Yılmaz Odabaşı

Yılmaz Odabaşı

8.4/10
200 Kişi
·
747
Okunma
·
157
Beğeni
·
4.991
Gösterim
Adı:
Yılmaz Odabaşı
Unvan:
Yazar
Doğum:
Diyarbakır, 1962
Yılmaz Odabaşı, 1961 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlköğretimini Diyarbakır Erdil, Ankara, Kayseri ve Gaziantep’te, ortaöğretimini de Diyarbakır’da Diyarbakır Lisesi’nde tamamladı. Sonraki yıllarda önce “siyasal” nedenlerle, sonra da düşünce suçları kapsamında bir çok kez yargılandı. Tabela ressamlığı, otobüs şirketinde yazıhane katipliği, ilaç firmalarında tıbbi mümessillik ve kitapçılık yaptı. 1985-93 yılları arasında Diyarbakır’da 8 yıl gazetecilik yaptı. Bu dönemi anlatan "Güneydoğuda Gazeteci Olmak" adında bir kitabı da vardır. 1993 yılında siyasi baskılar nedeniyle Ankara’ya yerleşti. ‘81’den bugüne Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat 81, Yamaç, Yarın, Nitelik, Dönem Sanat Rehberi, Gökyüzü, Yugoslavya’da yayınlanan Tan ve Birlik Gazeteleri ile Çevren dergisi, Yeni Düşün, Broy, Parantez, Çağdaş Türk Dili, Temmuz, Cumhuriyet Dergi, Yazılı Günler, Yeni Yaprak, Varlık, Kedi Şiir, İnsan, Evrensel Kültür, İblis, Şairin Atölyesi, Gösteri, Edebiyat ve Eleştiri, İzlek ve Yine Hişt Gibi dergilerde şiirleri ve şiir konulu yazıları yer aldı. Bir kitabı Almanya’nın Köln şehrinde, bir kitabı da Irak’ın Dohuk kentinde yayınlandı. Bir çok şiiri değişik dillere çevrildi. rn 1987 yılında Temmuz dergisinin okur oylarıyla düzenlediği yarışmada birincilik ödülünü aldı ve yılın en beğenilen şairi seçildi. 1989 Tayad Şiir yarışmasında ikincilik, 1990 Cahit Sıtkı Tarancı şiir ödülü, 1992 Petrol-İş Sendikası IV. şiir yarışmasında ikincilik ödülleri aldı. Bir çok şiiri Grup Kızılırmak, Grup Yorum, Danimarka’nın ünlü müzik topluluğu Sawage Rose ve Onur Akın tarafından bestelendi ve şiirleriyle birçok kasete ad verdi.
'' Siz siz olun,Tutkularınızı, düşlerinizi, sevgilerinizi ve yolculuklarınızı ertelemeyin.Çünkü;dokunduğu her şeyi çürütür zaman.''
kaç zamadır yüzüm tıraşlı
gözlerim şafak bekledim
uzarken ellerim
kulağım kirişte
ölümü özledim anne
yaşamak isterken delice


Nevzat Çelik
"Kısa bir öyküdür hayat
Uğruna upuzun acılar çektiğimiz
Kısa bir türküdür
Bir kez daha söylemek için delirdiğimiz"
Ve Yılmaz Odabaşı

Kendisiyle uzun yıllar önce facebook paylaşımları aracılığıyla tanıştım. Kitabını elbette bu şehirde bulamamıştım. İnternette bulabildiğim kadarıyla şiirlerini okumuş, sevmiştim. İşte bu adam bu şiirleri benim için yazıyor demiştim.

Yıllar geçince unutmuştum adını. Kitabı olmayınca tekrar tekrar okuyamamış aklımdan çıkartmışım. Hatırlatan Mete'ye ve ismini yazamadığım birisine çok teşekkür ederim. Öğretmenim canım benim, seni ben pek çok severim. Renkli kalemleri sakla bir gün gelip alacağım senden.

Yılmaz Odabaşı 1962 Diyarbakır doğumlu ve tabi hukuk okurken 12 Eylül 1980 darbesi ile tutuklanan bir şair abimiz. Kendisi 80 darbesinin yarattığı ruhsal girdaplar sonucu dağlara çıkmak yerine şiire sığınmış. Bir kere adı kötüye çıkmasın insanın. Elbette ki edebiyat yapmasının önüne bir sürü engel konulmuş. Şiir notlarına el konulmuş kitap basması yasaklanmış. Sırf şiirinin ismi Pusuda yalnızlık olduğu için göz altına alınmış. Şair Orhan Veli ile beraber şiirleri yayınlandığı için Orhan Veli kod adı zannedilip her seferinde gözaltında tutulmuş. Orhan Veli'nin örgüt üyesi olmadığına hatta hayatta olmadığına bir türlü inandıramamış.

" Aşk zordu, iş zordu, düş zordu ve yazmak, üstüne üstlük ruh sağlığımızı korumak belki de sadece bizim için nedense çok zordu bu ülkede" diyerek durumu tek cümleyle açıklamış.

Şiir sadece ilham alan değil ilham veren olmak zorundadır. Bu yüzden şairler sadece gerçeklerde değil düşlerde de dolaşmalıdır. Bu konuda Yılmaz Odabaşı güzel bir başarı yakalamış.

Şiirlerine gelirsek, beni benden etti diyemiyorum çünkü zaten beni, bizi yani insanları anlatıyor. İnsandan ve yaşamdan beslenen şiirler, gerçeklerle açık açık yüzleştiriyor. Acıların insanı nasıl örseledigini anlatıp duruyor mısralarında.

Şiirleri rasyonel bir şekilde hayatınıza duygularınıza dokunuyor. Bıkkınlığı ve bıçkınlığıyla mısraları ayrı bir ses tonuyla konuşturuyor. İsyan süzgecinden geçirip okuyucuyu sunuyor.

Aşk olsun, nefret olsun, pişmanlık olsun bütün tahammülsüzlükleri kelimelere dizip şiirle feryadını gizlemeyen insan. Suları bıçaklamış. Bayat intiharların izini hem bileğinde hem yüreğinde taşımış. Tek kişilik yaşadığı aşkı kendi dünyasında kalabalıklaştırmış.

Şairin dili ise bazı şiirlerde bana çok fazla tanıdık geldi. Çoğu zaman kimi okuduğumu unutup kapağına baktığım oldu. İdeolojik olarak hep aynı şairleri okumayı sevdiğimden olsa gerek. Kim kimden esinlendi bilemiyorum ama sevdiğim bir tür olarak bolca şiir okumaktan mutlu oldum. Kitabı mecburen yarım bırakıyorum. Toplamda 11 şiir kitabı birleştirilmiş. Hem bitmesini istemiyorum hemde üst üste fazla bunalım bana iyi gelmiyor. Çünkü çok fazla içselleştiriyorum. Çünkü şair çok fazla başarılı.

"Şimdi ölsek;
En fazla kahvede çaylar soğur."

demiş. Bence ölmeden pek çok şiir bırakması gerek bu yeryüzüne…
Yine ben, yine bir antoloji...

Daha önce yazdığım "Dünya Şiir Antolojisi" incelemesinde; antolojilerin, öznellik-nesnellik sebebiyle tartışmalara açık olduğunu belirtmiştim. Yılmaz Odabaşı da tam bu minvalde bir seçkiye imza atmış.

Bakıldığında antoloji hazırlayanlar kişisel olarak düşünsel ve edebi herhangi bir şey üretmezler. Üretileni aktarırlar. Fakat yine de bu aktarımdan kişisel çıkarımlar yapmak mümkündür ki, ancak bu çıkarımlar antolojileri tartışmalı hale getirebilir.

Antoloji hazırlayanların; bir ayrıştırma, seçme işine girdiklerinde, siyasi ve dini görüşlerinden sıyrılıp, merkeze şiiri yerleştirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda, Yılmaz Odabaşı seçkisi ile ilgili, daha önce okuduğum bir eleştiride; antolojide Necip Fazıl Kısakürek ve Cahit Zarifoğlu gibi şairlere yer verilmemesi bazı kesimler tarafından siyasal islamcı şairlere (o ne demekse) yer verilmediği iddiasıyla yanlış yorumlanmış. Elbette bu kişisel kanaatim. Bu arada şunu da belirtmeliyim ki; antolojide, Edip Cansever, Özdemir Asaf, Cemal Süreya gibi birçok büyük şaire de yer verilmemiş. Fakat bu durum Necip Fazıl ve Cahit Zarifoğlu'nun eksikliğinden şikayet edenlerin hiç de gözüne batmamış. Hatta bahsi bile geçmemiş. Peki neden??? Buradan anlıyoruz ki; amaç, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Çünkü, antolojilerin amacı aynı zamanda bir eksiği de gidermektir. Bahsi geçen şairler birçok farklı antolojide yeterince yer almışken bu antolojide yer almaması isabet olmuş.
Yılmaz Odabaşı, 70'lerle birlikte hepimizin aşina olduğu birçok şairin yanı sıra, çok bilmediğimiz, kıyıda köşede kalmış şairlere de yer vererek geniş bir seçki hazırlamış.

Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisinin; daha önce şiir okumayıp da şiir okumak isteyen, fakat nereden başlayacağını bilmeyenler için güzel bir başlangıç noktası, az çok şiir zevki oluşmuş okurların, gözden kaçmış birkaç şair ve şiir tanımaları için ise güzel bir seçenek olabileceğini düşünüyorum.


İyi kitaplar...
"Yaban ve asi
Dağlara dağılan taylar gibi
Ve yangın...
Gençliğinin alazında bıçaklar gibi.."

Ah, ben şimdi seni nasıl anlatayım!

Yaralı desem, hasta desem, yorgun desem...
Gencecik ömrüne bin cehennem sığdırmış desem...
Ürkek desem mesela.. Narin desem..
Adı Nevin, desem..
Kanatları kırılmış bir kuş olduğunu söylesem..
" Ben kanadı kırık bir kuş filan değilim tamam mı, uçarım! En yükseklere, yükseklere uçarım!" dersin.

Peki ya sen..
Gönlü şiirden, mert bir adam desem.. Mal varlığı, kalbi ve cüreti olan. Düşleri aydınlık pencerelerde asılı kalmış.. Yasaklı, ruhu bile sanık..

" Haydi oğlum özgürlüğe! Haydi istikamet burnunun diki, tam yol ileri! "
Kim yenebilir seni!

Yılmaz Odabaşı gönül telime en çok dokunabilen şairlerden biri. Nesir de olsa, şiir de olsa, beni benden alıp götürmeyi başarıyorsa benim için çok özel bir yeri vardır. Zevkle okudum, milyon kere okurum..
Sen öyle güzel bir kitapsın ki... öyle güzel sevmeyi öğretiyorsun ki... ve öyle güzel içini dolduruyorsun ki okuyanın, insan yazmak yazmak ve yazmak istiyor. Çok güzel bir sevdanın, size bırakacaklarını okumak için zaman kaybetmeyin.
Toprak kokan, memleket kokan, insan kokan adam Yılmaz Odabaşı. Bu kitabında şiirlerini, duygularını, yüreğini döküyor satırlara; okumasını ve anlamasını bilene...
Şiiri bir dil olarak kullanmak ve gerçekleri, görülmesi gerekenleri şiire aktarmış hali gibi bu kitap. Şiirleri okurken istemsizce sesiniz yükselebilir ve kendinizi şiirlerinin arasında dolaşıyor halde bulabilirsiniz...
Keyifli okumalar.
Arkadaşlar... O kadar güzel ki... O kadar yani! Aşk hikayelerinden az da olsa zevk alıyorsanız, kesinlikle okuyun. Beğenmemeniz mümkün değil sanırım. O kadar güzel ki... Bu kitap bana hediyeydi. Manisa'dan İstanbul'a gelene kadar otobüste bitirdiğim bir kitap. Sanırım kendi rekorum bu. :) Ancak okusun diye paylaştığım bir arkadaşımdan bir daha geri dönmedi... Yazar imzalıydı, ona yanıyorum. Tekrar almak için çok aradım. Yok, yok, yok. Birkaç yüz milyon kez daha okumak istiyorum. Kesinlikle okuyun. Şimdi gidip satın alın ve okuyun!
Yılmaz ODABAŞI’nın severek okuduğum ‘’Kül Aşklar’’ adlı öykü kitabı güneydoğu coğrafyasında yaşama tutunmaya çalışan insanların tradejilerini öyküleştirerek çarpıcı portrelerle anlatıyor. Bence okumaya değer tasfiye ederim..
Hepimizin aşık oldugu bir şehir vardır içimizde Hele ki,uzaksa aşık oldugun şehir...
Hele ki,aşık olduğun şehir amed ise.
Ölümün,ihanetin,özlemin.korkunun,acının,haykırışlarını içinde barındırıyorsa bu şehir.
Acısıyla tatlısıyla gerçek yaşamın içindesindir.
Bu kitap baştan sona amed kokuyor iyisiyle-kötüsüyle...
*2009 Eylül Defteri Anıları.
Hatırladığım kadarı ile abimin elinde okuyor iken gördüğüm o sayfa cevirdikce bende arkasında Cat pat okumaya çalıştığım hayatıma giren ilk kitap.
Günlerce, Abimim kitabı bitirip kitaplığına koyacağı günü beklemiştim.
Ve nihayet o gün geldikten sonra tam 1 ay da okumaya çalıştığım her gün yaşımın ve kitabın ağırlığından olsa gerek sadece 10 sayfa okuya bildiğim kitapti.
Bugüne dair tanıdığım ilk yazar olan Yılmaz Odabaşı gerek aynı şehirde aynı sokaklarda büyümüşlüğün, gerek kitabın ikinci serisi olan *Şarkısı Beyaz'da anlattığı anıları ile bire bir aynı olayları yaşadığım bir yazar oluşu beni kendine ayrı bir yere siğdirmamı sağladı.
Bu kitapta; Yılmaz Odabaşı'nın gençlik anıları otobiyografi olarak karşımıza çıkıyor. Siyasi serüveni sürgünleri, mapushane hayatı, siyasi geçmişi ve yaşadığı anıları ilk okuyucusunu kendi akıntısına alıp götürebilecek kadar etkileyici olduğunu düşünüyorum.
10yil öncesinden aklımda kalan kitaptaki küçük ayrıntıyı hâlâ hafizamda silemedim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yılmaz Odabaşı
Unvan:
Yazar
Doğum:
Diyarbakır, 1962
Yılmaz Odabaşı, 1961 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlköğretimini Diyarbakır Erdil, Ankara, Kayseri ve Gaziantep’te, ortaöğretimini de Diyarbakır’da Diyarbakır Lisesi’nde tamamladı. Sonraki yıllarda önce “siyasal” nedenlerle, sonra da düşünce suçları kapsamında bir çok kez yargılandı. Tabela ressamlığı, otobüs şirketinde yazıhane katipliği, ilaç firmalarında tıbbi mümessillik ve kitapçılık yaptı. 1985-93 yılları arasında Diyarbakır’da 8 yıl gazetecilik yaptı. Bu dönemi anlatan "Güneydoğuda Gazeteci Olmak" adında bir kitabı da vardır. 1993 yılında siyasi baskılar nedeniyle Ankara’ya yerleşti. ‘81’den bugüne Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat 81, Yamaç, Yarın, Nitelik, Dönem Sanat Rehberi, Gökyüzü, Yugoslavya’da yayınlanan Tan ve Birlik Gazeteleri ile Çevren dergisi, Yeni Düşün, Broy, Parantez, Çağdaş Türk Dili, Temmuz, Cumhuriyet Dergi, Yazılı Günler, Yeni Yaprak, Varlık, Kedi Şiir, İnsan, Evrensel Kültür, İblis, Şairin Atölyesi, Gösteri, Edebiyat ve Eleştiri, İzlek ve Yine Hişt Gibi dergilerde şiirleri ve şiir konulu yazıları yer aldı. Bir kitabı Almanya’nın Köln şehrinde, bir kitabı da Irak’ın Dohuk kentinde yayınlandı. Bir çok şiiri değişik dillere çevrildi. rn 1987 yılında Temmuz dergisinin okur oylarıyla düzenlediği yarışmada birincilik ödülünü aldı ve yılın en beğenilen şairi seçildi. 1989 Tayad Şiir yarışmasında ikincilik, 1990 Cahit Sıtkı Tarancı şiir ödülü, 1992 Petrol-İş Sendikası IV. şiir yarışmasında ikincilik ödülleri aldı. Bir çok şiiri Grup Kızılırmak, Grup Yorum, Danimarka’nın ünlü müzik topluluğu Sawage Rose ve Onur Akın tarafından bestelendi ve şiirleriyle birçok kasete ad verdi.

Yazar istatistikleri

  • 157 okur beğendi.
  • 747 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 233 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları