Tuna Kiremitçi

Tuna Kiremitçi

Yazar
6.5/10
649 Kişi
·
3.196
Okunma
·
174
Beğeni
·
7.854
Gösterim
Adı:
Tuna Kiremitçi
Unvan:
Türk Yazar, Müzisyen ve Sinemacı
Doğum:
Eskişehir, 24 Şubat 1973
Tuna Kiremitçi (d. 24 Şubat 1973, Eskişehir), Türk yazar, müzisyen ve sinemacı.

İlk şiirleri, Galatasaray Lisesi yıllarında Varlık dergisinde yayımlandı. Kendisine "Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü"nü kazandıran "Ayabakanlar" adlı kitabı1994 yılında okuyucuyla buluştu. 1997’de Bosnalı şair İzzet Sarayliç’le "Erguvan Balkan Şiir Ödülü"nü paylaştı. Bunu 1998 tarihli ikinci şiir kitabı olan "Akademi" izledi.

Tuna Kiremitçi'nin 2002’de çıkan ilk romanı "Git Kendini Çok Sevdirmeden" büyük yankı uyandırdı ve o yılın önemli edebiyat olaylarından biri kabul edildi. 2003'te ikinci romanı "Bu İşte Bir Yalnızlık Var" ve şiirlerini derlediği "Bazı Şiirler Bazı Şarkılar" yayımlandı. 2005 yılında yayımlanan "Yolda Üç Kişi" adlı romanı da geniş bir okuyucu kitlesiyle buluşmuş ve beğeni kazanmıştır.

Daha sonra da 2007 tarihli "Dualar Kalıcıdır", 2009'da "Küçüğe Bir Dondurma", 2011'de "Selanik'te Sonbahar" ve 2012'de "Gönül Meselesi" romanları yayımlanmıştır.

Genellikle sıradan insanların trajedilerini, günümüz toplumundaki kadın-erkek ilişkilerinin açmazlarını ve yaşlanmanın melankolisini hüzünlü, yer yer de gülümseten bir anlatımla işlediği romanları, Profesör Gürsel Aytaç tarafından Türk edebiyatında "romantik ironi" örnekleri olarak değerlendirilmiştir (Hürriyet Gösteri; Temmuz-Ağustos 2005).

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde sinema eğitimi gören, kısa filmleri çeşitli festivallerde ödüller alan Tuna Kiremitçi, 2009 yilinda ilk uzun metrajlı filmi "Adını Sen Koy"un çekimlerini tamamlamıştır.

Ayrıca, 1990'lı yıllarda Kumdan Kaleler topluluğuyla Etnik Rock çalışmaları yapmış, besteci ve solist olarak bir albüme ("Denize Doğru"; 1996) imza atmıştır.

2010 yılında polisin yabancı uyruklu kadınları pazarlayan bir fuhuş mafyasına yaptığı operasyonda ismine mafyanın müşterileri arasında rastlanmış,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade vermeye çağrılmıştır.

Romanları 10 dile (Fransızca, Almanca, Bulgarca, Yunanca, Romence, Estonca, Portekizce, Boşnakça, Arapça, Çince) çevrilen Kiremitçi, bir oğul babasıdır. Bir dönem Cumhuriyet gazetesinde yazmıştır.

11 Haziran 2010 tarihi itibarı ile Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde yazmaya başlamışsa da 2012 yılında görevine son verilmiş,gazetenin kadrosundan çıkarılmıştır.
"Hani ıssız bir yoldan geçerken
Hani bir korku duyar da insan
Hani bir şarkı söyler içinden,
İşte öyle bir şey."
Çizgiyi aşıp varlığımızı acıtan deneyimlerden geçtikten sonra mutluluğun ve mutsuzluğun ötesinde bir yere ulaşırız.
A.ş.k neyin kısaltılması diye görünce fuarda tamam buldum dedim.Okuyunca aşkı bize ifade eden fakat duygudan çok bedene hitap eden bi kitap olmuş.Her bölümde ayrı hikayeyle önümüze sunmuş hikayeler güzel tamam ama ilk cinsellik deneyimini aşka bağlamadan anlatmış.Umarım ileriki zamanlarda aşkı daha detaylı yazan bi kitabı olur.
Genel olarak bakıldığında kitap çabuk ilerliyor. Hikayesi pek abartılı olmasa da yazarın dili akıcı, basit, vasat cümleler yok. Memet`in iç savaşları, düşünceleri insana olduğu gibi yansıyor.
Beğenmediğim kısım benden kaynaklanıyor galiba. Küfür çoktu. Ben " asil " kitapları severim. :) Bunun için çok seçiciyimdir. Bilmiyorum belki normaldir ama ben kaldıramadım...

Keyifli okumalar.
Yazarın ilk kitabı olan "Git Kendini Çok Sevdirmeden"; yalın anlatımı, olay kurgusu yönüyle sürükleyici bir aşk hikâyesi.
Kitapta olaylar, iki zaman diliminde anlatılmış. Kişilerin gençlik ve 20 yıl sonraki halleri bir arada verilerek olaylar arası geçiş sağlanmış.

Kitabın konusu ise:
İlk aşkıyla (Ertuğrul) , abisi Fırat'la yaptığı İstanbul seyahatinde tanışır Arda. Yıllar sonra bu iki aşık tekrar karşılaşacaklardır.
Ama zaman çok şeyi değiştirmiştir.
Arda evlenmiş, bir oğlu olmuştur. Fakat oğlunu trafik kazasında kaybetmiştir ve evliliği de kötü gitmektedir.
Ertuğrul' da evlenmiştir. Fakat eşi ölmüş, kızıyla baş başa kalmıştır.

Hayatın tekrar karşılaştırdığı iki insan, kitabı okunması için cezbedici kılsa da, finali malesef "havada kalıyor".
Tuna Kiremitçi severek takip ettiğim bir kişi. Gerek söylediği şarkılar, gerek Ot Dergisi'nde yazdığı yazılar olsun dikkatimi çeken bir insan. Bu nedenle kitabını okumamak da olmazdı. Kitabın içerisinde, yazdığı şarkı sözleri ver şiirler yer almakta. Ben okurken -daha doğrusu dinlerken demek daha doğru olur sanırım- çok zevk aldım. Eğer bu kitabı okumayı düşünüyorsanız şarkı sözlerini okurken arkada şarkıyı açmalısınız mutlaka. Yok ben okumayı düşünmüyorum diyorsanız yine de şarkılarını dinlememek için bir nedeniniz yok bence.Keyifli okumalar ve keyifli dinlemeler :)
Ağabeyiyle Eskişehir'den İstanbul'a gelen Arda'nın ağabeyinin arkadaşına genç olmasının vermiş olduğu saflıkla aşık olması ve bir süre sonra Arda ile Ertuğrul' un farklı dünyalara yol alması sonucu biten bir aşk hikayesi.Yıllar sonra Arda'nın oğlunu trafik kazasında kaybetmesi ve bu acıyla baş etmeye çalışırken eşi Ali' den uzaklaşıp Eskişehir'deki annesinin evine taşındıktan sonra ilk aşkının ortaya çıkması konu alan bu kitap iki farklı zaman diliminde hem Arda ile Ertuğrul'un hikayesine hem de annesiz kalan bir çocukla,çocuksuz kalan bir annenin buluşmasına odaklanmıştır. Yazarın ilk kitabı olması özelliğini taşıyan bu eseri okurken kendimi sanki yaşlanmışım da eski hatıra defterimi okuyormuşum gibi hissettim.
Yazım şekli, yalın anlatımı ve olay kurgusu hoşuma gitti; ama hikayenin bitiminin herhangi bir sonuca bağlanmamış olması itibariyle hikaye havada asılı kaldı. Kitabı okurken kafamda oluşturduğum, güzel ya da farklı bir son olasılıkları beni hayal kırıklığına uğrattı.
Üzerinden çok zaman geçtiği halde sonunun bir yarım kalmışlık hissi uyandırdığını hatırlıyorum. Buna rağmen okuduğum diğer kitapları gibi yalın bir dille yazılmış ve dingin bir havası olan bir kitap.
Bir kazada oğlunu kaybetmiş Arda'nın memleketi Eskişehir'e; baba ocağına, annesinin evine yaralarını sarmak için sığınması bu süre zarfında geçmişe; genç kızlık yıllarına geri dönüşü, ilk aşk öyküsü ve bu aşkın kahramanının yimi üç yıl sonra yeniden karşısına çıkışı...
Güzel bir öykü. Duygular çok sıcak ve samimi aktarılmış, dili sade ve akıcı. Beğendim!
Lise dönemimde okuduğum bir çırpıda bitirdiğim ve hala arada kitaplığımdan çıkarıp sayfalarını söyle bi yokladığım kitap.. Yıllar önce okudum -en az 5 sene oldu - ama herşeyiyle o kadar yer etti ki zihnimde. Yıllar sonra eski mahallenize gider ve eski komşuları görürsünüz ya hani işte tam öyle hissettim bu platformda bu kitabı görünce. Kesinlikle okunası bir kitap. İçindeki küfürler ise hayatın gerçekleri. Filmini izlemedim,izlemeyeceğim. Zaman geçtikçe filmi değil kitabı hatırlayıp mutlu olmak istiyorum.
Yine yeniden yazarla ilk tanışmam ama kitap o kadar surukleyici ki hemencecik bitiveriyor. Yazar kitapta genç ve yaşlı iki kadının diyaloglarıni sunuyor bize savaş maduru acılar çeken koca bi yürek ve karşısında herseyden habersiz genç kız bence okunmaya değer bir kitap .....

Yazarın biyografisi

Adı:
Tuna Kiremitçi
Unvan:
Türk Yazar, Müzisyen ve Sinemacı
Doğum:
Eskişehir, 24 Şubat 1973
Tuna Kiremitçi (d. 24 Şubat 1973, Eskişehir), Türk yazar, müzisyen ve sinemacı.

İlk şiirleri, Galatasaray Lisesi yıllarında Varlık dergisinde yayımlandı. Kendisine "Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü"nü kazandıran "Ayabakanlar" adlı kitabı1994 yılında okuyucuyla buluştu. 1997’de Bosnalı şair İzzet Sarayliç’le "Erguvan Balkan Şiir Ödülü"nü paylaştı. Bunu 1998 tarihli ikinci şiir kitabı olan "Akademi" izledi.

Tuna Kiremitçi'nin 2002’de çıkan ilk romanı "Git Kendini Çok Sevdirmeden" büyük yankı uyandırdı ve o yılın önemli edebiyat olaylarından biri kabul edildi. 2003'te ikinci romanı "Bu İşte Bir Yalnızlık Var" ve şiirlerini derlediği "Bazı Şiirler Bazı Şarkılar" yayımlandı. 2005 yılında yayımlanan "Yolda Üç Kişi" adlı romanı da geniş bir okuyucu kitlesiyle buluşmuş ve beğeni kazanmıştır.

Daha sonra da 2007 tarihli "Dualar Kalıcıdır", 2009'da "Küçüğe Bir Dondurma", 2011'de "Selanik'te Sonbahar" ve 2012'de "Gönül Meselesi" romanları yayımlanmıştır.

Genellikle sıradan insanların trajedilerini, günümüz toplumundaki kadın-erkek ilişkilerinin açmazlarını ve yaşlanmanın melankolisini hüzünlü, yer yer de gülümseten bir anlatımla işlediği romanları, Profesör Gürsel Aytaç tarafından Türk edebiyatında "romantik ironi" örnekleri olarak değerlendirilmiştir (Hürriyet Gösteri; Temmuz-Ağustos 2005).

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde sinema eğitimi gören, kısa filmleri çeşitli festivallerde ödüller alan Tuna Kiremitçi, 2009 yilinda ilk uzun metrajlı filmi "Adını Sen Koy"un çekimlerini tamamlamıştır.

Ayrıca, 1990'lı yıllarda Kumdan Kaleler topluluğuyla Etnik Rock çalışmaları yapmış, besteci ve solist olarak bir albüme ("Denize Doğru"; 1996) imza atmıştır.

2010 yılında polisin yabancı uyruklu kadınları pazarlayan bir fuhuş mafyasına yaptığı operasyonda ismine mafyanın müşterileri arasında rastlanmış,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade vermeye çağrılmıştır.

Romanları 10 dile (Fransızca, Almanca, Bulgarca, Yunanca, Romence, Estonca, Portekizce, Boşnakça, Arapça, Çince) çevrilen Kiremitçi, bir oğul babasıdır. Bir dönem Cumhuriyet gazetesinde yazmıştır.

11 Haziran 2010 tarihi itibarı ile Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde yazmaya başlamışsa da 2012 yılında görevine son verilmiş,gazetenin kadrosundan çıkarılmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 174 okur beğendi.
  • 3.196 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 536 okur okuyacak.
  • 36 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları