Wilhelm Schmid

Wilhelm Schmid

Yazar
7.8/10
331 Kişi
·
983
Okunma
·
65
Beğeni
·
3.559
Gösterim
Adı:
Wilhelm Schmid
Unvan:
Alman filozof, yazar
Doğum:
Billenhausen / Bayerisch-Schwaben, 26 Nisan 1953
Wilhelm Schmid 1953’te Almanya’da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen’de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde çalıştı, Riga ve Tiflis üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı. Bir dönem Zürih’te bir hastanede hastalara “felsefeyle manevi destek” hizmetinde çalıştı. Halen Erfurt Üniversitesi’nde dışarıdan felsefe dersleri veriyor. Almanya’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde tebliğler sunuyor. On üç dile çevrilen kitaplarının dünya çapındaki satışı bir milyona yaklaşıyor.
Peki ama her şeyde daima sadece pozitif olanı göreceğim diye kendini kasmak niye? Neden her günümüz ille pozitif olsun?
"Aşk üzerine onca yıl düşündüklerimden bir ortak payda çıkarmam gerekirse, şunu söylerim: Modern koşullarda aşk, iki kişinin birbirlerinin iyiliğini istemesine muhtaçtır, başka türlü yürümez."
Wilhelm Schmid
Sayfa 75 - İletişim Yayınları
Hayatın anlamını kesintisiz yaşam sevincinde aradığınız oranda, hayal kırıklı­ğı büyük olur.
"Bir şey dileyebilecek olsam kendime
Azıcık mutlu olmayı isterdim
Çünkü, fazlaca mutlu olsaydım
Üzüntünün hasretini çekerdim."
Bir düşmana karşı en acımasız silah, ona karşı zaten kesin hesap ettiği düşmanlığı gütmek değil, hiç hazır olmadığı dostluğu göstermektir.
Wilhelm Schmid
Sayfa 24 - iletişim yayınları
92 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yazarın okuduğum 2. kitabı. Felsefe-psikoloji tarzına yakındır. Mutsuzluk üzerine olan bakış açılarını çok beğendim. Artık mutsuz biri olmadığımı düşünüyorum. Mutsuzluk da mutluluk kadar doğal bir süreçmiş aynı zamanda. Hayata bakış açımı değiştirdi. Yazara teşekkürler :)
79 syf.
·3 günde
Kitabın ismine bakınca düşmanlığın faydaları olur muymuş diye düşünüyor insan. Bu kitaba göre düşmanlığın birçok faydaları var. Yazar önce dünyanın toz pembe olmadığını dostlukların olduğu gibi düşmanlıkların da olduğundan bahseder. Ve düşmanlığın faydalarını sayar:
1) Düşmanlık hayatta dayanak ve yönelim sağlar.
2) Düşmanlığın olumsuz tecrübesi, sevginin olumlu tecrübesinden yeniden çok şey kazanır.
3) Düşmanların kıskançlıklarına inat daha çok hırs yapıp başarıya ulaşırlar.
Genelde Nietzsche'nin fikirlerine yer verir eserde. Okuyup üzerinde düşünülmesi gereken eserlerden biri. Keyifli okumalar...
92 syf.
Öyle çok da mutlu olmaya gerek yok hani. Çünkü bir süre sonra mutluluktan mutsuzluk doğuyor. İnsan mutsuzluğuna da alışıyor. Alıştıkça ruhu melankoliye yatkınlaşıyor yahut depresifleşiyor. Melankolik olanlardan bir kısmı yeteneklerinde melankolisini kullanarak başarılı olsa da bir kısım melankolikler aksi olup dibi buluyor.

Dibi bulan insanın o dipten çıkması kolay olur aslında. Çünkü elindeki tüm kartları oynamıştır. Kartlar işe yaramadıysa artık tüm benliğini ortaya koyup kendini ileri sürecektir.

Tüm mutluluğuyla, mutsuzluğuyla ben de varım, cesaretim de var, hadi çıkın çıkın gelin, siz mi yaman ben mi yaman diye meydan okuyarak tüm gücünü ortaya dökecektir. İşte bu seviyede insan, ruhunu unutup, kendi varlığından uzaklaşıp apayrı bir insan oluyor. Tabiri caizse erkekleşiyor.

Çevremde kadın-erkek birçok insan gördüm. Bir kısmı mücadeleyi bırakıp melankolisini çocuk gibi kucağına alarak büyütmeyi ve depresifleşmeyi tercih ediyor. Hadi her neyse diyorum da bir yaşam bu kadar kolay harcanır mı ki? Aklıma çok takılmıştır. Ne olacak insanların hali?

Yahut insan illaki mutlu olmak zorunda mı? Televizyon reklamlarında mutluluk satılıyormuş gibi mutluluğa özendirici unsurlar bulunuyor. Mutfaktaki yemek Bizim yağ ile yapılırsa aile mutluluğunuz oturduğunuz yemek sofrasında artıyor. Ya da deterjan reklamı. Ne olacak yani, mis kokulu çarşaflar, yastıklar, çamaşırlar giyilince aile saadeti mi artacak? Bir araba almak mutluluğu çok mu etkiliyor?

Anlamıyorum, anlamış değilim. Mutluluğun, mutsuzluğun metalaştığı, marketten şampuan alır gibi mutluluğun satın alındığı, sadece mutlu olmak insani ihtiyaçmış süsü verilerek insanların mutluluğa yönlendirildiği bir çağdayız.

Yoktan var edilen bir canlı olarak insanın sürüklendiği şu dünya denen hayat macerasına iteklendiğimiz andan beri insanın maneviyatını donatan her ne varsa o yaşanmalı, naçizane. Bir mutsuzluğun dahi kıymeti bilinmeli. Ya da en ufak şeylerden mutlu olmak bilinirse yaşam standardı da yükselecektir.

Daha bir çok şey yazılabilecekken biraz Mutsuz Olmak kitabına dair bilgi de vermeli hani.

Mutsuz Olmak kitabı 10 bölümden oluşurken gayesi 'insanı hayata hazırlamak' olan mutsuzluğu mutlulukla harmanlayarak bizlere insanlık çağının ve günümüz çağının mutluluğuna, mutluluk ve mutsuzluk ayrıştırmasını yaparak gerekli olanın hangisi olduğuna, melankoli, depresif, depresyon hallerine de değinerek bize bizi anlatmaya özen gösteren bir Wilhelm Schmid kitabı. Açıkçası bizi yaşamaya yüreklendiren bu kitaba bir şans vermeli.
84 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Aşk üzerine bir felsefecinin kitabı. Aşk romanları okumak yerine bu kitabı okumayı tercih ederim. Günümüzdeki ilişkilerin mevcut sorunlarını ve çözümlerini gerçekçi olarak ele almış.
Dili sade ve aynı zamanda anlatılanların bilimsel temeli de var. 84 sayfalık, 10 bölümden oluşan, güzel bir kitap.
Özellikle ilişkilerinde sorun yaşayanlara tavsiyemdir. İyi okumalar :)
Alıntılar: #27635339 #27650894 #27651743 #27651790
92 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Modern zamanımızın hastalığı olan “daima mutlu olma çabası”na harika bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Hayatın sadece mutlulukla ilerlemeyeceğini mutsuzluğun da mutluluk kadar hayatımızda bulunması gerektiğini harika tespitlerle açıklıyor. Aynı zamanda Hayatın anlamını varoluşsal bir şekilde irdeliyor. Altı çizilerek okunmalı. Hayatın her döneminde dönülüp bir daha okunası bir eser. İyi okumalar!
92 syf.
·59 günde·Puan vermedi
Mutlu olamak için bu kadar çaba harcarken mutsuz olmanın hiçte fena bir durum olmadığı fikrini sunan bir kitapla karşılaştım. Kitabı en yakın sürede okumak istiyorum . İnşallah biri hediye eder de mutlu olurum ;)
79 syf.
·Puan vermedi
Bence kendimizle olan ilişkimizde sürekli olarak bocalıyoruz. Birbirinden ayrı iki kutupta yer alıyor, bu kutupların arasında ortada bir yerde olmayı beceremiyoruz. Ya inanılmaz derecede çok seviyoruz kendimizi ya da bir yargıç olup sürekli eleştiriyoruz. Bundan bir yıl önceye kadar kendimin yargıcıydım. Başarız olduğum, hastalandığım, hedefime uyamadığım her şey için çat çat cezamı verirdim. Bunun yanlış olduğunu fark etmemi sağlayan sözüne çok değer verdiğim bir profesörümdü. Her fark ediş peşinden bir harekete geçmeyi gerektiriyor. Kendimle arkadaş olmayı öğrendikçe hayattan genel olarak aldığım haz değişti. Yavaş yavaş kendimle dostluk noktasına ulaşmak için çabalarken karşıma çıktı Schmid. Kendimle olan ilişkimi irdeleyip düzeltmem için bana ilham olması sebebiyle Schmid çok özel bir yere sahip bende..
92 syf.
Mutsuzluğu inkar etmeyip, üstünü kapatıp mutlu olmanın yollarını bulabilmeyi, böylece huzuru yakalayabileceğimiz bir dünya varken sürekli olumsuz olaylara takılıp melankoliye bağlayıp mutsuz olmamalıyız. Mutluluğu ararken mutsuzluğun iyi taraflarını da görmeliyiz. Mutlu olacağım diye bir çaba içine girip daha da mutsuz olabiliriz. Mutsuz olan bir insan aslında mutluluğun yolunu biliyor ama uygulamaya geçmiyor. Her zaman mutlu olmak da insanda bir bıkkınlık hissi verebilir. Belki de mutsuz olmak daha iyidir. Kim bilir...
70 syf.
Arkadaşlık tam olarak ne anlama geliyor?
Gerçek bir arkadaş nasıl olmalıdır?
Arkadaşlığın farklı türleri nelerdir?
Kişinin çok arkadaşının olması iyi ya da gerekli bir şey midir?
Arkadaşlığa özen göstermek neleri kapsar?
Ömür boyu arkadaş kalmak mümkün müdür?
Arkadaşlık ilişkisi duygusal, manevi ve zihinsel olarak bize ne kazandırır?
Arkadaşlıkta yaşanan sorunlar nasıl aşılır?
Kendimizle arkadaş olmak ne demektir ve gerekli midir?
Samimiyet, yakınlık ve ilgi, arkadaşlığın olmazsa olmazları mıdır?
Arkadaşsız kalmak hayatımızda nasıl bir yoksunluğa yol açar?

Bu gibi bir çok soruya yanıt bulma arayışı ile yola çıkıyor yazar.

Arkadaşlığın aşktan ya da romantik ilişkilerden, o ilişkiler içinde tesis edilmeye çalışılan hükmetme çabasından ayrılıyor arkadaşlık. Sevgilinin bencillik olarak algıladığını, arkadaş farklı algılıyor ve bunu kendi varlığına tehdit olarak düşünmediğini vurgulayarak başlıyor kitap.

"Birisini en iyi arkadaş olarak görmek, her zaman ona duygusal olarak çok yakın olmak demek değildir, fakat her zaman ona karşı dürüst ve açık olmak demektir."

Yazar, kitapta yukarıdaki sorulara;
Arkadaşlığı sürdürme ya da uzun süreli kılma adına çabayı nasıl göstermeli, arkadaşlık için neyin peşinden gitmeli, ömür boyu arkadaşlığı gerçekleştirmek için uğraşılacak ve peşinden gidilecek hedefler neler olmalıdır, insanların ne gibi alışkanlıkları olmalıdır, arkadaşlığı kaybetme korkularından nasıl kurtulunur ya da baş edilir gibi kendi fikirleri, öğütleri ya da yorumları ile yanıtlar oluşturuyor.

Kitap kısa ancak, belki benim ruh halim belki de çeviri kaynaklı sorunlardan dolayı zorladı, sürekli geri dönüşler yaşadım. Ancak bu kitabın kötü olduğunu belirtmez...
92 syf.
·4 günde·7/10
Mutluluk…
Hepimizin istediği, hayatımızda en yüksek oranda olması için elimizden gelen her şeyi yaptığımız bir mesele.. Mutluluğu bu kadar çok hayatımıza sokuşturmaya çalışırken mutsuzluğumuza ne oluyor diye daha önce hiç düşünme gereksinimi görmemiştim ancak şimdi bunun göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu kitabı okumadan önce sadece mutlu bir hayatın yaşamaya değer olduğunu düşünüyordum ancak şu an mutsuzluk olmasa hayatta nelerin eksik kalacağını öğrenmiş oldum.

Öncelikle elbette mutluluk çok güzeldir ama her şeyden mutluluk duymak hem imkansız hem de yorucudur. İmkansızdır çünkü mutluluğu hissetmemizi sağlayan vücudumuzdaki o hücrelerin, hormonların (yani mutluluğu sağlayan ne varsa) dinlenmeye ihtiyaçları vardır. Bu yüzden mutluluk sınırlıdır. Ee haliyle hayattan da devamlı mutluluk istemek anlamsızdır.Kitapta da geçtiği gibi “En sevdiğiniz yemeği fazla yerseniz, memnuniyetten ziyade bıkkınlığı teşvik edersiniz.”

Peki bize devamlı dayatılmış olan o mutluluk tablolarını yırtıp attıran mutsuzluk ne işe yarar? Mutsuzluk hayatımızın olmazsa olmazı. Aynı zamanda hayatımızı daha güzel seviyelere taşımamıza destek olan bir güç. Her zaman her şeyden mutlu olsaydık hala ağaçlarda yaşıyor olurduk. Bunun yanı sıra anlam arayışımıza oldukça katkısı vardır. Anlamımızı arayıp bulana kadar peşimizi bırakmaz mutsuzluk.

İşte bu kitap olaylara bu şekilde bakmamı sağladı. Bakış açımı değiştirmekle beraber, mutsuzlukla barıştırdı.

Değinmek istediğim son konu ise kitabın çevirisi. Çeviri de seçilmiş ve güncelliğini yitirmiş olan kelimeler kitaba anlamsız bir saçmalık katmış. Bu kelimeler neden seçilmiş hiçbir fikrim yok. Kitabın akışını bozmuş.

Ama çevirisine rağmen okunmaya değer bir kitap.
Keyifli okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Wilhelm Schmid
Unvan:
Alman filozof, yazar
Doğum:
Billenhausen / Bayerisch-Schwaben, 26 Nisan 1953
Wilhelm Schmid 1953’te Almanya’da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen’de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde çalıştı, Riga ve Tiflis üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı. Bir dönem Zürih’te bir hastanede hastalara “felsefeyle manevi destek” hizmetinde çalıştı. Halen Erfurt Üniversitesi’nde dışarıdan felsefe dersleri veriyor. Almanya’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde tebliğler sunuyor. On üç dile çevrilen kitaplarının dünya çapındaki satışı bir milyona yaklaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 65 okur beğendi.
  • 983 okur okudu.
  • 68 okur okuyor.
  • 909 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları