanısıra, günlük konuşma diline yakın dille yazılmış şiirlerde vardı. Betimlemelerindeki ayrıntılı ustalığının ressamlığına bağlanır. Doğa şiirlerindeki doğayla uyumluluk da dikkat çeker. Oğlu Halûk’un şiirlerinde büyük etkisi oldu. 1911′de yayınlanan ikinci şiir kitabı “Halûk’un Defteri”ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir. Bu şiirlerde oğluna ve Osmanlı gençliğine çalışkanlık, yurt sevgisi, hak ve hukuktan yana olma gibi erdemleri öğütledi. 1911′de basılan “Rübabın Cevabı”ndaki şiirlerde halkın acılarını, zorbalıkları, baskı ve haksızlıkları anlattı. Bu kitapta yer alan “Tarih-i Kadim’e Zeyl” başlıklı şiirde, kendisini eleştiren Mehmet Akif Ersoy‘ya yanıt verdi Din ve doğa konusundaki görüşlerini açıkladı. Kendisinin doğanın bir izleyicisi olduğunu söyledi. 1914′te yayınlanan “Şermin”de yalın bir dille yazılmış, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirler yer alır. 30′lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı. Özel yaşamında da katı bir ahlak anlayışı sürdürdü. İnsana büyük değer verdi. Ona göre tüm soruların üstesinden gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan insandır. İnsanın üstünlüğünü sağlayan ise duyarlılığı ve sezgi gücünden çok düşünme gücü ve aklıdır.
Han-ı Yağma
Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Karıncayı tanırsınız:
Minimini bir hayvandır,
Ama pek çalışkandır,
Çok da tutumludur, yalnız
Pek bencildir, bu bir kusur:
Bencil olan zalim olur.
Tevfik Fikret
Sayfa 9 - Oda Yayınları - 4. Basım
Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını,
vücûdunu, hayatını, ümîdini, hayalini;
bütün ferâg-ı hâlini, olanca şevk-ı bâlini
hemen yutun, düşünmeyin harâmını helâlini.

Yiyin efendiler, yiyin; bu hân-ı iştihâ sizin;
doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin !
''Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır. Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır.''
80 syf.
·1 günde·4/10
Tevfik Fikret'in, çocuklara aydınlık ve ilerici bir dünya görüşünü benimsetme adına hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerinden oluşan, benim okuduğum Bordo Siyah Yayınların da 80 sayfa olan incecik bir kitaptır.
Size ısrarla okuyun diyemem belki ama çocuklara okutabilir ya da kendinize özgü kafiyeli kandil mesajları oluşturma adına sizde okuyabilirsiniz :D
Cümlelerdeki uyum ve kafiye bu konuda size bol bol yardımcı olacaktır.

Sevgiler ^_^
107 syf.
Derya 'a ithafen..

Dilim döndüğünce kitabı anlatmaya çalışacağım.

Tevfik Fikret.. Bu ismi genel olarak okurken ya da telaffuz ederken "Teyfik" derler. Hep sinir olmuşumdur bu duruma. Her daim, hangi şair, hangi yazar olursa olsun, daima bir insanın adının doğru söylenmesini savunmuşumdur. Kitaba geçeyim en iyisi.

Tevfik Fikret, bilindiği gibi Servet-i Fünun Dönemi Edebiyatı ' nın en önemli sanatçılarından. Okuyup okumamak arasında gidip geldim. Çünkü o dönemin dili ile yazılmış sanıyordum. Elbetteki o dönem dili ile yazılmış kitap ama günümüz Türkçesi yazılmış şiirler, aslından sonra. Bu çok hoşuma gitti.

Tevfik Bey' in oğlu Haluk ,yurtdışına gidiyor ve döndüğünde Hristiyan olduğunu söylüyor Pederciğine. Daha sonra ise Haluk, tamamen yurtdışına gidiyor ve çeşitli kiliselerde Pederlik yapıyor. Hatta öldüğü sırada Peder olduğu söyleniyor kitapta. Tevfik Bey ise oğul hasreti ile tutuşuyor. Dönemdaşı, Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu Nijat'a da bir şiir döktürmüş şair.

" Kızlarını okutmayan ulus, oğullarını manevî öksüzlüğe bırakmış demektir; yitirdiğine ağlasın!"

Şiirin başında bu söz yazıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Döktürmüş dedim, çünkü harbiden bir şaheser yaratmış.

İnsanın, zayıf olan kişilerin, ezilenlerin yanında durmuş daima. Hafiften bir Nazım Efendi tadı almadım değil,ezilenlerin yanında durduğu şiirlerinde.

Gel gelelim, Haluk'un Defteri dahi olsa kitap adı, daha çok toplumsal meseleler üzerinde duruyor şair. Hoşuma da gitmedi değil. Savaştan, düşmalıktan , hasretten, beklemekten yorulmuş. Şiirlerden bunları çıkardım.

"Beklemek, beklemek; soğuk, sessiz
Bir derinlikte tıpkı bir cansız,
Tıpkı bir kalıntı, bir maden,
Bir kırık taş gibi.."

Tam olarak bu dizeler sanırsam oğlunun hasreti ile tutuşurken oluşmuş olmalı. Dizelerdeki naifliğe bakar mısınız?

Şaire çok güzel laf sokuyor diyordu, lise hocalarım. Şöyle bir bakınca, galiba doğru söylemeyi hocalarım galiba laf sokmak anlamış. Tevfik Bey, dönemin sıkıntılarına, oğlunun hasretinden daha çok değinmiş. Vallahi açıkça arada Mehmed Akif tadı almadım değil. Evet, çok zıt iki insan. Ama unutmayın, acını dili, rengi, dini ya da başka bir şeyi olmaz. Sonuçta Mehmed Akif üstadım vatan hasreti ile yandı.

Velhasıl, kitabın genel çerçevesine bakınca şunu söylemek istiyorum. Okumak istiyorsanız gecikmeyin. Gerçekten bir şeyler katan bir kitap. Dert ya da üzüntü sahibi yapmaz ama kesinlikle düşünce sahibi yapar sizi.

Keyifki okumalar..
80 syf.
·6/10
100 Temel Eser arasında olması ve benim gibi birçoğumuzun daha çocukluk dönemimizde yazarın Hababam Sınıfından ismini öğrenmemiz sebebiyle belki geç kaldım ama yine de okudum. Içerisinde kısa kısa çocuk şiirleri mevcut. Resimleriyle birlikte çocukları neşelendirecektir.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Şermin, Tevfik Fikret'in çocuklara yazdığı bir şiir kitabı. Sadece şiir kitabı demek doğru olmaz eğitici faydalı bir kitap. Kitabın başında Tevfik Fikret'in hayatını da anlatmış onun edebiyatından oğlu Haluk'tan bahsetmiş. Tevfik Fikret döneminde batıcılık anlayışını savunmuş ve çalıştığı işlerde dürüstlüğü ile tanınmış. Zaman zaman üzüntüye kapılıp Aşiyan'daki evinde yazılar yazsa da oğlu Haluk ve onla beraber tüm çocukları gençleri sevmiş şiirlerinde zaten bu çok belli oluyor. Ayrıca vatan sevgisini çocuklara da şiirlerinde ifade etmiş. Şermin kitabı hem çocukların hem büyüklerin severek okuyacağı çok güzel bir şiir kitabı :)
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Edebiyatımızın çocuklar için yazılmış ilk şiir kitabı. Geçen bunca zamana rağmen bayatlamayan aksine tazeliğini, canlılığını korumuş bir eser. Çocuklar için altın değerinde öğütler vermiş ve bunu sade, yalın, anlaşılır bir dil kullanarak yapmış. Gayet güzel..
544 syf.
·Puan vermedi
Kitabı hem osmanlıca hem Türkçe okumuş biri olarak dil çok ağır. Sözlüksüz okuyamazsınız. Ama size katacağı çok kelime olur. Konuları bakımından pek düzenli diyemeyeceğim yani toplumsal bir şiirini okurken bir sonraki sayfada aşk şiiri bulabiliyorsunuz. Şahsen benim için pek önemli değil ama sevmeyenler olabilir. Yine de serveti fünun dönemi iyi anlamak için okunması gereken eserlerden.
80 syf.
·Beğendi·8/10
Kızımı şiirle tanıştırma da; iyi bir kitap olacağını düşünerek aldım. Çocukken okuduğum kitabı bir de şimdi tekrardan okudum. Kızıma okurken sıkıldığı için her gün bir tane şiir okumaya karar verdim.
107 syf.
·Beğendi·7/10
Yurdu adına kendisinden çok şeyler beklediği Haluk ve oğlunun adıyla yazılmış bir kitap. Kolay mı bir babanın, oğlunu o dönemde yurtdışı (İskoçya) eğitimine göndermesi ve o çocuğun Amerika'da Papaz olup bir daha geriye dönmeyişinin acısını ancak hayal edebiliriz.
Ya da tam manasıyla yazıları 3 döneme ayrılan Fikret'in son döneminde yazdığı eserlerinden (1911) diyebiliriz. Şiirler genellikle Toplumsal içerikli olup arada oğluna yazdıkları da mevcut.
Kitapta şiirler: Haluk'un Defteri, Hayata Karşı Beşer ve Hitabeler adlı üç bölümden oluşuyor. Oldukça kısa bitirebilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar, iftara da az kalmış biraz da ders yapalım. Selametle..
80 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Kitap şimdi bize göre olmadığı için ne kadar objektif davranabilirim ne kadar doğru konuşurum bilemedim. Sonra bunu denemek adına dışarıya çıktım ve aklımda şu fikir vardı, aynen yazıyorum:
O dönemin çocukları bu şiirlerle mutlu olabilir ancak yeni dönemin çocuklarına bunları okusanız sizi yanından kovar. En iyi ihtimal çok sıkılır. Gerçeği söylemek gerekirse durum bu.
Neyse ben aklımda bu fikirle dışarıya çıktım ve tam da karşılaştığım gibi oldu. Çocuklar mahallede bana garip garip baktılar. Ben ne diyor muşum? Evet aynen durum bu. Şimdi tekrar söylemek gerekirse şunu diyeceğim. Artık çocuklar ne şiir ne roman hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Abileri ve ablaları dışarıda ve sürekli geziyor yahut elinde telefonla oynuyor ve maalesef çocuklar da bunu gördükleri için buna göre davranıyor ve başka bir şey onların canını sıkıyor. Hal böyle olunca da kitaplarımız ve geçmiş yazarlarımız sadece ismen hatırlanıyor. Çok kötü.
Kitap benim için olumlu da olsa çağımız çocuklarına hitap etmemesi de bir o kadar acı oldu. Umalım ki iyi bir kardeşinin olmasını isteyen abi ve ablalar olarak elimizden geleni yaparız. Mutlu hafta sonları dilerim..
Küçükken okuduğum kitaplardan biriydi:çok güzel şiirler vardı içinde.Çokta tatlı şiirler ama bazıları çok sıkıcıydı.
Yinede okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tevfik Fikret
Unvan:
Türk Şair, Öğretmen, Yayıncı
Doğum:
İstanbul, 24 Aralık 1867
Ölüm:
İstanbul, 19 Ağustos 1915
26 Aralık 1867’de İstanbul Kadırga’da dünyaya geldi. Asıl ismi Mehmed Tevfik. 12 yaşında öksüz kaldı. Mahmudiye Rüşdiyesi’nde okudu. 1888’de Galatasaray Lisesi’ni (Mekteb-i Sultani) birincilikle bitirdi. Çeşitli görevlerde memurluk yaptı. Kuzeniyle evlendi. Ticaret Mekteb-i Âlisi’nde hat ve Fransızca dersleri verdi. 1891′de “Mirsad” dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. 1892′de Mekteb-i Sultani’ye Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894′te “Malumat” dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. 1895′te hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrıldı. 1896′daServet-i Fünun Dergisi’nin Yazı işleri Müdürlüğü’ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide‘nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Kolej’e girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alındı. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı. 1906′da Robert Kolej’in hemen yanında bir ev yaptırarak “Aşiyan” adını verdi. Eşi ve oğlu Halûk’la birlikte buraya yerleşti. 1908′de 2′nci Meşrutiyet’in ateşli savunucularından biri oldu. Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın‘la birlikte “Tanin” gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki’nin yayın organı haline getirilmek istenince karşı çıktı ve Tanin’den ayrıldı.

Mekteb-i Sultani Müdürlüğü’ne getirildi. 31 Mart Olayları’nı protesto için bu görevden de ayrıldı. Ama öğrencileri ve Maarif Nazırı Naili Bey’in ısrarlarıyla göreve döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere bu görevi bırakttı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkarak Aşiyan’a çekildi. Ağır bir şeker hastalığına yakalanmıştı. Kolundan olduğu bir ameliyatın ardından yaşamını yitirdi. Eyüp’teki aile mezarlığına defnedildi. Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Başlangıçta Muallim Naci ileRecaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi. Daha sonra Fransız şiiriyle tanıştı. Özellikle François Coppe’den etkilenerek kendi şiirini yaratmaya koyuldu. Aşırı titiz tutumu, en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durmasıyla kendine özgü bir üslup yarattı, döneminin tüm edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu. Biçimsel kaygıları gözardı etmedi, sürekli yenilik aradı.

1900′de yayınlanan “Rübab-ı Şikeste”de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanısıra, günlük konuşma diline yakın dille yazılmış şiirlerde vardı. Betimlemelerindeki ayrıntılı ustalığının ressamlığına bağlanır. Doğa şiirlerindeki doğayla uyumluluk da dikkat çeker. Oğlu Halûk’un şiirlerinde büyük etkisi oldu. 1911′de yayınlanan ikinci şiir kitabı “Halûk’un Defteri”ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir. Bu şiirlerde oğluna ve Osmanlı gençliğine çalışkanlık, yurt sevgisi, hak ve hukuktan yana olma gibi erdemleri öğütledi. 1911′de basılan “Rübabın Cevabı”ndaki şiirlerde halkın acılarını, zorbalıkları, baskı ve haksızlıkları anlattı. Bu kitapta yer alan “Tarih-i Kadim’e Zeyl” başlıklı şiirde, kendisini eleştiren Mehmet Akif Ersoy‘ya yanıt verdi Din ve doğa konusundaki görüşlerini açıkladı. Kendisinin doğanın bir izleyicisi olduğunu söyledi. 1914′te yayınlanan “Şermin”de yalın bir dille yazılmış, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirler yer alır. 30′lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı. Özel yaşamında da katı bir ahlak anlayışı sürdürdü. İnsana büyük değer verdi. Ona göre tüm soruların üstesinden gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan insandır. İnsanın üstünlüğünü sağlayan ise duyarlılığı ve sezgi gücünden çok düşünme gücü ve aklıdır.

Yazar istatistikleri

  • 127 okur beğendi.
  • 401 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 153 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları