Geri Bildirim
Tommaso Campanella

Tommaso Campanella

6.7/10
76 Kişi
·
246
Okunma
·
15
Beğeni
·
2.193
Gösterim
Adı:
Tommaso Campanella
Tam adı:
Giovanni Domenico Campanella
Unvan:
İtalyan Şair, Yazar ve Platoncu Filozof.
Doğum:
Stilo, 5 Eylül 1568
Ölüm:
Paris, 21 Mayıs 1639
Tommaso Campanella, asıl adı Giovanni Domenico Campanella (5 Eylül 1568, Stilo, Napoli Krallığı – 21 Mayıs 1639, Paris), İtalyan şair, yazar ve Platoncu filozof. Ütopya yapıtı Güneş Ülkesi (Latince başlığı: Civitas Solis, İtalyanca başlığı: La Città del Sole) ile ünlüdür.

Campanella, 1568’de Stilo’da dünyaya geldi. 1583’te Dominiken tarikatına girerek Tommaso adını aldı. 1589’da Napoli’ye giderek, orada Philosophia sensibus demostrata'yı (1591; Duyularla Açıklanan Felsefe) yayımladı. Padova’da Galileo Galilei ile tanıştı; yıllar sonra yazdığı Apologia pro Galilaeo (1616; Galilei’nin Savunması) adlı eserinde Galileo’yu savunacaktı. Campanella 1593’te cinsel sapıklıkla suçlandı ve tutuklandı, ama beraat etti. 1596’da heretiklik suçlamalarına karşı kendini savundu. Tomasso Campanella Kalabriya'yı İspanyol egemenliğinden kurtarmak ve hayalindeki komünist düzeni kurabilmek için 1599 yılında bir ayaklanma planı hazırlamıştı. Bu plana Kalabriya'nın ileri gelenleri de dahil olmuştu, ancak isyan hazırlığının ihbar edilmesi üzerine geniş bir tutuklama başlatıldı ve bu kapsamda Campanella da tutuklandı. Ayaklanmanın başarısız olması durumunda isyancıları kurtarmak için Kalabriya açıklarında bir Osmanlı gemisi beklemekteydi. Aslen Kalabriyalı olan Cigaloğlu Paşa, ki Cağaloğlu ismi buradan gelir, Campananella ile sürekli irtibattaydı. Ancak ayaklanmanın henüz başlatılmadan bastırılması üzerine Cigaolğlu Paşa da yeniden Osmanlı topraklarına dönmek zorunda kaldı.
27 yılını burada geçirirken İtalyan Edebiyatının en güzel şiirlerini yazdı. Ayaklanma planının açığa çıkarılmasıyla tutuklanıp Napoli’ye götürüldü. Gördüğü işkence sonucunda ayaklanmada yer aldığını itiraf etti, ancak deli rolü yaparak ölüm cezasından kurtuldu ve ömür boyu hapse mahkûm edildi.
1626’da serbest bırakıldı. 1634’te Napoli’de İspanyollara karşı bir komplonun içinde yer aldığı belirlenince, Fransa’ya kaçtı.
Campanella, 1639’da Paris’te öldü.

Campanella, hapisteyken Güneş Ülkesi’ni yazdı. Yüzyıl önce yaşamış Thomas More gibi, Campanella da yapıtında Platon’un Politea’sını (Devlet 1942, 1946) örnek alır. Güneş Ülkesi’nin yöneticileri aydın kişilerdir. Ülkenin en yüksek yöneticisi filozof bir rahiptir. Her birey, topluma yararlı olacak şekilde bir görev üstlenir. Özel mülkiyet yasak olup, her şey ortaktır.
Dunyanin butun kitaplari doyuramaz kafamin acligini. Neler neler okumadim! Ama yine de kafamin acligindan ölüyorum... Anlayisim arttikca, bilgim eksiliyor...
Gucsuzluk, sevgisizlik ve bilgisizlik yuzunden gunah isler. Ya da gucsuzluk ve bilgisizlikten dolayi gunahkar bir dogasi olur ya da sevgisizligi huy edinip gunaha teslim olur. Bu yolla insan dogasi canavarlasarak gucsuzluk ya da bilgisizlikten kaynaklanan gunahlar isler.
Oysa sizler nerde cahil adam var onu başınıza geçiriyorsunuz veya soylu bir aileden geldiğinden ya da güçlü bir parti tarafından seçildiğinden bu tür adamların yöneteciliğe uygun olduğunu düşünüyorsunuz.
Tommaso Campanella
Sayfa 50 - Alfa Yayınları
Onlara göre, mülkiyet insanların eş ve çocuklarıyla birlikte aynı evde yaşamasından doğmuştur; bu bencillik yaratır. İnsan, çocuğuna zenginlik ya da saygınlık kazandırmak ya da onlara miras bırakmak için, gücüne güvenerek bir şeyden çekinmezse, açıkca saldırgan bir hale gelir veya gücü yoksa cimri ve ikiyüzlü olur. Ama bencilliği ortadan kaldırırsanız geriye evrensel sevgi kalır.
Tommaso Campanella
Sayfa 71 - Say Yayınları
Oysa bencil sevgiyi bir tarafa atmış olsak, ortada sadece topluma duyduğumuz Sevgi kalacak.
Kesinlikle Spoiler Içerir !...

Campenella ,düşüncelerini 27 yıllık bir hapis hayatıyla ödemiş İtalyan bir filozof ...Elli hapishaneye girip çıkmış,türlü türlü işkencelere maruz kalmış,en son işkencesi 40 saat sürmüş ,sivri bir kazığa oturtularak bedenini iplerle sıkı sıkı bağlanıp kan revan içinde bırakılmıştır .Tüm bu işkencelere rağmen dik durmayı başarmış.Iskencecilerden ne bir yardım ,ne de bir bağışlanma hiçbir şey istememiş .Istediği tek şey ;kitap,kalem ve kağıtla ruhunu beslemek ,ruhunun ilhamlarini başkalarına soluklamak...

Güneş ülkesi ,Campenella'nin bir gün gerçekleşmesini istediği toplumun yararini esas alan bir devlet tasarisidir...Bu devletin hem dünya hem de ahiret işlerini yöneten başrahip "Hoh" vardır .Hoh'un da Güç ,Sevgi ve Akıl adında üç tane yardımcısı vardı ..Bunlarin savaş ,askerlik,eğitim,okulların yönetimi ,serbest meslek,bilim işleri ,üreme işlerini duzenlemekle ilgili ayrı ayrı görev paylaşımları mevcuttur .


Campenella dünyanın rengini değiştirmek için Güneş ülkesi gibi bir ütopya tasarlar.Bu ütopyada özel mülk ;bencillik ,cimrilik asiladigi için "ortak mülk "anlayışı hakimdir .Insanları bölen ,ayristiran en önemli meselenin mal ve mülk ayrimindan kaynaklandigini ileri sürmektedir .Gunesli'ler çalışmayı zevkle yapan ,aylaklikligi yüz kizartici suç olarak gören bir toplum ..Savaş,tarım ve hayvancılık ülke için önem arz etmektedir .Çalışma konusunda kadın ve erkek ayrımı yapılmamaktadır .Gunesli'ler ortaklaşa günde 4 saat çalışmaktadır .Bunun dışında kalan zamanlarını okumayla,araştırmayla,gezerek tarihi bilinç olusturarak yani beden ve kafanın gelişmesini sağlayan faydalı bilgilerle degerlendirirler.Ayrıca kumar,satranç,zar gibi oturarak oynanan oyunlar yasaktır .

Campenella'nin önem verdiği ,benim de etkilendiğim bir diğer mevzuu çocukların eğitimi ...Küçük yaşlardan itibaren ayrı ayrı egitimcilere yonlendirilip ,duvarları süsleyen resimler sayesinde bakılarak tarihi olaylar öğretilir,oyunla alfabe öğretilir,resim yapmayı,güreş yapmayı öğrenirler.6 yaşından sonra yeteneklerine göre ogretmenlerince ilgili meslekleri,tabiat bilimlerine ,el zanaatlarina yonlendirilirler .Güneş kenti kaliteli bir neslin yetistirilmesine çok önem verdikleri için gelişi güzel ciftlesmeyi önlemek adına ,kan bağının sıkı sıkıya bağlı olup,kin ,nefret ve kıskançlığın önüne geçilmesi için "Kadın ortaklığı " mevzusunu savunur maalesef ...

Gunesli'ler birçok konuda astrolojiye göre hareket ederler..Tarımda gübre ,pislik kullanmazlar .Bu ürünleri yiyenlerin güçsüz,çelimsiz ve kısa ömürlü olacağını düşünürler .Sagliklarina çok önem verirler .Bir gün et,bir gün balık,bir gün sebze şeklinde beslenirler .Süt,hurma,bal,peynir ,tereyağı da önemli besin kaynakları arasında .Şayet hasta olurlarsa (yüksek ateş,ishal,sara gibi ) yıldızlardan ve çeşitli otlardan medet umarlar.Yıkanmaya önem verirler,kaplıca ve hamamlari severler .Tükürme ve kusma ayıp olarak görülüp ,tembeligin ,oburlugun belirtisi olarak işaret edilir .

Güneş kentteki insanlar ayrica dindarlarin,dinden uzaklaşan insanlarla oturup kalkmakla,mal,mülk,şehvet peşinde kosmakla,değerlerini değil de şahsi çıkarlarını on planda tutmakla ,kıskançlık,gurur ve kibirle dinden gerçek manada uzaklastiklarinin altını çizmiş ...Bence haklı bir çizim!..
***********
Kitabın bana dusundurduklerine gelince,bazen dünyanın rengini değiştirmek için böyle bir utopyaya ihtiyaç duyabiliriz.Adaletin,sevginin,merhametin hakim olduğu ...Güneş gibi herkesi ısıtıp,ışığıyla aydınlatan bir utopyaya ...Her şeyden önce yazarın çileli hayatı ,ruhunun sarsılmaz duruşu çok etkiledi beni ...Kitaplarla hemhal olması ,o çileli hapis hayatından deli taklidi yaparak toplumun yararına kitaplar çıkarması insanı imrendiriyor .Düşüncesini kahramanlarla yasatmasi ayrı bir
güzellik .Güneş ülke'ye gelince mal ve kadın ortaklığı fikri kanaatime göre ütopya değil,distopya katı ve sert ...Kitabı okurken kadın konusu evet beni de oldukça rahatsız etti ama sadece bu kısma takılıp yazarın
"Altın Çağı "kiymetindeki zorluklarla hapiste yazdığı utopyasina haksızlık etmek
istemedim ..

Güneş ülkesi ,herkesin bağrına koştuğu ,fikrini onemsedigi,güzelliklerle yad edilen
bir ülke ...Ama tembellikle,hirsizlikla ,adaletsizlikle,mal hirsiyla örnek alınan bir ülke değil ...Tıpkı Osmanlı'daki gibi bir yerden bir yere problemi çözmek için ,atların üstünde ayları alan bir yolculukla çabayla,gayretle ,mutevazilikle örnek
olunmuştu ...

Arkadaşlar acaba bu tarz bir "Güneş ülke " var mıydı diye düşünürken ince bir tetkik yapayım dedim ,karşıma hayran olduğum,o zaman için sevindiğim ,imrendigim bir manzara çıktı .O zamanlar için gurur duydum,simdi ise halimiz ortada ...Bir zamanlar güzelliğin resmini çizerken ,simdi ise milletimize reva görülen saygısızlık zoruma gidiyor .

"Filozof Companella, son tahlilde Osmanli'nin şahsinda; her şeyin ideal ve nihai anlamda
tatbik edildiği "Güneş Ülke" özlemini şu şekilde tavsif ve tarif etmektedir:
"Güneş Ülke'yi yeryüzünde bulmak mümkün müdür?
-Fikir hürriyetine, Vicdan hürriyetine, lisan hürriyetine ilişmeyen Türklerin varliğı hiç olmazsa yarın böyle bir ülkenin var olacağını bana hissettiriyor.

Madem ki, düşünceyi zindana koymayan, hakikat sevgisini zincire vurmayan bir millet, o
cesur, adil Türkler var, üzerinde yalnız hakikatin, adaletin ve hürriyetin hüküm sürdüğü bir "Günes ulke" yarin neden vücut bulmasın?" (2)

http://blog.milliyet.com.tr/.../Blog/?BlogNo=397332

Yani Compenella ,Güneş ülke utopyasini yazdığı zaman ,Osmanlı'dan haberdar oluyor.Ben boşuna hayal etmişim ,meğer bir yerlerde yasaniyormus,diyor ...

Ne dersiniz ,insanların adeta meleklestigi,güzelliklerle dolu
bir ütopya ...Ütopya olmaktan çıkıp realize edilebilecek mi bir gün ?..

Hani bir söz var ya ,bugün de karşıma çıkan "Hayallerin tükendiği yerde göz kapakları karanlık bir zindandir ."
Yine de hayal etmek ve düşünmek mümkün...

Keyifli okumalar :)
Güneş Ülkesi bir ada devletidir. Yönetiminde "Sol" denilen en büyük rahip vardır. Sol bizim dilimizde güneş olarak geçer. Ondan sonra gelen yardımcıları; Pon, Sin ve Mor'dur. Bunlar; Güç/Kudret, Bilgelik ve Sevgi anlamlarına gelmektedir. Bu devlette her şey eşitttir ve kadınla erkeğe aynı derecede haklar verilir. Bu ülke iç-içe girmiş yedi farklı duvarla çevrilmiştir. Savunma sistemi çok iyi olduğundan kimse ele geçiremiyor. Ülkeyi çeviren duvarların üstüne her türden bilgi resmedilmiş ve çocuklar dört farklı yaşlı hoca eşliğinde eğitilir. Çocuklara tüm bilgileri öğrettikten sonra en iyi oldukları alanlara yönlendirilir. Kadınla erkek aynı giysileri giyer sadece kadının eteği diz altı ve erkeğinki de diz üstündedir. Ve savaşmaya uygundur bu giysiler. Ülkelerinin ortasında onları temsil eden büyük bir kilise bulunur. Ayrıca özel mülkiyet kesinlikle yoktur, çünkü özel mülkiyet bencilliğin ilk adımıdır.

Campanella, orta cağda kilisenin baskın olduğu bir zamanda yazmıştır bu kitabı. Kiliseden çekindiği için ya da kendi inanışı olduğu için kiliseyi ve metafiziği ön plâna alır devletinde. "Utopie, utopia" yunanca bir kelime olup anlamı hiçbir yerde olmayan yurt anlamına gelen bir sözcüktür. O zamanın baskıcı şartlarını düşündüğümuz zaman insanların buna benzer arzularını kitaplarla dile getirdiğini anlayabiliriz ama o da çoğu zaman kilisenin kurallarının dışına çıkamamıştır. Campanella, Platon'dan farklı olarak papazların egemen olduğu bir devleti düşünür. Bundan şu sonuç çıkarılabilir kendisinden bin yıldan çok daha önce Devlet'i yazan Platon'un yöneticilerini bilen/bilge kişilerden seçerken, baskı ve kilisenin dayatması altında olan Campanella'nın bunu artık yaşam tarzı haline getirmesi, ona dayatılanın istenci olduğu yanılsamasının zihinlere yerleştirilmelerinden rahatsızlık duymaması ve yadırgamamasıdir. Hükümdar adlı eseri savunması da buna bağlanabilir. Filozoflar önceden dünyanın belki düzelir umuduyla ütopyalar tasvir ederlerdi. Artık sadece distopyalar yazılıyor çünkü kimse artık dünyanın düzeleceğinden umutlu değil.
Güneş Ülkesi, Thomas More ve George Orwell'dan sonra okunması gereken bir başka ütopya kitabıdır. Kısadır, özdür, derindir ve sorgu ister, okuyucuya kendi dünyasını sunar Campanella, sonra da sen başlarsın düşünmeye... Hoş kalın...
Spoiler içerir
Thomas more sonra Francis bacon ülkesine gidip seyehat edip dönünce yolumun üstünde Campanellanın güneş ülkesini ziyaret ettim. Burda da dini lider Metafizikus gördüm .(Zaten Campanella hıristiyanlığa bağlıdır ve Campanella’ya göre bilginin temeli duyumdur. Doğa, Tanrı’nın bir görünümüdür ve inanç da bir bilgi biçimidir. Düşüncesine sahiptir. Bilgi konusunda sokratese de bağlılığı var.) Halkla sohbet ettim, toplumu tanıdım politik birlik olduklarını hepsinin birbirini tamamladığını gördüm. Üstünlük vasfı yok.Güneş Ülkesinde tek ayrım bilgi bakımındandır. Devleti en bilgili kişi yönetir.kimsenin hiçbir şeyi yoktur. Çünkü sahiplik duygusunun bencilliği körükleyeceğine inanıyorlar. Neyse siz gidin tanışın gezin o ülkeyi . büyük duvarlara her birinde farklı alanlarda bilgilerle dolu yazılar var. Turistik bi yer :)
Ütopik bir eser olarak okunması gerekenlerden biri... Acı ama gerçek bir şey varsa eğer o da: "Hayaller Thomas More'un Ütopya'sı, Campanella'nın Güneş Ülkesi; hayatlar George Orwell'ın Hayvan Çiftliği..."
İncelemeyi Öteki Yayınevi, Birinci Baskı: 2017, Özlem Pekcan(Çev) üzerine yapıyorum.
Eserin İtalyanca özgün adı "Citta del Sole", ve ilk defa Latince olarak "Civitas Solis" 1623'te Farankurt da basılıyor. Özgün metin ise ancak 1904'de basılıyor. Öteki'nin çeviride kaynak aldığı eser ise 1602'de Campanella'nın kaleme aldığı ilk metindir.
Eser, Ospitalario Tarikatı Rahibi ile Cenevizli Kaptan arasındaki diyaloglardan oluşur. Rahibin soruları doğrultusunda Cenevizli Kaptan, bir zamanlar topraklarında yaşamış olduğu Güneş Ülkesi'ni anlatır. Kentin coğrafyasını, fiziksel yapısını, eğitim, savaş, inanç ve astroloji anlayışını, toplumsal yaşamını aktarır meraklı rahibe. Güneş ülkesindekiler, aitlik-sahiplik duygusundan yoksundurlar, kendi evleri, kendi çocukları yoktur. Yöneticileri(buna "Güneş" derler.) tüm bilim ve sanat dallarını, varlığa ait olan bilgiyi en iyi şekilde bilmek durumundadır. Neslin sağlıklı olarak devam edebilmesi için hangi kadının ve erkeğin kiminle ilişkide bulunacağı yönetim tarafında belirlenir. Kadın ve erkek arasında tutkudan ziyade arkadaşlık daha öndedir. Ölümden korkmazlar çünkü ruh onlar için ölümsüzdür. Bilim ve felsefeyle uğraşırlar ve dünyadaki diğer halkların eninde sonunda kendileri gibi olacağını söylerler. Güneş ülkesindekiler, neye ihtiyaç duyuyorsa ona sahiptirler.
Pekcan, Tommaso Campanella adlı giriş metnini bitirirken şöyle diyor; "Elinizdeki kitap, gördüğü baskı ve işkenceler karşısında isyan eden, Altın Çağ özlemiyle yanıp tutuşan bir ruhun felsefe, astroloji ve dinle harmanlanarak dile gelmiş rüyasıdır."
Kitap sanki utopyadan daha çok hristiyanlığı tabliğen kaleme alınmış. Yazıların büyük bir bölümünü yıldızların konumundan bahsetmekle geçiriyor.Bi de mal varlığının topluma ait olduğu bir ülkede yiyeceklerin eşit paylaşılmaması adaletli değil. Sınıflandırma var,güç kullanımı var,taşlayarak öldürme akla zarar, Kadınların paylaşılması ve cinsel ilişkilerin yönetilmesi, aşk kavramının kalıbının değişdirilmesi, aile kavramının olmaması,bence bunlar utopya değil,daha çok sömürgeci bir ülkenin asker yetiştiren kommunasına benziyor. Böyle bir devletin var olması mümkün değil, adı bundan dolayı ÜTOPYA olsa gerek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tommaso Campanella
Tam adı:
Giovanni Domenico Campanella
Unvan:
İtalyan Şair, Yazar ve Platoncu Filozof.
Doğum:
Stilo, 5 Eylül 1568
Ölüm:
Paris, 21 Mayıs 1639
Tommaso Campanella, asıl adı Giovanni Domenico Campanella (5 Eylül 1568, Stilo, Napoli Krallığı – 21 Mayıs 1639, Paris), İtalyan şair, yazar ve Platoncu filozof. Ütopya yapıtı Güneş Ülkesi (Latince başlığı: Civitas Solis, İtalyanca başlığı: La Città del Sole) ile ünlüdür.

Campanella, 1568’de Stilo’da dünyaya geldi. 1583’te Dominiken tarikatına girerek Tommaso adını aldı. 1589’da Napoli’ye giderek, orada Philosophia sensibus demostrata'yı (1591; Duyularla Açıklanan Felsefe) yayımladı. Padova’da Galileo Galilei ile tanıştı; yıllar sonra yazdığı Apologia pro Galilaeo (1616; Galilei’nin Savunması) adlı eserinde Galileo’yu savunacaktı. Campanella 1593’te cinsel sapıklıkla suçlandı ve tutuklandı, ama beraat etti. 1596’da heretiklik suçlamalarına karşı kendini savundu. Tomasso Campanella Kalabriya'yı İspanyol egemenliğinden kurtarmak ve hayalindeki komünist düzeni kurabilmek için 1599 yılında bir ayaklanma planı hazırlamıştı. Bu plana Kalabriya'nın ileri gelenleri de dahil olmuştu, ancak isyan hazırlığının ihbar edilmesi üzerine geniş bir tutuklama başlatıldı ve bu kapsamda Campanella da tutuklandı. Ayaklanmanın başarısız olması durumunda isyancıları kurtarmak için Kalabriya açıklarında bir Osmanlı gemisi beklemekteydi. Aslen Kalabriyalı olan Cigaloğlu Paşa, ki Cağaloğlu ismi buradan gelir, Campananella ile sürekli irtibattaydı. Ancak ayaklanmanın henüz başlatılmadan bastırılması üzerine Cigaolğlu Paşa da yeniden Osmanlı topraklarına dönmek zorunda kaldı.
27 yılını burada geçirirken İtalyan Edebiyatının en güzel şiirlerini yazdı. Ayaklanma planının açığa çıkarılmasıyla tutuklanıp Napoli’ye götürüldü. Gördüğü işkence sonucunda ayaklanmada yer aldığını itiraf etti, ancak deli rolü yaparak ölüm cezasından kurtuldu ve ömür boyu hapse mahkûm edildi.
1626’da serbest bırakıldı. 1634’te Napoli’de İspanyollara karşı bir komplonun içinde yer aldığı belirlenince, Fransa’ya kaçtı.
Campanella, 1639’da Paris’te öldü.

Campanella, hapisteyken Güneş Ülkesi’ni yazdı. Yüzyıl önce yaşamış Thomas More gibi, Campanella da yapıtında Platon’un Politea’sını (Devlet 1942, 1946) örnek alır. Güneş Ülkesi’nin yöneticileri aydın kişilerdir. Ülkenin en yüksek yöneticisi filozof bir rahiptir. Her birey, topluma yararlı olacak şekilde bir görev üstlenir. Özel mülkiyet yasak olup, her şey ortaktır.

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 246 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 120 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları