Yılmaz Öztuna

Yılmaz Öztuna

Yazar
8.5/10
241 Kişi
·
566
Okunma
·
86
Beğeni
·
2989
Gösterim
Adı:
Yılmaz Öztuna
Tam adı:
Dr. Yılmaz Öztuna
Unvan:
Türk Tarihçi, Siyaset Adamı, Gazeteci ve Yazar
Doğum:
İstanbul, 20 Eylül 1930
Ölüm:
Ankara, 9 Şubat 2012
20 Eylül 1930 İstanbul doğumludur. İstanbulda lise tahsilinin yanında İstanbul Konservatuarına devam etti. 1950 eylülünden 1957 temmuzuna kadar Parisde kaldı. Parisin büyük kütüphanelerinde çalıştı. Paris Üniversitesi Siyasi İlimler Enstitüsünde Sorbonneda Fransız Medeniyeti kısmında, Alliance Françaisenin yüksek kısmında okudu ve Paris Konservatuarına devam etti. 13 yaşında ilk makalesi ve 15 yaşında ilk kitabı basıldı. 1969da Adalet Partisinden Konya Milletvekili seçilerek Ankaraya yerleşti. Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda denetleme kurulu üyesi, repertuvar kurulu üyesi, eğitim kurulu üyesi (Ocak 1966- Kasım 1981), Kültür Bakanlığında bakan başmüşaviri (1974-77), İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarında kurucu yönetim kurulu üyesi ve Türk Musıkisi Korosunda kurucu yönetim kurulu üyesi (1975den beri) , Yay-kur (Yaygın Yüksek Öğretim) üniversitesinde Osmanlı siyasi ve medeniyet tarihi öğretim üyesi (1975-78), Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarında 1969dan beri pek çok ihtisas kurulunda üye ve başkan oldu. 1974-1980 arasında Türkiye Cumhuriyetinin resmi ansiklopedisi olan ve Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanan Türk Ansiklopedisinin genel yayın müdürü olarak K harfinden T harfine kadar olan cildleri yayınladı. 1983 mayısında Milliyetçi Demokrasi Partisinin kurucuları arasında bulunarak merkez genel yönetim kuruluna seçildi, sonra istifa etti. 1985de Faisal Finans Kurumu müşaviri oldu.rnrnPek çok radyo ve televizyon programı yaptı, bunlarda konuştu. Bazı konuşmaları A. B. D. , Fransa, Avusturya gibi ülkelerin televizyonlarında yayınlandı. Bazı kitap ve yazıları çeşitli dillere tercüme edildi. Dünyada ilk defa olarak Türk Musikisi Tarihi kürsüsünü kurdu. "Büyük Türkiye", "Osmanlı Cihan Devleti", "Büyük Türk Hakanlığı" gibi son yıllarda çok kullanılan tarihi ve siyasi tabirler, Yılmaz Öztunanındır. Ayasofya Hunkar Mahfilinin ibadete açılması ve Topkapı Sarayında Hırka-i Saadet Dairesinde Kuran okunması, 1000 Temel Eser, Ankara Devlet Konser Salonu ve İstanbul Atatürk Kültür Merkezinin Türk Musikisine açılması gibi fikirler ve realizasyonlar Yılmaz Öztunanındır ve siyasi iktidara onun tarafından telkin ve kabul ettirilmiştir. Türk Kara Kuvvetlerinin ve Deniz Kuvvetlerinin evvelce yanlış olarak kutlanan yıldönümlerini bugünkü doğru başlangıç tarihleri ile kutlanmasıın sağlayan da Yılmaz Öztunadır. Birçok konferans verdi. 6 kıtada pek çok ülkeyi gezdi, devlet adamları ve halkla görüşerek incelemeler yaptı. Milletlerarası birçok kuruluşa üye seçildi.rnrnTürkiyede Osmanlı tarihinin çatışmasız bir anlayışla algılanmasında katkısı vardır. Türk Parlamenterler Birliği, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, Ankara Aydınlar Ocağı, Anadolu Klübü, Yahya Kemali Sevenler Cemiyeti, İstanbul Şehrini Güzelleştirme Derneği, Müsteşrikler Cemiyeti, WACL, APACL, NATO Parlamenterler Birliği, Parlamentolararası Türk - Japon ve Türk - Kore, Türk - Suudi Dostluk cemiyetleri, Avrupa Konseyi cemiyeti, Yılmaz Öztunanın üye, kurucu olduğu veya bulunduğu milli veya milletlerarası kuruluşlar arasındadır.rnrn1 Eylül 1998 tarihinden itibaren Türkiye Gazetesinin başyazarlığını yaptı. 9 Şubat 2012 tarihinde Ankarada vefat etti.rnrnESERLERi:rnrnBiR DARBENiN ANATOMiSirnrnYılmaz Öztuna bu kitabında 1876 askerî darbesini, Sultan Abdülazizin tahttan indirilmesive ölümü olayını, bütün detayları ile anlatıyor. Bütün o dönemin şahitlerinin ifadelerini naklediyor.rnrnTÜRK TARİHİNDEN YAPRAKLARrnrnTürk Tarihinden Yapraklar, Yılmaz Öztunanın 1968te İstanbul Radyosunda yaptığı konuşmalardan oluştu. Her konu, bir konuşmadır. 1969da Millî Eğitim Bakanlığının 1000 Temel Eser serisinin 11. kitabı olarak basılıp 20.000 tiraj bir haftada satıldı. 1992de Millî Eğitim Bakanlığınca Türk Klasikleri serisine alındı ve bu serinin 17. kitabı olarak basıldı. Şimdiye kadar 5 baskıda 58.000 tiraj yapan Türk Tarihinden Yapraklar artık klasiklerimiz arasına girmiş bulunuyor. Osmanlı ağırlıklı olmak üzere 2.200 yıllık tarihimiz içinde tam bir gezintidir.rnrnOSMANLI PADİŞAHLARININ HAYAT HİKAYELERİrnrnOsmanlı Padişahlarının Hayat Hikâyeleri, Yılmaz Öztunanın klasikleşmiş kitaplarından biridir. Nesiller tarafından ilgiyle okundu. Bu kitaba dayanılarak senaryolar, piyesler yazıldı, filmler çekildi. 12 Osmanlı hâkan-halîfesinin kronolojik olarak hayatlarından kesitler veren bu eser, Osmanlı tarihinin en çarpıcı taraflarını vurguladı. Konuşmalar, o çağların Türkçesi ile yazıldı. Olaylar, çok duru ve klasik bir dille tasvir edildi.rnrnTÜRK TARİHİNDEN PORTRELERrnrnBiyografi, tarihçinin edebiyata yaklaşabilme yeteneği ile orantılı bir türdür. Onun için, edebiyatın bir türü şeklinde de ele alınmıştır.Elinizdeki kitaptaki biyografiler, hayatları ve kişilikleri anlatılan şahsiyetlerin doğum sırasına göre kronolojik şekillerde sunuldu. En yaşlıları Bumın Kağan, en gençleri Turgut Özal olmak üzere... Hayatta bulunan bir kişiyi almaktan kaçındım.Tanıttığım şahsiyetlerin hepsinin Türk büyükleri, Türk dâhileri olmadıklarını sevgili okuyucularım hemen fark edeceklerdir. Daha mütevazi çapta büyükler de, Türke çok zarar vermiş birkaç kişi de alındı. Ancak çoğunluk, tarihimizin çeşitli alanlardaki dehalarından seçildi. Hiç unutulmasın, tarihin küçükleri de, tarihin büyükleri derecesinde milletlerin hayatını ve geleceğini şiddetle etkilemişlerdir.rnrnTARİH SOHBETLERİ I, II, IIIrnrnBiz bir cihan imparatorluğunun varisleriyiz. Geleceğimize dair görüşler ileri sürer, programlar yaparken geçmişteki bu muazzam siyasî ve medenî tecrübelerimizden sonuna kadar istifade etmek bizim en tabiî hakkımızdır. Millet ve devlet olarak misyonumuzu belirlemekte en sağlam ölçüyü de böyle bir tarih şuuru ile getirebiliriz. Bu itibarla aydınlarımızın ve gençlerimizin kendi tarihleri hakkında muhtelif cihetlerden bilgi edinebilecekleri eserlere ihtiyaç duydukları muhakkaktır.Ötüken, işte bu mülahazalarla, Türk tarih ve mûsıkîsine yaptığı değerli hizmetler ve verdiği kıymetli eserlerle haklı bir şöhret kazanan değerli yazar Yılmaz Öztunanın "Tarih Sohbetleri"ni üç cilt halinde sunmaktan şeref duyar.
Üzerinde yaşadığımız topraklar, atalarımızın bizim hesabımıza yaptıkları sonsuz mücadelelerinin eseridir..🇹🇷
“Yavuz Sultan Selim,2sene ve 2 ay süren ve Osmanlı tarihinde en uzun sefer-i hümayünu teşkil eden Mısır Seferi’nden 25 Temmuz 1518’de İstanbul’a dönmüştü.”
.

Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.

Selîmî (Yavuz Sultan Selim)

.
Yılmaz Öztuna
Sayfa 11 - Ötüken Neşriyat
Yeryüzünde ve bütün tarihte hiçbir aile,Osmanoğulları kadar dehâ sâhibi şahsiyetleri birbiri ardı sıra dizememiştir.
''Ey Türk Oğuz Beyleri! Üstten gök çökmedikçe, alttan yer delinmedikçe, bil ki, Türk milleti, Türk yurdu, Türk devleti, Türk töresi bozulmaz. Ey Türk milleti! Kendine dön! Su gibi akıttığın kanına, dağlar gibi yığdığın kemiklerine lâyık ol!'' Bilge Kağan
“Safevilerden ileri gelen bir çok kimsede esir düşmüştü . Bunların en mühimi Taclı Hanım idi.Şah’ın zevcesi idi. Taclı Hanım zırhlı, askeri kıyafette ve at üzerinde bulunuyordu.”
“Piri Mehmet paşa Yavuz’un son veziri-azamı olmuştur şiirlerinde “Remzi “mahlasını kullanan Piri Mehmet Paşa ulemadan Muhyiddin Mehmet Çelebi’nin oğludur. İlmiye yolunda yetişmiştir. Kendisi askeri sınıftan gelmeyen nadir Osmanlı vezirlerindendir. “
“Dönemin Şeyhülislamı olan Zenbilli AliCemal Efendi Piri Paşa’nın kendisinden az yaşlı amcası olmakla beraber sadarete tayininde bu akrabalığının tesiri yoktur.”
6649 syf.
·Beğendi·8/10
Osmanlı tarihine merak saldığım zamanlarımın hatırası olarak durur kitaplığımda. On yaşındayken tam bir yaz tatilinde on dört cildini de satır satır okuduğumu hatırlıyorum. İlk yedi cilt siyasî tarih, son yedisi medeniyet anlatısı. İlk cildinde Türkler gelmeden önce Anadolu ve Anadolu'ya gelmeden önce Türkler bahsi var. Koskoca bir tarihin derli toplu bir üslûpla anlatıldığı muazzam bir çabanın ürünü. Son cildinde yüzlerce sayfalık bibliyografyayı defalarca tavaf ettiğimi asla unutamam. 1703 yılına kadarki siyasî tarih çok teferruatlı, 1703-1839 arası hülasa edilmiş. 1965'ten bu yana Umumî Osmanlı tarihlerinin en iyisi. Uzunçarşılı'dan çok etkilenmiş olsa da çok daha sistematik. Bir devre tarihini sevdiren güzel insanın satırları. Pek çok hatası, pek çok eksiği var. Ama yine de çok kıymetli.
141 syf.
·Beğendi·8/10
Güzel bir tarihi eser. 3. Selim'den sonra kısa bir süre veliaht olan ve sonra Alemdar Mustafa Paşa sayesinde tahta çıkan sultan 2. Mahmud'un hayatının anlatıldığı bir eser. Yaşanan siyasi olaylar, isyanlar, savaşlar, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması, ıslahat hareketleri gibi pek çok şey detaylı bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca eşleri, çocukları, sadrazamları ile ilgili de bilgiler veriliyor. Yazarın her ne kadar Sultan Mahmud'u Kanuniden sonraki en iyi padişah olarak nitelemesi garip olsa da yine de okunmaya değer bir kitap.
256 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Bazı görüşlerine katılmasam da ( Özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti'yle ilgililer) okunmasını tavsiye ettiğim, kolay anlaşılan, tarihimiz hakkında sohbet tarzında yazılmış bir eser.
248 syf.
Bu kitap Yılmaz Öztuna'nın iki ciltlik eseri olan Osmanlı Siyasi Tarihi ve Osmanlı Kültür ve Medeniyeti adlı eserlerinin kısa bir özeti şeklindedir.
Öncelikle şu sorarak başlamak daha doğrudur;
1-Gerçek kitap dururken okumak doğru mudur?
Bu soruya cevap olarak hayır diyebilirim. Kitap içerisine alınan bilgiler düzenleyici olarak Mustafa Armağan'a göre seçilmiş olmasıdır. Ona göre dikakte değer bilgiler alınmıştır. Ancak gerçek kitap içerisinde son derece değerli bilgiler de es geçilmiş.
2-Tekrar amacıyla bir kitabın özeti okunabilir mi?
Bu soruya da cevap olarak evet diyebilirim. Eğer belirtmiş olduğum kitapları okuduysanız tekrar ve özet mahiyetindeki bu çalışma okunabilir. Bilgilerinizi tazeleyebilir ve birçok sohbette bunlar paylaşılabilir.
Bundan dolayı öncelik olarak Yılmaz Öztuna'nın o iki muhteşem eseri okunmalıdır. Bu kitap bilgisi olmayanlar için yoğun bilgiler içerip sıkıcı gelebilir, verilen bilgiler ağır gelebilir. Başlangıç düzeyinde olduğunu çok düşünmüyorum.
480 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Abdülaziz Han’a yapılan çirkin bir darbe planından, bunun bir uzantısı olarak darbecilerin nasıl bir padişahı hunharca katlettiklerinden bahsediyor. Yakın tarihe bakacak olursak sıkıntılarımızın temeli üç beş senelik bir zaman dilimi içerisinde değil. Başımıza gelenleri daha derinlerde aramamızı hatırlatacak bir kitap.
208 syf.
·Beğendi·10/10
Fatih Sultan Mehmed'in tarihi kişiliğini bilinmeyen yönleriyle anlatan kitapta özellikle Fatih'in bir insan olarak tarihi şahsiyeti üzerine duruluyor. Padişahın hayatından mühim kesitlerle günümüz insanına önemli mesajlar veriyor.İstanbul'un Fatih'ini sadece askerî yönleriyle, savaşçı kişiliği ile değil devlet adamlığı, teşkilatçılığı, yönetim kabiliyetleri ve ufkuyla tanımak isteyenler için sıra dışı bir Fatih biyografisi
208 syf.
Merhum Yılmaz Öztuna'nın çoğu Türkiye Gazetesinde yayımlanmış olan yazılarının derlendiği bir kitap. Hemen hepsi feyzini tarihten alan yazılar barındırıyor.
216 syf.
“İmparatorluklar yıkılmak için kurulur.” Büyük tarihçi İlber Ortaylı’nın ‘ Türklerin Tarihi’ adlı eserinde geçen bir cümle. Bununla giriş yapmak istedim. Türk’ün çift başlı kartalı devlet-i al-i Selçuk, başta Moğol akınları ve taht mücadeleleri nedeniyle ömrünü tamamlamıştı.Ve onun bakiyesinden kopan irili ufaklı Türk beylikleri Anadolu coğrafyasına yayılıp bulundukları yerlerde egemenliklerini ilan ettiler. Fakat hemen hepsi Selçuklu Devletinden boşalan Türk imparatorluk tahtına oturmak hevesinde idiler. Ve bu sebeple kendi içlerinde çatışmaktaydılar. Akıl kılıçtan keskindir düsturuna uyan Osmanoğulları Anadolu'daki çekişmelerle uğraşmayıp yönünü Batı’ya döndü. Ve uç beylerinin emrinde bir beylik iken doğru tercihler ile beylikten devlet olmaya adım attı.

Osmanoğlunun Türk devletleri ile vuruşmak gibi habis bir düşüncesi yoktu. Emelleri gaza anlayışı ile hareket ederek i'la-yı kelimetullah’ı yaymaktı. Bu düsturla hareket edip sınır boylarında akınlar düzenlediler. İslam fütuhatına göre hareket ettiler. Doğru iskan kararları vererek hem konar göçer oğuz boylarını yerleşik düzene geçirdiler, hem de fethedilen yerleri Türk İslam kıldılar. Türk tarihine geçen eşsiz utkular kazandılar. Daima kızıl elma Batıya doğru oldu. Ve bu nedenle de Osmanlı eyalet sistemi ilk olarak Rumeli Beylerbeyliği ile kuruldu. Anadolu Beylerbeyliği ise daha sonra kurulacaktı. Anadolu da henüz bir siyasi birlik tesis edilmemişti. Ertuğrul Gazi ile başlayıp Sultan II. Murad devrine kadar ki süreci anlatan Kuruluş, Türk’ün siyasi birliğinin yeniden tesisi ve Türk mührünün ilelebet dünyaya vuruluşunu anlatır. Okunması okutulması gereken değerde bir kitap. Çünkü kitapta genelde Batı tarihçilerinin Kuruluş devri padişahları için düşüncelerine de yer vermiş Yılmaz Öztuna. Birçok batı kaynağı Türk tarihini karalasa da içerisinde tarih şuuruna sahip kimselerde var. Objektif tarihçilik doğru olanı söylemeyi, yazmayı gerektirir.

1397 de Salona Piskoposu Dorotheus'un bir mektup yazarak Mora'daki zulüm ve asayişzlikten halkını kurtarmak için bizzat yurduna Sultan Yıldırım Bâyazıd Hanı davet ettiği çağrıda ve gelecekte Konstantinopolis'ten yükselecek olan; "Kardinal kavuğu görmektense Türk sarığı görmeyi yeğleriz." Nidası Alî Osman'ın her devirde merhamet ve adalet timsali olduğunu gösterir. Ve; merhamet ve adalet üzere olma Türk devletlerinin, yani Türk milletinin karakteristik özelliğidir. Ne diyor Şeyhim Edebalı " İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."
375 syf.
Cennet Mekan Hakan Sultan II.Abdulhamid Han Tarihe ismini altın harflerle yazdırmış olan bir şahsiyettir benim için. Devrinin bütün olumsuzluklarına rağmen daha önce yıkılması ve yutulması istenen Osmanlı Devletinin ömrünü uzatmış ve 33 yıl
tabiri caizse 7 düvele karşı tek başına savaşmış ve birçok başarı elde etmiştir. Olumlu gelişmelerinin yanında şüphesiz ki hataları da vardı. Bu hatalar bugün dile getirildiğinde kişisel yorum ve bakış açılarına göre değerlendirildiğinden herkes kendisine yakın/uzak gördüğü derecede değerlendiriyor. Bunlar yorumdan öteye geçmiyor ki artık değişebilecek birşey yoktur. Benim şahsi düşüncem ise bugün de sıkıntısını çekmiş olduğumuz kalifiye yetkin insan eksikliğinin onun döneminde en üst safhada olması bir çok olumsuzluğu beraberinde sürüklemiştir. Bugün II. Abdulhamid dönemini incelediğiniz de belki de Türk Tarihi boyunca yönetim kadrolarının sıklıkla değiştirildiği tek dönem olduğu görülecektir. Bunda izlenilen politika, batı hayranlığı, sultanın vehmi , şahsi çıkarların devletin önüne çıkması, milli ve manevi duyguların sindirilmiş olması sebep gösterilebilir. Ve dahi niceleri eklenebilir. Kitabın tek olumsuz yönü bazı kısımların tekrar tekrar yazılmış olması can sıkıyor.

Kitap hakkında kısmen bilgi aktarabilirim, fakat Cennet Mekan Hakan Sultan II. Abdulhamid Han hakkında hak ettiği derecede bilgi aktarmam mümkün değil. Çünkü bana göre övgülerin en güzeline layık. Kaldı ki onu tahttından hal ettikten sonra pişman olan zümre az değildir. Ve bunlar özellikle bu işe sebep olan maşalardır.

Bunlardan ilki ve en önemlisi Tal'at Paşa'dır ki II. Abdulhamid'in tahtan indirilmesinde en mühim rolü oynamıştır.

Öyle ki sebep oldukları savaşın/ların(Cihan Harbi) gidişatı hakkında fikrini almaya gitmiş ve kitapta yer aldığı şekliyle II. Abdulhamid'den şu tarihi cevabı almıştır.

"Bugün bile münferid mes'eleleri asli mes'elelerle karıştırıyor, adeta onlara daha çok ehemmiyet veriyorsunuz. İttihad-ü Terakki, benden sonra bambaşka bir siyaset takip etmiştir. Benim zamanımda Bosna-Hersek, bir Avusturya-Rusya mes'elesi idi; siz Osmanlı Avusturya mes'elesi haline getirdiniz. Girit, bir ingiltere-Rusya mes'elesi idi, siz Osmanlı-Yunan mes'elesi yaptınız. Asla affedilmez bir eser-i gaflet olarak Yunan-BUlgar kiliseleri arasındaki ihtilafı kendi elinizle hallettiniz ve Balkan ittifakına yol açtınız. Arnavutlar'ı Sırp,Karadağ, ve İtalyan tahriklerine açık hale getirdiniz. Meclis-i Meb'usan'da, hatta Meclis-i Âyan'da, gayrımüslim meb'uslarla, Türk ve Müslüman meb'uslar aleyhine ittifak etmekten çekinmediniz. Bu suretle gayrımüslimleri yanınıza alamadınız ama, Müslümanlar'ı gücendirdiniz ve Türkler'i ise incittiniz.İmparatorluğun dış muvazenesi yanında iç muvazenesini de bozdunuz. Muvazene bir defa bozuldumu, neticeyi kimse kestiremez. Yeni bir muvazene hazırlamadan eskisini bozdunuz. Balkan harbi çıkmasa idi, Cihan harbi çıkar mı idi? Şimdi Cihan harbini kimin kazanacağını bana soruyorsunuz. Söyleyeyim: Denizlere hakim olan taraf kazanır. Almanlar'ın tabii imkanları ve ham malzemeleri mahduddur, tükenir. Karşı taraf ise açık denizlere hakimdir. Almanya çok kuvvetli kara ordusuna güvenmiştir ama, bu orduyu, yıldırım harbiyle düşmanlarını mahvedecek şekilde kullanamamıştır. Ve işte harp, iki buçuk senedir uzayıp gidiyor. Bizim vaziyetimiz Almayanınkinden müşkildi. Zira biz bir çok harp malzemesi için Almanya ve Avusturya'ya muhtacız. Harbe girmemeliydik. Ama bir defa girdikten sonra, ordularımızı belli hududlarda toplamalı idik. Bu strateji ile bazı ülkelerin gözden çıkarılacağı açıktır. Fakat oraları harbin neticesine bırakmaktan başka çare de yoktur. Ancak Türk olmayan o ülkeleri, yerli halkı teşkilatlandırarak müdafaa edebilirdik. Siz ise, orduları, bütün hududlara yaydınız. İmparatorluğumuzun huduhları çok geniştir ve bütün hududları tutmak mümkün değildir. Türkiye, Almanya gibi derli toplu ve mahdud hududlu bir devlet değildir ki, her karış toprağı aynı güçle müdafaa edilebilsin. 93 harbinden sonra bütün bu mes'eleleri ben, Gazi Osman Paşa ve Gazi Muhtar Paşalarla pek çok konuşmuşumdur. Gerek onların, gerek diğer erkan-ı harplerin fikri, hududlarımız çok geniş olmasa idi, Rusya'ya karşı 93 Harbi'ni kazanacağımız merkezinde idi. Ama o zaman da ne tarafı tutacağımız bir türlü kararlaştırılamadı. Balkan Harbi'nden, Cihan Harbi'nden önce gelip benimle konuşacaktınız. Şimdi gelmeniz çok geçtir. Şimdi zaman da, imkanlar da daralmıştır. Ama Cenâb-ı Hak, mülk ve millet yolundaki himmetlerinizi müzdâd buyursun."

ve dönemin kalemlerinden dökülen mısralar ....

Yahya Kemal
Ey şehryâr-ı â'tıfet-âsâr-ı muhterem
Ey tâc-dâr-ı mâ'delet-efkâr-ı zü'l-kerem
Şensin, o pâdişâh-ı dil-âgâh-ı pür-himem
Kim vasf-ı hazretinde senin her ne söylesem
Ahrâdır ey hâlife-i pür-lûtf-u mâ'delet

Ahmed Râsim
Sen değil, nâ'şın hükümdâr-olsa elyakdır bize
Dönsün-etsin taht-ı Osmânî'ye tâbûtun cülûs

Ve batık bir saltanatı devralan Cennet Mekan Hakan Sultan II. Abdulhamid'in muazzam eserleri ;

Sultan Hamid'in yaptırdığı eserleri, açtığı müesseseleri burada saymak tamamen imkansızdır. Bir kaçınu anmak, bir fikir verebilir.

Fen fakültesi, edebiyat fakültesi, hukuk fakültesi (Mekteb-i Hukuk-i Şahane), siyasi bilgiler fakültesi (Mekteb-i Mülkiyye-i Şahane), tıp fakültesi (Mekteb-i Tıbbiyye-i Mülkiyye-i Şahane), (II.Mahmud'un kurduğu tıbbiye askeri idi), Beyrut, Şam, Bağdat, Selanik, Konya, Edirne şehirlerinde çeşitli fakülte ve üniversiteler, burada sayılmayacak kadar çok askeri orta ve yüksek mektepler, teknik üniversitesi (Mekteb-i Şahane-i Hendese-i Mülkiye, daha önce yalnız askeri ve bahri muhendisler yetiştiren Mühendishane-i Beri-i Hümayun ile Mühendishane-i Bahri-i Hümayun vardı), güzel san'atlar akademisi (Mekteb-i Şahane-i Sanayi-i Nefise), yüksek ticaret mektebi, Halkalı Yüksek Zıraat ve Baytar Mektebi, orman ve maadin mektebi, deniz ticaret mektebi, yüksek muallim mektebi, lisan mektebi, orta öğretimde, hemen her sancak merkezinde birer idadi (lise), eğer 4 sınıflı kolej ise "sultani" deniyordu ve hemen her kaza merkezinde birer rüşdiyye (ortamektep), kız ve erkek sanayi mektebleri, muallim ve muallime mektepleri, sağır, dilsiz ve kör mektepleri, ayrıca binlerce ilk mektep.

Birçok müze ve kütüphane kurduran, bunların örnek şekilde kataloglarını yaptıran II. Abdülhamid devrinde Darülaceze, Hamidiyye su tesisleri, yüzlerce sanayi, ziraat ve ticaret odası, belediye teşkilatı, telgraf hatları, postahane, demiryolu, şose, köprü, birçok fabrika meydana gelmiştir.

Bu hizmetleri sayesinde okuyan yetişen ilim ve irfan sahibi olan ama ferasetten uzak kişilerin 31 Mart gibi Tarihimizin lekelerinden sayılan bir olay ile padişahı tahttan indirmek için isyan çıkartmaları, ki bu isyan padişaha sadık 1. Ordu tarafından kolayca bastırılabilecek bir durumdayken bizzat padişahın emri ile olaya müdahil etmemeleri sonucu büyümüş ve amaçlarına ulaşmıştır. Sonrası malum zaten ülke bir savaşlar zincirine sokuldu ve milyonlarca insanımız bu savaşlarda hayatlarına veda ettiler.

Kitap II. Abdulhamid döneminde yaşanan olayları bana göre tarafsız bir şekilde dile getiriyor. Muhakkak okumanızı tavsiye ederim. Kendi dönemi ile birlikte Sultan'ın ailesi hakkında da bilgiler içeriyor. Ve II. Abdulhamid hakkında söylenmiş bir çok makale yer alıyor.

İçinde güzel bir soru barındıran ve günümüzü bir fotoğraf karesi gibi yansıtan şu alıntı ile bitirmek istiyorum.

Vambery'nin 1906'da yazdığı Pan-İslamizm adlı makalesinde tenkit ettiği ve muhtemel tehlikenin en zayıf yeri olarak gösterdiği husus, Müslümanların birbirlerinin dertöerine sıkıntılarına ilgisiz kaldığı idi. Mesela Endülüs'te Müslümanlar katledilirken yardım taleplerine diğer Müslümanlar kayıtsız kalabilmişlerdi. Sonra ki yıllarda bunun örnekleri görülmüştü. Öyleyse Müslüman cemaatini birbirine yaklaştıran unsur ya da unsurlar nelerdi?
200 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yazarımız, Osmanlı imparatorluğu'nun ciltlere sığmayacak olaylarının geçtiği 46 yıllık dönemini 200 sayfaya sığdırmayı başarmış. Haliyle bazı kısımlar ve kişiler biraz yüzeyel geçilmiş. Kanuni Sultan Süleyman'ın çocuklarının ve torunlarının anlatıldığı son kısımlar müsvette notları şeklinde karışık yazılmış. Sanki henüz düzenlenmemiş gibi. Kitapta geçen arapça kelimeler de oldukça fazla. Bu kitap yeniden düzenlenerek ve dili sadeleştirilerek elden geçirilse, özellikle ortaokul ve lise öğrencilerinin tarih derslerinde yardımcı olabilecek faydalı bir yaz tatili okuma kitabı olabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yılmaz Öztuna
Tam adı:
Dr. Yılmaz Öztuna
Unvan:
Türk Tarihçi, Siyaset Adamı, Gazeteci ve Yazar
Doğum:
İstanbul, 20 Eylül 1930
Ölüm:
Ankara, 9 Şubat 2012
20 Eylül 1930 İstanbul doğumludur. İstanbulda lise tahsilinin yanında İstanbul Konservatuarına devam etti. 1950 eylülünden 1957 temmuzuna kadar Parisde kaldı. Parisin büyük kütüphanelerinde çalıştı. Paris Üniversitesi Siyasi İlimler Enstitüsünde Sorbonneda Fransız Medeniyeti kısmında, Alliance Françaisenin yüksek kısmında okudu ve Paris Konservatuarına devam etti. 13 yaşında ilk makalesi ve 15 yaşında ilk kitabı basıldı. 1969da Adalet Partisinden Konya Milletvekili seçilerek Ankaraya yerleşti. Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda denetleme kurulu üyesi, repertuvar kurulu üyesi, eğitim kurulu üyesi (Ocak 1966- Kasım 1981), Kültür Bakanlığında bakan başmüşaviri (1974-77), İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarında kurucu yönetim kurulu üyesi ve Türk Musıkisi Korosunda kurucu yönetim kurulu üyesi (1975den beri) , Yay-kur (Yaygın Yüksek Öğretim) üniversitesinde Osmanlı siyasi ve medeniyet tarihi öğretim üyesi (1975-78), Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarında 1969dan beri pek çok ihtisas kurulunda üye ve başkan oldu. 1974-1980 arasında Türkiye Cumhuriyetinin resmi ansiklopedisi olan ve Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanan Türk Ansiklopedisinin genel yayın müdürü olarak K harfinden T harfine kadar olan cildleri yayınladı. 1983 mayısında Milliyetçi Demokrasi Partisinin kurucuları arasında bulunarak merkez genel yönetim kuruluna seçildi, sonra istifa etti. 1985de Faisal Finans Kurumu müşaviri oldu.rnrnPek çok radyo ve televizyon programı yaptı, bunlarda konuştu. Bazı konuşmaları A. B. D. , Fransa, Avusturya gibi ülkelerin televizyonlarında yayınlandı. Bazı kitap ve yazıları çeşitli dillere tercüme edildi. Dünyada ilk defa olarak Türk Musikisi Tarihi kürsüsünü kurdu. "Büyük Türkiye", "Osmanlı Cihan Devleti", "Büyük Türk Hakanlığı" gibi son yıllarda çok kullanılan tarihi ve siyasi tabirler, Yılmaz Öztunanındır. Ayasofya Hunkar Mahfilinin ibadete açılması ve Topkapı Sarayında Hırka-i Saadet Dairesinde Kuran okunması, 1000 Temel Eser, Ankara Devlet Konser Salonu ve İstanbul Atatürk Kültür Merkezinin Türk Musikisine açılması gibi fikirler ve realizasyonlar Yılmaz Öztunanındır ve siyasi iktidara onun tarafından telkin ve kabul ettirilmiştir. Türk Kara Kuvvetlerinin ve Deniz Kuvvetlerinin evvelce yanlış olarak kutlanan yıldönümlerini bugünkü doğru başlangıç tarihleri ile kutlanmasıın sağlayan da Yılmaz Öztunadır. Birçok konferans verdi. 6 kıtada pek çok ülkeyi gezdi, devlet adamları ve halkla görüşerek incelemeler yaptı. Milletlerarası birçok kuruluşa üye seçildi.rnrnTürkiyede Osmanlı tarihinin çatışmasız bir anlayışla algılanmasında katkısı vardır. Türk Parlamenterler Birliği, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, Ankara Aydınlar Ocağı, Anadolu Klübü, Yahya Kemali Sevenler Cemiyeti, İstanbul Şehrini Güzelleştirme Derneği, Müsteşrikler Cemiyeti, WACL, APACL, NATO Parlamenterler Birliği, Parlamentolararası Türk - Japon ve Türk - Kore, Türk - Suudi Dostluk cemiyetleri, Avrupa Konseyi cemiyeti, Yılmaz Öztunanın üye, kurucu olduğu veya bulunduğu milli veya milletlerarası kuruluşlar arasındadır.rnrn1 Eylül 1998 tarihinden itibaren Türkiye Gazetesinin başyazarlığını yaptı. 9 Şubat 2012 tarihinde Ankarada vefat etti.rnrnESERLERi:rnrnBiR DARBENiN ANATOMiSirnrnYılmaz Öztuna bu kitabında 1876 askerî darbesini, Sultan Abdülazizin tahttan indirilmesive ölümü olayını, bütün detayları ile anlatıyor. Bütün o dönemin şahitlerinin ifadelerini naklediyor.rnrnTÜRK TARİHİNDEN YAPRAKLARrnrnTürk Tarihinden Yapraklar, Yılmaz Öztunanın 1968te İstanbul Radyosunda yaptığı konuşmalardan oluştu. Her konu, bir konuşmadır. 1969da Millî Eğitim Bakanlığının 1000 Temel Eser serisinin 11. kitabı olarak basılıp 20.000 tiraj bir haftada satıldı. 1992de Millî Eğitim Bakanlığınca Türk Klasikleri serisine alındı ve bu serinin 17. kitabı olarak basıldı. Şimdiye kadar 5 baskıda 58.000 tiraj yapan Türk Tarihinden Yapraklar artık klasiklerimiz arasına girmiş bulunuyor. Osmanlı ağırlıklı olmak üzere 2.200 yıllık tarihimiz içinde tam bir gezintidir.rnrnOSMANLI PADİŞAHLARININ HAYAT HİKAYELERİrnrnOsmanlı Padişahlarının Hayat Hikâyeleri, Yılmaz Öztunanın klasikleşmiş kitaplarından biridir. Nesiller tarafından ilgiyle okundu. Bu kitaba dayanılarak senaryolar, piyesler yazıldı, filmler çekildi. 12 Osmanlı hâkan-halîfesinin kronolojik olarak hayatlarından kesitler veren bu eser, Osmanlı tarihinin en çarpıcı taraflarını vurguladı. Konuşmalar, o çağların Türkçesi ile yazıldı. Olaylar, çok duru ve klasik bir dille tasvir edildi.rnrnTÜRK TARİHİNDEN PORTRELERrnrnBiyografi, tarihçinin edebiyata yaklaşabilme yeteneği ile orantılı bir türdür. Onun için, edebiyatın bir türü şeklinde de ele alınmıştır.Elinizdeki kitaptaki biyografiler, hayatları ve kişilikleri anlatılan şahsiyetlerin doğum sırasına göre kronolojik şekillerde sunuldu. En yaşlıları Bumın Kağan, en gençleri Turgut Özal olmak üzere... Hayatta bulunan bir kişiyi almaktan kaçındım.Tanıttığım şahsiyetlerin hepsinin Türk büyükleri, Türk dâhileri olmadıklarını sevgili okuyucularım hemen fark edeceklerdir. Daha mütevazi çapta büyükler de, Türke çok zarar vermiş birkaç kişi de alındı. Ancak çoğunluk, tarihimizin çeşitli alanlardaki dehalarından seçildi. Hiç unutulmasın, tarihin küçükleri de, tarihin büyükleri derecesinde milletlerin hayatını ve geleceğini şiddetle etkilemişlerdir.rnrnTARİH SOHBETLERİ I, II, IIIrnrnBiz bir cihan imparatorluğunun varisleriyiz. Geleceğimize dair görüşler ileri sürer, programlar yaparken geçmişteki bu muazzam siyasî ve medenî tecrübelerimizden sonuna kadar istifade etmek bizim en tabiî hakkımızdır. Millet ve devlet olarak misyonumuzu belirlemekte en sağlam ölçüyü de böyle bir tarih şuuru ile getirebiliriz. Bu itibarla aydınlarımızın ve gençlerimizin kendi tarihleri hakkında muhtelif cihetlerden bilgi edinebilecekleri eserlere ihtiyaç duydukları muhakkaktır.Ötüken, işte bu mülahazalarla, Türk tarih ve mûsıkîsine yaptığı değerli hizmetler ve verdiği kıymetli eserlerle haklı bir şöhret kazanan değerli yazar Yılmaz Öztunanın "Tarih Sohbetleri"ni üç cilt halinde sunmaktan şeref duyar.

Yazar istatistikleri

  • 86 okur beğendi.
  • 566 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 439 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları