Yusuf Kerimoğlu

Yusuf Kerimoğlu

Yazar
9.1/10
22 Kişi
·
33
Okunma
·
11
Beğeni
·
2.861
Gösterim
Adı:
Yusuf Kerimoğlu
Tam adı:
Hüsnü Aktaş
Unvan:
Din adamı,yazar
Doğum:
Burdur, 1950
1950 yılında Burdur’un Askeriye Köyü’nde doğdu. Temyiz yaşında iken Kur’an okumaya ve Arapça öğrenmeye başladı. İlk öğrenimini köyünde, orta öğrenimini Burdur’da ve Lise öğrenimini Antalya’da tamamladı.
Önce Ankara Üniversitesi DTCF Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kayıt yaptırdı. Anarşi sebebiyle eğitimine devam edemedi. (1968) Daha sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne girdi ve mezun oldu. (1969-1973) Ankara Diyanet İşleri Bakanlığı’nda memurluk, Giresun Müftülüğü’nde Şeflik, Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı, Sakarya Devlet Mimarlık-Mühendislik Akademis’inde Kütüphane Müdürlüğü ve okutmanlık yaptı. 12 Eylül Askeri Harekatı’nda gözaltına alındı ve 1981 yılında devlet memurluğundan ayrıldı.
Yazı hayatına lise öğrenciliği döneminde, çeşitli dergi ve gazetelerla makale yazarak başladı. 1969’da yılında “İmanlı Büyük Türkiye” gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu gazetede yer alan iki yazıdan dolayı, ‘Devletin temel nizamlarını dine uydurmak için propaganda yaptığı’ (TCK’nun 163. maddesini ihlâl) gerekçesiyle mahkemeye verildi. Daha sonra haftalık “Hüryol” gazetesinde denemeleri ve incelemeleri yayınlandı.
1974 yılında bir grup arkadaşıyla beraber “Yeni Ölçü” dergisini çıkardı ve bu derginin genel yayın müdürlüğünü yaptı. (1974-1979) Aynı yıllarda, Türkiye Din Görevlileri Federasyonu’nda görev aldı. Türkiye Yazarlar Birliği ‘nin kurucuları arasında yer aldı. Aylık ‘Yeni Ölçü’ dergisini yayına hazırladı ve ‘Genel Yayın Müdürü’ görevini yerine getirdi.
1979 yılından itibaren haftalık “Şura, Tevhid ve Hicret” gazetelerinde makaleleri ve incelemeleri yayınlandı. Bu dergilerde yayınlanan yazılarından dolayı, TCK’nun 163, 312 ve 5816 Sayılı Kanunlarına muhalefet ettiği gerekçesiyle defalarca mahkemeye verildi. 12 Eylül Askeri Harekatı’ndan sonra tutuklandı. Ankara Ulucanlar Kapalı Cezaevi ve Mamak Askeri Cezaevi’nde kaldı.
1981 yılından itibaren, bazı günlük gazetelerde ve aylık dergilerde (müstear isimle) incelemeleri yayınlandı. Milli Gazete’de köşe yazarlığının (A. Hikmet Bircanlı) yanında, (Yusuf Kerimoğlu) müstear ismiyle “Fıkıh Köşesi”ni hazırladı ve aynı yıllarda (İbrahim Taha Emre) müstear ismiyle, roman ve hikayeleri yayınlandı.
“Kelimeler ve Kavramlar” isimli eseri, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından (fikir dalında) Yılın Eseri Ödülü’ne layık görüldü.(1983) ‘Medeni Vahşet’ isimli eserinden dolayı tutuklandı. (Kasım 1984) Bir yıl sonra ‘zaman aşımı’ gerekçesiyle açılan dava düşürüldü ve 1985 yılının son ayında, Ankara Mamak Askeri Cezaevi’ndan tahliye oldu.
1987 yılından itibaren kurucuları arasında bulunduğu haftalık “Vahdet Gazetesi”nde makaleleri ve incelemeleri yayınlandı.
Düşüncelerinden ve inançlarından dolayı mahkûm edilen insanların meseleleriyle ilgilenecek (onların dertlerini dert edinecek) bir vakfın kurulması gerektiği fikrini ortaya atmış ve kısa bir süre sonra Abdullah Büyük, M. Emin Bostancıoğlu, Ahmet Töret, Satılmış Türkmenli, Yusuf Akmaz ve İbrahim Koca’nın da kurucuları arasında yer aldığı “Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı”nın faaliyete geçmesini sağladı.(1989) Bu vakfın, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi.
‘Devletin temel nizamlarını İslâm’a uydurmak için propaganda yaptıkları’ gerekçesiyle cezaevlerinde bulunun müslülmanlara yardım ettiği gerekçesiyle Vahdet Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte mahkemeye verildi ve tutuklandı. (1997) Yapılan duruşmalar sonucunda beraat etti.
1990 yılından itibaren aylık “Misak” mecmuasını çıkardı. Bu dergide yayınlanan iki makalesinden dolayı (TCK’nun 312. maddesine muhalefet) mahkemeye verildi. Günlük “Beklenen Vakit ve Akit” gazetelerinde “Fıkıh Köşesi”ni hazırladı. (1993-2002).
Halen Misak Mecmuası’nın editörlüğü ve “Vahdet Vakfı” Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmeye devam etmektedir. (2009)
Sosyal sistemin temelinde, insanların tercih ettikleri dünya görüşlerinin ve üzerinde anlaştıkları ahlâki değerlerin müstesna bir yeri vardır. Sosyal sistem; insanların kanun zoruyla değil, gönülden benimsedikleri değerlerle inşaa edilen bir sistemdir.
Asırlarca devam eden bir devletin; her dönemde aynı esaslara riayet ettiğini söylemek, elbette mümkün değildir. Ancak kuruluş ve yükseliş döneminde "Kerim Devlet" vasfını muhafaza ettiği ve Osman Gazi'nin vasiyetine uygun davrandığını söylemek mümkündür. Kanunî Döneminden ve bilhassa Tanzimat Fermanının ilanından sonra "Örfi Hukuk" adı verilen düzenlemeler, devlet siyasetinin belkemiğini oluşturmaya başlamıştır. İslamın temel hedeflerini, maslahatı ve hikmeti bir kenara bırakan, hatta dünyevileşme hastalığına tutulan sultanlar; kendi şahsi tercihlerine göre, yeni "devlet politikaları" tesbit etmeye başlamışlardır. Batılılaşma rüzgarı; bazı Osmanlı devlet adamlarının gayretiyle, fırtınaya dönüşmüştür.
" Mükellef bir ameli eda etmeden önce,o amelle ilgili bilgileri öğrenmek ve kat'i bir niyete sahip olmak mecburiyetindedir. "
" Arzusunu İslam'a tabi kılmayan ve ihlasla ibadet etmeyen bir mükellefin,imtihanı kazanması mümkün değildir. "
İslam fıkhında hakimiyet, kayıtsız ve şartsız olarak Allah'a mahsus olan bir haktır. İktidar ise, yeryüzünün halifesi olan insanoğluna, imtihan için tevdi edilmiştir. İslam fıkhını esas alan bir devletin; hem Allah'ın hukukunu koruması, hem insanlığa hizmet etmesi farzdır.
"Cumhuriyet, halkın doğrudan, ya da seçtiği temsilciler aracılığı ile egemenliği elinde tuttuğu yönetim biçimi. Cumhuriyet sözcüğü Arapça'da toplu durumda bulunan kavim ya da ulus anlamına gelen `cumhur'a dayanır. `Cumhuri' cumhura, yani ulusa ilişkin demektir. Cumhuriyet egemenliğin halka ait olduğu hükümet biçimi demektir. Dikkat edilirse; batıdaki respublica (cumhuriyet) kavramı, egemenliğin (hâkimiyetin) kayıtsız ve şartsız insana (halka) ait olmasını gündeme getirmektedir. Mesele bu açıdan ele alındığı zaman, islâm dini ile cumhuriyet ideolojisinin, taban tabana zıt olduğu kavranır. Zira Kur'an-ı Kerim'de, Resûl-i Ekrem (sav)'e hitaben: "İnsanlar arasında Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmet! Sakın onların (insanların) hevâ ve heveslerine uyma!" hükmü beyan buyurulmuştur. Dolayısıyla hiç kimsenin; Allahû Teâla (cc)'nın hükümlerine mukabil olmak ve onların yerine geçmek üzere hüküm icad etmesi caiz olmadığı gibi, küfür ahkâmına tâbi olması da caiz değildir. Ayrıca Resûl-i Ekrem (sav)'in: Nefsim yed-i kudretinde olan Allahû Teâla (cc)'ya yemin olsun ki, arzusunu İslâm'a tâbi kılmayan kimse iman etmiş olmaz.1o buyurduğu sabittir. Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız Allahû Teâla (cc)'ya aittir. Molla Hüsrev: Siyerû'l-Ecnas'ta kaydedildiğine göre bir kimse başkasına küfür (ahkâmı) ile emretmek için azmeylese, sırf bu azmi sebebiyle kâfir olur. ayet bu kimse kelime-i küfrü konuşsa ve bir cemaat de o konuşanın sözünü kabul eylese, o cemaatin hepsi kâfir olur" diyerek, hâkimiyet noktasındaki inceliğe işaret etmiştir.
Batı toplumlarındaki cumhuriyet (respuhlica) anlayışı, egemenliğin (hâkimiyetin) kayıtsız ve şartsız topluma ait olmasını gündeme getirir. Dolayısıyla ideolojik bir mahiyet arzeder.
" Allahu Teala ( cc )'nın mülkünde,O'nun verdiği rızıklarla hayatını devam ettiren her insan;heva ve heveslerini bir kenara bırakmak mecburiyetindedir. "
240 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yazar bu kitabında adeta " islami bir hareketin " nasıl olması gerektiğini anlatıyor.
Kitap üç bölümden oluşmakta olup; birini bölümde islamın temel hedefi,hayatın manası,ikinci bölümde islami cemaatin temeli olan " şura ",siyaset,yönetim ve adalet gibi konular,üçüncü sosyal sisteme giriş konu başlığı altında ( güzel ahlak,edep,vazife ve mesuliyet şuuru ) anlatılıyor.
Kitabın sonunda ise kısa bir değerlendirme var.Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yusuf Kerimoğlu
Tam adı:
Hüsnü Aktaş
Unvan:
Din adamı,yazar
Doğum:
Burdur, 1950
1950 yılında Burdur’un Askeriye Köyü’nde doğdu. Temyiz yaşında iken Kur’an okumaya ve Arapça öğrenmeye başladı. İlk öğrenimini köyünde, orta öğrenimini Burdur’da ve Lise öğrenimini Antalya’da tamamladı.
Önce Ankara Üniversitesi DTCF Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kayıt yaptırdı. Anarşi sebebiyle eğitimine devam edemedi. (1968) Daha sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne girdi ve mezun oldu. (1969-1973) Ankara Diyanet İşleri Bakanlığı’nda memurluk, Giresun Müftülüğü’nde Şeflik, Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı, Sakarya Devlet Mimarlık-Mühendislik Akademis’inde Kütüphane Müdürlüğü ve okutmanlık yaptı. 12 Eylül Askeri Harekatı’nda gözaltına alındı ve 1981 yılında devlet memurluğundan ayrıldı.
Yazı hayatına lise öğrenciliği döneminde, çeşitli dergi ve gazetelerla makale yazarak başladı. 1969’da yılında “İmanlı Büyük Türkiye” gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu gazetede yer alan iki yazıdan dolayı, ‘Devletin temel nizamlarını dine uydurmak için propaganda yaptığı’ (TCK’nun 163. maddesini ihlâl) gerekçesiyle mahkemeye verildi. Daha sonra haftalık “Hüryol” gazetesinde denemeleri ve incelemeleri yayınlandı.
1974 yılında bir grup arkadaşıyla beraber “Yeni Ölçü” dergisini çıkardı ve bu derginin genel yayın müdürlüğünü yaptı. (1974-1979) Aynı yıllarda, Türkiye Din Görevlileri Federasyonu’nda görev aldı. Türkiye Yazarlar Birliği ‘nin kurucuları arasında yer aldı. Aylık ‘Yeni Ölçü’ dergisini yayına hazırladı ve ‘Genel Yayın Müdürü’ görevini yerine getirdi.
1979 yılından itibaren haftalık “Şura, Tevhid ve Hicret” gazetelerinde makaleleri ve incelemeleri yayınlandı. Bu dergilerde yayınlanan yazılarından dolayı, TCK’nun 163, 312 ve 5816 Sayılı Kanunlarına muhalefet ettiği gerekçesiyle defalarca mahkemeye verildi. 12 Eylül Askeri Harekatı’ndan sonra tutuklandı. Ankara Ulucanlar Kapalı Cezaevi ve Mamak Askeri Cezaevi’nde kaldı.
1981 yılından itibaren, bazı günlük gazetelerde ve aylık dergilerde (müstear isimle) incelemeleri yayınlandı. Milli Gazete’de köşe yazarlığının (A. Hikmet Bircanlı) yanında, (Yusuf Kerimoğlu) müstear ismiyle “Fıkıh Köşesi”ni hazırladı ve aynı yıllarda (İbrahim Taha Emre) müstear ismiyle, roman ve hikayeleri yayınlandı.
“Kelimeler ve Kavramlar” isimli eseri, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından (fikir dalında) Yılın Eseri Ödülü’ne layık görüldü.(1983) ‘Medeni Vahşet’ isimli eserinden dolayı tutuklandı. (Kasım 1984) Bir yıl sonra ‘zaman aşımı’ gerekçesiyle açılan dava düşürüldü ve 1985 yılının son ayında, Ankara Mamak Askeri Cezaevi’ndan tahliye oldu.
1987 yılından itibaren kurucuları arasında bulunduğu haftalık “Vahdet Gazetesi”nde makaleleri ve incelemeleri yayınlandı.
Düşüncelerinden ve inançlarından dolayı mahkûm edilen insanların meseleleriyle ilgilenecek (onların dertlerini dert edinecek) bir vakfın kurulması gerektiği fikrini ortaya atmış ve kısa bir süre sonra Abdullah Büyük, M. Emin Bostancıoğlu, Ahmet Töret, Satılmış Türkmenli, Yusuf Akmaz ve İbrahim Koca’nın da kurucuları arasında yer aldığı “Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı”nın faaliyete geçmesini sağladı.(1989) Bu vakfın, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi.
‘Devletin temel nizamlarını İslâm’a uydurmak için propaganda yaptıkları’ gerekçesiyle cezaevlerinde bulunun müslülmanlara yardım ettiği gerekçesiyle Vahdet Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte mahkemeye verildi ve tutuklandı. (1997) Yapılan duruşmalar sonucunda beraat etti.
1990 yılından itibaren aylık “Misak” mecmuasını çıkardı. Bu dergide yayınlanan iki makalesinden dolayı (TCK’nun 312. maddesine muhalefet) mahkemeye verildi. Günlük “Beklenen Vakit ve Akit” gazetelerinde “Fıkıh Köşesi”ni hazırladı. (1993-2002).
Halen Misak Mecmuası’nın editörlüğü ve “Vahdet Vakfı” Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmeye devam etmektedir. (2009)

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 33 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 17 okur okuyacak.