Yunus Emre

Yunus Emre

Yazar
8.8/10
186 Kişi
·
592
Okunma
·
482
Beğeni
·
8.737
Gösterim
Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.
Yan yüreğim yan, gör ki neler var
Bu halk içinde bize gülen var.
O gülen gülsün, dost bizim olsun
Gafil ne bilsin, Hak'kı seven var..
Yusuf'u kaybettim Kenan ilinde
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz
Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz
Bu ne yaredir ki çare bulunmaz

Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Yunus öldü deyu selan verirler
Ölen beden imiş, aşıklar ölmez
“Maharet güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir.
Cihan, alem herkes bilsin ki, en büyük ibadet sevebilmektir. “
140 syf.
·5 günde·9/10
Uzun süre okumak isteyip de okuyamadığım bir kitaptı. 100 Temel Eser içerisinde olması zaten benim okumam için sebepti. Tabi okumaya iten TRT 1' de Yunus Emre'yi anlatan dizi de oldu ya neyse... Kitaba geçelim...

Benim okuduğum yayınevi Kumsaati'ydi. Dili baya ağır geldi bana. Yabancı kelimeler çoktu ama içerisinde alınacak alıntılar ve o dersler harika.. Tüm şiirler dörtlükten olmuşmuş. Şiirlerin en son satırı en can alıcı nokta olmuş ve kendi ismiyle bağlamış. İçerisindeki şiirlerin yarısı ilahi olmuş. Tasavvufi yönünü hiç dememe gerek yok zaten özdeşleşmiş bir isim.

Kısa bir kitap gayet güzel ve okunulabilir. Lütfen güzel bir yayınevinden güzel bir dille okumanızı tavsiye ederim. Ağır kelimeler sizi uzaklaştırmasın... İyi okumalar...
100 syf.
·Beğendi·10/10
Yunus Emre şiirleri kitabındaki her bir şiiri çok güzel buldum. Yunus Emre çok büyük bir yazar'dır. Okuduğum ilk kitabı bu oldu ve onun diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Beğendim. Güzel bir kitaptı okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar:)
140 syf.
"Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler" adlı kitabını, 7. sınıfta, bir gün sınıfça kitap fuarına giderken almıştım. Aldığım o gün, okumaya başladım.Yunus Emre'nin şiirlerini...
Kitabın dili biraz ağır olsa da, şiirlerinin hepsi muhteşemdi..
Yunus Emre'nin şiirlerinin kulaklarınızda ninni, dilinde ilâhi olarak çınlayıp durduğunu hayretle farkedeceksiniz. Bu güzel kitabı herkese tavsiye ederim..
352 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Eser, Türk ulusunun yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden biri olan Yunus Emre hakkında kayıtlara geçmiş çok az şey bilinmekte olduğunu özellikle vurgulayarak başlıyor...

Yunus Emre'nin eserleri arasında yer alan, Yunus Divanı'nda toplanmış şiirleri aruz ve hece ölçüleri ile yazılmış olan en bilindik Divan'ıdır. Bu eserin 15. yüzyılda kopyalandığı bilinmekle beraber eser Süleymaniye Kütüphanesi- Fatih bölümünde bulunan el yazması kopyasıdır. Fakat bu yapıtın aslı veya en eski kopyasının olup olmadığını saptamanın çok zor olduğu bilinmektedir...

Yunus Emre, Allah'a ulaşmanın yolunun insanı sevmekten geçtiğini anlayabilmesi için, önce Hacı Bektaş Veli'nin dergahını ziyaret eder ve sonrasında Taptuk Emre'nin dergahında doğru yola çıkar....

Bu dergahta mürid oluşunun ve ölümüne kadar yaşadığı olay örgüsünü kısa hikayeler halinde okurlar ile buluşturan eser, okurken insanın kendini görmesini sağlayan bir kitap olmuş...


Yunus Emre'nin şiirlerinin yer aldığı, tasavvuf ve aşk hakkında yazılmış Yunus'u Yunus yapan, aşka ve sevgiye daha farklı bakmamızı sağlayacak olan bu kitap, şiirler de ki aşk ile insanın yüreğinin ısınmasına sebep oluyor...
423 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yunus Emre şiirlerini anlamak için tasavvuf un ne olduğunu bilmek gerekir.Tasavvuf;yetmiş iki millete bir göz ile bakmayı,ömürlerinde bir kez olsun gönül yıkmamayı,kendilerine fenalık edenlere bile iyilikle karşılık vermeyi,aza kanâat etmeyi,çok ibadet etmeyi,uykudan,yemeden,içmeden ve dünya nimetlerinden vazgeçmeyi,gülmekten ziyade ağlamayı,yalnız kalmayı,yüzü yerde olmayı,kibir ve gururu silmeyi öğütler.Yunusun derdi Ten kafesi içine hapsedilmiş can kuşunu kurtarmak,manevi feyizler ile Allah a kavuşmak ve bu halin verdiği zevki yaşamak,sadece dost bildiği Allah ı istemek ,ondan başka hiçbir şey ile meşgul olmamak’tır.Yunusun Divanını okuduğunuzda insanları dostluğa,birbirini anlamaya,birbirlerine zulmetmemeye,fâni dünyaya bel bağlamamaya,sulha ,sükunete ve İslam ın bildirdiği kaideler çerçevesinde hayatı yaşamaya çağırdığını görürsünüz.Yunus Emre yi bugün modern Türkiye nin tanımasında Fuat Köprülü’nün araştırma ve incelemeler yapmış olması şiirleri tertip etmesi etkili olmuştur.Yunus Emre nin Türk -İslam tarihinde ki rolü önemlidir.Kösedağ Savaşı ndan sonra Moğolların saldırılarından kaçan türkmenler Anadolu ya sığınmış ve devlet otoritesinin kalmadığı,güven huzur ortamının yerini kargaşa ile anarşiye bıraktığı yıllarda Yunus Emre gibi mutasavvıf bir kişilik Anadolu da en ücra yerlere kadar dolaşmış şiirleri yolu ile manayı anlatmaya çalışmıştır.O kargaşa günlerinde manevi bir yardım eli gibi Türkmenleri bir arada tutmaya hizmet eden şiirlerini dile getirmiştir sade türkçesi ile..Yunus Emre hayatı boyunca Kabeye gelmiş,Konya da Mevlana ile görüştüğü de şiirlerinden yola çıkılarak tespit edilmiştir.Beni en çok etkileyen mısraları ise;

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil

İslamı Allaha kulluk yönü ile İlişkiler arasında ince bir çizgide yorumlaması özgündür.
İçinizin ferahlaması ihtiyacına binaen okunası bir kitaptır.
141 syf.
·10/10
Yunus Emre binlerce kişisel gelişim kitabının yalandan vaat ettiğini gerçekleştirebilen bir âlim ,
Yunus Emre insanlığın en değerli aynası,
Yunus Emre hümanizmin ta kendisidir,
Yunus Emre psikolojinin piri,
Yunus Emre gönül,ruh şifacısı,
Yunus Emre varoluş hastalığının en büyük doktoru, Yunus Emre en büyük Aşk'a gönül vermiş hak yolcusu.
Anlatmaya kelimelerim yetmiyor ...

Yolunu bulamadan dünyada sürüklenen ruhunuza, amaçsızlıkla geçen yıllarınıza, boşa geçen bir ömre oturur ağlarsınız. Sonra Yunus Emre'den bir satır okursunuz sizi yaralarınızı sarar , göz çeşmenizi tamir eder , "Olsun be yaradan var! ,Sanma zâlimin ettiği kârdır."diye geçirttirir içinizden .

O kadar yalın akıcı bir dille yazılmış ki eser Cemal Süreya'nın dediği gibi ;
"Yunus ki süt dişleriyle Türkçenin
Ne güzel biçmişti gök ekinini " Herkes çok rahat keyif alarak okuyabilir.Edebiyat derslerinde duyup taa şimdi okuduğum için ah be dedim!
Siz ah be demeyiniz ! Mutlaka okuyunuz!
192 syf.
·3 günde·10/10
Miskinlikten buldular
Kimde erlik var ise
Merdivenden ittiler
Yüksekten bakar ise

Gönül yüksekte gezer
Dembedem yoldan azar
Dış yüzüne o sızar
Içinde ne var ise

Ak sakallı pir koca
Bilmez ki hali nice
Emek vermesin hacca
Bir gönül yıkar ise
568 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Adını şimdi anımsayamadığım bir yazar şiire heveslenenlere şöyle bir öneride bulunuyordu: Önce Yunus'u okuyun. Sonra Yunus'u okuyun. Sonra tekrar Yunus'u okuyun. Sonrasında istediğiniz şairden devam edebilirsiniz. Katılmamak mümkün değil. Şiire heveslenenlerin başlangıç kitabı olmalı.
150 syf.
Yunus Emrenin eserleri Şu zaman açısından okunmasi ve okutulmasının büyük fayda sağlayacağını düşünüyorum cünkü günümüz insanının ihtiyacı olan sevgi,hoşgörü ve güzel ahlak adına çok büyük katkılar sunuyor.. Tasavvuf yönüyle insani etki altisina almayı başarıyor Divan siirlerinden oluştuğu için anlaması zor olsada insanın içini ferahlatan ufkunu açan eserleri oldukça başarılı.
140 syf.
·2 günde·10/10
Bilmeyen ne bilsin bizi,bilenlere selâm olsun demişsin..Selâmların en güzeliyle selâm olsun güzel yüreğine..

Yunus'un hikayesi nasıl başlıyor ? Yunus'u Yunus yapan neydi,Nasıl Yunus Emre oldu sorularıyla biraz anlamaya çalışalım bu koca yürekli adamı..
Yunus'un yaşadığı dönem bir kıtlık dönemi imiş,Halk açlık ve sefalet içinde..Halkın bu hali Yunus'un o güzel yüreğine dokunur ama elden de birsey gelmez,Derin düşüncelere dalarmış.O günlerde bir büyük insandan bahsedilmekteymiş..Yokluk çeken insanlara yardım ettiği dilden dile dolaşan,onlara buğday dağıtan bir zât, Hacı Bektaş Veli..

Elinde başka bir çözüm gelmeyen Yunus, Hacı Bektaş Veli'den yardım alabilmek için düşer yollara..Giderken de böyle bir Veli'nin huzuruna eli boş çıkmayı uygun görmez,yol kenarlarından alıç meyveleri toplayarak gider..Uzun bir yolculuktan sonra, dergaha ulaşır.Geliş sebebini dervişlere bildirir.Durumu Bektaş-i Veli'ye anlatan dervisler ,Yunus'u onun karşisina çıkartir.Yunus hemen elindeki alıçları Bektaş veli'ye uzatir.Ve durumu anlatmaya başlar. Buğday ister..Bektaş veli ,Yunustaki manevi potansiyeli hisseder.Hemen göndermek istemez.Bu sebeple bir kac gün dergahta misafir edilir. Yunus'un derdi ise,bir an evvel Buğdayı alıp,köyüne dönüp, ailesinin sıkıntılarını bir nebze hafifletmek istemesiymiş..Ve yunus'un hikayesi "Buğday mı istersin, himmet mi ?" sorusuyla başliyor..

Bektaş Veli 'nin sorusuna Yunus, Buğday diyerek karsilik veriyor..
Bektaş veli durumun farkindadir, tekrar sordurtur dervişlere..
"İsterse getirdiği alıçların her bir tanesi için kendisine himmet edeyim" der.
Ama Yunus ailesinin sıkıntılı durumundam dolayı başka birsey düşünemez ve tekrar red eder.ısrarla Buğday ister.
Yunus'a üçüncü defa teklifte bulunur.
"-isterse getirdiği alıçların çekirdeklerinin on katı kadar,kendisine himmet edeyim"der.
Fakat Yunus, himmet degil bugday derdindedir..Buğdaylari alıp yola koyulan Yunus yoldayken yavaş yavaş pişmanlık duymaya başlar. Aklı başına gelir ve geri döner.Himmeti ister.. Bektaş veli artik aradigi himmetin kendisinde degil, Tapduk Emre de oldugunu ,ondan almasi gerektigini dile getirir.Tabduk Emre ve Yunus'un girdikleri süreç onu Yunus Emre yapar.

Destansı,masalsı bir süreç belki.. İnanması çok güç şeyler anlatılsa da, insan neden olmasın ki diyebiliyor..Benim okuduğum Kitap, karanfil yayınları ,175sayfadan oluşuyor. Dili sade, sadece şiirlerinde bilmedigimiz kelimeler var ,onlarda hemen alt kisimda, kelimelerin karşiligi verilmiş halde. Kısa kısa hikayeler var.Çoğunu biliyordum diyebilirim.Yazdiği şiirler onun kocaman bir yureği olduğunu, dünya görüşünü net bir şekilde belli ediyor.Sana taş atana sen gül at deyiminin karşılığıdır Yunus Emre.. Sadece bir şair değildir, Yunus Emre, bir düşünür,ilim ve irfan sahibi bir Veli'dir..Geçmişin bize bıraktığı en güzel hazinelerdendir.Değerlerimizin kıymetini bilip yaşatmakta bizim elimizdedir..

Çoğumuzun bilmediği,benim de bilmeyip kitapta öğrendiğim bir konuyu da sizinle paylaşmak istiyorum.Yunus Emre'nin mezari oldugu düşünülen 10ayrı yer varmış.Bunun sebebi olarak, hem belli net kaynaklar olmayişiymiş hem de çok fazla sevilen bir insan olduğu ve cogu yeri gezdigi için, herkes sahiplenmiş ve türbe yapmıştır. Bir başka sebep ise ondan etkilenip,coluk çocuguna bu ismi verip,onlarin ölmesiyle oluşan mezarlarmiş..

Tahmin edilen on mezar :

1.Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de (şimdiki adı,Yunus Emre köyü)
2.Karaman ilinde Kirişçi Baba diğer adıyla Yunus Emre Camii'nin bahçesinde.
3.Niğde-Ortaköy'de Ziyarettepe adıyla anılan türbede.
4.Manisa'ın Kula ilçesinin Emre Sultan adlı köyünde.
5.Erzurum yakınlarındaki Dutçu köyünde.
6.Isparta ilinin Keçiborlu ilçesi yakınlarında.
7.Afyon'un Sandıklı ilçesinin Yeniçay köyünde.
8.Ordu'nun Ünye ilçesinde.
9.Sivas yakınlarında.
10.Aksaray ilinin Ortaköy'ünde.

Bir dörtlüğüyle bitirelim incelemeyi,herkese keyifli okumalar dilerim..

Ya elim al kaldır beni
Ya vasılına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni Aşk n'eyledi..

**** ***** ***

Yazarın biyografisi

Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 482 okur beğendi.
  • 592 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 503 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları