Tezer Özlü

Yazar 8,1/10 · 1225 Oy · 8 kitap · 4214 okunma ·  1250 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

1.250 okur beğendi.
1.225 puanlama · 1.574 alıntı
4 haber · 38.638 gösterim
4.214 okur kitaplarını okudu.
2.422 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
60 okur kitaplarını şu anda okuyor.
62 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Tezer Özlü'ün Biyografisi

(Tezer Özlü, 5 Ekim 2013-11 Ekim 2013 tarihleri arasında 1000Kitap'ta haftanın yazarı seçildi.)
Tezer Özlü (d. 10 Eylül 1943, Simav, Kütahya - ö. 18 Şubat 1986, Zürih, İsviçre), Türk yazar. Özellikle Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk olmak üzere az sayıda kitabıyla tanınır. Yazar Demir Özlü ile yazar ve çevirmen Sezer Duru'nun kardeşidir.

Yaşamı

Simav'da doğdu. Çocukluğu anne babasının görev yaptığı Simav, Ödemiş ve Gerede'de geçti. İstanbul'a on yaşındayken geldi. Avusturya Kız Lisesi'ne gitti; ancak mezun olmadı. 1961'de yurt dışına çıktı. 1962 - 1963 yıllarında otostopla Avrupa'yı gezdi. Paris'te tanıştığı tiyatrocu ve yazar Güner Sümer'le 1964 yılında evlendi. Birlikte Ankara'ya yerleştiler. Sümer'in AST'ta çalıştığı bu dönemde Özlü Almanca çevirmenlik yaptı. AST'ta 1963-64 sezonunda Sümer'in yönettiği Brendan Behan'ın Gizli Ordu oyununda oynadı. Sümer'den ayrılarak İstanbul'a yerleşti. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle kesintili olarak 1967 - 1972 yılları arasında İstanbul'da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı bu dönemleri Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında yazdı.

1968 yılında yönetmen Erden Kıral'la evlendi. Bu evlilikten 1973'te kızı Deniz doğdu. Bir burs alarak 1981'de Berlin' e gitti. Bu arada Kıral'dan ayrıldı. Kanada'da yaşayan İsviçre asıllı sanatçı Hans Peter Marti ile tanıştı ve 1984'te Marti'yle evlenerek Zürih'e yerleşti. Göğüs kanseri nedeniyle 1986'nın 18 Şubat'ında burada öldü. Mezarı Aşiyan Mezarlığı'ndadır.

Özlü, eski eşi Erden Kıral'ın Yol filminin çekimi döneminde yaşananları anlattığı filmi Yolda'da Yelda Reynaud tarafından canlandırıldı.

Eserleri

İlk kitabı 1963'ten itibaren dergilerde yayımlanan öykülerinden oluşan Eski Bahçe'dir. Kitap ilk kez 1978'de basıldı. 1980'de ilk romanı olan Çocukluğun Soğuk Geceleri yayımlandı. Kendisini derinden etkilemiş üç yazar olan Svevo, Kafka ve Pavese'nin izinden giderek yazdığı ikinci romanı 1983'te Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde) adıyla yayımlandı. 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü kazanan kitap, yazar tarfından Yaşamın Ucuna Yolculuk adıyla Türkçe olarak bir anlamda yeniden yazıldı ve bu haliyle 1984'te basıldı. İlk öykü kitabı Eski Bahçe ölümünün ardından, daha sonra yazdığı öykülerle birlikte Eski Bahçe - Eski Sevgi 1987'de okurla buluştu. Gergedan Dergisi 13. sayısında yazar anısına bir "fotobiyografi" yayımladı. Günce ve anlatılarından bazı parçalar ise Kalanlar (1990) adlı küçük bir kitapçıkta bir araya getirildi. Bu kitapta yer alan çoğu Almanca yazılmış metinlerin çoğu, Sezer Duru tarafından Türkçeye çevrildi. Özlü'nün yayımlanmamış senaryosu Zaman Dışı Yaşam da 1993'ten itibaren yazarın tüm yapıtlarını yayımlayan YKY tarafından basıldı. Bu seride, yazarın dostu Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşanTezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar (1995) da bulunmaktadır.

Eserleri

Eski Bahçe (1978), öykü
Çocukluğun Soğuk Geceleri (1980), roman
Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde 1983),roman
Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984), roman
Eski Bahçe - Eski Sevgi (1987), öykü
Kalanlar (1995), deneme
Zaman Dışı Yaşam (2000), senaryo

Tezer Özlü'ün Kitapları Kitap Ekle

8,4/ 10  (150 Oy) ·  510 Okunma
5. Yeryüzüne Dayanabilmek İçin (Bütün Yapıtları - Yazılar)
8,2/ 10  (94 Oy) ·  322 Okunma
6. Zaman Dışı Yaşam (Bütün Yapıtları - Senaryo)
7,8/ 10  (59 Oy) ·  228 Okunma
7. Her Şeyin Sonundayım (Tezer Özlü - Ferit Edgü Mektuplaşmaları)
8,4/ 10  (54 Oy) ·  195 Okunma
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
28 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

...
her şey geçiyor
ve
hiçbir şey geçmiyor

Eski Bahçe Eski Sevgi, Tezer Özlü (Sayfa 35 - YKY)Eski Bahçe Eski Sevgi, Tezer Özlü (Sayfa 35 - YKY)
ClauzeroN, bir alıntı ekledi.
22 Ara 2014

''Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur.''

Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 60)Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 60)
Hakan S., bir alıntı ekledi.
11 Nis 2016 · İnceledi

Bombaların patladığı, her gün, her gece silah seslerinin duyulduğu, her an, ölümün insanları bulduğu İstanbul kentinde dayanılmaz yaşamdan kaçılacak tek köşe gene kitaplardı.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 67)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 67)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
21 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir şeyin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığım kısa anlar kadar korkunç ve umutsuz anlar tanımıyorum.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 59)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 59)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
20 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir. O denli doyumsuzdur.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 22)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 22)
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
27 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın kendi yükünü taşıması, diğerlerinin yükünü taşımasından daha rahatlatıcı.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 101)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 101)
Seher, bir alıntı ekledi.
19 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ot gibi yaşamaktansa, uykusuz kalmak daha iyi.

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin, Tezer Özlü (Sayfa 18 - Yapı Kredi Yayınları, 5. Baskı)Yeryüzüne Dayanabilmek İçin, Tezer Özlü (Sayfa 18 - Yapı Kredi Yayınları, 5. Baskı)
Bütün Alıntıları Göster
Murat Sezgin, Kalanlar'ı inceledi.
 04 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

*Bu incelemenin çok büyük bir kısmı Tezer Özlü'nün kitaplarında geçen sözlerden oluşmaktadır. Tezer Özlü okumayanların içi rahat olsun, hangi cümlenin alıntı olduğu anlaşılmayacağından spoiler mevzusu yoktur.

O kendini anlattı. Ben yazdım. Siz de dinleyin:

"Ölemiyorum... Eylül 1943. Doğdum. Nerde doğduğumun önemi yok. Ben belli bir ülkesi, yeri olmayanlardanım. Daha doğduğum zaman koptum köklerimden, annemden, babamdan, insanlardan. Ne kadar yaklaşırsam o kadar koptum. On yaşıma kadar çevremi, çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım. Büyüdü, büyüdü, büyüdü. Bu sessizlikte kayboldum. Ölemiyorum... Yirmi ile otuz yaşına geldim. Aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım. Ama ne garip sınırlar kadar hiçbir sınırlamadan sıkılmadım. Kurallara karşı çıktım. Ve beni okyanus gibi yalnız bıraktınız. Ölmek istedim, dirilttiniz. Aç kaldım, serum verdiniz. Delirmek istedim, kafama elektrik verdiniz. Yazı yazmak istedim, tutunamazsın dediniz. Ama yazdım. Neden yazdım peki? Dünya acılı olduğu için, duygular taştığı için. Sözcüklerin tümü içimden çıkmadan uyuyamayacağım için. Neden yazdım? Karşıma çıkan her şey yetersiz. Soluduğum her şey yetersiz. Dalgalar, odalar, mekanlar, sevgiler yetersiz. Suların tadı yetersiz. Günlerin uzunluğu yetersiz. Haftaların günleri yetersiz. Bu boşluğu doldurmak için yazdım. Artık sokaklardayım. Yaşamın olduğu sokaklarda. Kaçıyorum ve kaçmıyorum. Birbirine yabancılaşmış, çürümüş, fabrika insanına dönmüş sizden; düzeninizden, okul anlayışınızdan, namus anlayışızdan, başarı anlayışnızdan kaçıyorum ve kaçmıyorum. Aranızda dolaşmak için giyindim. Hem de iyi giyindim sırf iyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. Ölemiyorum... Sevdim, aşık oldum. Aşk acısıda çekmedim. Nasıl çekerdim dünyanın verdiği acı daha güçlüyken? Bu acı da olmasa yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı. Pavese'yi Torino'da, Svevo'yu Trieste'de, Kafka'yı Prag'da sevdim. Peşlerinden gittim. Onların acısını aradım. En çok Pavese'yi sevdim. Pavese'nin intihar acısını buldum. Ondan sonra acıyı mutluluk olarak tanımladım. Sonra kendi mutluluğumu, intiharımı aramaya başladım. Ölüm düşüncesi izledi beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşündüm. Ama ölemedim, ölemiyorum...
Kırklı yaşlardayım. Uzun zamanım kalmadı. Kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum. Çok yoruldum. Taşıyamayacağım kadar yaşantı üslendim. Artık ağır geliyor. İnsanları kendi dünyalarını anlamaları için bıraktım. Anlamadılar. Ve bana ölümsüzlüklerin sonsuz acıları kaldı. Size ne bıraktım? Birkaç kitap, birkaç söz, birkaç anı.(Bu kitapta da size yayımlanmamış anılarımı, öykülerimi, sözlerimi bıraktım.) Bu tarihi unutmayın: 18 Şubat 1986. Küçük dünyanız sizin olsun dostlarım. Öldüm."

Yaşamın ucuna yolculuk etmek ve hatta ötesine geçmek isteyenlerin, hayatı sorgulayanların, yaşamın saçma olduğunu düşünenlerin, iç dünyasında yaşayanların kitabı.
Kasvetli cümleleri, suratınıza tokat gibi iniyor. Derin, karanlık, buz gibi bir kitap. Ama bunlar kitabı kötü yapmıyor; aksine size hayatı sorgulatıyor, kendinize olan tutumunuzu değiştiriyor. İnsan olmanın zayıflığını tüm gerçekliğiyle haykırıyor. Cümlelerin derinliği, içinize geçişi, sizleri sarsacak cinsten.
Tezer Özlü ile neden şimdiye kadar tanışmadım diye çok kızdım kendime. Kafka sevdalısı birisi benim gibi. Bulunduğu toplumu derinlemesine irdeleyen, bu düzene ayak uyduramayan bir kadın. Baş döndürücü tahlilleri, insanı kitap boyunca sarıp sarmalıyor.
Bu incecik kitabın etkisi uzun yıllar sürecek gibi duruyor. Kitaptan sonra kendimi daha iyi tanıyorum artık. İnsanlığmızı, yaşantılarımızın basitliğini, sistemin çürümüşlüğünü ve bunlara karşı duruşumuzdaki zayıflığı daha iyi anlıyorum.
Var olmak ancak bu kadar güzel ve bir o kadar karamsar sorgulanabilirdi.
Tezer Özlü gibi insanlar toplumun altına dinamitleri yerleştiren insanlardır. Gün gelecek fitili birisi tutuşturacak.

Elif Kimya, Çocukluğun Soğuk Geceleri'ni inceledi.
20 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 1 günde

Tezer Özlü nün okuduğum ilk kitabı.Sürekli çevremde adını ve alıntılarını duyuyordum ama bir türlü okuma fırsatı bulamadım. Sağolsun doğum günümde kuzenim birkaç kitabını hediye olarak almış. Fakat Tezer Özlü yü yanlış kitapla tanımaya çalıştığımı düşünüyorum. Kitabın ilk bölümünde yaşadığı evi, okulunu, çocukluğunu ve gençlik dönemini anlatıyor. Kitapta belli bir düzen, olay ve kurgu sırası yok. Bu da kitaba yoğunlaşmakta zorluk yaşatıyor. Kitabın hastane bölümleri ama etkileyici bir şekilde anlatılmış. Kendi isteği dışında uyutulup tedavi edilmesi hatta elektroşok verildiği anlarda düşündükleri içimi acıttı. Ama sözleri cümleleri iyi bir kalemi olduğunu gösteriyor. Sanırım onunla tanışmak için sadece ilk tercihim bu kitap olmamalıydı. Yazarın anlatımı Pavese ve Svevo'nun etkisinde kaldığını gösteriyor ve tabi ki Kafka nın da. Onlar da psikolojinin derinliklerinde yüzen düşünürlerdir. Tezer Özlü yolculuğum devam edecek mutlaka.

Nesrin Ay, Yaşamın Ucuna Yolculuk'u inceledi.
 20 Oca 13:24 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Kişileri en çok kullandığı kelimelerle tanımlamak nasıl bir olgudur acaba. Benim kelimem 'güzel' sanırım. Kızıma hep 'Ne güzelsin' diyorum. Annemin yemeklerinin güzelliğini, hava durumunun güzelliğini, siz okuyucuların incelemelerinin güzelliğini, yaşamanın güzelliğini başka nasıl anlatırım ki? Tezer Özlü' nün kelimeleri ne peki: acı ve gitmek. Üstüne basa basa büyük harflerle ille de gitmek. Ve acı, yoğun acı.

Gidebiliyor mu peki o istasyon dudaklarından sayısız bindiği trenlerle, her gün farklı bir şehire, her an farklı bir otele? Kendinden kaçabilir mi ki insan, gidemiyor işte. Dönme dolaba binmiş gibi. Zirvelere çıkıyor, derinliklerde kalıyor dere tepe düz gidiyor ama gidemiyor işte, yaşamın ucuna yaklaşayım diye, sınırları zorlayayım diye diye hepimizi koyu bir yalnızlığa sürüklüyor. Hatta hala diyor ki '"Belki yaşam benim sandığımdan daha acı."

Pavese demiş ki "Gövdemizin işleyişindeki incelikleri ancak bir hastalık sonucu anlayabiliriz. Aklımızın ve ruhumuzun işleyişini de dengemizi yitirdiğimiz zaman." Tezer Özlü de akıl hastanesinde kaldığında ruhumuzun işleyişini anlamış sanırım. Toplumun akılla bağdaşmayan düzende olduğuna, yemek yemenin bile yük olduğu bedeninde ruhunun hapsolmuşluğuna, bir yere ait olmamanın insan özgürlüğü için şart olduğuna inanıyor.

Kafka'nın, Svevo'nun, Pavese' nin hayatının peşinde, bir intiharın izinde, kısa, derin anlamlı cümleler eşliğinde bir varoluş sorgulaması. En yakınları edebiyat dünyasından olan, içine sığmayan, dolan taşan bir kadın. Ben anlayamıyorum, okuyorum okuyorum da bu intihar özlemini kavrayamıyorum, bu da benim eksikliğim olsun.

Muzaffer Akar, Çocukluğun Soğuk Geceleri'ni inceledi.
09 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“ Çocukluğumun soğuk geceleri” Bu kitap ismi bile ne çok şey anlatıyor, bayılıyorum böyle kitap başlıklarına. Yazarın çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıkları anlatılmış ve anlatılırken de kimseden çekinilmemiş, mahrem anılar saklanmamış. Hangimiz cesaret edebiliriz ki ilk cinsel deneyimlerimizi anlatmaya. Tezer Özlü anladığım kadarıyla Manik Depresif bir kişilikmiş, mani döneminde evlilikler kaçmalar yaşanmış, depresif dönemde kendini edebiyata vermiş. Edebiyatın gücü ve gördüğü yardımlar sayesinde bu hastalığı hafifletmiş. 42 yaşında gencecikken, daha çok şey yazacakken kadınların belası meme kanserinden yaşamını yitirmiş.

Yazarların çoğunun psikolojik sorunlar bunalımlı yıllar yaşadığı bir gerçek, bu duruma büyük müzik ve bilim dehalarında da rastlıyoruz. Benim fikrim de bu tip insanlar olmasaydı insanlığın bu kadar gelişemeyeceği yönünde.

“Hiç Kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum” diyen Tezer Özlü bir deha değil ama kesinlikle farklı uçlarda ve hisleri çok kuvvetli bir insan. Kitap incelendiğinde; o keyfine yazmamış belli ki onun için yazmak, yaşamak için bir zorunluluk olmuş.

Cümleler çarpıcı ve şiirsel bir anlatım var, özellikle son iki sayfayı tekrar tekrar okudum şiir okur gibi. Azıcık müstehcen çok samimi, yaşamak için itiraflar...

Bir yazarı beğendiğim zaman tüm kitaplarını okumaya çalışırım bu yazar da onlardan.

Murat Sezgin, Zaman Dışı Yaşam'ı inceledi.
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Okuduğum 7. Tezer Özlü kitabıydı Zaman Dışı Yaşam. Normalde en sevdiğim yazarlardandır ama bu kitabında tüm kitaplarında olduğu gibi yeni bir şey göremedim. Aynı düşünceleri tüm kitaplarında mevcut. Tezer Özlü'yü anlamak için 2 kitabını okumak yeterli bana göre: Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Çocukluğun Soğuk Geceleri.

Bu kitap bir senaryo örneği. Kendi hayatını yansıtmış. Yine Pavese'nin intiharı peşinde. Uzun uzadıya yazacak bir şey maalesef yok bu kitapta. Çocukluğun Soğuk Gecelerini okursanız bu kitabı okumanıza gerek yok.

İpek Kamuran, Çocukluğun Soğuk Geceleri'ni inceledi.
 11 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnceleme yazmayacaktım ama dayanamadım. Öncelikle Tezer Özlü için şunu söylemem gerek, defalarca intihar girişiminde bulunmuş ve sürekli kurtarılmış. İlk intihar girişiminden sonra eve döndüğünde babasının ona uzattığı yemişleri göstererek "böyle güzel yemişler varken insan ölmeyi nasıl düşünür" sözünü çok beceriksizce, acınası ve yetersiz bulmuştum. Sonunda kendi karar verdiği bir ölümle değilde göğüs kanserinden ölmüştür ne yazık ki.. Çünkü bu değişmez isteğine saygım var. İntihara kesinlikle karşıyım. Ama bunu tercih edenlere ilginç bir saygı duyuyorum. Hele bu kitabı okurken yaşadıklarını öğrenince onu her seferinde kurtaranlara kızdım.

Çok gerçekçi yazdığını belirtmeliyim. Bu gerçekçiliğin yanısıra birde bunların gerçek olmadığını düşündürür okuyucuya. Hem bir belirsizlik, hem bir kesinlik vardır kitaplarında. Gerçekçidir. Ve bu gerçekler sizi çok acıtabilir.. Acıtmalıda. Zira acıtmıyorsa kendinizden şüphe etmeniz gerekir. Çünkü o Guguk Kuşu filmini izlemeye dayanamayıp, filmi yarıda bırakıp çıkacak kadar naiftir. Öyle naif birinin yaşadıkları acıtmalı elbette insanı..

Velhasıl Tezer Özlü edebiyatımızda bambaşka bir yere sahip olan ve bence olduğu yerinde sonuna kadar hak eden bir yazardır. İntihar girişimleri yüzünden bazı insanlar onu okumadıkları için zayıf bir kişiliğe sahip olduğunu düşünebilirler. Ama kitaplarını okuduklarında ne kadar güçlü, inatçı olduğunu göreceklerdir.

Tezer Özlü'yle tanışmalı :))

Semih, Yaşamın Ucuna Yolculuk'u inceledi.
 10 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kısaca; harika kadının müthiş eseri...

Kimilerine göre edebiyat tarihimizin kadın yazarları arasındaki Oğuz Atay'ı olarak adlandırılıyor Tezer Özlü. Bu cümleyi ilk duyduğumda ilginç bir benzetme gibi gelmişti ve yazarı araştırmak istemiştim. Ufacık bir merak duygusu ile yazarın hayatını araştırdığınızda zaten kitaplarını okuma isteği de hemen capcanlı bir şekilde beliriyor içinizde.

Neyse, girizgahı çok uzatmadan, dün ikinci defa aldım bu kitabı elime ve tekrardan Tezer Özlü'nün aklının içerisinde dolaşmaya başladım. Hayata bakış açısını bildiğim için yazdığı cümlelerin üzerine birkaç defa daha basa basa okudum. Neler demek istediğini gözlerimi kapayarak anlamaya çalıştım. Böyle bir insanı anlamak hayli güçtür zira. Önceden altını çizdiğim cümlelerin altını tekrar çizdim, altını çizmediğim birçok cümlenin de ilk defa altını çizdim. Nasıl yapsam da yazdıklarını bilincime yerleştirebilsem ve bedenimde sindirebilsem bilemedim. Yazarın benliğinde olmak istedim. Ne söylüyorsa, ne yazıyorsa itiraz etmeksizin özümsemek istedim. Bu kadar içten, bu kadar doğru ve bu kadar kendinden emin yazan bir kadın yazar daha tanımadım şimdiye kadar. Tarifi imkansız bir kitap.

Ülkenin bir kesim okurunu barındıran bu sitede, yazarın bu kitabının 800 küsür defa okunduğunu görmek ise beni derinden üzdü, sarsıldım resmen. Böyle güzel bir kitabın okunmaması veya az okunması kitabı okuyanlar için değerini bir kat daha artırıyor sanki.

Konuya gelince, konu önemli değil. Gitmek üzerine kurulu bir kitap. Yazarın hayranı olduğu üç yazarı (Cesera Pavese, Franz Kafka ve Italo Svevo) yaşadıkları yerlere giderek benliğinde hissetme çabasını anlatıyor. Başka da bir ayrıntı vermiyorum. Okumak isteyen okuyarak tanısın Tezer Özlü'yü. Çünkü kelimelerle anlatmanın zor bir yazar olduğunu düşünüyorum.

Pınar Y., Çocukluğun Soğuk Geceleri'ni inceledi.
25 Mar 21:29 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Tezer özlünün en uzun şiiri, anlatısı şüphesiz ki çocukluğudur.Uzun ve soğuk...

Romanına kendisini odak alır.Bu açıdan doğallığı yakalar.
Öncelikle ‘taşra sıkıntısı’nın resmini çizer.Dar bir sokağa bakan, cansız ve sönük ışıkların aydınlattığı bir ev ve bu evde geçirilen erken gelen karanlık günleri anlatır.Benzer hayatlar sürmüş olanların ekleyebileceği imge için fazlasıyla boş alanlar yaratmıştır.Sadece bir kısmında çocukken cinsellikle ilgili bir kaç anısı var bu bölümü okuyunca kesinlikle travmatik bir çocukluk yaşadığına kanaat getiriyorum.

Murat Sezgin, Çocukluğun Soğuk Geceleri'ni inceledi.
27 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tezer Özlü bu ilk romanında kendi hayatını tüm çıplaklığla yazıya dökmüş. Akıl hastanesinde geçirdiği günleri tasvir etme yeteneği olağan dışı. Sürekli uç yaşamayı yeğlemek, özgür olmayı ve kendi istediğini yapmak -"karşı çıkmak istediğim kurallar var" diyerek- çabasında geçirilmiş soğuk bir hayat. Olaylar arasında bir bütünlük ve zaman kavramı yok. Bunu bilerek mi yapmış yoksa o an aklına ne geliyorsa mı yazmış buna okuyunca siz karar verin. Keyifli okumalar.

Bütün İncelemeleri Göster