Yaşar Nuri Öztürk

Yaşar Nuri Öztürk

YazarÇevirmen
8.8/10
404 Kişi
·
1.048
Okunma
·
205
Beğeni
·
6.485
Gösterim
Adı:
Yaşar Nuri Öztürk
Tam adı:
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
Unvan:
Türk İlâhiyat Profesörü, Hukukçu, Yazar, Eski Milletvekili, Felsefeci.
Doğum:
Trabzon/sürmene, 1951
Ölüm:
İstanbul, 22 Haziran 2016
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk (d. 22 Haziran 1951, Sürmene, Trabzon), Türk ilâhiyat profesörü, hukukçu, yazar, eski milletvekili, felsefeci.

Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Trabzonlu bir babanın çocuğu olarak Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğup büyüdü. Çoğu Çaykara'da bulunan Niyazoğlu sülalesindendir.[kaynak belirtilmeli] İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve 9 yaşında hâfız oldu. On yıllık klasik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilâhiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında "İslam Felsefesi" konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesi'nde çalıştı. New York'ta "İslam Düşüncesi ve Çağdaş Sufi Düşünce" dersleri okuttu.
Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de "Türkiye Milli Kültür Vakfı" ödülünü kazandı.
Yurt dışında ve yurt içinde pek çok yerde İslam zihniyeti, insan ve insan hakları konularında konferanslar verdi. Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisinin gerçekleştirdiği "20. Yüzyılın En Önemli Kişileri" listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk [1] aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD-New York’ta (The Theological Seminary of Barrytown) bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Aynı süre içinde, The World Scripture’ın İslam bölümünün hazırlanışında görev aldı. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitabı vardır. Özellikle onun "Kur'an'daki İslâm" adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir.
“Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi”ni yapan ilahiyatçı olduğu iddia edilir. 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yapan bu çeviri, “Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı” sayılmaktadır.[kaynak belirtilmeli]
Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Daha sonra CHP den istifa etti. Ardından da Halkın Yükselişi Partisini kurdu ve bu partinin Genel Başkanlığını 4 yıl boyunca sürdürdürdükten sonra 19 Ekim 2009 tarihinde üniversite ile çok ilgilenemediği gerekçesiyle genel başkanlıktan istifa ederek aktif siyasi yaşamını sona erdirmiş oldu. Öztürk, İstanbul ilinin Beykoz ilçesine bağlı Paşabahçe semtinde ikamet etmektedir.[2] Ayrıca "Saba Tümer ile Bugün" programında Kur'an meâli yorumlamakta; twitter ve telefon üzerinden gelen sorulara cevap vermektedir.

Kitapları

Allah ile Aldatmak
Türkiye'ye Mektuplar
Asr-ı Saadet Şehitleri
Kur'an'ı Anlamaya Doğru
400 Soruda İslam
Ehlibeyt'in Annesi Hazreti Fatıma
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Kur'an'ın Öğrettiği Dualar
Atatürk'ten Sonraki CHP (Çağı Yanlış Okumanın Serüveni)
Batı Sömürgeciliği ve İslam Dünyası
Anadilde İbadet Meselesi Çiğnenen Bir Kitlesel Hakkın Savunulması
Kur'an Açısından Şeytancılık (Satanizm ve Ötekiler)
Cevap Veriyorum (Gerçek Dini Arayanlarla Baş Başa)
İslam Nasıl Yozlaştırıldı Vahyin Dininden Sapmalar, Hurafeler, Bid'atlar
Depremin Gösterdikleri (Yeni Yüzyıl İçin Uyarılar)
Kur'an'ın Temel Kavramları
Kur'an'daki İslam
Fatiha Suresi Tefsiri
Tarihi Boyunca Bektaşilik
Tasavvufun Ruhu ve Tarikatlar
Mevlana ve İnsan
Kur'an ve Sünnete Göre Tasavvuf
Kur'an penceresinden kurtuluş savaşı'na bir bakış
Asrı saadetin Büyük Kadınları
Yeniden Yapılanmak Kur'an'a Dönüş
Din ve Fıtrat (Yaratılış)
Çıplak Uyarı
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü: İmamı Azam Ebu Hanife
İmamı Azam Savunması (Şehit Bir Önder İçin Apolocya)
Kuran'ın Yarattığı Mucize Devrimler
İnsanlığı Kemiren İhanet DİNCİLİK (Zulümleriyle Dini Kirletenlerin Tarihi)
Maun Suresi Böyle Buyurdu (Din Maskeli Zulme Tanrı'nın Vuruşu)
Enel Hak İsyanı Hallâc-ı Mansur (Darağacında Miraç) - 2 Cilt
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü İmamı Azam Ebu Hanife (Esas Fikirleri Gölgelenen Önder)
Duydum ki gıybetimi yapmışsın, yüzüme söylemekten kaçmışsın. Benim gibi bir acizden korkmuş Allah'tan korkmamışsın.
"Biz şuna inanıyoruz: Arap olmayan kitleler, kendi dilleriyle ibadet hakkına başlangıçtan sahip olsalardı bugün İslam dünyasının bilim, düşünce ve uygarlık düzeyi çok yukarılarda olurdu. Çünkü yaratıcı haraketler hızlanarak yürürdü."
Bir sema meclisinde sarhoş bir Hristiyan yalpalayarak Mevlana'ya çarpıyor ve sürekli onu rahatsız ediyordu. Engellemeye kalktılar. Dedi ki: "Dokunmayın ona. Şarabı o içmiş, sarhoşluğu sizler yapıyorsunuz."
"Bir hadisin meal olarak şöyle buyurduğunu hatırlıyorum: Makamlar insanlara değil, insanlar makamlara şeref verir."
Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen. Ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.
Karl Marx
"Beni bir kez aldatırsan sana yazıklar olsun; beni iki kez aldatırsan bana yazıklar olsun. "
Çinli bilge Sun Tzu
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfa 49 - Yeni Boyut Yayıncılık
631 syf.
·147 günde·Beğendi·10/10
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ü bu güzel meali için tebrik ediyorum, mealin güzelliğinin en büyük sebebi de kesinlikle günümüz Türkçesi’nin kullanılması diyebilirim; çünkü öyle bir mealler var ki, aynı Yaşar Nuri'nin de önsözde dediği gibi meale bile ayrı bir meal gerekiyor hatta parantez içinde anlam yüklemeleri de olduğu için insanın algısına etki ediyorlar, bizler parantezler ile şişirilen meali okuyunca acaba meal mi okumuş oluyoruz yoksa parantezler ile şişirilen tefsir mi okumuş oluyoruz? Tefsir okumak istesek zaten tefsir okuruz. Meal okuma isteğimdeki en büyük amacım tanrısal bir sözün içine insansal bir yorumun girmemesi, direkt bir şekilde gelen mesajı okuma isteğimdir. Bazı mealler var ki zamanında parantez içinde kullandıkları kelimeleri yeni baskılarında parantez içinden çıkartarak artık tamamen mealin içine vermişlerdir, mesela Kur’an’da Allah sadece Hz. Muhammed’e “Resul” ve “Sen” diye hitap ederken bazı meallerde meali yapanlar parantez içinde “ Habibullah” ya da bazılarında da “Habibim” kelimesini kullanmışlardır, yani bu kelimelerin manasının da “Allah’ın Sevgilisi” olduğunu öğrenince aslında durumun vahimliği kendini belli etmektedir ya da umarım ediyordur diyeyim. Gerçi pek güzel geleneğimiz Anadolu Tasavvufu’nda da haşa Allah aşık, peygamber de ona maşuk olmuyor mu? Maşuk kelimesinin de manası “erkek sevgili” olduğu bilinmeden hatta, bu tarz düşünceleri olanlara bari buradan bir soru sorayım, Hristiyanlara, Hz. İsa’ya “Tanrı’nın oğlu” dedikleri için tepki gösteriyorsunuz ama “habibullah” kelimesini kullanırken acaba onlardan ne gibi farkınız oluyor ya da daha ileri gittiğinizi düşünmüyor musunuz? Parantezli mealin çıkardığı kötü sonuca bir örnek olarak bunu gösterebilirim diğer bir örnek olarak da seslenilen kişi belirtildiği için “aa bakın burada bu kişiye diyor bunu, bizim bu ayete dikkat etmemize gerek yoktur” düşüncesi de diyebilirim, e hani Kur’an tüm insanlığa gelmişti, e hani içindeki her şey bizim için bir örnek olarak bir rehber olacaktı?

Dünyanın en çok okunan kitabını okuduğum için sevinçliyim, hatta günde milyonlarca kişi tarafından belki de milyarlarca kişi tarafından okunan bir kitabı sonunda ben de okuyabildim, Kur’an bu kadar çok kişi tarafından okunan bir kitap olmasına rağmen aksine hiç okunmayan bir kitapmış gibi en çok anlaşılmayan kitap da Kur’an-ı Kerim’dir çünkü meal okunmamalı orijinal dilinden okunması gerekli düşüncesi hakimdir maalesef. Müslümanlar olarak, Allah’ın alemlere rahmet sonucu gönderdiği, bir müjde bir kılavuz olarak gönderdiği Kur’an ile garip bir ilişki içindeyiz. Elimizde böyle güzel bir kaynak varken maalesef indiriliş amacına tamamen ters bir temas halindeyiz. Bu üzücü durumun en büyük nedeni de iniş amacının direkt olarak bizi muhatap aldığının, dinimizin, inancımızın neye dayandığından haberimizin olmamasıdır. Her bir konuda olduğu gibi dinimizde de bilgiyi direkt kendi kaynağından öğrenmek yerine başka kaynaklardan öğrenmeye çalışıyoruz yani evimizin içinde bir meyve ağacı var, biz elimizi uzatıp dalından o meyveyi kopartıp kendimize almak yerine ilk önce onu birinin toplamasını sonra araya aracı girip onun depolanmasını, sonra nakliye edilmesini, sonra markete gelmesini ve marketten de bizlere sunulmasını bekliyoruz. Halbuki dediğim gibi o kaynak evimizde, eminim ki ya en güzel köşede en üstlerde bir yerde, ya duvarda dantelli bir sargının içinde ya da özel bir kutunun içinde belki de bazı sayfaları çerçeve içinde duvarda asılı. Ne zaman mı elimize alıyoruz, tabii ki de “yemin edeceğimiz” zaman. Yemin ederken de “Kur’an Çarpsın” diyoruz ve tılsımından, gizeminden ve büyüsünden faydalanıyoruz halbuki Mehmet Okuyan’ın dediği gibi “Kur’an çarpmaz aksine çarpıklıkları gideren kitaptır.” Bir de Kur’an’ı vefat edenin arkasından okuruz, Yasin Suresi’ni okuruz ya da okuttururuz, yaparız ama 70. ayetinin kelime manasını, yani “biz Kur’an’ı diri olanı uyarsın diye indirdik” ayetini bilmeden, şöyle bir şey de var ki, vefat edenin arkasından Kur’an okumak, trafik kazası sonucu hayatını kaybeden birinin başına gelip trafik kurallarını o kişiye okumak ile bire bir aynıdır. Okurken de boğazımızdan, gırtlağımızdan farklı farklı sesler çıkarır, nağme verir o şekil okuruz. Yani herkes bir şeyler öğrenmek için okurken bizler Kur’an’ı sadece okumak için öğreniriz (#11731408 ) Emre Dorman boşuna demiyor gerçekkten, maalesef birçok Müslüman hayatında bir kez olsun hesaba çekileceği kitabı okumadan, içinde ne olduğunu bilmeden dinini yaşıyor, bir takım şeylere inanıyor ve bu inanca uygun şekilde yaşayarak Allah’ın vahyinden habersiz bir şekilde de bu din üzerine ölüyor. Bu durumun da en büyük sebebi kesinlikle Kur’an anlaşılmaz denilmesi ve anlamak için de büyük bir bilginin yardımına muhtaç olmamız düşüncesidir, ne acı ki bu dediğimizin sonucunun ucunun da nerelere gittiğini bilmiyoruz, mesela o zaman haşa Allah bize anlayamayacağımız kitap gönderdi, Allah yarattığının zekasını bilmiyor hatta 600 sayfa kitap göndermiş de kendini anlatamamış, madem bizim anlayamayacağımız bir kitap geldi o zaman bizler de hesap gününde haşa “sen bizi sorgulayamazsın çünkü sen bize anlayamayacağımız kitap gönderdin” dememize müsaade etmiş gibi taraflara gittiğini bilmeden. “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadid Suresi 9). Bunun gibi Kur’an’ın apaçık ayetler içerdiğini belirten birçok ayetler olmasına rağmen hala Kur’an anlaşılmaz demeye devam edilir çünkü dediğim gibi Kur’an okunmadığı için bu düşüncelerden kurtulmak çok zordur.

Kur’an’ı okuduktan sonra neler mi yaşadım ya da neler mi öğrendim, öncelikle bir “evliya” olduğumu öğrendim (tepkiler gelsin). Aslında kelime manasına bakınca (Allah’a dost) her şey yeterince de açık, her bir Müslümanın yani Allah’a düşman olmayan herkesin evliya olduğu bir gerçektir ama bu durum da maalesef kültürümüzde evliyalık adı altında öyle bir hal almış ki, evliya diye geçen o yalancıların Superman gibi uçtuğu, vahiyler aldığı, peygamber rütbesinden biraz aşağıda olduğu, günahlar işlemediği ve çok ama çok özel kişiler olduğu, onları bizlerin anlayamayacağı hatta onlara karşı düşünce belirtemeyeceğimiz belirtilmektedir ama Kur’an’da kimin gerçek manada ya da evliyalık derecesinin kimin yüksek olduğunu bizim bilemeyeceğimiz aslında bir şekilde de belirtilmektedir, tamam herkes evliyadır dedim ama belki sokakta çöp toplayan bir amca belki de bir iş adamı daha iyi bir evliyadır yani kimin daha iyi evliya olduğunu sadece ve sadece Allah bilir. Kur’an’ı okuduktan sonra Hz. Muhammed’in şefaat yetkisinin olmadığını öğrendim, imanın şartlarında kadere imanın olmadığını öğrendim ve başta iblisin alın yazısı gibi bilinen kadercilik düşüncesinde olduğunu ve buna Allah'ın karşı olduğunu öğrendim, kabir azabının tamamen uydurma bir şey olduğunu öğrendim, sıraat köprüsünün dinimizde olmadığını aslında Zerdüstlükte olduğunu başka kaynaklar yardımıyla öğrendim, Miraca yükselme olmadığını sadece İsra’nın yani gece yürüyüşünün olduğunu öğrendim, bizim bu zamana kadar öğrendiğimiz, duyduğumuz miraç rivayetlerinin hemen hemen hepsi Zerdüşt’ün Hz. İsa’dan yüzyıllar önce Zerdüstlüğün peygamberi olan Zerdüştün miraca yükselmesi, orada Ahura Mazda ile görüşmesi ile birebir aynı olduğunu öğrendim, hepsi de Avesta’da yazmaktadır, bilinenin aksine Miraç uydurmasında bize namaz ve Bakara Suresi’nin son iki ayeti gelmiştir ama Kur’an’da da namaz’ın daha öncesinde emredildiğini öğrendim, Bakara Suresi’nin ise Medine döneminde bittiğini öğrendim. Mehdi’nin dinimizde olmadığını, Hz. İsa’nın da öldüğünü ve sanıldığının aksine gelmeyeceğini öğrendim. Bunları öğrendikten sonra peki neler mi yaşadım, tabii ki de en yakınlarım tarafından ateist olduğum belirtildi ve dinden çıktığım söylendi. Eminim ki Avesta da dahil diğer dinlerin kitaplarını okuyan ve Kur’an’ı da okuyan, okurken de tarihi araştıran herkesin bu sonuçlara varacağına şüphem yok.
178 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitap üç bölümden oluşmakta. İlk bölümde günümüzde yaşanan tartışmalara, ikinci bölümde Kur'an'dan örneklere ve son bölümde de ayetlere yer verilmiş. Her bir bölümü Yaşar Nuri karşılaştırmalı olarak kanıtlara dayanarak ve insanları sorgulamaya yöneltelerek anlatmış. Zaten fazla yoruma ihtiyacı olmayan bir kitap. Sayesinde ufkum biraz daha genişledi. Kendisini rahmetle anıyorum. Büyük bir aydın ve din alimiydi.
631 syf.
·Beğendi·10/10
Hiç bir yorum eklenmeden ,ayetlerin iniş sırasına göre yazılmış olan Kuran-ı Kerim'i bizler ile buluşturduğu için,Yaşar Nuri Özturk Beyefendi'ye en derin teşekkürlerimi sunuyorum...
Birçok meal okudum fakat hepsin de yorum eklenmişti,bu eserde ise sadece meal olarak ayetler verilmiş yalın ve sade olarak...
402 syf.
Yaşar Nuri Öztürk'ü tanimazken yani herhangi bir eserini okumamisken veya düşüncelerini dinlememisken hakkında çok kötü şeyler duymuştum. Ancak duyduğum şeyler genelde içi boş ve iftira dolu şeylermis. Bu iftiralari atanlar da su an benim de oldukça sinir olduğum 'dinci' din üzerinden nemalanan 'kene' kılıkli tarikatlar, sözde hoca aslında din sömürüsü yapan alcaklarmis.
Yaşar Nuri Hoca bu eserinde, kitlelerin din ile nasıl aldatildigini gözler önüne seriyor. İslam aleminin nasıl cahil kaldığı ve Müslümanların nasıl Allah ile aldatildigini gözler önüne seriyor. Müslümanlar olarak temel problemimiz, dinimizi tanimamayisimizdir ve yanlış kişilerden ve yanlış eserlerden tanımaya calismamizdir. Dinimizin temel kaynağı olan Kuran'ı sadece arapca okuyoruz veya Namazda okumak için bir iki süre ezberlemek için kullanıyoruz sonra da yüksekce bir yere kaldiriyoruz. Sonra da çocuklara 'Aman Elleme carpilirsin' diyoruz. Aslında O'na dokunmadigimiz için carpiliyoruz. Onu kendi dilimizde okumayıp, anlamaya calismayip bir takım kişilerin tekeline bırakıyoruz. Tabi ki Arapca bilip okumak daha güzel olur ancak Arapça bilmiyoruz diyerek de Turkcesini hiç okumamak ne kadar dogrudur? Farklı farklı mealleri ve farklı farklı tefsirleri okuyup, üzerinde uzun uzun düşünerek biz Müslümanları Allah ile Aldatmaya çalışan bu guruhun çabalarını boşa çıkarabiliriz.
Bu eserde Yaşar Nuri Hocanın sıklıkla degindigi diğer bir nokta Mustafa Kemal ve ona atılan iftiralardir. Mustafa Kemal üzerinde düşünülmesi gereken ve örnek alınması gereken bir şahsiyet. Ondan yapılan alıntılar, onun hakkında söylenen sözler onun yaptıkları onun zamanındaki Türkiye ve ondan sonra üzerinde oyunlar oynanan Türkiye'yi birlikte değerlendirmeliyiz. Bunu yaptığımızda Atatürk'ün değerini daha iyi anlayabiliriz. Bu kitapta da nispeten bunu anlayabiliyoruz.
Kitabın özellikle son bölümünde Nutuktan alintilarin yapıldığı ve o zaman oynanan oyunlarla günümüzün kiyasi beni çok etkiledi.
497 syf.
·45 günde·Beğendi·10/10
Merhaba 1000K site sakinleri...

Bu kitabı okurken zorlu bir süreçten geçtiğimi açıkça ifade edebilirim. Dört bir yandan hem destek aldım aynı zamanda bir o kadar düşman edindim. Ama yılmadan bitirebildim. Benim Yaşar hocayla tanışma hikayem babamın bir gün gelip Yaşar Nuri Öztürk'ün Kur'an'ı iyi açıklayan biri olduğunu ve kitaplarını sipariş etmesiyle başladı. Benim ailem dinsiz değil benim ailem deist değil ateist hiç değiliz.... Benim dedem yarı hafızdır. Demem o ki din dediğimiz olay tarafızdır. Din dediğimiz olay herkesin kendi kalbi, aklı, beynidir. Herkesin dini kendinedir.

İlk olarak Yaşar Nuri Öztürk'ten bahsedelim. İlk Kur'an eğitimini babasından almıştır ve dokuz yaşında hafız olmuştur. 12 yıl imamlık ve vaizlik yapmış. 1986 kendi alanında doçent olmuştur. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika Ülkeleri, ABD, Güney Kere ve Japonya'da kendi alanında araştırmalar yapmış Fransa'da Grenable Üniversitesi'nde çalışmıştır. Türkçe, Arapça, Frasça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çalışmalar yapmıştır. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İlahiyat Fakültesi kurucu dekanıdır.

Yani kısacası okuduğum kitabın özellikle kaynaklarına bakıcak olursak özenli ve düzenli bir Kur'an açıklaması diyebilirim. Ne eksik ne de fazlaydı. Beni en çok kendine çeken kısmı ise Kur'an'da karşılaştırıp bakınca çelişen şeylere rastlamadığımdır.

Kur'an'daki yanlışları doğruları uydurulan hadisler, din adamlarına genel olarak karşı çıkmıştır. Gayet tabiki haklı ve sadece Kur'an'a yönelmemiz başka şeylerde Allah'ı aramamamız gerektiğini vurgulamıştır. Mümkün olduğunca alınıp okuması gereken bir kitap elinizden bir kere geçse eminim seviceksiniz. Ne İslam düşmanlığı ne de İslam'ın red etme durumuna düşüceksiniz.
Benim önerim Kur'an'ın mealiyle karışlaştırarak okumak bu kitabı öyle daha fazla akılda kalıcı ve açıklamaların uyumunu görmüş olucaksınız.

Bilgi ışığınız olsun...
398 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Uzun soluklu okunması gereken bir kitap olduğundan arada başka kitap ve dergi okumaları yaptım. Maksatım bu kitabın her satır ve her cümlesini sindirerek okumaktı. Bu kararımın doğru olduğunu kitabı bitirdikten sonra daha iyi anladım. Yaşar Nuri Öztürk'ün kitabında verdiği anektodlar ve diyaloglar beni öylesine etkiledi ki kitabın birçok yerinden alıntılar yaptım. Dolu dolu bir yazar ve kitap deneyimi oldu benim için.

Gelelim kitabın konusuna:
Kitapta Kurtuluş Savaşı Dönemi'nde yaşanan olaylar ile şu an içinde bulunduğumuz koşulların benzerliği , her yönden dini çıkarlarına alet edenlerin geçmişte ve şu anda yaptıkları gözler önüne seriliyor. Toplumumuz üzerinde oynanan oyunları anlatıyor ve bizi parçalamak ve bölmek isteyenlerin gerçek yüzlerini ortaya koyuyor. Batı'nın ülkemizi bölmek için ve Kurtuluş Savaşı'nda yarım kalan planlarını uygulamak için ne gibi çabalar içinde olduğu anlatılıyor.
Kitapta Mustafa Kemal hakkında yazılanları iyi okumak gerekiyor . Kurtuluş Savaşı sırasında sergilediği tavırlar ne kadar da yerinde . Bunlardan birisi: Suriye-Filistin cephesinde savaşırken Alman generalin yanlışlarından dolayı Enver Paşa'ya mektup yazıp kendi istifasını istemesi, ardından generalin bir sandık altın vermesine rağmen kendini satmayarak, vatanını seven ve ona yürekten bağlı bir insanın tavrını sergileyerek bu duruşundan vazgeçmemesi.
Ayrıca kitapta halkımızın kandırılmaya çalışıldığı bazı konularda uyarıda bulunulmuş. Özellikle Yaşar Nuri Öztürk'ün İslamiyet hakkındaki derin bilgileri sayesinde yanlış bildiğimiz şeyler çok güzel bir şekilde gözler önüne serilmiş.

Bu güzel kitabı okumanız ve okutmanız dileğiyle
216 syf.
·Beğendi·9/10
Mevlana hakkında ilk okuduğum kitaplardan bir tanesiydi ve onu tanımama sebep olmuştu.Yaşar Nuri Öztürk'ün anlatımını sevdiğim için kitabın dilini beğenmiştim.Mesnevi'den kesitler, Mevlana'nın hayatını ve insana bakışını anlatıyor...
400 syf.
·Beğendi·10/10
Özellikle bu günlerde mutlaka okunması gereken mükemmel bir kitap.İç ve dış ihanet odaklarının dini kullanarak ne tuzaklar kurduklarını, geçmişten günümüze uzanarak tüm açıklığıyla ve tarihsel verilerle anlatıyor.
400 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap her ne kadar altı bölümden oluşuyor olsa da, bana kalırsa iki bölümden oluşuyor. Birinci kısımda arada örneklemeler haricinde özne kullanmadan, din yani Allah ile aldatanların profili çizilmeye çalışılmış ki, yazar, Kur'andan ayetler ile de düşüncelerini öne sürerek yanlışları belirtmeye çalışmış.
İkinci bölümde ise siyasetin içine daha çok girilerek, AKP'nin kuruluşundan itibaren ne gibi yanlışlar içerisinde olduğunu, hem RTE'den alıntılar hem de parti içerisinde yer alan kimselerin ve AKP'ye karşıt görüş olan kimselerin yazılarından örnekler ile, yanlışlar hatta ve hatta en başından çıkılan yolun yanlışlığı ve amacın milletin yararına bir çizgi üzerinde yer almadığı düşüncesi Din ile Allah ile aldatışın yazarın düşüncesine göre yanlış olduğunu düşündüğü şeyler ifade edilerek bizlere sunulmuş kitap.

Tabi bu bütün yanlışlar karşısında başvurulan alıntılar arasında Kuran, Muhammed Mustafa ve Mustafa Kemal Atatürk'ü bir arada görüyoruz. Ki Mustafa Kemal'i tanıdıkça, okudukça, hayatında Kur'andan izler görüyordum. Ve eylemlerine ve söylemlerine baktığımızda, Kur'anın öğrenilmesine aracılık etmeye çalışmış bir insan olarak karşımıza çıkıyor Mustafa Kemal Atatürk.
400 syf.
·Beğendi·10/10
Allah ile Aldatmak, Türkiye'yi Kemiren İhanet
Yaşar Nuri Öztürk

Dün akşam şu sevgili din tüccarlarının icraatlerini izlerken, daha önce okuduğum Yaşar hocamın kitabına tekrar başvurma ihtiyacı duydum... Allah ile aldatanlar.. Allah rahmet eylesin Yaşar hocanın dilinde tüy bitti bizi uyaracağım diye ama maalesef aynı tas aynı hamam..

Şöyle bir tarihimize, coğrafyamıza ve de o zor ise (okuyup araştırmak yani) çevremize bakarsak şunu kesinlikle görürüz ve maalesef ki gene göreceğiz; tüm cemaat ve dinci -dini kullanan, satan- kimseler kendi hesaplarına ters düşenleri “kafir, din düşmanı” ilan ederek siyasal ve ekonomik üstünlük elde etmekte ve de karşılarındakilerin etkilerini, gücünü kırmaktadırlar.. Ve tabii ki bu cehaletten ve hatta gafletten olmaktadır..

Bazıları din istismarının başlıca nedeninin; Türk halkının dinine derin saygısı ve İslamiyete duyduğu teslimiyet duygusu sebebiyle eleştiri yapamadığını ve Yaşar hocamın da belirttiği gibi Allah ile aldatanlara karşı aklını kullanmadığını söylerler.. Bunlara katılmakla beraber bence önce ve en birinci sebep olarak Kuran’ı okumamak ve araştırma yapmamaktan kaynaklandığını düşünüyorum.. Çünkü okumak velev ki faydalı şeyler okumak insanlarımız için sıkıcı, yorucu ve hatta zaman kaybı olarak görülüyor.. Oysa ki Kuran’ın da ilk emri “Oku”’dur...

Bu kitabı diğer dini bilgiler veren kitaplardan farklı kılan Yaşar hocamın çok güzel bir araştırma yapıp hem tarihsel hem de güncel olaylar ekseninde Allah ile nasıl aldatıldığımızı ortaya koymasıdır..

Bugünlerde şu günlerde demeyeceğim, her zaman mutlaka okunması gereken mükemmel bir kitap... Dinini bilmeyen, tarihini bilmeyen, kendisini bilmeyen milletimize ülkemize karşı, içimizdeki hainler ile dış mihrakların ortak el ele nasıl bizlere oyun oynadıklarını göreceksiniz.. Ha tabii ki her şeyde olduğu gibi gene okumaya gerek yok çünkü biz zaten biliyoruz bunları.

Genede siz lütfen alın okuyun, okutun ve hatta kitaplığınızda Nutuk'un yanında yerini ayırın... Tam baş ucu kitabı..

Yazarın biyografisi

Adı:
Yaşar Nuri Öztürk
Tam adı:
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
Unvan:
Türk İlâhiyat Profesörü, Hukukçu, Yazar, Eski Milletvekili, Felsefeci.
Doğum:
Trabzon/sürmene, 1951
Ölüm:
İstanbul, 22 Haziran 2016
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk (d. 22 Haziran 1951, Sürmene, Trabzon), Türk ilâhiyat profesörü, hukukçu, yazar, eski milletvekili, felsefeci.

Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Trabzonlu bir babanın çocuğu olarak Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğup büyüdü. Çoğu Çaykara'da bulunan Niyazoğlu sülalesindendir.[kaynak belirtilmeli] İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve 9 yaşında hâfız oldu. On yıllık klasik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilâhiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında "İslam Felsefesi" konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesi'nde çalıştı. New York'ta "İslam Düşüncesi ve Çağdaş Sufi Düşünce" dersleri okuttu.
Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de "Türkiye Milli Kültür Vakfı" ödülünü kazandı.
Yurt dışında ve yurt içinde pek çok yerde İslam zihniyeti, insan ve insan hakları konularında konferanslar verdi. Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisinin gerçekleştirdiği "20. Yüzyılın En Önemli Kişileri" listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk [1] aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD-New York’ta (The Theological Seminary of Barrytown) bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Aynı süre içinde, The World Scripture’ın İslam bölümünün hazırlanışında görev aldı. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitabı vardır. Özellikle onun "Kur'an'daki İslâm" adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir.
“Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi”ni yapan ilahiyatçı olduğu iddia edilir. 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yapan bu çeviri, “Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı” sayılmaktadır.[kaynak belirtilmeli]
Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Daha sonra CHP den istifa etti. Ardından da Halkın Yükselişi Partisini kurdu ve bu partinin Genel Başkanlığını 4 yıl boyunca sürdürdürdükten sonra 19 Ekim 2009 tarihinde üniversite ile çok ilgilenemediği gerekçesiyle genel başkanlıktan istifa ederek aktif siyasi yaşamını sona erdirmiş oldu. Öztürk, İstanbul ilinin Beykoz ilçesine bağlı Paşabahçe semtinde ikamet etmektedir.[2] Ayrıca "Saba Tümer ile Bugün" programında Kur'an meâli yorumlamakta; twitter ve telefon üzerinden gelen sorulara cevap vermektedir.

Kitapları

Allah ile Aldatmak
Türkiye'ye Mektuplar
Asr-ı Saadet Şehitleri
Kur'an'ı Anlamaya Doğru
400 Soruda İslam
Ehlibeyt'in Annesi Hazreti Fatıma
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Kur'an'ın Öğrettiği Dualar
Atatürk'ten Sonraki CHP (Çağı Yanlış Okumanın Serüveni)
Batı Sömürgeciliği ve İslam Dünyası
Anadilde İbadet Meselesi Çiğnenen Bir Kitlesel Hakkın Savunulması
Kur'an Açısından Şeytancılık (Satanizm ve Ötekiler)
Cevap Veriyorum (Gerçek Dini Arayanlarla Baş Başa)
İslam Nasıl Yozlaştırıldı Vahyin Dininden Sapmalar, Hurafeler, Bid'atlar
Depremin Gösterdikleri (Yeni Yüzyıl İçin Uyarılar)
Kur'an'ın Temel Kavramları
Kur'an'daki İslam
Fatiha Suresi Tefsiri
Tarihi Boyunca Bektaşilik
Tasavvufun Ruhu ve Tarikatlar
Mevlana ve İnsan
Kur'an ve Sünnete Göre Tasavvuf
Kur'an penceresinden kurtuluş savaşı'na bir bakış
Asrı saadetin Büyük Kadınları
Yeniden Yapılanmak Kur'an'a Dönüş
Din ve Fıtrat (Yaratılış)
Çıplak Uyarı
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü: İmamı Azam Ebu Hanife
İmamı Azam Savunması (Şehit Bir Önder İçin Apolocya)
Kuran'ın Yarattığı Mucize Devrimler
İnsanlığı Kemiren İhanet DİNCİLİK (Zulümleriyle Dini Kirletenlerin Tarihi)
Maun Suresi Böyle Buyurdu (Din Maskeli Zulme Tanrı'nın Vuruşu)
Enel Hak İsyanı Hallâc-ı Mansur (Darağacında Miraç) - 2 Cilt
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü İmamı Azam Ebu Hanife (Esas Fikirleri Gölgelenen Önder)

Yazar istatistikleri

  • 205 okur beğendi.
  • 1.048 okur okudu.
  • 59 okur okuyor.
  • 882 okur okuyacak.
  • 24 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları