Yüksel Pazarkaya

Yüksel Pazarkaya

YazarÇevirmen
8.8/10
41 Kişi
·
120
Okunma
·
1
Beğeni
·
902
Gösterim
Adı:
Yüksel Pazarkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 1940
1958 yılında liseyi bitirip üniverite okuma amacıyla Almanya'ya gitti. Stuttgart Üniversitesi'nde kimyager olarak diplomasını alır almaz, aynı üniversitede okumaya devam etti. Daha sonra Alman Dili ve Edebiyatı ile Filozofi bölümünü de başarıyla bitirdi. 1973 yılında Edebiyat Bilimcisi olarak tanındı ve yaşamını yazar olarak sürdürmeye başladı. Birçok şiir, makale, roman ve çeviri yazıları yayınladı. 1961 yılında Almanca ve Türkçe'nin karışık olarak kullanıldığı tiyatro sistemini önerdi. 1962 yılıda arkadaşlarıyla birlikte Stuttgarter Studio adını verdikleri ilk amatör tiyatro gurubunu kurdu. 1986 yılında Köln'de bulunan Alman radyosu WDR'de redaktör olarak çalışmaya başladı. 2000 yılında Orhan Veli, Nazım Hikmet ve Aziz Nesin'in kitaplarını Almanca'ya çevirdi. Bu çevirileri yüzünden Dresden Teknik Üniversitesi (Technischen Universität Dresden) tarafından kendisine sanat ödülü (Chamisso-Poetikdozentur) verildi

Şiirleri: Koca Sapmalarda Bir Varlık (1968), Aydınlık Kanayan Çiçek (1974), İncindiğin Yerdir Gurbet (1979), Saat Ankara-Takvim Dizeleri (1981), Sen Dolayları (1981), Karanlıktan Yakınma (1988), Dost Dolayları (1990), Sen Dolayları - Sevgi Dolayları - Umut Dolayları (Üç şiir kitabı bir arada, 1992), Mutluluk Şiirleri (1995), Somut Şiirler (1996), Aynı Gökyüzü (1997). Hikâyeleri: Oturma İzni (1977), Yaban Sıla Okur mu? (1979).

Romanı: Ben Aranıyor (1989).

Oyunları: Ohne Bahnhof (Bekleyen Tren, 1967), Mediha (1992), Komşumuz Balta Ailesi (Almanca televizyon dizisi senaryosu).

Diğer eserleri: Orhan Veli Kanık (49 şiiri ve şairin tanıtımı, Almanca, 1966), Moderne Türkische Lyrik (Almanca Türk şiir antolojisi, 1971), Die wasser sind weiser als Wir (Almanca Türk şiiri antolojisi, 1971), Behçet Necatigil, Gedichefe (Şiirler 1972), Ağaca Takılan Uçurtma (Çocuklar için şiir antolojisi, 1974), Oktay Atatürk'ü Anlatıyor (1982), Rosen im Frost (Zemheri Gülleri, 1982), Solingen'den Sonra Almanya Üzerine (1995), Kara Bıyıklıların Aksakalı Demirtaş Ceyhun (2004).
Seksen yaşına da gelseniz , yüz yaşına da gelseniz , her zaman yepyeni bir mucizeyle karşılaşabilirsiniz.
Yüksel Pazarkaya
Sayfa 136 - T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları 2500
Szilard: Üstadım, her acının bir ilacı, her yaranın bir umarı vardır.
Einstein: Evet, her ilaç yeni bir acıya başlar, her umar yeni bir yara açar.
Yüksel Pazarkaya
Sayfa 17 - T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları 2500
Şimdi ben kendi kendime gülüyorum demek ki deliyim... Peki, Hitler, örneğin Hitler akıllı mı? Adam neredeyse hiç gülmüyor . On binlerce insanı toplama kamplarına tıkıyor, zindanlara atıyor , kışlalarda talime tabi tutuyor, binlerce insanı can havliyle , yaşam korkusuyla ülkeden kaçırmaya zorluyor ve ordularıyla komşu ülkelere saldırıyor. Daha da yapacaklarından gayrı ... Akıllı mı şimdi bu adam;
Yüksel Pazarkaya
Sayfa 14 - T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları 2500
Müzik , en arı, duru sanat...Müzik yaparken her şeyi unutmak gerekiyor . Hatta sözü bile...
Yüksel Pazarkaya
Sayfa 2 - T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları 2500
Vay benim zavallı dünyam. Atom savaşına gerek kalmayacak bu kafayla, senin soluğunu tıkamak için.
Yüksel Pazarkaya
Sayfa 77 - T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları 2500
Evrende eskimek diye bir şey yok... Değişim var dönüşüm var ama eskimek yok...Hele alışılmak diye şey hiç yok... Bunların hepsi keyfi kavramlar. Görecelik ne eskir, ne alışılır.
Yüksel Pazarkaya
Sayfa 3 - T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları 2500
Hangi zihinle okuduğunuza bağlı olarak değişebilen bir kitap Faşizmin Kitle Psikolojisi. Ben çok beğendim, bu yüzden çekinmeden on üzerinden on vererek değerlendireceğim, ama bu kesinlikle onun yüzde yüz doğru olduğunu ya da mükemmel olduğunu göstermiyor. Çünkü belli bir bilgi birikimi olmadan okunabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum ve ben ne yazık ki o belli bilgi birikiminin kıyısına öyle çok da yaklaşmamışken okudum; bu durum, her şeyi değiştirmek zorunda kalıyor, zira böylece incelemem yetkin olmuş olmuyor. Bunu dikkate almanızı önermek durumundayım.

Bir kere Reich'ın ne dediğini, ne demek istediğini çok iyi kavramak gerekiyor; bu da asla onu direkt okuyarak yapılabilecek bir şey değil. Yazdıklarının tüm açıklığına rağmen, topluma bağlı olarak ortaya çıkan bunalımlı yapısı, anlaşılırlığına gölge düşürebiliyor. Kendisi kitapta sıkça, "Hitler de bunu bilmeyerek yapmıştır." (Bu Hitler savunması değildir, yaptığı çirkin şeylerin özünde ne olduğunu bilmediğine dikkat çekmek istemiştir; cümlenin yalınlığı yanıltmasın.) tarzında eleştiriler getiriyor; bu eleştirilerindeki gibi, onun cümlelerinin de bilinmeyerek farklı anlamlara çıktığını düşünüyorum. Ancak burada ne yaptığını bilmeyen Reich değildir, o yalnızca içinde bulunduğu bunalımlı bilgin rolüyle yanlış anlaşılmalara sebep olmuş olabilir. Zira bundan önce okuduğum "Dinle Küçük Adam"ında da beni yanlış düşünceler içerisine itmiş, uzun bir sorgulamanın ardından kendini kabul ettirebilmişti. Bu gibi sebeplerden, buraya bir "Faşizmin Kitle Psikolojisi okunmadan önce bilinmesi gerekenler" içerikli birkaç şey sıralamak istiyorum:

1- Frankfurt Okulu nedir, ne değildir; mutlaka öğrenin.
2- Wilhelm Reich hakkında, hiç değilse, asgari miktarda bilgiye sahip olun.
3- Faşizm nedir, ne değildir; bilin.
4- Psikolojiye olan ön yargılarınızı müsait bir yere bırakın.
5- Freud ve Marx ile ilgili birkaç temel şeyi kesinlikle kavrayın.

Bu kitap, ancak, yukarıda saydığım şeylerden sonra tam anlamıyla anlaşılabilir -ki ben de bunu yapmış değilim, bu yüzden tekrar okuyacağım.

Niçin on üzerinden on olduğuna gelelim o zaman. En önemli sebep, aktarmada bilginin yeterli olmayacağına olan inancım. Reich yalnız bilmekle kalmıyor, bildiklerini olabilecek en etkili şekilde anlatıyor. Bir yığın alıntı ekleyip düşüncelerini kanıtlamaya çalışmıyor; aksine, Hitler'in kitabından (Kavgam) kesitler alıyor, faşist parti taraftarlarının yazılarından alıntılar yapıyor ve inceliyor, derdi kanıtlamak değil. Bildiğini, herkeste olmasında ısrarcı olduğu sorumluluk duygusuyla aktarmaya çalışıyor. Yer yer söylemlerinin keskinleştiğini hissedebilirsiniz, ama inanın, onu azıcık tanısanız, bu söylemler aslında nereye çıkar, kestirebilirsiniz.

İkinci önemli sebep, yalnızca inceleme yapmak derdinde olmayışı; her incelemesinin ardından kısaca çözüm getirecek bir şeyler söylüyor ve bununla da yetinmiyor, kitabın son sayfalarını tamamen çözüm arayışına bırakıyor.

Üçüncü sebepse, yaşadıklarına ve hislerine rağmen (Dinle Küçük Adam'ı dikkatli gözlerle okuyarak bu konuda net bir fikre sahip olabilirsiniz.) umudundan vazgeçmiyor oluşu. Değişime inatla inanıyor, bu öyle önemli ki...

Bu ilk okumamdan çıkarımlarımın hissettirdiklerini açıklayan kısa bir özet. Ve hal böyleyken bile, gönül rahatlığıyla önerebilirim.

Dikkatli okumalar.
İnsan ruhunun karmaşasını, açmazlarını, tutkularını sağlam kurgular içinde ayrıntılarla incelterek yansıtan Zweig'in öykülerinden bir seçki.
Hikayeler farklı isimler tarafından Almanca aslından çevrilmiş. Kitap içeriğindeki çoğu benzer adlarla başka kitaplar içinde de yayınlanmış öyküler şöyle;
Kitapçı Mendel
Yürüyüş
İki Yalnız
Orman Üstündeki Yıldız
Geç Ödenen Borç
Fantastik Gece
Amok Koşucusu
Meçhul Bir Kadından Mektup
Lyon,da Düğün
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Prater Baharı ~ Bir Novel
Bir Çöküşün Hikâyesi
Mürebbiye
Haç Nişanı
Unutulmaz Bir İnsan ~ Bir Yaşantı
Kadın ve Doğa
Kısa Bir Yaz Öyküsü
Avare
Unutulmuş Düşler.
Varış ya da vuslat anlamına gelen Advent, Hristiyan dünyasında İsa'nın doğum şenliği olarak kutlanan Noel'e varış öncesi dört pazar gününü kapsayan, kutsal sayılan sürenin adıdır. Bu sürenin sonunda 24 Aralık günü İsa'nın doğumuyla vuslat gerçekleşir.
Advent kitabındaki şiirler, bu atmosferi yansıtırken Hıristiyanlığın insana ve topluma yönelik huzur, barış ve sevgi iletilerini sızdırır. (Kitabın önsözünden)

Şiirlerde yukarıdaki açıklamaları açık seçik bulmak kolay değil, en azından çoğu için. Şiirlerde güzel bir tını ve usta bir sanatçıyı görmek mümkün...
Savrulanlar, Almanya'ya giden işçilerin, geri bıraktıklarının, yanlarında götürmeye çalıştıklarının, yanlarında götürdüklerinin, cehaletin dramını anlatan bir roman. Şimdi düşünün; Anadolu'nun bir köyünde yaşıyorsunuz ve yaşadığınız şehrin merkezini bile görmemişken, ülkenizin gelişmiş bir şehrini bile görmemişken Avrupa'nın bağrında son teknoloji bir fabrikada işçi oldunuz... Birden bire, aniden, hiç bir hazırlığınız yokken, okuma yazma bile bilmiyorken. Savrulmaz mıydınız?
Çağdaş Türk yazınının Almanya’daki önemli temsilcilerinden Yüksel
Pazarkaya da tiyatro oyununa esin kaynağı olan bu geleneksel öyküyü,
günümüzün önemli sorunlarından biri olan yabancı düşmanlığı çerçevesinde
işlemektedir. Oyunda, gelenekteki “Şirin” yine Şirin olarak korunmuş, ablası
“Mehmene Banu”nun yerini Şirin’in annesi Mehlika almış, öykünün
“Nakkaş Ferhat”ı ise Alman ressam Volkart’a dönüşmüştür. Mehlika’nın bir
kadın olarak Volkart’a duyduğu yakınlık, Şirin ve Volkart’ın birbirlerini
görür görmez vurulurlar. Gelenekte olduğu gibi bir aşk üçgeni çevresinde gelişen olaylar giderek toplumsal bir mücadeleye dönüşecektir.
Ellili altmışlı yıllarda uluslararası bir akım olarak olarak somut şiir akımının hem uygulamadaki, hem düşünsel-kuramsal odağı, felsefeci, estetikçi yazar Max Bense'nin etrafında oluşan Stuttgart Okulu'dur.

Kitaptaki şiirler bazen bir kelime bazen sadece bir harf kullanılarak, görsel olarak oluşturulmuş bir yapıya sahip.

En sevdiğim şiirler: 1969 seçimi, yörük kuş, örgütlenmek, kuşu kurtarmak, dayanışma, şah taç- halk aç, ekmek özgürlüktür, yarın bayramdı, kırılacak eşya,
1896'da çıkan kitap şairin ikinci kitabı. Rilke biraz kendi iç dünyasına gömülü bir şairdir, bazı taraflarıyla abartılı da gelir yaşamın nasıl ele alınmasıyla ilgili, sevgiye bakışı falan. Ancak bugünün şiirinde pek bulunmayan saf lirizmi özleyen okur için önerilir. Kitapları ucuz ve hacmi fazla olmadığından şairin tüm kitaplarını kronolojik sırayla okumak daha mantıklı geliyor. Haydi iyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yüksel Pazarkaya
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 1940
1958 yılında liseyi bitirip üniverite okuma amacıyla Almanya'ya gitti. Stuttgart Üniversitesi'nde kimyager olarak diplomasını alır almaz, aynı üniversitede okumaya devam etti. Daha sonra Alman Dili ve Edebiyatı ile Filozofi bölümünü de başarıyla bitirdi. 1973 yılında Edebiyat Bilimcisi olarak tanındı ve yaşamını yazar olarak sürdürmeye başladı. Birçok şiir, makale, roman ve çeviri yazıları yayınladı. 1961 yılında Almanca ve Türkçe'nin karışık olarak kullanıldığı tiyatro sistemini önerdi. 1962 yılıda arkadaşlarıyla birlikte Stuttgarter Studio adını verdikleri ilk amatör tiyatro gurubunu kurdu. 1986 yılında Köln'de bulunan Alman radyosu WDR'de redaktör olarak çalışmaya başladı. 2000 yılında Orhan Veli, Nazım Hikmet ve Aziz Nesin'in kitaplarını Almanca'ya çevirdi. Bu çevirileri yüzünden Dresden Teknik Üniversitesi (Technischen Universität Dresden) tarafından kendisine sanat ödülü (Chamisso-Poetikdozentur) verildi

Şiirleri: Koca Sapmalarda Bir Varlık (1968), Aydınlık Kanayan Çiçek (1974), İncindiğin Yerdir Gurbet (1979), Saat Ankara-Takvim Dizeleri (1981), Sen Dolayları (1981), Karanlıktan Yakınma (1988), Dost Dolayları (1990), Sen Dolayları - Sevgi Dolayları - Umut Dolayları (Üç şiir kitabı bir arada, 1992), Mutluluk Şiirleri (1995), Somut Şiirler (1996), Aynı Gökyüzü (1997). Hikâyeleri: Oturma İzni (1977), Yaban Sıla Okur mu? (1979).

Romanı: Ben Aranıyor (1989).

Oyunları: Ohne Bahnhof (Bekleyen Tren, 1967), Mediha (1992), Komşumuz Balta Ailesi (Almanca televizyon dizisi senaryosu).

Diğer eserleri: Orhan Veli Kanık (49 şiiri ve şairin tanıtımı, Almanca, 1966), Moderne Türkische Lyrik (Almanca Türk şiir antolojisi, 1971), Die wasser sind weiser als Wir (Almanca Türk şiiri antolojisi, 1971), Behçet Necatigil, Gedichefe (Şiirler 1972), Ağaca Takılan Uçurtma (Çocuklar için şiir antolojisi, 1974), Oktay Atatürk'ü Anlatıyor (1982), Rosen im Frost (Zemheri Gülleri, 1982), Solingen'den Sonra Almanya Üzerine (1995), Kara Bıyıklıların Aksakalı Demirtaş Ceyhun (2004).

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 120 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 219 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.