Yunus Emre

Yunus Emre

Yazar
8.8/10
192 Kişi
·
608
Okunma
·
499
Beğeni
·
8.925
Gösterim
Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.
Kişinin hayzidir ağzında gaybet
Ki gaybet söyleyen bulmaya rahmet

(kişinin ağzındaki dedikodu kadının hayiz hali gibidir. Gıybet eden kişiler Allah'in rahmetini bulamaz)
Ağla gözüm ağla, gülmezem ayruk
Gönül dosta gider, gelmezem ayruk
Ne gam bunda bana, bin gez ölürsem Anda ölüm olmaz, ölmezem ayruk

Yansın canım, yansın aşkın oduna
Aksın kanlı yaşım aksın, silmezem ayruk Göyündüm aşk ile, ta kül olunca
Boyandım rengine, solmazam ayruk...

https://youtu.be/l2rJ_1dR_LE
Hoştur bana Senden gelen,
Ya hıl'atü yahut kefen;
Ya taze gül, yahut diken,
Lûtfun da hoş, kahrın da hoş.
Yusuf'u kaybettim Kenan ilinde
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz
Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz
Bu ne yaredir ki çare bulunmaz

Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Yunus öldü deyu selan verirler
Ölen beden imiş, aşıklar ölmez
Ya elim al kaldır beni. Ya vaslına erdir beni.
Çok ağlattın güldür beni. Gel gör beni aşk neyledi.
Hoştur bana Senden gelen,
Ya hıl'atü yahut kefen;
Ya taze gül, yahut diken,
Lûtfun da hoş, kahrın da hoş.
140 syf.
·5 günde·9/10
Uzun süre okumak isteyip de okuyamadığım bir kitaptı. 100 Temel Eser içerisinde olması zaten benim okumam için sebepti. Tabi okumaya iten TRT 1' de Yunus Emre'yi anlatan dizi de oldu ya neyse... Kitaba geçelim...

Benim okuduğum yayınevi Kumsaati'ydi. Dili baya ağır geldi bana. Yabancı kelimeler çoktu ama içerisinde alınacak alıntılar ve o dersler harika.. Tüm şiirler dörtlükten olmuşmuş. Şiirlerin en son satırı en can alıcı nokta olmuş ve kendi ismiyle bağlamış. İçerisindeki şiirlerin yarısı ilahi olmuş. Tasavvufi yönünü hiç dememe gerek yok zaten özdeşleşmiş bir isim.

Kısa bir kitap gayet güzel ve okunulabilir. Lütfen güzel bir yayınevinden güzel bir dille okumanızı tavsiye ederim. Ağır kelimeler sizi uzaklaştırmasın... İyi okumalar...
400 syf.
·47 günde·10/10
Yunus Emre'ye dair gerçek bilgi ve araştırmalar ışığında yazılmış bir kaynak kitap. Kitabın girişinde 73 sayfa ile anlatılan Yunus Emre biyografisi ve incelemeleri Yunus'a dair çok güzel bilgiler içeriyor. Şiirlerini bitirmek öyle hemen mümkün değil tabi o anlamda okumalarım devam edecek. Yazar Rahmetli Cahit Telli büyük bir titizlik ve emekle hazırlamış. Çok değerli bir kitap.

Buradan Yunus Emre'nin Karaman Sarayında sözü geçen bir Türkmen Kocası olduğunu, siyasi olaylara karıştığını, Karamanoğlu Süleyman Bey'in bir hükümet devirme olayına karıştığını ve devrilmek istenen Alâeddin Ali Bey'in yokluğunda gerçekleşen darbeyi dönünce bastırıp yöntemini tekrar geri aldığını ve darbeye karışanlar arasında ismi sayılan Yunus Emre'nin idam edilerek öldüğünü öğrendim. Mezarı Karaman'dadır.
140 syf.
·Beğendi·10/10
esl söz yazarları aşiqlər olmuşdur.... sanki yaradan öncə aşq bəlasın göndərib, sonra söz devasın verir.........
140 syf.
·Beğendi·9/10
Yunus Bey ne yapıyorsunuz diyerek cümleme başlayacağım.
Öncelikle farklı yayınlardan farklı şekilde okumanız çok doğal yani mesela A yayıncılık ile harika okuyup anlarken B yayıncılıkta okuduklarınızı anlamak daha zor olabilir kesinlikle. Ancak bunu şöyle aşabilirsiniz. Almadan önce yayına bakarsanız dil sade mi ya da yazılan dilin manası da verilmiş alt ya da yan sayfa şeklinde. Bu şekilde değilse almayın. Onlar emek harcamamış sizde onlara para kazandırmayın boş yere.
Kitaba değinecek olursak şiirler çok güzel. Özellikle ben Ben Yürürüm Yane Yane şiirini çoğumuz biliyoruz. Önemli olan anlaşılabilir yayıncılıklardan almak. Yoksa açık söyleyeyim kitabı beğenmezsiniz. İyi okumalar ..
140 syf.
·10/10
Bana göre özet niteligindeki en anlamli misralari sunlar: "Tâ‘at kılan uçmagıçün dîn tutmayan Tamu içün
Ol ikiden fârig olur neye benzer bu işâret" Gunumuzde yanlis dillendirilen bi durumu aydinlatiyo yunus emre . Ne cenneti istedigimiz ne de cehennemden korkuttugumuz icin ibated etmemiz gerektigini, bunlardan öte gayenin Allah'in sevgisini kazanmak oldugunu, insanin asil bunun icin caba gostermesi gerektigini söylüyo . cenneti istedigi veya cehennemden korktugu icin degil
140 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil
......

Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim
Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.
Ben gelmedim da'vi için benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim
......
Bana bir cok şeyi öğrettigin icin sana minnettarim yunus emrem. Cocuklugumdan beri sakladigim bir siir kitabin var ve o benim sahip oldugu tek siir kitabim.
140 syf.
"Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler" adlı kitabını, 7. sınıfta, bir gün sınıfça kitap fuarına giderken almıştım. Aldığım o gün, okumaya başladım.Yunus Emre'nin şiirlerini...
Kitabın dili biraz ağır olsa da, şiirlerinin hepsi muhteşemdi..
Yunus Emre'nin şiirlerinin kulaklarınızda ninni, dilinde ilâhi olarak çınlayıp durduğunu hayretle farkedeceksiniz. Bu güzel kitabı herkese tavsiye ederim..
140 syf.
·1 günde·Puan vermedi
13.yy ve 14.yy yaşamış halk ozanı Yunus Emre şiirlerinde ilk göze çarpan taraf: derin bir insan sevgisi ve 'bana seni gerek seni' dediği ;sarsılmaz bir Yaradan aşkı.Mısralar sürekli bu aşk ve sevgi çemberinde dönüp duruyor ;dertli bir dolap gibi.Yunus'un tüm derdi Yaratılanların özündeki bu sevgiyi açığa çıkarmak;kendine özgü dizeleri ise bu işin en büyük şahidi.
Yunus şiirini bir nesneye benzetmek gerekseydi bu ab-ı hayat yani su olurdu.

Su gibi kokusuz ve renksizdir şiiri;hiçbir tarikat,millet,mezhep tarafında değildir,en büyük marifeti insanlıkta bulur.
Su gibi berraktır şiiri;dünyevi ihtiras ve şehvet kirletmemiştir şiirini;menfaatsiz muhabbet aranır,ibadetlere Cennet'i bile aracı etmez,Yaradan aşkı muhabbettin kaynağıdır.
Su gibi yerinde duramaz akar;her yüzyıla,her nesile,her toprağa cansuyunu akıtır,susamış gönüllere hayat olur.

Yunus'un kendisi Yunus'un şiirleridir.
HAYAT FELSEFESİ: "Yaradılanı sevelim yaradandan ötürü."
HAYATA GELİŞ AMACI:
"Ben gelmedim dava için
Benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim"
HAYATININ ÖZETİ:
Canlar canını buldum bu canım yağma olsun.
Bostanlar başın buldum bostanım yağma olsun.
Viran gönül nur doldu Cihanım yağma olsun.

Yunus divanının dili;kimi şiirlerinde tasavvuf öğretisine dair bazı terimler kullandığı için bazen sözlük kullanmayı gerektirebiliyor.Bu noktaları internetten kelimeleri yazarak aştım.Çoğu şiiri ise her seviyeden insanın anlayacağı dil yapısına sahip.13. ve 14.yy yazıldığı düşünülürse ve halen anlaşılabilir olması Yunus'un Türkçesi adına büyük bir zafer.Türkçenin bir edebiyat dili olmasında Yunus'un büyük etkisi vardır;ta Aşık Veysel'e ulaşacak bir şecere de tüm halk ozanlarını etkilemiştir.
Anlatım açısından değerlendirmek gerekirse;bu derece halk arasında ve ortalama kelimeler kullanarak bu derece özgün olmak ;benzeri bir daha biraraya getiremeyecek mısralar kurmak ;kimselere Yunus kadar nasip olmamıştır.Yunus meseleyi; çok uzatmadan detaylara boğmadan saf sevgi temelinden anlatıyor.Kütüphaneler dolusu meseleyi bir kaç satırla özünden anlatır Yunus.
En sevdiğim Yunus mısrasıyla son vermek istiyorum.Esen kalın,iyi okumalar.

"BALLAR BALINI BULDUM
KOVANIM YAĞMA OLSUN"

https://youtu.be/uEQK3b_7OeU
140 syf.
·2 günde·10/10
Bilmeyen ne bilsin bizi,bilenlere selâm olsun demişsin..Selâmların en güzeliyle selâm olsun güzel yüreğine..

Yunus'un hikayesi nasıl başlıyor ? Yunus'u Yunus yapan neydi,Nasıl Yunus Emre oldu sorularıyla biraz anlamaya çalışalım bu koca yürekli adamı..
Yunus'un yaşadığı dönem bir kıtlık dönemi imiş,Halk açlık ve sefalet içinde..Halkın bu hali Yunus'un o güzel yüreğine dokunur ama elden de birsey gelmez,Derin düşüncelere dalarmış.O günlerde bir büyük insandan bahsedilmekteymiş..Yokluk çeken insanlara yardım ettiği dilden dile dolaşan,onlara buğday dağıtan bir zât, Hacı Bektaş Veli..

Elinde başka bir çözüm gelmeyen Yunus, Hacı Bektaş Veli'den yardım alabilmek için düşer yollara..Giderken de böyle bir Veli'nin huzuruna eli boş çıkmayı uygun görmez,yol kenarlarından alıç meyveleri toplayarak gider..Uzun bir yolculuktan sonra, dergaha ulaşır.Geliş sebebini dervişlere bildirir.Durumu Bektaş-i Veli'ye anlatan dervisler ,Yunus'u onun karşisina çıkartir.Yunus hemen elindeki alıçları Bektaş veli'ye uzatir.Ve durumu anlatmaya başlar. Buğday ister..Bektaş veli ,Yunustaki manevi potansiyeli hisseder.Hemen göndermek istemez.Bu sebeple bir kac gün dergahta misafir edilir. Yunus'un derdi ise,bir an evvel Buğdayı alıp,köyüne dönüp, ailesinin sıkıntılarını bir nebze hafifletmek istemesiymiş..Ve yunus'un hikayesi "Buğday mı istersin, himmet mi ?" sorusuyla başliyor..

Bektaş Veli 'nin sorusuna Yunus, Buğday diyerek karsilik veriyor..
Bektaş veli durumun farkindadir, tekrar sordurtur dervişlere..
"İsterse getirdiği alıçların her bir tanesi için kendisine himmet edeyim" der.
Ama Yunus ailesinin sıkıntılı durumundam dolayı başka birsey düşünemez ve tekrar red eder.ısrarla Buğday ister.
Yunus'a üçüncü defa teklifte bulunur.
"-isterse getirdiği alıçların çekirdeklerinin on katı kadar,kendisine himmet edeyim"der.
Fakat Yunus, himmet degil bugday derdindedir..Buğdaylari alıp yola koyulan Yunus yoldayken yavaş yavaş pişmanlık duymaya başlar. Aklı başına gelir ve geri döner.Himmeti ister.. Bektaş veli artik aradigi himmetin kendisinde degil, Tapduk Emre de oldugunu ,ondan almasi gerektigini dile getirir.Tabduk Emre ve Yunus'un girdikleri süreç onu Yunus Emre yapar.

Destansı,masalsı bir süreç belki.. İnanması çok güç şeyler anlatılsa da, insan neden olmasın ki diyebiliyor..Benim okuduğum Kitap, karanfil yayınları ,175sayfadan oluşuyor. Dili sade, sadece şiirlerinde bilmedigimiz kelimeler var ,onlarda hemen alt kisimda, kelimelerin karşiligi verilmiş halde. Kısa kısa hikayeler var.Çoğunu biliyordum diyebilirim.Yazdiği şiirler onun kocaman bir yureği olduğunu, dünya görüşünü net bir şekilde belli ediyor.Sana taş atana sen gül at deyiminin karşılığıdır Yunus Emre.. Sadece bir şair değildir, Yunus Emre, bir düşünür,ilim ve irfan sahibi bir Veli'dir..Geçmişin bize bıraktığı en güzel hazinelerdendir.Değerlerimizin kıymetini bilip yaşatmakta bizim elimizdedir..

Çoğumuzun bilmediği,benim de bilmeyip kitapta öğrendiğim bir konuyu da sizinle paylaşmak istiyorum.Yunus Emre'nin mezari oldugu düşünülen 10ayrı yer varmış.Bunun sebebi olarak, hem belli net kaynaklar olmayişiymiş hem de çok fazla sevilen bir insan olduğu ve cogu yeri gezdigi için, herkes sahiplenmiş ve türbe yapmıştır. Bir başka sebep ise ondan etkilenip,coluk çocuguna bu ismi verip,onlarin ölmesiyle oluşan mezarlarmiş..

Tahmin edilen on mezar :

1.Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de (şimdiki adı,Yunus Emre köyü)
2.Karaman ilinde Kirişçi Baba diğer adıyla Yunus Emre Camii'nin bahçesinde.
3.Niğde-Ortaköy'de Ziyarettepe adıyla anılan türbede.
4.Manisa'ın Kula ilçesinin Emre Sultan adlı köyünde.
5.Erzurum yakınlarındaki Dutçu köyünde.
6.Isparta ilinin Keçiborlu ilçesi yakınlarında.
7.Afyon'un Sandıklı ilçesinin Yeniçay köyünde.
8.Ordu'nun Ünye ilçesinde.
9.Sivas yakınlarında.
10.Aksaray ilinin Ortaköy'ünde.

Bir dörtlüğüyle bitirelim incelemeyi,herkese keyifli okumalar dilerim..

Ya elim al kaldır beni
Ya vasılına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni Aşk n'eyledi..

**** ***** ***

Yazarın biyografisi

Adı:
Yunus Emre
Unvan:
Ozan
Doğum:
Eskişehir, 1240
Ölüm:
Eskişehir, 1321
Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre’nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy’ de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre’nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadolu’yu dolaştığı, Mevlana’yı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

Destansı Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehir’e yakın Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli’nin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunus’un samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunus’un buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus “ Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.

Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre’ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emre’yi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre’yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre’nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Taptuk Emre’den ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner ama Taptuk Emre’ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus’un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçe’yi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunus’un her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunus’un şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah’ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre’’nin “Risalettü’n- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 499 okur beğendi.
  • 608 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 519 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları