Wolfgang Schivelbusch

Wolfgang Schivelbusch

Yazar
8.2/10
102 Kişi
·
223
Okunma
·
12
Beğeni
·
868
Gösterim
Adı:
Wolfgang Schivelbusch
Unvan:
Alman Bilim Adamı, Tarihçi, Gazeteci, Yazar
Doğum:
Berlin, Almanya, 26 Kasım 1941
1941’de Berlin’de doğdu. Frankfurt Üniversitesi’nde edebiyat bilimi, sosyoloji ve felsefe öğrenimi gördü. Zihniyet ve kültür tarihi araştırmalarıyla tanındı, eserleri birçok dile çevrildi. 2003’te Berlin Sanatlar Akademisi’nin Heinrich Mann Ödülü’ne, 2005’te Aby Warbung Vakfı Bilim Ödülü’ne layık görüldü. Türkçede daha önce Keyif Verici Maddelerin Tarihi (çev. Zehra Aksu Yılmazer, Dost Kitabevi, Genesis Kitap) adlı eseri yayımlandı. Uzak Akrabalar (2014) İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.
...hatta geçen­lerde zarif bir hanım, puro içen bir beyefendiyi sokak ortasında durdurarak purosunu yakmasını rica etmiş. Aman ne güzel!
Fazla sürmez, bu kadınlar pantolon da giyer, erkekleri kamçı­layarak mutfağa sürer ve çocuklarını at üstünde emzirirler!
Ortaçağ insanının gözünde baharat efsanevi
bir dünyanın elçisidir. Karabiberin cennete yakın bir ovada
yetiştiği, zencefil ve tarçının Mısırlı balıkçıların ağlarıyla Nil
nehrinden çıkarıldığı, Nil nehrinin bu iki baharatı doğrudan
cennetten alıp getirdiği tasavvur edilir. Baharat kokusu insan-
ların dünyasına cennetten gelen bir esinti gibidir. "Ortaçağ' da
hiçbir yazar bir baharatı koklamadan ya da tatmadan cenneti
tasavvur edemezdi. Cennetin görsel bir üslupla anlatılan bahçe-
leri ister azizlerin isterse de aşıkların hizmetinde olsun, cenne-
tin havası mutlaka tarçın, küçük hindistancevizi, zencefil ve
karanfilin baygın, seçkin kokusuyla yüklüydü. Bazı baharatla-
rın aşkın ve dostluğun simgesi olarak görülmesi bu tasavvurlar
sayesinde oldu."
Bu dolaysızlığı nedeniyle, içmenin ilkel insan için tehdit­ kar bir yönü vardır. İnsan bir başka şeyin ruhunu içerek içine aldığı ölçüde, kendi ruhunu yitirir. Bunun klasik örneği şarap­tır. Şarapla sarhoş olan insan artık kendi ruhuna sahip değildir, şarabın ya da şarap tanrısının ruhuyla doludur.
Bir masalda en küçük kızın babasına duyduğu
sevgiyi tuz sevgisiyle kıyaslaması ne kadar garip gelir bize:
"İçinde tuz yoksa, en iyi yemek bile lezzetli değildir, o yüzden
ben babamı tuz kadar severim
Rivayete göre, Muhammed(Hz) hastalık derecesindeki uyku düşkünlüğünden kahve sayesinde kurtulur. Arap tıp
literatüründeki bazı bilgilere göre, kahve 10. yüzyılda ilaç olarak
kullanılıyordu. Fakat kahve İslam aleminde bile nispeten geç bir
tarihte -ancak 15. yüzyılda- halkın içeceği haline gelmiştir.
Orta­ çağ insanı, genellikle açık havada bedeniyle çalışır. Burjuva ise giderek beyin işçisine dönüşmüştür, işyeri yazı masasıdır, be­deni oturma pozisyonundadır.
248 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kahve deyip geçmemek lazım zira bütün Avrupa’yı birbirine katıp karıştırmış! Sadece kahve değil bira, çikolata, tütün gibi bağımlılık yapan maddelerin tarihinden bahseden bu kitabı okurken kitaba bağımlı oluyorsunuz. Kahvaltıda bira çorbası içen Avrupa nasıl oldu da alkolü kötü görmeye, sarhoşları ise şeytana benzetmeye başladı? Belki günde 2 - 3 fincan içtiğimiz kahve nasıl oldu da zenginlik göstergesi oldu ve kapitalizmin buradaki rolü neydi?
Rönesans ve reform sadece din, bilim, sanat alanlarında yenilikler getirmedi. Kültürler değişti, tebaayı oluşturan halk değişti. Artık günlük hayatımızın bir parçası olan baharatlar (tuz ve karabiber dâhil), kahve, çikolata Avrupa’da iktidarı, yaptırım gücünü, burjuva sınıfını, ekonomik gücün merkezini derinden etkilemiştir. Yeni siyasi ve dini düşünce akımları ortaya çıkmış hatta bazı ülkelerde bu maddeler için vergiler alınmış, kullanılması yasaklanmıştır.
Bol görsel desteği ile okuyucuyu sıkmayan ancak çok da hızlı ilerlemeyen güzel bir kitap. Küçük detayların büyük etkileri olduğuna şahit olacaksınız.
Keyifli okumalar…
240 syf.
·5 günde·10/10 puan
Aşırı zevkli bir kitap , çok ilginç bilgiler ediniyorsunuz kahvenin,çayın ,çikolatanın ,tütünün,uyuşturucunun vs tarihini öğrenmekle kalmıyorsunuz bu maddelerin toplumsal boyutlarını,toplumu nasıl değiştirdiklerini yani maddelerin tarihiyle kalmıyor, bu aynı zamanda bir sosyoloji kitabıdır. Maddelerle birlikte tarihi ve madde devrimlerini kavrıyorsunuz . Aynı zamanda madde seçimlerinin statülerle belirlendiğini anlıyorsunuz mesela Aristokrat sıcak çikolata tercih ederken burjuvalar kahve tercih ediyor işçiler ise yüksek dozda alkollü içecekleri , bu içecek tercihlerinin arkasında çok ilginç ve rasyonel sebepler yatıyor , bu seçimler statülerdeki entelektüel düşüncelere göre belirleniyor , bunu da kitaptan öğrenirsiniz artık spoiler vermem . Bir toplum ihtiyacı olduğu maddeyi tüketir mesela kahve Avrupa'ya yayılmadan önce Avrupalılar ilk defa Arapları ve Türkleri kahve tüketirken görmüşler ve şoka uğramışlar çünkü onlar için kahve tiksinç, tadsız ve acı kahverengi garip bir sıvıymış ancak kahve Islam kültürüne çok uygun bir içecektir alkolsüzdür ve insanı ayıltır Müslüman halkın zevk verici bir madde olarak alkol tüketmeyeceğine göre kahve seçimi çok mantıklıdır aslında...Ancak öyle bir şey olmuştur ki Avrupa Türklerde ve Araplarda görüp küçümsediği , garipsediği kahveyi elde etmek için hertürlü şeyi yapmaya hazır olacaktır bunlardan biri de sömürgedir . Ayrıca Almanlar o kadar çok kahve tüketecektir ki artık hükümet kahveyi yasaklayıp kelimesini dahi sansürlemeye başlayacaktır , kahvenin zararlarını ele alan propagandalar yayılacaktır bunun ardından kahve koklayıcı diye bir meslek ortaya çıkacakdır ve kahve tüketenleri kokuyla yakalayıp cezalandıracaktır .. Işin ilginç yanı Avrupa kahveden bu kadar nefret ederken nasıl olur da kahveye tapacak konuma gelir ? Işte kitabı okuyunca herşeyin mantıklı bir açıklaması olduğunu anlayacaksınız .
Sömürge devletlerinin sömürdükleri devlete uyuşturucuyu yaymaları çok ilginçtir mesela bunun arkasında toplumu uyuşturmak ve olası bir sömürge karşıtı ayaklanmayı engelleme arzusu vardır.
Çok yalın bir anlatım , çeviri sorunsuz tek memnun olmadığım kısım keşke sömürgeden daha çok bahsedilseymiş , o da nazar boncuğu olsun
240 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap 'baharatlar' ile başlar. Başlangıç olarak da tarihi çok eskilere dayanan tuz ve karabiberin hikayesi anlatılır. İlaç, konserve ya da yemekleri tatlandırmak için kullanılması dışında dini ayinlerde de tuzdan yararlanılmış.

Ortaçağda zenginler tarafından kullanılan baharatlar bir çeşit lüks ve gösteri unsuru olarak da gözükür. Hatta 'ikram edilen baharatların ölçüsü ya da ölçüsüzlüğü evin efendisinin sosyal konumunu gösterir (S.14).' diyerek de bir durum tespiti yapılır.
Karabiberin hem sosyal statü belirlemesi hem de ticari olarak miras olarak geçerli bir meta olması Ortaçağ Avrupa'sında önemli bir güç unsuru olduğunu gösterir. Haçlı seferleri ve sonrasında yapılan yakınlaşmalar çeşitli tatları ve eşyaları (halı, ipek, kadife gibi) Avrupa'ya götürür. Avrupa içinde asillerle köylüler arasındaki fark metanın satın alma gücüyle paralellik gösterir.

Arap yarımadasına Hindistan'dan gelen baharat Ortaçağ Avrupa'sında önemli iken ilerleyen dönemlerde arzın fazla olması talebin az olmasıyla eski şaşalı günlerini kaybeder. Ayrıca Avrupa mutfağında (özellikle Fransa) baharatlı yemeklerden vazgeçilmesiyle baharat ve özelde karabiber sadece baharat olmaya devam eder.

Avrupalıların; Türklerin ve Arapların güne dinç başlamalarını sağlayan koyu kıvamlı sıcak sıvıyı içmelerini seyahatler sayesinde öğrenirler. Araplar bile geç tarihte tanıştıkları bu koyu kıvamlı sıcak şey daha sonra kahve adıyla tüm dünyaya yayılır. Ortaçağ Avrupa'sında geleneksel içki biranın yerine kahve alışkanlığına geçiş, kahvenin uyarıcı ve dinç tutma özelliği sayesinde gerçekleşir.

Bira ve şarabın hem keyif verici bir madde hem de beslenme aracı olarak görülür. Hatta "patates evlere girinceye kadar Orta ve Kuzey Avrupa'daki halkın başlıca gıda maddesi ekmek ve biradır (s.30)"

17.Yüzyılda Avrupa'da egemen olan bira ve şarap kültürü, yemeklerine kadar iner. Bira katkılı yemek tarifleri yapılır ve genelin yiyeceği yemekler içinde vardır. Çay, kahve ve çikolata o kadar yabancı gelir ki bu kültüre bu yeni içecek türlerini hazmetmek bile zor olur.

Yazar, dışarıdan gelen ve topluma tamamen yabancı olan çay, kahve ve çikolata ile geleneksel olarak yüzyıllardır var olan bir ve şarabın toplum içinde yaşadığı üstünlük durumuna kısaca değinir. Geleneksel olarak dededen, babadan gelen ve hem keyif hem de yemek ihtiyacını sağlayan - kararında içilmesi kaydıyla - biraya karşın Doğudan gelen bu üç unsur belli bir zaman çatışma hali yaşadıklarına değinir.

Kahvenin zaman ve para ilişkisi üzerine de durulur. Bira ve şaraptan dolayı sarhoşluk içinde olup ticaret hayatını olumsuz etkilemesine karşılık, beyni zinde tutan ve daha uzun saatler ticari hayat içinde kalan kişiler arasındaki 'zamanın para olduğu' düşüncesi, kahveyi üretimin gücü haline getirmesinden bahseder. Dönem içi yazarların ve tıbbın bu yeni içeceğe karşı duruşu onu geleneksel içecek olan birayla kıyaslamasıyla gerçekleşir. İçilen kahvenin vücut sıkıntılarını kuruttuğu ve vücudu hastalıklara açtığını belirtip, biranın ise vücudu ıslak tutmasından bahseder ve hala günümüzde bile alkollü içki tüketiminde kullanılan 'ıslatalım' deyimi o eski alışkanlıktan kaldığını söyler.

İngiltere, Fransa, Hollanda, Almanya gibi ülkeler de kahvenin yeni ve özellikle Fransa ve Hollanda'nın sömürgelerde kahve üretimi yapması ticari olarak üstünlük sağlar ve Almanya kahveden kaynaklı dış ticaret açığı verir. Devir değişir ve 1700'lerdeki İngiltere Avrupa'nın en büyük kahve tüketicisi olur (s.86) ama zamanla çay ithalatının artması ile kahveden çaya bir yönelim gerçekleşir. (Kahve Tüccarı adlı kitapta yapılan ticaret anlatılır: Kahve Tüccarı)

Çikolata, hammaddesi kakao ve kökeni hakkında bilgi verildikten sonra, kahve ile kıyaslama yapılarak kakaonun içinde kafein maddesi olmadığı için daha hafif ve uyarıcı özelliği olmadığından bahsedilir.

Tütünün ana maddesi nikotinin bir Fransız elçisinin adından geldiğini (nicol) öğreniyoruz. Kahve gibi uyarıcı değil, alkol gibi bir çeşit zehir olduğu anlatılır. Kuru diye nitelendirilen tütünün olumlu olumsuz yönleri üzerine 17. ve 18. yüzyılda çıkan yazılar eşliğinde açıklamalarda bulunur.

Zaman içinde pipodan, puroya ve oradan sigaraya evrilmenin yolculuğuna çıkartıyor yazar bizi. Örneğin, bu zaman diliminde zenginlik, lüks ve ayrıcalık durum göstergesi olan puro Karl Marks'ı bile etkiler ve 'bir tür devrimci simge haline geldiğinden' bahsedilir.


Tütün haricinde bir de enfiye kavramıyla karşı karşıyayız. Avrupa üst tabakasına hitap eder. Sigara orta ve alt düzey kentsoyluların iken enfiye çekmek daha üst sınıfların eğlencesi haline gelir.

'Alkolün kaçış ve teselli (s.151) olarak görülmesi, o dönemde yaşanan sosyal duruma bakıldığında hiç de hor görülemez. Kahve kültüründe yer almayan işçi kesimi, ispirtolu içkiler (sert içki) konusunda eski düzenlerini korurlar ve içmenin, sarhoşluk bir çeşit toplumsal statü belirtisi olduğundan bahseder yazar. Kahve ile ispirtolu içkinin zıtlığını bahsederken kahve kentsoylulara, ispirtolu içki ise işçi sınıfın içeceği olduğunu ifade eder. Ortaçağ Avrupa'sında içkinin tarihi, yeri ve diğer içkilerle karşılaştırması yapılır.

Örneğin, William Hogart'ın resim içine balon yerleştirip burada hiciv amaçlı yazılar yazması daha sonraki yıllarda bu türün gelişmesine sebep olur. Genelde sosyal durumun yansıması olarak yaptığı resimler ve içlerinde kullandığı balon içi yazılar önemli bir durumu ortaya çıkartır. Hogart'ın meşhur "Cin Caddesi" ve "Bira Sokağı" adlı gravürleri o döneme ait organik içkilerle, yapay, damıtılmış içkilerin (ve tabi ki içim miktarı önemli) arasındaki farkı gösterir. Hogart'ın sağ taraftaki resim, Cin Caddesindeki harap evleri, kendinden geçmiş insanlari, kavga eden insanları betimlerken, sol tarafta ise Bira Sokağında barış, huzur anlatılır. https://www.artble.com/...eet_and_gin_lane.jpg İçkinin işçi sınıfı (proleterya) üzerindeki baskısına da değinir. Hatta Engels ispirtolu içkiler yüzünden uyuşmuş bir işçi sınıfından ne beklenir anlamına gelecek açıklamalarda bulunur.

Kitabın son kısmı "ritüeller" de ise meyhane ya da birahanenin kendine has durumlarından örnekler verilir. İçkinin sıvı olması dolaysıyla yemeğe oranla daha hızlı bir şekilde kana karışması zehirle eş tutulur. Bir arada bulunma isteği ve bu doğrultuda güçlü hissetme dürtüsü bazı şeylerin de beraber yapılmasını ve ortama katılmayı da gerekli kılmıştır. Kadeh kaldırmaktan başlayarak, sunulan içkiyi reddetmek, herkesten önce içkiyi bırakmak kaba davranış olarak görüldüğünden bahsedilir. Kahve ve çay (ben merkezli) tek başına içilebilirken, içkinin daha "biz" merkezli olduğu belirtilir.

Yazar, kitabın son bölümünde Avrupa tarihinde alkolün yerine değiniyor ve Antikçağdan bu zamana kadar uyuşturucu madde olarak alkolün yeri yadsınamaz diyerek bir durum değerlendirmesi yapar. Alkol karşıtlığı konusuna da değinir.

İngilizlerin Çinlileri nasıl da afyon bağımlısı yaptığının ibretlik hikayesini de okuyoruz.

Kitabın yazılma sebebini yazar önsöz kısmında oldukça güzel bir şekilde anlatıyor. Oradan hareketle ele alınan bu keyif verici maddelerin tarihi öğrenmek yanında insanlık tarihinde oynadığı rolü de öğreniyoruz. Keyif verici maddeler denildiğinde anlaşılan ve burada anlatılan kahve, çay, tütün, baharat, tütün, afyon ve alkol yer almaktadır. Hep kişi ya da yerlerin tarihi okunacak değil ya, biraz da yiyecek, içecek ya da nesnelerin tarihine bakalım. Keyif verici maddelerin kişiye keyif verme sebepleri nelerdir? Biraz da bunu öğrenelim.


Kitabın anlatılan dönemlerine ait resim ve gravürlerle süslenmesi ve resim altı yazılarda da ayrıntılı bilgi verilmesi konunun anlaşılması açısından daha iyi olmuş. Güzel bir şekilde hazırlanmış. Kaynakçaya bakıldığında ise yazarın beslendiği bilgi yükünün çok olduğu ortaya çıkıyor. Kolaycılığa kaçmadan, günümüz tabiriyle 'copy/paste' mantığıyla hazırlanmamış, emek isteyen bir çalışma.

++ Kapak ilgi çekici, hoş ve güzel bir albeniye sahip. Vitrinde kendini gösterecek hiç bu tarz kitaplarla ilgilenmeyecek kişilerin bile dikkatin çeker.
++ Arka kapak tanıtım yazısı da yeterli bilgilendirmeye sahip.
++ Kitap keyif verici maddelerin tarihi ele almakla beraber, keyif verici maddelerin insanlık tarihinde işledikleri rolü inceliyor. Ayrıca afyon ve esrarın asırlar boyu sıradan keyif vericiler gibi rahat kullandıkları halde 19.yüzyıl sonunda birdenbire uyuşturucu olarak nitelendirilip yasaklanmasını da anlatılıyor.
++ Kitabın şu an satışta değil. Ancak sahaflarda bulabilirsiniz. Tavsiye ederim. Anlatım salt metin olarak değil, görsel ögelerle de desteklenmiş.

Ezcümle: Tavsiye ederim. 24/2/2019 tarihinde yazı siteye eklenmiştir.
240 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Öyle güzel ve saran bir kitaptı ki!
Şimdilerde sıradanlaşan ama o dönemlerde "keyif verici" olarak nitelendirilen maddeler sayılarak başlanmış. En masumundan, vites yükselterek en çılgınlarına geçen süreçte insanların amiyane tabiriyle keyif pezevenkliklerine ve sosyal siyasi birçok durumla bağdaştırmasına şahit olacaksınız. (Bir şeyi de politikleştirmesek)
Keyif verici olarak nitelendiremesek de hayatımızdan çıkarıldığında "bi dakika bi şey eksik" diyeceğimizin kesin olduğu baharatlarla başlamış sayın yazar. Hatta öyle ki baharat zenginlik göstergesi ve hatta cennet tasvirlerinin olmazsa olmazı imiş. Neylersin ki tüketici insan bunu da yüceltip bulutlara çıkarmış ardından itivermiş zirvelerden, unutmuş.
En masum keyif vericimiz kahve! Birçoğumuz müptelasıyız bu kara büyünün. Aslında keşfedildiği dönemde de tam olarak böyle bir etki yaratmış. Avrupanın cennet tabelasını Doğu'ya çeviren bir keşif olduğu kesin. Tahtını salladığı mamül ise bira! Sarhoşluğa karşı ayıklık, aristokrasiye karşı burjuva yani. Dönemin devrim, birlik, toplum ruhunu yansıtan ve körükleyen yegane içki Bira imiş. Zamanın yavaş geldiği insan, her şeyin daha hızlısını ararken İspirtolulara, yani bira ve şarap gibi doğal ve aromalı içkilerden farklı olarak , daha hızlı etki eden içkileri icat edince tatlı sarhoş nezaketleri ve toplumsal birliği yansıtan güzel kareler ortadan kalkmış.

Hepimizin krizine girdiği o yakışıklı Meksikalı ise keşfinden itibaren Avrupalı Soyluların sıcak akışkan tatlı haliyle gözdesi olmuş, Çikolatadan bahsediyorum! Başta yalnızca sıvı hali biliniyor ve besleyiciliği yüksek olduğu için çocuklara veriliyor, sabahları keyif için yatakta içiliyormuş.
Dudak tiryakiliği, yok ben içime çekmiyorum zaten derken Pipo, Puro ve Sigara gibi tütün mamülleri beylerin siyasi sembolleri haline gelmiş -hatta tutuş şekline göre siyasi kimlik değerlendirmesi yapılır olmuş- Bunu gören ilk Femen nüveleri hanım ablalarım "tütün çiçektir, bayan babandır" deyip ağızlıklı sigaralarla meydanlara dökülmüşler. Kadınların her alanda var olacağına dair erkeklerin yüreklerine ilk çakmağı çakan şık bir hareket olmuş.
İlerleyen süreçte esrar, marihuana, afyon gibi ciddi uyuşturucu etkisi olan ve toplumsal zararı olan maddeler ABDde yayılım göstermiş ve hala da kullanılmakta
Hasılı çok çok keyif aldım kitaptan, şiddetle tavsiye ederim.
248 syf.
·8/10 puan
İlgi uyandıran bir başlık, İlgi uyandıran bilgiler.
*Öncelikle Kitabın keyif verici maddelerin psikolojik yapısını değil tarihi olarak bize neler kattığını anlatıyor.

Baharattan başlayıp günümüzün uyuşturucularına kadar; uzunca bir yol alıyorsunuz. Ve bu yolculuk çok keyifli.
Bir yönde bakış açımı değiştirdi diyebilirim. Ama benim kitapta öğrendiğim en iyi şey:

Bir maddenin bizde uyandırdığı ve toplumda nasıl değer gördüğüne bakarsak o maddenin geçmişiyle ilgili çok şey anlarız.

Bunu bu ara her şeyde yapıyorum. Kettel da bile.

Ben dahasını söylerdim ama kitabı tekrarlamaya gerek yok o kendini güzelce anlatıyor. zaten.

İyi okumalar efenim
248 syf.
·9/10 puan
Dönem: Tarih Süreci Boyunca

Dili: Açıklayıcı, Kaynak Verilere Dayanan, Bölüm Bölüm.
Olumlu (+) Yanları:

İlgi çekici içerik, Nasıl sorusuna tatminkar cevap,Detaylı bilgi, fotoğraf ve belgeyi içinde barındırması, Dipnotlardaki tutarlılık. Çeviri başarılı.

Olumsuz( -) Yanları:
İlgi alanına hitabet etmesi, konunun meraklıları için giriş-orta bilgi açısından tatmin etmesi

İÇERİK:
Kahve, çikolata, tütün, baharat, bira, isportolu içicekler gibi Yeni Çağ'ın başlangıcını temsil eten zevk ve ihtiyaç ekseninde kullanıma tabi olmuş ürünlerin modern sürece doğru ve modern süreç boyunca nasıl yol katettiğine dair güzel ve zekle okuması mümkün bir eser olmuş. Sadece ürünlerin tekelinde ele alınmamış konular aynı zamanda bulunduğum dönem, mekan ve oluşturduğu ritüellere yer vermesi de kuşatıcı bir içerik oluşmasına olanak sağlamış.

Şahsi Yorumum:
Orjinal içerikler okumayı seven, farklı zevkleri olan insanların bilgilenme iştahını pekiştirmesi açısından çok keyifli bir kitap. Hayatın içinde olağan karşıladığım bir çok şeye dair pilot bilgiler vermesi bilgi birikimimi çeşitlendirmesi açısından hoşuma gittiği söylenebilir.

Okuduğunuz için teşekkürler. Zıt,farklı ve pekiştiri eleştrileriniz varsa eklemenizden keyif duyarım.
Sevgiler
248 syf.
·8/10 puan
Tuz ve karabiberle başlayan yolculuk; kahve, çay ve çikolata ile devam etmiş ; bira, tütün, ispirtolu içkiler ve uyuşturucu ile son bulmuştur. İlk başlarda asaletin simgesi olan bu keyif verici maddeler zamanla yerini diğerine bırakmıştır. Düzenbaz İngiltere’nin Çin’e afyon satıp ondan gelen parayla Çin’den çay alması bu maddeleri nasıl etkili kullandığını gösterir ki tarih sahnesinde bu gibi sömürgeci anlayış hep Batı’yla özdeşleşmiştir. Genellikle Batılı ülkeleri baz alarak hazırlanmış bir kitap.
248 syf.
·4 günde·8/10 puan
Emrah Safa Gürkan tavsiyesiyle okuduğum bir kitap. Kendisini okuyanlar yada izleyenler bilir; tarihte herşeyin bireye bağlı olmadığını, tarihin içeriğinin sadece şu padişah başa geldi, şu savaş çıktı olmadığını sürekli vurgular. Kitap bu söylemin hayat bulmuş hali diyebilirim.

Kitapta tuz, baharat, kahve, afyon, bira gibi maddelerin dünya tarihine ve toplumlara nasıl etki ettiği anlatılıyor. Özellikle kahve kültürü ve aydınlanma çağı arasında bağlantıyı şaşırarak okudum. Sigara ile kapitalizm bağlantısını, piponun hızlanan hayat karşısında nasıl teslim bayrağı çektiği okumak ilginçti. Ayrıca bu maddelere toplumların ilk tepkisi olumsuz olmasına rağmen sonrasında benimsemelerini de şaşırtıcı buldum.

Dediğim gibi standart bir tarih kitabıyla karşı karşıya değiliz. Tabi ki bu bilgiler bir tarihi metine, anlaşmaya vs değil, yoruma dayalı. Lakin yazarın argümanları sağlam olduğu için bu maddelerin tarihe-topluma etkisi konusunda ikna edebiliyor bizi. En azından ben ikna oldum :)

Neyse farklı bir tarih-sosyoloji kitabı okumak için, bu maddelerin toplumu nasıl değiştirdiğini görmek için okunabilir. Ayrıca içeriğinin en azından yarısı resimlerden oluştuğundan 2-3 günde rahatlıkla bitireceğiniz bir kitap. Tavsiyemizdir.

Emrah Safa Gürkan Bunu Herkes Bilir
240 syf.
·185 günde·Beğendi·10/10 puan
baharat, tütün, kahve, alkol vb. maddelerin dünya tarihini belirlemesi çok çarpıcı... Amerika kıtasının keşfi bile daha ucuz baharat elde etmek amacıyla hindistana deniz yolu ile ulaşma çabasının bir sonucu... sanayi devrimi ile hız kazanan hayatımızda keyif sürelerinin de kısalması sürecinde, biranın yerini viskinin, piponun yerini sigaranın alması çok ilginç...tekrar okuyacağım bir kitap..
248 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Öncelikle uzun bir aranın ardından tekrardan merhaba, bir süredir ara verdiğim alıntı ve incelemelere önümüzdeki süreçte inşallah eskisi gibi ehemmiyet vereceğim. Verdiğim bu araya da ilgi çekici ve bir o kadar da içerik bakımından zengin olan bu eserle başlamak istedim.

Alman yazar Schivelbusch'un kaleme aldığı bu eser, Avrupa burjuvazi toplumunun oluşumunda kahve, çikolata, baharat ve tütün gibi maddelerin üstlendiği işlevi ciddi bir şekilde ortaya koyuyor. Nitekim bu maddeler tabiri caizse burjuva ruhuna uygun bir bedenin oluşmasında çok önemli etkilere sahip. İnsan fizyolojisinin burjuva ideolojisi ve onun istekleri doğrultusunda şekillenmesi çok güzel bir üslupla anlatılmış.

Sıradan gündelik maddelerin toplumların oluşmasında ve hatta sanayi devrimini belki de 200 yıl öne çekmesinde bu derece etken rol oynuyor olmasına, bu kitabı okuduktan sonra anlam vermek mümkün.

Kitap ilk başta baharatın Batı toplumu üzerindeki etkisini ele alıyor ve ardından kahve ve çikolatanın, peşinden de tütünün toplum üzerindeki etkilerini irdeliyor. Özellikle kahve-protestanlık ve çikolata-katoliklik üzerinden kurulan bağ benim son derece ilgimi çekti.

Oldukça yalın ve anlaşılır bir dili, çok da güzel baskısı olan ve alanında daha önce örneğine rastlamadığım güzel bir kitap. İlgisi olan veya olmayan herkese okumasını tavsiye ederim. İnsana farklı açılardan baktıran ve hayrete düşüren pek çok ilişki ve bilgi mevcut.

Yazarın biyografisi

Adı:
Wolfgang Schivelbusch
Unvan:
Alman Bilim Adamı, Tarihçi, Gazeteci, Yazar
Doğum:
Berlin, Almanya, 26 Kasım 1941
1941’de Berlin’de doğdu. Frankfurt Üniversitesi’nde edebiyat bilimi, sosyoloji ve felsefe öğrenimi gördü. Zihniyet ve kültür tarihi araştırmalarıyla tanındı, eserleri birçok dile çevrildi. 2003’te Berlin Sanatlar Akademisi’nin Heinrich Mann Ödülü’ne, 2005’te Aby Warbung Vakfı Bilim Ödülü’ne layık görüldü. Türkçede daha önce Keyif Verici Maddelerin Tarihi (çev. Zehra Aksu Yılmazer, Dost Kitabevi, Genesis Kitap) adlı eseri yayımlandı. Uzak Akrabalar (2014) İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 223 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 219 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.