Geri Bildirim
Thomas Hardy

Thomas Hardy

8.2/10
109 Kişi
·
253
Okunma
·
43
Beğeni
·
4.260
Gösterim
Adı:
Thomas Hardy
Unvan:
İngiliz Yazar ve Şair
Doğum:
Dorchester, İngiltere, 2 Haziran 1840
Ölüm:
Dorchester, İngiltere, 11 Ocak 1928
İngiltere’nin Dorset şehrindeki Higher Bockhampton kasabasında dünyaya geldi. On altı yaşında okulu bırakarak John Hicks adındaki bir mimarın yanında çıraklığa başladı ve 1862’de Londra’ya gidene kadar da burada çalıştı. Londra’da King’s College London’a kayıt oldu. İngiliz Kraliyet Mimarları Birliği ve Mimarlar Derneği’nden ödüller kazandı. Beş yıl sonra Dorset’e geri döndüğünde kendini yazarlığa adamaya karar verdi.
1870’te Cornwall’daki bir kilisenin restorasyonu sırasında Hardy, Emma Lavinia Gifford’la tanıştı ve dört yıl sonra evlendiler. Karısının 1912’deki ani ölümünün onun üzerinde büyük etkisi olmuştur. 1912-1913 yılları arasındaki şiirleri bu acılı döneminin yansımalarıdır. Thomas Hardy, 1927’nin Aralık ayında akciğer zarı iltihabı hastalığına yenik düştü.
Ölümünden kısa bir süre sonra mirasçıları tarafından bulunan tüm mektupları ve not defterleri yakıldı ve geriye sadece Hardy’nin gazete kupürleri ve notlarını arşivleyip daha sonraki eserlerinde bunlardan nasıl yararlandığını gösteren bir dosya kaldı.
Hardy’nin çalışmaları, D.H. Lawrence ve Virginia Woolf’un da aralarında bulunduğu birçok yazarı etkilemiştir.
Kimi zaman az konuşmak, çok konuşmaktan daha çok şey söylemektir.
Thomas Hardy
Sayfa 157 - Can Yayınları
Acısıyla tatlısıyla kabul etmeliyiz yaşamı.
Thomas Hardy
Sayfa 51 - Martı Yayınları
Ebediyen Tanrı'ya şükredin, ona hamdedin ve onu yüceltin!
Thomas Hardy
Sayfa 158 - Martı Yayınları
Hayat, olaylar arasındaki dengeyi sağlayan türlü avuntularla doludur.
Thomas Hardy
Sayfa 141 - Martı Yayınları
Genel itibariyle kırda geçen, kalabalıklardan uzak, sessiz, sakin beldelerin mekan olarak seçildiği romanları, bu romanlarda yer alan pastoral anlatımı çok severim. Thomas Hardy'nin Çılgın Kalabalıktan Uzak kitabını okuma kararı almamda da bu unsurlar yani kır hayatı, doğa betimlemeleri gibi unsurlar etkili oldu. Çılgın Kalabalıktan Uzak için fazlasıyla heyecanlıydım, benim için huzur bulabileceğim bir okuma olarak diye düşünüyordum ancak öyle olmadı. Başlangıç kısmında kitabın içine giremediğim gibi, kitaba alıştıktan sonra bu kez de olayların gidişatına ısınamadım.

Ana karakterimiz Batsheba Everdene, amcasından kendisine miras kalan ve Weatherbury köyünde yer alan çiftliğin işlerini üstlenmiştir. Çiftliği çekip çevirmek için yapacaklarının yanı sıra Batsheba, karakter olarak birbirinden son derece farklı olan üç erkeğin ilgilerine karşı duygusal bir sınav da verecektir. Bir tarafta sadık, güvenilir, çalışkan Gabriel Oak, bir tarafta tutkularının esiri olan yakışıklı, zengin çiftçi William Boldwood ve bir tarafta da çapkın, cesur ancak sorumsuz Çavuş Troy.

Öncelikle kitabın ana karakterinden bahsetmek istiyorum. Ben genel olarak bir romanda ana karakterin bazı konularda pasif kalmasını sevemiyorum. Kitabın arka kapağında çiftliği yönetecek olan Batsheba şeklinde bir cümle olduğu için beklentim daha güçlü ve tutkularının bu denli peşinden gitmeyen bir kadındı. Açıkçası ben daha gururlu ve muhakeme gücü daha yüksek olan bir kadın karakter bekliyordum. Ama karşıma özellikle karşı cins ile diyaloglarında söyledikleri nedeniyle oldukça sinir bozucu hale gelen bir karakter çıktı. Batsheba Everdene'e ısınamamam kitaba da ısınamama nedenlerimden biri.

Öyle yazarlar vardır ki mükemmel bir konuyu anlatımlarıyla berbat hale getirirler ve öyle yazarlar vardır ki sıradan bir konuyu yine anlatımlarıyla nefis bir kitap haline dönüştürler. Çılgın Kalabalıktan Uzak'ta sıradan bir konu vardı ancak yazar ustalığı ile bu konuyu çok güzel işlemiştir belki diye düşünürken işler umduğum gibi gitmedi. Ayrıca kitapta yer alan diyaloglarda karakterin aynı cümle içinde defalarca karar değiştirmesi bana komik geldi. "Evet, evet yapacağım" ardından aynı cümlede "Hayır, hayır yapmayacağım". Bu tür cümlelerin olması beni kitaptan iten nedenlerden bir diğeri.

Çılgın Kalabalıktan Uzak için söyleyebileceğim tek olumlu şey yazarımızın güçlü betimlemeleri. Kitabın birçok sayfasında oldukça iyi doğa, çevre tasvirleri vardı. Anlatımı güçlendirmek için yapılan teşbih(benzetme) ve teşhisler(kişileştirme) benden artı puan alan noktalar.Tabii betimlemeler zaman zaman kendisine hayran bırakırken, zaman zaman da sıkabiliyor ve "Şurası olmasaymış da olurmuş" diyorsunuz. Yazarın genel itibariyle Çılgın Kalabalıktan Uzak ve Tess kitapları biliniyor. Açıkçası ben iki kitap arasındaki farkları ya da benzerlikleri merak ediyorum. Bir müddet sonra Tess'i de okuyup iki kitabı karşılaştırma fırsatı bulacağım. Çılgın Kalabalıktan Uzak beklentilerimi karşılamadı. Thomas Hardy'nin dili, anlatımı ve kitap hakkında bilgi sahibi olunması için önerebileceğim bir kitap ancak kendim beğendiğim için önerebileceğim bir kitap değil kesinlikle. Mutlu hafta sonları.
Yalan Bahçesinde Bir Gül Tess okuduğum ikinci Thomas Hardy romanı. Çılgın Kalabalıktan Uzak'ın ardından Tess'i de okuyarak Thomas Hardy okumalarını bitirmiş bulunuyorum. İlk olarak iki kitap açısından söyleyebileceğim şey, her iki kitabın da beklentilerimin çok altında kaldığı. İki kitapta da genel tema aşk, ancak belki de kitaplar 1800'lü yıllarda yayınlandığı içindir, kadın ve erkeklerin birbirlerine karşı davranışları, kullandıkları cümleler hoşuma gitmedi. Dönemin aşka bakış açısını ya da bunun yazar aracılığıyla karakterler tarafından dile getirilişini de sevmediğimi söyleyebilirim. Tess'i kendi içinde  değerlendirecek olursam son derece sıradan bir aşk hikayesiydi diyebilirim.

Kitabın isminde de yer aldığı gibi, ana karakterimiz Tess. Maddi durumları iyi olmayan Durbeyfield ailesinde baba John Durbeyfield ailesinin soyunun üst sınıfa mensup d'Urberville'lere dayandığını öğrenir. John ve eşi Joan bir şekilde bu soyun son temsilcilerinden olan Alec d'Urberville'e ulaşırlar. Tess'in ailesinin amacı, kızlarını Alec ve annesinin yanında çalışmak için ikna etmek ve ardından Tess'in bu genç adamla evlenmesini sağlamaktır. Çalışmak için bu ailenin yanına giden Tess'in başına gelen bir olay hem o gününü hem de geleceğini fazlasıyla etkileyecek ve peşini asla bırakmayacaktır.

İlk olarak şunu söylemem gerekir ki, Türk sinemasında çokça gördüğümüz zengin erkek fakir kadın veya tam tersi durum bu kitapta kendini hissettiriyor. Zaten kitabın kısaca konusundan bahsetmek yerine sadece özet geçsem ne kadar klişe bir olaylar dizisi diyebilirsiniz. Yazarımız da bu klişelikten kurtulmak için pek fazla bir şey yapmamış gibi. Kitapta ana karakterler olarak nitelendirebileceğim karakterler Tess ve Angel. Bu iki karakterden de hiş hoşlanmadım. Angel'in, tabii dönemin de etkisiyle, olaylara bakış açısı, Tess'in sevdiği adam karşısında ezilip büzülen tavırları çok sinir bozucuydu. Kitaptan bir bölümle ne demek istediğimi daha iyi anlatabileceğimi düşünüyorum: "... belki o zaman yapayalnız, biçare karına biraz olsun merhamet gösterebilirdin... Karın olmasam bile, hizmetkarın olarak yanında olmaktan mutlu olurum, yeter ki yanında olayım... Dön bana yalvarırım..." ve bunlar gibi daha birçok cümle. Şahsen ben bir kadın olarak Tess'in kurduğu bu cümlelerden rahatsız oldum. Birinden merhamet dilenmenin veya ona hizmetkarı olmayı teklif etmenin aşkla bağdaştırabileceğim bir yönü yok. Bu olsa olsa hastalıklı bir saplantıdır. Bin Muhteşem Güneş'ten de hatırlayabileceğimiz alıntı gibi gerçekten bir erkeğin suçlayan parmağı mutlaka bir kadını gösteriyor. Bu durum kitabın birçok bölümünde de kendini hissettiriyordu.

Tess için söyleyebileceğim sınırlı sayıdaki olumlu şeylerden biri yine güçlü ama zaman zaman aşırıya kaçan betimlemeler ve Tess'in diğer Hardy kitabına oranla biraz daha iyi olmasıydı. Onun dışında Tess ile ilgili genel düşüncem olumsuz. Okura bir türlü geçirilemeyen sevme duygusu, karakterlerin genelinin sinir bozucu yapısı, olaylar zincirinin tekdüze bir şekilde sürmesi gibi nedenlerle okurken sıkıldığım, hemen bitse ne iyi olur hissini yaşadığım bir kitap oldu Tess. Thomas Hardy denildiğinde aklıma gelecek başlıca şeyler kır hayatı, aşk ama büyük ölçüde kitaplarını okurken ne kadar sıkıldığım ve karakterlere ne kadar sinirlendiğim olacak. Keyifli okumalar.
Spoiler içeriyor

Bir fırıncı tarafından işe alınıp çalıştırılan tarlalardaki kuşları kovması istenilen yetim bir çocuğun hikayesi anlatılır. (M.K.Atatürk gibi tarlada karga kovalayan bir yetim) Bu yetim çocuk kuşları kovmak yerine onlara acıyıp hergün yem vermektedir.
Thomas Hardy Naturalism etkisinde kalan ve bu etkiyi romanlarında açık bir şekilde yansıtan yazarlardan biridir. Romanın ana karakteri olan Tess fakir bir ailenin genç, güzel ve alımlı bir kızıdır. Ailenin geçim kaynağını at arabası sağlamaktadır. Fakat bir gün Tess at arabası ile kaza yapar ve atları ölür bunun ardından kendisini ailesine karşı suçlu hisseden Tess' in hayat macerası başlar. Bu aralarda soylu bir aileden geldiklerini öğrenirler ve ailesi Tess' i akrabaları olduklarını düşündükleri bir aileye yardım istemek için gönderilir . Tess her ne kadar gitmek istemese de kendisini suçlu hissettiği ve ailesini zor durumda bıraktığı için gitmek zorunda kalır ve hayatı o noktadan sonra şekillenmeye başlar.. Bu kitapta özellikle toplumun , çevrenin ve özellikle kaderin insanın hayatı üzerindeki etkilerini gözlemlemek mümkün. Acaba Tess'in hayatını şekillendiren onun kaderi mi yoksa kendi tercihleri mi ? Bu konuda sizleri düşünmeye iten bir roman olması ile ön plana çıkmaktadır...Acaba Tess' in hayatını şekillendiren neydi ? Tess mecbur muydu ? Yorumu sizlere bırakıyorum ... :):):)
________________________
Güzel bir aşk hikayesi.Konusuna geçersek;Tess adında bir kız var ve ailesi fakir.Bir gün ailelerinin eski,soylu bir aileden geldiğini öğreniyorlar ve Tess’in hayatı değişmeye başlıyor.
Tess yoksul bir ailenin kızıdır.Annesi kızının güzelliğine güvenerek varlıklı bir akrabalarının yanına çalışmaya gönderir.Amacı zengin biriyle evlendirmek tir.Oranın sahibi kızı sever fakat Tess onu sevmemiştir işi bırakıp eve dönerken adam zorla sahip olur ve çocuğu olur.Kısa süre de çocuk ölür. Tess başka bir yerde çalışmaya başlar.Oranın sahibini çok sever ve evlenir.Fakat kocası başından geçenleri öğrenince kızı bırakır gider. Tess ne zorluklar yaşayacak,hangi mücadelelere girecek ve birbirini çok seven iki kişiyi nasıl bir son bekliyor?Güzel bir klasik.Okumadıysanız okuyup öğrenin..
Ingiliz Edebiyatında en merak ettiğim yazarlardan biri olan Thomas Hardy'nin bende yeri bambaşkadır. Sonunda eserlerinden biri olan Adsız Sansız Bir Jude'u okumuş ve beğenmiştim, hem de çok...
Bu eser belki de Hardy'nin en ümitsiz eseri! Fakat bir o kadar da etkili... Aynı zamanda eserin otobiyografik bir yanı da var.
Ana karakterimiz Jude, okumayı seven biri ve üniversiteye girme hayali taşıyor. Fakat karşılaştığı yanlış insanlar, yoksulluğu ve daha bir sürü uğursuzluk yüzünden Jude ve hayalleri çıkmaza giriyor. Jude, mutluluğu bana göre yanlış insanlarda arıyor. Ve bana göre bu yanlış kişilerden biri de kuzeni Sue. Okurken Sue adlı karaktere inanılmaz gıcık oldum ve sürekli ' ne kadar kararsız ve dengesiz bir insan' dedim kendi kendime. Aynı zamanda kitapta çok değişik trajik sahneler vardı ve küçük bir çocuğun neden olduğu o trajik sahne beni en çok etkileyen yer olmuştu. Gerçekten çok üzücüydü!

Kitap genel olarak güzeldi ve ben baştan sona Jude için hep üzüldüm. Romanın cinsel ilişkileri ve evliliği ele alış biçimi Victoria dönemi Ingilteresi'ni baya etkilemiş ve bu da Hardy'nin romancılık kariyerinin sonu olmuş.

Son olarak kitap Naturalizm akımının izlerini taşımaktadır. Ve eğer elinizde varsa, yoksa da edinin :), uzun zamandır merak ediyorsanız okuyun derim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Thomas Hardy
Unvan:
İngiliz Yazar ve Şair
Doğum:
Dorchester, İngiltere, 2 Haziran 1840
Ölüm:
Dorchester, İngiltere, 11 Ocak 1928
İngiltere’nin Dorset şehrindeki Higher Bockhampton kasabasında dünyaya geldi. On altı yaşında okulu bırakarak John Hicks adındaki bir mimarın yanında çıraklığa başladı ve 1862’de Londra’ya gidene kadar da burada çalıştı. Londra’da King’s College London’a kayıt oldu. İngiliz Kraliyet Mimarları Birliği ve Mimarlar Derneği’nden ödüller kazandı. Beş yıl sonra Dorset’e geri döndüğünde kendini yazarlığa adamaya karar verdi.
1870’te Cornwall’daki bir kilisenin restorasyonu sırasında Hardy, Emma Lavinia Gifford’la tanıştı ve dört yıl sonra evlendiler. Karısının 1912’deki ani ölümünün onun üzerinde büyük etkisi olmuştur. 1912-1913 yılları arasındaki şiirleri bu acılı döneminin yansımalarıdır. Thomas Hardy, 1927’nin Aralık ayında akciğer zarı iltihabı hastalığına yenik düştü.
Ölümünden kısa bir süre sonra mirasçıları tarafından bulunan tüm mektupları ve not defterleri yakıldı ve geriye sadece Hardy’nin gazete kupürleri ve notlarını arşivleyip daha sonraki eserlerinde bunlardan nasıl yararlandığını gösteren bir dosya kaldı.
Hardy’nin çalışmaları, D.H. Lawrence ve Virginia Woolf’un da aralarında bulunduğu birçok yazarı etkilemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 43 okur beğendi.
  • 253 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 386 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları