Vassilis Vassilikos

Vassilis Vassilikos

Yazar
8.5/10
23 Kişi
·
50
Okunma
·
3
Beğeni
·
711
Gösterim
Adı:
Vassilis Vassilikos
Tam adı:
Vasilis Vasilikos, Vasili Vasilikos
Unvan:
Yunan Yazar
Doğum:
Kavala, Yunanistan, 18 Kasım 1934
Vassilis Vassilikos 1934 yılında Yunanistan'ın Kavala kentinde doğdu. Çocukluğu ve ilk gençliği Selanik'te geçti. İlk kitabı Jason'un Öyküsü 1953 yılında yayımlandı. Bunu, 1956'da çıkan Barışın Kurbanları ile üç ayrı öykünün anlatıldığı Üçlü (1961) izledi. Üçlü ile Vassilikos Yunanistan'ın en büyük roman ödülü olan 12'ler Ödülü'nü kazanan en genç yazar oldu. 1964'te Amerika Mitolojisi. 1966'da röportajlarından oluşan Duvarların Dışında 1967'de de Ölümsüz (Z) adlı ünlü romanını yayımladı.
" Eğer bir gazete politikaya girip de bir parti kurmak isterse okurlarının gözünde yok olur. Aynı şekilde bir parti de basının alanına girmeye kalkarsa çöker. Politikacılar da basın patronları da bu gerçeğin farkında değilmiş gibi davranıyorlar, bu yüzden de hükümetlerin sık sık yargıçları ya da gazetecileri kendilerine bağlamaya çalıştığına tanık oluyoruz."
"Öyle bir şey yap ki, sabahleyin kahvemi yudumlarken basın tellalları canımı sıkmasın. Ben de sana, daha çok para kazanmak için ihtiyaç duyacağın yolları açayım."

(Devlet yöneticisinin, zengin bir bankacıdan-bu bankacı kitabın ana karakteri K.- dileği aynen bu şekilde. Haliyle çare basının satın alınmasıdır. Kısacası, sen basını satın al, ben de senin yasal düzenlemelerle önünü açayım.)
Ve ayrıca,seni tanıyorum;...aşkta kaygısızlığı,kolaylığı,oyunsu yanı seven... Sen ki,ancak özgürken nefes alabilen birisin...benden bu bağlılık durumundan ötürü nefret ederdin...
''Hangi yöntem - parti dememek için yöntem sözcüğünü kullanıyoruz- kişilerin değil de, toplumun gelişimine inanır, bizleri açlık, yoksulluk ve felaketten kurtarmaya çalışır, yüzyıllardan beri içimizi buran, zavallı balıkların sırtındaki sülükleri andıran alışkanlıklara saplanıp kalmak yerine ileri bir hayvan katına yükselmemizi ister.? ''
Ölesiye sıkılıyorum. Gündelik şeylerle dolu her sürecin tamamlanmasını bekliyorum. Gece, gerçekten yaşadığımı hissettiren sonsuz kucaklamayı getirsin bir an önce. Ölümle herhangi bir uzlaşma yapılmaz. Gerçek bu. Her ayrılıkta, belirsiz bir bekleme var. Ölüm, tamamlanmayan her şeydir.
Acı çekiyorum. Bıraktığın boşluğu hiçbir şey dolduramaz. Düştüğün yerin bile ağladığı söyleniyor. Ben de ağlıyorum. Neye yarar? Göz yaşları su ve tuzdan başka nedir?
Bu gözü dönükler iki satır okuyup anlayacak yetenekte olsalar kendi çıkarlarına karşı haylırdıklarını ankarlardı. çünkü hepsi yoksul, partal giysili, işsiz işçi, maaşsız maaşlıdır ve hayatları boyunca da böyle kalmaya mahkumdurlar çünkü bir takım kişilerin çıkarı bu zavallıların koşullarını değiştirmemeyi; sırası geldiğinde ellerine birkaç kuruş sıkıştırıp önüne ufak bir kemik attıkları bazılarını aralarından çıkarıp bu gecek gibi, bir ihtiyaç duyduklarında el altında bulundurmaya gerektirmektedir.
Yunanistanda 1967 yılında faşist albaylar cuntası tıpkı bizdeki 12 mart ve 12 eylül gibi askeri bir darbe yapmışlardı.Bu darbe ile demokrasiye ara verilip diktacı enosis eoka gibi faşist yapılanmalarla yunan halkına kıbrısa türk kesimine saldırmışlardı. Ben filmini seyretmiştim yanılmıyorsam costa Gavras çevirmişti.. Ortalığı savaş alanına çeviren bu faşist cuntayı yıkan yunan halkı devrimciler ve öğrenci gençlik olmuştur. Yaklaşık 200 e yakın öğrencisini şehid vere okul duvarları tanklarla yıkılan politeknik üniversitesini , şanlı 17 kasım direnişini de saygıyla anıyorum. Tıpkı ülkemizdeki gibi faşist ırkçı sivil milisler devrimcilere demokratlara saldırdılar. Ama şu bir gerçektir ki faşistler , darbeciler, tarihin kanalizasyonların da yok olup giderken direnenler hep onurla insanlığın gerçek örneği olarak bilinçerimizde mücadelemizde yaşıyorlar
367 syf.
·8/10
Ege’nin iki yakası asla bir araya gelememiştir. Tarihsel birliktelik bir yana ortak bir coğrafyada yaşadığımız gerçeğini asla kabul edemedi iki millette. Oysa çok benzer insanlarız dilimiz inanç sistemlerimiz farklı olsa bile. Ortak bir kültürel mirasın üzerinde oturuyoruz. Biz oradayız onlar burada aslında. Birlikte olmayı bir türlü başaramasak da demografik yapımız aynı. Siyasi çalkantılarımız, toplumsal yargılarımız, öfkemiz, sevincimiz, yendiğimiz içtiğimiz aynı. Politika bile aynı şekilde yapılıyor ve yaşanıyor her iki ülkede de. Takım tutar gibi parti tutuyor, komünist düzeni öcü gibi görüyor, komünist manifestoya inanları da terörist ve ya anarşist olarak nitelendiriyoruz. Vatan, millet Sakarya söylemi üç aşağı beş yukarı aynı. Aynı dokuyu pek çok romanda okumak mümkün aslında film de oyunda ve kahvede. Taverna kültüründe aynı açmazlar yaşanıyor meyhaneler aynı.
Bütün bunlar elbette görülüyor da görmezden geliniyor. Türkler Mars’tan Yunanlılar Venüs’ten sanki. Roman bu minvalde bir siyasi çalkantı dönemini anlatıyor. Üstelik gerçek bir öykü. Kurgu da kullanılan isimler ve yerler biraz değiştirilip yazılmış bir roman. Öykü bir dönemde geçtiği için o döneme ait tüm unsurları bulmak mümkün bu kitapta. Ama en çok siyasi ve kirli oyunları oluyorsunuz. Süreçleri okuyorsunuz. Ve kelimelerin bir olayı anlatmak için nasıl manipüle edildiğini görüyorsunuz. Bakış açısının insan çıkarları için nasıl değiştiğini, gücü elinde bulunduranların bu erki devam ettirme isteklerini ve tüm enstrumanları bu yolda nasıl kullandığını hayret ve şaşkınlıkla okuyorsunuz. Aslında çok şaşılacak bir durum olmadığını biliyorsunuz. Bu tür olaylar her zaman tarihin her döneminde yaşandı ve yaşanmaya devam edecek. Şaşılacak bir şey yok elbette ama iki yakası bir araya gelememiş iki deniz kıyısı Akdeniz ülkesinin bu kadar uzak yaşaması şaşırtıyor insanı.
Bir suikast öncesi suikast sırası ve sonrasında yaşanan tüm olaylar; kişiler gözünden aktarılmış bir yalın dille. Arada hesaba çekilen her taraf kendine göre haklı sebepler bulmuş tabii. Ama ölüm bir gerçek ve bunu yaşayan tek bir taraf var geride kalan:
“Ölüler konuşmaz. Ölümün güzelliğini kuşanmış halde, onca tomurcuğuyla hiçbir ilkbaharın bize açıklayamayacağı sırları da yanlarına alıp giderler. Buz tutmuş kemiklerin üzerine gelip oturan tuz gibi, keşfedilecek olup da keşfedilmeden kalan şeylere, dilenmeye yetişilemeyen özürlere, muhtıralar ve savunmalara, tutanaklara, olay yorumlarına gebedir dünya.
Ölüler tarihin nasıl oluştuğunu bilmez. Kanlarıyla tarihi sular ama ölümlerinden sonra neler olduğunu asla öğrenemezler. Kendilerini kurban ettiklerinin farkında olmazlar ve bu onları daha da güzelleştirir. İlk hristiyanlar neden kendilerini kurban ettiklerini bilirdi. Bile bile şehit olmaya giderlerdi. Ama bugün sağduyuya inanırken birinin kalıp kendini bile bile kurban ettiği söylenebilir mi? Kim haksızlıkla adaletin bir arada yürümesi gerektiğini ne zaman söylemiş? Yoksullukla zenginliğini? Savaşla barışın? Bunu kimse söylememiş olsa bile görünen o ki çok, pek çok kişi günlük davranışları ve sözleriyle bu görüşü desteklemektedir.
Daha iyi hastahanelerin acıları azalttığını da biliyordu. Bir başka düzenlemeyle çağımızın çözülmesi zor sorunlarının basitleştirilebileceğini biliyordu. Bir mermi bir kilo süt fiyatınaysa ve bir denizaltı maliyetiyle tüm bir ulusu besleyebiliyorsan- hem de çok iyi besleyebiliyorsan- bir yerlerde bir mantıksızlık olmalıydı.”
Gerçeküstü bir anlatımla ruhun bedenden ayrıldığı anların bile anlatıldığı romanda; en çok öldürülenin eşinin içinde yaşadığı o duygusal zamanları anlatışı muhteşemdi. O derin suskunluğu ve içindeki suçlayan affeden ikircikli gidiş gelişi okumak çok buruk olsa da güzeldi. Yunan bir yazarın bu ülkede yani Türkiye de yaşasa yine aynı şekilde yazacağı bu roman çok keyifliydi. Bir tek eleştiri sunmak istiyorum isimler. Yazar bilerek mi yapmış yoksa bu isimler kültürel bir anlam mı ifade ediyor bilemedim ama kim kimdi diye çok zorlandım. Çok benzer isimler kullanmış. Yorgos ve vangos gibi.
Keyifli okumalar!
424 syf.
·8/10
Kitabın tanıtım bülteni yeterince açık. Benim için bu kitapta en önemli şey şu ki, Türk ve Yunan halkının ne kadar benzer özelliklere sahip olduğunu görmektir. Yunan yazar Vassilis Vassilikos, kendi halkından bahsederken bizim insanlarimizdan da bahsediyormuş gibi hissettim. Kitabın odağını, ekonomi, bankacılık, siyaset ve hukuk oluşturuyor. İşte bu hususlarda yunanlarla aynı şeyler yaşamış olmalıyız. Sanırım kurtuluş mücadelesi sonrasında her iki ülke için benzer yönetim biçimleri uygun görülmüş. Veya dayatılmış. Bunun değerlendirmesi size kalmış.
373 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Faili meçhul yoktur, faili devlet vardır! Bu sloganı duymuş olabilirsiniz, işte bu slogan bu kitabın özetidir. Yunanistan'daki faşist darbe sonrası kral yeniden tahta oturtulur, aşırı sağ hükümettedir. Ülke ikinci Dünya Savaşı'nda işgale uğradığı Almanların bu kez "turist" olarak işgaline uğramaktadır. Ülkede yoksulluk ve cahillik çok yaygındır. Bu ortamda eski milli sporcu ve ünlü doktor Z. Siyaset sahnesine çıkar. Kominist değildir fakat cahil sağ için kendinden olmayan herkes kominist olduğundan kominist ve Bulgar olarak yaftalanır. Amacı ülkeye biraz olsun hizmet edebilmektir. Barışçıl bir toplantı için Selanik'e gelecektir fakat Selanik'te onu istemeyen, ona suikast hazırlığında olan Ordu, emniyet, faşist örgüt ortaklığında bir grup vardır. Olaylar kontrollü bir şekilde gelişir, Z. (Zi şeklinde okunuyor ve kitapta yazana göre Yunancada "ölümsüz" anlamına geliyor aynı zamanda) başına sert bir darbe alır, planlayıcı aynı zamanda yüksek mevkiler olunca polis, jandarma seyirci kalır. Daha sonra asıl plan da devreye sokulur ve trafik kazası süsü verilen suikast sonucu Z. Hayatını kaybeder. Peki suçu kimdir? Suikastı yapan kişi mi, çete mi, devletin üst makamları mı, devlet mi? Cevval bir sorgu yargıcı ve gazeteci ile bir kaç vicdan sahibi vatandaş ile yargı süreci tepeye kadar ulaşır.
Yazarın anlatımında bir gazeteci havası var, okumayı defalarca bırakmak zorunda kaldım sinirden. Bu kadar da olmaz diyemiyorsun çünkü bizim memleketimiz de aynı durumda. Kitap yazıldıktan çok sonra Sivas katliamı gerçekleşti, çok benziyor kitapta anlatılanlara.
Kitabları nasıl okuya bilirim???ben giriş yapamıyorum bana yardım edin lütfen.Kitablar okuyamıyorum
Jajsnkqjünsüoünps
Malamlslssmkaka
Jakalslümküıqçüçüçllalça

Yazarın biyografisi

Adı:
Vassilis Vassilikos
Tam adı:
Vasilis Vasilikos, Vasili Vasilikos
Unvan:
Yunan Yazar
Doğum:
Kavala, Yunanistan, 18 Kasım 1934
Vassilis Vassilikos 1934 yılında Yunanistan'ın Kavala kentinde doğdu. Çocukluğu ve ilk gençliği Selanik'te geçti. İlk kitabı Jason'un Öyküsü 1953 yılında yayımlandı. Bunu, 1956'da çıkan Barışın Kurbanları ile üç ayrı öykünün anlatıldığı Üçlü (1961) izledi. Üçlü ile Vassilikos Yunanistan'ın en büyük roman ödülü olan 12'ler Ödülü'nü kazanan en genç yazar oldu. 1964'te Amerika Mitolojisi. 1966'da röportajlarından oluşan Duvarların Dışında 1967'de de Ölümsüz (Z) adlı ünlü romanını yayımladı.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 50 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.