Tezer Özlü

Yazar 8,2/10 · 845 Oy · 8 kitap · 3033 okunma ·  969 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Tezer Özlü
  • Unvan:
    Türk Yazar
  • Doğum:
    Simav, Kütahya 10 Eylül 1943
  • Ölüm:
    Zürih, İsviçre 18 Şubat 1986

Yazar İstatistikleri

969 okur beğendi.
845 puanlama · 1.426 alıntı
4 haber · 26.805 gösterim
3.033 okur kitaplarını okudu.
1.802 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
42 okur kitaplarını şu anda okuyor.
49 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Tezer Özlü'ün Biyografisi

(Tezer Özlü, 5 Ekim 2013-11 Ekim 2013 tarihleri arasında 1000Kitap'ta haftanın yazarı seçildi.)
Tezer Özlü (d. 10 Eylül 1943, Simav, Kütahya - ö. 18 Şubat 1986, Zürih, İsviçre), Türk yazar. Özellikle Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk olmak üzere az sayıda kitabıyla tanınır. Yazar Demir Özlü ile yazar ve çevirmen Sezer Duru'nun kardeşidir.

Yaşamı

Simav'da doğdu. Çocukluğu anne babasının görev yaptığı Simav, Ödemiş ve Gerede'de geçti. İstanbul'a on yaşındayken geldi. Avusturya Kız Lisesi'ne gitti; ancak mezun olmadı. 1961'de yurt dışına çıktı. 1962 - 1963 yıllarında otostopla Avrupa'yı gezdi. Paris'te tanıştığı tiyatrocu ve yazar Güner Sümer'le 1964 yılında evlendi. Birlikte Ankara'ya yerleştiler. Sümer'in AST'ta çalıştığı bu dönemde Özlü Almanca çevirmenlik yaptı. AST'ta 1963-64 sezonunda Sümer'in yönettiği Brendan Behan'ın Gizli Ordu oyununda oynadı. Sümer'den ayrılarak İstanbul'a yerleşti. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle kesintili olarak 1967 - 1972 yılları arasında İstanbul'da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı bu dönemleri Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında yazdı.

1968 yılında yönetmen Erden Kıral'la evlendi. Bu evlilikten 1973'te kızı Deniz doğdu. Bir burs alarak 1981'de Berlin' e gitti. Bu arada Kıral'dan ayrıldı. Kanada'da yaşayan İsviçre asıllı sanatçı Hans Peter Marti ile tanıştı ve 1984'te Marti'yle evlenerek Zürih'e yerleşti. Göğüs kanseri nedeniyle 1986'nın 18 Şubat'ında burada öldü. Mezarı Aşiyan Mezarlığı'ndadır.

Özlü, eski eşi Erden Kıral'ın Yol filminin çekimi döneminde yaşananları anlattığı filmi Yolda'da Yelda Reynaud tarafından canlandırıldı.

Eserleri

İlk kitabı 1963'ten itibaren dergilerde yayımlanan öykülerinden oluşan Eski Bahçe'dir. Kitap ilk kez 1978'de basıldı. 1980'de ilk romanı olan Çocukluğun Soğuk Geceleri yayımlandı. Kendisini derinden etkilemiş üç yazar olan Svevo, Kafka ve Pavese'nin izinden giderek yazdığı ikinci romanı 1983'te Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde) adıyla yayımlandı. 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü kazanan kitap, yazar tarfından Yaşamın Ucuna Yolculuk adıyla Türkçe olarak bir anlamda yeniden yazıldı ve bu haliyle 1984'te basıldı. İlk öykü kitabı Eski Bahçe ölümünün ardından, daha sonra yazdığı öykülerle birlikte Eski Bahçe - Eski Sevgi 1987'de okurla buluştu. Gergedan Dergisi 13. sayısında yazar anısına bir "fotobiyografi" yayımladı. Günce ve anlatılarından bazı parçalar ise Kalanlar (1990) adlı küçük bir kitapçıkta bir araya getirildi. Bu kitapta yer alan çoğu Almanca yazılmış metinlerin çoğu, Sezer Duru tarafından Türkçeye çevrildi. Özlü'nün yayımlanmamış senaryosu Zaman Dışı Yaşam da 1993'ten itibaren yazarın tüm yapıtlarını yayımlayan YKY tarafından basıldı. Bu seride, yazarın dostu Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşanTezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar (1995) da bulunmaktadır.

Eserleri

Eski Bahçe (1978), öykü
Çocukluğun Soğuk Geceleri (1980), roman
Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde 1983),roman
Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984), roman
Eski Bahçe - Eski Sevgi (1987), öykü
Kalanlar (1995), deneme
Zaman Dışı Yaşam (2000), senaryo

Tezer Özlü'ün Kitapları Kitap Ekle

8,4/ 10  (103 Oy) ·  365 Okunma
5. Yeryüzüne Dayanabilmek İçin (Bütün Yapıtları - Yazılar)
8,2/ 10  (61 Oy) ·  223 Okunma
6. Zaman Dışı Yaşam (Bütün Yapıtları - Senaryo)
8,0/ 10  (41 Oy) ·  173 Okunma
7. Her Şeyin Sonundayım (Tezer Özlü - Ferit Edgü Mektuplaşmaları)
8,4/ 10  (38 Oy) ·  142 Okunma
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
28 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

...
her şey geçiyor
ve
hiçbir şey geçmiyor

Eski Bahçe Eski Sevgi, Tezer Özlü (Sayfa 35 - YKY)Eski Bahçe Eski Sevgi, Tezer Özlü (Sayfa 35 - YKY)
Hakan S., bir alıntı ekledi.
11 Nis 2016 · İnceledi

Bombaların patladığı, her gün, her gece silah seslerinin duyulduğu, her an, ölümün insanları bulduğu İstanbul kentinde dayanılmaz yaşamdan kaçılacak tek köşe gene kitaplardı.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 67)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 67)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
21 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir şeyin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığım kısa anlar kadar korkunç ve umutsuz anlar tanımıyorum.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 59)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 59)
ClauzeroN, bir alıntı ekledi.
22 Ara 2014

''Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur.''

Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 60)Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 60)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
20 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir. O denli doyumsuzdur.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 22)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 22)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
27 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın kendi yükünü taşıması, diğerlerinin yükünü taşımasından daha rahatlatıcı.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 101)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 101)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
18 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Peter Weiss
İnsanın anadilini yitirmesi, merkez kişiliğinin yıkılması demektir.

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin, Tezer Özlü (Sayfa 164 - YKY)Yeryüzüne Dayanabilmek İçin, Tezer Özlü (Sayfa 164 - YKY)
Bütün Alıntıları Göster

Tezer Özlü ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

Genellikle edebiyatımızda Oğuz Atay'ın dişisi yakıştırması yapılan bir şahsiyet. Ki gerçekten de öyledir anlatım tarzları , üslupları , değindikleri bakımından . Asıl konumuz olan Tezer Özlü"nün edebi şahsiyetinden kısaca bahsetmeden olmaz elbette . Tüm eserlerinde kitapta ki en önemli ögeyi işliyor ve gerçekten okuyanları düşünmenin üzerine düşündürüyor ve onun hakkında bilgi sahibi olup da okuyanları kitaplarındaki buhranlı havanın içine sokuveriyor bir anda . İşte gerçek yazarlık bu bence ,kitlelere hitap etmek için saçma bir kitap yazmaktansa; zor kitaplar yazıp gerçek okuyuculara rehberlik etmek o da bu işi en iyi yapanlardan. İşte ben buna geçekten yazarlık derim.

Bugün, yaşıyor olsaydı 74 yaşında olacaktı. İnsanların dediği gibi bir "Lirik Prenses" veya "Oğuz Atay'ın Dişisi" değildir. Nêvî şahsına münhasır denilen insanlardandır.

Bugün 10 Eylül... Onun doğum günü.. Tezer Özlü 'nün doğum günü... Kısa bir yaşama atılan ilk adım.. İğrenç dünya ile ilk merhabalaşma.. Sorsak belki de istemezdi yaşamayı.. Tıpkı istemediği gibi ölmeyi.. Ne yaşamak isterdi o, ne de ölmek.. Ne yapmak isterdi peki? İnanın ki ben de bilmiyorum. Kimse bilmiyor ne istediğini... Onun ne istediğini... Belki de çok şey istediği için, hiçbir şey istemiyormuş anladık. Çünkü çok isteyen ile hiç istemeyen arasında çok ince bir çizgi vardır ve çoğumuz bu farkı algılayamayız.

Onun hakkında yorum yapmak haddim değildir. Belki bir gün o terbiyesizliği de yaparım. Onunla ilgili uzun uzadıya bir metin kaleme alırım. Ama o gün bugün değil!.. Çünkü o kendi hakkında her şeyi eserlerinde yazmış, dile getirmiştir. Onu onun gibi anlatmak zor. Ama dedim ya, belki bir gün öyle bir terbiyesizlik yapma cesareti gösteririm.

Aslında bu aralar çok meşgulüm ve bugün aşırı yorgunum.. Terbiyesizliğime esas engelim yorgunluğum.. Bunun için kısa keseyim. Bir gün yine sizi bu konuda rahatsız ederim..

Keşke daha uzun yaşasaymış.. Ya da iyi ki yaşamamış... Bu günleri görseydi kesin kalpten giderdi.. Çünkü sabırsızlıkla doluydu ve bir şeyler yapmak için çaba sarf edecekti. Bir şey yapamadan kendi kendini yiyip bitirebilirdi..

Bir daha Tezer Özlü gelir mi bu dünyaya,
Bu kadar pisliği görünce bir arada?
Peki ya onun gibi birisi?
Hiç sanmıyorum. Asla!..

Tezer Özlü benim hayatımda farklı bir döngüdür.Uzun uzun yazmayacağım.Tek bir cümlesiyle daha doğrusu hayat boyu bütün kokuşmuş düzene karşı başkaldırı mottosuyla anacağım. "Aklımı ellerinizden kurtardım."

Bir zaman önce Tezer Özlü'nün Yolculuk'una ortak olmuştum.
Hayata bakış açısına,duyduğu acılara,yaşamı algılayışına tam anlamıyla dahil oldum ve onu kendime tamamladım. Duyduklarına biçim veren sözcüklerine aşık oldum.
Bu hikaye de ona karşı hislerimin bir göstergesi...

Soğuk bir kış gününde sıcak bir duştan çıkmış gibi rahatım. Tezer Özlü'nün sözcükleriyle doluyor ruhum. Kitabını okuduktan sonra kapağına baktığımda verdiği o hissi yüzünde anlamlandırmaya çalışıyorum. İçimden benimle konuşuyor gibi.

Böyle şeyleri seviyor gibiyim. Bana benzeyen,içime doğru akan ve içimde dolaşan keyif veren bu tür şeyleri. Benim kendime gidip gelişim gibi. Duyguların bu iki mesafe arasında ortaya çıkması ve netlik kazanması. Bu belirginleştiren kazıyış benliğimi okşuyor. Verdiği anlam kuş gibi hafifletiyor beni...

Tezer Özlü ile yolculuğumuzda gezdiği ülkeleri, şiirsel anlatışı betimleyişi; o yolculukta, o ülkelere görme merakımı uyandırıyor. Heyecan duyuyorum ve orada bulunmayı, gezmeyi, o farklı havayı solumayı istiyorum. Belki de bu güzel görüntüler, Tezer Özlü'nün algılayışı ve bakış açısıyla ortaya çıkıyor ya da içimde hiç açığa çıkmamış duyguları ve görünümleri ihtiyaç duyduğum o şeyleri bana gösteriyordur. Bunu yaşamadan bilemiyorum. Hiçbir şey hayallerdeki gibi güzel olmuyor. Gerçek olan güzellikler mutlaka vardır. Ancak hayalimizdeki onun abartılmış şeklidir.

Tezer Özlü ile Torino da Pavese hakkında, Onun kahramanını yaşadığı mekanları, intihar ettiği otel odasında dolaştıktan sonra hafiflediğimi hissettiğimi ancak uykunun verdiği ağırlıkla ara veriyorum yolculuğumuza...

Ve kısa bir süre sonra onunla olan Yaşamın Ucuna Yolculuk'umuz sona erecek ve ben onun şiirselliğine, iç dünyasındaki öznelliğine, bakış açısına ve yansıttıklarına veda edeceğim.Gülen gözlerinin içinde huzur bulduğum, yüzüne baktığımda dünyayla bütün bağlarımı koparıp sadece onun duygusuyla rahatladığımı görüyorum. Ben de bıraktığı bu etkinin aslında başka sebepleri de olduğunu biliyorum ama ben onun hakkındaki düşüncelerimi biraz daha derinleştirip onu tanımlamaya ya da açıklamaya çalışmayacağım. Ben de bıraktığı bu izin silinip yok olabileceğinden endişeleniyorum. Bu zamana kadar birçok yazar veya Şair; film veya şarkı; insan veya hayvan; herhangi bir şey beni en az bu kadar etkilemiştir ama böylesine dolup taşırmadı beni. Bana şiddetli bir yazma hissi vermedi. Onu anlatmaya doyamayacağımı zannediyorum.

Bazen okunacak daha önemli kitapların olduğunu fark ediyorum. Ama onunla bu yolculuğumuzu sürdürmekten vazgeçemiyorum. Duygularımla karar verdiğimin bilincindeyim. Ancak hiçbir dürtü bunu önlemeye, önüne geçmeye engel olamıyor. Bunun doğru olduğunu sezgilerim söylüyor. Onu anlatmaya ve yaşamaya devam etmeliyim...

Ah, onun yine dişi ağrıyor. Yüzüne bakıp bakıp gülen gözlerinin içinde hayat buluyorum ve yeniden canlanıyor ruhum. Beni çok etkiledi her şeyi. Satırlarında dile getirdiği diş ağrısı bile. "Söyle." diyorum: "Hangi dişin? Hangisi dayanılmaz ağrılar verip de uyutmayan. Yazdıklarına çekilmez bu acıyı sokan. Söyle bütün imkanlarımı kullanayım da seni kurtarabileyim." Ah, yine duygulandırdın beni Tezer ablacığım. Ne sen beni gördün, ne de ben seni ama sanki yıllardır beraber yaşıyormuşuz.
Dişimin ağrıdığı o zamanlar... ağlamak isteyip de ağlayamadığım, adeta can çekiştiğim o zamanlar...
Ama onun dişi ağrıyor. Hiç mi kimse duymadı seni?
Kendimi bırakıp da yanıma, hatta içime bile alabilirdim seni. İnan kendimden daha iyi bakardım sana Korurdum. Sımsıkı tutardım içimde. Bırakmazdım. Asla. Asla. Asla...

Onu tam anlamıyla geniş bir bağlamda kavradım. Ben de çok büyük izlenimler bıraktığını söyleyebiliyorum ama Tezer özlü öyle yolculuğumuzun son kısmında ivmemiz düşüyor ve kendimi oraya, onun yanına dahil etmekte güçlük çekiyorum. Bunun nedeni ise bir başka hayattan sesler ve görüntülerin etkisi altına girmem Bütün bunlar da benim dünyamdan, benim geçmişinden ve şimdiki anımdan gelenler. O yolculuktan daha güçlü, daha geniş ve sarsıcı ki; kalıyorum. O yolculuğun dışında duraksıyorum.
Ve Torino bahçelerinde, çocukluğunda gördüğü acı dolu hatıralarıyla yazdığı satırları okurken, tümceleri bölüp benim de duyabileceğim, hüznüme, melankolime ifade olabilecek sözcüklerin altını çiziyorum. "Tek mutluluğun kaçmak olduğunu kavrıyorum."

O sözcüklerin nerden gelip geçtiğini, zihnimin içerisinde durup yolculuğun sonsuzluğa akıp giden ışığın ışıltısında duyduğum o masmavi rüzgarın serinliğinde bulduğum huzuru, gözlerim kapalı dinlediğim sessizliğin, yalnız başına durduğum yüksek tepeli, etrafı koca ağaçlarla çevrili, ruhuma kadar işleyen derinliğinde nasıl kaybolduğunu şimdi düşünüyorum ve bilincimin dışında hareket eden görüntüleri çiziyorum buraya.
- Ve son!

Küçük bir inceleme:

Tezer özlü'nün acıları direkt olarak hayatı algılayış biçiminden kaynaklanıyor. Tabi bunda hastalığının etkisi de söz konusu Hem gerçek hayattaki yolculuğu, hem de içsel yolculuğu bunu gösteriyor. İçinde doğduğu ortam, okuduğu yazarlar, gezip gördüğü ülkeler, şehirler, kasabalar, vs. Tanıdığın insanlar, bulunduğu ortamlar, soluduğu hava ve tüm bunlara bakış açısı. Melankoliyi gören, seven, isteyen ve kendisine çeken bir yaşam felsefesi oluşturuyor. Duygularıyla ve sözcüklerin yardımıyla birlikte yeni bir dünya yaratıyor. Yaşamı da böylelikle anlam kazanıyor...