Türkan Şoray

Türkan Şoray

Yazar
8.9/10
18 Kişi
·
39
Okunma
·
16
Beğeni
·
3.657
Gösterim
Adı:
Türkan Şoray
Unvan:
Türk Oyuncu, Senarist, Yönetmen
Doğum:
Eyüp, İstanbul, Türkiye, 28 Haziran 1945
Türkân Şoray (28 Haziran 1945, İstanbul), Türk oyuncu.

Türk sinemasında Sultan lakabıyla anılmaktadır. Fatih Kız Lisesi orta bölümünü bitirmiştir. 1960'larda sinema ile tanışmış, 1964'te 1. Antalya Film Festivali'nde "Acı Hayat" filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü almıştır. Dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusudur.

Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içinde, tek yönetmenlik yapan oyuncudur.

90'lı yıllarla birlikte, TV çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamıştır. Yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, İkinci Bahar ve Tatlı Hayat olmuştur.

Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur. Bugüne kadar 203 filmde rol almıştır. Türkân Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV'de yayınlanan Sinema Benim Aşkım'ı sunmaktadır. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.

Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde Unesco Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş ve "Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir. Ayrıca Şoray'ın kendi adını taşıyan bir ilkokul vardır.
"SELIM ILERI: (...) Sonralari anladim ki; entellektüellik vehmi içinde küçümsedigimiz dönemlerde Şoray, ciddi bir sosyolojik olayın temsilcisi imiş. Her biri "külkedisi' masalı olan filmleriyle ev kadınlarının tekdüze-bıktırıcı dünyalarına büyük bir hayal zenginliği katıyor, 'rüyalardaki kadın' olabiliyordu."
Türkan Şoray
Sayfa 428 - Iş Bankası Kültür Yayinları
"Özel yaşamımda yalancıktan ağla deseler ağlayamam. Erkekler ağlayan kadına dayanamaz düşüncesiyle bir iki kere yalanciktan ağlamayı denedim, gözlerim bile dolmadı."
Türkan Şoray
Sayfa 73 - Iş Bankası Kültür Yayinları
"Toplum sevdiğini sevgisiyle taçlandirir; ben de bu sanslilardan biri oldum. Bir sanatçıyı yücelten, yaşatan o sanat dalında kendisini izleyenlerdir; ben de seyircim için yaşadım, sanirim seyircim bunu anladı. Yoksa ben ne en güzelim ne de en iyi oyuncu."
Türkan Şoray
Sayfa 454 - Is Bankasi Kultur Yayinlari
Güllü filminde Karaköy meydanında çekim yapıyoruz;ilk defa büyük şehre gelmiş,Karadenizli bir kızı oynuyorum.Üstümde yöresel kıyafet,elimde bohçam,korkuyla şaşkın şaşkın etrafa bakınıyorum. Kamera,karşıdaki bir binanın penceresinden çekim yaptığı için film çekildiği belli değil.Sahne çekilirken yanıma tanımadığım bir genç yaklaştı ve "Şşşt kız,benle gel,bak ben seni ne güzel yerlere götürürüm." gibi laflar etmeye başladı. Bir türlü yanımdan gitmiyor,devamlı konuşuyor.Çekim bitti,bizim setçi arkadaşlar durumu farkedip beni kurtarmak için yanıma gelince adam nasıl kaçacağını bilemedi.
“Onlar (Marilyn Monroe ve Türkan Şoray) kadın filan da değiller: Kadın üstü, kadın karesi, kadın hülasası, esansı: Al bunlardan birer dirhem, at bir kazana karıştır, karıştır. Yüz binlerce kadına yetecek kadınlık çıkar. Kadın yaratığı onlar. Öyle fazlalar ki. Öyle çoklar ki bir başlarına.” Perihan Mağden
Türkan Şoray
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Yeşilçam, İstanbul’da Beyoğlu’nda bir sokağın adıdır. 60’lı yıllarda film yazıhanelerinin çoğu bu sokaktaydı. Türk filmleri bu yazıhanelerde tasarlanıyor ve yapılıyordu. Yani Amerikan sinemasının Hollywood’u gibi.
Türkan Şoray
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
“Dünyada her şey benim deme
O şeyler dünyada kalacak sensiz
Elinle koyduğun her eşyanın yerini
Başka biri değiştirecek sensiz
Sensiz yaşayamam diyen yârin
Üç gün sonra gülebilecek sensiz.” Özbek türküsü
Türkan Şoray
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"O bir..." diye uzayıp gidecek cümlelerin yegâne öznesi Türkan Şoray. Biz genç kuşağın maalesef ki sadece televizyondan tanıyıp hayran kaldığı,büyüklerimizin ise sinema perdesinde ağzı açık kalarak izlediği bir star o. Öyle bir büyü ki sinema öyle ulvi anlamlar yükleyebiliyoruz ki hayranı olduğumuz starlara ancak böyle kapsamlı metinleri okuduğumuzda anlayabiliyoruz sen ben gibi olduklarını. Kendine star denmesinden imtina eden bir sinema emekcisi oysaki o. Star denildiğinde akla gelen suya sabuna dokunmaz tiplere inat gerektiğinde hikayeler bulup getirerek filmin başlangıcının temelini atmış,gerektiğinde yònetmen koltuğunda oturmuş,gerektiğinde kendi seslendirmesini yapmış,aktörün,aktrisin hakkını gerektiğinde en önde savunmuş velhasıl camlı vitrin her türden ödülle dolmuş.
Kısacası bir varmış bir yokmuş.
Bir zamanlar ve iyi ki hala bu zamanlar kocaman bir Türkan Şoray varmış...
Maalesef bitti. Kaç gündür Türkan Şoray ("Ablam" desem artik) ile yaşıyordum. Gün içinde durup dururken onun hayatindan örnekler verip anılarını paylaşıyordum. Annemin ona benzemesinden dolayıdır belki onu bu denli sevmem, şimdi hayatını da okuyunca aileden biriymiş gibi daha bir yakın hissettim onu kendime. Hayran kaldim bu sefer bilinçlice.. AVM'de şöyle bi karıştırırken kitabini baktim olduğum yerde okumaya başlamışım.. Doğum günü hediyem oldu ayni zamanda kendime.. Çok samimi buldum yazdıklarını.. Ve o bir sinema oyuncusu değil, sinemanin kendisi bence.. İyi ki var.. İyi ki bizim sanatçımız...
Türkan Şoray hayranı olarak kendisinin daha samimi bir dile sahip olduğunu hayal ediyordum. Yeşilçamı, o dünyayı daha çok anlatmasını dilerdim, ama kitap daha çok Türkan Şoray'ın hayatı etrafında devam ediyor. Sinemadan tanıdığımız Türkan Şoray'ı aradım belki de satırlarda; bir de daha önce görmediğimiz, sinema çekimlerinden kareler kitaba renk katmış diyebilirim.
Bir Türkan şoray hayranı olarak.Kitabi zevkle okudum.Çok icten ve samimi beğendim. Edebi yönden zayif ama benim icin önemli değildi.Bircok fotograf var içinde çok mutlu oldum.Okumanizi tavsiye ederim...Tabi bunu bana hediye eden mahmut arkadasima da teşekkür ederim .:))
Arkadaşım hediye etti geçen gün :') İnceledim biraz , içeriği gayet güzel .Türkan Şoray'ın otobiyografisi. Bir Türkan Şoray nasıl doğar :)) Merak etmeyeniniz yoktur herhalde. Okumak için sabırsızlandığım kitaplardan.
#sinemamveben benim için çok özel bir eser... Bir defa okumalık değil, çok defa gözden geçirmelik... Ezelinden beri hayranı olduğum ve eminim hepimizin gönlünde yer edinmiş sultanımız #türkanşoray 'ın 60'lı yıllarla birlikte başlayan sinema yolculuğunu konu ediniyor.. O dönemin meşhur aktörleri, sinemada iz bırakmış isimler, hayranlıkla izlediğimiz filmlerin perde arkaları... Daha neler neler var içerisinde.. Ve hakikaten gerçek sanatın, sanatçının ne demek olduğunu bu özel kitabı okuyunca anlıyor insan.. Onca imkansızlığa, zor şartlara rağmen gönlümüzde yer edinen, bıkmadan usanmadan izlediğimiz o özel filmlerin samimiyetine bir defa daha hayran olunuyor... Ayrıca Türk Edebiyatı ile Türk sinemasının da ne kadar iç içe olduğunu gözler önüne seriyor.
Türk sinemasının en fazla film çeviren aktrisi Türkan şoray'ın sinema tutkusu onu halkının yoğun sevgisi ve ilgisiyle ulaşılamaz bir mitos haline getirmiştir.. Bugün bile bu sevgi seli devam etmektedir. 60'lardan itibaren hangi zamanda doğmuş olursanız olun herkesin hayatından bir Türkan Şoray geçmiştir...
Benim en sevdiğim karakterleri: Asya, esme, cemo, hazal,
En sevdiğim filmleri:
Selvi boylum al yazmalım, Baraj, Hazal, Karagözlüm, devlerin aşkı, Dila Hanım... Kısaca hepsi ...
Sinemam ve Ben kitabında Türkan Şoray çocukluğundan itibaren bütün hayatını, kendi kalemiyle anlatmış.

Kitapta birçok bölüm var. Çocukluk, Film ve Diziler, Yönetmenlik, Basınla İlişkiler, Seyirciyle İlişkiler bu bölümlerden bazıları.

Kitapta çok güzel, daha önce görülmemiş, en azından benim görmediğim, fotoğraflar var. Fotoğraflara bakarken o yıllar ve kişiler gözünüzde daha net canlanıyor.

Kitapla ilgili yapabileceğim tek olumsuz eleştiri Türkan Şoray’ın herkes hakkında iyi şeyler yazması olur. Buna Yeşilçam’daki en büyük rakipleri de dahil. Biliyorum eski zamanlarda insanlar daha ince düşünceli, daha naiftiler ama koskoca sinema dünyasında hiç mi çekişme, yoğun rekabet, birbirinin kuyusunu kazma, arkasından konuşma vs. yoktu. Şahsen ben kitapta bu tarz itiraflar, iddialar da okumak isterdim ama sanırım bu çok cesurca bir beklenti olur. Hem Türkan Şoray bu tarz yazılar yazacak biri değil (gibi) hem de bahsedilen kişiler hayattaysa çıkabilecek tartışmalardan çekinmiştir.

Sonuç olarak Sinemam ve Ben; Yeşilçam filmlerini seven, sinema dünyasına ilgi duyan herkese önerebileceğim bir kitap.

Kitapla ilgili detaylı yorumuma blogumdan ulaşabilirsiniz: https://suleuzundere.blogspot.com/...-sinemam-ve-ben.html
Türkan Şoray. Türk sinemasının sultanı. Selim İleri'nin dediği gibi, Sinemamızın Dostoyevski'si. Türkiye onda neyi seviyor? Niye onu diğerlerinden farklı seviyor? Fakiri hor görmeyen zengin gibi, güzelliğini öne çıkarmaktan kaçındığı için mi? Çekiciliği, başarısı, şöhreti, milletçe tercih ettiğimiz, fedakâr, vefalı, ketum kadın niteliğini azaltmadığı için mi? Hiç "Ee, o kadar da farkımız olsun artık!" demediği, "Beceremedim galiba" endişesini hep hissettiği için mi? Ana olarak içinin nasıl titrediğini, hatasını gördüğü zaman da evladını nasıl sahiplendiğini, erkeklerini tek kelimeyle olsun satmayı bir an bile hatırından geçirmediğini bildiğimizden mi? Cevap aramaktansa sevmeye devam edip bizzat kaleme aldığı bu kitabını okuyalım değil mi?

Türkan Şoray'ın bizzat kaleme aldığı kitabı ilk başta NTV yayınlarında 2017 yılında ise Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkmış. Kitabın içinde bu zamana kadar görmediğimiz resimlere de çokça yer verildiğinden dolayı ekstra mükemmel olduğunu söyleyebilirim.

"Bir kış sabahının huzur veren sessizliği... Evimin balkonundayım, hava buz gibi, üşüyorum ama soğuk havayı seviyorum. Manzaraya dalıyorum, gökyüzünde dans edercesine akıp giden bulutlar, çamların nazlı nazlı salınışı, yağan yağmur damlalarının mücevher gibi dallarda parlaması... Karşı kıyıdan, arkasında beyaz köpükler bırakarak geçen bir vapur. Eşsiz bir görüntü. Bu görüntüleri film karelerinde düşlüyorum. Gözlerimi kapatıyorum, peşpeşe görüntüler... Yaşamımdan, hayal dünyamdan..." (sy. 7) Kitabın ilk satırı bile o kadar cezbedici ki 495 sayfalık kitabı bir an önce bitirmeyi istiyorsunuz adeta.

Türkan Şoray'ın sinemaya attığı ilk adımı, setlerde yaşadığı zorlukları, oyunculuğunu, senaristliğini, yönetmenliğini, Cengiz Aytmatov gibi değerli yazarlarla nasıl tanışdığını ve kendisi hakkında daha nice bilgiyi roman okur gibi aktarıyor bize değerli sultanımız.

Peki Türkan Şoray'ın sırrı ne? Özellikle bir gayret sarf etmediği halde nasıl hâlâ tahta oturmakta?.. O halkın kendini koyduğu eşsiz mertebede; her incitici olayı, başına gelen her türlü tatsızlığı zırhından sektirip yara almıyor. Duruşunda, tavrında, konuşmasında hülasa tüm yaşadıklarında zerre ödün vermiyor. O zaman adıyla sanıyla yakışanıyla Türkan Şoray, Türkan Sultan oluyor, kimse o kaleyi fethedip, tahtını aparamıyor.

Kendimizi erkek ya da kadın olarak duyumsadığımız o ilk andan itibaren özlenen "sahip olmak" ya da "yerinde olmak" istenen "o sevgiliydi" Türkan Şoray. Zamanın yorup, yıpratmaya gücünün yetmediği hüzünlü bir tebessüm. Açıp da kendini ele vermeyen gizemli bir gül goncası...

S.Y.

Yazarın biyografisi

Adı:
Türkan Şoray
Unvan:
Türk Oyuncu, Senarist, Yönetmen
Doğum:
Eyüp, İstanbul, Türkiye, 28 Haziran 1945
Türkân Şoray (28 Haziran 1945, İstanbul), Türk oyuncu.

Türk sinemasında Sultan lakabıyla anılmaktadır. Fatih Kız Lisesi orta bölümünü bitirmiştir. 1960'larda sinema ile tanışmış, 1964'te 1. Antalya Film Festivali'nde "Acı Hayat" filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü almıştır. Dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusudur.

Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içinde, tek yönetmenlik yapan oyuncudur.

90'lı yıllarla birlikte, TV çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamıştır. Yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, İkinci Bahar ve Tatlı Hayat olmuştur.

Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur. Bugüne kadar 203 filmde rol almıştır. Türkân Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV'de yayınlanan Sinema Benim Aşkım'ı sunmaktadır. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.

Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde Unesco Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş ve "Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir. Ayrıca Şoray'ın kendi adını taşıyan bir ilkokul vardır.

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 39 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 34 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları