Ziya Kazıcı

Ziya Kazıcı

YazarDerleyen
7.3/10
12 Kişi
·
74
Okunma
·
13
Beğeni
·
1.249
Gösterim
Adı:
Ziya Kazıcı
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
Şanlıurfa, 1945
1945 Yılında Şanlıurfa Bozova Karacaviran’da doğdu. 1965 yılında Kahramanmaraş İmam-Hatip Okulu’nu, 1969 yılında da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdi. Mezuniyetinden sonra Isparta İ.H.L.’ne öğretmen olarak atandı. Askerlik görevini yaptıktan sonra tayin edildiği Kandıra Lisesi’nde öğretmen ve yönetici olarak çalıştı. Fakültemizdeki görevine YİE döneminde 1974 yılında asistan olarak başladı. Bu Enstitü’ye 1977 yılında öğretim üyesi ve müdür yardımcısı olarak atandı. 1983 yılında Atatürk Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde ‘Osmanlılarda İhtisab Müessesi’ adlı doktora tezini verdi. 1987 yılında doçent, 1993 yılında da profesör ünvanını aldı.
'Kuruluş dönemi hariç tutulacak olursa,coğrafi konumu itibariyle sadece bir Asya,bir Avrupa veya bir Afrika devleti olarak isimlendirilemeyecek olan Osmanlı Devleti,âdeta medeniyetlerin harman olduğu bir coğrafyada gelişip büyüyen bir dünya devleti haline geldi.'
(Batı) hiçbir ilgisi olmadığı halde bir sanayi mamülünün yanına bir kadın resmi koyup reklamcılığa başladı. Bu arada erkeğin kadına karşı olan zaafını da istismar etti. Böylece HEM KADINI İFFETTEN UZAKLAŞTIRDI, HEM DE MALINI SATTI. Halkın mala olan ihtiyacı ile erkeğin kadına olan zaafını birleştirdi.
Islam dünyasında ilim ve ibadet birbirlerinden ayrilmayanniki unsur olarak kabul edildiği için tıp ilmi ge hastanelerle ilgilenmek bir emir olarak telâkki ediliyordu. Bu sebeple İslam aleminde bazı tıbbi keşiflerin yapıldığı görülür. Kan dolaşımının keşfi, bazı mikrop ve ilaçların bulunması bu konuda akla ilk gelenler olarak zikredilebilir. Buna karşılık olarak Batı aleminde herhangi bir ilaçla tedavi olmak, tanrıya güvensizlik olarak kabul ediliyordu. Hunke'nin de belirttiğine göre Hıristiyan aleminde dinden başka ilaç aramak, manevî ilaçlardan başkasını kullanmak, hele hekim olarak eliyle bir şeyler yapmak ve cerrahi araçlar kullanmak büyük bir serefsizlikti.
Ömer Yaşar
Ömer Yaşar Sultan Abdülhamid ve Dönemi : Osmanlı Devleti'yi inceledi.
312 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Tek kelimeyle "mükemmel" bir kitap.
Uzun uzun yazardım ama gerek yok.
Tarihi seviyor ve anlamak istiyorsanız alın okuyun.
Kütüphanenizin tarih bölümünde muhakkak yer alması ve istifade etmeniz gereken bir kitap olarak düşünüyorum.
Attilâ
Attilâ Sultan Abdülhamid ve Dönemi : Osmanlı Devleti'yi inceledi.
312 syf.
·8 günde·9/10 puan
Sultanları sultanı en sevdigim şahsiyet, ll.Abdülhamid han.Yazacaklarım biraz uzun olabilir.
Ne yazıkki tarih yoksunu , kulaktan dolma bilgilere inanan bazi kesimler fransız müverrihlerinden (tarihçi ) Albert Vandal'ın
ortaya attığı "Le Sultan Rouge" (kızıl Sultan) olarak atlandırması ve bizim cahillerinde bu söze kanıp bu şekilde padişahı bilmeleri ne acı bir durum.
Gençliğinde boşdurmayan hep çalışan ticaret , borsa gibi birçok alanda çalışan bu zat padişah olunca da deneyimlerinden yararlanmıstır.
İsterseniz Sultan ll.Abdülhamid'in nasıl tahta geçtiğini, kısa bir değinelim
Agâbeyi 5.Murad tahta gectikten sonra birçok sıkıntıyla baş edemeyince, akıl dengesini kısmı olarak kayıp etti ondan sonrada Sultan ll.Abdülhamid devri başladı.
Çok şanssız olan ama Osmanlı için aranan kan niteliğinde olan padişah'ımız kucağında cok sorun bulmuştur.
Tabi kıvrak zekası tecrübeleri ve güvendiği kisilerle sorunların üstesinden gelmistir.
Bu sorunlar:
Kanun-i Esâsî, Tersâne konferansı, Londra protokolleri 1877-1878 olarak anılan 93 harbi gibi birçok sorunla uğraşmak zorunda kalmıştır.
Dilerseniz 93 harbine biraz değinelim
Her ne kadar Osmanli ve Rusya bu savaşı istemesede iclerinde bulunan uc kesimler bu savaşa girmelerine sebeb olmuştur.
Plevne kahramanı, Osmanpaşa'nın dillere destan kahramanlık öyküsü, Tarih'e damga vurmuştur.
Tabi bu birazda dış mihraplardan bahsedelim her zaman Osmanlı'nın yıkılmasını isteyen başta avrupa devletleri boş durmayıp yıllardır Osmanlı'ya bağlı olan balkan devletlerini millet-i sadıka olarakda anılan, Ermenileri Osmanlıya karşı kışkırtmayı becermislerdir.
Tabi 93 harbi başlayınca zat meclisi kapatıp ülkeyi uzun süre yönetmistir.
Çoğunlukla mekteplere, ilem'e ve hayır kurumlarına verdigi destek yadsınamaz.ll.Abdül Hamid en büyük hayali olan , panislâmizm için verdiği mücadele ve bu uğurda verdiği cabaları taktire şayan.
Osmanlı'nın başına bela olan Yeni Osmanlı olarak anılan (Jön Türkler ) ve İttihad ve Terakki cemiyetleri.
İttihad cemiyeti, en büyük hayali olan padisah'ın inmesini, dört gözle beklemiş sonra da beceriksiz yönetimiyle Osmanlı devletini balkan savaşlarına ve I.Dünya savaşına sokmuş sonrada ülkeden kaçmışlardır.
Son olarak biraz 31Mart Vak'asına , değinmek istiyorum
Sayet ll.Abdülhamid kızıl sultan olsaydı
1 saat gibi kısa sürede Selanik'ten İstanbul'a gelen "Avcı taburları" olarak anılan bu birlige hali hazırda bulunan l.ordu'ya emir vermesi yeterliydi.
O ki islam nurunu hayat felsefesi yapan bu şahsiyet , ben iki islam ordusunu birbirine kırdırmam demistir.

Padişah tahtan inince Alatini kösküne
Balkan savaşları patlak verincede Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirildi.
Bu sarayda gözlerini yumdu .
Divanyolu'ndaki Sultan ll.Mahmut türbesi'ne defnedildi.
Yazacak okadar çok sey varki padişah hakkında ama bu kadarı kafi.
Nurgül Dere
Nurgül Dere Sultan Abdülhamid ve Dönemi : Osmanlı Devleti'yi inceledi.
312 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sadece ülkemizde değil, 19. asır sonlarından, günümüze kadar dünyanın, üzerinde en çok konuşulan birkaç şahsiyetinden biri olan Sultan II. Abdülhamid'le ilgili bu araştırmada, dönemin kendi kaynaklarına ağırlık verilerek, objektif bir çalışmanın ortaya konulmasına gayret edilmiş.
368 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
Genelde İslam tarafgirliği düşüncesi ile yazılmış kitaplarda İslam: İnsanlar arasında barış, sevgi ve adaleti yerleştirmek üzere gönderilen, ırk, asalet ve cinsiyete bağlı üstünlük ve ayrıcalığa yer vermeyen bir din olarak anlatılır. Ancak bütün bu söylenenler koca bir yalandan başka bir şey değildir. İslam savaş dinidir. İslam'da adalet yoktur. Irk ayrımı yapar. Cinsiyet ayrımı yapar. Benim bu tür kitapları okumaktaki amacım, satır aralarında sıkıştırılan gerçekleri yakalamak.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ziya Kazıcı
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
Şanlıurfa, 1945
1945 Yılında Şanlıurfa Bozova Karacaviran’da doğdu. 1965 yılında Kahramanmaraş İmam-Hatip Okulu’nu, 1969 yılında da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdi. Mezuniyetinden sonra Isparta İ.H.L.’ne öğretmen olarak atandı. Askerlik görevini yaptıktan sonra tayin edildiği Kandıra Lisesi’nde öğretmen ve yönetici olarak çalıştı. Fakültemizdeki görevine YİE döneminde 1974 yılında asistan olarak başladı. Bu Enstitü’ye 1977 yılında öğretim üyesi ve müdür yardımcısı olarak atandı. 1983 yılında Atatürk Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde ‘Osmanlılarda İhtisab Müessesi’ adlı doktora tezini verdi. 1987 yılında doçent, 1993 yılında da profesör ünvanını aldı.

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 74 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 75 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.