Yılmaz Karakoyunlu

Yılmaz Karakoyunlu

Yazar
6.7/10
67 Kişi
·
294
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.700
Gösterim
Adı:
Yılmaz Karakoyunlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1936
Yılmaz Karakoyunlu, 1936 yılında İstanbul'da doğdu. Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi ni bitirdi (1955) Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu (1959) Georgia Üniversitesin'den MBA derecesi aldı. Michigan Üniversitesi'nden "Effective Management" Sertifikası sahibidir. Doktorasını İstanbul Üniversitesi'nde tamamlamıştır.

Kısa bir süre müfettişlik yaptıktan sonra Devlet Planlama Teşkilatına girdi. Finansman Şubesi müdürlüğünü üstlendi. İstifa ederek özel sektöre geçti. Yönetim kurulu üyeliği, başkanlığı, genel müdürlük ve genel koordinatörlük görevleri üstlendi. Batışıyla Türkiye'nin bir dönem ekonomisini ve siyasetini temelden sarsan Banker Kastelli şirketlerinin Genel Koordinatörlüğünü yapmıştır.

1995 yılı seçimlerinde Anavatan Partisi'nden İstanbul milletvekili seçildi. 1999 yılı seçimlerinde yeniden parlamentoya girip Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Ecevit Kabinesinde Devlet Bakanı ve Hükümet sözcüsü olarak TRT, Anadolu Ajansı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü, Özelliştirme İdaresi Başkanlığında sorumlu olarak görev aldı. Evli 2 çocukludur.

Mesleki ve edebi eserleri ile dikkat çekmiştir. Salkım Hanımın Taneleri romanı ile 1989 Yunus Nadi Roman ödülü birinciliğini kazanmıştır. Üç Aliler Divanı, Güz Sancısı, Çiçekli Mumlar Sokağı, Yorgun Mayıs Kısrakları, Ezan Vakti Bethoveen, Mevsimler Eskidi Biraz isimli romanları Doğan Kitap tarafından yayınlanmıştır. Güz Sancısı romanı 1991 yılında Türk Yazarlar Birliği Roman Ödülü Birinciliğini kazandı. Şiirlerini O Hayal Aynasından ve Rubailer isimli kitapta toplamıştır. 1999 yılında Edebiyat Alanında Mevlana Büyük Ödülüne Layık Görüldü. 2000 Yılında Nokta Dergisi Edebiyat alanında "DORUKTAKİLER" ödülüne layık görüldü. 2005 Yılında yayınlanan "Yorgun Mayıs Kısrakları" isimli romanıyle Türk siyasi tarihinin siyaet ve sanat kadrolarının aşkalrını ve mücadelelerini değerlendirdi. 2010 yılında yayınladığı Serçe Kuşun Sonbaharı isimli romanındaŞeyh Bedrettin'in hayatını ve sosyal tesirlerini romanlaştırdı. 2011 yılında Dogan-Egmont tarafından başlatılan çocuk romanları serisinde yayınlanan "Serin Kızın Gökkuşağı" isimli kitabını yayınladı.

Oyunları arasında Önce İnsan, Zirveden Sonra, Altın Huylu Doruklar, Romenos Diogenes, Ok ve Yay, Mavi Saplı Hayaller, Kuzguncuklu Fazilet sahnelendi.
Güz Sancısı romanı ve Zirveden Sonra oyunu ile Türk Yazarlar Birliğinin birincilik ödülünü aldı. Zirveden Sonra / Sokullu isimli oyunu 1991 yılında Türk Yazarlar Birliği "En İyi Oyun" ödülünü kazandı. Aynı Yıl Kültür Bakanlığı Tiyatro Ödülünü kazandı.

Salkım Hanımın Taneleri Romanı filme çekildi. 1998 Antalya Film Festivalinde 6 dalda birincilik ödülü aldı ve yılın en iyi sinema filmi seçildi. Filmin başrollerini oynayan Zuhal Olcay, Hülya Avşar, Kamran Usluer izleyicilerden çok büyük takdir topladılar.

1991 yılında yazılan Güz Sancısı Romanı, aynı isimle 2008 yılında filme çekildi. Baş rolü oynayan Beren Saat yılın en dikkat çeken sanatçısı oldu. Film 2009 yılı başında Yunanistan'ın Atina kentinde gala gecesi yapılarak seyircilere sunuldu. Bu gece münasebetiyle Güz Sancısı Yunancaya çevrilerek yeniden yayınlandı.

Yılmaz Karakoyunlu sevilen TV dizilerinde senaryo danışmanlığı görevini üstlenmiştir. Hatırla Sevgili, Elveda Rumeli, Karayılan, Her Şeye Rağmen dizileri Yılmaz Karakoyunlu'nun senaryo danışmanlığı ile gerçekleştirilmiştir. Çekime hazır senaryoları Kösem Sultan, Kızıl Kısrak, Karantinalı Despina, Beyaz Mahşer, Hakan (Abdülhamit)yayıma hazırlanmaktadır.

200 e yakın Türk Müziği şarkısı ve saz eserleri TRT Repertuvarındadır.
İnsanlar bilmedikleri zaman kötüdürler. Her tehlike bu cehaletten gelir.
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 122 - Simavi Yayınları 1.Baskı 1991
" Unutma ! Kurtlar, kuzunun bol olduğu yeri değil, sahipsiz kaldığı yeri severler... "
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 184 - Öteki Yayınevi
"İnsanın evi barkı olmalı. Hatta, işinden gücünden önce, evi barkı olmalı. Adamın kendine güvenmesi yetmez; güveneceği kimsesi de olmalı."
"Baba, bütün haklarını helal et!"
"Sen de Ali. Unutma, işinde usta olmak istiyorsan kâhinlere değil; kendine güveneceksin."
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 191 - Öteki Yayınevi
Gecenin yarısı her yerde aynıdır... Pisliği, acıyı, kötüyü gizler.
Yılmaz Karakoyunlu
Sayfa 71 - Simavi Yayınları 1.Baskı 1991
Salkım Hanımın Taneleri, 2.Dünya Savaşı yıllarındaki Türkiye'deki durumu, Varlık Vergisi karne düzenini ve bazı siyasi durumları anlatıyor... Sabit Bey ve Salkım Hanım, çocukları Halit Bey, Nefise, Gani Bey, Lui, Nora, kasabadan şehre gelip karısından ayrılan Durmuş, Durmuş'un karısı Nimet, evlenecek kızı Nahide, İclal Hanım, Recai Bey, Bekir, Destegül, Üzeyir, kafileler, milletvekilleri, belediye başkanları... Daha ismini sayamadığım insanlar... Hepsinin birbiriyle kesişen hayatları ve o hayatın getirdikleriyle imtihanları... Okumanızı öneririm... Lüks yaşanan hayatlar hiç göründüğü gibi değilmiş, şöhret aslında iyi bir şey değildir...
#KitapYorumu
#SalkımHanımınTaneleri

Anadolu'dan İstanbul'a göç eden Durmuş,ailesiyle birlikte asker arkadaşı Bekir'in yanına geçici olarak yerleşir.Zamanla Bekir'in çevresiyle ilgili bilgiye sahip olan Durmuş,Bekir'in patronunun servetine ve karısına göz koyar.Tabi o zamanlar da bir de Varlık Vergisi çıkar ve vergi nedeniyle zor günler yaşayanların sıkıntılarını,vergiyi ödeyemeyenlerin Aşkale'ye sürgüne gönderilmelerini anlatıyor.Ama ben beğenmedim kitabı.İsmiyle bence çok alakasız.Çok ağır ilerliyor kitap.Ahlaki unsurlar ve siyaset ön planda.Gerisi de sizin okumanıza kalmış.
Eskişehir sokaklarında çok geç keşfettiğim bir sahafın raflarında rastladım Salkım Hanımın Taneleri’ne. Filminin aldığı ödüllerden dolayı kitabın ismine kulak aşinalığım vardı, merak edip aldım. Kalın kapaklı mavi bir kitap... Okumak bugünlere kısmetmiş.


Salkım Hanım’ın Taneleri... Kitabı okuduktan sonra bu kadar güzel bir kitap ismi ancak böyle vasat bir öyküyle hiç edilebilirdi dedim. Kalabalık karakter kadrosu ve kopuk kopuk bir sürü olaylar zinciri. Yazarın büyük ihtimalle ‘’burayı da okur hayal gücüyle tamamlasın’’ dediği bu olaylar biraz daha ayrıntılı anlatılsa kitap en fazla elli sayfa daha uzar ama daha sağlam bir kurguya sahip olurdu. Tabi filmini izledikten sonra kitaba haksızlık etmemek gerektiğine karar verdim. Çünkü senaryo çoğunlukla kitaba sadık kalmamış, seyircinin ilgisini çeksin diye işin içine biraz entrika katılmış, oyuncuların konuşturulmaları beklediğim gibi olmamıştı.


Karakter kadrosu hayli kalabalık olan ve birbiri ile bağlantılı birçok olayın yer aldığı bir kitap. Karakterlerin yolları bir şekilde birbirleriyle keşisiyor, bir olayın kitabın ilerleyen bölümlerindeki başka bir olayla mutlaka bir alakası bulunuyor.


Kitapta Varlık Vergisi yıllarının İstanbul’u anlatılıyor.


Varlık Vergisi ne peki? Varlık Vergisi İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda karaborsacılığı önlemek amacıyla savaş tedbiri olarak getirilmiş bir vergi. Görünüşte tüm halkı kapsıyor ama aslında İstanbul’daki gayrimüslim halka daha ağır yaptırımları olacak şekilde uygulanıyor. Verginin mimarı dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu. Vergi ile amaçlanan savaş şartlarında devlet gelirlerin ek kaynak sağlamak. Bu kısım kitapta şöyle ifade ediliyor:


Başvekil, İstanbul'dan on beş günde üç yüz milyon lira istiyordu. Cumhuriyet'in on yılda topladığı verginin yarısını on beş günde almayı kafasına koymuştu. (#33113800)


Vergi tahakkuk ettirilmeden önce birtakım cetveller hazırlanıyor, bu cetvellerde mükellefler belli harflerle ifade ediliyor; Müslimler M, Gayrimüslimler G, Dönmeler D, Ecnebiler E harfiyle gösteriliyor. Vergi Kanununun ise ne itirazı ne de temyizi var. Kimin ne kadar vergi vereceğini belirleyen Servet Tespit Komisyonları var ve mükelleflerin akıbeti bu komisyonların elinde. Hatta bununla ilgili olarak kitapta şöyle bir kısım yer alıyor:


Kırk yıllık maliye profesörü İbrahim Fazıl Bey hayretler içindeydi. Nasıl olur da, itirazı, temyizi olmayan bir vergi salınırdı. Beyanı olmayan bir serveti üç beş devşirme komisyon azasının keyfine bırakmak, sonra hasetlerin, tamahların hesabına devleti alet etmek Cumhuriyet'e yakışır mıydı?(#33113930)


Vergi Komisyonları’nın vatandaşlara tahakkuk ettirdikleri vergilerin açıklanmasının ardından gayrimüslimler kendilerine yüklenen bu ağır vergileri ödeyemedikleri için ellerindeki malları yok pahasına satmaya başladılar. Böylelikle hem İstanbul’daki malvarlıkları el değiştirmeye başladı hem de ekonomik sınıflar arasında bir değişiklik meydana geldi. Yok pahasına satılan bu malları alan kişiler İstanbul’un yeni zengin kesimi oldu.


Ancak satılan mallar birçok mükellefin vergi borcunu ödemeye yetmedi. Borcunu ödeyemeyenler Erzurum Aşkale’ye sürgün edilerek burda çeşitli işlerde çalıştılar. Kitapta anlatıldığına göre buraya gelen Kafiledeki herkese iki lira yevmiye ödeniyor, bunun bir lirası Varlık Vergisi borcuna mahsup ediliyordu. Bu hesaba göre sürgün edilenlerin vergi borcunu ödeyecekleri süre yüzyıllara denk geliyordu.


Kitabın bir bölümü Varlık Vergisi’nin bu sürecinden ve vergisini ödeyemeyen gayrimüslimlerin sürgündeki yaşamından bahsederken bir bölümü de kırsal kesimden İstanbul’a gelerek zamanla ticarete atılmış ve gayrimüslimlerin yok pahasına sattıkları malları alarak İstanbul’un zenginleri arasına karışmış kişilerden bahsediyor.


Peki ya kitabın adı nerden geliyor. Salkım Hanım, kitabın ana karakteri diyebileceğimiz Halit Bey’in annesi. Kitapta isminin geçtiği sayfa sayısı ya bir ya da iki. Salkım Hanım’ın salkım seklinde değerli taşlardan(tanelerden) oluşan bir kolyesi var, eşi Sabit Paşa’nın hediyesi. Bu kolye Salkım Hanım’dan gelini Nora’ya geçiyor. Ve bu kolye roman boyunca birkaç kez karşımıza çıkıyor. Olaylar içerisinde bu kolyeye türlü türlü anlamlar atfediliyor, okuyucuya gizemli bir halde yansıtılıyor. Son olarak da kitabın final sahnesinde karşımıza çıkıyor.


Film hakkında da birkaç şey söyleyecek olursak birincisi karakterlerin konuşturmaları hiç iyi yapılmamış, yabancı olan insanların en azından aksanlı konuşturulması gerekirdi, böylece izleyenler onların gayrimüslim olduğunu anlayacak ve kitabın vermek istediği mesaj filme de yansıyacaktı. İkincisi kitapta yer alan bazı çarpıcı kısımlar filmde hiç gösterilmemiş, oysa okurken dahi insan bu kısım filminde nasıl canlandırıldı acaba diye düşünüyor.


Bütün bunlara rağmen kitabın da filmin de onlarca ödül almış olması düşündürücü tabi :))
Insanin kaderini, ciz diye kendisine verseler, inan ki, yasadiginin disinda birsey cizemez. Bizim kaderimiz zaten bizim elimizde buyumus. Onu emzirdigin evlât gibi bağrına basacaksin.

Ben Oteki yayinevine ait sert kapakli kitabi okudum. Kitap kapagiyla cok ilgi cekicidir ancak icerigiyle bekledigim performansi vermedi. Filmini izlemistim uzun yillar once kitap ile film ise bence tamamen birbirinden ilgisiz..
Türkiye Cumhuriyeti Saroçoğolu Döneminde,Varlık Vergisi kanunun vatandaş üzerindeki olumlu olumsuz etkilerini görüyoruz.Haklı haksız kazanımlar ve kayıplar var.
İlk kez okuduğum Yılmaz Karakoyunlu kitabında her paragrafta farklı karakterleri,olayları yazmış olmasından ötürü takip etmek başlarda zor gelmiş olsa da bir anda kendini kitaba kaptırıyorsun.
nazım, yahya kemal ve adnan menderes birbirleriyle alakasız gibi gorunen hayata karşı takındıkları tavırlarla belki de zıt bahçelerde gezinen 3 adam ve bu üç adamın hayatta bir kez olsun birleştikleri tek nokta. Elem...cumhuriyet tarihinin en çalkantılı dönemine bir yolculuk vaad ediyor bu kitap bize. 3 adamın kesişen yolları, umutları,umutsuzluklari adeta bir oya gibi işlenmiş. ilk 150 sayfada ağır psikolojik tahliller okuru romanın içine girmek noktasında zorlasa da karakoyunlu'nun kalemi sonrasında bizi alıp adeta o günlerin canlı bir şahidi yapıyor. okuyun okutturun bu kıyıda köşede kalmış romanı.
"Fazilet, bir feyiz gibi içimizde varsa, düşman için bile duyulacak hüznümüz olur." Sürgünler, azınlıklar, dağılan aileler, ruh halleri...İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye'sinde yaşanan acıları anlatan, derinden etkileneceğiniz bir roman...
Okunur, sevilir.
kitabı ailemin bir tarafının göçmen olması dolayısıyla almıştım. almakla da çok iyi yapmışım. çünkü okurken mübadele dolayısı ile yaşanan acılara ortak olup onlarla birlikte evinizden, yurdunuzdan, vatanınızdan sadece birer bohça alıp bilinmeze doğru yolculuğa çıkıyorsunuz. onlarla beraber vatanından toprağından koparılmanın acısını hissedebiliyorsunuz. konu hakkında duygusal olduğum için kitap benim için bir solukta okuyup çok beğendiğim kitaplar arasına girdi. şimdiden herkese iyi okumalar.
Salkım Hanımın Taneleri kesit kesit bir dönemin Türkiye'sine ait bir kitap.Bu kitabın bir filminin yapıldığını söyleyeyim öncelikle... Bunun ışında kitabın gidişatı konular anlatılmak istenenler zaten film tadında etkileyici yanları var elbette ama bazı kısımların daha farklı bitmesini beklemiştim genel anlamda iyi bir kitap. İyi okumlar.
Fuardaki sahaftan aldığım eski basımlı bir kitap.Almak aklımda yoktu aslında ama almış oldum.Kitaba gelince kısa kısa on bir öyküden oluşan bir kitap.İçindeki bazı öyküler gerçekten okumaya değer.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yılmaz Karakoyunlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1936
Yılmaz Karakoyunlu, 1936 yılında İstanbul'da doğdu. Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi ni bitirdi (1955) Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu (1959) Georgia Üniversitesin'den MBA derecesi aldı. Michigan Üniversitesi'nden "Effective Management" Sertifikası sahibidir. Doktorasını İstanbul Üniversitesi'nde tamamlamıştır.

Kısa bir süre müfettişlik yaptıktan sonra Devlet Planlama Teşkilatına girdi. Finansman Şubesi müdürlüğünü üstlendi. İstifa ederek özel sektöre geçti. Yönetim kurulu üyeliği, başkanlığı, genel müdürlük ve genel koordinatörlük görevleri üstlendi. Batışıyla Türkiye'nin bir dönem ekonomisini ve siyasetini temelden sarsan Banker Kastelli şirketlerinin Genel Koordinatörlüğünü yapmıştır.

1995 yılı seçimlerinde Anavatan Partisi'nden İstanbul milletvekili seçildi. 1999 yılı seçimlerinde yeniden parlamentoya girip Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Ecevit Kabinesinde Devlet Bakanı ve Hükümet sözcüsü olarak TRT, Anadolu Ajansı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü, Özelliştirme İdaresi Başkanlığında sorumlu olarak görev aldı. Evli 2 çocukludur.

Mesleki ve edebi eserleri ile dikkat çekmiştir. Salkım Hanımın Taneleri romanı ile 1989 Yunus Nadi Roman ödülü birinciliğini kazanmıştır. Üç Aliler Divanı, Güz Sancısı, Çiçekli Mumlar Sokağı, Yorgun Mayıs Kısrakları, Ezan Vakti Bethoveen, Mevsimler Eskidi Biraz isimli romanları Doğan Kitap tarafından yayınlanmıştır. Güz Sancısı romanı 1991 yılında Türk Yazarlar Birliği Roman Ödülü Birinciliğini kazandı. Şiirlerini O Hayal Aynasından ve Rubailer isimli kitapta toplamıştır. 1999 yılında Edebiyat Alanında Mevlana Büyük Ödülüne Layık Görüldü. 2000 Yılında Nokta Dergisi Edebiyat alanında "DORUKTAKİLER" ödülüne layık görüldü. 2005 Yılında yayınlanan "Yorgun Mayıs Kısrakları" isimli romanıyle Türk siyasi tarihinin siyaet ve sanat kadrolarının aşkalrını ve mücadelelerini değerlendirdi. 2010 yılında yayınladığı Serçe Kuşun Sonbaharı isimli romanındaŞeyh Bedrettin'in hayatını ve sosyal tesirlerini romanlaştırdı. 2011 yılında Dogan-Egmont tarafından başlatılan çocuk romanları serisinde yayınlanan "Serin Kızın Gökkuşağı" isimli kitabını yayınladı.

Oyunları arasında Önce İnsan, Zirveden Sonra, Altın Huylu Doruklar, Romenos Diogenes, Ok ve Yay, Mavi Saplı Hayaller, Kuzguncuklu Fazilet sahnelendi.
Güz Sancısı romanı ve Zirveden Sonra oyunu ile Türk Yazarlar Birliğinin birincilik ödülünü aldı. Zirveden Sonra / Sokullu isimli oyunu 1991 yılında Türk Yazarlar Birliği "En İyi Oyun" ödülünü kazandı. Aynı Yıl Kültür Bakanlığı Tiyatro Ödülünü kazandı.

Salkım Hanımın Taneleri Romanı filme çekildi. 1998 Antalya Film Festivalinde 6 dalda birincilik ödülü aldı ve yılın en iyi sinema filmi seçildi. Filmin başrollerini oynayan Zuhal Olcay, Hülya Avşar, Kamran Usluer izleyicilerden çok büyük takdir topladılar.

1991 yılında yazılan Güz Sancısı Romanı, aynı isimle 2008 yılında filme çekildi. Baş rolü oynayan Beren Saat yılın en dikkat çeken sanatçısı oldu. Film 2009 yılı başında Yunanistan'ın Atina kentinde gala gecesi yapılarak seyircilere sunuldu. Bu gece münasebetiyle Güz Sancısı Yunancaya çevrilerek yeniden yayınlandı.

Yılmaz Karakoyunlu sevilen TV dizilerinde senaryo danışmanlığı görevini üstlenmiştir. Hatırla Sevgili, Elveda Rumeli, Karayılan, Her Şeye Rağmen dizileri Yılmaz Karakoyunlu'nun senaryo danışmanlığı ile gerçekleştirilmiştir. Çekime hazır senaryoları Kösem Sultan, Kızıl Kısrak, Karantinalı Despina, Beyaz Mahşer, Hakan (Abdülhamit)yayıma hazırlanmaktadır.

200 e yakın Türk Müziği şarkısı ve saz eserleri TRT Repertuvarındadır.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 294 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 107 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.