Turgut Uyar

Turgut Uyar

YazarÇevirmen
8.5/10
1.159 Kişi
·
4.616
Okunma
·
2.425
Beğeni
·
41.628
Gösterim
Adı:
Turgut Uyar
Tam adı:
Ahmet Turgut Uyar
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 4 Ağustos 1927
Ölüm:
İstanbul, 22 Ağustos 1985
İstanbuldaki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankarada personel subayı olarak görev yaptı. İlk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olma 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisinin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbula yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Bu mektuplaşmalar evlilikle sonuçlanır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları olur.rnHece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanıyla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. Tütünler Islak(1962) ve Her Pazartesi(1968) de koruduğu bu çizgiyi, Divan(1970)la geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.rnrnÇILGIN-HÜZÜNLÜrnçünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığırnanasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlürnakşamın dinginliğini otluyordu o zamanrnrnher sabah denize çıkar, bir elma yerdirnhüznünü ve çılgınlığını elmanınrngözünü yumsan ağzında duyarsınrnrnellerine bakma artıkrnçünkü kar yağıyorrnçılgın hüzünlürnrnbüyük kentleri düşünse de rahatlasarnişte her şey nasıl haince karıştırılmışrnkirli çamaşırlarla sabunlar ayrı semtlerdernsaatin sonunda meydanrnsuyun sonu ilerdernböyle yaşamak zordur elbet anlıyorumrnçılgın ve hüzünlürnrnçünkü bakışları yazda geçmiş bir geceyi andırıyorrnyaşanmış mı temmuzda mı belli değilrnçılgın ya da hüzünlürnrnşimdi dolaşıp duruyor aramızdarnkıpkırmızı bir duyğu olarakrndoğudan batıya bir güz halindernçılgın ve hüzünlürnrnbiraz dağ yollarını öğrenmesi gerek sanırımrnkahırçeker mekkâri katırları gibirnonlar ki hiçbir şeyleri yokrnkorkunca çılgın sevinince hüzünlürnrnkar dindirngerçekten dindirnellerine bakabilirsin artıkrn
  • Turgut Uyar ile tanıştığım kitap olmuştur. Bu tanışmaya paralel olarak şöyle bir tezim var; mimarlıkta Rönesans Mimarisi ne ise, bundan böyle Turgut Uyar da benim için şiirin Rönesans mimarıdır. Böyle düşünmemin çeşitli nedenleri var elbette.

    Turgut Uyar'ın seçme şiirlerinden oluşan Göğe Bakma Durağı kitabını okuduğumda İkinci Yeni Akımı'nın adeta bir Rönesans olduğunun farkına vardım. Çünkü, nasıl bir Ortaçağ Mimarisi o günün insanının sorunlarını açıklamaya yetmediyse -yani o zamanın şehirleri insan ihtiyaçları düşünülmeden tasarlanmışsa-, Garip Akımı da günümüz insanının sorunlarını açıklamaya yetmemiş. Çağdaş bireyin sorunlarını ele alabilmek için yeni bir imge kullanımının ve birey bazında çıkış yollarının bulunması gerektiği iddia edilmiş. Yani buradan anlıyoruz ki; Ortaçağ Mimarisi'nin ve Garip Akımı'nın o güne dek uzak durduğu çağdaş bireyin sorunları ve açmazlarına bir çözüm olarak Rönesans Mimarisi ve İkinci Yeni Akımı gibi farklı bakış açıları getirilmiş. Hatta şöyle küçük bir örnek vermek istiyorum : Şu anda evlerinizde kullandığınız pencerelerin boyutları insan ölçeğinde oldukları için Rönesans Mimarisi icadı pencerelerdir aslında. İşte tam da bu nedenle, Turgut Uyar'ın Göğe Bakma Durağı kitabında göğe baktığı pencerenin ne denli insan ölçeğinde olduğunu anladım. Bireyin sorunlarını çözmeden toplumun sorunlarını çözemeyeceğimizi anladım.

    Turgut Uyar şiirinin içerik olarak bir başka belirleyeni de yükselen sol muhalefet ve gün geçtikçe etkinlik kazanan işçi hareketi ise Rönesans'ın da çıkış sebebi insanların kendi ihtiyaçlarını yaşadıkları şehirlerde karşılayabilecekleri bir ütopya hayaliyle başladı. Göğe Bakma Durağı kitabında da bu insanlaşma ihtiyaçlarının seslerini duyabiliyoruz aslında. "Kırlardan Geliyorlar" şiirindeki dükkanlara, depolara dayanabilmekten, katran kokusunun nasıl geçeceğine çözümler aramaktan dolayı ve eskiden bazı şeylerin yokluğunun farkındalığındayken artık bu şeyleri var gibi sayma umursamazlığından dolayı. "Arz-ı Hal" şiirinde ekmek derdi ve aşk derdinin artık Allah'ı bile unutturduğundan dolayı ve insanların artık hem sabun gibi dıştan temiz görünen bir maddeye hem de suya karışabildiklerinden dolayı.

    Yani arkadaşlar; insanın derdi Turgut Uyar'ı gerdi demek istiyorum. Ama iyi ki de germiş. Ama iyi ki de biz yine hep göğe bakabiliyoruz. İyi ki Turgut Uyar toplumun ve insan ruhunun dertlerinin ilacı. İyi ki Turgut Uyar şiirlerine ve İkinci Yeni akımı eserlerine ekspresyonist bir gözle -yani sadece gözlerimizle değil aynı zamanda duygularımız ve ruhumuzla da- bakınca anlayabiliyoruz onları. İyi ki kanın, ateşin ve seslerin böyle cömertçe kullanıldığı, böyle sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde sen şiirlerini bize sunmuşsun. Yattığın yerde huzurla uyu Turgut Uyar, ama biliyorum ki sen esas o yattığın yerden göğe bakıyorsun, biliyorum. Sakın gözlerini açma derim sana çünkü kanımız hala doğru dürüst akmıyor, hala bir sürü çocuk ve masum öldürülüyor. "Hazırlandın Diyelim" şiirinde, silahımızın düşünce ve eleştiri değil her zaman asfalt ve beton olduğunu hatırlatıyorsun. "Sonsuz ve Öbürü" şiirinde, baskıyı, zulmu, kıyımı, açlığı bulmayı sana bıraktıkları için ben sana teşekkür ederim esas. İyi ki varsın, iyi ki Göğe Bakma Durağı'ndasın.
  • Penceremden bakıyorum. Hava her zamanki gibi puslu ve boğuk. İnsanlar geçip gidiyor caddeden. Kimi düşünceli kimi yorgun çoğunluk mutsuz elbette. Birden yağmur başladı. Herkeste bir telaş bir koşuşturmaca. Dalgın bir adam geliyor karşı kıyıdan. Yağmur ona değmiyor sanki. Yürüyor sadece yürüyor bir bosluktaymışcasına. Kim bilir neler düşünüyor ki yağmuru bile fark etmedi.

    Elinde iki ekmek var. Önceden gazeteye sarılırdı ancak şimdi poşette ekmekler. Çok fazla ıslanmazlar. Gerçi gazeteye sarılı olsa dahi adam umursamazdı ekmeklerin ıslanmasını. Ben ekmeklere takılıp bunları düşünürken adam geçip gitmişti bile.

    Evine gidince düşünceli hali biter miydi acaba. Ne derdi vardı kimbilir. Belki karısının siparişlerini tamamlayamadı belkide cebinde kalan para ay sonuna kadar götürmez diye düşünüyordu.

    İşte bugün gördüğüm bu adam gibi Turgut Uyar da büyük bir boşlukta yürüyor gibi düşünceli hissettirdi kendini bu şiirlerinde.
  • Şiir kitaplarına nasıl bir inceleme yazılır hala öğrenemedim. Yazmayı da düşünmüyordum ancak bu güzel çok güzel kitabın hiç incelemesi yok. Bu kitap bu yalnızlığı hiç hak etmiyor. Çünkü şiirler çok güzel. Hikaye gibi şiirler yazılmış. Okuyana yaşanmışlık hissi veriyor.

    "İşte günlerden bir gün Elâ gözlüm" diyor şair. Hemen insanın hayatından gelmiş geçmiş ela gözlüler düşüyor yüreğe.

    Sonra Yasin Efendiyi okuyup keşke gidip dükkanından kitap alabilsem diye geçiriyorsunuz içinizden.

    "Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
    Uykudan uyandırsam seni:
    Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten" dizeleriyle haliçte uçuşan kuşlar geliyor gözünüzün önüne.

    Ve Arz-ı Hal şiiri düşündürücü...

    Sana bir şey soracağım, affet Allahım!..
    Beş vakit kızlar doluyor camilerine,
    Beyaz yaşmaklı, beyaz tenli, masum kızlar...
    Benim bir defa görüşte yüreğim sızlar;
    Sen tutulmadın mı, içlerinden birine?
    Sana bir şey soracağım affet, Allahım!..

    Umarım incelemeye benzemistir.
  • Bütün mümkünlerin kıyısında diyerek başlıyor kitabına Turgut Uyar.

    Bu kez aşk yok şiirlerinde. Biraz sinirli, biraz psikopata bağlamış. En çok ölülerden bahsetmiş. Üşümekten dem vurmuş karanlığa sövmüş.

    Hem "Ben bu şiirleri yazarken iğrendim." demiş hemde yazdığı iğrenç satırlarla bizleri de iğrendirmis. Bende buraya yazarak sizi iğrendirmeyeyim.
  • Bu kitap ince bir kitap, hani bazı liseli gençlerin ağızlarında pelesenk olmuş "çerezlik kitap (!)" olarak bahsedilenlerden. Turgut Uyar'ın Büyük Saat isimli kitabından seçilmiş şiirlerden oluşuyor bu "çerezlik kitap (!)". Madem bu kadar ince bir kitap bu, neden okunmuyor acaba? Hadi okuyorsunuz, neden içeriğini anlamaya çalışmıyorsunuz? Hadi okumuyorsunuz, neden o zaman kitapta var mı yok mu sorgulaması yapmadan, başkasına ait söz ve dizeleri bu "çerezlik kitaba (!)" ekliyorsunuz? Hadi gençler bilmiyor, farkında değiller, siz eyyy kıdemli site sakinleri! Siz neden bu "çerezlik kitapta (!)" olmayan dize ve sözleri beğeninizle destek çıkıyorsunuz?

    "Tahammül gerek, özlem iyice arsızlaştı."

    Turgut Uyar'a ait olmayan bu sözü birisi 2015 senesinde bu sitede paylaşmış, sonra başka birisi, bu sözü kitap alıntısı olarak bu ince kitaba eklemiş! Sonra başka biri zikredilen yanlışlığı bir daha yapmış, bu yanlışlık günümüze kadar devam etmiş. Paylaş babam paylaş!

    "Keşke bir şiir okumuş
    Bir kedi sevmiş olsaydınız
    Belki bu kadar kirletmezdiniz birbirinizi."

    Bu "çerezlik kitaba (!)" alıntı olarak eklenen başka bir Turgut Uyar'a ait olmayan dize. Hiç mi bu ince kitabı okuyan yok? İstatistiklere bakarsanız "1.130 okur okudu" olarak görünüyor. Hadi alıntıyı bu kitaba ekleyen genç, bilmiyor. Siz, doğruyu göstermekle yükümlü olan kitap okurları, sizler!... Okuduklarınız size ve başkasına fayda vermiyorsa boşuna kitap okuyorsunuz. Bütün bu yanlışlıklardan hepimiz sorumluyuz. Kimse "ben etliye sütlüye karışmam, kenarda dururum, yangının büyümesine müsaade ederim" anlayışıyla kurtuluşa ereceğini zannetmesin.
    https://www.google.com.tr/...&bih=749#imgrc=_

    Kitabı okuyanlar bu durumdan bi-haber, okumayanlar zaten bilmiyor. İşin cabası, kitabı okumayanlar da bu olmayan sözleri gerçek zannedip, "ben bu sözlerle şairi sevdim" yazıyor. Halbuki bilmiyor ki, şairin böyle sözleri yok. O zaman sen kimi sevdin ey okuyucu..?
  • Merhabalar
    Bir sitem hikayesi
    Kitabı okudum. Alıntılara bakıyorum, birçoğunu kitapta göremiyorum. Acaba diyorum ben mi yanlış kitap okuyorum. Kitapta olmayan dizeleri neden ekler insan anlayamıyorum? Biri bana anlatsın lütfen. Bilal'e anlatır gibi anlatsın, kafam basmıyor çünkü.
    Yazarlara, şairlere verdiğimiz değer bu mudur? Onlara ait olmayan sözleri, dizeleri onlara mal etmek. Bu bizim o güzelim yazarlara, şairlere yapılan en büyük saygısızlık değil de nedir?
    Palyaço diye bir şiir eklenmiş kitaba. Rahmetli Turgut Uyar'ın oğlu Hayri Uyar açıklama yaptı, babamın böyle bir şiiri yoktur diye. Palyaço şiirini Turgut Uyar'ın bir hayranı kendisine yazdı, isminin de açıklanmasını istemedi. Ama kitap alıntısına bakıyorum Palyaço var. İşin komik tarafı, sayfa numaralarıyla!
    Evet güzel insanlar, biraz dürüst olalım lütfen. Sahtecilikle bir yere varamayız. Beğeni aşkınız bilgi kirliliklerine neden olmasın lütfen.
    Saygılarımı sunar, iyi akşamlar dilerim.
  • Şiir okumayı çok seviyorum fakat Turgut Uyar'ın okuduğum ilk şiir kitabıydı. Kesinlikle de son olmayacağına eminim. Şiirlerinin çok farklı olduğunu farkettim. Bazen anlattığını daha iyi anlayabilmek için üzerinde düşünmek gerekebiliyor. Aşk, öyle bir işleniyor ki cümlelerin altına. Ben bu şaire hayran kaldım. En sevdiğim şiir şuydu bile diyemiyorum açıkçası. Hepsi birbirinden güzel ve farklı. Altını çizdiğim bir sürü cümle var. Şiir okumayı sevenler bu kitaba gerçekten bayılacaklar, şiir okumaya heves edenler içinde iyi bir başlangıç bence.




    "şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı
    varmadı yüreğime

    için suçlu bir deniz gibi
    dokunma yüreğime"
  • Mecaz şair lisanıdır derim hep. Turgut Uyar bu eserinde sanki yazdığı her kelimenin her cümlenin ardında saklanıyor açığa çıksın istemiyor ruhundan taşan duyguları.

    Gizemli bir şehrin sokaklarını adımlar gibi, bazen mor çatılı evlerde bazen hiç bilinmeyenli denklemlerde ve alabildiğince "kan" kokusunda iklimlerde buluyorsunuz kendinizi...

    Sonra bir tebessüm gibi düşüyor "Aşk" mısralara. Ah edemeyen özgür kelimelerin ve mavinin tonları arasında biraz da incinmiş bir aşıkla yürüyorsunuz meçhul bir zamanda.

    Acı sağnak yağmurun pencerelere çarptığı gibi çarpıyor yüreğinize okudukça şiirleri. Sonra aniden durup "göğe bakalım" diyorsunuz hasret kalmış gibi uzaklardan. Kelimeler ve cümleler bambaşka bir tat bırakıyor dimağında insanın. Zamanın boyutu artıyor şairin akşamüstü yalnızlıklarında..

    Neler geçmiyor ki aklımdan. Demli bir çay içimi huzuru içinde, yaz kapıda usul usul gelirken "haziran" serinliğinde ve karanlıklar içinde yakamoz ışıltısına dönüşürken uzaklarda kalmış evlerin ışıkları "Göğe Bakma Durağı" sessizce okunmuş olmanın utangaçlığını yaşıyor...

    Sonsuzluğa adım atmak gibi...
  • Vasat bir şiir kitabı ve yazar isminin kendi cümlelerinden daha yüceliği…

    Şiir tanımını hiç bilmeyen insanlar dahi, şiirin kişiye korku, üzüntü, mutluluk, öfke, coşku, ilham, istek, arzu, cesaret, huşu gibi duygu durumları aşılaması gerektiğini bilir. Bunların hiçbirini okuruna yansıtamayan bir şair, şair midir?

    Kitabı evire çevire iki kez okumama rağmen, bana hitap edebilecek hiçbir şiire, şiiri geçtim dizeye rastlamadım. Bu kadar manasız sözcük dizilimleri benim gözümde dize, olmadı şiir kategorisinde ele alınamaz. Baştan sona bir fiyasko yaşadım ve kitabın hiç mi hiç beklentilerime karşılık vermediğini daha ilk otuz sayfada anlayıverdim.

    Kitap iki sayfalık bir önsüz ile başlıyor ve hemen ardından elli adet şiiri barındırıyor içerisinde, en son sayfalarda ise yazarın özgeçmişi bulunmaktadır. Çerezlik kitaptır, istenildiği vakit iki saat içerisinde okuyup, bitirilebilir.

    Sözün özü; elimde yazara ait üç tane daha okunmamış kitap vardır. Şimdi ki düşüncem Turgut Uyar kesinlikle bana hitap etmeyen birisidir. Bana göre okunulası bir kitap değildir. İçeriği şiir olduğundan dolayı okumanızı isterim. Belki sizin kaleminizdir Turgut Uyar.

    Sevgi ile kalın…
  • Sen ki, saçından tırnağına kadar
    Bir hürriyete bedelsin,
    Bu ılık saçlar, bu gözler; fakat her şeyden önce
    Yaşadığın için güzelsin..

    İsteğim üzerine kitabını bana hediye ettiği için Reşat Karakaş 'a teşekkür ediyorum... Tüm şiirlerin bir kitap içerisinde toplanması tadını azaltır diye düşünmüştüm fakat öyle olmadı. Uyar, türk şiirinin büyük saati. Su gibi şiirleri ... Başucu kitabı demek istemiyorum çünkü böyle güzel kitapları yastık altında saklıyorum. Hayatın andan ibaret olduğunu tekrar anımsadım. Ve aşkın varolduğunu. Her insan çağını temsil ediyorsa, senin çağın bambaşkaymış Turgut Uyar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Turgut Uyar
Tam adı:
Ahmet Turgut Uyar
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 4 Ağustos 1927
Ölüm:
İstanbul, 22 Ağustos 1985
İstanbuldaki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankarada personel subayı olarak görev yaptı. İlk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olma 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisinin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbula yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Bu mektuplaşmalar evlilikle sonuçlanır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları olur.rnHece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanıyla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. Tütünler Islak(1962) ve Her Pazartesi(1968) de koruduğu bu çizgiyi, Divan(1970)la geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.rnrnÇILGIN-HÜZÜNLÜrnçünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığırnanasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlürnakşamın dinginliğini otluyordu o zamanrnrnher sabah denize çıkar, bir elma yerdirnhüznünü ve çılgınlığını elmanınrngözünü yumsan ağzında duyarsınrnrnellerine bakma artıkrnçünkü kar yağıyorrnçılgın hüzünlürnrnbüyük kentleri düşünse de rahatlasarnişte her şey nasıl haince karıştırılmışrnkirli çamaşırlarla sabunlar ayrı semtlerdernsaatin sonunda meydanrnsuyun sonu ilerdernböyle yaşamak zordur elbet anlıyorumrnçılgın ve hüzünlürnrnçünkü bakışları yazda geçmiş bir geceyi andırıyorrnyaşanmış mı temmuzda mı belli değilrnçılgın ya da hüzünlürnrnşimdi dolaşıp duruyor aramızdarnkıpkırmızı bir duyğu olarakrndoğudan batıya bir güz halindernçılgın ve hüzünlürnrnbiraz dağ yollarını öğrenmesi gerek sanırımrnkahırçeker mekkâri katırları gibirnonlar ki hiçbir şeyleri yokrnkorkunca çılgın sevinince hüzünlürnrnkar dindirngerçekten dindirnellerine bakabilirsin artıkrn

Yazar istatistikleri

  • 2.425 okur beğendi.
  • 4.616 okur okudu.
  • 194 okur okuyor.
  • 2.101 okur okuyacak.
  • 37 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları