Voltaire

Voltaire

Yazar
8.2/10
291 Kişi
·
698
Okunma
·
266
Beğeni
·
7.291
Gösterim
Adı:
Voltaire
Tam adı:
François Marie Arouet
Unvan:
Fransız yazar ve filozof
Doğum:
Fransa, 21 Kasım 1694
Ölüm:
30 Mayıs 1778
François Marie Arouet (21 Kasım 1694 - 30 Mayıs 1778), Fransız yazar ve filozof. Daha çok mahlası Voltaire olarak tanınmıştır. Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.rnrnDin ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazınları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır.rnrnVoltaire Pariste, 1694te doğmuştur. Sekiz yıl boyunca sanat eğitiminin başladığı Collège Louis-le-Grandda okumuştur. Fakat orada "Latince ve Aptallıklar" dışında bir şey öğrenmediğini iddia etmiştir.rnrnMezun olduktan sonra Voltaire edebiyatta kariyer yapmaya başladı. Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istiyordu. Bu nedenle Voltaire, Pariste bir avukatın asistanı olarak çalışıyormuş gibi gözüküp, zamanının büyük bir kısmını hicivsel şiirler yazmaya adamıştır. Babası bunu öğrendiğinde Voltairei yine hukuk okumaya göndermiştir; yine de Voltaire yazmayı sürdürmüştür. Sivri dili ile aristokratik ailelerin beğenisini toplamıştır. Kral XV. Louisnin naibi, Orléans Dükü, II. Philippeyi konu alan bir yazısı nedeniyle Bastillede hapsedilmiştir. Oradayken çıkış yaptığı piyesi Oedipeyi kaleme almış ve Voltaire ismini almıştır. Oedipenin başarısı Voltairei etkili bir isim yapmakla beraber onu Fransız Aydınlanmasına dahil etmiştir.rnVoltairein Pantheondaki anıt mezarırnİngiltereye SürgünrnrnVoltairenin hazır cevaplılığı ve sivri dili başına bela olmayı sürdürdü. Genç bir asilzadeyi gücendirmesi onun mahkeme dahi olmadan sürgün edilmesine yol açtı. Voltairenin İngiltereye sürgünü, İngilteredeki düşünsel durum ve yaşadıkları düşüncelerini büyük oranda etkilemiştir. İngiliz monarşisinden ve ülkenin din ve ifade özgürlüğüne verdiği değerden etkilenen genç yazar, ülkenin yazar ve düşünürlerinden de etkilenmiştir, Shakespeare gibi. Gençlik yıllarından Shakespearei Fransız yazarlarına bir örnek olarak görse de, daha sonraları kendini ondan daha büyük bir yazar olarak görmüştür.rnrn3 yıllık sürgünden sonra Parise dönmüş ve fikirlerini İngiliz hükümetini konu alan kurgusal bir metinde toplayarak bastırmıştır; Lettres philosophiques sur les Anglais ("İngiliz(ler) hakkında felsefi mektuplar"). İngiliz monarşisini daha gelişmiş ve insan haklarına daha saygılı görmesi nedeniyle yazınları Fransada büyük bir tartışmaya yol açmış ve sonunda öyle bir noktaya gelinmiştir ki evrağın kopyaları yakılmış Voltaire ise Parisi terk etmeye zorlanmıştır.rnChâteau de Cirey ve SonrasırnrnBundan sonra sınırdaki Château de Cireye yerleşen Voltaire burada Marquise (Markiz) du Châtelet, Gabrielle Émilie le Tonnelier de Breteuil ile de bir ilişkiye başladı. Voltaire ile Markiz 21.000den fazla kitap toplamışlardır. Kuşkusuz Voltairein 15 yıl süren bu ilişkisi entelektüel gelişimine yardımcı olmuştur. Yazmaya devam eden Voltaire Mérope gibi oyunları ve bazı kısa öyküleri yayımlamıştır. İngilterede geçirdiği zamanda onu en çok etkileyen şeylerden birisi Isaac Newtonun çalışmalarıdır. Eser ve düşüncelerinde bunun etkileri görülebilir.rnrnMarkizin ölümünden sonra Voltaire Berline, yakın arkadaşı ve hayranı olan Büyük Fredericke gitmiştir. Kral zaten onu daha önce ısrarla saraya davet etmişti. Her ne kadar ilk zamanlarda buradaki yaşamı iyi gitse de, zamanla çeşitli zorluklarla karşılaşmaya başlamıştır. Sivri dili ile burada da haksız bulduğu durumları eleştirmiştir. Sonunda kızdırdığı Frederick, Voltairein tüm evrağının kopyalarını yakmış Voltaireyi de tutuklatmıştır. Voltaire Parise doğru yola çıkmış fakat XV. Louis onun kente girmesini yasaklayınca, cenevreya gitmiştir. Her ne kadar iyi karşılansa da tiyatral performansları yasaklayan Cenevre yasaları Voltairenin Candide, ou lOptimisme ("Candide, veya İyimserlik") isimli eserini yazmasına ve kenti terk etmesine neden olmuştur. Bu eser Gottfried Leibnizin felsefesinin hicvidir. Bugün Voltairenin en tanınmış eseri Candidedir. Ferneyde malikâne almış ve 1778deki ölümüne kadar burada yaşamıştır.
"Düşüncelerine katılmıyorum, ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim."
İnsanları daha akıllı kılmayı beceremediğimden, onların uzağında kalarak mutlu oldum.
"Çalışmak, üç büyük eksikliği uzaklaştırır; can sıkıntısını, kötü alışkanlıkları ve yoksulluğu..."
"Size kimin hükmettiğini öğrenmek istiyorsunuz, sadece kimi eleştirme izniniz olmadığını bulun."
"İyilik adına ne yapıyorsam felaketim oluyor; başkaları gibi hayinlik etseydim, onlar gibi mutlu olurdum."
Voltaire
Sayfa 15 - Cem yayınevi
Eser tür açısından hem felsefi hem edebi hem de birazda maceraya kaçar yönü bulunmakta.
Çünkü felsefi olmasının yönü Candide adındaki, isminin anlamı saf, temiz, iyimser olan bir gencin hocasını eleştirmesidir.
Edebi yönü de Candide'nin sevgilisiyle olan ilişkisi ve bu ilişkinin serüven boyunca devam etmesi.
Son olarak macera yönü de Candide'nin sevgilisini arayış içinde olması ve ülke ülke çeşitli olayları başına gelmesidir.
Voltaire'nin okuduğum ilk romanıydı ilk eserinden kalemine aşık oldum.
Yazar aktarmak istediği mesajı çok güzel anlamlara yükleyerek okuyucuya sunuyor.
Üslup konusunda sorun yok dili oldukça sadedir.
Konusuyla olsun kurgusuyla olsun mükemmel bir eser. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
Spoiler İçerir.
Candide adı gibi saf cana yakın ve maharetli bir gençtir. Candide askere alınır büyük bir çatışmadan sonra ordudan kaçar ve Başka ülkeye sığınır.
Burada yeni bir hayata karışmak ister derbeder bir dilenci ile karşılaşır ve onun eski hocası olduğunu anlar.
İnsan yüreği güzel olup haktan yanaysa ve her fırsatta iyiliğin, adaletin, eşitliğin ve insanca yaşamak gerektiğini vurgularsa nasıl olur sorusunun cevabıdır Volteire.
Bu kitabı felsefik bir eserdi. Belli bir olay örgüsü olmadan kısa kısa metinler şeklinde birçok konuda kendi düşüncelerini paylaştığı bir eser.
Kitabı okurken aklıma İnce Memed'in Rojek ji Rojek Evdale Zeynike (Abdal'ın bir günü) kitabında geçen sözü geldi; "İnsan insandır, ha Kürt, ha Türk, ha Ermeni, ha Müslüman, ha Hıristiyan..." İşte insan, insan olup haktan yana olunca böyle Volteire gibi muazzam olabiliyor.
Volteire'i okuyun ve insanlığın dilinden birazda burdan bakın derim.
Keyifli okumalar dilerim...
Kader Kahpe Kader Ağlarını Ördün mü? :)

Birine bir kitap tavsiye ederken o kitapta kendimizi bulduğumuzdan ve o kişi de bizi bulsun diye tavsiye ediyoruz. Tek ihtiyacımız biraz anlaşılmak, biraz bulunmak... İşe yarıyor mu? Kesinlikle yarıyor. Okuduğumuz her kitabın dili, dilimizde iz bırakıyor; aynı dilden konuşuyoruz bir zaman sonra... Ve bu kitabı bana tavsiye eden çok değerli insanı şimdi daha iyi anlıyorum, çünkü artık aynı izler bende de var. Öncelikle kendisine teşekkür ederek kitaba geçiyorum... 

Anlatımına bayıldım, ki bu kitabı bu kadar seveceğimi nereden bildin değerli insan! O kadar sürükleyici bir anlatımla olayın içine çekiyor ki her an bir merak konusu. Yanlış anlaşılmalar yüzünden ayrı düşen iki sevgili, ha kavuştu ha kavuşacak derken kitabın sonu geldi...

Kitaba başlarken yazarın hicivleri hakkında ufak bir uyarı almıştım, okurken buna dikkat ederek okudum ve yazarın bu tarzını çok beğendim. Bir şeyi doğrudan yermek ile dolaylı olarak yermek farklı şeyler hissettirir, hele ki bu dolaylılık ustalıkla yapılmışsa neler hissettirir siz düşünün... 

Yazarın düşünceleri nedeniyle sürekli şehir değiştirmek zorunda kalışı romana yansımış, kitapta okuyanı götürdüğü her ülkeye eleştirilerde bulunmuş. Yanlışları incelikli şekilde eleştirirken kendi doğrularını ortaya koymuş ve hikâyenin, olayın içine bunu bir ressamın tablosundaki fırça darbeleri gibi yerleştirmiş.

Okuduğum ilk Voltaire kitabı idi ve kesinlikle son Voltaire kitabı olmayacak. :)
Dünyada en uzun ve en kısa, en çabuk ve en yavaş, en dar ve en geniş olan, en az önemsenen ve en çok aranan, o olmadan hiçbir iş yapılamayan, küçüğü yok eden ve büyüğü canlandıran şey nedir?
Okuduğum ilk Voltaire eseri Sadık ve Safdil. Kitap iki bölümden oluşuyor adından da anlaşıldığı gibi. Kitabın dili çok akıcı ve bol bol felsefe var, kolayca okunabiliyor. Ben Sadık bölümünü daha çok sevdim.

Kitabın kendi içinde ayrılan bölümlerin hepsi ders niteliğinde.Her bölümden bir ders çıkarabiliyorsunuz. Bana kalırsa bu kitabı herkes okumalı. Keyifli okumalar.
BÜTÜN BUNLAR GÜZEL SÖZLER AMA.................

Güzel bir hafta sonu oldu. Kitabımı yüzüme oturan tebessümle bitirdim. "Candide Ya da İyimserlik" Voltaire'nin en önemli eserlerinden birisi. Eserin güzelliğinin yanı sıra Server Tanilli'nin ve Turhan Selçuk'un katkıları yadsınamaz. Çevirmenin ötesinde, açıklayıcı bir önsöz ve dipnotlarının yararlığı sebebiyle Sever Hoca kotarmış bu kitabı. Turhan Selçuk'u "Abdülcanbaz" öncelliğinde severek takip ederdim. Ayrı bir hava katmış kitaba.

Leibniz'in 'metafizik iyimserlik' üzerine yaptığım okumalarımda; Voltaire'nin iyimserlik felsefesi karşısında bayağı eğlendiğini ve eğlenmenin meyvesi olarak bu kitabı yazdığını biliyordum. Karşıma ne çıkacağını az çok tahmin etmeme rağmen yinede merakla kitaba sarıldım. O da ne !! Felsefe Sözlüğü gibi büyük bir eseri olan Voltaire'den beklediğim bir üslub yok. Karşıt görüşünü destekleyecek tezlerle dolu, aforizmaların cirit attığı bir metin değil tam tersine masalımsı bir anlatımla, bol bol hiciv taşları fırlatarak eleştirilerini aralara serpiştirdiği bir eser. Söylemek istediklerini kısa ve net bir şekilde ya kahramanlarına söyletiyor, ya da iyimserliği o kadar uç noktalarda gösteriyor ki ister istemez bu meczup iyimserliğe karşı bir tutum almak zorunda kalıyorsunuz.

Candide, Pangloss'un öğretileriyle iyimserliğe inanmış safderun genç bir adamdır. Akıl hocası olan Pangloss , yok artık dedirtecek belalar, sıkıntılar yaşamasına rağmen "Dünyamız, mümkün olan dünyaların en yetkinidir. Bu yetkin dünyada her şey en iyidir." diyebilecek kadar iyimserliğe batmış bir filozofdur. Candide'nin ilerleyen safhalarda karşılaşacağı bir diğer düşünce adamı Martin ise zıtlığı simgeleyen bir duruş gösterir ve Tanrının dünyayı kötülük üreten bir yaratığın eline bıraktığını düşünür. Candide bu iki fikir adamı arasındayken büyük bir aşk acısı yaşar ve binlerce badire atlatır. Ama bu badirelerin sebebini: Yeter nedensiz hiçbir sonuç yoktur. Her şey zorunlu olarak zincirlenmiş, en iyi amaç için düzenlenmiştir fikriyle açıklar.

Kitapta ilgimi çeken iki husus vardı. Spoiler vermemeye çalışarak bunlardan bahsetmek isterim. Öncelikle kitapta bir çok yerleşim yerinden bahsedilir. Bunlardan biriside Eldorado. Nasıl bir ülkedir, nasıl bir yönetimdir, nasıl bir insanlıktır ağzım açık kaldı inanın. Bu ülke hakkında daha fazla konuşmak yersiz, okuyuculara bırakmak gerek. Diğer husus ise Venedikli soylu Pococuranté. Venedikli bu soylunun, mükellef bir kütüphanesi var. Candide'nin hayran kaldığı bu kütüphanedeki bazı kitaplar ve yazarlar hakkında olumsuz fikirlere sahip. Ancak kitapların hepsine vakıf, yani anlayacağınız hepsini okumuş. Etrafım-ız-da birçok insan bir yazarı bir şairi bir müzisyeni tabu olarak kabul edip haz etmediğini, fikirlerine uyuşmadığı için sevmediğini söyler her daim. Sorarsın kendisine, fikirlerini ne kadar biliyorsun o yazarın diye. Sana kulaktan dolma afaki bilgileri, şehir efsanelerini anlatır. Ancak hiç okudun mu diye sorduğunda apışıp kalakalır.Eee arkadaşım, okumadan nasıl fikir sahibi olabiliyorsun o zaman. En sinir olduğum konu ve insan tiplemesidir. Neyse ben daha fazla asabiyet takınmadan kitabımıza devam edelim.

Kitabın sonunda asıl alınması gereken dersi, bir Türk bahçıvanın ağzından duyunca şaşırıyorsunuz. Türk olduğundan dolayı değil, aslında ne kadar kolay bir açıklaması olduğunu farkedince şaşırıyorsunuz.

Kitap bittikten sonra, Victor Hugo'nun Voltaire ile ilgili bir söylevi varki, tam manasıyla bir şahaser. Böyle bir güzelleme olamaz, Voltaire bu kadar güzel anlatılamaz. Burada paylaşmayayım, okuyacak olan arkadaşlarım kitaptan okusun bir zahmet.

BAHÇEMİZİ İŞLEMEK GEREK.
Voltaire mizahıyla tüm kraliyeti eleştirmiş, velhasıl kraliyet ailesinin aklı Voltaire'in mizahına yetmediği için ceza almadan göçüp gidebilmiş nadir Fransız yazarlardan. Sorduklarında Fransa'yı değil İspanya'yı eleştiriyorum diyerek tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmıştır. Yaşadığı yüzyılın din baskısına rağmen, dini Candide kitabında öyle ince eleştirmiş ki, eğer inançsız bir bireyseniz Voltaire okurken çok eğleneceksiniz.
İnsan hayâtında neler neler yaşanıyor! 50-60 senelik insan ömrüne bâzen ne çok şeyler sığabiliyor... Yıkılmamayı, pes etmemeyi, öğrenmeye devâm etmeyi, iyi bir insan olmaktan bir an bile vazgeçmemeyi, hayâtı ve hayatta karşımıza çıkan her bir insanı önemseyerek yolumuza devâm etmeyi, herşey üzerimize üzerimize gelse, kâbus gibi görünse bile ümidi, ümit etmekten vazgeçmemenin elzem olduğunu anlatmış Voltaire...
Masal tadında... :))
Hayâtın içinde ne masallar gerçek oluyor bilseniz şaşarsınız... :))
Oldukça güzel bir bilim kurgu romanı daha. Yine bir çok yazarın irili ufaklı hikayelerinin birleşiminden oluşan bir roman. Isaac Asimov, Jules Verne, Mike Resnick, Fritz Leiber gibi meşhur bilim kurgu yazarlarının de hikayelerinin bulunduğu bir 10 adet hikaye bulunmakta. Medeniyetler, hilebazlık, kayıp ruhlar, uzaylıların dünyalıları incelemesi, cinsellik ve benzer pek çok konuda yazılan hikayeler var. Bunların arasında Düşün, Beibermann'ın Ruhu, Çılgın Şüphe, Hilda, Slickie'nin Ağladığı Gece ve Geri Kalmışlık cidden çok güzel hikayeler. Keyifle okunan bir roman.

Yazarın biyografisi

Adı:
Voltaire
Tam adı:
François Marie Arouet
Unvan:
Fransız yazar ve filozof
Doğum:
Fransa, 21 Kasım 1694
Ölüm:
30 Mayıs 1778
François Marie Arouet (21 Kasım 1694 - 30 Mayıs 1778), Fransız yazar ve filozof. Daha çok mahlası Voltaire olarak tanınmıştır. Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.rnrnDin ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazınları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır.rnrnVoltaire Pariste, 1694te doğmuştur. Sekiz yıl boyunca sanat eğitiminin başladığı Collège Louis-le-Grandda okumuştur. Fakat orada "Latince ve Aptallıklar" dışında bir şey öğrenmediğini iddia etmiştir.rnrnMezun olduktan sonra Voltaire edebiyatta kariyer yapmaya başladı. Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istiyordu. Bu nedenle Voltaire, Pariste bir avukatın asistanı olarak çalışıyormuş gibi gözüküp, zamanının büyük bir kısmını hicivsel şiirler yazmaya adamıştır. Babası bunu öğrendiğinde Voltairei yine hukuk okumaya göndermiştir; yine de Voltaire yazmayı sürdürmüştür. Sivri dili ile aristokratik ailelerin beğenisini toplamıştır. Kral XV. Louisnin naibi, Orléans Dükü, II. Philippeyi konu alan bir yazısı nedeniyle Bastillede hapsedilmiştir. Oradayken çıkış yaptığı piyesi Oedipeyi kaleme almış ve Voltaire ismini almıştır. Oedipenin başarısı Voltairei etkili bir isim yapmakla beraber onu Fransız Aydınlanmasına dahil etmiştir.rnVoltairein Pantheondaki anıt mezarırnİngiltereye SürgünrnrnVoltairenin hazır cevaplılığı ve sivri dili başına bela olmayı sürdürdü. Genç bir asilzadeyi gücendirmesi onun mahkeme dahi olmadan sürgün edilmesine yol açtı. Voltairenin İngiltereye sürgünü, İngilteredeki düşünsel durum ve yaşadıkları düşüncelerini büyük oranda etkilemiştir. İngiliz monarşisinden ve ülkenin din ve ifade özgürlüğüne verdiği değerden etkilenen genç yazar, ülkenin yazar ve düşünürlerinden de etkilenmiştir, Shakespeare gibi. Gençlik yıllarından Shakespearei Fransız yazarlarına bir örnek olarak görse de, daha sonraları kendini ondan daha büyük bir yazar olarak görmüştür.rnrn3 yıllık sürgünden sonra Parise dönmüş ve fikirlerini İngiliz hükümetini konu alan kurgusal bir metinde toplayarak bastırmıştır; Lettres philosophiques sur les Anglais ("İngiliz(ler) hakkında felsefi mektuplar"). İngiliz monarşisini daha gelişmiş ve insan haklarına daha saygılı görmesi nedeniyle yazınları Fransada büyük bir tartışmaya yol açmış ve sonunda öyle bir noktaya gelinmiştir ki evrağın kopyaları yakılmış Voltaire ise Parisi terk etmeye zorlanmıştır.rnChâteau de Cirey ve SonrasırnrnBundan sonra sınırdaki Château de Cireye yerleşen Voltaire burada Marquise (Markiz) du Châtelet, Gabrielle Émilie le Tonnelier de Breteuil ile de bir ilişkiye başladı. Voltaire ile Markiz 21.000den fazla kitap toplamışlardır. Kuşkusuz Voltairein 15 yıl süren bu ilişkisi entelektüel gelişimine yardımcı olmuştur. Yazmaya devam eden Voltaire Mérope gibi oyunları ve bazı kısa öyküleri yayımlamıştır. İngilterede geçirdiği zamanda onu en çok etkileyen şeylerden birisi Isaac Newtonun çalışmalarıdır. Eser ve düşüncelerinde bunun etkileri görülebilir.rnrnMarkizin ölümünden sonra Voltaire Berline, yakın arkadaşı ve hayranı olan Büyük Fredericke gitmiştir. Kral zaten onu daha önce ısrarla saraya davet etmişti. Her ne kadar ilk zamanlarda buradaki yaşamı iyi gitse de, zamanla çeşitli zorluklarla karşılaşmaya başlamıştır. Sivri dili ile burada da haksız bulduğu durumları eleştirmiştir. Sonunda kızdırdığı Frederick, Voltairein tüm evrağının kopyalarını yakmış Voltaireyi de tutuklatmıştır. Voltaire Parise doğru yola çıkmış fakat XV. Louis onun kente girmesini yasaklayınca, cenevreya gitmiştir. Her ne kadar iyi karşılansa da tiyatral performansları yasaklayan Cenevre yasaları Voltairenin Candide, ou lOptimisme ("Candide, veya İyimserlik") isimli eserini yazmasına ve kenti terk etmesine neden olmuştur. Bu eser Gottfried Leibnizin felsefesinin hicvidir. Bugün Voltairenin en tanınmış eseri Candidedir. Ferneyde malikâne almış ve 1778deki ölümüne kadar burada yaşamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 266 okur beğendi.
  • 698 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 794 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları