Yavuz Ekinci

Yavuz Ekinci

Yazar
7.7/10
84 Kişi
·
264
Okunma
·
38
Beğeni
·
2.218
Gösterim
Adı:
Yavuz Ekinci
Unvan:
Öğretmen, Yazar, Şair
Doğum:
Batman, Türkiye, 1979
Yavuz Ekinci, 1979’da Batman’da doğdu. Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans eğitimine de­vam ediyor. Üç öykü kitabı (Meyaser’in Uçuşu, 2004; Sırtımdaki Ölüler, 2007; Bana İsmail Deyin, 2008) ve iki romanı (Tene Yazılan Ayetler, 2010; Cennetin Kayıp Toprakları, 2012) yayımlanan Yavuz Ekinci, Yaşar Nabi Nayır Dikkate Değer Öykü Ödülü, İnsan Hakları Derneği Öykü Ödülü, Haldun Taner Öykü Ödü­lü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü gibi önemli ödüller kazandı. Yazarın “İncir” adlı öyküsü Tayfur Aydın tarafından İncir Reçeli adıyla sinemaya uyarlandı (2011).
Edebiyattaki her türün aynı zamanda görüntüde bir karşılığı vardır. Örneğin kısa öykünün görüntüdeki karşılığı kısa metrajlı filmken, roman ve efsanelerin karşılığı da uzun metrajlı sinema filmidir. Uzun araştırmaların ve incelemelerin görüntüdeki karşılığı ise belgeseldir. Peki, şiirin görüntüdeki karşılığı nedir?
Hayranlık duyduğum Asvas, yazdığı romanlar ve öykülerle ölümsüzleşmişti. Başka birçok insan da geride bıraktıkları çocuklarıyla ölümsüzleşiyorlardı.
“Ben ölümsüz olmak istemem. İnsan için en iyi şey, bu dünyaya hiç gelmemiş olmaktır. Ama bir kez gelmişse de onun için en iyisi bir an önce ölüp buradan gitmektir.”
100 syf.
·8/10
Merhabalar yazarın ilk okuduğum eseri olan Bana İsmail Deyin isimli eseri öykü türünde yazılmıştır.Kitapta 7 öykü yer almaktadır kitapta aynı ismi taşıyan ikinci öykü yazarın kendi derdini muazzam bir şekilde kaleme almıştır.Üslup olarak akıcı ve yoğun bir anlatım kullanılmıştır.ilk öyküden itibaren okuyucuyu kendine çeken ve hissettiren tarzda yazılmıştır.7 öyküde birbirinden apayrı tatlar vermektedir.Okuyacak olanlara şunu önceden belirtmek isterim sonu hep mutlu biten öyküleri unutun bu öykülerin sonu mutlu bitmiyor ve okuyucu sarsıcı tarzda yazılmıştır.Öyküler genel de ölüm,yalnızlık,hüzün,anlamsızlık ve pişmanlık gibi konular işlenmiştir.Benim en beğendiğim öyküler Bana İsmail Deyin ve Zira Sessizlik Kulesi oldu.Daha sonra yazar hakkında biraz araştırma yaptığımda yazarın Yunus Nadi Öykü Ödülü aldığını gördüm.Öykü severlere tavsiye ederim en kısa zamanda ilk kitabını da okuyacağım.
Keyifli Okumalar Dilerim
baba ve evlat hasreti bir yanda öfke kızgınlık bir yanda ... kitabın 30. Sayfasına geldim sürükleyici elimden bırakmak istemiyorum doğunun acısı bu kitapta güzel bir dil ile yer almış
192 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Din ve unsurlarına son zamanlarda hep mesafeli yaklaşıyorum. Açıkcası din bilgim de öğrenim sürecimde öğrendiklerime, yaşam boyu öğrendiklerimi de katarsak pek detaylı degildi. Sadece inanıyor, bazı değerlere dokunulamaz, tartışılamaz sanıyordum. Nekadar da saf olduğumu son 20 yılda geri dönülemez bir kesinlikle öğrendim. Ama bildiğim tek doğru var inanç kişiyi bağlar, başkalarına laf düşmez. 

Kitabı okurken kendimi Mehdi'nin yerine koydum, çaresizliğine yandım. Herşeyin farkında olup da bir şey yapmamanın boğucu hallerini zaten yaşıyorum/yaşıyoruz. Yazım sürecinde birçok kaynaktan faydalanıldığını yazarla yapılan bir söyleşiyi okurken gördüm. Zaten kitabı okurken ben de bilgilerimi tazeleyip, yenilerini dağarcığıma koydum. O kaynaklardan faydalanıp sonra da böyle bir kurgu ortaya çıkarabilmek bile başlıbaşına yorucu bir süreç olmuştur herhalde.

Aslında zamanımızda yaşananlarla birlikte düşünecek olursak, ben, Mehdi'nin yanlış yerlere, yanlış cemaatlere gidip "ben mehdiyim" dediğini düşünüyorum. Buraya isimlerini yazmaktan imtina edeceğim birçok yer, semt, şehir yazabilirim kitaptaki Mehdi'ye inananların çıkabileceği. Yavuz bey belki anlattıklarıyla cok farklı detaylara dikkat çekmek istemiş olabilir. Her nekadar teknoloji çağında olsak da halâ cahil kalabilmekte rekor kırmış bir kesim var ki, onları şu kıt din bilgimle, ben bile MEHDİ olduğuma inandirabilirim.

Buraya kadar yazdıklarımla konuyu saptırmış olmayayım ama okurken bana düşündürdükleri böyleydi kitabın. Hatta okurken yaptığım bir alıntıyı da buraya eklemek isterim:

" Yeryüzü alevler içinde. Günah her yeri sarmış.Nefret, kin ve öfke kalpleri kuşatmış. Ey insanlar, kuzu postuna bürünmüş kurtlara aldanmayın. Ey insanlar, affedin ! Affedilmeyeni affedin ! Bağışlanmayanı bağışlayın ! Şunu bilin ki bu dünya bir imtihan yeridir ve dünya bir ağaç gölgesidir !" syf.175

Son olarak kuyu olayını da dile getirmek istiyorum. Kitap kahramanlarının, huzura, gerçeğe, akla belki de mantığa ulaşmak için çok tercih ettigi bir eylem oldu dipsiz kuyulara inmek ve orada, güneş dik açıyla gelip kuyuyu aydınlatana kadar zifiri karanlıkta kendileriyle kalmak istemeleri. Benim de kendimi orada hissetmeme sebep olacak kadar gerçekçi bir anlatım vardı satırlarda. Aynısını Murakami'nin "Zemberekkuşu'nun Güncesi" kitabını okurken, roman kahramanı "Toru Okada" karanlık kuyuya indiğinde de hissetmiştim.

Kısacası, sağduyulu,okuyan, gören, pozitif bilime inanan herkesin içinde bir endişe var ve endişeyle de yaşıyoruz. Kurtarıcı beklemek yerine kurtarıcımız kendimiz olmalıyız.
144 syf.
·37 günde·Puan vermedi
Peygamberin Endişe'sinden önce, uzun zamandır kitaplığımda bekleyen Rüyası Bölünenler'i okuyup, Yavuz Ekinci'nin kalemi ile tanışayım istedim.
Tevrat ve Kur'an'da uzun uzun anlatılan Yusuf'un kıssasını düşündüren Rüyası Bölünenler ülke gerçeklerini bir de Kürtlerin gözünden görmek açısından okunmalı.
Anaların ağlamadığı, babaların kara yaslara bürünmediği bir ülke diliyorum.
80 syf.
·Puan vermedi
“Evvel zaman önce, Amar Dağı’nın ardında derin mi derin bir vadi vardı. Buraya Cevizler Vadisi derlerdi. Vadide ulu mu ulu ceviz ağaçları, ceviz ağaçlarının da iri mi iri yaprakları, ağır mı ağır cevizleri vardı. Vadinin masmavi göğünü bu devasa ceviz ağaçlarının yaprakları kaplardı. Yapraklar öylesine iriydi ki güneşin ışıkları gün boyu uğraşır, yine de yere ulaşamadan çekip giderdi.”
#yavuzekinci’nin #gününbirinde romanından alınarak genç okurlar için sadeleştirilen #ravan #biratmasalı Amar Dağı’nı aşıp Cevizler Vadisi’ne uzanan,ilhamını yılanların şahı Şahmaran’ın derisine yazılmış bir masaldan alıyor. Şöhreti yedi cihanı aşmış Ravân, sahibine yenilgi yaşatmayan efsane bir attır. Kim ki bu ata sahip olur, o zaman o da ölümsüz olur. Cesareti kadar güzelliğiyle de dillere destan bu at kendisiyle karşılaşanları büyüler ve birbirinden heyecanlı maceralara sürükler. Hepimizin öyle yada böyle güzel masallara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum 🤔 Benim gibi masalları seviyorsanız mutlaka bu kısa ama bir o kadar sürükleyici masalın bir parçası olun derim #doğanegmont #hayallervekitaplar #okudumbitti #kitapkurdu
348 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Acıtmadan anlatmak. Doğunun sert rüzgarlarında metre metre biriken karlarının altında yaşanan hayatlar. Suçlayiciliktan, yargılardan uzak. Doğal bi akışla işlenmiş , gülümseten arada hüzünlendiren asla acıtmayan ve öfkeye boğmayan bi kitap. Tarafsız bi çizgide insan olmanın ve duygu dünyası kardeşliğinin bolca altının çizildiği satırlar.

Üc  kişilik bi öykü


Rüstem, Almost( hatice ) ve Mirza

Ben en çok Rüstem'in anlatımını sevdim.

Duygu dünyasını aktarılışı çok hoştu. Bir çocuğun tarafsız ve içe dokunan bakışlarıyla.


Hatice de bolca gerçekler vardı. Bolca acı ve yok oluş. Bunca yok oluşa rağmen bir ceza gibi upuzun bir ömür . Yüz yıllık yalnızlığı yaşamış bi karakter.


Mırza.... içine kapanık hiç var olamamış Mirza...

Kitapta da sadece Mirza da yazarın dili değişiyor ve Mirza nin ağzından değil de dışardan bi anlatıcı olarak anlatılıyor bu kısım. 
192 syf.
·Beğendi·6/10
#okudumbitti ama keşke bitmese diye sindire sindire okuduğum,derinliği olan bir kitaptı #peygamberinendişesi Bu kitapta mevzu derin arkadaşlar🤔 Peygamberin endişesi’nde çağımıza gönderilen bir peygamberin başından geçenler anlatılıyor.Kitap ilkbahar,yaz,sonbahar ve kış adı altında 4 ana başlıktan oluşuyor.Ben kitabı ülkemde tanık olduğum olayların,içinde bulunduğum çağı dikkate alarak tanıdık gelen hikayelerini,dört mevsimi bir arada yaşayarak,üzülerek, gülerek,kendimi,insanlığımı ve insanlığı sorgulayarak okudum.Kitapta çağımız insanının çaresizliği,şiddeti,vahşeti,kötülüğü bu kadar kanıksayarak-kulaklarını dış dünyaya kapatarak hayatlarına bencilce devam ediyor olmaları endişe verici diye düşünmemek elde değil.Aynı zamanda kitap bekleyişi,arayışı,tutunamayışı ve kaybedişi anlatıyor.Büyük bir araştırmanın ürünü olan bu kitapla farklı bir yolculuğa çıktım.Bu yolculuğa çıkmamama vesile olan yazarımıza ve yayınevine teşekkür ediyorum.🤙 Yazarımızın sorduğu “Peki en az sizin kadar sıradan biri karşınıza çıkıp peygamber olduğunu söylese ne yapardınız ?” Sorusuna cevabım Bu çağda işin gerçekten çok zor ve geç kaldın derdim #tavsiyekitap #hayallervekitaplar #doğankitap #yavuzekinci #roman
192 syf.
·Puan vermedi
Modern zamanlarda peygamber mesajını nasıl iletirdi? Rabbin ilk mesajı ne olurdu? Yeni zamanlar için tanrı ve elçisi olmak nasıl bir şeydir? Eğlenceli bir yeni Günaha Davet izlediğinde okuma deneyimi sunuyor. Ve aslında yeni şeyler yaratılmış her şeyi değiştiriyorsa tanrısal yazgı da birazcık bu değişimin içinde ve parçası olarak değişiyor der gibi sanki... niyet okumak bana düşmez...
104 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Tanıdığımız ya da geçmişte bir şekilde yollarımızın kesiştiği birinin yazdığı bir eseri tarafsız bir gözle değerlendirmek zordur. Araya kişisel kırgınlıklar, kıskançlıklar, küçümsemeler ve gereksiz olumlamalar girer. Yavuz Ekinci'yi eskiden kişisel olarak tanımış olmama okuduğum ilk kitabı. Öykülerini okurken sıkılmadım fakat beğendiğim öyküleri kadar beğenmediğim öyküleri de oldu. Yavuz'la aynı üniversitede okuduk. Yakın sayılmazdık ama tanırdık birbirimizi.
Aradan geçen 16 yılda Yavuz Ekinci'yi görmedim, herhangi bir iletişimin olmadı. Yine de yazdıkları ne kadar iyidir bilemem. Belki kalan 7 kitabını da okuduktan sonra yazdıklarını daha doğru değerlendirebilirim. Görüşlerine güvendiğim kimilerinin Yavuz Ekinci'nin abartıldığını söylemesine rağmen kimi edebiyat ödüllerini almış ve 8 kitap yazmış olmasını yazdıklarının görece iyi olmasına delil sayıyorum. Bu konuda kimseyi ikna edemem. Orhan Pamuk'un aldığı nobeli geçerli saymayan tonla insan varken Yavuz'un yazdıkları iyi midir, kötü müdür tartışmasına hiç giremem. Kendim onun yazdıklarının iyi mi kötü mü olduğunu bilmezken üstelik.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yavuz Ekinci
Unvan:
Öğretmen, Yazar, Şair
Doğum:
Batman, Türkiye, 1979
Yavuz Ekinci, 1979’da Batman’da doğdu. Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans eğitimine de­vam ediyor. Üç öykü kitabı (Meyaser’in Uçuşu, 2004; Sırtımdaki Ölüler, 2007; Bana İsmail Deyin, 2008) ve iki romanı (Tene Yazılan Ayetler, 2010; Cennetin Kayıp Toprakları, 2012) yayımlanan Yavuz Ekinci, Yaşar Nabi Nayır Dikkate Değer Öykü Ödülü, İnsan Hakları Derneği Öykü Ödülü, Haldun Taner Öykü Ödü­lü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü gibi önemli ödüller kazandı. Yazarın “İncir” adlı öyküsü Tayfur Aydın tarafından İncir Reçeli adıyla sinemaya uyarlandı (2011).

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 264 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 110 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.