Yaşar Nuri Öztürk

Yaşar Nuri Öztürk

YazarÇevirmen
8.8/10
702 Kişi
·
2.001
Okunma
·
322
Beğeni
·
11824
Gösterim
Adı:
Yaşar Nuri Öztürk
Tam adı:
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
Unvan:
Türk İlâhiyat Profesörü, Hukukçu, Yazar, Eski Milletvekili, Felsefeci.
Doğum:
Trabzon/sürmene, 1951
Ölüm:
İstanbul, 22 Haziran 2016
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk (d. 22 Haziran 1951, Sürmene, Trabzon), Türk ilâhiyat profesörü, hukukçu, yazar, eski milletvekili, felsefeci.

Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Trabzonlu bir babanın çocuğu olarak Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğup büyüdü. Çoğu Çaykara'da bulunan Niyazoğlu sülalesindendir.[kaynak belirtilmeli] İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve 9 yaşında hâfız oldu. On yıllık klasik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilâhiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında "İslam Felsefesi" konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesi'nde çalıştı. New York'ta "İslam Düşüncesi ve Çağdaş Sufi Düşünce" dersleri okuttu.
Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de "Türkiye Milli Kültür Vakfı" ödülünü kazandı.
Yurt dışında ve yurt içinde pek çok yerde İslam zihniyeti, insan ve insan hakları konularında konferanslar verdi. Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisinin gerçekleştirdiği "20. Yüzyılın En Önemli Kişileri" listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk [1] aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD-New York’ta (The Theological Seminary of Barrytown) bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Aynı süre içinde, The World Scripture’ın İslam bölümünün hazırlanışında görev aldı. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitabı vardır. Özellikle onun "Kur'an'daki İslâm" adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir.
“Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi”ni yapan ilahiyatçı olduğu iddia edilir. 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yapan bu çeviri, “Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı” sayılmaktadır.[kaynak belirtilmeli]
Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Daha sonra CHP den istifa etti. Ardından da Halkın Yükselişi Partisini kurdu ve bu partinin Genel Başkanlığını 4 yıl boyunca sürdürdürdükten sonra 19 Ekim 2009 tarihinde üniversite ile çok ilgilenemediği gerekçesiyle genel başkanlıktan istifa ederek aktif siyasi yaşamını sona erdirmiş oldu. Öztürk, İstanbul ilinin Beykoz ilçesine bağlı Paşabahçe semtinde ikamet etmektedir.[2] Ayrıca "Saba Tümer ile Bugün" programında Kur'an meâli yorumlamakta; twitter ve telefon üzerinden gelen sorulara cevap vermektedir.

Kitapları

Allah ile Aldatmak
Türkiye'ye Mektuplar
Asr-ı Saadet Şehitleri
Kur'an'ı Anlamaya Doğru
400 Soruda İslam
Ehlibeyt'in Annesi Hazreti Fatıma
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Kur'an'ın Öğrettiği Dualar
Atatürk'ten Sonraki CHP (Çağı Yanlış Okumanın Serüveni)
Batı Sömürgeciliği ve İslam Dünyası
Anadilde İbadet Meselesi Çiğnenen Bir Kitlesel Hakkın Savunulması
Kur'an Açısından Şeytancılık (Satanizm ve Ötekiler)
Cevap Veriyorum (Gerçek Dini Arayanlarla Baş Başa)
İslam Nasıl Yozlaştırıldı Vahyin Dininden Sapmalar, Hurafeler, Bid'atlar
Depremin Gösterdikleri (Yeni Yüzyıl İçin Uyarılar)
Kur'an'ın Temel Kavramları
Kur'an'daki İslam
Fatiha Suresi Tefsiri
Tarihi Boyunca Bektaşilik
Tasavvufun Ruhu ve Tarikatlar
Mevlana ve İnsan
Kur'an ve Sünnete Göre Tasavvuf
Kur'an penceresinden kurtuluş savaşı'na bir bakış
Asrı saadetin Büyük Kadınları
Yeniden Yapılanmak Kur'an'a Dönüş
Din ve Fıtrat (Yaratılış)
Çıplak Uyarı
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü: İmamı Azam Ebu Hanife
İmamı Azam Savunması (Şehit Bir Önder İçin Apolocya)
Kuran'ın Yarattığı Mucize Devrimler
İnsanlığı Kemiren İhanet DİNCİLİK (Zulümleriyle Dini Kirletenlerin Tarihi)
Maun Suresi Böyle Buyurdu (Din Maskeli Zulme Tanrı'nın Vuruşu)
Enel Hak İsyanı Hallâc-ı Mansur (Darağacında Miraç) - 2 Cilt
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü İmamı Azam Ebu Hanife (Esas Fikirleri Gölgelenen Önder)
Kuran'ı özgün metniyle okuyup anlayacak ve bunu bir bilimsel meslek olarak yürütecek insanların eğitileceği yer Kur'an kursu değil, İmam-Hatip Okulu ve ilahiyat fakültesidir. Kur'an kursunun hedefi, çocuklara veya halka Kur'an'ın temel mesajlarını tanıtmak ve belletmektir. Bugün bu yapılmıyor. Bunun yerine Arap alfabesinin daha iyi telaffuz edilmesinin incelikleri anlatılıyor. Bunun, sıradan bir vatandaş açısından, Kur'an'la, Kuran mesajıyla ne ilgisi vardır?
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfa 178 - Yeni Boyut Yayınları
Ilımlı İslam, İslam ülkelerine bulundukları yerden yukarı çıkarmanın değil, Türkiye'yi bulunduğu yerden aşağı çekmenin projesidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfa 294 - Yeni Boyut Yayınları
Kur'an'ın tanıttığı Allah, susup pusmayı değil, konuşup düşünmeyi, ardından da eyleme geçmeyi ibadet saymaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfa 103 - Yeni Boyut Yayınları
Allah ile aldatanların din ve iman zeminlerinde sevgiden eser bulunmaz. Onların yüreğinde bunun yerini korku ve şiddet almıştır. Laiklikten nefretleri de bunun içindir. Çünkü laiklik, dini kullanarak despotizm ve baskı uygulama imkânını onların ellerinden almaktadır. Laiklik, aklı, eşitliği, özgürlüğü öne çıkarmaktadır.
"Dinci, çıkarına ters düşen hiçbir şeye ve hiçbir kişiye vefa göstermez.

Bunun içindir ki, dinciyi dost edinmek, KOBRA YILANI ile yatağa girmeye benzer."
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfa 86 - Yeni Boyut, 78.Baskı, İnsanlığı Kemiren İhanet
631 syf.
·Beğendi·10/10
BAKARA 110.Namazı kılın, zekatı
verin.Özbenlikleriniz için önden gönderdiğiniz
her hayrı, Allah katında bulacaksınız.Hiç
kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızı iyice
görmektedir
BAKARA 117.Gökleri ve yeri, güzelliklerle
donatarak yaratan Bedi' O'dur.Bir şeyin
olmasına karar verdi mi ona sadece "ol"
der.Artık o, oluverir.
BAKARA 267.Ey iman
sahipleri!Kazandıklarınızın ve yerden sizin için
çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden
infak edin.Kendinizin göz yummadan alıcısı
olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye
kalkmayın.Bilin ki Allah Gani'dir, cömertliğine
sınır yoktur; Hamid'dir, bütün övgülerin
sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över.
BAKARA 268.Şeytan sizi fakirlikle
korkutur, sizi görünür görünmez çirkinliklere
sürükler.Allah ise size kendisinden bir
bağışlanma ve lütuf vaat eder.Allah, Vasi'dir,
Alim'dir.
BU KİTAP YAŞAR NURİNİN GERÇEK VE SABİT OLAN BİR ŞEYİ ANLAYAMADIĞINDAN VE KAVRAYAMADIĞINDAN DOLAYI YAZILARINDAKİ GÜÇSÜZLÜK VE HIMBILLIĞINI ORTAYA SERDİĞİ, GÖRÜNÜRDE KİTAP, İÇERİĞİ ÇÖP OLAN SAYFA YIĞINIDIR. BU KİTABI OKUMA!, YAŞAR NURİ VE YARDAKCILARINDAN YANİ FİLOZOFLUK TASLAYAN İNKARCILARDAN VE SİNEK GİBİ BULAŞIK MIZMIZCILARINDAN UZAK OL!

Yazarın, kitabında ana hatlarıyla Kur'an'a ve Kur'an anlayışına uymadigini gördüğümüz konuları, kitaptaki diziliş sira sırasını da fazla bozmadan kısaca şu ana maddelerde özetleyebiliriz:

1) Îslâm Bir Anonim Şirket midir? Yazar, Îslam dinini bir şirket olarak nitelendirmiş ve Kur'an-ı Kerim'i yorumlayan herkesi; Hz. Peygamberi, mezhep imamlarını, tarikat seyhlerini ve bunların imzasını taşıyan tüm kitap, risale ve fetvaları; Allah ile birlikte şirket ortağı olarak kabul etmiştir.

2) Namazda Kıraat: Yazar namazda Kur'an metnini okumayı "işi yokuşa ve zora sokmak" olarak nitelendirmiş, kur'an tercümesi ile de namaz kılınabileceğini israrla iddia etmiştir.


3) Yahûdi ve Hıristiyan Değerlendirmesi: Yazar, Fâtiha süresinin son âyetini yorumlarken Yahudi ve Hıristiyanlar hakkında indirildiği hadis-i şerifle bildirilen âyetin bu anlamının, yani Yahudilerin gazaba uğrayanlar, Hıristiyanların da sapıklığa düşenler şeklindeki yorumun, Allah'ın ve O'nun Kitabının tavrına uymadığını savunmuş ve bu konuda Hz. Peygamber'den nakledilen hadisi reddetmiştir.

4) Nesh Kavramı: Yazara göre Kur'an'da nesh kavramı söz konusu değildir. Neshedilmiş gibi görünen bazı âyetler ise, diğer âyetlerden başka zamanlarda ve başka toplumlarda uygulanabilir. Yani her âyet her zaman ve her toplum için uygulanmayabilir. Bununla yazar, Kur'an'ın her hükmünün, her zaman ve her toplum da uygulanamayacağını ileri sürmüştür.

5) Namaz mı Âyet mi? Yazar, müşrik arapların, Hz. Peygamberi ve ibadetini alaya almak ve O'nu tahkir etip zor durumda bırakmak için Ka'be'de, putları önünde yaptıkları âyinleri ile, el çırpıp islik çalmalarını da İslâm'daki namaz ile eş değerde kabul etmiştir.

6) Ebrehe Ordusu ve Fil Olayı: Kur'an'da özel bir süre ile anlatılan Fil olayı yazar tarafından asıl mecrasından saptırılmış ve Ebrehe ordusunu helak eden şeyin, Ebabil kuşları vasıtasıyla atılan taşlar olmadığı, salgın yapan kızamık ve çiçek mikropları olduğu ileri sürülmüş, âdetâ Kur'an'ın net ifadeleriyle dile getirilen Fil olayı reddedilmiştir.

7) Hadislerin Yazılması ve Toplanması: Hemen bütün kitapta hadislere şüphe ile bakılmış, hadislerin yazılıp toplanmasında şaibeler olduğu belirtilmiş, bunun için yazarın yeni görüşlerine uygun görülmeyen tüm hadisler "uydurma" olarak nitelendirilmiş ve kişisel anlayışı hadis atmosferine çekmek yerine, aksine hadisler kişisel anlayışa monte edilmeye çalışılmıştır.

8) İsrâ ve Mirac: Hz.Peygamberin anlattığı biçimde Miraç olayının gerçek olmadığı savunulmuş, bazen de genel anlayış ve kavrayışın hilafına, Isrâ ve Miracın sâdece rûhânî bir olay olduğu görüşü yazar tarafından benimsenmiştir.

9) Kur'an-Hadis İlişkisi: Kur'an'ın koruyucusu Allah'tır. Fakat hadisin böyle bir koruyucusu olmadığı için, hadîs hakkında "şunun bunun ağzında dolaşan rivayetler" tanımı yapılmış ve böylece hadise güvenilemeyeceği yeniden vurgulanmıştır.

10) Sünnet Hüküm Kaynağı Olabilir mi? Hz. Peygamber'in sünnetinin, İslâm'da hüküm kaynağı olamıyacağı ve Kur'an dışında hiç bir şeyin ve kimsenin Islâm hakkında hüküm veremeyeceği savunulmuş, dolayısiyle "Şer'i Deliller" olarak bilinen ve bütün İslâm âlemi tarafından delilliği kabul edilen Sünnet, İcma' ve Kıyas delilleri reddedilmiştir.

11) Sünnetin Hüküm Kaynaklığı ve Recm Meselesi: yazar, Hz. Peygamberin hüküm koyamayacağını recm cezası konusunda da tekrarlamış ve Kur'an'da bulunmadığını söylediği bu cezanın, bir oyuncu mantık olduğunu, bir Isrâiliyât ya da yahûdi cezası olduğunu savunmuş ve bu oyuncu mantığı öncelikle Hz. Pey gamber'e maletmiştir.

12) Mişna-Sünnet Benzetmesi : Yazar, Yahûdi hahamlarının Tevrat için yaptıkları sözlü yorumlarını tek metinde toplamaya çalışan Judak Hanesi'nin "Mişna" adı verilen bu uydurma metne Hz. Peygamber'in sünnetini benzetmiş ve böylece Allah adına sonradan uydurulmuş Muharref bir Tevrat'ın hayalî yorumları ile, korunması için bütün bir İslâm âleminin asırlarca seferber olduğu Peygamber Sünnetini eşdeğerde görmüştür.

13) Ayin Yanılması : Inşikâk-ı kamer adı ile Kur'anda işaret edilen ve bütün müslümanlarca kabul edilen "Ayın Yarılması” mucizesi, bazı tevillerle sanki Hz. Peygamber devrinde böyle bir mucize olmamış gibi gösterilmek istenmiş, kâh bazı zayıf rivayetlere davanılarak kıyamet gününde olacak bir hâdise imiş gibi algılanmış, kâh akla hayale gelmeyecek yorumlar yapılmıştır. Bunların en garibi ise, ayın yarılması mucizesinin "Insanoğlunun aya çıkıp bazı ay taşlarını dünyaya getirmesi" şeklinde göstermesidir.

14) Kur'an'ın Anlaşılması : Kur'an'ı anlaşılmaz bir kitap olarak ilân etmenin yanlış olacağı şeklindeki bir doğru teşhisten hareketle yorum ve tefsirlere gerek kalmadan, hatta Hadise ve Fikh'a başvurmadan herkesin, Kur'an'dan neyi nasıl anlıyorsa öyle yaşaması ve ibadet etmesi gerektiği şeklinde bir yanlış yola girilmiş, Kur'an'ın bazı muhkem âyetlerinin anlaşılması için yetkili bir yorumcuya, meselâ Peygambere ihtiyaç olduğu görüşü reddedilmiştir.

15) Kur'an'da Tecvid ve Mahâric : yazar, Tecvid kaidelerinin Kur'an okumayı zorlaştıran birer nesne olduklarını, hatta Kur'an için vakf işaretleri ile mahâric-i hurufun gereksizliğini savunmuştur.

16) Mescidin Temizliği ve Cem' Meselesi : Şehirlerarası yollardaki dinlenme yerlerinde bulunan bazı mescitlerin bakımsızlığından ve kirli-tozlu oluşundan hareketle, namazların cem'edilmesi gerektiği hükmü çıkarılmış, hem "bütün yeryüzü mescittir" hadis kabul edilmiş, hemde bazı mescitlerdeki tozdan dolayı cem'etme olayı savunulmuştur, fakat her nedense temiz olan bir başka yerde normal namaz kılma tercih edilmemiştir.

17) Hz.Peygamber'in Ümmi Oluşu: Hz.Peygamber'in okuma-yazma bilmediği görüşü reddedilmiş, Kur'an'da O'na Ümmî denilmesinin, Tevrat ve Incil'i daha önce okumamış olmasından kaynaklandığı görüşü savunulmuştur.

18) Cami Süsleri ve Şirk: bazı camilerin iç mekanlarında bulun Muhammed, Ebubekir, Ali v.s." levhaların veya duvar nakışlarının şirk olduğu iddia edilmiş ve böylece "Allah'a ibadet, bir yığın şürekâ'ya sığınmakla eşleştirilmiştir" denmiştir.

19) Mükellef Olma Çağı: Dünyada daha fazla yaşayanla daha az yaşayan insanların, munkir de olsalar farklı cezaları olacağı savunulmuş ve mükellef olma çağından sonra her insanın imandan sorumlu olacağı, adeta unutulmuştur.

20) Erzel-i Ömür Kavramı : Dünya hayatının son zamanlarında uzun ömürlü bazı insanların karşılaşabilecekleri erzel-i ömür kavramı, sanki ikinci bir hayatın başlangıcı olarak gösterilmiş ve
"tekâmül için belirlenen çizginin başlangıç noktasına geri çevrilme" olarak nitelendirilmiştir.

21) Kur'an'ın Dini Olur mu? Kur'an-ı Kerim'de, İslâm için hep Allah'ın dini, sizin dininiz gibi ifadeler kullanılırken yazar, pek çok yerde "Kur'an'ın dini" tabirini kullanmıştır. Oysa kitabın dini olmaz, O'nun bildirdiği din olur.

22) Sağcılık-Solculuk Kavramları : Kur'an'ın pek çok yerinde geçen sağcı-solcu tabiri, asıl anlamından saptırılarak yorumlanmış, bazen meymene, meş'eme, şimâl ve yemin kelimeleri olduğu gibi bırakılmış, bazen de hiç gereği yok iken "eshabu'ş-şimál, günlük hayattaki solcu kavramından çok, sağcı kavramına uygundur" ifadesi kullanılmıştır.

23) Reenkarnasyon-Tenâsuh Inancı : Kitabın değisik yerlerinde ölüm ve tekrar yaratılma kavramlarına değinilmiş ve reenkarnas yon-tenâsuh olayının gerçek olabileceği ileri sürülmüş ve bunun için Kur'an akidesi ile uyuşmayan görüşler benimsenmiş hatta savunulmuştur.

24) Kur'an Abdestsiz Tutulur mu? Vâkia süresindeki "Mutahharûn" kavramı ele alınmış ve Kur'an'ın abdestsiz ve hatta cünüp ya da hayızlı iken tutulabileceği ve okunabileceği görüşü ileri sürülmüştür.

25) Mübin Kitap Ne Demektir? Kur'an-ı Kerim'in pek çok yerinde geçen "mübin" kelimesi, sadece tek ve dar anlamı ile kabul edilmiş, hep "açıklayan, açık açık gösteren" şeklinde algılanmış, Kur'an'ın bu sıfatla "açık olan" anlamı hiç gündeme getirlmemiştir. Oysa Kur'an'ın "mübin" oluşu, hem "açıklayan", hem de "apaçık" olan anlamındadır.

26) Kur'an'da Tesbih Kavramı : Kur'an-ı Kerim'in değişik âyetlerinde geçen "sebbehe" kelimesine ve türevlerine, yanlış bir yorum ve benzetme ile hep "yüzmek" anlamı verilmiş ve bunun sonucunda bazı âyetlere zorlama bir yorumla yanlış anlam verilmiş ve Allah'ı tesbih kavramı, asıl anlamından koparılmıştır.

27) Rüya Delil Olur mu? Kur'an'daki Yusuf sûresi için genel bir giriş yapıldıktan sonra rüyadan söz edilmiş ve yazarın, henüz dokuz yaşında iken gördüğü bir rüyaya atıflar yapılarak Hz.Yusuf ile yazar arasında bir ilişki kurulmuş ve hayalî yorumlar yapılmıştır.

28) Kur'an'daki Hadis Kavramı : Kur'an âyetlerinin tümünde hadis kelimesi, hep söz veya haber anlamında kullanılmış iken yazar, bu kelimeyi hep Hz. Peygamber'in sözü anlamında kabul etmiş, dolayısıyle içinde hadis kelimesi geçen bütün âyetleri yanlış yorumlamıştır.

29) Kur'an'da Dünya ve Ahiret Kavramı : Kur'anda geçen el-hayât ed-dünya- dünya hayatı kavramı yanlış olarak algılanmış, dünyanın denî, basit, iğreti ve adi hayat olduğu kabul edilmiştir. Oysa dünya hayatı; yakın olan hayat ablamındadır. Ayrıca yazar ahiret hayatı konusunda da Kur'anla uyuşmayan görüşler ileri sürmüş ve sonuçta "sonsuz sayıda ahiret vardır" diyerek "Ahiret'e îmanı" zedeleyici hüküm vermiştir.

30) Kur'an'da İnanç Temelleri : Yazar, bütün müslümanlarca bilinen ve Kur'an'ın değişik ayetlerinde sayılan altı îman şartının sayısını üçe indirmiş ve Allah'a ve Ahirete inanıp barışa yönelik hizmetler sergileyen kimselerin (hıristiyan, yahudi veya sâbii de olsalar) kurtuluşu elde edeceklerini kitabının değişik yerlerinde ileri sürmüştür.

31) Namazda Kıbleye Yönelmek : Namaz kılarken Mescid-i Haram'a doğru dönülmesinin gereği konusundaki âyet-i kerimeler ele alınmamış, sadece "nereye dönerseniz dönün, orası Allah'a çıkar" âyeti tek ölçü olarak kabul edilmiş ve özellikle münferit kılınan namazlarda kıbleye dönmenin gereksizliği ifade edilmiş

32) Kur'an Tercümesi ve Meali: Arapça olan Kur'an metinlerinin Türkçeye tercüme edilmesi ve mealinin yazılması durumunda, birden fazla anlamı ifade eden kelimeler ya da tek kelime ile tercüme edilmesi mümkün olmayan kelimeler için parantezli açıklamalara karşı çıkılmış ve bunun, Allah sözünü tahriften başka bir şey olmadığı vurgulanmıştır.

33) Hacta Say'ın Hükmü: Hac ibadeti esnasında yapılan önemli menâsikten biri olan sa'yın, yani Safa ile Merve arasında yedi şavt gidip gelmenin Kur'an'da kesin bir nass ile ifade edilmesi sonucu mezhepler arasında, onun farz veya vâcip olduğu ictihada dayalı olarak farklı kabul edildiği için bu konu yazar tarafından tenkid edilmiş, ictihad konularında çıkması muhtemel ve hatta mukadder olan bu gibi görüş farklılıkları karşısında bir türlü İslâm'ın hoşgörü anlayışı gösterilememiştir.

34) Oruç Fidyesini Kimler Verir? Oruç fidyesi vermek sûretiyle oruçtan muaf tutulacak kimseler sayılırken, bu konu insanın kendi tercihine bırakılmış, çalışmakta olan işçi veya memurların da hasta olmadıkları halde fidye verebilecekleri belirtilmiş, bunun aksini söylemenin ise "Allah'ın beyanına ambargo koymak"olduğu ifade edilmiştir.

35) Oruca Başlama Zamanı : Oruca başlama zamanı, şâz ve yanlış görüşlere dayanılarak asıl vaktinden saptırılmış ve oruç günlerin de güneş doğuncaya kadar yemenin caiz olduğu görüşü kabul edilmiş ve savunulmuştur.

36)Oruç Kefareti : Oruç keffaretinin Kur'an'da yer almadığı savunulmuş, bunun için keffaretin gereksiz olduğu belirtilmiş, konu ile ilgili âyetin mealine özel bir ek yapılarak bu durumda olan müslümanın sadece tutmadığı yahut bozduğu oruçların kazasını yapmakla yükümlü olduğu ileri sürülmüştür.

37) Haccın Zamanı: Hac ile ilgili âyetin yorumundan hareketle Hac zamanının birkaç güne sıkıştırılmaması gerektiği, hac aylarından Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarına hac ibadetinin dağıtılıp hacılara rahatlık sağlanması gerektiği görüşü benimsenmiş ve savunulmuştur.

38) Din Temsilcisi Bozguncu Olur mu? Hemen her grup insanların arasında olduğu gibi din görevlilerinin arasında da bulunabilen bazı olumsuz kişiler ölçü alınarak, daha önce yaşayan milletler arasındaki ayrılıkları dile getiren âyetin yorumu, müslümanlara hamledilerek, Îslâm dininin bütün din temsilcileri, yanlış bir teşhisle "insanlığı aldatan, bozguncu, kaos ve çıkar odakları" olarak nitelendirilmiştir.

39) Mürteddin Cezası: Dinden dönme konusunda Hz. Peygamber'in hadîslerine uymayan görüşlerde bulunulmuş ve mürted için dünyada herhangi bir cezanın verilemiyeceği, bunun Allah tarafından Ahirette verilebilceği fikri ileri sürülmüş, bunun aksini ileri sürenlere "ahiret jandarmasi" v.s. sifatlar yakıştırılmıştır.

40) Ehl-i Kitap İle Evlilik: Müslüman bir erkeğin ehl-i kitap bir kadınla evlenebileceğini bildiren âyetten hareketle, müslüman kaadınların da ehl-i kitap erkeklerle evlenebileceği hükmü verilmiş ve savunulmuştur.

41) Hayız Halinde Namaz: Hayız halindeki bir kadının dilerse namaz, oruç gibi ibadetleri yapabileceği, Kur'an okuyabileceği, camiye girebileceği, Ka'beyi tavaf edebileceği belirtilmiş, bu konuda ilmî olmaktan çok mantıkî bir akıl yürütme yapılmış ve Hz. Peygamber'in uygulaması dışlanmıştır.

42) Riba-Faiz Ayırımı: Riba ile bugünkü faiz birbirinden ayrı görülmüş ve banka faizlerinin haram olan ribadan ayrı düşünülmesi gerektiği görüşü savunulmuş, faizsiz banka sisteminin bir hile-i şeriyye ve bir kaçamak olduğu ileri sürülmüştür.

43) Kadınların Şahitliği: Bakara sûresinin 282.ayetinde belirlenen kadının şahitliği konusu kişisel te'villerle yerilmiş, âyet-i kerime'den iki kadının şahitliğinin bir erkeğe denk olduğu" yanlış anlayışı çıkarılmış ve bu yanlış noktadan hareketle sanki "Kur'an'da kadının erkekten daha az değerde ve şerefte ol duğu" hükmü varmış gibi, tutarsız bir yorum yapılmıştır.

44) Peygamber Neyi getirmiş? Kitabın daha önceki bölümlerinde yer yer dile getirildiği gibi Haşr sûresinin 7. ayeti yorumlanırken de Peygamber'in sadece Kur'an'ı getirdiği, Kur'an dışında hiç bir şeyin ondan kabul edilemeyeceği, Kur'an'da bulunmayan Peygamber emirlerinin yapılmasının veya yasaklarından sakınılmasının zorunlu olmadığı görüşü tekrar edilmiştir.

45) Cuma Namazı ve Kadın: Cuma namazı ile ilgili âyet-i kerime, genel olarak bütün mü'minlere hitap ettiği için, kadınların da cuma namazını kılmaları gerektiği görüşüne varılmış ve Hz. Peygamber'in bu konudaki hadîsleri muteber kabul edilmemiştir.

46) Muhammedî Sünnet-Muhammedî Namaz: İslâm'da yeri olmayan bazı yeni tabirler kullanılmış, sanki İslâm dininde Muhammedî olmayan namaz varmış izlenimi verircesine Muhammedî sünnet ve Muhammedî namaz terimleri sık sık tekrarlanmıştır.

47) Beş Vakit Namaz: Kuran'da namaz vakitlerinin belirlenmediği ileri sürülmüş, günlük namazların sadece üç vakit olduğu, günümüzde kılınan namazın bid'atler ve hurâfeler yığını olduğu, Terâvih namazının da Peygamber namazına benzemediği belirtilmiş, bu arada Terâvih namazının bugünkü şeklini ve rek'at sayısını ortaya koyan Hz.Ömer'e dil uzatılmıştır.

48) Kadının Örtüsü: Başörtüsü konusu üzerinde durulmuş ve çok değişik görüşlere yer verilerek kadının örtülmesi konusunda Kur'an'ın hiç bir açık beyanı bulunmadığı şeklindeki yanlış görüş ileri sürülmüş, bunun için de kadının abdest organlarını yabancı erkekler karşısında açmasında bir sakınca olmadığı görüşü savunulmuştur.

49) Abdestte Ayakların Meshi: Abdest alırken hiç bir mazeret olmasa bile ayakların "hep temiz oldukları için meshedilebileceği" görüşü ileri sürülmüş ve Hz. Peygamber'in bu konudaki hadisleri ve fiilleri dışlanmış, konu ile ilgili hadislerin, her abdestte ayakları yıkamanın zorunluluğunu ifade etmediği iddia edilmiştir.

50) Vergi-Zekât Kavramı: Devlete verilen vergilerin zekâttan hesaplanabileceği söylenmiş, zekâtın verileceği yerleri sıralayan Tevbe sûresinin 60. ayeti tercüme edilirken, bu görüşe kapı açabilmek için ”kamu harcamaları” da sayılmış ve böylece hiç bir müfessirin ve hiç bir fıkıh erbabının şimdiye kadar kabul etmediği şekilde, âyet müfredatı yanlış yorumlanmıştır.

51) Kadın Dövülür mü? Konu ile ilgili olan Nisa sûresinin 34. âyeti yanlış yorumlanmış, bir taraftan kadın hakları savunucusu rolü üstlenilirken, bir taraftan da huysuzluk yapan kadınların (Kur'an âyetinin hilafına), evden kovulmaları veya sürgüne gönderilmeleri gerektiği görüşü ileri sürülmüştür.
631 syf.
·147 günde·Beğendi·10/10
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ü bu güzel meali için tebrik ediyorum, mealin güzelliğinin en büyük sebebi de kesinlikle günümüz Türkçesi’nin kullanılması diyebilirim; çünkü öyle bir mealler var ki, aynı Yaşar Nuri'nin de önsözde dediği gibi meale bile ayrı bir meal gerekiyor hatta parantez içinde anlam yüklemeleri de olduğu için insanın algısına etki ediyorlar, bizler parantezler ile şişirilen meali okuyunca acaba meal mi okumuş oluyoruz yoksa parantezler ile şişirilen tefsir mi okumuş oluyoruz? Tefsir okumak istesek zaten tefsir okuruz. Meal okuma isteğimdeki en büyük amacım tanrısal bir sözün içine insansal bir yorumun girmemesi, direkt bir şekilde gelen mesajı okuma isteğimdir. Bazı mealler var ki zamanında parantez içinde kullandıkları kelimeleri yeni baskılarında parantez içinden çıkartarak artık tamamen mealin içine vermişlerdir, mesela Kur’an’da Allah sadece Hz. Muhammed’e “Resul” ve “Sen” diye hitap ederken bazı meallerde meali yapanlar parantez içinde “ Habibullah” ya da bazılarında da “Habibim” kelimesini kullanmışlardır, yani bu kelimelerin manasının da “Allah’ın Sevgilisi” olduğunu öğrenince aslında durumun vahimliği kendini belli etmektedir ya da umarım ediyordur diyeyim. Gerçi pek güzel geleneğimiz Anadolu Tasavvufu’nda da haşa Allah aşık, peygamber de ona maşuk olmuyor mu? Maşuk kelimesinin de manası “erkek sevgili” olduğu bilinmeden hatta, bu tarz düşünceleri olanlara bari buradan bir soru sorayım, Hristiyanlara, Hz. İsa’ya “Tanrı’nın oğlu” dedikleri için tepki gösteriyorsunuz ama “habibullah” kelimesini kullanırken acaba onlardan ne gibi farkınız oluyor ya da daha ileri gittiğinizi düşünmüyor musunuz? Parantezli mealin çıkardığı kötü sonuca bir örnek olarak bunu gösterebilirim diğer bir örnek olarak da seslenilen kişi belirtildiği için “aa bakın burada bu kişiye diyor bunu, bizim bu ayete dikkat etmemize gerek yoktur” düşüncesi de diyebilirim, e hani Kur’an tüm insanlığa gelmişti, e hani içindeki her şey bizim için bir örnek olarak bir rehber olacaktı?

Dünyanın en çok okunan kitabını okuduğum için sevinçliyim, hatta günde milyonlarca kişi tarafından belki de milyarlarca kişi tarafından okunan bir kitabı sonunda ben de okuyabildim, Kur’an bu kadar çok kişi tarafından okunan bir kitap olmasına rağmen aksine hiç okunmayan bir kitapmış gibi en çok anlaşılmayan kitap da Kur’an-ı Kerim’dir çünkü meal okunmamalı orijinal dilinden okunması gerekli düşüncesi hakimdir maalesef. Müslümanlar olarak, Allah’ın alemlere rahmet sonucu gönderdiği, bir müjde bir kılavuz olarak gönderdiği Kur’an ile garip bir ilişki içindeyiz. Elimizde böyle güzel bir kaynak varken maalesef indiriliş amacına tamamen ters bir temas halindeyiz. Bu üzücü durumun en büyük nedeni de iniş amacının direkt olarak bizi muhatap aldığının, dinimizin, inancımızın neye dayandığından haberimizin olmamasıdır. Her bir konuda olduğu gibi dinimizde de bilgiyi direkt kendi kaynağından öğrenmek yerine başka kaynaklardan öğrenmeye çalışıyoruz yani evimizin içinde bir meyve ağacı var, biz elimizi uzatıp dalından o meyveyi kopartıp kendimize almak yerine ilk önce onu birinin toplamasını sonra araya aracı girip onun depolanmasını, sonra nakliye edilmesini, sonra markete gelmesini ve marketten de bizlere sunulmasını bekliyoruz. Halbuki dediğim gibi o kaynak evimizde, eminim ki ya en güzel köşede en üstlerde bir yerde, ya duvarda dantelli bir sargının içinde ya da özel bir kutunun içinde belki de bazı sayfaları çerçeve içinde duvarda asılı. Ne zaman mı elimize alıyoruz, tabii ki de “yemin edeceğimiz” zaman. Yemin ederken de “Kur’an Çarpsın” diyoruz ve tılsımından, gizeminden ve büyüsünden faydalanıyoruz halbuki Mehmet Okuyan’ın dediği gibi “Kur’an çarpmaz aksine çarpıklıkları gideren kitaptır.” Bir de Kur’an’ı vefat edenin arkasından okuruz, Yasin Suresi’ni okuruz ya da okuttururuz, yaparız ama 70. ayetinin kelime manasını, yani “biz Kur’an’ı diri olanı uyarsın diye indirdik” ayetini bilmeden, şöyle bir şey de var ki, vefat edenin arkasından Kur’an okumak, trafik kazası sonucu hayatını kaybeden birinin başına gelip trafik kurallarını o kişiye okumak ile bire bir aynıdır. Okurken de boğazımızdan, gırtlağımızdan farklı farklı sesler çıkarır, nağme verir o şekil okuruz. Yani herkes bir şeyler öğrenmek için okurken bizler Kur’an’ı sadece okumak için öğreniriz (#11731408 ) Emre Dorman boşuna demiyor gerçekkten, maalesef birçok Müslüman hayatında bir kez olsun hesaba çekileceği kitabı okumadan, içinde ne olduğunu bilmeden dinini yaşıyor, bir takım şeylere inanıyor ve bu inanca uygun şekilde yaşayarak Allah’ın vahyinden habersiz bir şekilde de bu din üzerine ölüyor. Bu durumun da en büyük sebebi kesinlikle Kur’an anlaşılmaz denilmesi ve anlamak için de büyük bir bilginin yardımına muhtaç olmamız düşüncesidir, ne acı ki bu dediğimizin sonucunun ucunun da nerelere gittiğini bilmiyoruz, mesela o zaman haşa Allah bize anlayamayacağımız kitap gönderdi, Allah yarattığının zekasını bilmiyor hatta 600 sayfa kitap göndermiş de kendini anlatamamış, madem bizim anlayamayacağımız bir kitap geldi o zaman bizler de hesap gününde haşa “sen bizi sorgulayamazsın çünkü sen bize anlayamayacağımız kitap gönderdin” dememize müsaade etmiş gibi taraflara gittiğini bilmeden. “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadid Suresi 9). Bunun gibi Kur’an’ın apaçık ayetler içerdiğini belirten birçok ayetler olmasına rağmen hala Kur’an anlaşılmaz demeye devam edilir çünkü dediğim gibi Kur’an okunmadığı için bu düşüncelerden kurtulmak çok zordur.

Kur’an’ı okuduktan sonra neler mi yaşadım ya da neler mi öğrendim, öncelikle bir “evliya” olduğumu öğrendim (tepkiler gelsin). Aslında kelime manasına bakınca (Allah’a dost) her şey yeterince de açık, her bir Müslümanın yani Allah’a düşman olmayan herkesin evliya olduğu bir gerçektir ama bu durum da maalesef kültürümüzde evliyalık adı altında öyle bir hal almış ki, evliya diye geçen o yalancıların Superman gibi uçtuğu, vahiyler aldığı, peygamber rütbesinden biraz aşağıda olduğu, günahlar işlemediği ve çok ama çok özel kişiler olduğu, onları bizlerin anlayamayacağı hatta onlara karşı düşünce belirtemeyeceğimiz belirtilmektedir ama Kur’an’da kimin gerçek manada ya da evliyalık derecesinin kimin yüksek olduğunu bizim bilemeyeceğimiz aslında bir şekilde de belirtilmektedir, tamam herkes evliyadır dedim ama belki sokakta çöp toplayan bir amca belki de bir iş adamı daha iyi bir evliyadır yani kimin daha iyi evliya olduğunu sadece ve sadece Allah bilir. Kur’an’ı okuduktan sonra Hz. Muhammed’in şefaat yetkisinin olmadığını öğrendim, imanın şartlarında kadere imanın olmadığını öğrendim ve başta iblisin alın yazısı gibi bilinen kadercilik düşüncesinde olduğunu ve buna Allah'ın karşı olduğunu öğrendim, kabir azabının tamamen uydurma bir şey olduğunu öğrendim, sıraat köprüsünün dinimizde olmadığını aslında Zerdüstlükte olduğunu başka kaynaklar yardımıyla öğrendim, Miraca yükselme olmadığını sadece İsra’nın yani gece yürüyüşünün olduğunu öğrendim, bizim bu zamana kadar öğrendiğimiz, duyduğumuz miraç rivayetlerinin hemen hemen hepsi Zerdüşt’ün Hz. İsa’dan yüzyıllar önce Zerdüstlüğün peygamberi olan Zerdüştün miraca yükselmesi, orada Ahura Mazda ile görüşmesi ile birebir aynı olduğunu öğrendim, hepsi de Avesta’da yazmaktadır, bilinenin aksine Miraç uydurmasında bize namaz ve Bakara Suresi’nin son iki ayeti gelmiştir ama Kur’an’da da namaz’ın daha öncesinde emredildiğini öğrendim, Bakara Suresi’nin ise Medine döneminde bittiğini öğrendim. Mehdi’nin dinimizde olmadığını, Hz. İsa’nın da öldüğünü ve sanıldığının aksine gelmeyeceğini öğrendim. Bunları öğrendikten sonra peki neler mi yaşadım, tabii ki de en yakınlarım tarafından ateist olduğum belirtildi ve dinden çıktığım söylendi. Eminim ki Avesta da dahil diğer dinlerin kitaplarını okuyan ve Kur’an’ı da okuyan, okurken de tarihi araştıran herkesin bu sonuçlara varacağına şüphem yok.
178 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitap üç bölümden oluşmakta. İlk bölümde günümüzde yaşanan tartışmalara, ikinci bölümde Kur'an'dan örneklere ve son bölümde de ayetlere yer verilmiş. Her bir bölümü Yaşar Nuri karşılaştırmalı olarak kanıtlara dayanarak ve insanları sorgulamaya yöneltelerek anlatmış. Zaten fazla yoruma ihtiyacı olmayan bir kitap. Sayesinde ufkum biraz daha genişledi. Kendisini rahmetle anıyorum. Büyük bir aydın ve din alimiydi.
631 syf.
·Beğendi·10/10
Hiç bir yorum eklenmeden ,ayetlerin iniş sırasına göre yazılmış olan Kuran-ı Kerim'i bizler ile buluşturduğu için,Yaşar Nuri Özturk Beyefendi'ye en derin teşekkürlerimi sunuyorum...
Birçok meal okudum fakat hepsin de yorum eklenmişti,bu eserde ise sadece meal olarak ayetler verilmiş yalın ve sade olarak...
675 syf.
Bu kitap dinde yozlaşmaya vücut veren sebeplerin eleştirildiği bir denemedir esasında. İslam'a sokulan hurafeleri, bu hurafeleri dinde kaynak olarak gösteren kişileri ve gerekçelerini, İslam'ı eleştirdiğini sandığı ama aslında Tanrı'nın dinine eklenenleri eleştirenlerin tutarsızlıklarını ele alıyor Yaşar Nuri.
Eleştiri tarzında yazılmış bu kitap İslam'a Kuran açısından tekrar bakmanızı sağlamakta, toplum ve olayların inançları nasıl hale getirdiğini açıklamakta.

Kitabı okudukça yalnızlaşacaksınız çünkü Kuran'daki İslam'la yaşanan İslam'ın birbiriyle alakası yoktur, daha kötüsü Yaşar Nuri ve onun gibi aydınların sayısı da çok azdır. Bu aydınlara çamur atıp hadis ve ilmihal kitaplarını Tanrı'nın kitabıyla bir tutan insanların sayısı ise çoktur.



Yine de yalnız olup bilinçli olmayı, sürü olup bilinçsiz olmaya tercih ederim.

Bilen bilmeyen herkesin eleştirdiği İslam'ı bir de Yaşar Nuri'den okuyun derim. Fikirlerinin hepsinin mantıklı ve doğru olduğunu söylemiyorum ancak eleştirel bir bakış açısı ve bilinç kazandıracağından şüphem yok.

İyi okumalar :))
400 syf.
·7 günde·10/10
Genelde okuduğum kitaplar ile ilgili detaylı inceleme yapmaya çalışırım. Ancak, bazen bazı kitaplarla ilgili sözcükler yetersiz kalıyor, anlatmak istediğinizi anlatamazsiniz. Ne deseniz bir tarafı eksik kalır.

Bu sebeple kısacık bir iki cümle edip bırakayım. Eğer İslam dinini yakından tanımak, hatta yaşamak istiyorsanız okuyacaginiz, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen yazarlardan biri Yaşar Nuri Öztürk . Bence, yakın zamanda aramızdan ayrılan yazarin kitapları ilahiyat fakültelerinde ders olarak okutulmali.

İslamiyet nedir, ne değildir, İslam'ı kimler kullanır, islami figürlerin İslam'a katkısı nedir? hepsine cevap bulabilirsiniz. Belki de bir faydası olur da aldatilmazsiniz.

İyi okumalar.
Barış Ören
Barış Ören Kur'an Penceresinden Kurtuluş Savaşı'na Bir Bakış'ı inceledi.
450 syf.
·11 günde·10/10
20.yy'in ilk çeyreğine gelene kadar müslüman ülkeler ya sömürge durumundaydilar, ya da ekonomik bağımsızlıkları yoktu. 18.yy'dan itibaren yabancılara verilen imtiyazlar ve alınan dış borçlar Osmanlı Devleti'ni çökertmis, halkın geçim şartları zorlaşmıştı. Devletin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına el konulmuş, ülke sınırları içinde milli denebilecek hiçbir şey kalmamıştı. Buna karşılık saray, bolluk içinde yaşamış, alınan borçlar yeni saraylarin yapımında kullanılmıştı. Son padişah Vahdettin'in ağzından dökülen şu cümle ibret vericidir.
" Bu millet bir koyun sürüsü, ben de bu surunun cobaniyim."
Bu yaklaşım saray esrafinin ( kullarına ) bakış açısını göstermekteydi.
Diğer Müslüman ülkelerde durum bundan farklı değildi. Sultanlara, padişahlara, krallara, itaat sozkonusuydu, isyan edenler, eleştirenler, safdisi bırakılıyordu. Gücünü Allah'tan aldığını iddia edenler, tebayi Allah ile aldatarak kendi çıkarlarını gozetiyorlardi.
Bir de buna Batı'nın şeytani planları katıldı. Osmanlı devleti dört bir yanından işgal edildi. İşgalciler aslında misafirdi. Onlara zorluk cikarilmamaliydi. Tam bir teslimiyet içine girildi.
İşte o günlerde halkin içinden çıkan müdafaa-i hukuk hareketi sarayın planlarını bozdu. Kuvvacilara karşı tutuklamalar, idam cezaları, suikast girişimleri başladı. Bunlar hep dine dayandırılarak yapıldı. Öyle ya halife efendimize karşı gelinmişti.

Yaşar Nuri Öztürk , müdafaa-i hukuk hareketinin eylemlerini Kur'an'dan ayetler eşliğinde açıklıyor bize bu kitapta. Allah ile aldatarak, kişisel menfaat kazanıldığını anlatıyor milli mücadele döneminde ve her daim.

Kısacası, bu kitapta;
Vahdettin önderliğindeki saray esrafinin mı, yoksa M. Kemal önderliğindeki müdafaa-i hukuk hareketinin mı İslam'a hizmet ettiği açıklanıyor.

İyi okumalar...
398 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Uzun soluklu okunması gereken bir kitap olduğundan arada başka kitap ve dergi okumaları yaptım. Maksatım bu kitabın her satır ve her cümlesini sindirerek okumaktı. Bu kararımın doğru olduğunu kitabı bitirdikten sonra daha iyi anladım. Yaşar Nuri Öztürk'ün kitabında verdiği anektodlar ve diyaloglar beni öylesine etkiledi ki kitabın birçok yerinden alıntılar yaptım. Dolu dolu bir yazar ve kitap deneyimi oldu benim için.

Gelelim kitabın konusuna:
Kitapta Kurtuluş Savaşı Dönemi'nde yaşanan olaylar ile şu an içinde bulunduğumuz koşulların benzerliği , her yönden dini çıkarlarına alet edenlerin geçmişte ve şu anda yaptıkları gözler önüne seriliyor. Toplumumuz üzerinde oynanan oyunları anlatıyor ve bizi parçalamak ve bölmek isteyenlerin gerçek yüzlerini ortaya koyuyor. Batı'nın ülkemizi bölmek için ve Kurtuluş Savaşı'nda yarım kalan planlarını uygulamak için ne gibi çabalar içinde olduğu anlatılıyor.
Kitapta Mustafa Kemal hakkında yazılanları iyi okumak gerekiyor . Kurtuluş Savaşı sırasında sergilediği tavırlar ne kadar da yerinde . Bunlardan birisi: Suriye-Filistin cephesinde savaşırken Alman generalin yanlışlarından dolayı Enver Paşa'ya mektup yazıp kendi istifasını istemesi, ardından generalin bir sandık altın vermesine rağmen kendini satmayarak, vatanını seven ve ona yürekten bağlı bir insanın tavrını sergileyerek bu duruşundan vazgeçmemesi.
Ayrıca kitapta halkımızın kandırılmaya çalışıldığı bazı konularda uyarıda bulunulmuş. Özellikle Yaşar Nuri Öztürk'ün İslamiyet hakkındaki derin bilgileri sayesinde yanlış bildiğimiz şeyler çok güzel bir şekilde gözler önüne serilmiş.

Bu güzel kitabı okumanız ve okutmanız dileğiyle

Yazarın biyografisi

Adı:
Yaşar Nuri Öztürk
Tam adı:
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
Unvan:
Türk İlâhiyat Profesörü, Hukukçu, Yazar, Eski Milletvekili, Felsefeci.
Doğum:
Trabzon/sürmene, 1951
Ölüm:
İstanbul, 22 Haziran 2016
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk (d. 22 Haziran 1951, Sürmene, Trabzon), Türk ilâhiyat profesörü, hukukçu, yazar, eski milletvekili, felsefeci.

Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Trabzonlu bir babanın çocuğu olarak Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğup büyüdü. Çoğu Çaykara'da bulunan Niyazoğlu sülalesindendir.[kaynak belirtilmeli] İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve 9 yaşında hâfız oldu. On yıllık klasik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilâhiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında "İslam Felsefesi" konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesi'nde çalıştı. New York'ta "İslam Düşüncesi ve Çağdaş Sufi Düşünce" dersleri okuttu.
Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de "Türkiye Milli Kültür Vakfı" ödülünü kazandı.
Yurt dışında ve yurt içinde pek çok yerde İslam zihniyeti, insan ve insan hakları konularında konferanslar verdi. Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisinin gerçekleştirdiği "20. Yüzyılın En Önemli Kişileri" listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk [1] aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD-New York’ta (The Theological Seminary of Barrytown) bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Aynı süre içinde, The World Scripture’ın İslam bölümünün hazırlanışında görev aldı. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitabı vardır. Özellikle onun "Kur'an'daki İslâm" adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir.
“Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi”ni yapan ilahiyatçı olduğu iddia edilir. 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yapan bu çeviri, “Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı” sayılmaktadır.[kaynak belirtilmeli]
Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Daha sonra CHP den istifa etti. Ardından da Halkın Yükselişi Partisini kurdu ve bu partinin Genel Başkanlığını 4 yıl boyunca sürdürdürdükten sonra 19 Ekim 2009 tarihinde üniversite ile çok ilgilenemediği gerekçesiyle genel başkanlıktan istifa ederek aktif siyasi yaşamını sona erdirmiş oldu. Öztürk, İstanbul ilinin Beykoz ilçesine bağlı Paşabahçe semtinde ikamet etmektedir.[2] Ayrıca "Saba Tümer ile Bugün" programında Kur'an meâli yorumlamakta; twitter ve telefon üzerinden gelen sorulara cevap vermektedir.

Kitapları

Allah ile Aldatmak
Türkiye'ye Mektuplar
Asr-ı Saadet Şehitleri
Kur'an'ı Anlamaya Doğru
400 Soruda İslam
Ehlibeyt'in Annesi Hazreti Fatıma
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Kur'an'ın Öğrettiği Dualar
Atatürk'ten Sonraki CHP (Çağı Yanlış Okumanın Serüveni)
Batı Sömürgeciliği ve İslam Dünyası
Anadilde İbadet Meselesi Çiğnenen Bir Kitlesel Hakkın Savunulması
Kur'an Açısından Şeytancılık (Satanizm ve Ötekiler)
Cevap Veriyorum (Gerçek Dini Arayanlarla Baş Başa)
İslam Nasıl Yozlaştırıldı Vahyin Dininden Sapmalar, Hurafeler, Bid'atlar
Depremin Gösterdikleri (Yeni Yüzyıl İçin Uyarılar)
Kur'an'ın Temel Kavramları
Kur'an'daki İslam
Fatiha Suresi Tefsiri
Tarihi Boyunca Bektaşilik
Tasavvufun Ruhu ve Tarikatlar
Mevlana ve İnsan
Kur'an ve Sünnete Göre Tasavvuf
Kur'an penceresinden kurtuluş savaşı'na bir bakış
Asrı saadetin Büyük Kadınları
Yeniden Yapılanmak Kur'an'a Dönüş
Din ve Fıtrat (Yaratılış)
Çıplak Uyarı
Kur'an Açısından Küresel Afetler
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü: İmamı Azam Ebu Hanife
İmamı Azam Savunması (Şehit Bir Önder İçin Apolocya)
Kuran'ın Yarattığı Mucize Devrimler
İnsanlığı Kemiren İhanet DİNCİLİK (Zulümleriyle Dini Kirletenlerin Tarihi)
Maun Suresi Böyle Buyurdu (Din Maskeli Zulme Tanrı'nın Vuruşu)
Enel Hak İsyanı Hallâc-ı Mansur (Darağacında Miraç) - 2 Cilt
Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü İmamı Azam Ebu Hanife (Esas Fikirleri Gölgelenen Önder)

Yazar istatistikleri

  • 322 okur beğendi.
  • 2.001 okur okudu.
  • 116 okur okuyor.
  • 1.552 okur okuyacak.
  • 45 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları