Thomas Hardy

Thomas Hardy

Yazar
8.1/10
406 Kişi
·
1.123
Okunma
·
175
Beğeni
·
8884
Gösterim
Adı:
Thomas Hardy
Unvan:
İngiliz Yazar ve Şair
Doğum:
Dorchester, İngiltere, 2 Haziran 1840
Ölüm:
Dorchester, İngiltere, 11 Ocak 1928
İngiltere’nin Dorset şehrindeki Higher Bockhampton kasabasında dünyaya geldi. On altı yaşında okulu bırakarak John Hicks adındaki bir mimarın yanında çıraklığa başladı ve 1862’de Londra’ya gidene kadar da burada çalıştı. Londra’da King’s College London’a kayıt oldu. İngiliz Kraliyet Mimarları Birliği ve Mimarlar Derneği’nden ödüller kazandı. Beş yıl sonra Dorset’e geri döndüğünde kendini yazarlığa adamaya karar verdi.
1870’te Cornwall’daki bir kilisenin restorasyonu sırasında Hardy, Emma Lavinia Gifford’la tanıştı ve dört yıl sonra evlendiler. Karısının 1912’deki ani ölümünün onun üzerinde büyük etkisi olmuştur. 1912-1913 yılları arasındaki şiirleri bu acılı döneminin yansımalarıdır. Thomas Hardy, 1927’nin Aralık ayında akciğer zarı iltihabı hastalığına yenik düştü.
Ölümünden kısa bir süre sonra mirasçıları tarafından bulunan tüm mektupları ve not defterleri yakıldı ve geriye sadece Hardy’nin gazete kupürleri ve notlarını arşivleyip daha sonraki eserlerinde bunlardan nasıl yararlandığını gösteren bir dosya kaldı.
Hardy’nin çalışmaları, D.H. Lawrence ve Virginia Woolf’un da aralarında bulunduğu birçok yazarı etkilemiştir.
Bir yandan tutkunun ve arzuların eşiğinde dengede duruyorlar, diğer yandan da bunlardan kaçmaya çalışıyorlardı.
Ama karşı konulmaz bir yasaya uyarak, aynı vadide akan iki ırmak gibi sonunda birleşmek üzere gitgide yaklaşıyorlardı..
496 syf.
·4 günde·5/10
Genel itibariyle kırda geçen, kalabalıklardan uzak, sessiz, sakin beldelerin mekan olarak seçildiği romanları, bu romanlarda yer alan pastoral anlatımı çok severim. Thomas Hardy'nin Çılgın Kalabalıktan Uzak kitabını okuma kararı almamda da bu unsurlar yani kır hayatı, doğa betimlemeleri gibi unsurlar etkili oldu. Çılgın Kalabalıktan Uzak için fazlasıyla heyecanlıydım, benim için huzur bulabileceğim bir okuma olarak diye düşünüyordum ancak öyle olmadı. Başlangıç kısmında kitabın içine giremediğim gibi, kitaba alıştıktan sonra bu kez de olayların gidişatına ısınamadım.

Ana karakterimiz Batsheba Everdene, amcasından kendisine miras kalan ve Weatherbury köyünde yer alan çiftliğin işlerini üstlenmiştir. Çiftliği çekip çevirmek için yapacaklarının yanı sıra Batsheba, karakter olarak birbirinden son derece farklı olan üç erkeğin ilgilerine karşı duygusal bir sınav da verecektir. Bir tarafta sadık, güvenilir, çalışkan Gabriel Oak, bir tarafta tutkularının esiri olan yakışıklı, zengin çiftçi William Boldwood ve bir tarafta da çapkın, cesur ancak sorumsuz Çavuş Troy.

Öncelikle kitabın ana karakterinden bahsetmek istiyorum. Ben genel olarak bir romanda ana karakterin bazı konularda pasif kalmasını sevemiyorum. Kitabın arka kapağında çiftliği yönetecek olan Batsheba şeklinde bir cümle olduğu için beklentim daha güçlü ve tutkularının bu denli peşinden gitmeyen bir kadındı. Açıkçası ben daha gururlu ve muhakeme gücü daha yüksek olan bir kadın karakter bekliyordum. Ama karşıma özellikle karşı cins ile diyaloglarında söyledikleri nedeniyle oldukça sinir bozucu hale gelen bir karakter çıktı. Batsheba Everdene'e ısınamamam kitaba da ısınamama nedenlerimden biri.

Öyle yazarlar vardır ki mükemmel bir konuyu anlatımlarıyla berbat hale getirirler ve öyle yazarlar vardır ki sıradan bir konuyu yine anlatımlarıyla nefis bir kitap haline dönüştürler. Çılgın Kalabalıktan Uzak'ta sıradan bir konu vardı ancak yazar ustalığı ile bu konuyu çok güzel işlemiştir belki diye düşünürken işler umduğum gibi gitmedi. Ayrıca kitapta yer alan diyaloglarda karakterin aynı cümle içinde defalarca karar değiştirmesi bana komik geldi. "Evet, evet yapacağım" ardından aynı cümlede "Hayır, hayır yapmayacağım". Bu tür cümlelerin olması beni kitaptan iten nedenlerden bir diğeri.

Çılgın Kalabalıktan Uzak için söyleyebileceğim tek olumlu şey yazarımızın güçlü betimlemeleri. Kitabın birçok sayfasında oldukça iyi doğa, çevre tasvirleri vardı. Anlatımı güçlendirmek için yapılan teşbih(benzetme) ve teşhisler(kişileştirme) benden artı puan alan noktalar.Tabii betimlemeler zaman zaman kendisine hayran bırakırken, zaman zaman da sıkabiliyor ve "Şurası olmasaymış da olurmuş" diyorsunuz. Yazarın genel itibariyle Çılgın Kalabalıktan Uzak ve Tess kitapları biliniyor. Açıkçası ben iki kitap arasındaki farkları ya da benzerlikleri merak ediyorum. Bir müddet sonra Tess'i de okuyup iki kitabı karşılaştırma fırsatı bulacağım. Çılgın Kalabalıktan Uzak beklentilerimi karşılamadı. Thomas Hardy'nin dili, anlatımı ve kitap hakkında bilgi sahibi olunması için önerebileceğim bir kitap ancak kendim beğendiğim için önerebileceğim bir kitap değil kesinlikle. Mutlu hafta sonları.
496 syf.
·7 günde·5/10
Çılgın kalabalıktan uzak bir çiftlikte üç adam ve bir kadının hikayesi.

Batsheba Everdene, amcasının ölümü ile çiftliğin başına geçiyor. Üç farklı karakterlerdeki Gabriel Oak, William Boldwood ve Çavuş Troy, Everdene için bir sınav haline geliyor.

Bu kitabı hem sevdim hem de sevemedim. Tam olarak karar verebilmek için biraz beklettim inceleme yazmayı. Ama sonuç aynı. Arafta kaldım.

Kitap tam bir betimleme şöleni. Doğa, insanlar her şey itinayla betimlenmiş. Ama okurken yer yer bu durum beni boğdu. Olayı ve çevreyi bazen o kadar gereksiz anlatmıştı yazar metinden koptuğum çok yer oldu. Karakter ve olay yerinin azlığına ve betimlemelerin yer yer sıkıcılığına rağmen kurgu güzeldi. Metinde düşündüğüm yerleri kırpmış olsaydı yazar daha okunulası olabilirdi roman.

Yazarın insanın iç dünyasına olan bakışı çok güzel. Karakter analizleri, gelgitler, kıskançlık anları, üzüntüler, âşık insanların duygu değişimleri çok iyi yerlerden yakalanmıştı. Ama okurken Everdene’in kararsızlıkları beni sinirlendirdi. Güçlü bir kadın profili ile başlamıştı çünkü roman.

Okurken herkesin favori bir erkek karakteri olacaktır. Film izler gibi de kendi seçtiği erkekle devam etmesi için Everdene’e için için seslenecektir. Hayatta bizlerin hata yapa yapa doğru yolu ve doğru kişiyi bulması gibi güzel ve başına buyruk kızımız da sonunda -bana göre- göre doğru yola varıyor.


https://www.instagram.com/...igshid=1ln1p5ue840ks
560 syf.
·9 günde·5/10
Yalan Bahçesinde Bir Gül Tess okuduğum ikinci Thomas Hardy romanı. Çılgın Kalabalıktan Uzak'ın ardından Tess'i de okuyarak Thomas Hardy okumalarını bitirmiş bulunuyorum. İlk olarak iki kitap açısından söyleyebileceğim şey, her iki kitabın da beklentilerimin çok altında kaldığı. İki kitapta da genel tema aşk, ancak belki de kitaplar 1800'lü yıllarda yayınlandığı içindir, kadın ve erkeklerin birbirlerine karşı davranışları, kullandıkları cümleler hoşuma gitmedi. Dönemin aşka bakış açısını ya da bunun yazar aracılığıyla karakterler tarafından dile getirilişini de sevmediğimi söyleyebilirim. Tess'i kendi içinde  değerlendirecek olursam son derece sıradan bir aşk hikayesiydi diyebilirim.

Kitabın isminde de yer aldığı gibi, ana karakterimiz Tess. Maddi durumları iyi olmayan Durbeyfield ailesinde baba John Durbeyfield ailesinin soyunun üst sınıfa mensup d'Urberville'lere dayandığını öğrenir. John ve eşi Joan bir şekilde bu soyun son temsilcilerinden olan Alec d'Urberville'e ulaşırlar. Tess'in ailesinin amacı, kızlarını Alec ve annesinin yanında çalışmak için ikna etmek ve ardından Tess'in bu genç adamla evlenmesini sağlamaktır. Çalışmak için bu ailenin yanına giden Tess'in başına gelen bir olay hem o gününü hem de geleceğini fazlasıyla etkileyecek ve peşini asla bırakmayacaktır.

İlk olarak şunu söylemem gerekir ki, Türk sinemasında çokça gördüğümüz zengin erkek fakir kadın veya tam tersi durum bu kitapta kendini hissettiriyor. Zaten kitabın kısaca konusundan bahsetmek yerine sadece özet geçsem ne kadar klişe bir olaylar dizisi diyebilirsiniz. Yazarımız da bu klişelikten kurtulmak için pek fazla bir şey yapmamış gibi. Kitapta ana karakterler olarak nitelendirebileceğim karakterler Tess ve Angel. Bu iki karakterden de hiş hoşlanmadım. Angel'in, tabii dönemin de etkisiyle, olaylara bakış açısı, Tess'in sevdiği adam karşısında ezilip büzülen tavırları çok sinir bozucuydu. Kitaptan bir bölümle ne demek istediğimi daha iyi anlatabileceğimi düşünüyorum: "... belki o zaman yapayalnız, biçare karına biraz olsun merhamet gösterebilirdin... Karın olmasam bile, hizmetkarın olarak yanında olmaktan mutlu olurum, yeter ki yanında olayım... Dön bana yalvarırım..." ve bunlar gibi daha birçok cümle. Şahsen ben bir kadın olarak Tess'in kurduğu bu cümlelerden rahatsız oldum. Birinden merhamet dilenmenin veya ona hizmetkarı olmayı teklif etmenin aşkla bağdaştırabileceğim bir yönü yok. Bu olsa olsa hastalıklı bir saplantıdır. Bin Muhteşem Güneş'ten de hatırlayabileceğimiz alıntı gibi gerçekten bir erkeğin suçlayan parmağı mutlaka bir kadını gösteriyor. Bu durum kitabın birçok bölümünde de kendini hissettiriyordu.

Tess için söyleyebileceğim sınırlı sayıdaki olumlu şeylerden biri yine güçlü ama zaman zaman aşırıya kaçan betimlemeler ve Tess'in diğer Hardy kitabına oranla biraz daha iyi olmasıydı. Onun dışında Tess ile ilgili genel düşüncem olumsuz. Okura bir türlü geçirilemeyen sevme duygusu, karakterlerin genelinin sinir bozucu yapısı, olaylar zincirinin tekdüze bir şekilde sürmesi gibi nedenlerle okurken sıkıldığım, hemen bitse ne iyi olur hissini yaşadığım bir kitap oldu Tess. Thomas Hardy denildiğinde aklıma gelecek başlıca şeyler kır hayatı, aşk ama büyük ölçüde kitaplarını okurken ne kadar sıkıldığım ve karakterlere ne kadar sinirlendiğim olacak. Keyifli okumalar.
484 syf.
·5 günde·10/10
Victoria döneminin en büyük yazarlarından biri olan Thomas Hardy, bu kitabını en karamsar kitabım diye nitelemiş ve bu kitabından sonra hayatının sonuna kadar sadece şiir türünde eserler vermiştir.
Bir oluşum romanı (bildungsroman) özelliği taşıdı için başkahramanımızın -Jude- çocukluğundan itibaren hayatının tüm dönemlerine tanık olabiliyoruz. Bildungsroman tarzının en sevdiğim tarafı da bu. Çünkü karakterin çocukluk ve ilk gençlik dönemlerini bildiğimiz için karakterin aldığı kararların, seçimlerinin ve hislerinin sebebini daha iyi anlayabiliyoruz. Karakter tanıdığımız bir insana dönüşüyor. Özellikle karakterlerin psikolojisini anlamak, ruhsal çözümlemelerini yapmak isteyen okurlar için çok uygun bir tür olduğunu düşünüyorum.

Kitap genel olarak üç karakter üzerinden ilerliyor. Jude çocukluğunda tanıdığı bir öğretmenin de etkisiyle okumak isteyen, bir din adamı olarak kendini üst mevkilerde hayal eden, anne babasını kaybetmiş, akrabasıyla yaşayan bir çocuktur. Kafasında oluşturduğu güzel bir gelecek hayaliyle her türlü olumsuzluğa ve imkanlarının yetersizliğine rağmen dönemin önemli sayılan eserlerini bulmaya çalışır ve bu kitaplarla dil öğrenir, klasik eserleri okur. Gençliğinde kendisini hedeflerine yakın hissettiği bir dönemde, tanıştığı bir kız -Arabella- onu hayallerinden bir süreliğine alıkoyacaktır. Daha sonra hayatının birçok dönemine de etki edecek bir karakterdir Arabella. Bir diğer karakter – okurken saç baş yoldurtan- Sue, Jude’un daha sonra başka bir şehirde tanışacağı kuzenidir. Ve Jude tüm hayatını, iki kadın karakter etrafında şekillendirecektir. Özellike Sue, Jude için hayatının merkezi olacak ve her karar onu düşünerek alınacaktır.

Jude, hayallerinin ve yaşam şartlarının etkisiyle sık sık şehir değiştirecek, başarısız ilişkiler hatta evliliklerle, zor olan hayatını daha da karmaşık bir hale getirecektir. Hayatına giren insanlara karşı hep iyi niyetle yaklaşması, onları üzmemek için katlandığı acılar, hayata bakışını tamamıyla değiştirecek ve daha büyük acılar yaşamasına sebep olacak. İyi insan olmanın ödülünü(!) o da çok geç olmadan alacaktır.
Kitapla ilgili yazılacak çok detay var fakat bunlar kitaptaki birçok sürprizi bozacağı için dile getirmek istemedim. Kitapta kır yaşamı oldukça gerçekçi bir şekilde ele alınmış, karakterlerin ve olayların gerçekliği, kitabın yazıldığı dönemde de oldukça tepki almasına sebep olmuş. İngiliz edebiyatında roman türünün en popüler olduğu dönem olan Victoria dönemine de ışık tutması, dönemin özellikle kırsal yaşamdaki toplumsal özelliklerini anlayabilmemize yardımcı oluyor. Thomas Hardy’nin ağır basan şair tarafını da kitapta hissetmek mümkün. Kitabın başından sonuna kadar eksilmeyen hüzün, hayattaki seçimlerimizin ne kadar önemli olduğunu sık sık sorgulatacak size de. Zorlukları, yanlış kararları, yitip giden hayalleri, kaybedişi ve kayboluşu okuyacaksınız.
Ayrıca kitabın orijinal isminde yazar, Jude için söylenebilecek en güzel sıfatlardan birini kullanarak, kitabı adeta özetlemiş. “Jude the Obscure”
Kitapla kalın!
496 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Bütün okur arkadaşlara merhabalar ..
Güzel kelimesinin az kalacağı bu kitap için birkaç şey söylemeliyiz elbette zira Thomas Hardy az bilinen bu kitabı ve popüler olmayan bir yazar oluşuyla beni derinden üzdü..

Rus Edebiyatı hayranı birisi olarak son zamanlarda İngiliz Edebiyatı'na da yönelmemle beraber -ki bunda Charles Dickens'ın etkisi büyük- ufkum açıldı desem yanılmış sayılmam ..
İngiliz yazarlarda Rus yazarlara ek olarak şahane bir betimleme gücü var ve bunu bu kitapta her satırda görüyoruz ..
Aslında ben bir kitap okumadım, ben bir kitabın her sayfasını beynimde izledim ..
Hardy ciddi kelime dağarcığı, olağanüstü betimle yetisi ve çok sağlam karakter tahlilleriyle bir kitap yazmamış bir kitap yaratmış adeta, bu kitap canlı !!

Kitabı okurken en az 20 kez çiftçi olmak istedim. Hardy çiftliği , yeşilliği , tarlaları , ağaçları öyle güzel anlatmış ki bir romandan çok pastoral temalı bir resime bakar gibiydim ..

Kitabın karakterlerine gelirsek feminist,özgürlükçü,bağımsız olmaya and içmiş bir kadının; zamanla karşısına farklı zamanlarda ve farklı şartlarda çıkan üç erkekle düşüncelerinin değiştiğini görüyoruz, çünkü devreye ''Aşk'' giriyor.. Ve bu olağanüstü masalsı resim 4 kişilik bir çemberin içine aldığı Aşk ve muhteşem çiftlik betimlemeleriyle tam 491 sayfa sürüyor . Kitabı okurken ister karakterlere odaklanın ister çiftliğe ziraa çiftlik bana çok daha cazip geldi :)

İncelemeyi ''Dostoyevski okumak delilik, Hardy okumak keyiftir'' gibi kendi nazarımda bir cümleyle bitirmek istiyorum . Herkese keyifli okumalar dilerim ..
496 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ertelenmiş ve geç kalınmış bir okuma, beklentimin üzerinde kelimelerle resim yapmak dediğimiz şey tam Thomas Hardy'i anlatıyor olsa gerek..

Thomas Hardy 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başında yaşamış Ingiliz Edebiyatı'nda kendine önemli bir yer edinmiş mimarlık eğitimi almış kendini daha çok şair diye tanımlayan ama çok güzel romanları da olan bir şair, yazar. Çılgın Kalabalıktan Uzak romanıda ilk ses getiren tanınmasına vesile olan eseri.

Adında anlaşılacağı gibi pastoral bir mekanda geciyor. Genç güzel bir bayan olan deyim yerindeyse aşk üçgeni içinde kalan Bathsheba'nın ve çoban Gabriel Oak'un hikayesi diyebilirim kısaca. Romanı güzel kılan olay örgüsünden ziyade, Thomas Hardy'nin eşsiz, zevkle okuduğunuz betimlemeleri, insan doğası ve ilişkileri üzerine yaptığı çarpıcı  bir o kadar da haklı tespitleri. Özellikle romanın baş kahramanlarından Bathsheba'nın bir kadının hislerini, düşüncelerini çok başarılı ve gerçekçi şekilde okuyucuya geçirmesi. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir eser.
388 syf.
·10/10
Spoiler içeriyor

Bir fırıncı tarafından işe alınıp çalıştırılan tarlalardaki kuşları kovması istenilen yetim bir çocuğun hikayesi anlatılır. (M.K.Atatürk gibi tarlada karga kovalayan bir yetim) Bu yetim çocuk kuşları kovmak yerine onlara acıyıp hergün yem vermektedir.
464 syf.
·5 günde
Jude Fawley mutluluğu kuzeninde aramaya başlar.

Başarısız evlilikler yaşamış bu iki karakterin kenetleşi acı bir olay sonucu çözülecektir.

Romanın evliliği ele alış biçimi Thoman Hardy'nin romancılık kariyerinin sonunu getirmesini sebep olmuştur.
384 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap çok güzel olabilir ama çevirisi ve yayın evi çok kötüydü.Bir çok imla hatası ve çeviri yanlışları vardı.Eğer iyi bir yayın evinden temin edilebilinirse okunabilir ve güzel.

Yazarın biyografisi

Adı:
Thomas Hardy
Unvan:
İngiliz Yazar ve Şair
Doğum:
Dorchester, İngiltere, 2 Haziran 1840
Ölüm:
Dorchester, İngiltere, 11 Ocak 1928
İngiltere’nin Dorset şehrindeki Higher Bockhampton kasabasında dünyaya geldi. On altı yaşında okulu bırakarak John Hicks adındaki bir mimarın yanında çıraklığa başladı ve 1862’de Londra’ya gidene kadar da burada çalıştı. Londra’da King’s College London’a kayıt oldu. İngiliz Kraliyet Mimarları Birliği ve Mimarlar Derneği’nden ödüller kazandı. Beş yıl sonra Dorset’e geri döndüğünde kendini yazarlığa adamaya karar verdi.
1870’te Cornwall’daki bir kilisenin restorasyonu sırasında Hardy, Emma Lavinia Gifford’la tanıştı ve dört yıl sonra evlendiler. Karısının 1912’deki ani ölümünün onun üzerinde büyük etkisi olmuştur. 1912-1913 yılları arasındaki şiirleri bu acılı döneminin yansımalarıdır. Thomas Hardy, 1927’nin Aralık ayında akciğer zarı iltihabı hastalığına yenik düştü.
Ölümünden kısa bir süre sonra mirasçıları tarafından bulunan tüm mektupları ve not defterleri yakıldı ve geriye sadece Hardy’nin gazete kupürleri ve notlarını arşivleyip daha sonraki eserlerinde bunlardan nasıl yararlandığını gösteren bir dosya kaldı.
Hardy’nin çalışmaları, D.H. Lawrence ve Virginia Woolf’un da aralarında bulunduğu birçok yazarı etkilemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 175 okur beğendi.
  • 1.123 okur okudu.
  • 85 okur okuyor.
  • 1.195 okur okuyacak.
  • 36 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları