Vera Tulyakova Hikmet

Vera Tulyakova Hikmet

Yazar
9.4/10
19 Kişi
·
49
Okunma
·
10
Beğeni
·
1725
Gösterim
Adı:
Vera Tulyakova Hikmet
Unvan:
Nazım Hikmet'in Eşi
Doğum:
1932
Ölüm:
2001
Vera Tulyakova Hikmet (1932-2001) Nâzım Hikmet’in karısıdır. Devlet Sinema Üniversitesi (VGİK- Vsesoyuzniy Gosudarstvenniy İnstitut Kino) Senaryo Bölümü’nü bitirdi ve SSCB’nin en büyük çizgi film kuruluşu olan “Soyuzmultifilm”de redaktör olarak çalışmaya başladı. “Novosti” haber ajansında muhabirlik yaptı. 1955 yılında tanıştığı Nâzım Hikmet’le birlikte yazdıkları “İki İnatçı” ve “Kör Padişah” adlı tiyatro oyunları Moskova başta olmak üzere SSCB’nin çeşitli kentlerinde sahnelendi. 1963’te Nâzım Hikmet’in ölümünün ardından Rusya Edebiyat ve Sanat Devlet Arşivi’nde Nâzım Hikmet Bölümü’nün oluşmasına önayak oldu. Aynı yıllarda VGİK’te doktora çalışmasını tamamladı ve ölünceye dek aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ayrıca 1998’de Rusya’nın konusunda ilk özel üniversitesi olan “Bağımsız Sinema ve Televizyon Okulu”nu kurdu ve rektörlüğünü üstlendi.
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.

Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar, ayılamadı.

Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.

Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.

Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.

Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.

Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
"Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli ..
"belini sarmayalı ..
"gözünün içinde durmayalı ..
"aklının aydınlığına sorular sormayalı ..
"dokunmayalı sıcaklığına karnının ..
"Yüz yıldır bekler bu şehirde bir kadın ..
"Aynı daldaydık ... aynı daldaydık. .
"Aynı daldal düştük ayrıldık ..
"Aramızda yüz yıllık zaman ..
"Yol. . yüz yıllık ...
"Yüz yıldır alaca karanlıkta koşuyorum ardından ....
NAZIM ..
Ölümsüzlük? Nasıl birşey olmalı o ?
Biliyorum ,düşünüyorum onu .Nizami'nin mozolesindeki izlenimler defterine yazdıklarını anımsıyormusun ?.

"Nizami ölümsüzlüğün gizini çözmemize yardım et "

Bir türlü açıklamasını bulamayıp ne çok sorardın bana ..dahilerin devce enerjisinin nereye gittiğini ... şöyle derdin "Marx öldü, Lenin öldü bunu anlıyorum ...vücut çalışmaz oldu artık ..Fakat ya beynin enerjisi , o
nerede ?
Acaba tüm bunlar sıradan kimyasal tepkime yoluyla ,basitçe yok olup gittilermi ?

"Materyalist olarak buna inanıyorum , ama şair olarak inanmıyorum "
460 syf.
·9/10
belki nazım hikmet'in penceresinden baktığınızda sözlerle bezenen en güzel aşkı görebilirsiniz ama Vera açısından baktığınızda da olabildiğince gerçekçi bir aşkı görüyorsunuz.

şahsen Nazım hikmet'in Vera'da rus edebyatının o büyüsünü gördüğünü düşünüyorum. Eğer rus edebiyatı seviyorsanız Vera'nın kalemini okumalısınız. ''gördükçe'' gülümseyerek okuduğunuzu farkedeceksiniz.

nazım'ın tam bir akdeniz erkeği edasıyla her çiçekten bal kotaran aşklarının yanında Vera'nın tutkulu ve bağımlı kaldığı aşkını, kendini kaybederek değil de mantığıyla da ne kadar sevdiğini görüyorsunuz satır aralarında. aşkı yeniden keşfetmek gibi. çok ama çok güzel bir kitap. şiddetle tavsiyedir.
460 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi

Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi

İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi

Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
Vera'ya böyle seslenmişti Nazım Vera'da bu kitap ve ölene kadar mezarına giderek onunla konuşurak ödemeye çalışmış.
Nâzım Hikmet olur da bu şiir olmaz mı diyerek bu şiirle başladım incelemi yazmaya Vera ve Nazım Hikmet, Nazım’ın sağlığında tatlı tatlı sohbet ediyorlardı baş başa kaldıklarında. Nazım’ın 1963 haziranında vefat etmesi bu sohbetleri sona erdirmedi. Vera 19 Mart 2001 gününe, son nefesine kadar onunla sohbet etmeye devam etti. Evine yürüme mesafesindeki Moskova mezarlığına gider, büyük şairin uyuduğu mekânda ona bir şeyler anlatır, ondan bir şeyler dinlerdi. Bahtiyar Ol Nazım, işte bu sohbetlerin yansıması bir kitap.

Nazım Hikmet Vera’ya neredeyse ilk görüşte âşık olur. Bahtiyar Ol Nazım’da aşkın hayalperest ve çoğu kez ayağı yere basmayan bir şair üzerindeki etkileri gözlemleniyor. Kitabın içerisinde Nazım’ın Vera’ya yazdığı mektupların fotoğrafları verilmiş. Bu mektupları ilk gören ve yazanının kim olduğunu bilmeyen biri, onları on yedi yaşında bir gencin yazdığı hissine kapılır.  Okla yaralanmış kalplerle, harflerin içinde açıveren çiçeklerle süslenmiş mektuplar bunlar. Birlikte yaşadıkları zaman diliminde ise Nazım Hikmet’in yaptığı incelikleri okuyunca görebilirsiniz. Sevdikleri tarafından ilgi görmedikleri vehmiyle yaşayan kadınların kalpleri bu kitabı okurken çokça acıyacaktır mutlaka.

Alıntılar

Bana çok acı geliyor. Ölenden çok, geride kalan için üzülüyorum. Yalnızlığa mahkûm olana!.. Haydi cancağızım, gel bir şeyler yiyelim...


Geçen sefer, mezarının yanı başındaki mavi bankta seninle oturmuş sessizce fısıldaşırken önümüzden yaşlı bir kadın çalımla geçmişti. Bana biraz küçümser bir bakış atıp yoluna devam etmişti. Birden onun kuvvetli sesini duymuştum:

Yeryüzünde bir kadın yaşıyordu. Sonra ona bir taç giydirdiler. Şimdi ise çıkarttılar tacı. Geriye sadece kadın kaldı.
460 syf.
Her şeyden önce çok iyi yazılmış bir kitap. Vera çok iyi bir yazarmış belli. Ayrıca kitabın çevirisi de çok iyi. İçeriğine gelince başta aşk var. Nazım' la Vera' nın birbirine olan aşkı, aşk romanlarını geride bırakacak nitelikte. Üstelik çok romantik anlatılmış. Bir yandan da bir o kadar hüzünlü bir kitap. Nazım' ın memleket hasreti göz yaşartıcı. Özlem bu kadar naif ve güzel anlatılabilir. Yersiz yurtsuz kalmak ne demek, bir yere sığınamamak, sığamamak ne demek bu kadar içten anlatılır. Ne zulümmüş doğduğu, dilini konuştuğu yerden sürülmek. Hele İstanbul özlemini anlattığı bir sahne var; bu şehirde yaşayana bile özletir. Diğer yanda da Nazım' ın zamanın Sovyetler Birliği' nde yaşadığı hayal kırıklığı. Hiçbir zaman tam olarak kabul edilmeyişi, vatandaşlık alamayışı... Hep sığıntı kalışı. Bir hayal kırıklığı da düşünceleri ve idealleriyle komünizmin orada gördüğü uygulamalarının derin çelişkisi. Yazdıklarının orada da yasaklanması. Doğruyu söylediği, yanlışı gösterdiği için. Sanki adam (Vera' yla aşkı hariç) hiç mutlu olamamış. En azından hep çocuklarından ayrı. Sonuçta bir insan anlatılıyor kitapta. Dünyanın en önemli şairi olarak değil sadece. Vera' nın sevdiği adam olarak.
460 syf.
·53 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır ki,yazarın hayal gücü,kurgusu,anlatim şekli bir bütün oluşturup, okuyu soluksuz bırakır, fakat öyle kıtaplar vardir ki,içindeki her söz,her satırı bir yaşanmışlik ,bir hayat hikayesi,bir insan demektir .
Bahtiyar ol temennisi ne güzel bir temenni!
İste Nazim Hikmetin karısı Vera Tulyakova Hikmet (1932-2001) ,Nazım ın ölümünden sonra ,Nazım için tam da bunu dilemiştir ..
Vera Tulyalova tarafından yazılıp,ilk evliliğinden olan kızı,Anna Stepanova tarafından derlenip yayınlanan kitap için Anna şunlari söyler:
..."
19 Mart 2001’de öldü annem. Geriye gözü gibi baktığı ve çok sevdiği
Nâzım’ın evi kaldı. Bir de Vera’nın mektuplar, notlar, senaryolar, taslaklar veçok sayıda dokümanla mektuptan oluşan dağınık arşivi. Bunların tamamını
düzenlemeye başladığımda, annemin Nâzım’la sıkı sıkıya bağlı yaşamındaki
pek çok bilinmezi ortaya çıkartacağımı biliyorum. Bunu yapabilmek için
gerekli gücü topladığımda, işe girişeceğim.
Bu kitapla buna başlamış olduğumu sanıyorum.""
Nazımın ölümünden başlayarak,anlatım geri ye doğru gitmektedir..Nazım ile Veranin tanişmasi,ilk kivilcim ilk aşk,ilk özlemleri,pismanliklari....
Beraber yaşamaya karar verip evlendikten sonraki dönem fazlaca detayli ve uzun yazılmıştır ki bu dönem ,hem duygusal hem entelektüel açidan fazla verimli bir dönem olmuştur ikisi icin de..Bu dönemdeki edebi faliyetler,dönemin taninmış Rus aydinlari ile ,arkadaşliklari,yurdisi seyhatleri,Abidin Dino ,Pablo Neruda ,Aragon-Elsa çifti gibi önemli sanatčilarla iliskileri ve sohbetlerinin tüm detaylari yer alır..
Ailesi,annesine,Pirayeye,oğluna ,hapishanedeki hayatina ,Türkiyeden kaçışına dair tüm notları da kitabın içinde bulabilirsiniz(spoil vermek istemiyorum,üzerinden geçip gidiyorum konularin)
Satır aralarında en önemli yeri,memleket özlemi alır..Nazımin memleket hasreti de büyük ölçüde vurgulanır.
.."memleketime dönebilmem için ölmem gerek"demiştir şair Veraya bir seferinde..
Şimdi dönup bakıldığinda,Nazím memleketinde hakketiği şekilde dönmüş,fakat bunun için gerçekten de ölmesi gerekiyormuş...
Bazan gülümsetecek,bazan duygulandiracak,çokça hüzünlundürecek bir hayat hikayesi..
Ben cok keyif aldim,sizinde
keyifli okumalarınız olsun...

Not:kitabın sonundaki fotoğraf albümu de kitabi fazlasıyla tamamlamış..
460 syf.
·4 günde·10/10
Nazım Hikmet'i Vera'nın gözünden, aşık olduğu adam olarak okumak harikaydı. Tanıştıklarında Nazım Hikmet 53, Vera 23 yaşındaydı fakat yaş farkları aşklarına engel olmadı. Vera ne çok sevmiş Nazım'ı. Bu kitap beni kelimenin tam anlamıyla mahvetti.
Nazım'ın son sevgilisil,küçük annesi Vera'nın anlatımı ve Nazımla olan anılarından oluşan kitap ikilinin birbirlerine duydukları derin aşkı ve Mavi Gözlü Dev'in hiç bilmediğimiz yönlerini bize anlatıyor.
Benim fikrimce okuyan herkesi etkileyecek Nazım ve onun sevgilisine davranışları.
"Herkese selam sana hasret."
460 syf.
·22 günde·Beğendi·9/10
Ve yine dayanamayıp ara ara tüm ay içine yayarak okuduğum Pdf kitabımın sonuna geldim. (Kitap olarak 460 sayfa, Pdf olarak ise 627 sayfacık olan muhteşem kitabı, ay bitmeden bitirmeyi başardığım için kendimi tebrik etmeliyim.)

Ne denir ki bu kitaba, hiç bilmiyorum. Yer yer çok kızdığım, hatta Nazım Hikmet den soğuma noktasına dahi geldiğim bir kitap oldu diyebilirim. Bunun sebebi ise tamamen aile bağları ile ilgiliydi. Hani o dönemlerde yaşamak, onun yaşadıklarını yaşamak, nasıl bir şey tabi ki bilemem, ya da bilemeyiz. Yine de bir kadınla evli iken başka bir kadınla birlikte olmak, ondan bir çocuğun olması ve ölene kadar görememek, kötü olsa gerek. Aynı şekilde birlikte yaşadığın kadının da başka biriyle evli olması ve bunu çok umursamaması, onun için normal olsa da, bizim yaşayışımıza ters olmasından kaynaklı, bazı kızgınlıklarım oldu diyebilirim. Koskoca Nazım bu, bana mı kalmış onu yadırgamak diyerek bu konuyu burada kapatabilirim.

Vera, Nazım'ı kaybettikten sonra onunla söyleşiyor gibi, o hiç gitmemiş gibi, yazmış tek tek her şeyi. Bazı yerlerde gözlerim bile doldu diyebilirim, o kadar güzel, yalın anlatmış ki. O bankta otururken ben de arka bankta onları dinliyor gibi hissettim kendimi.
Nazım'ı, dostlarını, düşmanlarını, Moskova'yı, Türkiye özlemini, eski aşklarını, gidenleri, kalanları....
Hakkında bir çok şeyi öğrenebileceğiniz bir kitap, bire bir son sevdasının dilinden, eşinden, Vera'sından.

Bence Nazım'ı seven herkes ama herkes, sindire sindire okumalı, bu güzel eseri.

Son olarak, çevirmeni de tebrik etmek lazım, gerçekten çok güzel çevrilmiş bir kitap.
Ve tabi ki sevgili Vera'nın kitabın sonunda Nazım'a seslendiği o güzel dizeler...çok ama çok iç acıtıyor.

Okuyun lütfen.

Yazarın biyografisi

Adı:
Vera Tulyakova Hikmet
Unvan:
Nazım Hikmet'in Eşi
Doğum:
1932
Ölüm:
2001
Vera Tulyakova Hikmet (1932-2001) Nâzım Hikmet’in karısıdır. Devlet Sinema Üniversitesi (VGİK- Vsesoyuzniy Gosudarstvenniy İnstitut Kino) Senaryo Bölümü’nü bitirdi ve SSCB’nin en büyük çizgi film kuruluşu olan “Soyuzmultifilm”de redaktör olarak çalışmaya başladı. “Novosti” haber ajansında muhabirlik yaptı. 1955 yılında tanıştığı Nâzım Hikmet’le birlikte yazdıkları “İki İnatçı” ve “Kör Padişah” adlı tiyatro oyunları Moskova başta olmak üzere SSCB’nin çeşitli kentlerinde sahnelendi. 1963’te Nâzım Hikmet’in ölümünün ardından Rusya Edebiyat ve Sanat Devlet Arşivi’nde Nâzım Hikmet Bölümü’nün oluşmasına önayak oldu. Aynı yıllarda VGİK’te doktora çalışmasını tamamladı ve ölünceye dek aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ayrıca 1998’de Rusya’nın konusunda ilk özel üniversitesi olan “Bağımsız Sinema ve Televizyon Okulu”nu kurdu ve rektörlüğünü üstlendi.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 49 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 60 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.