Wolfgang Günter Lerch

Wolfgang Günter Lerch

8.2/10
83 Kişi
·
219
Okunma
·
7
Beğeni
·
2.310
Gösterim
Adı:
Wolfgang Günter Lerch
Unvan:
Gazeteci-yazar
Doğum:
Almanya, 21 Mart 1946
1946 doğumlu Alman gazeteci-yazar. Germenistik, felsefe, şarkiyat ve ilahiyat öğretimi görmüştür. 1978 yılından bu yana Frankfurter Allgemeine Gazetesinin ortadoğu editörlüğünü yapmaktadır.rn
Toplum düzeni üzerinde konuşmayı ve tartışmayı istiyoruz,hem de her an hapishaneye gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmadan.
Wolfgang Günter Lerch
Sayfa 82 - Yurt Kitap-Yayın
"Dünyadaki karanlık, ya da başka bir deyişle kötülük, yaratılış gerçeğinden değil,insanın içinde bulunmaktadır."
Wolfgang Günter Lerch
Sayfa 128 - Yurt Yayın-Kitap
"İşte daima sözünü ettiğim tanrıdan uzaklaşma bu " dedi Hallac cevap olarak."Tüm bu çapulcular kendilerini gerçek müslümanlar olarak nitelendiriyor, çünkü namaz kılıyor ve oruç tutuyorlar.Fakat yasanın emrettiği davranış biçimleri tanrıdan uzak olarak yerine getirildiği takdirde, göstermelik olmaktan başka bir işe yaramaz."
Wolfgang Günter Lerch
Sayfa 197 - Yurt Kitap Yayın 2. Baskı 2004
" Hiçbir yara bize kalbimiz kadar acı vermez. Hiçbir ilaç bizi kalbimiz kadar çabuk iyileştirmez. "

Sufî Bilgeliği
Bu arada çarmıha gerili adam kendisine gelmişti ve kısık,fakat etkileyici bir sesle dostlarıyla talebelerine artık ağlamamalarını söylüyordu.
"Ben ancak ölürsem yaşayacağım." Hallac'ın kanlı ağzından dökülen bu sözler yakınları için bir teselli değildi .
Wolfgang Günter Lerch
Sayfa 42 - Yurt Kitap-Yayın
"İnsan hakları için mücadele etmenin en iyi yolu, sonunda geri alınması gereken yalan yanlış hikayelerden mümkün olduğu kadar kaçınmaktır."
Tasavvuf tarihinin devrim yaratan, efsane ismi Hallac-ı Mansur'un İlahi Aşkı uğruna yaşadığı çileli hayatı, mücadelesi; zamanının gerici müslümanlarının ihaneti ile İmam Azam Hz.'lerinin de katline sepep Abbasi Hilafet makamının fermanıyla iskence edilerek öldürülmesini mistik olaylarla süsleyip anlatan güzel bir kitap. Tavsiye ediyorum!
Kitap İran'da söylediği sözler sonucu yanlış anlaşılma ve biraz da halkın otoriteye karşı çıkaracağı isyandan korkarak işkence ile hayatına son verilen Hallac ile ilgili bazı bilgiler sunuyor. Kitap içerisinde Hallac'ın söylediği bu sözlere yer verilmiş. Bu sözler ki islam felsefesi ile birkaç cilt kitap yazılacak türden bu sebeple bu kitap kaynak kitap olarak görülmemeli fikrimce. Kurgu hoşuma gitti,Hallac'ın hikayesi kitapta yer alan Prof. ve arkadaşlarının zamanda yolculuk yaparak 1000 öncesine gitmeleri ile aktarılıyor. Yalnız sonu çok havada kalmış, yazar daha fazla uzatmak istemediğinden kitabı bitirmek istemiş gibi duruyor. Okumak hoşuma gitti,Hallac'ın neden idam edildiğini öğrenmek isteyenler için okunabilir bir kitap.
Merhaba İnsanlar..
Öncelikle belirtmek isterim ki kitap anlatım açısından bana Vladimir Bartol un Alamut kitabını hatırlattı.Bunu söylememin nedeni de iki kitapta da yazarlar kendi dini siyasi kültürel fikirlerini okuyucuya bir kahraman üzerinden anlatması.Bunda yadırganılıcak bir tarafa yok , ki tarihi roman yazıyorsanız kurgu olması şart.
Kitap diğer tarihi romanlara nazaran içinde bir miktar bilim kurguya da yer vermiş olması beni şaşırttı.Tarihi bir romanda bilim kurgu fikrine açıkçası çok da sıcak baktığım söylenemez.Ama tabi yazarın tercihidir ayrıca kitabın bütünselliğini de hiç bozmandan yapması okumamı zorlaştırmadı.
Kitap bence bir miktar eksik bırakılmış gibi geldi bana.Belli noktalardaki ana kahramanlara ne oldu ne bitti neler yaptılar hiç bilmiyoruz.Yazar bunu okuyucuya bırakmış.Buda kısmen de olsa bir eksiklik hissiyatı yarattı bende.-Spoiler!-Özellikle modern hayattaki ana karakterimiz gazeteci Eigenbrod a ne oldu hiç bilmiyoruz yarım kaldı resmen en son bulduğu günlüğü elçilik vasıtasıyla memleketi Almanya'ya götürmeyi planlıyordu ve devamı yok yarım resmen.
Neyse kitap bir miktar eksik kalmış olsa da benim nazarımda iyi bir kitap olduğu gerçeğini değiştirmiyor.Bir çok bilmediğim duymadığım dinler felsefeler düşünceler hakkında çok fazla şey öğrendim özellikle kendi dinimiz İslam hakkında düşündürücü bilgiler yorumlar var.Felsefi olarak insana bambaşka düşünme yorumlama sorgulama katkısı sağlıyor kitap.Bana bu konu da bir çok şey kattığını düşünüyorum kitabın.Tavsiyedir...
Görüşmek üzere :)
Ortadoğu'da araştırma yapan Alman bir profesörün kaybolması üzerine İran'a gelen bir gazeteci.Zamanda yolculuk maceraları.Bu yolculukla keşfedilen Hallac-ı Mansur,onun kimlerle temas ettiği,sözleri yüzünden başına gelenler,Abbasiler,Zerdüştler vs. konularında detaylar var.Tavsiye edilir.
Alman profesör Klapprothun Irana gitmesi ve orda kaybolması üzerine bölgeye giden gazeteci Eigenbrod şans eseri profesörün günlüğüne ulaşır. Günlükte profesörün bir zaman yolculuğu yaptığı ve Hallacın hikayesini oğlu Hamidin dilinden anlatılıyor. Okurken dönemin ilişkilerini sufiliğin kişiler için anlamını maniheizm hinduizm ve zerdüştlüğe dair bilgiler ediniyorsunuz. Ilgimi çeken şey ise kitaptaki bir Türk karakterin adının Atsız olmadıydı neyden esinlenerek bu ad verilmiş doğrusu merak ettim ve etkilendim. Roman tadında biyografi okumak isterseniz tavsiye ederim.
tarih tekerrürden ibarettir o dönem islam ve müslüman ne ise bu dönemdede değişim göstermediklerini açıkça görebiliyoruz cehaletin dinle savunulduğu dönemlerde gerçeği söyleyenin cezalandırıldığını açıkça görmekteyiz
Akıcı ve çok güzel bir kitap. Özellikle son sayfalarda yer alan Hallac'ın sözleri ezberlenmeye değer.
kitabı okurken ara ara gözlerimin dolmasını engelleyemedim. bir toplumun bağnazlığının, cahilliğinin had safhalara gelişini izlemek alıştırmasın hiç kimseyi. kanıksanmasın bu durum hala ürpertebilsin. hallacı mansur'a haksız yere yapılanların vicdanımızı titretebildiği ölçüde insanız çünkü!
Edebiyat tarihince sık kullanılan ama asla bayat tat vermeyen kurgu tekniklerinden biriyle, zamanda ve mekanda yolculuk eden kahramanın günümüze taşıdığı tarihsel gerçekliğin/kurgunun yazınsal ürün haline getirilmesiyle oluşturulmuş, panteist bir alim olan Hallac-ı Mansur'un yaşamını konu edinen roman. Hallac topraklarımızda daha çok kendi vahdet(birlik) anlayışını derin bir şekilde ortaya koyan "En-el Hakk" (ben hakkım, ben haktanım) sözüyle bilinir. Fakat bu söz öbeği Hallac'ı dara götürenler gibi bugünün insanı tarafından da ilahlık iddiasında bulunduğu şeklinde yorumlanmaktadır ve Hallac müşrik(şirk koşan) ilan edilmektedir. Oysa bugünün Hanefi/Sünni İslam geleneğinin sımsıkı sarıldığı Mevlana'nın vahdet anlayışı Hallac'ın o iki kelime ile anlattıklarından pek de farklı değildir. Hallac'ın anlattıkları kitleler nezdinde itibar kazanmış, devlet İslamına karşı bir isyan hareketine dönüşmeye yüz tutmuştu. Onu farklı kılan bir yan da merkez islam anlayışından geliyor olmasıdır. Onun anlattıklarını anlatıp da onun sonunu paylaşanlar genellikle Şia/Alevi/Bektaşi geleneğindendir. Oysa onun gibi merkez İslam (hanefi/sünni) hareketin içerisinden kopan vahdet savunucuları veya başka bir tabirle panteistler devlet tarafından öldürülmek yerine çoğunlukla tecrit edilmiştir. Daha sonra anlatıları devlet tarafından iğdiş edilerek servis edilmiştir. (Örn. Mevlevilik) Yunus'un ya da Mevlana'nın sevilip de Hallac'ın tekfir edilmesinin nedeni budur. Yaşamında tecrit edilememiş, anlatısıyla beraber ölümsüzleşmiştir. Bugün anlatısı tecrit edilmektedir. Doğunun öz öğretisi olan vahdet fikriyatı bir Avrupalı tarafından romanlaştırılmıştır. Üstelik romanın baş kahramanı da Hallac meraklısı bir Alman profesördür. Türkiye'de Hallac ve panteizm hakkında akademik ve edebi eserlerin kıtlığı canımı sıktı romanı okurken. Çünkü İslam coğrafyasının toplumsal gerçekliği Hallac'ın hikayesini her gün yeniden üretmektedir. Kitap bu yönüyle eksiktir. Hallac'ın akademik boyutta incelenmesinden farklı olarak bir edebi eser ortaya konacaksa ruhuna Ortadoğu bulaşmamış hiç kimse bunu tam başaramayacaktır. Bir ortadoğulu olarak romanı aynadaki yüzüm gibi buldum. Bana çok benziyor ama sadece bir görüntü. Hissetmem için bana dokunması, seslenmesi gerekirdi.
Geçmiş ve şimdi arasında gidip gelen bir İran hikayesi.. Mansur hem genel olarak din tarihinin hem de özel olarak Türk İslam tarihinin yakından bildiği bir isim. Enek Hak felsefesinin en çıplak şekilde ifade edicisi olan Hallac, bu felsefenin ilk büyük şehidlerindendir. Belki de ilki... Mansur'u dara çıkartan, Nesimi'nin derisini yüzdüren, Yunus'u söyleten, Mevlana'yı sema döndüren, hacı Bektaş'ı güvercin donuna sokan ve nicelerini halden hale savuran Tanrısal güç bugün halen kimileri için din dışı kabul ediliyor. Bu isimleri dinin içinden sayanların durumu ile din dışı sayanlar neredeyse aynı elmanın iki yarısı gibi... Peşin hükümlerden ve ön kabullenen kurtulmuş okuyuculara tavsiye ederim

Yazarın biyografisi

Adı:
Wolfgang Günter Lerch
Unvan:
Gazeteci-yazar
Doğum:
Almanya, 21 Mart 1946
1946 doğumlu Alman gazeteci-yazar. Germenistik, felsefe, şarkiyat ve ilahiyat öğretimi görmüştür. 1978 yılından bu yana Frankfurter Allgemeine Gazetesinin ortadoğu editörlüğünü yapmaktadır.rn

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 219 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 137 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.