Tolga Gümüşay

Tolga Gümüşay

Yazar
8.4/10
32 Kişi
·
91
Okunma
·
6
Beğeni
·
1631
Gösterim
Adı:
Tolga Gümüşay
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Uzunköprü, Edirne, 1972
1972'de Gönen'li ailesinin görevli bulunduğu Uzunköprü'de doğdu.
1990'da en fazla yatakhanesinden ve kompozisyon sınavlarından keyif aldığı Kadıköy Anadolu Lisesi'ni bitirdi.
Mezun olduğu 1994 yılına kadar İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden çok; kentle, dostlarıyla, kitaplarla haşır neşir oldu. Münasebetsiz saatlerde çıkagelen ilham ve basınçlarla şiirler, yazılar yazdı. Bunları kendine sakladı.
Öğrencilikle bağını koparmamak için, belki ilerde işe de yarar diye Marmara Üniversitesi Örgütsel Davranış Yüksek Lisans programını tamamladı. Bu arada reklam ajanslarında çalışmayı, kendisini ve İstanbul çevresini keşfetmeyi ihmal etmedi.
2000 yılına kadar askerliğini bitirdi, reklamcılıkta ilerledi, "6 Yıl Tam Pansiyon"da adı sıkça anılan Bilge'yle evlendi. Gezilerinin menzilini, dünyaya bakışını genişletti. Dostları, değerleri, sevdikleri çok önceleri oturmuştu. Onları hiç değiştirmedi.
2001 yılında ilk kitabı "6 Yıl Tam Pansiyon" Günışığı Kitaplığı'nca yayımlandı. Kitabı bir edebiyatçı iddiasıyla değil, onsekizinde bir yatılının diliyle kaleme aldı. Bir yıl süresince yazmaya her oturuşunda Yansımalar'ın Bab-ı Esrar ve Serzeniş albümlerini dinledi. Kitabı bitirdiğinde saat sabahın beşiydi ve tam otuz altı saattir aralıksız yazıyordu.
Beyoğlu'nun arka sokaklarında dolaşırken pembe bir tuvalet gördü: Köhne, hüzünlü binalar arasına gerilmiş bir çamaşır ipinde salınıyor, dört yanı kuşatan griye inat rüzgarda uçuşan toz pembe etekleri, başka türlü alemlerin de var olduğunu müjdeliyordu. İnsanı bir romanın peşine düşürecek kadar ilham verici bir sahneydi o.
2004'te "Pembe Tuvalet" adlı romanı Altın Kitaplar tarafından basıldı.
2003'ün sonlarında dünyaya gelen tatlı Rüzgar'ına daha çok zaman ayırabilmek için roman yazmaya ara verdi.
2005 yılında dil ve kurgularından yetişkinlerin de keyif alabilmesini umarak yazdığı çocuk öyküleri kitabı "Geleceği Görme Ortaklığı" basıldı.
2006'da Günışığı Kitaplığı'nın yayımlayacağı ilk genç öykü kitabı olan "Keskin Naneli Öyküler"i tamamladı.
2007 yaz tatilini Antalya Çıralı'da doğal, dingin bir pansiyonda geçirdi.
Tatil dönüşü Ortaköy'de sekiz metrekare büyüklüğünde kiralık bir oda tutup, huzurlu ve sıkıcı bir Akdeniz pansiyonunda geçen yeni bir romana başladı.
2008 haziranında "Anormal" basıldı.
Galata'nın daracık sokaklarını her adımlayışında genzine oturuveren hüzün ve boş vermişliğin kaynağına inmeye karar verdi. Galata ile kulesi kadar bütünleşmiş insanlarla sohbet etti. Otellerini, hamamlarını, hanlarını, tapınaklarını ziyaret etti. Bulduğu izleri okuduklarıyla derinleştirdi.
İçselleştirdikleriyle yeni bir romana girişti. İstanbul'un kültür başkenti olduğu 2010'un yazında, Galata'ya "Hiç Kimsenin Kenti" diye seslendi.

2011'de, yazarlık serüveninin onuncu yılını bir başka yatılı romanıyla selamladı. 11 yaşında Erzurum Anadolu Lisesi'nin hazırlık sınıfına başlamaya ne kadar hazır olduğunu "Hazırlıksız" başlığı altında kitaplaştırdı.
Seni tanıdıktan sonra sabahlar da başkalaştı, akşamlar da.. Kitaplar da.. Martılar da... Anladım ki gerçek aşk tek kişiye hapsetmiyor insanı. Bütün dünyaya açıyor.
İnsan en çok ağlarken insan olur."der Feylosof Yusuf.
"Gözyaşı insanın özüdür. "
...
Bakışlarını mızrak gibi karşısındakinin gözlerine saplar.
İşaret parmağını sallayarak devam eder.
"İnsanoğlu ağlarken sezer görevinin hayatı sürdürmek olduğunu.
Ve her zamankinden derin nefes almaya başlar.
Ağlarken iç çekmenin nedeni budur."
Gündelik fotoğraflardan muhteşem öyküler yazılarak
hazırlanmış bir İstanbul kitabı.
Bir şehrin ne kadar çok binası yıkılırsa insanı o kadar duyarsızlaşır. Yaşanmışı hor görmektir yıkmak. Yüzleşmeyi, öğrenmeyi, hissetmeyi, paylaşmayı reddetmek... Değiştirmeyi anlamaya yeğlemek.
Biriyle kavga ettiğimizde... aslında kendimizle kavga ederiz. Unuttuğumuz ya da yüzleşmek istemediğimiz bir yönümüzle. İçimizde olmayan hiçbir şey bizi kızdıramaz.
Hayatta hiç bir yük yoktur ki, beraberce taşınamasın. Ve hiç bir terazi yoktur ki, o yükün ne kadarını, kimin çektiğini ölçebilsin.
Hayata tutunmakta ısrar eden iradesine şaşırıyor ama yaşama güdüsü, çocukluk anılarında kaybolma çekiciliğine galip geliyordu.
Hayat o kadar da fena değildi.Kara delik sonsuz , umutsuzluk kuyusu dipsiz değildi.Acının , hüznün , yalnızlığın da ömrü vardı ve insan yeterince aşağı indikten sonra , farkında bile olmadan gerisingeri yükselmeye başlıyordu.
216 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Keşke devamı olsaydı dediğim kitaplardan... Meğer bir fotoğraf neler anlatırmış insana ... Büyüleyici , harika bir kitap. Biz yaşarken izlemeyi , seyretmeyi ve görmeyi bilmiyormuşuz meğer.. Bana yeni bir bakış açısı kazandırdı. Teşekkür ediyorum...
224 syf.
·6 günde·7/10
Farklı konularda yazı yazan yazarlara şans tanımak istiyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.Kitap , kahramanın gördüğü rüya sonucu başından geçenleri anlatıyor.
200 syf.
·60 günde·Beğendi·7/10
Tolga Gümüşay'ın İstanbul'un çeşitli semtlerinde çektiği 27 fotoğraf ve o fotoğraflar üzerine yazılmış 27 öyküden oluşuyor kitap. Toplamda 200 sayfa ama her öykü 3-4 sayfalık olduğu için çabuk okunan bir kitap. Gerçi ben her gün bir öykü okuyarak bir ay gibi bir sürede okudum ama bir günde okunabilir. Öykülerin kimi geçmiş zaman İstanbulundan kimi modern zamanlardan esinlenmiş.
238 syf.
·9/10
Bunu mutlaka okumanız gerek. Tolga Gümüşay öyle bir kurgu kurmuş ki, gözlerimden yaşlar geldi ve okumayı sürdüremedim uğunmaktan. Bazen de öyle derin düşündürdü ki felsefenin en yalın yanlarına değinmiş. yaşarken göremediğimiz, değerini bilemediğimiz olayları anlatırken burnunuzun direğini sızlatıyor. Yalnız anlatım tarzı çok iyi. Hiç abartıya kaçmadan bir insan nasıl komaya girer tatmış oldum.

Olaylar 17 yaşındaki Cem'in gözünden anlatılıyor. Ailesi birlikte Akdeniz'de tatilde geçiyor konu. Yalnızca 5 gün. Ama Cem, bilimyurduna hazırlanmadan, sınavlara girmeden geçirdiği bu tatilin daha iyi olması için anne babasına nasıl açılacağını düşünürken, işler istediği gibi gitmez. 2. günü aylanan (güneşlenme-aylanma) bir kız çıkagelir pansiyona. Ancak Cem öyle gözlemler yapar ki bize, kırıp geçirir ilk yarıda. ailesiyle, çevresiyle olan ilişkilerini sürekli irdelerken içinde, dışında olaylar bambaşka yere sürükler onu. Gençliğe, yetişkinliğe adım atma arefesindedir. Bunun da kendi kararlarına göre olsun ister.

Cem'in yanından ayırmadığı "İnsan" adlı bir betik vardır. Bunalınca onu okumaya başlar. Biz de beraber. Çünkü yazar roman içine mini roman koymuş. Bir yandan İnsan'ın (kişiliğin adı İnsan) yaşamını keşfetmesini okurken, yine bizi özgürleştiren keskin satırlara çarpıyoruz gözlerimizi. Tek kezde iki roman okuma zevkini yaşattı bana. Çok güzel alıntılar yaptım.

İkinci yarıda Cem için üzücü bir olay olur ve kurgu biraz yavaşlar ama merak bitmez. Kendini bulmasını ve yeni arkadaşlarıyla ilişkisine tanık oluyoruz. Sonuç ise yaşımımızın içinden bir parçaymışçasına bitiyor. Kalem çok sağlam. Başka romanları da var yazarın. İki sayı da resimli kare öyküleri var. Onların da çıkış öyküsü çok güzel. Herkesin yaşayıp deneyimlediği ölçüde algılayacağı bir betik.
Gamze
Gamze Altı Yıl Tam Pansiyon'u inceledi.
@Gamze95·23 Kas 2017·Kitabı okumadı
Kitap, olay örgüsü, konu ve kahramanlar yönüyle birbiriyle bağlantılı 5 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler sırasıyla ‘’Pazartesi’’, ‘’Salı’’, ‘’Çarşamba’’, ‘’Perşembe’’ ve ‘’Cuma’’ günleridir. Kitapta adı verilmeyen yatılı bir öğrencinin ağzından okulun son beş gününde yaşanan kaçamaklar, beklenmedik olaylar anlatılmaktadır. Anlatıcı, 6 yıldır aynı odayı paylaştığı, kardeş bildiği arkadaşları Tuğrul, Murat, Sedat, Ferhat ve Ozan’la yollarını ayıracak olmanın üzüntüsü içinde, unutulmaz olacağını düşündüğü veda gecesine hazırlanır. Anlatıcı veda gecesini düzenleyen Mesut’la bir tartışma yaşar ve onun düzenlediği veda gecesine katılmayacağını söyler. Arkadaşları da ondan taraf olduğundan yatılı öğrenciler ikiye bölünür. Yeni bir veda gecesi düzenlemek için adam toplamaya başlarlar. Tuğrul’la gezmek için vapura binerler. Burada yankesiciyi fark ederek hırsızlık yapmasını önlerler.
Yurda döndüklerinde Mesut’un özür dilemesiyle yatılılar arasında yeniden birlik sağlanır. Ali ile gezmeye çıktıkları sırada Roy adında İrlandalı bir turistle tanışırlar. Bir yabancının Türk kültürü hakkında kendilerinden daha bilgili olduğunu görüp şaşırırlar. Kültürleri hakkında ne kadar az şey bildiklerini fark ederek kendilerini sorgulamaya başlarlar.
Ertesi gün hep birlikte eski günlerini hatırladıkları unutulmaz bir veda partisi düzenler ve her yıl buluştukları yerde toplanmayı kararlaştırırlar. Anlatıcı bu sırada uzun süredir hoşlandığı sınıf arkadaşı Bilge’yle konuşmaya çalışmaktadır. Mezuniyet töreni sırasında Bilge gelerek elini tutar ve numarasını verir.
Kitapta sık sık geri dönüşler yapılarak birlikte geçen uzun yıllar anımsanır ve yaşanılanlardan ders çıkarılır. Öğretmenlerle yaşanan tatsızlıkların son bulması, anlatıcının Bilge’den istediği cevabı alması ve güzel geçen veda gecesinin verdiği huzurla, mezuniyet yatılılar arasında coşkuyla kutlanır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tolga Gümüşay
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Uzunköprü, Edirne, 1972
1972'de Gönen'li ailesinin görevli bulunduğu Uzunköprü'de doğdu.
1990'da en fazla yatakhanesinden ve kompozisyon sınavlarından keyif aldığı Kadıköy Anadolu Lisesi'ni bitirdi.
Mezun olduğu 1994 yılına kadar İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden çok; kentle, dostlarıyla, kitaplarla haşır neşir oldu. Münasebetsiz saatlerde çıkagelen ilham ve basınçlarla şiirler, yazılar yazdı. Bunları kendine sakladı.
Öğrencilikle bağını koparmamak için, belki ilerde işe de yarar diye Marmara Üniversitesi Örgütsel Davranış Yüksek Lisans programını tamamladı. Bu arada reklam ajanslarında çalışmayı, kendisini ve İstanbul çevresini keşfetmeyi ihmal etmedi.
2000 yılına kadar askerliğini bitirdi, reklamcılıkta ilerledi, "6 Yıl Tam Pansiyon"da adı sıkça anılan Bilge'yle evlendi. Gezilerinin menzilini, dünyaya bakışını genişletti. Dostları, değerleri, sevdikleri çok önceleri oturmuştu. Onları hiç değiştirmedi.
2001 yılında ilk kitabı "6 Yıl Tam Pansiyon" Günışığı Kitaplığı'nca yayımlandı. Kitabı bir edebiyatçı iddiasıyla değil, onsekizinde bir yatılının diliyle kaleme aldı. Bir yıl süresince yazmaya her oturuşunda Yansımalar'ın Bab-ı Esrar ve Serzeniş albümlerini dinledi. Kitabı bitirdiğinde saat sabahın beşiydi ve tam otuz altı saattir aralıksız yazıyordu.
Beyoğlu'nun arka sokaklarında dolaşırken pembe bir tuvalet gördü: Köhne, hüzünlü binalar arasına gerilmiş bir çamaşır ipinde salınıyor, dört yanı kuşatan griye inat rüzgarda uçuşan toz pembe etekleri, başka türlü alemlerin de var olduğunu müjdeliyordu. İnsanı bir romanın peşine düşürecek kadar ilham verici bir sahneydi o.
2004'te "Pembe Tuvalet" adlı romanı Altın Kitaplar tarafından basıldı.
2003'ün sonlarında dünyaya gelen tatlı Rüzgar'ına daha çok zaman ayırabilmek için roman yazmaya ara verdi.
2005 yılında dil ve kurgularından yetişkinlerin de keyif alabilmesini umarak yazdığı çocuk öyküleri kitabı "Geleceği Görme Ortaklığı" basıldı.
2006'da Günışığı Kitaplığı'nın yayımlayacağı ilk genç öykü kitabı olan "Keskin Naneli Öyküler"i tamamladı.
2007 yaz tatilini Antalya Çıralı'da doğal, dingin bir pansiyonda geçirdi.
Tatil dönüşü Ortaköy'de sekiz metrekare büyüklüğünde kiralık bir oda tutup, huzurlu ve sıkıcı bir Akdeniz pansiyonunda geçen yeni bir romana başladı.
2008 haziranında "Anormal" basıldı.
Galata'nın daracık sokaklarını her adımlayışında genzine oturuveren hüzün ve boş vermişliğin kaynağına inmeye karar verdi. Galata ile kulesi kadar bütünleşmiş insanlarla sohbet etti. Otellerini, hamamlarını, hanlarını, tapınaklarını ziyaret etti. Bulduğu izleri okuduklarıyla derinleştirdi.
İçselleştirdikleriyle yeni bir romana girişti. İstanbul'un kültür başkenti olduğu 2010'un yazında, Galata'ya "Hiç Kimsenin Kenti" diye seslendi.

2011'de, yazarlık serüveninin onuncu yılını bir başka yatılı romanıyla selamladı. 11 yaşında Erzurum Anadolu Lisesi'nin hazırlık sınıfına başlamaya ne kadar hazır olduğunu "Hazırlıksız" başlığı altında kitaplaştırdı.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 91 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 46 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.